24 Ağustos 2016 Çarşamba

Ise bir sure ara..

Pazartesi gunu ofise son kez gittim. Ay sonuna kadar ev cevresindeki ofislerde calisacagim, uzaktaki asil kendi ofisime artik gitmeyecegim. Universiteden mezun oldugumdan beri calismadigim bir donem olmadi benim. Hep calistim. Hep ise gidip geldim. Hollandadaki gibi daha az yogun oldugum 1-2 sene disinda hep cok yogun calistim. 

Simdi bir sure calismayacak olmak bana inanilmaz garip geliyor. Ofise gitmeyecegim. Mailler cevaplamayacagim. ve daha da garibi toplantilara girmeyecegim ha? Ben gunde bazen 10 toplanti yapan ben. Cok garip.

Gulcinceyi bir zamandir okuyorsaniz, biliyorsunuz ofis insaniyim ben. Seviyorum ofiste olmayi. Bana zor gelmiyor, eziyet de gelmiyor. Sabah kalkip hazirlanmayi, ofisime gidip ayakalrima topuklu ayakabilarimi gecirmeyi, toplantidan toplantiya kosmayi, insanlarin soru sormak icin gozume bakmasini seviyorum. Bu da bir nevi kisoisel tatmin tabi ki. Ise yaradigimi, bir sey basardigimi hissetmeyi seviyorum aslinda. Bu ofis disinda da olsa mutlu olacagim muhakkak. Ama ofiste de mutluyum.


O yuzden ay sonunda yani 37,5 haftalik hamileyken isi birakiyorken bile hic oyle ay oh kurtuldum, yeter, bikmistim, oh be dunya varmis gibi hislerim yok. Bikmamistim calismaktan. Vucudum bana artik dur demiyor olsa son ana kadar da calisirdim. Ancak evden ofise gitmem 1 saat 15 dakika suruyor. Ve arada tren degistirmem gerekiyor. Gidis donus gunde 2,5 saat yol. Isten degil, yoldan yoruldum ben. Artik vucudumun bana dur dedigini hissediyorum. Isten geldigimde halsiz ve yorgun oluyorum. V ebenim gibi enerji manyagi bir insan icin bu rahatsiz edici birdurum eminim tahmin edersiniz. Vucudumu dinlemeyi tercih ettim. BIraz dinleneyim.

Ama dusundugumun aksine, isteki son gunumde huzunlu de degildim. Meger bizimkiler baya korkmus ben cok uzulecegim diye. Pazartesi aksami Ozanla bulustuk habire nasilsin diye soruyor. Urun yazik mesaj atmis, ay kafamda bir suru senaryo yazdim uzgun degilsin de mi diye. Taniyorlar beni ne diyeyim. Ben de aslinda daha uzgun olurum saniyordum. Ama degilim. Hem de hic. Tam vakti diyorum kendime. Ofiste mmi dogurayim yahu! Neredeyse o olacak yani :)

Kendimi isten biraz uzak kalmaya hazir hissediyorum. Zaten asla bos kalmayacagimi ve hatta eskisinden bile daha yogun olacagimi biliyorum. Ondan yana suphem yok :) Biraz uzak kalmayi, kizimizla doya doya vakit gecirmeyi planliyorum. Onumuzdeki aylar icin baska hicbir planim yok. Endisem de yok. Sadece anin keyfini cikarmayi dusunuyorum. Cok yorgun olacagim belki, belki ofisteki o duzgun giyinmis, hafif makyajini yapmis, topuklu ayakkabili Gulcini ozleyecegim de. Ama bebegimizi buyutecek olmak da heyecanlandiriyor beni. O yuzden tam vakti diyorum. Iyi gelecek bu ayrilik bana :)

Sanirim boyle hissetmemde, is yerinde aklimda olan her seyi yapip gidiyor olmamin da etkisi buyuk. Icimde kalan bir sey yok. Hollandada olsaydi bebegimiz sanki boyle hissetmeyebilirdim. Oyle mutsuzdum ki yaptigim isten. Oyle tatmin etmiyordu ki beni. Kendimi biliyorum, vaktim olsaydi da istediklerimi yapabilseydim derdim. Zamansiz ayriliyorum, kariyerimi bir daha asla toparlayamayacagim derdim. Aslinda gereksiz oldugunu bilirdim bu endiselerin ama yine de derdim. 

Simdi oyle degil. Son 2,5 sene cok mutlu calistim. Basardim, istediklerimi yaptim. O yuzden icim rahat haydi bana biraz musade diyorum.

Instagrama yazdigim gibi. Bir zamanlar bir blog yazısında okumuştum. Diyordu ki eğer doğum iznine ayrılırken işinizi özleyeceğinizi hissediyorsanız çok şanslısınız. Şanslıyım...  Ustelik cok sevdigim bir ise dunyanin en guzel sebeplerinden biri icin ara veriyorum. Kizim.

Kendimi taniyorum. Ben degisimi zor kabullenen, zor alisan ama alisti mi da yeni duzenini birakmak istemeye bir insanim. Simdi eminim hemen evde kizimizla olmaya da alisacagim ve geri donmek dahi istemeyecegim. Belki boyle olacak, belki kosarak donecegim, belki baska bir sey. Umurumda bile degil su an. Onu o zaman dusunuruz diyorum. Ben sadece an itibariyle icimin rahat olmasindan mutluyum. O kadar. 

Iste boyle sevgili blogsever arkadasim icim rahat, kafam rahat hayatimda yeni bir doneme adim atiyorum.
Haydi hayirlisi olsun :)
Ne diyeyim :)


Hoşçakal ofisim. Hoşçakal manzaram. Hoşçakalin ağaçlarım. Bir süre sonra insallah bebisle beraber görüşürüz. :)

22 Ağustos 2016 Pazartesi

35. ve 36. hafta

34. haftayi tatilde gecirip dondukten sonra baya rahatlamistik bebegimizin testleri konusunda. Iyi olduguna, iyi olacagina inancimiz artmisti. Sanirim tatil bize iyi gelmisti. 35. hafta test sonuclarinin da guzel cikmasiyla mutlu basladi. Saglik olsun da gerisi bosmus, net!

Bu arada kizimiz gobusune kucuk denilmesine saniyoruz cok icerledi. Ve benim gobek son zamanlarda hizla buyumeye basladi. Haftadan haftaya degil gunden gune bile degisiyor artik gobegin boyutu.Laf aramizda zor ama cok eglenceli :)


35. haftamiz kelimenin tam anlamiyla kurslarla doluydu. Burada iki cesit kurs var dogum surecinde anne/baba adaylarini desteklemek icin.

Birincisi buradaki devlet saglik sisteminin verdigi ucretsiz kurslar. Bir tam gun dogum ve cocuk bakimi, 2 saat de emzirme ustune yapiliyor bu egitimler. Soylemistim Temmuz'da Ozanla bu ucretsiz bir gunluk egitime katilmistik biz de. 35. haftada o kursun emzirme kismina da gittim. Yine umarim notlari yakinda yazacagim.

Ikincisi ise NCT olarak bilinen ozel bir kurs. 2 tam gun dogum ve cocuk bakimi, haftaici bir aksam da 3 saatlik bir emzirme kursu yapiyorlar. Cok ucuz degil. Ama konustugumuz herkes bize siddetle bu kursa da katilmamizi tavsiye etti. O yuzden peki dedik, gidelim. 

Tatilden doner donmez ayagimizin tozuyla ilk gunun kursuna katildik. Persembe aksami emzirme kismi vardi ve obur Pazar da kursun tam gun olan ikinci kismi. Yani bildiginiz 35. haftayi kurslara adadik :) Ama iyi oldu. Bir suru sey ogrendik. Umarim ogrendiklerimizi uygulayabiliriz de. 

Ozan da ben de, birer tane kitap okumaya calisiyoruz. Su anda benim elimde Ina May'in dogum kitabi var. Ozan da Harvey Karp'in Mahallenin En Mutlu Cocugu kitabini okuyor. Oyle onlarca kitap okumadik biz bu hazirlik surecinde. Bunlardan baska ben arada Bebeginizi Beklerken Sizi Neler Bekler kitabina bakiyorum. Sagolsun Sibel yollamisti. Ozan da Pro Klinigin Healthy Pregnancy, saglikli hamilelik kitabini okudu. Ayni kitaplari da okumuyoruz cok. Boylesi de guzel oluyor, ikimiz arada birbirimize anlatiyoruz okuduklarimizi. Ama Ina May'i bitirince ben de Harvey Karp'i okuyacagim. Vaktim kalirsa :)

Kitaplarla kurs aslinda birbirini tamamladi diyebilirim. Tek basina kurs ya da tek basina kitaplar da olurdu tabi ki ama ikisi birlikte guzel oldu. Nerede okumustum hatirlamiyorum ama benim okuduklarim ve dinlediklerim arasinda en cok sevdigim, aklima yazdigim sey su oldu sanirim:

"Bu kitabi okuyan sevgili anne/baba adayi, bu kitabi okuduysaniz size sunu tavsiye ediyoruz. Bebeginiz dogdugunda okudugunuz her seyi unutun ve sadece icinizden gelenleri dinleyin. Sadece bebeginizi izleyin ve doganin size gosterdiklerini yapmaya calisin. E bunca seyi neden okuduk mu diyorsunuz? Bir aksilik olursa hazirlikli olmak icin okudunuz. Her sey yolunda giderse bebeginizi izlemek, tanimak ve ic gudulerinizi takip etmek size yetecek. Yok bir aksilik olursa bu okuduklarinizi akliniza getirin ve ben simdi ne yapacagim diye panik olmadan yapabilecekleriniz konusunda oneriler icin bu sayfalara donun."

Cok hosuma gitti. Dilerim hic ihtiyac olmaz o sayfalara donmeye ama bana bu tavsiye cok iyi geldi. Egitim notlarini ayrica yazmaya calisacagim. Yazabilmek icin elimden gelni yapacagim diyeyim...

35. haftayi evlenme yildonumumuzle kapattik. nasil guzel bir aksamdi anlatamam. Mis gibi bir Londra aksaminda oldukca plansiz olsak da sahane bir kutlama yaptik Ozanla. Bu beraber gecirdigimiz sakin aksamlarimizi ne cok sevdigimi bir kez daha anladim o aksam. 


Bu oldukca yogun 35. haftanin ardindan 36. hafta da gumbur gumbur geldi! Ve bir de surprizle geldi. Sirketeki arkadaslarim bana surpriz bir baby shower hazirlamislar :) Sen baby shower istemiyorum diyenden kork! Bir degil iki babay showerim oldu iyi mi :) Hep diyorum, is bana bu surecte cok ama cok iyi geldi. Yoksa bu sene yasadiklarimi nasil idare ederdim bilmiyorum. Kafami dagitmamama, olumluya yonelmeme cok yardimci oldu is bu surecte, Iyi ki bu ekip, iyi ki bu proje diyorum.


36. hafta ayni zamanda fiziksel olarak gercekten zorlanmaya basladigim bir hafta oldu. Yoruluyorum. Yurusem yoruluyorum, uzun sure otursam yoruluyorum. Yahu insan yatmaktan yorulur mu? Inan olsun uzun sure yatinca bile yoruluyorum. Yemek de cok fazla yiyemiyorum. Midem oyle kuculdu ki artik gerekli oldugunu dusundugum icin yiyorum desem yeridir. El mecbur yememek olmaz!

Bir de ayaklarimdaki ve ellerimdeki sismeler hayati biraz zorlastirdi benim icin. Genelde sabah uyandigimda ellerimi kapatmakta zorlaniyorum. bildiginiz sismis oluyorlar. Gun icinde aciliyorlar problem yok. Ayaklarimda durum farkli. Sabah gayet iyiler. Ama aksama dogru baya buyumus oluyorlar. Gecen Ozan hobbit ayagi dedi kendilerine. Alindim ama bir de guldum ki sormayin! 

Is sadece sisliklerle kalsaydi iyiydi de. Kalmadi. bir de ayaklarimda kirmizi kucuk dokuntuler olustu ve ciddi bir kasinti basladi. Ben baslarda durumu sadece sislige bagaldim. hatta ayaklarimin sisi insin diye soguk tuzlu sulara yatirdim kendilerini. Hata yapmisim! Meger bu dokuntulerin olabildigince kuru kalmasi lazimmis. Ben ne bileyim! Ben bu islemi iki gun yapinca benim ayaklardaki kizarikliklar artmasin mi? Allahtan cabuk uyandim ve yok dedim bu iste bir is var. 

Hastaneyi aradim. Diyorum ki onemli degil bekleyin gecer diyecekler, bosuna vakit kaybediyorum diye dusunuyorumkendimce. Yok hemen hastaneye gelin lutfen dediler. Hayda! Gittim tansiyon, ates olctuler ve kan alip testler yaptilar. Meger hamilelikte ayak sismesi kasinti ve dokuntuyle birlesirse takip edilmesi gereken bir surum olurmus. Ben ne bileyim. Sizin de aklinizda olsun aman.

Yapilan testlerde karacigerimle ilgili 2 deger olmasi gerekenin biraz ustunde cikti. Cok fazla degil. O yuzden su an endiselenecek de yapilacak da bir sey yok. Persembe testleri tekrarlayacaklar. Doktor bu yukselme onemli degil ama artik 36. hafta biz yine de gozlem altinda tutalim dedi. Iyi guzel. Yalniz kasinti feci! Sudocream surebilirsin dedi doktor. Iyi suruyoruz ama bildiginiz eller ayaklar kasiniyor. Bazen daha az bazen daha cok. Cumartesi gunu o kadar artti ki ellerimdeki kasinti oturdum agladim. Durduramadim kendimi. Kasimamak gerekiyor ve bu cok zor. Sanirim hormonlarin da etkisiyle tutamadim kendimi/ Kasintiyi gecirmedi goz yaslari ama rahatlatti biraz. 

Size bir sey diyeyim mi? Ben ilk 8 ay hamile degilmisim. Benim gibi rahat gecirenler de ilk 8 ay hamilelik zor demesin sakin. Onlari son aya alalim efendim. Eglence burada basliyor :)

Gobek onden gidiyor. Ayaklar sisiyor. Eller aciyor. Oyle boyle soyle derken 36. hafta bitti. Insallah 40. hafta da bitsin ama. Acele etmesin kizimiz.Ve tabi bir de benim vucudum da dayansin da tasiyabilsin sonuna kadar o'nu. Insallah. 

Bu arada hazirliklari da tamamliyoruz yavas yavas. Eve her gun amazondan bir sey geliyor su ara. Neyi ne zaman siparis ettigimi bile unutuyorum arada. 

Hastane cantasi daha bitmedi ama basladik. O da bitecek tabi ki. Neler neler bitmiyor ki. Bakin 36 koca hafta bitti.
BU sabah tren., oturunca iyice buyuk gorunuyor :)

37. haftadan selam eder, hepinizi operim

Gulcin

18 Ağustos 2016 Perşembe

Cornwall

Gecen haftalarda bir guzellik yaptik Ozanla kendimize. Tatile gittik! Basbasa. Sadece ikimiz. 

Oyle yorucu bir seneydi ki bu sene, hayatimda bu kadar tatile ihtiyacim oldugunu  hissettigim az olmustur. Ikimizin de tatillerimiz de var. Ama gelin gorun ki gidemiyoruz :) Oncelikler oncelikler. Arada Ozanla biz bu sene 3 hafta izin alip nereleri dolasirdik desek de sonra seneye yapariz diye guluyoruz. 

Malum gecen hafta da 34. haftamin icindeydim. Artik ucaga atlayip bir yere gitmek de istemedik. Kagit ustunde 35. haftaya kadar uculuyor ama yok biz istemedik. Ucmak degil de havalani gozumuzde buyudu inanin. Biz de dedik ki o zaman Ingiltere icinde bir yere gidelim. Neresi neresi diye bakarken Cornwall diye bir yer bulduk. Ozan bana fotograflari gosterdiginde bu Ingiltereye bagli ada falandir, ucakla gidilir dedim :) Yok degilmis, bildiginiz Ingiltere ada sinirlari icinde bir yermis. Ama nasil da guzel bir yermis!

St Ives, Agustos 2016

Cornwall'a merkez Londradan trenle 5 - 5,5 saatte gidiliyor. Aslinda bu sure Cornwall'daki hangi sehire gittiginize gore degisir elbete. Cunku Cornwall Ingilterenin guney batisinda oldukca genis bir bolge. Biz Londra merkezden once Penzance sehrine gittik. Penzance Cornwalldaki buyukce sayilabilecek sehirlerden biri. Tabi ki Londradan sonra kasaba ama iste kendi coplugunun buyuklerinden. 

Ben acikcasi Penzance'i cok cok sevmedim. Evet guzel bir sehir ama o kadar. Gerci hakkini yiyorum simdi. Mesela sanatla cok dolu bir dehir. Acik hava tiyatrolari, sanat galerileri her yerde karsiniza cikiyor. Benim orayi cok da sevmemem de havanin etkisi buyuk oldu snairim. Penzance'a vardigimizda gok delinmiscesine yagmur yagiyordu. Tahmin edersiniz ki insan Agustosta tatil yapinca yagmura oh mis gibi diyemiyor. Gerci ben genel de de demiyorum galiba :)

Penzance, Agustos 2016

Penzance'in bu kadar ilgi cekmesinin nedeni bence Cornwall'daki pekcok gorulesi yere rahat ulasiminin olmasi. Onlardan biri MInack Theathre. Digeri Land's End. Ve bir digeri de Sennen Cove. Bu ucune ayni gun icinde gidebilirsiniz. 
Land's End, Agustos 2016

Penzance merkezden bunlarin hepsine ugrayan ustu acik otobusler kalkiyor. 30-35 dakika icinde Minack Tiyatrosundasiniz. Digerleri de birbirine 10 ar dakikalik otobus yolculugu mesafesinde. 

Land's End, Agustos 2016

Biz de aynen oyle bir gun planlamistik. Ama yine bir yagmur yagiyordu ki sormayin! Ha bizi engelledi mi hayir. Yine gittik o tarafa dogru. Ustelik yagmurlu gun bileti ucuzmus. 12 pound yerine 6 pound odedik tum gunluk otobus bileti. Ama keske hava gunesli olsaydi da 20 pound odeseydik. 


Sennen Cove, Agustos 2016

Onca yollar gittik ama manzaralari yagmurdan ve sisten tam da goremedik. gerci ertesi sabah otelde tanistigimiz alman ciftle konusurken soyledikleri oyle guzel geldi ki bana. Dedi ki alman kadin ama bu bolgeyi boyle gormek de cok guzel. Ingiltere havasi bu degil mi sonucta? Hakli ne diyeyim :)

Sennen Cove, Agustos 2016


O taraflara gittigimiz gunun bizim icin en guzel anilarindan biri Cornish Pasty ile tanismamiz oldu. Cornwal eskiden madencilik ile unlu bir yermis. Iste bu borek (mi desem bilemedim) de madencilerin bas besinlerinden biriymis. Kalinca bir hamurun ici et ve patatesle doldurulurmus. Madenciler sabah madene giderken alirlarmis bunu yanlarina. Hamur icindekileri sicak tuttugundan ogle yemeginde afiyetle yerlermis. Elleri hep kirli oldugundan cornish pasty'nin kenarlari boyle kalin yapilirmis ki oradan tutsunlar yerken. O kisma kadar yer, kenarlari atarlarmis. Oldukca geleneksel olan bu yemek hala cok fazla tuketiliyor bolgede. Oyle lezzetli ki sasmadim bu duruma. Biz de orada kaldigimiz 6 gun boyunca gunde en az bir kere yedik bundan. Baska cesitleri de var artik tavuklu, oeynirli. Ama ben en cok etlisini begendim. Her gidene tavsiye ederim :)

kahve Ozan'in :)

Penzance'daki 2. gunumuzde hava biraz acmaya baslayinca biz de firsati degerlendirdik ve sehrin hemen karsisindaki Saint Michelle adasina gitmeye karar verdik. Tum Cornwall'da oldukca buyuk medcezirler gozlemleniyor. Iste bu adaya da sheirden sular cekildiginde yuruyerek ulasabiliyorsunuz. Penzannce merkezden adaya yurumek 1-1,5 saat falan. Hamileyseniz 2 olabilir laf aramizda :) 

Penzance - St Michael, Agustos 2016

Suyun cekilecegi ve geri gelecegi saatleri otelerden ogrenebiliyorsunuz. Sonrasi tabaniniza kuvvet. Ama sahilden yapilan bu yuruyus gercekten cok keyifli. Ben hamile de olsam yurudum ve cok sevdim o yuruyusu. Yine israrla tavsiye ederim :)

Penzance - St Michael, Agustos 2016
 Ada ve adadaki sato bir aileye ait. Ama National Trust ile birlikte yonetiyorlarmis adayi. Her gun evlerini yuzlerce ziyaretciye aciyorlar. Adada yine cornish pasty yiyebileceginiz guzel kafeler ve kucuk alisveris yerleri de mevcut. Adanin tarihini anlatan guzel bir oda var. Orasi da vakit gecirmek icin guzel bir yer. 

Penzance - St Michael, Agustos 2016
Ama dikkat edin de suyun geri gelme saatini kacirmayin :) Biz kacirmadik yavas yavas, fotigraf ceke ceke donduk ana karaya. Ama kaciranlar vardi. Su 10 dakika icinde her yeri kaplayinca yolun ortasinda kalanlar da oldu. Adada kalsalar sorun yok aslinda 2 pound karsiliginda botlarla ulasabiliyorlar anakaraya. Velakin yolun ortasinda kalinca e yuruduler tabi :)

Penzance - St Michael, Agustos 2016
sular geri gelmeden once...

Penzance - St Michael, Agustos 2016
sular geri geldikten sonra...

Ertesi gun biz kisa bir tekne turu yaptik. ben yapmasam iyidydi gerci. Hakikaten midem bulandi biraz. 

Minack Tiyatrosu, Agustos 2016

Ama ne oldu biliyor musunuz? Bir yunus surusunun arasinda kaldik! Ya ne guzel hayvan bu yunuslar :) Sonra da foklar, ayi baliklari gorduk! Sagolsun Ozan yeni makinasiyla yunuslari da yakalamis :)

Penzance, Agustos 2016

Penzance, Agustos 2016

Ve tekne turundan sonra atladik bir otobuse St. Ives'e gittik. Cornwall'da baska bir sehir. Penzance'dan otobusle 30 dakikada gidiliyor. Iyi ki gitmisiz! Bundan sonra hep gidelim. Bence her sene gidelim!

St Ives, Agustos 2016

St Ives, benim icin tatilin en guzel kismi oldu. Ucsuz bucaksiz kumsallar, turkuaz rengi deniz, sorf yapanlar, kumdan kale insa edenler, yuzenler. Bir anda kendimi Ingiltereden cok uzaklarda Fransada ya da Ispanyada gibi hissettim. Oyle guzel bir yer ki gitmenizi siddetle tavsiye ederim.

St Ives, Agustos 2016

Ozan sagolsun bebekten onceki son tatilimizde bize bir guzellik yapmis ve St Ives'de deniz manzarali bir otel ayirtmis. Biliyordum da boyle bir sey beklemiyordum. Oraya gider gitmez ne tekne turunun sersemligi kaldi ne bir sey. Odaya da, otele de, kumsallara da bayildim. Ve hemen bikinilerimi gecirip Ozani da sahile surukledim :) deniz insaniyim yapacak bir sey yok :)

St Ives, Agustos 2016

Su soguk. 8 Aylik hamile olmasam kesin yuzerdim. Ama artik o kadar soguk suya girmem onerilmiyor dogumu tetikleyebilirmis. O yuzden ayaklarimi arada suya sokmak disinda su canim turkuaza karsisan baktim. Ozan soguk suyu cok sevmez. Sanirim beni de birakmak istemedi. Canim. O yuzden kari koca kumsal keyfi yaptik. denizi izledik, yuzenleri izledik, etrafta kale yapanlari izledik, kitap okuduk, sohbet ettik. Oh be tatil gibisi yok dedik :)

St Ives, Agustos 2016
O gun kumsalda otururken basimiza bir sey geldi. Ozan kendine bir bira, bana da dondurma almis. Oyle uzanmisiz keyif yapiyoruz. Ben daha dondurmamin yarisini anca gelmistim ki bir anda dondurmam elimden yok oldu. Su haydut var ya su haydut, dondurmami elimden kaptigi gibi cubuguyla yuttu! ne oldugumu sasirdim! Yanimizdaki cocuklar falan dehsete kapildilar. Aman siz siz olun Cornwall'in martiulariyla asik atmaya kalkismayin :)


Deniz ve kumsal oyle guzeldi ki yakinda ya da uzakta baska hicbir sehre gideseimiz gelmedi bizim. Takip eden gunlerde hep St Ives'deydik. O kumsal senin, bu cafe benim dolastik durduk. Guzel yemekler, dondurmalar yedik. Kendimize deniz kenarinda uzun dinlenme firsatlari yarattik ve arada hep yuruduk. Yuruken konustuk, gulustuk, planlar yaptik. 

St Ives, Agustos 2016
Son gun trenimiz 3:30 taydi. O sabah bu saskinla tanistik! Sonrasinda ogle yemegimizi su canim denize karsi yerken dedim ki Ozan'a daha guzel bir babymoon (bebekten once basbasa cikilan son tatil) dusunemzdim. Harika oldu.


Evet harika oldu. ve ben bir kez daha anladim her ulke aklimiza bile getiremeyecegimiz surprizlerle dolu aslinda. Bana bin kere sorsaniz bir kere bile Ingilterede boylesine guzel bir tatil yapabilecegimizi dusunmezdim.

St Ives, Agustos 2016
Buralara duserse yolunuz umarim siz de bizim kadar Cornwall'i ozellikle St Ives'i seversiniz....


Not: Bu ayni zamanda 34. hafta yazisi olsun mu? Bence olsun efendim :)

16 Ağustos 2016 Salı

Ic dokme

Bazen bir cumle okuyorum. Oyle siradan bir cumle ama icim ciz ediyor. 

Simdi az once instagramda bir cumle gordum. Diyor ki "Ayni bebege yeniden hamile kalamiyorsunuz." Gerisini okuyamadim bile. Icim ciz etti. 

Az kaldi, bitiyor ve bir daha hic kizima hamile olmayacagim. Zaten aklimda bir daha hamile olmak da yok su anda ama fikrimi degistirsem bile bir daha kizima hamile olmayacagim. Cok yakinda bu ic iceligimiz bitecek. Bir garip hissettim bunu dusununce. Dedim ya icim ciz etti. 

Ben yasadgim her seye bu gozle bakan bir insanim aslinda, biliyorsunuz. Mesela Ozan Hollanda'dan ayrilirken soyle yazmisim: 
Bu hafta bir iki gun izin aldim isten. Aslinda biraz Hollandayi gezeriz diye dusunmustuk ama Rotterdam disina da cikmadik hic. Guzel bir Rotterdam keyfi yaptik Ozanla. Sabahlari kalkip uzun kahvaltilar yapip film izledik. Sevdigimiz yerlere kahve icmeye gittik, sevdigimiz restoranlarda yemek yedik, Esen ve Barisla disari ciktik, beraber evde korku filmi izledik. Bence en guzeli boylesi oldu... Cunku yine Hollandaya gelebiliriz. Yine Hollandayi gezebiliriz. Ama evimizin ve buradaki siradan hayatimizin keyfini bir daha boyle suremeyiz. O yuzden su iki uc gun pek bir guzel oldu...
Bir tatile gittigimizde, bir kitabi okudugumda, bir arkadasimla bulustugumda, hele hele her Turkiyeye gittigimde hep benzer seyleri dusunuyorum. Kiymetini bilmeliyim, bir daha bunu yasayamayabilirim. Ama kizimin hamileligi tum bunlardan cok baska. Cunku belki yine yasariz hollandada, ya da o tatillere yine ayni insanlarla gideriz. Ama gercekten bir daha kizima hic hamile olmayacagim.

Kiymetini bildim mi? Keyfini cikardim mi? Yeterince bu gunlerin farkinda oldum mu? Ve en onemlisi kizimiza guzel ve huzurlu bir surec yasattim mi? 

Bu sorulara kesin cevaplar vermek cok zor. Ama donup bakinca, geride kalan 35 haftayi dusununce, elimden geleni yaptim diye dusunuyorum. Yasadigim her seye ragmen, her gunun keyfini cikarmaya calistim. Bazi gunler zordu, cok zor ama hep kendimi toparlamaya ve olumlu kalmaya calistim. Bence cok tatli, cok guzel, cok tadinda bir hamilelik gecirdim. Ailemle, arkadaslarimla. isimle, Ozanla doya doya vakit gecirdim. Icimde kalan bir sey yok aslinda. Donup bakinca elimden geleni yaptim diyorum. Ama hamileligimin sonuna yaklastigimi dusundukce icimde bir yer hala ciz ediyor. Ona engel olamiyorum. 

"Ayni bebege yeniden hamile kalamiyorsunuz." Ben de yeniden kizima hamile olmayacagim. O yuzden her zaman oldugu gibi kalan her gunun de keyfini cikarmaya calismaliyim. Hazirliklar bitmemis, alinacaklar varmis, yalnizmisiz, nasil basa cikacakmisiz, yetisebilecek miymisiz... Bunlarin hicbirinin onemi yok aslinda. Oyle ya da boyle su akacak yolunu bulacak... Sonra geriye baktigimda vaktimi endiselenerek gecirdim demek istemiyorum. Vaktimi keyfine vararak gecirdim demek istiyorum.

Oyleyse keyfine varmaya devam edeyim. Umarim sen de icimde benim kadar keyiflisindir kizim. Umarim...
Bak iste bir cumle okudum nerelere vardim.
Yazasim varmis, icimi dokesim varmis demek ki.
Beni dinlediginiz icin tesekkur ederim :)

12 Ağustos 2016 Cuma

9...

Bugun bizim 9. evlenme yildonumumuz. 
Bana ne zamandir evlisiniz diye soranlara 9 yildir evliyiz ama 15 yildir beraberiz diyorum. Cunku atilan bir imza degil ki bizi biz yapan. Biz 15 yildir bu hayati oyle ya da boyle birlikte paylasiyoruz, yanyana yuruyoruz. O yuzden benim icin baslangicimiz 2007 degil 2001... Ama iste evlilik yildonumu de ozel geliyor yine de insana...

Her gunu, her ani gulluk gulistanlik degildi bu 9 yilin da 15 yilin da. Cok zor zamanlar da gecirdik. Ama evlilik de bu degil mi zaten? Inisli cikisli bir yolda el ele yuruyorsun. Bazen oyle zor oluyor ki yurudugun yol dusuyorsun. Dustugun zaman seni kaldirmak icin uzanan bir el varsa yanibasinda iste o zaman sanslisin. Yok o el, sen dustugunde adim adim uzaklasmissa galiba bir seyler yolunda gitmiyor...

Biz de cok dustuk. Ama su ana kadar hep birlikte kalktik yerden. Hep kalkip hadi yurumeye devam ediyoruz dedik. Ne mutlu ki oyle dedik.

Bu sene benim icin kolay bir sene dedgildi biliyorsunuz. Ama bu sene Ozan'in benim ellerimi en siki tuttugu senelerden biri oldu. Her ne kadar anlamina inanmasam da iyi ki o imzayi atmisiz dedigim senelerden biri.


Hep ellerimiz boyle birlikte olsun dilerim.
Hep dustugumuz yerden beraber kalaklalim.
Nice yillara Ozan
Nice yillara canim...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails