Kim demis haram nedir bilmez Hayyam
Ben helal ile harami karistirmam
Seninle icilen sarap helaldir
Sensiz icilen su bile haram…
Gecen yaz sonunda okudugum kitabin sayfalari arasinda rastladim bu dortluge. Kitabi okudugum surece ayraclarimdan biri bu sayfada durdu. Donup donup baktim su dort dizeye. Nasil yalin nasil guzel anlatmis sevgisini dedim. Nasil da sevgisini herseyin ustunde tutmus tutabilmis dedim. Bilirdim Omer Hayyam’i elbet ama daha yakindan tanimaya bu dortlukle karar verdim. Ben bunlari dusunurken Ozan Turkiye’den elinde Omer Hayyam’in hayatini anlatan bir kitapla gelmesin mi?
Kitap okumasi oldukca rahat, akici bir hikayeyi anlatiyor. Omer Hayyam’in yasadigi doneme ait gerceklerin arasi onun hayatindan ipuclarini kullanarak olusturulmus kurgu hikayelerle dolduruluyor. Hele imla kurallari ya da dizgi hatalari bir kitabi okurken beni rahatsiz etmez diyenlerdenseniz, bu kitabi okumasi oldukca kolay. Ama ne yazik ki dizgi hatalari, yazim hatalari hatta imla kurallarini yok sayan pek cok cumle kelime okumayi benim gibi takintililar icin biraz zorlastirabiliyor.
Vikide Omer Hayyam ile ilgili pek cok bilgi bulmak mumkun. Ben okudukca bazen sasirdim, bazen keyiflendim, bazen ama diye itiraz ettim icimden bazen de dusunduklerine yakin buldum kendimi. Bana iyi geldi bu yolculuk size de tavsiye ederim. Ama madem bunca bilgi var sen neden bu postu yazdin derseniz ben sadece sevdigim bir iki dortlugu paylasayim istedim, bir de ara ara donup buradan onlara yine bakayim. Ha bir de Gulcince aklimda kalan Omer Hayyam’a dair ogrendiklerimi unutmadan yazayim istedim. O kadar. Gerisi yok. Pardon gerisi internette oylesine cok…
* Bir savasin sonunda en yakin arkadasini kaybediyor Hayyam. Ilk tanismasi degil kederle bu ama derinden sarsiliyor. Sonrasina dusuyor belki de islamin dunyayi kasip kavuran savaslara sebep oldugu bir donemde dinden biraz uzaklasmasi. Belki de benim sevdigim su rubai o donemlerde yaziliyor:
Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Allah'dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim
* Meliksahla da bu savas zamaninda tanisiyor. Oylesine soyledigi dusunulen sozler onun ileride Meliksahla yollarinin ayrilmayacak sekilde birlsmesine sebep oluyor. Sonuc Hayyam imparatorlugun muneccim basi olarak yillarca gorev yapiyor. Halbuki gelecegin gorulmesine yahut yildizlardan okunmasina inanan bir insan degil. Sartlar onun bu rolu oynayarak yasamasina sebep oluyor. Bu sayede sokaklarda kalmaktan kurtuluyor esas gonul verdigi ilim ugruna rahatca calismalar yapabiliyor. Kimbilir belki de bu dortlukler muneccimlige niye hayir demedigini acikliyor:
Allah'ım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma
Yanlız bilgili olmak değil adam olmak;
Vefalı mı değil mi insan, ona bak.
Yücelerin yücesine yükselirsin
Halka verdiğin sözün eri olarak.
Bu zamanda az dostun olsun, daha iyi.
Herkesle uzaktan hoş beş edip geçmeli.
Can gözünü açınca görüyor ki insan
En büyük düşmanıymış en çok güvendiği
* Ask heralde Hayyam'in hayatinin vazgecilmezlerinden. Pek cok kadinla birlikte olsa da o aslinda sadece bir kadini seviyor ve ne yazik ki buyuk aski o kurtulmaya calistigi entrikalarin kurbani oluyor. Daha da kotusu yillarca pesinden kostugu sevdigi kollarinda can veriyor. Bence bu rubailerin hepsi aslinda sadece asik oldugu kadina yaziliyor.
Sevgili, sırlarına eren gönül nerde?
Sözlerinin tekini duyan kulak nerde?
Gece gündüz serilirsin de karşımıza:
Yüzünü bir kez gören mutlu göz nerde?
**
Bulut geçti, göz yaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap içilmez mi böyle günde?
Bugün bu çimen bizim, yarın kim bilir kim
Gezecek bizim toprağın yeşilliğinde.
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
* Gunes takvimini ilk kullananlardan biri. O da pek cok dogu ilimcisi gibi Yunan bilim adamlarinin izlerini takip ediyor. Dunyanin durup yildizlarin hareket ettigine inanmis insanlar Omer hayyam hayir onlar duruyor aslinda dunya duruyor diyene kadar. Insanlar onu bunu soyledigi icin deli olarak adlandirmislar ne gam o inandigini soylemis inatla. Bu yuzden kendini kafirlikle suclayanlara da bence cevap yine sakli misralarinda:
İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel;
Ama Tanrı kanar mı bunlara?
* Hasan Sabbah ile ayni donemde yasiyor. Hatta onun gizli cennetine girip cikanlardan ama bana sorarsaniz aklini kullanip cennete kanmayanlardan. Ama bir yandan saraptan kopamayanlardan
Adım kötüye çıkarsa çıksın, ben böyleyim;
Bir kerpiçim de olsa, satar şarap içerim.
O da gidince ne yaparsın diyecekler:
Cübbemle sarığım ne güne duruyor, derim.
PS: Yine vikiden kucuk bir not:
Pek çok rubai ünü sebebiyle Hayyam'ınkilerine karıştırılmıştır, bilinen kadarıyla Rûbailerinin sayısı 158'dir.
Fakat kendisine mal edilenler binin üzerindedir.
Yani belki de okuyup sevdigim, ya da "ama bu dogru mu?" dedigim ya da "aslinda bence boyle degil" dedigim dortluklerin bir kismi O'nun degildir. Hangisi Hayyam hangisi degil bilmek cok zor ama ne olursa olsun dizelerin arasinda kaybolmak bence keyif veriyor insana...

















