2 Aralık 2016 Cuma

Sevgi emekti...

Denizin dogdugu ani hayatim boyunca unutamayacagim. O minnacik vucuduyla O'nu kucagima aldigimda cok mutlu oldum. Cok ama. Ve cok sevdim Deniz'i. Cok ama.

O gunun fotograflarinda gozlerimin ici guluyor. 12 saatlik dogumdan sonra bile dunyanin butun enerjisine sahipmisim gibi gorunuyorum fotograflarda. Ve Deniz'e cok ama cok buyuk bir sevgiyle bakiyorum. Deniz'in dogdugu gun suphesiz ki hayatimin en guzel gunlerinden biri. Ve o gun hissettiklerim hayatim boyunca hissettigim en guzel duygulardan biri.

Ama ben Deniz;i ilk gordugum gun ask buymus diye dusunmedim. Bugune kadar kimseyi sevmemisim ben meger demedim. Cok sevdim Deniz'i. O minik ellerini cok sevdim. Minnacik suratini cok sevdim ama o dogum hikayelerinde tarif edilen ilk goruste ask gibi bir sey olmadi bana. Dunya hala donuyordu. Ozan, annem, babam, arkadaslarim hala hepsi aklimdaydi. Aklima bir soru duser gibi oldu yoksa ben yeterince sevmiyor muydum Deniz'i? Yoksa ben bebegimi az seven bir anne mi olacaktim? Hemen uzaklastirdim aklimdan o sorulari. Deniz cok guzeldi. Deniz benim kizimdi...

Dediklerimi yanlis anlamayin. Hic simdi bu benim bebegim mi, ben ne yapacagim, hayatim mahvoldu gibi bir his de gelmedi bana. Hani kabullenememe gibi bir durum degildi bu. Cok guzel gorunuyordu gozume, cok mutluydum, her sey cok guzeldi, Goncaya Urune Ozana her firsatta "cok seviyorum ben Deniz'i" diyordum ama dunyam bir turlu durmuyordu. Bir turlu bekledigim ask buymus demiyordum. Bir turlu bu dunyadan kopamiyordum. Ben sadece Deniz'i cok seviyordum o kadar...

Hamile kafasi yerini lohusa kafasina birakirken o ilk gun aklima gelen sorulari sildim aklimdan. Yoksa ben yeterince sevmiyor muydum Deniz'i? Yoksa ben bebegimi az seven bir anne mi olacaktim? Bunlari dusunmez oldum. Daha dogrusu Deniz'e iki basimiza baktigimizdan samimiyetle soyluyorum bunlari dusunecek vakit de bulamadim. Deniz'in ihtiyaclarini gidermeye, Denizle gecirdigimiz gunlerin keyfini surmeye odaklandim. Alt degistir, yedir, oyna, uyut dongusunde gecti gunlerim. Hicbir sey dusunecek vaktim olmadi. Sadece gunu kurtariyordum ve sadece Denizle gecen gunlerimizi heba etmemeye odaklaniyordum. Boyle boyle gecti gunler. Boyle boyle gecti haftalar.

Sonra Deniz'in 40i cikti. Sonra Deniz iki aylik oldu. Ve tunelin sonundaki isik gorunmeye basladi. Hayat bir tik kolaylasmaya basladi. Sanirim alistmaya basladik tempoya. Denizle her gun surprizlere gebe olsa da kendiliginden bir rutin olusmaya basladi hayatimizda. Deniz gulmeye basladi. Deniz bizi tanimaya basladi. Deniz emerken durup, gozumun icine bakmaya basladi.

Deniz iki aylik oldu yazisini yazarken bir an durakladim. O yaziyi yazarken hisettiklerim Deniz bir aylik oldu diye yazarken hissettiklerimden farkliydi. Icime dolan sevgi farkliydi. Yuzume gelen gulumseme farkliydi. Deniz'in yaptiklarini, Denizle yaptiklarimizi yazarken dusunduklerim farkliydi. 

Deniz bir aylikken de onu cok ama cok seviyordum. Ama Deniz iki aylikken halim bir baskaydi. Iste o zaman farkettim ki Turkan Soray hakliydi; Denizle gecen her gunumde O'na olan sevgim artacakti. Cunku sevgi emekti...

22 Kasım 2016 Salı

Hayat...

Gundeme dair çok yazı yazmıyorum şu ara. Takip etmediğimden değil, söyleyecek söz bulamadığımdan. Artık bundan kötüsü olmaz da diyemiyorum. Eskiden diyordum, daha naiftik çünkü. Şimdiyse her şeyi yapabileceklerini biliyorum. Bundan daha kötüsü de olabilir. Ben hayal edemesem de olabilir. 

Bundan yıllar önce buraya, en fenası ne biliyor musunuz artık arsızlık diz boyu yazmıştım. Şimdi boyumuzu geçti arsızlık. Akıldan geçmemesi gerekenleri yüzümüze baka baka utanmadan Söylüyorlar. Regl olmuş bir Kızın evlenmesi Dinimizce caizdir diyorlar. 11 Yaşında çocuk 60 Yaşında pisliğin tepkiyle evlenebilir diyorlar. Diyorlar da diyorlar. Ve bunu diyenler bir türlü kendi pisliklerinde boğulmuyorlar ya en fenası o işte.

Az önce o iğrenç yasa tasarısı geri çekildi. Tecavüz çok şükür ki meşrulaştırılamayacak. Ama şu geçtiğimiz günlerde tepkimizi çeken o bütün cümleleri kuran beyinler hala aynı düşünüyor. Onların kafalarındaki bu iğrenç fikirleri geri çekemiyoruz ne yazık ki. O yüzden sanırım çocuklarımıza sımsıkı sarılmak çok önemli. Sadece kendi çocuklarımıza değil, bu insanların görüş alanındaki bütün çocuklara. Çocuğu çocuk olarak görmüyorlar çünkü. 

Bu arada yeni khk kar çıktı, kim bilir başka neler oldu arka planda. Ama biliyor musunuz gündemi değiştirmek için Yaptılar söylemleri de rahatsız ediyor beni. Gündem hep kadını al aşağı ederek değiştiriliyorsa, hatta artık çocuklar topun ağzındaysa arka plandakiler kadar ön plandakiler de endişelendirmeli bizi.

Ne yazık ki bu şartlarda yaşamak an be an, gün be gün güçleşiyor.
Aklımıza mukayyet olmak, kendi ruhumuzu ve çocukları oy koşullardan korumaktan başka sanırım yapacak bir şey yok.
Söyleyeceklerim bu kadar...


17 Kasım 2016 Perşembe

Ilk asilar

Pazartesi gunu Deniz ilk asilarini oldu. Ilk atesle de boylece tanismis oldu. 38.7 ye kadar cikti atesi. Paniklemedim. Asi atesi sonucta, kotrollu bir durum. Ama Deniz baya hirpalandi. O minacik bedeniyle bence yine de iyi mucadele etti. Aslan Deniz!

Burada asilar 8. hafta dolduktan sonra basliyor. Standart asi paketleri var, onlari uyguluyorlar. Menenjit ve Rota asisi da o paketin icinde. Atesi yapan da menenjit asisiymis zaten. Sagolsun baya yapti! 

DIyorlar ki asilardan anne / babalar cocuklardan daha fazla etkileniyormus. Inan olsun dogru! Sonucta Deniz de diger bebekler de asi olacaklarini bilmiyorlar. Anne baba daha asiya gitmeden endiselenmeye basliyor. Nasil olacak, atesi mi cikacak, baska yan etkiler mi olacak, cani cok mu yanacak?...

Denizin asi sirasinda cani cok yandi o kesin. Oyle agladi ki kuzum. Ama bir o bacak, bir bu bacak 3 tane igne yaptilar. O aglamsin da ben mi aglayayim? Alt cenesini titrete titrete, icini ceke ceke agladi kizim. Rota asisi agizdan yapildi, digerleri bacaklarindan. Itiraf ediyorum ailar bittiginde benim de yanaklarimda biraz yaslar vardi. 

Daha doktordan cikmadan emzirmeye basladim Deniz'i. Biraz rahatlayip, uykuya daldiktan sonra ciktik doktordan. Ev kacmiyor ya. Cocuk rahatlasin dedim. Onun da ysadigi travma yani. Anne gogsunde rahatlamasin mi?

Oglen yapilmisti asisi. Gunun geri kalanini da Deniz anne kucaginda gecirdi. Hicbir is yapmadim ben o gun. Yatagimizda ayaklarimi uzattim oturdum. Yanima suyumu, meyvemi aldim. Deniz'i de kucagima aldim ve gunun kalanini Denizle orada gecirdim. Emdi, uyudu, uyandi emdi. Arada yatakta yanima biraktim ama her agladiginda kucakladim Deniz'i.

Zaten cok da kucagimdan inmek istemedi o gun Deniz. Uyurken de genelde inliyordu. Aksam 6 civarinda atesi iyice yukselmis olacak dediler ve yukseldi. 38.7yi o civarlarda gorduk. 

O gece de cok iyi uymadi tabi Deniz. Ben de ilk ates nobetimi boylece tutmus oldum. Aman sadece asilarda tutalim insallah o nobeti cunku zormus bu ates isi.

Bir yandan biliyorum ates iyi bir sey. Vucudunun savasabildigini gosteriyor. Atesten korkmama gerek olmadigini da biliyorum. Hatta dusurmek icin cok da delirmemem gerektiginin farkindayim. Denizin de ustunu ince giydirdik, ortmedik, arada sakaklarina soguk bez koyduk -ve bundan nefret etti-, arada soyduk serinlesin dedik durumu idare ettik. Menenjit asisi olmasaydi ates dusurucu de vermeyecektik ama doktor bu asida vermeniz iyi olur dedi. Peki, verdik. 3 doz dediler deniz'e 2 doz yetti. 3.yu vermedik.

Ertesi gun de keyifsizdi Deniz. Surekli memede ve kucakta olmak istedi. Ne isterse oyle yaptim. Meme mi? Meme. Kucak mi? Kucak. Zaten cani yanmis, zatenvucudu yorulmus bir de ben mi yorayim cocugu.

Carsaba gunune bir seyi kalmamisti Deniz;in. iste boylece ilk asilari da gecti.

benim kendime cikardigim ders, asi zamani sabir lazim 1, bebek ne isterse onu yapmak mantikli 2.

Bu da gecti gitti :)

14 Kasım 2016 Pazartesi

Deniz iki aylik oldu

Kollarım iki aydır Deniz dolu. Burnumda iki aydır Deniz kokusu. Iki aydır günüm Deniz, gecem Deniz, Hayatım Deniz... Iki aydir ruyam Deniz, dusuncem Deniz, icim disim Deniz...

Iki aydir anneyim. iki aydir Denizi buyutmenin keyfini suruyorum. iki aydir Denizle butunum. Gulcin'e yeni eklenen bu hale alisiyorum, sasiriyorum, guluyorum ve hep Deniz'i izliyorum.

Deniz iki aylık oldu.
Ikinci ayinda da Deniz emdi, emdi, emdi. Ve bu ikinci ayda emerken bana dokunuslariyla, minik ellerini tenimde dolastirmasiyla, oyle bir anda durup emmeyi birakip gozumun icine bakmasiyla emzirmeyi benim icin de keyifli hale getirdi.

Hala duzeni  oturmadi. aglafi emdi, korktu emdi, bana yakin olmak istedi emdi. Deniz ikinci ayini da anne gogsunde anne koynunda gecirdi.

Deniz iki aylik oldu,
Gulumsemeler basladi. hem de refleks degiller artik. Gozumuzun icine baka baka guldu Deniz. Bazen ana kucagindaki yesil kaplumbagaya guldu. bazen aynadaki aksine. Bazen uykusunda guldu, bazen uyanirken. Emerken guldu en cok Deniz. ben onu emerken izlerken, gozlerinin icine bakarken.

Hala yenidogan saskinligi da bitmedi. Gordugu her seye sasirdi. Kaslarini kaldirip kocaman actigi boncuk gozleriyle de bizi guldurdu,

Deniz iki aylik oldu.
Malesef refluyla tanıştı. Ama ben peynir yemedigimden beri kusmalari azaldi. Gaz sancilrila basi hala dertte ama annesi en azindan ona yardim etmeyi biraz ogrendi de Deniz de rahatladi. Ha bizim kusmuklanmamış kıyafetimiz hala yok o ayrı!

Bebek masajina gitmeye baslafi. Etraftaki bebeklere takildi gozleri hatta cikardigi seslerle dikkatlerini cekmeye de calisti. Bacaklarina yapilan masajlara bayildi. Annesi gibi ayaklarinin altina dokunulunca huylandi. Her masajin sonunda biraz uyuyarak, annesine oraya gitmekten hoslandigini gosterdi.

Deniz iki aylik oldu.
Artik bizimle daha cok oyun oynuyor. En sevdigi oyuncagi kontrast kitabi oldu. Ne zaman beyaz zemin ustundeki siyah beneleri gorse gulumsedi. 

Pembe tavsanin, gunesin sesine hep tepki verdi. babasinin onun icin bastigi kontrast kartlarina dakikalarca bakti. uydurdugumuz hikayeleri dinliyormus gibi yapti.

Duvardaki gölgeler dikkatini cekmeye basladi. Emzirmeler, alt değiştirmeler Gölge takipleriyle bölünur oldu. 

Deniz iki aylik oldu.
Hala slingi sevmiyor. Hala arabaya koydugumuz ilk dakikalarda ortaligi yikiyor. Ama gezmeye alismaya basladi. Sokakta etrafa bakmayi sevdi, yuzune gelen gunesten daha az rahatsiz olmaya basladi.

Parklari her zaman kapali alanlara tercih etse de, kapali mekandaki seslere de tepki vermeye basladi. arabasinin disindaki hyata hep arabasindan daha fazla dikkatini cekti.

Evde, ana kucaginda 5 dakika kadar oturmaya basladi. heralde evi bildignden an kucaginda oturdugunda etrafa bakmaz oldu. varsa yoksa mavi ahtapot, yesil kaplumbaga. gozlerini onlardan alamaz oldu. 

Deniz iki aylik oldu.
Eve misafir gelince genelde uysallasti. Biz Deniz neyi yapar/yapmaz desek misafirlerin yaninda tam tersini yaparak anne babayi yalanci cikarmaya basladi, 

Kucaktan kucaga dolasmayi sevdi. Ama annesini de ayirt etmeye basladi. En cok benim kucagimda sakinlesti, en cok benim kucagimda olmak istedi,beni bildiginiz ayirt etmeye basladi. Canim...

Deniz iki aylik oldu.
Iki aydir hayatim Deniz oldu. Durup gözümün içine bakışı, gözlerinin ta içine kadar gülüşü kalbimi eritti. Sevgisi içimde gün be gun büyüdü. Gece uykusunda bile çok ama çok özlenir oldu.

Deniz iki aylık oldu.
Denizim iki aylik oldu...

10 Kasım 2016 Perşembe

Bbebekler aglar

Deniz Doğduğu ilk haftalarda baya sakin bir bebekti. Zaten öyle küçüktü ki sesi çıkmıyordu kuzunun. Yiyor, uyuyordu. Evet çok sık uyanıyordu, az az uyuyordu, ne zaman ne kadar emecegi belli olmuyordu ama döngümüz az cok belliydi. Deniz dogmadan once de biliyorduk ilk haftalarin muhtemelen öyle olacağını. Herkes diyordu, ilk haftalar aman ne abartmışlar bebek bakmayı diyeceksiniz. Ne var ki diyeceksiniz. Sonra tokadı yiyeceksiniz diye :) E bizim bebek de çok şükür standarttan şaşmadı. Aman şaşmasın. Standart gibisi yok :)

Zamanla güçlendi, sesi çıkar oldu. Ve Denizimiz biraz aglak bir bebek oldu. Oyle asiri da aglamiyor. Ama baska bebeklerden cok agliyor. Biraz sesli bir bebek. Eh annesine çekmiş içinde ne varsa söylüyor. Sadece ağlayabildiğinden her şeyi ağlayarak anlatıyor. O da ne yapsın.

Bu ağlamalar bazen bizi zorluyor. Özellikle dışarıdaysak ben baya zorlanıyorum. Zaten Deniz disariya cikmayi cok sevmiyor. Daha sokaga adimimizi attigimiz anda basliyor aglamaya. Vay arkadaş bizim gibi iki gezginin kızı sokağa çıkmayı sevmesin. Hala buna inanamıyorum. Ama iste Deniz sevmiyor dışarı çıkmayı. Slingi sevmiyor, arabasını sevmiyor, sokakta yüzüne gelen güneşi sevmiyor. Ve sevmediklerini gayet net bir şekilde belirtiyor. Basıyor yaygarayı. Yaygaracıların Şahı :)

Şaşkınız. Hani Sling annelerin kurtarıcısıydı. Deniz uyumuyorsa asla slinge girmek istemiyor. Hani bebeler arabada uyurdu. Deniz cok ama çok nadir arabada uyuyor ve uyandı mı basıyor yaygarayı.

Heralde bütün bebekler böyle dedim basta ama değilmiş aslında. Burada gittiğimiz doğum kursundan insanlarla bulusuluyor arada. Bütün bebeklerin doğum tarihleri 3 aşağı 5 yukarı aynı. O buluşmalarda bir tek Deniz kucakta. Arkadaş herkesin bebeği arabasında uyuyor ya da öyle sessiz sedasiz yatıyor. Bizimki uyanik olacak da arabasinda sessizce yatacak. Hey hayt! Hatta Ozanla demek bizim oralarin bebelerinde aglamak genetik diye dalga geciyoruz. Gavurun sessiz bebelerine karsi bizim cigirgan Deniz :) Kabul ettim; demek ki Deniz ortalamanın üsnde ağlıyor.

Farkettim ki özellikle dışarıda Deniz ağladığında çok geriliyorum. Ve hatta bu yüzden çok da dışarı çıkmak istemiyorum. Hata biliyorum. Büyük hata. Geçen akşam bir yere yemeğe oturduk Ozanla. Denizi yürüyüşe çıkarmıştık. Evde de yemek yok. Hızlıca yiyip kalkalım dedik. Deniz uyandı ve ağlamaya başladı. Emzirdim olmadı, kucakladık olmadı. Çok gerildim. Aldım Deniz'i, biraktim yemegimi eve geldim. Ozan yapma dedi ama dayanamadım ağlamasına. Sanki kendi konforum için onu aglatıyormuşum gibi hissettim. Ben disarida yemek yiyecegim diye Deniz rahatsiz olmus gibi hissettim. Kendimi sorumsuz hissettim. Ozan o akşam dedi ki bana "senin konforun = Deniz'in konforu" aynı zamanda. Eve kapanamayız, alışacak...

O günden beri düşünüyorum. Neden denizin ağlamasından bu kadar çok etkileniyorum?

Öncelikle kıyamıyorum. O hiç ağlamasın istiyorum. Onun gozyaslari hic akmasin istiyorum. Ama mümkün mü? Değil. Deniz elbet ağlayacak. Çünkü Deniz sadece ağlamayı biliyor şu anda. Açsa ağlıyor, üşüdüyse ağlıyor, sıcakladiysa ağlıyor. Hatta sıkıldıysa ağlıyor. Ben sanki her ağladığında canı acıyormuş gibi üzülüyorum. Yapmamalıyım böyle. Üstelik bazen gerçekten canı da acıyacak ve ben sakin olmazsam ona ne iyi gelecek değil mi? Kendimi bu konuda eğilmeliyim. Bebek bu Ağlar. Deniz de ağlayacak.

Aslında evde ağladığında çok daha sakinim. Gayet iyi idare ediyorum. Hiç paniklemiyorum. Denizi kucakliyorum, tamam annecim agla hadi rahatla diyorum. O aglarken ben ona sarki soyluyorum. Gayet iyi idare ediyoruz evde. Biliyorum cunku bazen hicbir sikintisi olmasa da sadece aglamak istedigi icin bile aglayacak Deniz. Demek ki tek sebep Deniz'in aglamasini istememem değil. 

Farkettim ki ben etraftakilerin Deniz'in aglamasindan rahatsız olması ihtimalini de çok düşünüyorum. Içimde bir yerde insanlar yemeğe gelmiş rahatları kaçacak diyen biri var. Ya da parkta huzurla oturmak istiyorlar bebek ağlaması çekmesinler diyen biri. Baskalarini rahatsiz etmemek icin de Deniz'i bir an önce olay yerinden uzaklaştırmaya çalışıyorum. Evet böyle...

Hayatımda hiç bebek ağlamasından, çocuk sesinden rahatsız olmadım ben. Hiç ama.  Restoranda, parkta, yolda belde hic rahatsiz olmadim. Hatta bir keresinde uçakta bir bebek çok ağlıyordu. Çok ama. Benim yanımda koridorun diğer tarafındalar. Yanımdaki koltuktaki adam da sürekli söyleniyor sussun bu bebek diye. Anne zaten bitmiş yazık. Ben de o dönem haftasonluğuna Türkiye'ye gidiyorum uçakta da hep çalışıyorum. Adam söylendi söylendi. Bana sen rahatsız olmuyor musun dedi. Anne de dinliyor yazık bitmiş zaten. Oluyorum ama sizden dedim. Sürekli söylemenizden rahatsızım. Ve devam ederseniz sizi şikayet edeceğim çünkü o bebek siz bilmem kaç yaşındasınız. Bu yaşta davranışlarınızı kontrol edememenizden çok rahatsızım susun dedim. Sustu. Annenin bakışını hiç unutmayacağım. Ah kadın. Tesekkur etti bana. Ben de bebek o aglayacak tabi dedim. 

E peki ben şimdi neden kızımın ağlamasından rahatsız olacaklar diye bu kadar strese giriyorum? Deniz de bebek, aglayacak. Galiba çocuğum her şeyi yapar, herkesi de rahatsız eder, dünya da çocuğumun etrafında dönüyor, herkes de cocugum icin her seye katlanacak ebeveyni olmaktan da korkuyorum. Evet gerçekten bundan da korkuyorum. Çünkü o tiplerden de en az masum bebek ağlamasına burun kıvıranlar kadar rahatsız oluyorum. Farkettıim ki Deniz'den önce aklıma kodlanmış her şeyi bir arada kafamda yoğuruyorum ve sonucta bebegini kapip ortamdan uzaklasan bir Gulcin oluyirum.

Tabi ki o ebeveynlerden olmamak için ne gerekirse yapacağım! Ama bir şey daha farkettim. Bunu yaparken Deniz'e haksızlık ediyorum. Ağlamasın istiyorum. Ağlamaktan başka kendini ifade etme şansı olmayan, 8 haftalık bir bebek aglamasin istiyorum. Agladiginda hemen alıyorum O'nu haldur huldur eve götürüyorum. Halbuki belki sadece 1-2 dakikalik bir sakinleşmeye ihtiyacı var. Cok küçük daha. Velhasıl kelam farkettim ki başkalarının özgürlüğünün sınırlarına dokunmamak için Denizin sınırlarını zorluyorum. Farkettim ki sakinleşmeliyim.

Nasıl mı farkettim Geçen gün bebek masajına götürmüştüm denizi. Orada bir görevliye konuşuyordum. Dedim ki Deniz çok ağlarsa çıkabilirim. Şaşkın baktı yüzüme "babies cry" "bebekler ağlar" dedi. O an ucaktaki kadin geldi aklima, ya da yolda belde yasadiklarim. Sanki bir ışık çaktı kafamda. Ve Deniz'e bakip onun ne kadar kucuk bir bebek oldugunu gordum. Sakinlestim. Daha da sakinlesmeliyim. Artik agladiginda sakince elimden geleni yapacagim. Cunku asla o bahsettigim annelerden olmak istemiyorum. Ama haldur huldur Deniz'i kacirmayacagim. Cunku bebekler aglar ve Deniz ufacik bir bebek... O kadar...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails