Dun Londra'da bir saldiri oldu. Parlamento binasinin orada. Londra'nin en turistik yerlerinden biri. Cunku unlu Big Ben parlamento binasinin yani. Londraya gelip de oraya gitmeyen turist, sanirim, olmaz. Dolayisiyla haftanin hangi gunu, gunun hangi saati giderseniz gidin kalabliktir orasi.
Terorist bir arabayla koprunun ustundeki yayalari ezdi. O koprunun ustunde sagli sollu hep yayalar vardir. Fotograf cekerler. Bir yanindan Parlamento binasini cekersiniz, diger yaninda London Eye'i. Hani diyecegim o ki, saldirdiklari yer Londranin en kalabalik en turistik yerlerinden biri.
Biz de cok gideriz o tarafa. Misafirlerimiz geldiginde mutlaka gotururuz oraya. Hatta Ozanla ikimiz de gezmeye gideriz arada. Mesela evlilik yildonumuzde oraya yakin bir yerde yemek yemistik. Sonra o kopruden yuruyup gecmis, karsi kiyida (Southbank diyorlar oraya) dere kenerainda muzik dinlemistik. Hamileydim o zaman. Deniz daha karnimdaydi. Arabanin yayalari ezdigi kaldirimlarda durmus, etrafi izlemis, sohbet etmis, fotograf cekmistik. Bu saldiri o aksam da olabilirdi iste...
Sansa yasiyoruz. Dunyanin her yerinde bu ayni artik. O an, orada olmamamiz sans. O an sevdigimiz birisinin orada olmamasi bir sans. Dun bizim orada olmamaiz da sansti. Sadece sans. Turkiyedeki her patlamada da bunu hissediyorum. Haberi alir almaz, ailemi ve arkadaslarimi kontrol ediyorum. Sonra seviniyorum iyiler diye. O sevinci tarifsiz bir utanc izliyor. Bizim kadar sansli olmayanlari, ailelerini diusunup utaniyorum. Sonra o utanc icimdeki aciyi daha da dagliyor. Hep ayni siralama. Hep...
Dunyanin guzel bir yer olacagina dair inancimi kaybetmmmeye basladim. Uzun zamandir bu boyle. Turkiyeye dair umutlarim da dunyaya dair umutlarim da bir bir terk ediyorlar beni. Elimdekilere tutunmaya calisiyorum. En cokda Deniz icin. Ona umutsuzlugu ogretemem. Ona sevgisizligi ogretemem. Toparlanmam lazim biliyorum. Ama ne zaman biraz toparlasam kendimi yeni bir saldiri oluyor. Ya da yeniden bir luzumsuz politikaci cikip konusuyor. Turkiyede, amerikada, burada, her yerde. Her yerdeler cunku. Cunku adim adim dunyayi kotuluk kapliyor.
Nasil buyutecegiz biz bu cocuklari? Nasil, nerede yasayacagiz da koruyacagiz onlari bu igrenc insanlardan?
Aklimda hep bu sorular var.
Cunku her saldiri ardinda yakinlarini kaybedenlere buyuk acilar ve tum dunyaya an be an buyuyen bir kotuluk bulutu birakiyor. Cunku her saldiriyla fasizim buyuyor. Kutuplasmalar artiyor. Dunyanin tansiyonu yukseliyor.
Dunku saldirida da bu degismedi. Bazi insanlar aciya odaklanirken bazilari yine nefret kustu. Ve tabi ki nefretin odagi muslumanlar oldu. Yani biz. Boyle zamanlarda Avrupada olmak ne kadar zor biliyor musunuz? Cok zor, cok ama. Asla savunmayacagin bir gorusun cezasini sana kesiyor toplumun bir kismi. Neden? Cunku sen de muslumansin. Bu kadar iste.
Ama sasirmiyorum ben buna. Yillarca aynisini kurtlere hic acimadan yapmis bir cografyadan geldigim icin biliyorum bu gidisati. O yuzden oyle soylediklerinde aa neden boyle diyorlar diyemiyorum. Fasizmin kurali bu cunku. Boyle bu fasist dunya. Birileri birilerini guruplayip etiketleyip saldiriyor iste. Bir gun hepimiz bir sekilde kurbani olacagiz bu duzenin kacis yok.
Ote yandan bu igrenc duzenin parcasi olmak da yok. O yuzden ben hala kafami dik tutuyorum iste. Hala dogru bildigimi savunmak icin elimden geleni yapiyorum. Hala bu sacma sapan saldirilarda vefat eden her kimse, hicbir seye bakmadan tek tek onlara uzuluyorum. Cunku hangi dinden, hangi siyasi gorusten, hangi memeleketten olduklari hic onemli degil. Onlar da bizim gibilerdi. Aileleri, cocuklari, isleri gucleri vardi. Her birimiz gibi. Sadece bizim kadar sansli degillerdi, o kadar...
Duzenin batsin e mi dunya... Duzenin batsin da kurtulsun insanlar...