Isvicre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Isvicre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Fasulye... Bu sefer Rafadan Kafadan baslasin...

Sevgili abilerim-ablalarim, teyzelerim-amcalarim,
Sonunda bu yolculugun da sonu geldi ve Gulcinle Ozan evlerine dondu. 
Oyle macerali bir yolculuk oldu ki bana yasattiklari yuksek heyecan dozundan dolayi Gulcin, bu gezi yazilarinin ilkini benim yazmama izin verdi. 
Versin tabi! 
Yasadigim heyecanlardan sonra bu blogu bana verse yeridir ama vermez degil mi?

Tam 15 gun yollardalardi. 
Daglar astik, goller dolastik, nehirler takip ettik, denizlere ulastik, ovalardan vadilerden gectik derken baya macerali bir tatil oldu. 
Gulcin uzun uzun yazacakmis tatili, yazmasa sasarim klavyesinin ayari yok!
Ama bugun keyfi biraz kacikmis bir de isin ilk gunuymus ya hadi sen anlat en sevdigin kismini tatilin dedi bana.
Seve seve anlatirim vallaha.


Simdi bundan iki hafta onceCumartesi gunu yola ciktigimizda once Almanya'nin Offenburg kentine gittik. 
Boyle kucucuk bir yer.
Zaten Gulcin de Ozan da oyle yorgunlardi ki hic dolasamadilar.
Burada duraklama amacimiza uygun olarak yatip dinlendiler.
Ben onlar uyurken hep kargalari dinledim. 
Ne cok karga varmis bu sehirde.
Bir de hepbir agizdan bagirinca bir korkunc oluyorlar.


Ertesi sabah ciktik yola Isvicre uzerinden Italya'ya gidecegiz.
Biliyorum ben o yolu; gecen yil da gittik.
Ama bana soran var mi? 
Nerdeee...
Yazdilar adresi pek sevgili yol buldurucumuz Tom Tom'a, ciktik yola.
Bu Tom Tom da iyi cocuk ama bazen gicik ediyor beni.
Yok daha kisa surecek, yok trafik olmayacak diye kandirdi mi bizimkileri soktu mu baska bir yola.
Ya bu Tom Tom kim ki?
Niye guveniyoruz ki biz O'na?
Sanki arka koltukta oturuyor da yanlis yerlere gotururse bizi "Naptin ya sen" diyip indirecegiz saplagi ensesine?
Yok nerede!
Neyse uzatmayayim.
Cikardi mi bizi dumduz otobandan, soktu mu kivrim kivrim dag yollarina.


Dag diyorum dag!
Yahu ben cip miyim?
Ben bir kucuk rafadanim, ne isim var dag yollarinda?
Ama laf aramizda cipleri bile aratmiyorum ha fena da degilim yollarda :)


Yaptim elimden geleni ciktik dagin basina.
Gulcin ve Ozan yolda bir mutlular bir mutlular.
Cok guzelmis manzara, cok guzelmis yollar.
E simdi sikayet eder gibi oldum ama hakikaten ben de begendim guzeldi be manzara :)


E neyse boyle kivrila kivrila gideriz derken dagin basina bir vardik ki ne goreyim?
Bir levha: Kasa
Ben bunca  ugrasayim o daga cikayim bir de ustune para odeyelim.
Yok artik!
Bana sorsalar odemezdim o 27 frangi ama dedim ya bana soran yok!


Hadi bilin bakalim neden odeyecekmisiz o 27 frangi?
Bilemediniz degil mi?
Gulcinle Ozan da bilmiyorlardi kasadaki kadina sordular: 
"Bundan sonra ne olacak?" diye
Kadin bir gul bir gul!
Guler tabi kadin gelmisiniz dag basina nereye gittiginizi bilmiyor musunuz diye. 
Neyse teyze surprizi acikladi bize, hem de ne surpriz!
Durun durun soyleyecegim:
Dagin tepesinde trene bindik biz!
Evet  benimle beraber yani araba trenine bindik biz :)
Trenle daglardan tunellerden gectik biz.


Sagolsunlar, biliyorum ben herseyi benim icin yapiyorlar
Su rafadan kafadan da biraz macera yasasin mutlu olsun diyorlar.
Yoksa oyle hazirliksiz yola cikip TomTomun oyunlarina geliyor falan degiller.
tabi tabi canim degiller :)
E yani bu fani dunyada dag basinda trene binmedim de demem artik.
Ama soz verdiler gitmeyecegiz bir daha oralara.
ama yine de guzel maceraydi be eglendim baya :)


Yolculugun en sevdigim kismiyla ilgili anilarima son vermeden bir de sunu soylemek istiyorum:
Bu Gulcin normal degil!
"Ozan bu tunellerde yarasa falan gelir mi bize" diyor.
Camlari kapatinca sana bir sey gelmez de gelen bana geliyor be Gulcin!
hep ben hep ben, bir de beni dusunsen!

Neyse Gulcinden uzun yazdim ben de..
Bu maceranin devami onumuzdeki gunlerde elbette Gulcince'de :)

Aa bir de Gulcin diyor ki:
Cok buruk baslamis bir haftaymis bu ama olabildigince guzel bir hafta olsunmus hepinize...

21 Aralık 2011 Çarşamba

Gecen yil bu zamanlar_3... Cenevre...

Bazen boyle oluyor. Yazilari yaziyorum ama bir turlu becerip toparlayip ekleyemiyorum buraya. 
Baktim uzun zamandir gezi yazisi yazmamisim. 
O yuzden vakti gelmistir dedim hele gecen yil tam da bu zamanlara ait bir yazi hazirda bekliyorken. 
Ama asil gercek su:
Buralardayken yeni yazi yazamiyorum ve genelde cepten yiyorum :) 
Oyle ya da boyle :)
Gecen yil bu zamanlar... 
Aralik 2010.. 
Cenevre...

Evet biraz fazla gezdik Aralik ayinda. Ama kara kis da gezmeden gecmeyecekti buralarda. Bizim gezmelerimiz gonul zenginliginden. Insanin farkli ulkelerde arkadaslari olunca gezmesi de rahat oluyor aslinda. Hatta oyle cok gezmisiz ki ben gezdigimiz yerleri yazmaya yetisememisim Aralikta J Aslinda yeni bir geziye ait degil bu yazi. Bu yazi Isvire’nin ilk gunlerine. Isvicreyle tanistigimiz yere Cenevre’ye…

Soguk mu dedi pilot? Evet biraz soguktun gercekten. Ama bir yandan nasil da guzel isil isil gorunuyordun ucagin penceresinden. Seninle tanismaya geldim, Isvicreyle tanismaya, Ozanla ve Barisla bulusmaya. Sadece 3 gun kalabildim seninle ama olsun bu sadece bir tanisma.

Artik biliyorum dar zamanlara sikistirilan gezilerin keyfi de bir baska. Hele sen haftalardir beklenen bir bulusmanin ev sahibiydin ya daha da guzel oldu bu bulusma. Baris sagolsun uc gune bir haftalik aktiviteyi sigdiriverdi. Aksamlari guzel restoranlar ardindan barlar, gunduzleri kah golun kenarinda kalmis kucuk kasabalar kah daglarin arasinda gizlenmis kaplicalar renk katti rotamiza.

Ah ama itiraf etmeliyim iki erkekle geziler yapmanin zor yanlari da var sevgili Cenevre. Mesela yol yorgunusun gozunden uyku akiyor; dolastiriyorlar seni o bardan bu bara bir bira sadece bir tane daha bira nidalariyla. Senden saklayacak degilim hele Cuma aksami o sonu gelmeyen bir biralar daha icilirken ben icten ice uyuyordum aslinda J

Malum sen Fransiz tarafindasin Isvicrenin, o yuzden ilk gunun gezi rotasinda Fransa'nin Isvicre sinirindaki kucuk kasabalari vardi; ilki de Yvoire. 

Yazin tadindan doyulmazmis oralara ama kis mevsiminde de oyle sakin oyle guzeldi ki bu kasaba. Gole bakan guzel evler, bahcelerinde istiflenmis odunlar, pencereleri guzel dantellerle suslu evlerin susu kucuk balkonlar. Gezmesine doyum olmadi hele kis gunesinin altinda.


Donus yolunu Evian renklendiriverdi bir anda. Gerci fadolar dinleyerek, sicacik arabada, guzel sohbetle devam ettigimiz yolculuk bana sorarsan duraksiz da keyifliydi ama Fransaya gecmisken Evian'i gormeden donmek olmaz dedi Baris bana. Daglardan gelen suyun siselenip satildigi ilk sehirlerden biri Evian, kucuk sirin bir kasaba. Evian sularinin bu harika genel merkezinin de bulundugu guzel kasaba...

Bana sorarsan alisveris icin sahane bir adresti ama dedim ya iki erkekle dolasiyordum sokaklarinda J Laf aramizda Fransa tarafina gecince daha iyi anladim cok pahalisin be Cenevre. Kusura bakmasan hele arabam varsa alisveris icin ben hep kaciverirdim Fransaya J

Arabayla gezmekten yorulur mu insan? Hava bu kadar soguk olunca yorulduk desem inanir misin bana? O yuzden Cumartesinin sonunu kisa bir yuruyusle tamamladik sokaklarinda… Derdim ama tabi oyle olmadi isin ucunda senin gece hayatinla tanismak olunca. E soyle nasil buldun gece hayatini dersen tek bir sozum var sana: Suslu! Kadinlar suslu, erkekler suslu, sokaklar suslu, barlar suslu. Yani kanimca seninle yasayan her sey suslu Cenevre. Zaten yollarini susleyen magazalari bir moda dergisinde bile bu kadar yan yana gormek mumkun olmaz kanimca. Hakikaten insanlar oralardan o fiyatlara alisveris yapiyorlar mi senin dunyanda?

Ve Pazar gunu yorgunluk bile engel olmadi gezme sevdamiza. Bu kez ilk durak Lozan'di amac da hem sehri gormek hem de benim canim arkadasimla bulusma. Bulutsuz bir kis gununde geliveren gunes kadar guzel bir sey yok kis aylarinda. Lozandaki gunes sirtimizi, Christmas markettan aldigimiz sicak saraplar icimizi, bir turlu bitirmek istemedigimiz guzel sohbet de gonlumuzu isitiverdi. Ah bir de gidilecek yere yolumuz uzun olmasa…

Ama yolun sonu tek kelimeyle unutulmazdi, yasadigimiz keyif inan simdi bile aklimda. Arabasiz gidilmez oralara ama araba varsa bir de senin sokaklarina dusmusse yol bence keyfe keyif katar yapilan yolculuk kaplicalara. Unutmak istemeyecegim harika bir ani, ustu acik kaplica havuzunda yildizlarin altinda, soguk havaya ragmen sicacik su bizi isitirken aldigimiz banyo. Anneannem cok giderdi kaplicalara. Banyo almak cok iyi geliyor diye konusurlardi o zaman komsularla aralarinda ben de yillar sonra bambaska bir cografyada bir banyo almis oldum sonunda J Bence luks o kaplicayi tanimlayacak en guzel sozcuk. Ustelik o kadar pahalisin ama o luksu gunlugu 25 franga sunuyorsun ya sasirdim sana. Ileride bir daha gidecek olursak diye linkini de aklimda tutuyorum inan bana J
google images
Seninle son gunumuzu sokaklarinda dolasarak gecirmek vardi planda. Tabi ben calistigimdan gezimizin vazgecilmezleri yine S.t.u.r.b.ucklar oldu sonunda J 

Gol kiyisini ne kadar sevdigimi nasil anlatsam sana. Ya da o ciceklerle yatartilmis simgen olan saati. Ya bir karnaval yeri gibi suslenmis suslu dukkanlarin siralandigi sokalarin. Ah bir de o kadar soguk olmasaydi hava.

Artik yabanci sayilmayiz soyleyebilirim sana. Beni son aksam yalniz birakip gittiler mi bilardo oynamaya J Neyseki yorgundum sabah da erkenden ucagim vardi yoksa ben bunu ocunu cok fena alirdim inan bana J Televizyonda guzel bir film actim ben kendime sonra senin sokaklarinda cektigimiz fotograflara bakarken dinlenip hazirlandim Londra'da gecek yogun haftaya…

Seninle tanismamiz boyle gecti iste Cenevre. Az zamanda bol aktivite, soguga ragmen bol bol gezme. Ne diyeyim bilemedim baska. En buyuk tesekkur bizi misafir eden ve yorulmadan usanmadan gezdiren Baris’a. Bir de tabi kis mevsimini renklendiren sana. Tanistigimiza memnun oldum umarim en kisa zamanda gorusuruz bir daha sevgili Cenevre nedense adin hala aklimda hep Geneva ama bunu da Baris duymasin ben Geneva dedikce Cenevre diye duzeltiyordu da J Aramizda kalacak degil mi bu bak guveniyorum sana J

2 Ocak 2011 Pazar

Isvicre'den bildiriyorduk....

Bugun hava gunesli saniyorlar. Halbuki degil. Vazgercerler mi ki buralara gelmekten? Aslinda bir gelseler gorecekler gunes degil ki bugun mutlu olmak icin ihtiyaclari olan. Once Zurih'ten Lucern’e gelecekler; 50 dakikalik bir tren yolculugu bekliyor onlari. Sonra umarim benim oldugum yere gelmeyi kesfedecekler. Oyle heyecanla bekliyorum ki onlari. Pardon ne dediniz? Gelecekler kim mi? E tabi ki Gulcin ve Ozan. Duydum ki Gulcin ve Ozan da buradaymis. Bir de kara bayiliyorlarmis. Ben de tanismak icin heyecanla onlari bekliyorum.

Aa pardon siz “Sen kimsin?” diye mi soruyordunuz? Belki sizinle de tanismisizdir ben Pilatos daginda yasayan Davos kizaklarindan biriyim. Isvicre'de bizi cok severler. 7'den 70'e tum Isvicrelilerin elinin altindayizdir. Kar oldu mu bizsiz gun gecirmezler.

Bak lafa daldik onlar gelmisler bile. Oh be gelmezler diye cok korkmustum. Turist ofisindeki gorevliyle konusuyorlar. Akillarinda ya Pilatus dagina gitmek var ya da Rigi dagina. Anladigim kadariyla once sehri gezeceklermis. Ne yapalim, cok oyalanmasalar bari, ne guzel oynayacagiz burada! Ben Pilatus'ta bekliyorum onlari. Sehirden bir teleferige bindiler mi yarim saatte yanimdalar. Rigi hemen karsi komsumuz. O da gorkemlidir baya ama kisin oralara gitmek zor. Once  gemiye binmeleri lazim sonra da trene. Gun icinde gidip gelmek en az 5-6 saat aliyor. Orada da benim arkadaslarimla bulusurlardi da simdi vakit kaybetmesinler; istiyorum ki hemen gelsinler oynayalim biz!

Bak izliyorum onlari asagida. Gulcin’in akli fikri dar sokalarda, binalarin arasinda dolasmakta. Ozan kitabi, haritalari okumasa sokaklarda kaybolacak inanin. Bizim sehrimizin adi Lucern. Belki cok duyulmamistir adi ama aslinda Isvicre'nin en cok turist gelen sehirlerinden biridir. Hele baharda yazda hava gunesli oldu mu, bulutlar bizim daglari kapatmaktan vazgecti mi gol kiyisindan  manzaranin tadina doyum olmaz. Isvicre'nin ortasindayiz. Dolayisiyla baska sehirlere gelmis olsaniz bile bize ziyarete gelmeniz en fazla 1-2 saat alir; bekleriz. Ozan ve Gulcin'in su an ustunden gectikleri tahta kopru sehrimizin simgelerinden biri. Ayni zamanda Avrupa'nin ilk koprulerinden biri. Ne yazik ki 1993 yilinda suyun ustundeki bir gemide cikan yangin ona da sicradi. Ne zordu hicbir sey yapamadan yangini izlemek. Simdi eskiye sadik kalip yenilediler kopruyu de uzuntumuz biraz azaldi. Ah iste koprunun ardindan gorunen de Pilatus yani bizim dagimiz. Sonunda Gulcin de bizim dagi gordu asagidan. Sevinci gorulmeye deger. Bilse buraya bir gelsin bak nasil sevindirecegim ben onu. Bakin nasil da guzel gorunuyor kopru ve dagimiz oradan onlarin gozunden:

Ben anlatirken onlar da unlu Lion anitinin oraya geldiler. Bu anit Fransiz Ihtilali sirasinda Fransa'da oldurulen 700 Isvicreli askerin anisina yapildi. Kral silah kullanmalarini yasakladigindan askerler, halk ayaklanmasi gerceklestiginde kendilerini savunamamislar bile. Kim hakli kim haksiz soylemek mumkun degil. Bence hep karlarda kaysin insanlar hep eglensinler ne gerek var boyle seylere ama kim beni dinlesin! Sanirim Ozan cok begendi bu aniti etrafinda dolasip kitabi okuyor. Seviyor okumayi cocuk! Hadi Ozan bosver siz benimle oynamaya gelin!
Hava bulutlu da olsa gol kiyisina gitmeden olmaz tabi onlar da hakli ne diyeyim... Ama biraz acele etseler keske. Hayda simdi de S.t.arbucks'a gidiyorlar iyi mi Gulcin biraz calisacakmis. Gulcin gel sen bosver isi misi. Ssst duyuyor musun beni? Neyse napalim biraz daha sabredecegiz. Laf aramizda onlar boyle gezerken beni eglenmek icin gelen baska birisine kiralayacaklar diye cok korkuyorum. Sabirli olayim ama degil mi? Bakin ne fotograflar cektiler sehri gezerken:

Bizim buralara gelmek icin sehirden bir teleferige binmek yeterli. Ustelik teleferige kadar olan yol da yurumesi eglenceli bir yoldur park var kilise var yol ustunde sikilmazsiniz yani. Teleferige atladiniz mi 30 dakikada benimle bulusabileceginiz yerdesiniz. Ben dagin zirvesinde degilim. Oraya gitmek icin baska bir teleferige daha binmek lazim ama kisin o teleferik kapali. Laf aramizda iyi ki kapali yoksa benimle oynamaz zirveye giderlerdi degil mi? Ama baharda yazda, yani benimle oynayamayacaginiz zamanlarda harikadir orasi, oranin manzarasi benden soylemesi! 

Hadi canim, meger Gulcin teleferikle yukseklere cikmaktan korkuyormus. Cesur gorunmeye calisiyor ama suratindan belli nasil da korkuyor. Hadi dayan Gulcin oyle eglenecegiz ki ben sana o korkulari unutturacagim inan. Ustelik sadece yarim saat ne olacak ki? Sanki Ozanin telkinleri de ise yariyor. En azindan artik beresiyle gozlerini kapatmiyor da etrafin guzelliginin keyfini cikarabiliyor. Komik bir kizmis bu ya simdi yuksekten korkup benimle de oynayamazsa. Olur mu olur. Olmaz degil mi ama ya?

Bu arada nasil guzel bir kar basladi. Pamuk gibi kapladi yine her yeri. Iste ben de o karlarda kaymak uzere bekliyorum ya Gulcinle Ozani. Oley, teleferikleri de geldi. Mujde artik cok yakinimdalar! Bizim dagimizin restoranlari da meshurdur. Once bir yemek yiyiyorlar yaninda kirmizi sarapla ve sonra eglence baslayacak. Sabirsizlaniyorum inanin!

Bir saniye geldiler mi yoksa? Evet evet buradalar. Sey pardon beni almaya gelmisler beni! Hey hey onu degil beni! Yanlis kizagi veriyorsunuz ya hayir kime diyorum ben! Beni alacaklar beni! Ya hayir olamaz. Ozan Ozan! Ah evet Ozan harikasin beni sectigin icin. Dostum  bak gor nasil eglenecegiz!

Hah simdi once surada bir deneme kayisi yapalim... Resim mi cekelim diyorsunuz tamam o da olur ama biraz acele edin.

Evet Gulcin seninle baslayalim! Soyle hafif dik bir yokus buluyoruz ve ucuyoruzzzz!!!!!!! Ozan biraz daha basarili kabul edelim ama sen de fena degilsin! Bir daha deneyelim hadi ama daha yuksekten… Ucuyoruz!!!!!!!! Evet aynen boyle tekrar kaymak icin geri donerken hizli hizli kos ki daha cok eglenebilelim. Oleyyyy ucuyoruz!!!!!

Upps nasil yani? Ama ben sadece 1 kisilik bir kizagim iki kisiyi tasiyabilir miyim acaba? Amannn sizi mi kiracagim? Ozan zaten tek basina Gulcin cok yukseklerden kayamayacak gibi. Sana guvenim sonsuz dostum basarabiliriz. Hadi bakalim ucuyoruz!!!!! Bakin ne guzel kaydiniz ki cocuklar da sizinle yaris yapmak istiyor. Hadi Ozan yarisalim mi yarisalim mi? Hooop ucuyoruz!!!!!

Hey bir dakika niye aldiniz cantalari? Nereye gidiyoruz? Yamac otarafta degil bu tarafta. Oradan kayamayiz! Nasil yani gunun sonu mu? E nolur ki son teleferik gitse kaya kaya asagiya ineriz? Neler diyor bunlar ya? Kiyafetleri uygun degilmis. Ya bosverin kiyafeti kaya kaya ineriz. Heyyy duyuyor musunuz kime diyorum ben? Aaa gercekten gidiyoruz. Oh keyfe bak bir de sarap actilar teleferikte. Madem sarabiniz da vardi kaya kaya inseydik? Neyse tamam bir dahaki sefere. Ne guzel seyler soyluyorsunuz benim hakkimda. Demek cok eglendiniz. Utandiriyorsunuz inanin beni J

Ah Gulcin inan ben de uzuluyorum gitmenize. Sevdim bu kizi bir de tesekkur etti bana iyi mi? Daha uzun gelin. Heyyy ben hep buradayim yine gelin….Unutmayin tamam mi daha tepeden kayarak inecegiz. Eh artik ben de dinleneyim ne gundu be….

Ne gundu be… Ne eglendik… Karlarin ustunde hakikaten cocuklar gibi sendik. Iste Isvicrede bir gunu daha boyle bitirmistik. Bu kez bizim dilimizden degil Davos kizagimizin dilindendi hikaye…. 

Ve Luzen gecesinden bir iki resim de bizden yine...

26 Aralık 2010 Pazar

Gulcin Isvicre'den bildiriyor.... Selale...

Gunes bugun yuzunu gosterdi. Karlarin icine sanki milyonlarca sim yerlestirilmis gibi isil isildi her yer bugun. Yine kitabimizin onerilerinden birini dinledik biz. 45 dakikalik bir tren yolculugunun sonunda varilabilen Schaffhausen'a gittik ve kucuk sehir ile cok yakinindaki Avrupa'nin en buyuk selalesi olan "Neuhasen Rhine falls'i" gezdik. Gunubirlik bir gezi yapmak isteyenler icin "Cok guzel", daha once Turkiye'deki buyuk selaleri gezmis olanlar icin "E bu mu Avrupa'nin en buyuk selalesi" dedirtebilecek; bizim icinse "Soguga ragmen cok keyifli" diye tanimladigimiz bir gun gecirdik.

Hava soguk. Hayir hava cok soguk. Bugun dereceler gunduz bile -6'yi gosteriyordu. Dolayisiyla soguktan korunmak icin kat kat giyinen bizler Hollanda'nin dumduz yollarindan sonra Isvicre'nin inisli cikisli yollarinda gezince bu gezimizde eglenmenin disinda bacak kaslarimiza da gercekten buyuk bir yatirim yapiyoruz. Neyse ki yarindan itibaren havanin isinmasi bekleniyor. En cok daha az kat giyinebilecegim icin seviniyorum :) Ama herseye ragmen karla kaplanmis daglari agaclari izlemeye hala doyamiyorum.

Ogrendiklerimize gore Rhine Falls, Rhine nehrinin 23 metre yukseklikten dokulmesi ile olusuyor ve aslinda yaz aylarinda su kapasitesi bizim gordugumuz halinin 3 kati fazla oluyor. Muhtemelen yaz aylarinda ziyaret edildiginde biraktigi etki cok daha buyuk olacaktir. Bizim icin selaleye karsi icilen bir kadeh sarap, koprunun ustunden yapilan kisa yuruyus, gunesin akan suyun ustunde yarattigi renkler hatirlanir olacak...

Ah bir de elbet selalenin bittigi noktadaki suyun sakinligi de hatirimizda kalacak... Sadece bu resmi gorup kim der ki ayni nehir sadece 10 metre oncesinde tas tas ustunde birakmiyor?


Selaleden ayrilmak, sagolsunlar her bir acidan suya bakmak icin ayri bir oturma alani, kafe, kale gibi turist cezbeden merkezler koyduklarindan cok da kolay olmadi bizim icin. Gezimiz boyunca ben Ozan'in gulusleri esliginde neden ama neden bizim ulkemizde bu kadar cok turistik mekan yapmiyorlar diye soylenirken Ozan sagolsun ileride bakip gulumsememiz icin cep telefonuyla da olsa guzel fotograflar cekiyordu. Yani her zamanki gibi ben soyleniyordum o ise ise yarar seyler yapiyordu :)
Bugunden son olarak Schaffhausen'dan bir iki kare. Aslinda bu sehir benim sevgili sirketimin ofislerinin bulundugu merkezlerden biri. Kimbilir belki de o yuzden gezerken ben hic tam olarak turistik bir gezi yapiyormusuz gibi hissedemedim. Aklimda o ofisten insanlarla yaptigimiz toplantilar ve haftaya kullanacaklari raporlar dolasip duruyordu. Ama simdi tarafsiz bir gozle bakinca guzelmis demekten kendimi alamiyorum :)
Yarindan itibaren sadece tatilde degiliz ayni zamanda "calisiyoruz". Dolayisiyla gezme hizimizi azaltiyoruz ama calissak da hep calismak boyle olsa demekten kendimizi alamiyoruz.
** Her su damlasini bizim icin guzel bir dilek olmaktan kim alikoyabilirdi ki bugun...

25 Aralık 2010 Cumartesi

Gulcin Isvicre'den bildiriyor.... Kar daha cok kar

Butun gece yagan kar sehri bembeyaz kapladi. Artik buraya gelen ucaklar sanirim calismiyor sehrin ici de oyle cok kalabalik degil zira herkes ailesiyle birlikte Christmas kutlamalarinda. Biz mi? Biz de sehir bu kadar sessizken biraz uzaklara gidelim dedik.

Uetliberg, Zurih gezisini gunubirlik turlarla suslemek isteyenler icin gidilebilecek guzel yerlerden biri olarak oneriliyor kitabimizda. Sehirden sadece 25 dakika uzaklikta, trenle gidilebilen, yazin piknik kisin ise doga sporlari icin ideal bir merkez olarak anlatiliyor. "Above Zurich" yani "Zurih'in ustunde/tepesinde" diye bir baslik da atmis bolgeyi anlatirken kitabimiz. Bu betimlemeyi de havanin acik oldugu zamanlarda Zurih'i tepeden izlemek icin ideal bir alan oldugu icin aldigini soyluyor. Hatta bulutsuz bir gunde tepeden Avusturya'ya kadar bir manzarayi izlemek mumkun olabiliyormus. 

Biz ne yazik ki o bulutsuz gunlerden birine denk gelemedik. Arada kar hizina ara verdiginde ya da bulutlar birazcik kenara cekildiginde Zurih golunu ve sehri biraz gorme sansimiz oldu ya onunla avunuyoruz. Ama uzaklari gorememeyi bir kenara birakirsak... 

Kar her yer kardi...

Hatta oyle cok kar vardi ki arada tadina bakmadan gecmek olmazdi :)

Agaclarin her biri beyazin icinde ayri guzeldi...


Hatta oyle guzellerdi ki onlara sarilip fotograf cektirmeden olmazdi..


Kar biraz acilinca manzara sahaneydi. Bir de hava gunesli olsa kimbilir nasil olacakti..


Hele isiklar da yaninca karin keyfi bir baska oldu...


Ve yemek yedigimiz restorandaki Christmas hazirliklari bence sahaneydi..


Ve bugun de etrafimizi kaplayan herbir kar tanesi bize umut oldu...
Bakalim gelen gun bize neler gosterecek

24 Aralık 2010 Cuma

Gulcin Isvicre'den bildiriyor....

                                                 *Zurich resmi sitesinden
Sayili gun gercekten her kosulda cabuk geciyor mu bilmem ama bizim icin bu sefer cabuk bitti diyebiliriz; buna seviniyorum. Bu karda kista Kuzey Avrupa'da trafik boylesine felc olmusken sadece yarim saat rotarla Zurich'e ulasmayi basardigim icin daha cok seviniyorum. O yarim saatte havada cizdigimiz daireler midemi tam anlamiyla mahvetti ama ne gam ucak geri donmedi ya buna daha da cok seviniyorum.

Bizde havalar hala biraz bulutlu. Aylar oncesinden ayarlamis olmasak bu geziyi gelirmiydik bilmiyorum. Hatta gelmeyecegimizi hissediyorum ama buradayiz. Yasadigimiz anin tadini elimizden geldigince cikarmaya calisiyoruz. Gittigimiz her yerde aklimizda ayni seyler, konusmalarimiz vardigi nokta hep ayni yer. O yuzden ben de Christmas hazirliklariyla isil isil olmus sehre bakiyorum ve her bir isigin bizim icin bir umit daha, bir iyi dilek daha olmasini dileyerek sokaklarda yuruyorum.

Hava soguk degil ama karli, puslu. Zurichi daha once gormedim ama bu halini sanirim sevdim. O pasparlak dunyaca unlu onlarca markanin ev sahibi vitrinlere bakan iyi giyimli gencler, dukkanlarin icinden cikip isil isil yollarda yuruyen modanin yakindan takipcisi guzel kadinlar erkekler, fiyatlarini gorunce bile sasirdigim saatlerin mucevherlerin karsisinda dakikalar geciren orta yasin ustundeki hanimlar beyler karlar icinde soguktan korunmaya calisarak yuruyunce daha gercekci daha insan geliyorlar bana. Onlari oyle gorunce bir hayal aleminde degil de gercekten bizimle ayni dunyayi paylasan bir ulkede oldugumuzu hissediyorum.  

Biz bir hafta buralardayiz, hava izin verdigince, Gulcin calismaktan firsat buldukca gezip gorecegiz ve umariz bulutlari dagitacak haberler gelirse daha da eglenecegiz. 

Bu yaziyi yazmak ve bloguma koymak icin sevgili esim tarafindan bana taninan sure sadece yarim saat oldugundan musadenizle ben kaciyorum ve size karli Zuric'ten bir iki kare yolluyorum...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails