Gulcince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gulcince etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2020 Salı

Yeni Yil karalari


Her ne kadar yeni yil kararlarina falan cok inanmasam da tabi ki bir takim kararlar aldim bu sene de. Bunlardan bir de daha cok kitap okumak. SImdi yeni yil kararlari yazmis sokaktan gecen 100 kisiye karariniz nedir diye sorsak, 99u kitap okuyacagim demezse ben de Gulcin degilim! Hah iste o 99dan biri de benim :)

Kararimi yazinca bir dusundum; ya ben niye okuyamiyorum artik? Zamansizlik falan gecelim. Evet zamanim az, evet bir kizim var ve surekli ilgi istiyor, evet ona cok kitap okuyorum kendim okuyacak vakit kalmiyor. Falan filan. Ama bunlar artik benim hayatimin gercegi. Evet bir kizim var ve hep olsun, hayatim onunla dolsun. Bu kitap okumama engel mi? Gercekten tum bos vaktimi Deniz mi aliyor? Aslinda evet :) Ama vakit bulunur mu? Bunun da cevabi evet.

Once iste bunu kabul ederek basliyorum yeni yila. Benim hayatimin gercegi bu. Calisan bir anneyim ve bos zamanlarimda olabildigince kizimla doluyum, o uyudugunda falan ev islerini halletmem gerekiyor. Bunlar gercekler. Ne kizimi birakabilirim, ne isi ne evi. O yuzden ben bunlar disinda kalan zamanima baktim ve sunu farkettim. 

Instagramda/ telefonda cok fazla ama gercekten cok fazla zaman geciriyorum. Kisitli bos vaktimi de o dehlizde kaybedince kitap okuyacak vakit bulamiyorum ve cozmem gereken asil sey bu.

Benim kitap okumamin oundeki engel bu. Kendime itiraf ediyorum. Ben telefona ve instagram bagimlisi olma yolunda hizla ilerliyorum ve bunu cozmem lazim. 

Nasil cozecegim? Bilmiyorum. Bir seker bir intsagram ikisi de bagimlilik inan olsun.

Ama ise soyle baslamaya karar verdim. Once bagimliligimin derecesini bulacagim.  O yuzden telefonuma "YourHour" diye bir aplikasyon indirdim. Telefonda yaptigim her seyi kaydediyor. Her seyi. Nerede ne kadar zaman gecirdim, kac defa telefonumun kilidini actim falan. Ve daha guzeli her aplikasyonda kosede o gun orada ne kadar zaman geirdigimi gosteriyor! Ve bu baya iyi bir uyaran.

Aslinda su kadar zamandan sonra telefonu kilitle, o aplikasyonu acmam izin verme gibi seyler de yapabiliyorsunuz. Ama ben yapmam. Cunku kendimi biliyorum yasaklar bana gore degil. Biri bana bir seyi nasil yapacagimi falan soylerse ben sinirleniyorum. Oyle bir seyi kilitleyecek girmeme izin vermeyecek falan olmaz. Ben o programi 2 gun sonra silerim eminim.

Benim icin ne kadra kullandigimi gostermesi falan yeterli. Cunku bu benim icimde cozmem gereken bir sey. Ben o kullanma suresini orada gorup ya kendim o aplikasyonu acmayacagim. telefonu kenara birakip kitabimi elime alacagim. ya da olmaz bu is.

Sonucta su yastan sonra bir programin beni yonetmesine izin verecek degilim yani! Program da programligini bilsin. O bana gercekleri gostersin gerisini ben (umarim) halledecegim.

Oyle hedeflerim falan yok. Su anda telefndaki sureye bakip "Oha gec bakayim su kenara sen, kitabim gel benimle" demek bana yetiyor. Ya da "Oha manyak miyim ben be yatip uyuyayim daha iyi" demek de bana yetiyor. Ve evet OHA diyecek kadar zamanimi aliyor bu meret.

Hic saklamam. Mesela gecen gun 4 saat 10 dakikayi gordum instagramda. Tamam 24 saatlik sure icinde ama oha yani. Gercekten 4 saat bir insan instagramda ne yapar yahu? O gun ne yapmistim hatirliyorum. Gece uyuyamamistim ve oradan bir iki prodcast acmistim onlari da instagram sayiyor dinlemistim. Tabi cocuk yetistirme vs. Ama yine de 4 saat 10 dakika cok gereksiz bir sure.  O yuzden simdi leime alip o sureye bakmak bana iyi geliyor. Bakalim onumuzdeki gunlerde dusurebilecek miyim bu kullanimi. 

Ve gorecegiz bakalim bu kitap okumama da yansiyacak mi?
Bu ciddi bir nucadele olacak benim icin. Bakali zaman neler gsterecek gorecegiz,

Basladigimiz yere donersek. Ocakta 2. kitabimdayim :)

7 Ocak 2020 Salı

Ise dondum

Yaklasik 20 gun sonra dun ise dondum. 20 gun izinli degildim ama Deniz hastalandigi icin ise gelemedim, sonra ben hastalandim, sonra tatiller basladi. Ben izin almamis olsam da ofise gelmedim, evden kafeden falan calistim. Derken derken 17 Aralikta en son ofise gelmistim, 19 gun olmus :)

Hepsinde tatilde olmasam da bu ara cok iyi geldi. Oh. 

Her gun Londraya gidip gelmek cok yorucu. Biz de Londrada oturuyoruz ama evimiz 4. zoneda. Ben 1. zoneda calisiyorum su an. Her gun merkez Londraya geliyorum yani. Guzel. Ofis cok guzel. Etraf da guzel. Simdi Londranin gobeginde calisirken cirkin diyemem. Ama yok guzel mi? Degil. belki bir gun guzel iki gun guzel ama her gun gidip gelince cok yorucu. O yuzden bu 20 gunluk ise gidip gelmeme arasi bana pek iyi geldi.

Sonra Denizle koyun koyuna gecen 2 gun de cok iyi geldi. Cok guzel vakit gecirdik beraber. Cok guzel oynadik, gezdik. Ozan'a da onu dedim sanki aramizda baska bir bag olustu bu tatilde. Romantik bir sekilde soylemiyorum bunu. Catir catir kavga ediyoruz. Yani her gunumuz husu icinde gecmiyor. Ama yasi buyudukce birlikte gecirilen zaman bir baska guzellesiyor sanki. 

Evde olmak, calissam da islerin az olmasi, rahat rahat yemegi yapmak, evi toparlamak, kosturmakdan alisveris yapmak, acelesiz herseye yetisebilmek bana, bize iyi geldi. Ha sirayla hepimiz bir hastalanmasaydik iyiydi ama ne yapalim. Ozanla onu konustuk hastalanmak bile bir yandan is olmayinca daha kolay. Ne var iste zor da olsa evde yatiyorsun, ya da toplanti vs ayarlamadan gonul rahatligiyla cocuguna bakiyorsun. Calismak hele hele calisan ebeveyn olmak hic kolay degil. 

Ama dun ofise gelince calsimayi ozlemisim onu da farkettim. 

Zaten benim de olayim bu. Ben evdeyken, Deniz de evdeyken ay acilsin kres ben isime Deniz krese yeter olmuyorum pek. Ha arada deliriyorum tabi ama genel olarak evde onunla olmayi cok seviyorum. Dogum izninde de hic ama hic sikilmamis ve cok sevmistim. Isteyken de Denizi deli gibi ozluyorum ve cok yoruluyorum ama lanet olsun calismasina demiyorum hic. Iki arada kalmak mi dediniz? Buyrun benim :)

Yillardir yaptigim bir sey var. Tatil donusunun toplantilarini tatil oncesinde ayrintili bir ajanda ile hazirliyorum ve yolluyorum. Boylece ilk gunlerin o tatil rehaveti pek olamiyor cunku toplantilar hemen baslamis oluyor. Ekip bundan ne kadar memnun bilemem ama bana ise organize donmek iyi geliyor. E onlar da bana uyacak artik :)

Dolayisiyla ben isime geri dondum. Vucut dinlendi ya ustumde cok guzel bir enerji var. Bu sabah 6da akltim biraz telefonda takildim. Deniz 7 de uyanmadan dusumu aldim, makyajimi ypatim. Boylece o uyaninca rahat rahat yatak keyfi yaptik kitabimizi okuduk, oynastik. Ha biraz abartmisim kahvalti edecek vaktim kalmadi ama babasi ve Deniz kahvalti ederken tostmu aldim ciktim. Ve simdi ofiste kahvemin yaninda blog yaziyorum.

1-2 haftasi var bu enerjinin ama sonra biter Calisma hayati enerjimi ceker. Cekmese keske. Keske hep boyle kararinda dinc calissak. Hepimiz icin daha guzel olmaz mi aslinda...

9 Nisan 2018 Pazartesi

Yine geldi ayrilik vakti...

Eskiden, daha Deniz dogmadan once haftasonlari cok cabuk geciyor diye yakinirdim. Simdi cabuk haftasonunun bende yarattigi hissiyati asla tanimlayamiyor. Sanki ucuyor zaman. Isik iziyla geciyor haftasonu. Bir bakiyorum Cuma aksami Deniz'i kresten almisim, annecim haftasonu geldi 2 gun beraberiz olay diyorum. Bir bakmisim Pazartesi sabahi olmus Deniz'i krese birakiyorum. Goz acip kapayincaya kadar geciveriyor gunler.

Pazartesi sabahlari Deniz baya hevesli oluyor krese gitmeye. Sanirim ozluyor arkadaslarini. Mesela bu sabah Ozanla Denizi birakmaya gittik krese, ardina bile bakmadan yurudu gitti. Ben oyle kalakaldim. Pazartesi huzunlu oluyorum. Her pazartesi boyle. 

Bu pazartesi biraz daha huzunluyum ama. 1 aydan sonra annem yarin Izmir'e donuyor. Zaman iste yine isik hiziyla gecti gitti... 3 mart'ta biz denizle izmire gitmistik. Yani bir ayndan fazla zamandir annemle beraberiz. Cok iyi geldi annem yine bize. Bizi toparladi. Ozan da ben de annem buradayken dinlendik biraz. Deniz'e nasil iyi geldigini soylememe bile gerek yok sanirim. Ne oyunlar ne kelimeler ogrendi annemden. beraber  o kadar guzel oynuyorlar ki.

Ama iste uctu gitti zaman, yine ayrilik vakti geldi catti... Ve ayriliklar hic kolay olmuyor. Hic...

Bana yurt disinda yasamakla ilgili cok soru geliyor. Hepsini cevaplamak istiyorum ama bir turlu vakit bulamiyorum. Bu vesileyle bir tanesini cevaplayayim: hayir ozleme hissi azalmiyor. Hem de hic. Insan sadece o hisle yasamaya alisiyor. 

Biliyorum gececek. Biliyorum. 

Mesela biliyorum, yarin sabah annem aglayacak. Ama havalanina gidince gececek. Carsamba gunu biz telefonda konusurken yine neseli olacak. Ha bir yandan biliyorum icindeki o sizi hep ayni kalacak ama gozlerine yansimayacak o huzun.

Biliyorum, ben annem giderken cok kotu olacagim. Ama ilk toplantiya girdikten sonra toparlanacagim. Daha iyi olacagim, Ha bir yandan hep ah keske burada olsalar diye dusunecegim ama biliyorum toparlanacagim.

Oyle garip bir sey bu gurbet. Oyle garip.

Bu sabah Deniz'e "annecim yarin sabah anneannen ucaga binip Izmir'e dedenin yanina gidecek" dedim. "Dayi?" diye sordu. "Evet" dedim "dayinin da yanina gidecek". "Anneanne vuu" dedi. Yani anneannesi ucaga binecekmis. "Anneanne dede" dedi. Yani anneaannesi dedesine gidecekmis. Sonra "anneanne alo" dedi. Anneannesini arayacakmisiz. Oyle iyi anliyor ki durumu. O yuzden biliyorum o da uzulecek ama o da alisacak. O zaten dogdugundan beri bunlari yasamiyor mu?

Ama yine de bu sabah biraz aksiydi bizim kuzu. Anneme bakip gozlerini yere egdi hep. Anliyor artik her seyi. Kendi kafasinda kimbilir neler dusunuyor. Gecen seneki gibi, hop aldim Izmir'e gittim, hop kaptim buraya getirdim olmuyor. Anlatmak gerekiyor her seyi. Ya da ben boyle tercih ediyorum. 

Deniz yarin kalksa ve anneannesi bir anda gitse daha kotu olur gibi geliyor. Bir yandan ya cocuk, bosuna akli takilmasin diye dusundugum de oluyor. Ama kizimi taniyorum. Deniz, kendisine anlattigimiz seyleri daha kolay kabul ediyor. Boyle. O yuzden ben hep anlatmayi tercih ediyorum ona.

1,5 yasinda ve bir yandan onunla dertlesiyormusum gibi geliyor. Eskiden sadece bloguma bir seyleri yazinca rahatlardim. Simdi Deniz var. Onunla konusunca rahatliyorum. Onunla bir seyleri paylasinca sanki gercek oluyor her sey. Hayallerimi anlatiyorum bazen Deniz'e. tatil planlarimi, onunla yapmak istediklerimi. Onunla bir seyleri paylasmak bana cok iyi geliyor.

Burnumun sizisi, canimin yarisi. Varligiyla en zor anlari bile kolaylastiriyor. Yarini da kolaylasiracak biliyorum. Hem de hic farkinda bile olmadan.

Kendimi hep "ah izmirde yasasak iste" diye dusunurken yakaliyorum. Sonra bugunlere nerelerden geldigimizi dusunuyorum. 2 yil once bu zamalar, ben Deniz'e hamile iken Allahim ne olur annem ve kizimi bir arada gorebileyim diye dua ederdim. Hem de cok. O yuzden simdi evet huzunleniyorum ama hic uzulmuyorum. Annem iyi, babam iyi, kizim iyi. Bir araya geliyorlar ve doyasiya oynuyorlar. Bundan buyuk bir sukur sebebi yok bana.

O yuzden cok sukur.
Saglikli olalim da yine kavusuruz.
Insallah en yakin zamanda....

24 Ekim 2017 Salı

Orada misiniz?

Yeniden bol bol bol blog yazmaya basladim. Ozlemisim. Ben ofiste yazabilen bir insanim demek ki. Sanirim biraz da isten kacma yontemi. 

Bu sabah yine ofise gelirken, sunu yazayim bunu yazayim diye aklimdan gecirdim.Geldim, arkadaslarimla biraz sohbet ettim. Herkes Denizi merak ediyor. Sagolsunlar hakikaten cok anlayisli ve ilgililer. Onlara Denizin durumunu anlattim, onlar haftasonu neler yapmis dinledim. Cogunuun henuz cocugu olmadigindan konserler, barlar, sinemalar havalarda ucusuyor. Biz de iste evde tahta kuplerle oynadik :)

Sonra kahvemi ve cikolatali biskuvimi aldim ve blogumu yazmak uzere bilgisayarimin basina gectim. Su ana kadar ofise gelip isle ilgili hicbir sey yapmamis oldugumun ben de farkindayim sevgili blogsever arkadasim ama saat daha sekiz bilmem  ne, calisacagiz elbet :)

Neyse iste blogumu yazmak uzere oturdum ve dedim ki... Ne zaman blog yazisi yazsam yorumlariyla beni yalniz birakmayan arkadaslarim var burada. sagolsunlar. Hakikaten desteklerini hep hep hep hissettim hissediyorum. Ve bu destek bana cok ama cok iyi geliyor. Ama hepimizi toplasak 10 kisi etmeyiz :)

Ben blogumu en cok kendim icin yaziyorum. Cunku soylemistim donup okumayi seviyorum. Evet, oyle kendi blogunu okuyan bir deliyim. Ama yani okumayacaksak niye yaziyoruz degil mi ama? Ha bir de simdi Deniz icin yaziyorum. Hani belki ileride okur diye. Oyle cok istiyorum ki ileride buralari okumasini. Hadi insallah.

Ama yani sadece Deniz ve kendim icin yazacak olsam evde deftere de yazarim. Ya da ne bileyim kapali bir blog yaparim. Ya da ne bileyim baska bir yol bulurum sanirim. O zaman ben sanirim sadece bana yorum yazan o canim 10 blogsever arkadsim ve kendim icin ayziyorum galiba. Ya hakikaten burayi okuyan 11 kisi falan miyiz? Vallahi merakimdan soruyorum. Okuyup da yorum yazmayanlar da var mi?

Bunu oyle yorum yazmazsaniz ben de yazi yazmayacagim gibi bir yerden sormuyorum. Ne yazmayacagim ya seviyorum ben yazmayi :) Yazmayacak olsam 5 yildir yazmazdim zaten. gerci eskiden bloglar cok okunuyorsu, bir suru bir suru yorumlar gelirdi de sohbet ederdik. Buralar dutluktu muhabbetine baglayacagim sanirim ben en iyisi susayim. Hani benimki sadece merak. Hakikaten orada misiniz?

29 Haziran 2016 Çarşamba

Kim bizim neyimizi cekemesin Allah askina!

Ataturk havalimaninda bomba patladi. Ne yazilir ki...

Cok sinirliyim, cok kizginim. Herkes gibi. Daha dogrusu akli basinda herkes gibi. Cunku ben de akli basinda herkes gibi bunu talihsiz bir olay, dusmanlarin oyunu, bizi cekemeyenlerin tuzagi olarak falan gormuyorum.

Kim cekemesin bizi ya? Bu nasil bir kendini dari ambarinda sanmaktir kardesim. Kim bizim neyimizi cekemesin Allah askina. 

Basimizdaki essiz hukumeti cekemiyorlarsa, buyursunlar verelim. Lutfen ama lutfen onlarin olsun. 
Agzindan cikani kulagi duymayan politikacilari cekemiyorlarsa, bizde surusune bereket. Cekinmeslinler alsinlar lutfen.
Ulkenin en islek havalani, ellerinde kalasnikoflar(!) olan adamlarca basilmisken, bu durumu abartmayalim diyen, danismanlari(!) cekemiyorlarsa, bir alana bir bedava kampanyasi yapalim. Stok cok.
Insanlar orada can pazarindayken, firsatcilik yapan, 200 Tl vermezsen almam diyen taksiciler gibi firsatci vatandaslari cekemiyorlarsa, keske hepsi birden onlarin olsa.
Olen sayisi an be an artarken, mecliste yalapsap yasa geciren milletvekillerini cekemiyorlarsa 100lerce var bizde ne yazik ki.
Ve bunca olaydan sonra -sadece bu patlama degil, yasadigimiz her seyi diyorum- hala ay siz de hukumete laf atacak yer ariyorsunuz diyen secmeni cekemiyorlarsa, o cekemeyenlerin de aklina tukureyim!

Guvende degiliz, biliyoruz. Bunlarin basit saldirilar olmadiginin her zaman farkindayiz. Ama lanet olsun ki hicbir sey yapamiyoruz.

Artik anlayamiyorum bile cogu seyi, cunku onlarin pislik planlarini anlayacak bir akil yok bende. Insanlarin piskinliklerine katlanamiyorum. Hala siz biz diye laf yaristirmalarina dayanamiyorum. gercekten bir el bogazimi tutmus birakmiyor. Biliyorum hepiniz icin durum ayni. Daha dogrusu vicdani olan, akli basinda olan hepimiz icin durum ayni.

Dun hamilelikte ucak yolculuguyla ilgili bir sey sormak icin Izmir havalimanini aramistim. Cok tatli bir kizla konustum. Sonra dedi ki, istanbulda daha cok uluslararasi ucus oluyor, ben sizi onlara da bir baglayayim, onlarla da teyit edelim bunu. Oradan da cok tatli bir kizla konustum. Baya gulduk de beraber telefonda. Yardiminiz icin tesekur ederim, iyi aklsamlar dedim O'na telefonu kapatirken. Dun aksam patlamayi duyfugumda o kiz geldi aklima. Orada miydi acaba? O da yaralananlar ya da olenler arasinda miydi acaba? 

Oradaydi ya da degildi, surasi kesin ki her iki durumda da o tatli kizcagazin aksami hic iyi gecmedi... Hangimizin ki iyi gecti ki :(

18 Ocak 2016 Pazartesi

Mavi Pazartesi

Sabahlari ise gelirken trende gazete okuyorum.
Londraya tasindiktan sonra hayatimda yasadigim en guzel degisimlerden bir bu.
Gazeteleri, dergileri okuyabilmek.
Yasadigimiz anda, yasadigimiz ulkedeki olaylardan haberdar olmak.

Gazete okuyorum dediysem.
Trende bedava dagitilan gazetelerden okuyorum.
Hani buranin Takvim'i, Posta'si kivaminda gazeteler.
Yani oyle politik olaylara vakif falan olmuyorum.
Ama 3. sayfa haberleridir, magazindir bunlari benden sorun!
Aslinda dusundum de magazin de cok okumuyorum.
Aman neyse ne iste, onume ne cikarsa okuyorum :)

Bu sabah da gazetede soyle bir haber vardi: Are you ready for Blue Monday? - Mavi Pazartesiye hazir misiniz?
Vallahi ben kendi adima hicbir Pazartesiye hazir olmuyorum.
Haftasonlari hep yetmiyor bana.
Hep keske bir guncuk daha haftasonu olsa diye soylenirken buluyorum kendimi.
Her Pazartesi yataktan zor kalkiyorum, her pazartesi ise gitmek istemiyorummmm diye soyleniyorum.
Dolayisiyla cevabim hazirdi: Hayir.
Ama yine de bir okuyayim haberi dedim ki.

Efendim durum soylemis:
Istatistiksel olarak bugun yani Ocak ayinin ucuncu Pazartesisi calisanlar icin en zor gun olarak kabul edilyormus.
Yil boyunca morallerin en dusuk oldugu, enerjinin en dibe vurdugu gun bugunmus. 
Sebepsiz degilmis.
Bilakis Christmas coskusunun bittigini insanlar en cok bu hafta kabul ediyormus. Idraklari gec biraz heralde 3 hafta oldu yahu :)
Ve Christmas doneminde yaptiklari alisverisleri nasil odeyeceklerine dair sikintilar bugunlerde en cok akillarina gecliyormus.
Ve en onemlisi yeni yil icin yapilan planlarin cogunu insanlar bu haftadan itibaren geride birakmaya basliyormus.
Aha!
Ben de sabah bu hafta spora gitmesem mi diye dusunuyordum vallahi billahi!

Uzmanlar bugun kendinize yuklenmeyin diyorlarmis.
Herseyi biraz akisina birakin.
Aklinizdaki karmasayi sakinlestirmeye calisin.
Muzik dinleyin, derin nefesler alin.
Ama unutmayin bu pazartesi de gececek.

Ben bilime inanirim arkadas!
Blue Mondayse, blue monday.
Kendimi uzmanlarin goruslerine teslim ediyorum bugun.

Tam 8 tane toplantim var bugun.
Ama ben ofiste kimsenin beni goremeyecegi, ve dolayisiyla soru soramayacagi bir kose buldum kendime.
Once Yelizin blogunu okudum.
Sonra blogcu anne ve deryanin hikayesini. -evet gozlerim biraz dolmus olabilir. sanirim bunun blue monday ile alaksi yok-
Simdi de oturdum bloguma bu satirlari yaziyorum.

Madem bugun Mavi pazartesi ben de herseyi biraz agirdan alip gune boyle bir blog terapisi ile baslamisim cok mu?
Bence degil.

Diyecegim o ki.
Dunyadaki her sey ustunuze geliyormus gibi olursa bugun, bosverin gitsin.
Mavi pazartesiymis iste, gececk bitecek.
Sonra yine sakin gunler gelecek.
Boyle dusunun, rahatlatin kafanizi gitsin :)
Ben oyle yapmaya calisacagim, size de haber vereyim dedim :)

Gulcin ofisteki gizli kosesinden bildirdi :)
Sevgiler efendim :)


30 Aralık 2015 Çarşamba

Gule gule 2015

2015te bitiyor.
Ne cabuk gecti bu sene. Sanirim yas ilerledikce yillar daha bir cabuk geciyor :)
O zaman Gulcince klasigini bu sene de eksik etmeyeyim.
2015e bu seneden sectigim yazilar ve resimlerle veda edeyim.

Ocak 
Arkadaslarimi cok seviyorum. Bir bir hepsini. Uzakta da olsalar dokunuyorlar hayatima. Tam da Ocakta yazdigim gibi...
Gecenlerde bir yazi okumustum. Diyordu ki... Arkadas, siz hic beklemezken yuzunuzu guldurendir. Ya da oyle bir sey iste. Tam bilemedim. Ama sunu cok iyi biliyorum.  Goncam dun yine benim yuzumu guldurdu. hem de hic beklemezken. hem de gulumsemeye o kadar ihtiyacim oldugunu bilmezken. Arkadas dedigin...
O yuzden Ocak ayinin en guzel ani GGnin bu kartinin geldigi gundu :)



Subat
Gecen yila donup baktigimda, cok gezmedik, cok dolasmadik ve cok calistik. Ama yine de huzurluydu. Kendime cok vakit ayirdim 2015'te. Ozanla birbirimize cok zaman ayirdik. Eskiden her boslukta gidecek bir yer arardik. 2015te bosluklarimizi burada dolsurmaya basladik. Hatta bazen hicbir sey yapmayip birlikte ya da yalniz anin keyfini cikardik. Iste huzur buydu, O huzur yakaladigim aksamlardan biriymis bu Subat aksami

Ve demisim ki...
Biliyor musunuz dun ne dusundum... Bundan yıllar sonra bu yazıyı açıp okuyacağım ben biliyorum. Ve diyeceğim ki iyi ki fırsat varken keyfini çıkarmışım. 
Evet tam da oyle dedim yeniden okuyunca :)


Mart
Tamam bu Mart ayinda yasanmadi ama Mart ayinda yaznisim ya bu Kaliforniya yazisini oyleyse gecen yil Mart ayinda en cok bunu sevdim. Kaliforniya dalgasi...

Bir de su cumleleri gorunce yok bu yaziyi secmeliyim dedim.
Sonra baktim soyle bir halime. Ve sukrettim. Bir zamanlar hayallerimin ugradigi sokaklardaydim. Yanimda sevgilim. O sokaklarda aynen onlarin gezdigi gibi arabamizla geziyorduk. Farkina vardim. Hayat bana bir hayalimi daha iste tam da o an veriyordu.
Cok sukur...


Bu Kaliforniya gezisi belki de bizim hayatimiz boyunca yaptigimiz en guzel gezilerden biriydi ama yazamadim iste. Hep icimde bir uhte. Artik bloga uzun uzun gezi yazilari yazacak vaktim olmuyor. Calismaktan. Mart ayi da cok ama cok yogundu hatirliyorum. Ama mutlu calistim ya sikayet etmiyorum :)

Nisan
Uzun bir aradan sonra bir sehir gezisi yapmistik Nisanda. Ozanin bir konferansi vardi ve Gulcin tabi ki pesine takildi. Hatirlayanlar olur belki instagramdaki #ozanistegulcinkeyifte fotograflarini :) Iste o yaziyi yazmisim Nisanda

Laf aramizda kisaydi ama bugune kadar yaptigimiz en guzel gezilerden biriydi, Cunku cok yorgundum ve bu ara bana ilac gibi gelmisti :) Simdi donup okuyunca su kismina cok guldum yazinin:
Hava guzelken muzeye falan girmek istemedi canim. Yalniz kulturel aktivitelere yatkinligimin havaya ilintili olmasi da sahane yani. Cok entel bir insanim yahu :) Budurumda tam olarak sunu soyleyebiliriz yagmurlu hava enteli :) Kinama blog sever arkadasim kinama beni bu kuzey Avrupa ulkeleri boyle yapti :))
Evet evet o ben, yagmurlu hava enteli :))



Mayis
Bak donup okuyunca yine guldum bu yaziyi; UYKU :)
Neredeyse 8 yıllık evlilik hayatımızda Ozanla EN anlaşamadığımız konu bu: Uyku. Temel noktada fikir ayrılığı yaşıyoruz. Ben uykuya bayılıyorum. Ozan evet uykuyu seviyor am bir noktadan sonra vakit kaybı olduğunu düşünüyor. Uyuyacağına gezermiş, okurmuş, eğlenirmiş vs. Ya ben sana bunları yapma demiyorum. Yap yine yap. Ama önce uyu sonra yap!Ya da tamam sen uyuma. Git ne yaparsn yap bana ne. 
Ama yok arkadaş beni de uyutmuyor! 

:) Aslina bakarsaniz hala bu konudaki anlasmazligimiz devam etse de ben bu yaziyi yazdiktan sonra Ozan benim uykularima daha az karisir oldu. Vay be blog sen nelere kadirsin :)

Bu fotografin yaziyla bir alakasi yok ama Mayis ayinda Gulcincede en sevdigim fotograf bu oldu. Annem, halam ve kuzenlerimle bir cocukluk hatirasi. Hey gidi gunler...

Haziran
Donup 2015'e bakinca bizimle ilgili cok yazi yazmisim onu farkettim. Yukarida da dedigim gibi birbirimize daha fazla zaman ayirinca kendiliginden gelisen bir durum sanirim. Ama bu yaziyi hala bir baska seviyorum: Sevginin Kiyamama Hali.
Geçenlerde bir yerde bir yazı görmüştüm. Sevginin evreleri var diyordu. Ilişki ilerledikçe sevgi de değişiyor. Olabilir.Ama bence sevginin evreleri kadar halleri de var. Ismin e hali, de hali gibi. Sevginin çok çoşkulu hali, sakin hali, tutuklu hali. Hepsinden geçiyor insan zamanla. Biri diğerinden daha güzel değil. Hepsi kendi halinde güzel.

Ah seviyorum bu yaziyi...

Bu fotografin da yaziyla direk br alakasi yok. Ama Mayis Haziran aylarinda cok yurudum ben Londra sokaklarinda. Isten gelip esyalarimi atip vuruyordum kendimi yollara. Dusun yuru, dusun yuru, Iste oyle bri aksamustu cekmistim bu fotografi, Hatirliyorum hatta ayni aksam, orta yasli bir cift yol sormustu bana. Yillar once bu civarda oturmuslar, simdi baska bir sehirdelermis. Evlilik yil donumleri icin Londraya gelmisler ama o zaman gittikleri kucuk bir bar varmis bulamamislar. Bizim de cok gittigimiz bir bar. Ben nasilsa yuruyorum gotureyim sizi oraya demistim. Nasil sevinmislerdi. Belki yillar sonra biz de geliriz bir aksam buraya...





Temmuz
Canim yaz. Ne olursa olsun en sevdigim mevsim yaz. 
Dogum gunumde Ozanla Hollandadaydik gecen yaz. Ikimizin Hollandasi... Tabi ki gecen yilin Temmuzunun en sevdigim yazisi bu oldu. Gulcin'den bir kucucuk dogum gunu surprizi :) 
Dedi ki Ozan gel biz seninle yillarimizin gectigi sokaklarda dolasarak kutlamaya baslayalim dogum gununu.Benim gibi anilarina gonulden baglanan bir insan icin daha guzel bir kutlama dusunemiyorum...
Surpriz mi? Hmm hakikaten bir surpriz var bu yazida. Neyse buraya eklemeyeyim. Oraya giderseniz gorursunuz belki surprizi :) Hmm Gulcincede gizemli bir yazi :)


Bir de su var. Potansiyelinizi ortaya cikarmak Gecen yil boyle sirket, calisma hayatiyla ilgili yazilar da cok yazmisim.
Her sey bizim sirketin CEOsunun blogunda yazdigi bir yaziyla basladi.Diyordu ki...Basarili olmak istiyorsaniz su 4 alana dikkat etmek zorundasinizBedensel sagliginiz, Duygusal sagliginiz, Zihinsel sagliginiz ve Manevi dengeniz
Donup okuyunca daha cok yazabilsem keske dedim. Belki bu sene kim bilir?

Agustos
Tatil! Canim tatil!
Acikcasi bu sene tatil bir ilgincti ama tatil tatildir tabi :) Agustosta tatil dolayisiyla cok yazi yazmamisim. Ama sanirim su yazi gecen sene yazdiklarim icinde en sevdiklerimden biri oldu. Sevgili 12 - 13 yasindaki Gulcin
Sevgili 12-13 yaşındaki Gülçin. Sana gelecekten sesleniyorum. O kucucuk halinle, bu filmi izlediğinde bir an bile hayatim boyunca sağlıklı olalım yeter, en çok buna şükredeceğim diye düşündüysem eğer, buyudugunde bunu başardın. Aferin sana. Belki her şeyi çok güzel yapamıyorsun ve yapamayacaksin bu hayatta. Laf aramızda tökezlediğin anlar çok olacak. Ama inan bana sağlığa şükretmeyi biliyorsun. 
Ileride bu yazilari okudugumuzda neler hissedecegiz acab.

Fotograf yine baska bir Agustos yazisindan. Yazin burada havalar gec karariyor ya, bu duruma BAYILIYORUM! Su karanlik kis gunlerinden en buyuk tesellim yine su piril piril uzun yaz aksamlarinin gelecek olmasi. Hadi insallah :)


Eylul

Eylul'de terfi ettim ben. Sonunda. Sanirim 2015'in benim icin en buyuk olayi buydu. 
Eylulll'un en sevdigim ayzisiysa ve hayal kurmaktan asla vazgecmeyen bu ruhum. Bazen insan yazdigi bazi yazilari cok seviyor. Oyle narsist bir sey degil. Ama o yazilarin yeri bir baska oluyor. Oyle bir yazi olmus bu.

Demisim ki...
Cunku biliyorum; arada ben de onlardan biri oluyorum. Yururken hayaller kurdugumda...
Ah dilerim hic benden vazgecmesin o hayal kurmaktan hic vazgecmeyen ruhum...



Ekim 
Ozan iyi ki dogmus. Uzun bir yuruyusle kutlamistik Ozan'in dogum gununu. Ozan iyi ki dogmus! Biz de iyi ki yuruyuse gitmisiz :) 
Iyi ki dogmus...
Yalniz cok sevdi Ozan bu kutlamayi her sene kilometrelerce yuruyelim diyor. Yandim :) E kendim ettim kendim buldum sikayet de edilmez simdi :)

Kasim
Yine kisa, kisacik bir kacamak. Yeni isime basladigim gunlerde nasil iyi gelmisti ama :) Biraz da Prag. 
Hani nasil anlatmis Nazim Hikmet orayi...Prag sehri yaldizli bir dumandir.ve kizil kocaman bir elma gibi...Iste, tam da oyleydi...
Yalniz Kasim ayinin gerisi kafamda bir karmasa, bir karisiklik. Yeni is, yeni duzen ve hatta hala oturmadi o duzen. Bir yandan Ozanin isiyle ilgili bazi seyler. Of zordu be Kasim ayi. Evet zor ama olsun :)



Aralik
Sonra Aralik geldi. Hala kasimdaki duzensizlikler baki olsa da Aralik ayi hep umut veriyor insana. Cunku isil isil etraf. Cunku bir mutluluk sariyor etrafimiz. E annem de yanimda olunca katildim ben de bu mutluluga...
Yeniyil gelirken 
Christmas yaklasirken ben resmen uzuluyorum.Bu isiklar bitecek.Etrafi saran nese bir sure sonra olmayacak.Ve elimizde kisin karanlik, soguk gunleri kalacak.Eh uzulunecek bir sey.
Ama tabi ki bir gulcin hicbir zaman sadece uzulmez, her daim anin keyfini sonuna kadar cikarir :) degil mi ama :)


2015 benim acimdan boyle gecerken, ulkemiz acisindan cok ama cok zor bir yildi. Cok yazdim Gulcinceye gundem hakkinda. Ama 2015 ozetime girmesin bu sene o yazilar dedim. Cunku 2016ye umutla baslamak istiyorum. Hem ulkem, hem de kendimiz adina...

Her sey guzel olacak.
Her sey cok guzel olacak.
Inanmak istiyorum.

Siz burayi sabirla okuyan sevgili blogsever arkadaslarim, 2015te birlikte paylastigimiz her sey ve desteginiz icin sonsuz tesekkurler. Hepinizin yanaklarindan opuyor cok mutlu bir yil gecirmenizi diliyorum.

Dilerim hepimiz icin her sey cok guzel olsun.

Sevgiler
Gulcin

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails