20 Ocak 2017 Cuma

Challange! Ben de varim!

Yeliz bir challange'a katilmis. Ben de heves ettim! Hani eski blog zamanlari gibi yazayim istedim. Ne guzeldi o zamanlar. Bloglar basimizin taciydi. Her gun en az 1 saat blog okurdum. Zira yazilirdi. Kalmadi o eski gunler. Hala duzenli yazan bir elin parmagini gecmez artik. Ama bence bloglarin yeri bambaska. Her ne kadar ben de instagrami cdaha cok kullaniyor olsam da buranin tadi bambaska. Yaziyorum da elimden geldigiince. O yuzden bu mimi gorunce de katilasim geldi. 

Yalniz bendeki de ne cesaretse! Ben buraya ayzi ekliyorum ya, onlarin her birini yazmam 3 gunumu falan aliyor. E o zaman bu challange benim neyime acaba? Aman heves ettim iste. Gittigi yere kadar yazarim degil mi :)

Efendim chalange'in kaynagi burada. Dedigim gibi benim kaynagim Yeliz :) Her gun bir acip bakarim ne yazmis diye zaten :) Asagidaki sorulari cevaplayacagiz. 



Aslinda her gun bir soru ama ben firsat bulmusken yazabildigim kadar yazayim diyorum. Malum bebekli insanim. Artik yazim hatasi, cumle dusuklugu falan kusuruma bakmayin. Cala kalem, cok dusunmeden yazacagim. Cumle yarim falan kalmissa bilin ki Deniz uyandi ben kactim :) E haydi baslayalim :)

1. Bes sozcukle kendini anlat:
Zor basladi insafsiz! Sanirim ilk aklima gelenler sunlar:
- Calismayi seven - sanirim itirazimiz yoktur degil mi, dogurana kadar calismis bir insanim surada :)
- Inatci - Bu kismi Ozan, annem, babam falan eminim onaylayacaktir
- Arkadaslarina duskun - Onlarsiz olmaz!
- Iyimser - Ama bazen de cok kotumser  oluyorum orasi kesin
- Zor karar veren - Bu huyumdan nefret ediyorum!

Ilk aklima gelenler bunlar oldu. Ama aslinda burayi okuyanlara sormali. Siz Gulcin'i nasil bilirsiniz diye bence :)

2. Kalbini kazanmanin 5 yolu:
Is hayatinda isini iyi yapan, caliskan ve kimsenin arkasindan kuyu kazmayan insanlara kalbim acik. hatta boyle insanlari is arkadasligindan arkadasliga hemen geciriveriyorum ki bu profosyonel bir yaklasim mi emin degilim. Cok hirsli ve hirsindan dolayi baskalarinin ustune basarak yukselmeye megilli insanlariiysa hemen siliyorum Iste boyle.

Is disinda, iyi niyetli insanlara gonlum her daim acik. Nihayetinde iyi niyetle duruma yaklasiyorsa, benden sonrasi tufan demiyorsa ben o insani kalbimin bas kosesine aliyorum.

Ikincisi samimiyet sanirim. Oyle yapmacik yapmacik agiz burun kivirarak konusan insanlari sevmiyorum. Zaten bence herkesi de kalbime almama gerek yok su yastan sonra. Benim canim arkadasim dedigim herkes de cok sukur samimi :)

Ucuncusu beni dinleyen insanlar kalbimi kazaniyor. hayatta en sinir oldugum seylerden biri siz derdinizi anlatirken karsinizdakinin o da bir sey mi, ben var ya diye soze baslamasi. O da bana bir sey demek ki ne var dinlesen?

Baska sayamayacagim sanirim. Bu yastan sonra kendiyle barisik, etrafindakilerle yarismayan, iyimser, iyi niyetli, samimi herkes kalbimi kazanabilir. Ama dedigim gibi kalbimi herkesin de kazanmasi gerekmiyor artik bence. O yasa geldim yani, kriterler yukseldi :)

3. Hayatin bir kitap/film olsa, turu ve adi neolurdu?
Kesin, kesin, kesin romantik komedi olurdu :) Soyle ailesi ve arkadaslarinindan uzakta, sevgisinin pesinde bir kadin karakter. Ay tanidik geldi mi? Adi da bence "uzak da olsak beraberiz" falan gibi bir sey olabilirdi.

Ama bu arada ben daha once yazmistim benim hayatimin filmi cekildi zaten. Julie and Julia Project. Buyrum yazilmisi var efendim :)

Ah iste deniz uyandi haydi ben kacayim, bir baska boslukta sorulara devam etmek usere efendim.

Bu arada hakikaten sormak istedim Siz Gulcin'i nasil bilirsiniz :)

19 Ocak 2017 Perşembe

Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte...

Gulcince'yi uzun zamandir okuyan herkes bizim gezmeyi ne kadar seven bir cift oldugumuzu biliyor. Zaten gezi yazilari da Gulcince'de baya bir yer tutuyor. Hamile oldugumu da bir gezi sirasinda, Floransa'da ogrenmistik mesela. Hatirliyorum annemin hastaligi ve hamileligimi ardarda ogrenmenin sokunu atlatiktan sonra aklima gelen ilk seylerden biri de muhtemelen artik bu kadar gezemeyecegimizdi. Bir digeri de hatirlarsiniz karnimin catlayacagiydi da kosup yag almistim. Ben size soyledim mi? Bir tane bile catlak olmadi :)

Uzun zamandir anne bloglari okudugumdan ne cok karamsardim, ne de pembe gozluklerle bakiyordum dunyaya. Evet hayatimiz ve gezi ritmimiz bebegimizin gelisi ile etkilenecekti. Ama gezebilen aileler de vardi. belki biz de yapabilirdik. Neden olmasindi? Yine de aklimda sorular vardi tabi. Bundan sonra hic tatil yapamayacak miydik? Tum haftasonlarimizi artik evde mi gecirecektik? Aksam bir daha hic disari cikamayacak miydik?  Ama basimda oyle isler vardi ki hemen unuttum bu sorulari. Bunlari zamani gelince goruruz dedik hayatimiza devam ettik. 

Hamileligimde de elimizden geldigince gezdik tozduk. Hatta gecen gun baktim da 38. haftanin icindeyken Richmond Park'ta 3 saatlik bir yuruyus yapmisiz Ozanla. Allah korumus da calilarin ustunde, geyiklerin arasinda dogurmamisim. Bendeki de iyi cesaretmis hani :)

Sonra Deniz dogdu ve hayatimizin yeni ritmi basladi. Ilk gunlerde Deniz de her yenidogan gibi cok kisa araliklarla emiyordu. Tas catlasin 2 saat olan iki emme arasi bizim icin cogu zaman bir saat hatta bazen yarim saat bile olabiliyordu. Baslarda emzirmede zorlaniyor da insan. Oyle disarilarda emzirivereyim rahatligina ilk gunden gelemiyorsun. En azindan ben gelemedim. Cunku Deniz'i emzirebilmek icin bir yastiga ihtiyacim oluyordu. Hatta bazen Ozan'in yardimina bile ihtiyacim oluyordu ki Deniz'i dogru pozisyona yakin tutabileyim. Meme ucu yaralarindan dolayi baya gergin oluyordum, oyle ay cikarayim memeyi vereyim agzina degildi yani halim :) Hani o brosulerdeki bebegini kucaklamis, husu icinde ona bakarak emziren kadinlar var ya, bence onlar yeni dogum yapmamis. Hani bebekleri en az 2 aylik falan ben size diyeyim. Benim icin ilk zamanlar, emzirmek baya organizasyon gerektiriyordu.  


 Ama yine de her gun sokaga ciktik Denizle. Her gun. Bazen 10 dakika anca kaliyorduk sokakta. Bazen yarim saati tamamlayabiliyorduk da sevinc nidalari atiyorduk. Sokaga cikiyorduk dediysem evin 1 km ceresinde dolanip duruyorduk. Oyle uzaklara gittigimiz yoktu. Deniz arabasini sevmiyordu, Deniz slingi sevmiyordu. Deniz her disari ciktigimizda agliyordu. Dolayisiyla acil durum aninda eve kendimizi hizla atabilecegimiz mesafelerde dolaniyorduk. Ama yine de her gun sokaktaydik iste. Bizim anne/kiz yuruyuslerimiz taa o ilk gunlerde basladi.


Bana o gunlerde sorsaniz bir gun gelip de evin ceperinden cikabilecegime pek de inanmazdim sanirim. Zira disari cikip da Deniz agladigi icin kan ter icinde kendimi eve atmadigim bir gun yoktu. Ha agladi, ha aglayacak diye evin etrafinda donup duruyordum. Ama umurumda da degildi. Kizim kucagimda gidebildigim kadar mesafenin tasini cikarmanin pesindeydim. Sonucta zaten dogum yorgunlugu, tek basina bebek bakmanin yorgunlugu Londra'da turistik gezi yapacak halde degildim :) Bazi gunler savastan cikmis gibi, aglayan bir bebekle eve donup yok artik cikmayacagim sokaga desem de, ertesi gun yine kendimi kapida buluyordum. Oyle evimin etrafindaki sokaklar, agaclar, cicekler yetiyordu bana. Simdi sorsaniz tek tek sokaklardaki evleri biliyorum kesin :)


Pazartesi sabahi Deniz'i tartilmaya goturdum. Sonrasinda bir kafeye oturdum. Once bir salata yedim, ustune kafeinsiz kahvemi ictim. Sali gunu Denizle uzun bir yuruyus yaptik, agaclari izledik. Dun yine yuruyuse ciktik hatta bir magazaya girip Deniz'e tulum bile alabildim. Sonrasinda yine parka gidip uzun zaman sonra yuzunu gosteren gunesin keyfini cikardik. Aglamadi Deniz. Yani az agladi :) Ben de 10 dakika yuruyemeyip eve dondugumuz gunleri dusundum gulumsedim. Gecen aksam 3umuz birlikte ciktigimiz yemegi dusundum gulumsedim. Yemekte nasil da etrafi izlemisti Deniz, nasil da garsonlarla oynamisti. Sonra iyi ki dedim, iyi ki o ilk zamanlarda sikayet edip kendimi kahretmemisim. Iyi ki de taa o zamandan ne kendimi ne Denizi zorlamamisim, uzmemisim de evin etrafinda dolanip durmusum. 

Cunku her seyin bir vakti varmis. Bebekle daha uzun geziler yapmanin da. Kafelere gidip oturmanin da, aksam yemeklerine cikmanin da. Eminim Denizle tatile gitmenin de bir vakti var hatta okyanuslar asmaninda. Olacak hepsi iste. Degil mi ki bunlar oldu, onlar da olacak iste. 

Gulumsedim kendi kendime ve arabasinda uyuyan kizima baktim. O oyle 10 dakika beni yurutmezken de onunla gezmeyi cok seviyordum, simdi de cok seviyorum. Taa hamileligimin basinda, bu gezip tozmalari konusurken Nilgun ablam bana demisti ki...

"Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte gezeceksiniz Gulcincim. Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte yapacaksiniz yapmak istediklerinizi. Ve gor bak nasil da egleneceksiniz."

Cok hakliymis. Ben simdi Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte kafelere gidiyorum ve kahvemi iciyorum. Biz simdi Deniz'e ragmen degil, Denizle birlikte ucumuz aksam yemegine gidiyoruz ve sohbet ediyoruz. Ve zamani gelince biz Deniz'e ragmen degil Denizle birlikte tatillere cikacagiz. Ve artik biliyorum hatta eminim o tatillerde de cok ama cok eglenecegiz.


13 Ocak 2017 Cuma

Deniz 4 aylik oldu

Zamnin hizla gececegini soylemisti herkes ama bu kadar hizi beklemiyordum dogrusu. Hic memnun degilim bu halden. Mumkun olsa Denizle gecirdigimiz her gunu 3 kez bastan yasayabilirim. Bunu daha once de yazmistim degil mi? Olabilir. Oyle cok dusunuyorum ki bunu daha once yazdiysam da sasirmayacagim.


Deniz 4 aylik oldu...
Artik guluyor. Hem de cok. Hem de o gulunce gozlerinin ici de guluyor. Oyle guzel guluyor ki, o gulerken gulmemek mumkun olmuyor. Deniz bu ay cok guldu. Alize ablasi onu dolastiriken guldu. Anneannesi ve dedesiyle goruntulu konusurken guldu. Babasi O'na kizim derken guldu. Annesiyle gozgoze geldiginde guldu. Yine en cok emerken bir anda durup, gozlerimin icine bakip gulcu. Ve bana keske su ani dondurabilsem de diledigimde donup donup yeniden yasasam diye dusundurdu.



Deniz 4 aylik oldu...
Gulmelerin yanina kucuk kucuk cigliklar eslik etmeye basladi. Bir aksam evde oturuyorduk ucumuz. Deniz koltugun ustundeydi biz de Ozanla karsisinda oturmus onu izliyorduk. Ben tuttum ellerinden ustune egildim, annecim seni cok seviyorum diyordum ki o icimi eriten gulusune bir de ciglik eslik etti. Sanirim, Deniz kendince annesine ben de seni cok seviyorum dedi. O gunun videosuna bakinca nasil mutlu olmayayim ki...



Deniz 4 aylik oldu...
O cigliklari her zaman bize gulmek icin degil arada bizi azarlamak icin de kullanmaya basladi. Mesela bir aksam yemek yiyoruz, Denizi de sandalyesine koymusuz. Nasil bir cesaret varsa biz de iki elimizle yemek yemek icin niyet etmisiz :) Bizimki birakir mi? Basladi cince a, u, ye diye soylenmeye. Bir Ozana bakiyor a,u, ye diyor, bir bana. Ama bildiginiz azarliyor bizi. Biz gulmeseydik aslinda Deniz cok kizgindi! Ve tabi ki o bagirmalarin sonunda kendini kucaga aldirdi! Ne yani yeni anne/ baba bir de iki eleri bos yemek mi yiyecekti?



Deniz 4 aylik oldu...
Yatmaktan sikilmaya basladi. Illa oturur pozisyona gecmek icin cabalamaya basladi. O minnak bedeniyle kendini bir dogrultmaya calisisi var ki sormayin. Yok izin vermiyoruz daha. Vucudu az daha onun istediklerini dinlese izin isteyecegi de yok ya :) 


Ayin basinda hic bilincli kaldiramadigi ellerini ayin ortasina dogru uzanmak icin daha bilincli kullanabilir oldu. Ama bir zamanda sadece bir elini kulanabiliyordu. Iki elini ayni anda kullanamiyordu. Boyle sarhos gibi :) O tek elin yerden 3 cm uzaklasmasi 15 saniye falan aliyordu. Sonra iki el kucakta birlesmeye basladi. Ayin sonuna dogru bir de baktik ki Deniz cingiraklari tutuyor. Ve Deniz artik cingiraklari 1-2 kerecik olsa da salliyor. Yaptiklari yapacaklarinin garantisi :)

Deniz 4 aylik oldu...
Hala sling denemelerimiz basarisiz. Yok kesinlikle slinge tahmulu yok. Daha karsidan gordugu anda yaygarayi basiyor. Ama kucaga bayiliyor. Ozlellikle sokakta kucaga alinsin ve etrafa baka baka dolansin, en sevdigi sey. Babasinin sol omzu favorisi. O omuzun ustunden Kensington, Soho gormedigi yer kalmadi. Boncuk gozlu kedi yavrusu diye seslendigiiz Deniz, o boncuk gozlerini en cok sokakta kucaktayken aciyor :)


Arabasina biraz daha alisti. Ozellikle serin havalarda arabasinda, surekli dolasiyorsak, bir saat kadar uyuyabiliyor. Daha onemlisi ilk kez bu ay arabasinda uyumadan ve aglamadan durdugu zamanlar oldu. Hatta bir gun biz Denizle taa Hyde Park Cornerdan eve kadar yuruduk de aglamadi. Yani az agladi :) Arabada umut var ama yine de %90 ihtimalle arabaya ilk oturtugumuzda kiyameti koparacak kadar agliyor. Bu da onun tarzi! yapacak bir sey yok :)

Deniz 4 aylik oldu...
Kendisine kitap okunmasina bayiliyor. Babasinin ona anlattigi hikayeleri cogu zaman sonuna kadar dinliyor. Yalniz ben Ozanin hikayelerden biraz sikayetciyim. Gecen gun Deniz'e benim bir zamanlar bir inegin sutunden yapilan peyniri hic sevmedigim icin, inegin beni lanetledigini ve o yuzden inek sutu alerjisi oldugunu falan anlatiyordu. Hemen mudahale ettim olaya! Deli mi ne, cocuga bu anlatilir mi :) 

Neyse ki normal hikayeler de anlatiyor. Deniz'in oyun halisinda bir maymun, bir zurafa, bir fil ve bir de timsah var. Hah iste o dort karakterin yasamadigi yok bizim evde. Ikisini hikaye zamanlarinda izlemek cok keyifli oluyor.

Deniz 4 aylik oldu...
Hala yaygaracilarin sahi. Bir inat ki sormayin. Su aralar inadini meme emmemek konusunda kullaniyor. 3 aydan itibaren etraf cok daha fazla ilgisini cekmeye basladi. Ve tabi ki dogdugu andan beri burnunun dibinde olan memeler ona artik ilginc gelmiyor.

Cenesi de guclendiginden 3-5 dakikada baya sut icebiliyor tabi ki. Ama bazen oyle bir inat ediyor ki degil 3, 1 dakika bile kalmiyor memede. Kucakta ziplatarak emziriyorum. Ha bir de agzimdan mmm diye yogacilar gibi ses cikarirsam emiyor bazen. onu da nasil kesfettim ben de bilmiyorum. Hayir ortada mm diye dolasan bir insan da degilim :)

Deniz 4 aylik oldu...
Bu ay ilk kez metroya bindi. Boylece toplu tasimanin her turlusune vakif oldu. Bir vapur kaldi. Onu da Turkiyede halledelim diyorum. Su ana kadar bindikleri icinde metro favorisi oldu. Biz de dun aksam 4. ay kutlamasi icin iki basimiza metroyla Ozanin ofisine gittik. Oradan da ucumuz Sohoya. Boylece deniz Sohoya da gitmis oldu :)


Deniz bu ay hem annesinin hem de babasinin ofislerini ziyaret ederek is hayatina da adim atti. Bir sure kendisini oralardan uzak tutacak olsak da ofislerde ilgi cektigi keisn, sanirim yine gitmek isteyebilir :)

Bu ayin bir baska ilki Denizin ilk yeniyil kutlamasina sahiplik etmesiydi. Biz de cocugu Christmas'da elf kostumu giydirerek, yilbasinda kirmizi elbiseler giydirerek maymun ettik. 


E napalim oynamayacaksak niye dogurduk degil mi :)


Christmas dolayisiyla Ozan da tatil olunca, bizim icin cok guzel bir 3 hafta oldu. Anne-baba-cocuk Londraninn tadini cikardik. Barlarda dolandik. Disari yemeklere gittik. En onemlisi susi yemege gittik susi! Ve ne oldu? O aksam deniz restoranda mis gibi uyudu. Yani tam 1 yil sonra susi yiyen annesine bir kiyak yapti kizim. Bana yeniyil hediyesi verdi :)

Deniz 4 aylik oldu...
Uykuya gecislerde bu ay bizi cok zorladi. Canindan can kopuyormuscasina aglamalari hakikaten zordu. Bu da gececek biliyoruz. Dayaniyoruz.


Bu ay 2 kez asi olarak ve asilardan sonra anne kucaginda daha cok vakit gecirerek iyice kucakci oldu. Ama o da hakli, asi olmak da kolay degil ki...


Deniz 4 aylik oldu...
Tummy time ile yildizi biraz (ama biraz) barismaya basladi. Iste 5 dakika kadar duruyor yuz ustu sonra basiyor feryadi. Buna karsilik onu dizlerimie yatirmamiz en sevdigi seylerden biri. Velakin boyu baya uzadigindan kucaga da sigmaz oldu :)


Bu ay en sevdiklerinden biri yine anne-kiz zamanlarimizdi. O zamanlarda O'nu kucagima yatirip, yuzunu sevrek soyle bir sey soyluyorum. 
Denizin saclari cok guzel
Denizin gozleri zeytin
Burnu findik, dudaklari kiraz
Yanaklari elma
Cenesi de bir nokta.
Boyle tekerleme gibi bir sey bizim icin. Bir guluyor ki sormayin ben bunu soyleyince. 

Deniz 4 aylik oldu...
Genlde O'nu Denizip diye cagirdigimizdan sanirim adi konusunda kafasi karisti :)


Bir de kim uyanmis, kim uyanmis diye seslendigimizde uykusundan aglayarak degil, gulerek uyandigini kesfettik ki hanemizde Edisonun ampulu bulmasi kadar onemli bu. Biliyorsunuz uykudan aglayarak uyanan cocuk aman aman :)

Deniz 4 aylik oldu...
Ve iste boyleydi deniz'in dorduncu ayi. Anne babasiyla cok vakit gecirdi. Boyu bir anda uzadi Deniz serpildi. Memeci bebek, memeyle kavga eder oldu. Huyu degisti ama bazi konularda guzellesti. Oyle boyle bir ay daha geride kaldi. Canim kizim, bir tanem kocaman bebek oldu :)



11 Ocak 2017 Çarşamba

Senin kucuk ellerin

Sanirim bu sarkinin yeri bende hep baska olacak.
Sanirim ne zaman duyarsam duyayim bu sarkiyi hep gozlerim bugulanacak...

Deniz'e hamileligimin 32. haftasiydi. Hani doktora gitmistik de Deniz'in karin cevresinin kucuk oldugunu, gelismiyor olabilecegini, erken almalari gerekebilecegini soylemislerdi. Ne uzulmustum. 


Iste o haftada bir gun ofiste oturuyordum. Calismanin bana hem en iyi geldigi hem de en zor oldugu gunlerden biriydi. Ne zaman konsantre olmakta gucluk ceksem muzik dinlerim ben. Zaten ofistekiler de bilir bunu. Eger kulakliklarim takiliysa cok yanasmazlar yanima. Bilirler ya konsantre olup bir sey bitirmem gerekiyordur ya da dusunmeye ihtiyacim vardir. Her iki durumda da yanima gelmemelri iyidir. Gelmezler.


O gun de gelmediler yanima. Ben kulakliklarimi taktim. Youtube'un mixlerinden birini actim, dinlemeye basladim. Kac sarki sonra bu cikti bilmiyorum. Kac sarki sonra ben bunu dinleyip bir anda aglamaya basladim hatirlamiyorum. 





Gel kızım sokul bana 
Bir kez daha alayım kokusunu 
Benim küçük bahçemin 
Büyüsen de, gitsen de hala bekliyor gibi beni 
Uzanmış küçük ellerin 

Benim kizim da gelseydi bana. Benim kizimi da koklasaydim ben. Benim kizimin da kucuk elleri uzansaydi bana... O gun ofiste cok agladim. Bebegim saglikli olsun diye agladim. Ona iyi bakamamis olmanin sucluluguna agladim. Kizimi cok sevdigim icin agladim. Elimden hicbir sey gelmedigi icin agladim. Ona saglikla kavusmayi cok ama cok istedigim icin agladim. Cok ama cok agladim. 

Sanirim cok gergindim ve bir kivilcima ihtiyacim vardi oylesine icimi ceke ceke aglayabilmek icin. Bu sarki cakti o kivilcimi. Ofisin ortasinda icimi ceke ceke agladim. Kimse yanasmadi yanima. Mudurum bir kutu medil birakti yanima gitti o kadar. Ben agladim.


Sonrasinda Deniz'in iyi oldugunu ogrendik. Sonra Deniz dogdu. Sonra Deniz'i kucagima aldim. Hakikaten kucucuktu elleri. Hakikaten mis kokuyordu bedeni. Sarildim kizima. Unuttum sarkiyi da gozyaslarimi da.


Gunler birbirini kovaladi, O ilk 40 gunun icinde bilmiyorum kacinci gundu, bir gun evdeydik Denizle. Ikimiz. Deniz cok agliyordu. Ben pilates topunun uzerine oturmus, kucagimda Deniz bir umut sussun diye zipliyordum. Yine muzik dinlemek istedi canim. Yine bir youtube mix actim dinlemeye basladim. 


Kac sarki sonra yine bu cikti bilmiyorum. Kac sarki sonra kulagimda yine bu sozler vardi hatirlamiyorum. 

Gel kızım sokul bana 
Bir kez daha alayım kokusunu 
Benim küçük bahçemin 
Büyüsen de, gitsen de hala bekliyor gibi beni 
Uzanmış küçük ellerin 

Bu sefer kucagimdaydi kizim. O kucuk elleri ellerimdeydi. MIs kokan basini boynuma gommustu. Hem cok mutluydum hem de gozlerimden inen yaslari bir turlu durduramiyordum. O an, daha kucagimda minicik oldugu o an, sanki buyumus de gidiverecekmis gibi geldi bana. Yine goz yaslarim akti. Daha cok sarilidim Deniz'e. Daha cok cektim mis kokusunu icime. Yanima yanasacak kimse de yoktu zaten. Bir Deniz bir ben. Ben de agladim.


Biraz once Deniz'i uyuttum. Yine muzik acayim deidm ve yine bu sarki cikti karsima. 32. haftadaki o ofis gununu hatirladim. O ilk 40 gunu hatirladim. Deniz'e sarilisimi hatirladim. Denizin ne kadar kucuk oldugunu hatirladim. Denizin ne kadar cabuk buyudugunu hatirladim. Yine doldu gozlerim. 


Sanirim bu sarkinin yeri bende hep baska olacak.

Sanirim ne zaman duyarsam duyayim bu sarkiyi hep gozlerim bugulanacak...
Cunku farkettim ki bu sarki benim hamileligimin, lohusaligimin bir parcasi. 
Bu sarki Denizle hikayemizin bir parcasi. 

Benim kucuk bahcem.
Benim guzel Deniz'im.
Benim mis kokulu kizim.
Hayatimdaki en guzel kucuk eller.
Iyi ki varsin annecim...
Iyi ki var bitanem senin o uzanmis kucuk ellerin...
iyi ki...
iyi ki...

2 Ocak 2017 Pazartesi

Hayaller

Geleneksel yil sonu yazimi yazamadim bu sene. Baya vakit aliyor onu yazmak mumkun olmadi. Zaten 2016yi nasil ugurlasam bilemedim.

Instagrama soyle yazdim:

#2016 benim için çok farklı bir yıl oldu. Geçen gün konuşurken Goncam, GB ne şizofrenik bir seneydi senin için dedi. Çok doğru. Çok büyük bir sevinci, Denizi bekleyişi; çok büyük bir endişeyle, annemin rahatsizligiyla eş ettik. Kolay degildi. Ama güzel geçsin, güzel hatırlayalım diye elimden geleni yaptım. Işte bitti ve ben geriye bakınca bu #bestnine2016 yı görüyorum. 2016 benim için kızım💕 ve benden annemi almayıp üstüne kollarıma küçük kızımı verdiği için 2016ya çok teşekkür ediyorum. Eksilmeyelim cogalalim. 💛



2017den de tek beklentim bu iste: Eksilmeyelim cogalalim. Bu kadar.

Kendi adima hayaller kurmaya calisiyorum 2017 icin. Tabi her seyin ucu gelip Deniz'e dokunuyor. Her ne hayal kurarsam kurayim sonunda kendimi Deniz iyi olsun da derken buluyorum. Oyle. Deniz'in iyi olmasindan ote hicbir seyin onemi yok. Saglikli olmamizdan baska hicbir seyin onemi yok. Ve hatta galiba hayatta kalabilmemizden baska hicbir seyin onemi yok. Ne de olsa o da sans artik. Hayatlar hep pamuk ipliginin ucunda sanki :( Boyle bir ortamda hayal kurmak da luks geliyor insana bazen.

Ama yine de kuracagiz hayaller, baska da kurtulus yolu yok.

Mesela ben 2017de ailemi gormeyi hayal ediyorum. Denizin vizesi bir gelsin, hemen kosacagim buu hayalimin pesinde.

Sonra su basladigimiz ev alma seruveni sonuclansa ne guzel olur. Ah kacirmasaydik o evi! Insallah daha iyisi ciksin yolumuza. Omur boyu borc odemek icin gosterdigimiz su caba da takdire sayan. Ama alternatif olarak da omur boyu kira oduyoruz zaten.

Bir de ingiltere ehliyeti alma hayalim var bu sene. Arabamiz yok. Alma durumumuz da yok ama olsun. Dursun kenarda.

Ozanin isi icin bir iki hayalimiz var, insallah gercek olsun.

Bir de Ozan, deniz ve ben biraz seyahat edersek daha ne isteyeyim hayattan.

Basit seylerin pesinde olasim var. Gunun tadini cikarasim var. Yarinda cikacagimizin garantisi yokken artik bu dunyada, yasadigim anin tadini cikarasim var. O kadar. Aynen deniz'in tsortunde yazdigi gibi...

Smile, because time flies.
Gulumse, cunku zaman ucuyor...




PS: O kadar hizli yaziyorum ki yazilari, ne yazdiklarimi ne de imla hatalarini kontrol edecek vaktim olmuyor. Bir kusur varsa affola..

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails