25 Kasım 2020 Çarşamba

Cember daraliyor

Bugun sabah Deniz'i krese ben goturdum. Biraz yurumek istedim, hem O da scootera binmek istiyordu. 

Kreste artik kapidan ogretmenleri aliyor cocuklari, anneler babalar iceriye giremiyor ve bu benim cok ama cok hosuma gidiyor! 

Deniz'i birakirken sabah ogretmeni "Gulcin dun aksam kresteki ilk pozitif vaka onaylandi" dedi. Ah. cember daraliyor...

Kres Mart ayindan beri hic kapanmadi. Denizler gitmiyordu ama key personel denilen, doktor, polis gibi kisilerin cocuklari hep krese devam etti. Temuuzdan beri de diger ailelerin cocuklari da krese dondu. mart ayindan beri kreste bir tane bile pozitif vaka olmadi. Ilk vaka dun onaylanmis. Cember daraliyor...

Denizlerin kresi oda oda. Hicbir odadaki cocuklar, ogretmenler diger odalar ile karismiyor. Odalarin icinde de cocuklar guruplar halinde oynuyor. Bu kucuk guruplara burada bubble deniliyor. Butun kresler, okullar ayni mantikla calisiyor. Bir bubbleda pozitif vaka olursa, tum bubble ve icinde oldugu oda 14 gun karantinada kalmak zorunda. 

Simdi Denizlerin krestede toddler odasinda imis vaka. O oda tamamen kapatilmis 5 Aralik'a kadar. Hatta Toddler gurup 2 odada ve odalarin arasinda bir kapi var. Iki odayi birden kapatmislar 14 gun boyunca.

"Bugunden itibaren zaten o odadakiler kreste degil, cocuklar kapti ise dun kapti". "Zaten Denizlerin odayla bir alakasi yok". "Olsa da artik yapacak bir sey yok."

Gibi gibi aklimdan bir suru sey geciyor olsa da su anda kendimi gayet huzursuz hissediyorum. Cember daraliyor.

Tahminimce yakinda kres tamamen kapanabilir. Kapansin hic onemli degil. Cocuklar iyi olsun, herkes iyi olsun da. Kapansin hic onemli degil... Zaten gorunuse gore asdece kres degil pek cok yer yakinda tamamen kapanacak. Cunku cember daraliyor...

Bu kis boyle zor gececek. Garip zamanlar. Zor zamanlar. Cok zor zamanlar...

Bu arada kresteki hicbir cocukta problem yokmus ama hepsi test edilecekmis. Umarim hepsi sagliklidir. Ogretmenin durumu da iyiymis. Umarim iyi kalir.

Ve umarim bu kis olabildigince kolay  gecer.

Garip zamanlar. Zor zamanlar. Cok zor zamanlar iste... 

Gun be gun, adim adim cember daraliyor :(

20 Kasım 2020 Cuma

Bunlar olacak, normal

Dun cok yogun bir gundu. Bu hafta her gun yogundu gerci. Sabah 9da basliyorum toplantilara. Sonra neredeyse hic ara vermeden saat 5te anca cikyorum. Ofiste de olsa bu tempo yorar ama. Onca saat toplantilari donlemek, konsantre olmak da bir baska yoruyor. Zoom flu diyorlar ya, cok uzun sure online toplanti yapmanin verdigi yorgunluk. Hah iste tam o.

Dun o kadar uzun sure toplantida kaldim, o kadar uzun sure is icin bir seyler dinledim ki, aksam bilgisayari kapatip yemek yaparken dinlemek icin muzik actigimda beynim onu bile istemedi. Resmen kafamin sol tarafi yaniyor gibiydi. Muzik beni bildiginiz rahatsiz ediyordu. Kapattim muzigi.

Ozan Deniz'i almaya gitmisti. Evde yemek yaparken cikan sesler disinda hic ses yoktu. Etraftaki uyaranlar kesilince, elimde kafami mesgul edecek bir ugras, kulagimda bir prodcast, dizi vs olmayinca icimi daha cok duydum sanki. 

Bir gece once ruyamda -yine- dayimi gormustum. Bir hastane odasindaydi. ama iyiydi. Boyle duvar kenarinda bir yatak. temiz tertemiz. Hemen arkasinda kocaman bir cam var dayimin. Kafasini cevirse disariyi izleyebiliyor. Iyi de. Hasta gibi degil. Ben girince her zamanki guzel sesiyle hosgeldin kizim diyor. Yine her zamanki gibi cok guzel guluyor.

Ruya bu kadar.

Ama bu kadarcik ruyanin her ani benim icimde bir yere dokunuyor. 

Dayim korona olduktan sonra kaldigi odada yalnizdi. Ve yatagi anlattigina gore odanin ortasindaydi cama uzak. Beynindeki tumorlerden dolayi cok rahat hareket edemiyordu. Bir gun telefonda konusurken camin yanina gidip disariya bakabilsem o bile iyi gelecek demisti. Icime islemisti bu sozu. Sonra hemen iyiyim ama merak etme demisti. Uzmek istemezdi cunku, sikayet etmezdi. Canim. Iste sanirim o yuzden ruyamda yatagi hemen camin orada. Kafasini cevirse izler disariyi sikilmaz...

Ben dayim hastayken gidemedim. O yuzden dayimi ne zaman ruyamda gorsem -ki cok goruyorum- dayimin yanina gidiyorum. Ama sarilamiyorum. Halbuki o kadar cok sarilirdik ki biz dayimla. Hayatta en cok sarildigim insanlardan biri dayim olabilir. Ama aylardir bir kere bile ruyamda sarilmadim daha ona. O aksamki ruyamda da sarilmadim yine dayima...

Dedim ya cok goruyorum dayimi ruyamda. Ilk kaybettigim yakinim dayim degil. Hepsi de cok acitti ama anneannemi, babanemi, nerminimi 1-2 kere anca gormusumdur ruyamda. Ama dayim cok geliyor ruyalarima. Seviniyorum gelmesine ama acisi daha cok yeni ya, dayimi her ruyamda gordugumde yaniyor da icim hala.

Dun bunlari dusunurken bir baktim yine aglamaya baslamisim. Agladim. Agladim. Evin sessizligine benim hickiriklarim karisti...

Sonra sakinledim. Derin bir nefes aldim. Dayicim seni cok seviyorum dedim defalarca. Ve olumlu yonleri yeniden gormeye basladim. 

Dayimin olumune cok uzuluyorum ama hep diyorum ya cekmedigi icin, acisi agrisi olmadigi icin mutluyum. Hep daha kotu olabilird diyorum. Cok agirdi kanseri, cok. Cekmedi sukur diyorum. Bunu hep diyorum.

Ama iste ne dersen de insan uzuluyor. Kalp bu, sizliyor.

Benim de kalbim yine sizladi dun. Annemleri de cok ozledigimi hissettim. Abimi... Halamlari. kuzenlerimi. Izmiri, istanbulu...

Oyle agladim dun aksam. Dayima, gurbete hepsine agladim.

Bunlar normal, arada aglayacagiz ki icimiz bosalsin. Neresinden baksaniz icin zor bir donem hepimiz icin.

Ama saglikliyiz ya, aradigimda hala seslerini duydugum saglikli sevdiklerim var ya. Gececek biliyorum. Ne isyanim, ne sikayetim var. Elimde ne varsa sukredip, yoluma devam ediyorum.

Ama arada oluyor boyle. Olacak. Normal. 

Bir de dayicim seni cok seviyorum....

18 Kasım 2020 Çarşamba

Deniz 4 yas + 2 ay

Nasil hizli buyuyor. 

Deniz dogmadan once bile hemen buyuyecek diye huzunleniyordum. Dogdu bu his iyice artti. Her anini doya doya yasamak icin elimden geleni hep yaptim. Evde bebek olmasi oyle guzel bir sey ki. 

Artik bizim evimizde bir bebek yok. O donemler gecti. 4 yasini bitirmis 5. yasindan 2 ay almis bir cocugumuz var evde. Ama bu da o kadar guzel ki...

Her anini kaydedebilsem. Ah keske yapabilsem. Sadece bazilarini kaydedebiliyorum ama olsun. Hic yoktan iyidir. Iste bu ay aklimda kalanlar. 

****
Bu aralar harflere takti. En sevdigi oyun bir harf secip, o harfle baslayan kelimeler bulmak. "De" diyor bir anda sonra saymaya basliyor. Deniz, Delik, Denge... Aman biz onun aklindaki bir keilmeyi soylersek evde cikan olayi sormayin :) 

Harfleri taniyor. Kreste ogretiyorlar zaten. Seneye okula baslayacak. Bana oyle erken geliyor ki bunlar. 4-5 yasinda ne gerek var hissini icimden atamiyorum ama sonucta nerede yasiyorsan oranin sistemine adapte olmak zorundasin iste.

Ben erken diyorum ama Deniz de harfleri ogrenmek icin can atiyor. Gecen gun soyle bir konusma gecti aramizda:

            G: Ben cocuk olmayi cok istedim Deniz. O zaman istedigim kadar oyun oynardim!

            D: Ben de buyuk olmak isterdim anne.

            G: Neden?

            D: O zaman okuyabilirdim

Gecen gun de ilk kelimesini okudu. Yeni bir kitap aldirmis babasina. Yanardag var icinde patliyor. BOMMM yaziyor orada. B, O yanyana. Bom mu yaziyor burada dedi. Yanardag patlamasindan tahmin etmis de olabilir. Ama demek istedigim su ki 4+2 nin bizim evdeki en buyuk gundemi harflr ve okuma istegi oldu :)

*****

Bebekliginden beri yeni bir sey anlatilirken buyuk bir dikkatle dinler Deniz. Normal zamanlardaki dinleyisinden farklidir o. Boyle gozleri koyulasir sanki dikkati arttikca. Boyle derin derin bakar dikkatle dinlerken. 

Bugunlerde de -her zaman oldugu gibi- cok soru soruyor ve verdigimiz cevaplari dikkatle dinliyor. Ama cevaplarimiz onu daha az tatmin ediyor artik. detay bilmek istiyor. detaylari israrla soruyor.

Mesela bu kitap nerede baasilmis derse, matbaada diye cevap vermeniz Deniz icin asla yeterli degil. Matbaa bnedir, icinde nasil makinalar vardir, murekkep nasil bir seydir, o makina murekkebi nasil kullanip harfleri basar, o murekkep nasil kuru gibi bastan sona sureci anlatmanizi istiyor. 

Ve surecin sonu hep ayni.

Biraz gozlerini kisip dusunuyor. Sonra Demek ki... Oyleyse.. ile baslayan cumlelerle kafasinda bir ozet yaratiyor. bazen ozetler sasirtici olabiliyor :) Demek ki o matbaada siyah murekkep varmis renkli yokmus gibi :)

*****

Olaylari kendince anlatmasina cok guluyorum. Ben babayla giderken bir kaplumbaga gordum diyor mesela. Gormemisler tabi. Ama bunu yalan soylemek icin soylemiyor. Hayal gucu iste. Kaplumbaganin ustunde renkli desenler vardi diyor mesela.

Oyle anlarda kafasindan gecenleri dinlemeye bayiliyorum. En sonunda siz babayla bunu yolda mi gordunuz, yoksa yolda giderken gorsek mi diye dusundun acaba diyorum. Cogu zaman ben hayal ettim diyor ama gorduk yolda gorduk dedigi de oluyor. Ne derse. Snucta hayal gucu. Boyle anlarda yok gormemissindir falan demiyorum.

*****
Ilk hikaye kitabini lock downda babasoiyla yazmislardi. "Kalem ve balon". 
Seriye dondurdu Kalem ve Balonun yeni macerasini ad gecen gun ayzmislar :)

Ciddiyetle babasina hikayeyi anlatiyor ve babsi yaziyor. Sonra birlikte resimliyorlar. Sonra zimba ile onu kitap haline getiriyorlar. Tabi hepsini sakliyorum :)

Ama gecen aksam uykudan once kendi kitaplarini okumak istedigi icin cikardi. bak onlari bulup yine saklayayim da kaybolmasin :)

****
bir de her seyi sarki ile anlatma var. O da cok komik.

denizin cani elma istiyooorrrr, var mi elma, var mi elma diye dolaniyor ortada.

Aklindan gecenler, yazdigi hikayeler hepsini sarki sekline getirmaya bayiliyor :)

*******
Denizin resimle cok ilgisi alakasi yoktu baslarda. Lockdown ile birlikte biraz ilgisi artmaya basladi. Bu gunlere kadar yaptiklarina zaten resimden cok karalama diyebiliriz :) Ama su aralar hakikaten bizim de anladigimiz seyler cizmeye basladi.

cocuk gelisimciler su satirlari okusa beni linc eder de siz anladiniz ne demek istedigimi diye dusunuyorum. sonunda "aaa ne guzel olmus, ne var burada denizcimm" demeden de ne cizdigini anlayabilmek guzel oldu. Hayir anlamayalim hic onemli degil de anlamayinca kiziyor. Cok sukur yedigimiz azar sayisi oradan azlsin bari :)

*****

Kendince yaptigi esprileri arttikca artti bu ara. Kafiyelere takti bir de.

beyler bayanlar, seker  yalayanlar.
beyler bayanlar, kafasi karisanlar 

diye, diye dolaniyor evde. Bir de her soyledigine gulmemizi bekliyor. Gulecegimiz espriyi de secemiyoruz iyi mi :)

*****

hayatimin hic bir doneminde su son bir yilda konustugum kadar cis, kak uzerine konusmamisimdir sanirim. cocuk cis kaka muhabbeti yapmaya bayiliyor. 4+2 de de bu durum degismedi. Bizim evde en cok gulunen yine cis kaka oldu!

Bir de bu yetmezmis gibi babasiyla igrenclik saatleri yapiyorlar. Karsilikli oturup akillarina gelen en igrenc seyleri soyluyyorlar. mesela sumuk koftesi yapip yiyelim falan!

Bir de benim bunlari dinlemem ve gulmem bekleniyor.

Herkesin kizi elsa, prenses pesinde bizimki cis, kaka, sumuk iyi mi :)

****

ha is giyinmeye suslenmeye gelince kendisi bir prensesten farksiz ama. Babasi kucuk diva ne giydin diye karsiliyor her sabah kendisini :)

Uzun zamandir oldugu gibi 4+2de de kiyafetlerinin cogunu kendisi secti. Kombin yapmayi pek seviyor. hayir bir de beceriyor. En azindan benden daha iyi becerdigi kesin :)

Giyinsin, suslensin, sacina tokalar taksin, kolyesini bilezigini secip aynada kendisine baksin bayiliyor.

suslu yapacak bir sey yok :)

*****
Elif hala en sevdigi bebegi. Puzlle yapmayi da seviyor. Mutfagiyla eskisi kadar oynamasa da raflarini yerlestirsin, arada bize yemek yasin seviyor.

Bu ara daha cok role play denilen oyunlar ilgisini cekiyor. Sen doktor olan ben hasta, hadi trenci olalim gibi. bebek oynatmaktan daha zevkli oldugu kesin :)

*****
Yemeklerle arasi biraz duzelmeye basladi. hala minnak. 25 persentilin degismez fedaisi o cizgide buyumesine devam ediyor :)

Evde islere dahil olsun, ama mumkunse ortaligi toplamasin. 
O ne soylerse dinlensin ama biz bir sey soyleyince ben istedigimi yapamiyorum diye aglasin. 
Evden cikmak icin bin dereden su getirsin ama ciktik mi eve donmesin...

Bunlar da kucuk hanimin bu aralar degismez ozellikleri.

Guluyor, oynuyor, opuyor, seviyor, arada aglayip bagirip sabrimizi zorluyor, sakalar yapip yuzumuzu gulduruyor serken hayat Denizle cok hizli ama cok guzel akip gidiyor....

11 Kasım 2020 Çarşamba

Pilates

Bilmiyorum tam olarak kac hafta onceydi ama bir sure once ben Pilatese basladim. Gizem, yani ogretmenim Istanbul'da. Online yapiyoruz dersleri.

Ozlem bir fizyoterapist aslinda. O yuzden internette gordugumuz pilates derslerinden daha farkli geciyor bizim dersler. Benim boynumu biliyorsunuz. Biraz hassas, o yuzden bu teke tek benim vucudumun zayif ve guclu yonlerine dogru ayarlanan dersler bana cok iyi geldi.

Gonca 4 yildir Gizemle calisiyor. Hepsen de 2 yil oldu sanirim. Yani benimki arkadas tavsiyesi uzerine baslanmis bir seruven.

Su anda cok iyi gidiyor. tavsiye edilen olabildigince cok ama en az haftada 2 yapmak. ben 1 ile 2 arasinda gidip gelliyorum. Islerin, denize ayirdigim vaktin ve saglik kosullarinin el verdigi olcuden olabildigince fazla pilates yapmaya calisiyorum. Su anda Carsamba Cuma. keske arttirabislem baya iyi geliyor.

Aslinda cok garip. Insan baslayana kadar, ya deli mi durttu benim, manyak miyim, o bir saatte film de izleyebilirdim gibi bir suru sey dusunuyor :) Ama basladiktan sonra bir sekilde yapiyorsun ve o bir saatin sonunda vay be iyi ki yapmisim diyorsun. her hafta, her derste ayni his :)

Sirtima oldukca iyi geldi, baya acildim. Bacaklarimin ve karnimin guclenigini hissediyorum. Ama cok emek isteyen bir sey. Oyle 3-4 derssle kaslara kavusmak gibi bir amacim yok. Aslinda kas falan degil de boyun agrilariyla basa cikmak icin ciktim yola. O acidan baya iyi gidiyor. Ha yaninda kaslar da gelecek gibi. Ona da hayir diyecek degilim tabi sonucta :)

Bu kis icin boyle modumu yukseltecek, bana enerji verecek seyler ariyordum ya bu pilates iyi oldu, iyi geldi bana. Umarim devam edebilirim tabi. Bana belli olmaz biliyorsunuz sonucta :)


10 Kasım 2020 Salı

Kaydetmek istedigim bir gun

Bugun kendi  universitemin, kendi bolumunde bir derse konusmaci olarak konuk oldum. Genclere kariyerimi anlattim.

Figen bana Gulcin konusmaci olarak gelir misin dediginde, tabi dedim. Deneyim paylasmayi severim biliyorsunuz. Deneyimimi paylasacagimi dusunmustum de, geriye donup bakmanin bana da iyi gelecegini dusunmemistim. 

Konusmami hazirlarken de, bugun sunumu yaparken de bu deneyimin, paylasimin bana cok iyi geldigini hissettim. 

15 yildir calisiyorum. Bu 15 yilda 3 ayri ulkede yasadim, 3 ayri sirkette calistim. Onlarca proje gordum, defalarca basarili da basarisiz da oldum. Insan tek tek olaylari hatirliyor da, onlarin hepsi bir araya gelip kariyerini ve daha onemlisi hayatini nasil etkiledi cok da goremiyor. 

Bugun anlatirken bu 15 yil gozlerimin onunden gecti. Bir adim geriye cekilince yaptiklarimi fazla azimsadigimi farkettim. Ve kendime aferin dedim. Aferin Gulcin sen de az seyler yapmamissin. Soyle kendi omuzumu bir sivazladim. Bu size ukalalik gibi gelebilir ama beni taniyanlar ya da uzun zamandir blogdan takip edenler kendime karsi ne kadar acimasiz olabildigimi iyi biliyorlar. O yuzden bu ukalaliktan cok uzak emin olun :)

Ben Turkiye'de calismaya basladim. Calismaya basladigimda bir yandan maser yapiyordum. Turkiyedeki calisma kosullari zor ama calismanin verdigi tatmin ve eglence duzeyi cok yuksekti. Arkadaslik vardi bir kere. BU eglence Madrid'te de devam etti. Ama Hollandaya geldigimizde isler degisti.

Biz Hollandaya 2007 yilinda geldik. Yani biliyorum o gunden bugune cok seler degisti ama biz yurtdisinda yasamaya basladigimizda bu kolay degildi. Hollandadaki ilk yillar benim icin sanciliydi. Bunda benim olaya bakisim, esnek olmayisim, basari kriterlerimin Turkiyedeki sistemle sekillenmis olmasi ve benim onlari degistirememem, isteki basari ya da basarisizligi cok fazla onemsememin etkisi buyuktu. Yani suclu biraz da bendim.

Simdi o ilk 2-3 yila donsem cok farkli davranirim. Isi hayatimin merkeziden cikarir eglenmeye bakarim. Elimdeki is disindaki seylerin (2 haftada bir bilet, odenen ev kirasi, farkli ulkelerde calisma imkanlari) gibi seylerin keyfini olabildigince cikarmaya calisirim. yapmadim. Her firsatta Turkiyedeydim, ki bu yanlis degil, ama Turkiyede ne elde etmek icin yola ciktiysan yurtdisinda da onu elde etmek icin ugrastim durdum. Hnai bedenimi yurtdisina cikardim da kafami cikaramadim.

Ve o yuzden danismanligi birakip Unilevere gectim. Bu yanlis miydi? Hayir. Dogru muydu? O da hayir. Cok dusunulmesine ragmen acele verilmis cunku tarafsiz dusunulememis bir karardi. Sansimdan bana donusu sadece iste gecirilen 3-4 mutuz yil oldu. Ama daha kotusu olabilirdi.

Ben Hollandadaki o 3-4 yili kariyerimin duraklama donemi olarak goruyorum. Ilerleyemiyordum. Girdigim cukurdan cikamiyordum. Mutsuzdum. Ama ote yandan bunu degistirmek icin soylenmek disinda bir sey de yapmiyordum. O yillara kariyerimin duralamasi diyorum ama cok onemli seyler ogrendim o yillarda:

- Is hayatimin merkezi degildi, hayatta is disinda beni mutlu edecek seyler de vardi. Kariyerimde duraklarken hayatimda cok guzel bir 3 yil gecirdim,

- Is benim icin sadece para kazanilan bir sey de degildi. Isimdeki mutlulugum ya da mutsuzlugum beni bir sekilde etkiliyordu. Mutlu olacagim bir seyi yapmam lazimdi ve bunun icin caba gostermeliydim

- her ne kadar mutsuz olursam olayim. ne yapiyorsam iyi yapmaliydim. Kendimi tatmin edecek kadar iyi. Beni mutlu eden seylerden biri de buydu. 

Gercekten elimdiei isleri iyi yaptim ve bunun mukafatini da Hollandandan Ingiltereye tasindigimizda aldim. Organize ettigim bir evente katilmis onun disinda beni hic tanimayan bir arkadasim bana o eventin basarisina guvenip bir is verdi. Bu da iste benim kariyerimin donum noktasi oldu.

Sonrasi mutlu calisan bir Gulcin, alinan terfiler, degisen is yasami. Zaten biliyorsunuz.

Bugun genclere dedim ki. Kariyeriniz durabilir, tikanabilir. Sorun yok. gerekirse br durun, kenara cekilin ama kendinizden, kendinize inanamaktan vazgecmeyin. Eger calismayi seviyorsaniz gerisini halledersiniz, korkmayin.

Bir de dedim ki benim size tavsiyelerim su:

- her ne yapiyorsaniz iyi yapin. 

- her ne yapiyorsaniz keyif alarak yapmaya calisin Ha ben size her gun gule oynaya calisin demiyorum. Cikolata bile her gun yesen insani sikar ama genel olarak mutsuzsaniz aksiyon alin.

- Networke onem verdin. Insanlain ustune basarak kariyerinizde yukselemezsiniz. Bilginizi paylasin. Rakip degil, ekip yetistirirsiniz unutmayin

- Aceleci davranmayin. bir terfiyi 2 yil once almakla sonra almak arasinda cok buyuk bir fark yok. isinizde mutlu olduktan sonra gerisi onemli degil

- Ve cok calisin ama cok da kutlayin. Kimse olmasa kendi basiniza olsaniz bile basarilarinizi ve hatta basarisizliklarinizi kutlayin. Hayat kutlayinca guzel :)

Bir suru soru sordular. Dersleri sordular mesela. Temel seyleri ogrenin dedim. Bir database nedir, nasil kurulur, kup nedir, dimension nedir ogrenin. Sonucta toollar degisir, projeler degisir ama temel hep aynidir. Ve temeli bilirseniz gerisini ogrenmek kolaydir. Istatistik ogrenin dedim. Her gun kullanacaksiniz istatistige onem verin.

Yurtdisinda ayrimcilik gordunuz mu dediler anlattim. Basarisizliklarda ne yaptiniz dediler anlattim. 

Sonucta bana bu konusma cok ama cok iyi geldi.

Daha cok paylasmali insan deneyimlerini bu arsisindakiler kadar kendisine de faydali.

E o zaman dedim ben bunu bloguma neden yazmayayim mi?

Yazayim blogum cunku bu sana kaydetmek istedigim bir gun...








6 Kasım 2020 Cuma

Uzakta olmanin agirligi

Gectigimiz hafta Cuma gunu izmirde buyuk bir deprem oldu. 6,6 ile 7 arasinda bir deprem. Her kaynak baska bir sey soyluyor.

Yuzlerce ev oturulamaz hale geldi, binlerce insan evsiz barksiz kaldi.

Koskoca Izmir'de aslinda sadece 12 bina yikildi. Ama 114 insan hayatini kaybetti. ve 114 aile mahvoldu. Ve 12 binanin arama kurtarma calismasi 6 gun surdu. Yuzlerce harika insan gece gunduz demedi kurtarma calismasi yapti. Ya daha cok bina yikilsaydi diye insan dusunmeden edemiyor :( Insan cani cok ucuz, hepimizin cani kiymetsiz onu bir kez daha anladik bu depremle. Cunku bu her birimizin basina gelebilirdi...

Izmir ya Izmir. benim canim  memeleketim. Hep ozledigim, gidince sokaklarina kavusunca hep mutlu oldugum yer. Dogdugum yer. Buyudugum yer. Annemin, babamin, abimin, ailemin, arkadaslarimin yasadigi yer. denizinin kokusunu, gevreginin citirligini aklimdan bir an cikaramadigim yer. Her gittigimde daha cok bina, daha cok insan, daha cok arabayla beni karsilasa da sevmekten vazgecemedim yer. Izmir ya izmir. benim yuvam. Benim siginagim. benim guzel memleketim...

Cok korktum. Cok uzuldum. Cok ama cok uzuldum.

Cok sansliydim cunku ailemin iyi oldugunu depremin boyutnu ogrenmeden once ogrendim. En azindan o goruntuleri gordukten sonra onlara ulasma korkusunu yasamadim.

Cok sansliydim cunku ailemden de arkadaslarimdan da yaralanan, evi zarar goren kimse olmadi. Buna hep sukrettim.

Ama tam dedikleri gibi ben iyiydim de, biz iyi degildik. izmir iyi degildi. haberleri izlerken, goruntuleri takip ederken icim yandi... 

Gectigimiz bir hafta uzuntu dolu. Bir yandan sukur dolu. Ve cokca utanc dolu. Cunku kendimi sansli hissettigim icin utaniyorum. Onca insan olmusken ben nasil boyle hissederim diyorum. Ama saklayamam gercekten sansli hissediyorum ve sukrediyorum. Keske o 114 insanin ailesi de bizler gibi sansli olsaydi. keske tek bir bina bile yikilmasaydi. Bu mumkundu. Bunlar onlenebilirdi. En cok da onleyemedigimiz icin utaniyorum. 

Bu olayla birlikte yine uzakta olmanin agirligi geldi oturdu omuzlarima. Ama alistim biliyor musunuz. Uzakta olmaya degil, sadece icimde yarattigi agirliga alistim. Orada o agirlik hep var, orada o agirlik hep benimle yasiyor.

Bundan yillar once bu bloga ozlemek ile ilgili bir yazi yazmistim. Demistim ki ozlemek benim hayatimin bir parcasi. Uzakta yasadigim yillar gectikce ozlemim azalmiyor. Ama o ozlemle yasamaya alistim.

Simdi gecen 5 senede bir de bu agirlik hissi geldi yuregime. Annemin rahatsizligi, Denizin dogumundaki yalnizlik, onu yapayalniz buyutmemiz, dayimin hasataligini duyup da gidememek, dayimi kaybedisimiz, pandemide ailemden mecburen uzak cok uzak olmak... Liste uzayip gidiyor. Bunlarin verdigi his ozlemenin otesinde. Daha agir, daha zor. Nasil anlatsam bilmiyorum ama. Sanki icimde kocaman bir bosluk var ve ici buyuk bir agirlikla dolu. Bu daha cok yoksunluk gibi. O yoksunluk hissi de agir geliyor insana.

Yazin gittigimde gecer sandim bu his. Cunku ozlemek gidince kavusunca gecen bir sey. Ama gecmedi. Hafiflemedi bile. Orada oldugumuz surece hep yine birakip gidecegiz ki diye dusundum. Yine uzak olacagiz ki. Yine istedigimiz zaman gelemiyor olacagiz ki. Simdiye kadar istersem her hafta atlayip gidebilirdim. Her sey benim kararima bagliydi. O artik yok. Gurbet dedikleri buymus galiba.

Sehrin yikilirken bile uzaktan izlemek zorunda kalmak da dahilmis gurbette olmaya. 

Gunun sonunda insan hep ayni yere geliyor. Saglik olsun da... Evet oyle saglik olsun da kavusuruz. saglik olsun da yine sariliriz. Oyle...

Ama herkese saglik olmuyor iste. Bazi insanlara hic beklemedikleri anda ayrilik geliyor,. darmaduman oluyorlar. Saki onlarin hayatlarina acilan bosluk gurbettekinin icine de isliyor.

Zordu bu hafta.

En fenasi da ne biliyor musunuz. Soranlara iyiyim dedim. Bir seyim yok. Cunku beynim kendini korumak istiyor. Iyisin diyor. Dusunme diyor. Dusuneceklerinden oyle korkuyor ki dusunmeme izin vermiyor.

Ama size bir sir vereyim mi? Iyi degilim. Uzgunum. Icimdeki agirlik bu hafta cok ama cok agir gelliyor... 


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails