Hollanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hollanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2022 Perşembe

Kizimizla Hollanda

Deniz dogdugundan beri O'nunla Hollandaya gitmek hep aklimizdaydi. Olmadi. Bir turlu denk gelmedi. 

Yilbasinda Ozan Nisan ayinda Hollanda da bir toplantisi oldugunu soyledi. Baktik tam da okul tatiline birlestirilebilecek bir donem. Hadi dedik alalim biletleri de gidelim. Hem Nisan ayinda Hollanda cok guzel olur.

Once Ozan gitti. Ardindan biz Denizle O'na katildik. Sadece 5 gun Hollandadaydik ama cok guzel zaman gecirdik.


Malum yillarca Hollanda da yasadik. O yuzden ulkenin ucunda bucaginda yapilabilecek hemen hemen herseyi yapmisizdir sanirim. Oyle turistik aktivitelerde gozumuz yoktu Biz yasadigimiz yerlerei Denize gosterelim istedik, Onu arkadaslarimizla tanistiralim, Hollanda ile tanistiralim. O yuzde oyle bir suru sehir gezmek ustune falan planlar yapmadik. Hatta hic plan yapmadik. Ciktik yola...



Once Amsterdamdaydi. Cumartesi hava biraz kotuydu. Hollandalilar bir acip bir kapatan havaya "moody" der. Tam da moody bir hava avrdi Amsterdada Cumartesi gunu. Biz arkadaslarimizla beraberdik. Deniz onlarin 8 ve 10 yaslarindaki kizlari ile oynadi, kopekleriyle tanisti, kostu eglendi. Guzel bir sehir yuruyzu, ardindan tabi ki cocuk parki! O gunu sakince gecirdik, arkadaslarimizi gorduk ve buna en co k kendine oyun arkadasi bulan Deniz sevindi :)


Pazar gunu hava acti. Arkadaslarimiz Maduradam'a gitmeyi onerince ok dedik biz de. Bana kalsa sanirim o gun lale tarlalarinin arasinda dolanmayi tercih ederdim ama cocuklarla bir gezi ayarlayinca biraz cocuklarin planina uymak gerekiyor. Cocuklar da Maduradam'a  bayildi.

Maduradam'i annem cok sever. Minyatur bir Hollanda dusunun. Sehirlerin, onemli yasam alanlarinin minyatrleri yapilmis. Pek cok interaktif oyun var. E oyle olunca cocuklari cok eglendiren bir yer tabi. Bence biraz, hatta baya pahali. Amacocukla HOllnadaya gidiyorsaniz yapilabilecek etkinliklerden biri. Hava da guzel olursa. tum gunu disarda gecirmek icin iyi bir alternatif. Benim pazar gununde favorim ise donus yolunda aralarinda gectigimiz lale tarlalari oldu. Nasil seviyorum Hollandayi lale zamani :)



Bu donemde yani Nisan, Mayis ayinda Hollanda'da olursaniz yapilabilecek en guzel seylerden biri zaten leleleri gezmek. Keukenhof Hollandanin dunyaca unlu lale bahcesi. Sahane bir yer! Biz de cok severiz. Bu blogda'da Keukenhof'a dair pek cok yazi var diye hatirliyorum. Ama arabasiz ulasimi cok rahat degil. Bizim de vaktimiz uymadgi icin bu sefer gidemedik Keukkenhof'a ama baska bir Hollanda gezisinde Denizi mutlaka goturmek istedigim yerlerden biri :)

Bu mevsimde, Hollanda da yasarken bizim yapmayi en sevdigimiz seyse hep araba ile Lisse tarafina gidip lale tarlalari arasinda dolasmak olurdu. Lisse Keukenhof'un da bulundugu sehir. O bolge bastan asagiya lale tarlasi. Tarlalara girmek yasak. Ama bisiklet kiralayip turlamak mumkun ve bu sahane bir deneyim. Ha bunu yapmak icinde bolgeye ulasmak gerekiyor. O da arabsaiz yine biraz zor. Ah Rafadan Kafadan olsaydi simdi dedik Ozanla. Atardik Deniz Rafadan kafadan'a giderdik lale tarlalarina. Ama lale tarlalarina karsidan bakmakla yetindik bu sefer. Olsun o da guzeldi :)



Pazartesi de hava sahaneydi ve biz amsterdamda bir arkadasimiz ve bebegi ile bulusup sonra rotayii Denizin hayvanlari ve cicekleri bir arada gorebilecegi Artis'e ceirdik. Ve tabi bayildi! Sonra UTrecht ah canim Utrecht!


Utrecht'e gitme nedenimiz Deniz'in Nintje muzesini gormek istemesiydi. Bu da yanlis bir cumle aslinda. Deniz durduk yere ben Nintje muzesini goreyim demedi elbette :) Biz cocuga orada boyle bir muze var falan demistik, e Nintje de sevdigi bir karakter gormek isterim dedi. 

Nintje Dick Bruna'nin cizdigi bir kahraman. Hollandali Dick Bruna, Nintje'yi de Hollanda da cizmis. Doalyisiyla oz be oz Hollandali bir karakter. Deniz dogdugunda arkadaslarimiz ona NIntjeli hediyeler yollamisti. Sonra ben de Ozan da her Hollandaya gittigimizde O'na Nintje kitaplari aldik. E dogal olarak cocugun sevdigi asina oldugu bir karakter oldu. Laf aramizda ben de severim :) 



Utrechtte bir Nintje muzesi var. Nefis bir yer. Mesela Maduradamin yari fiyati ve bence cocuklar icin cok daha eglenceli. Deniz de orada acayip eglendi. Ilk girdigimizde museye bu ne yahu kres gibib bosuna geldik diye dusundum yalan degil. basit bir yer. Oyle fazlaca mataryel yok. Ama iste cocuklarin ihtiyaci olan da bu degil mi? Kalabalik usterine ustlerine gelen dolu dolu muzelerde sikiliyorlar aslinda. Burasi tam deniz'e goreydi. Tam 3,5 saat Nintje muzesinde su bile icmeden oynadi. Bu konuda ciddiyim, su icer misin annecim diyorum yok anne isim var diye kaciyor :)

11 de girdik muzeye 3'e dogru artik zorla cikardik Deni'zi. Biraksak gunu orada kapatirsi. E biraksaydiniz diyeceksiniz. Haklisiniz da. Hava 21 derece idi ve gunes bizi cagiriyordu. Muzenin her bir kosesinde de ucer dorder kere oynamisti e yeter dedik yani.



Gunun sonarsi gunesi takip ederek gecti. Gunes nerede biz orada! O pub senin bu kanal kenari benim!


Utrecht sahane bir sehir Her sey var. Kucuk ama nefis. Benim gercekten en en en sevdigim sehirlerden biri. Pazartesi ve sali gunleri 20.000den fazla adim atmisiz. Hem de Utrechtten hic cikmadan. Ozan da ben de yurumeyi cok seviyoruz. Sehrin her bir kosesini defalarca yuruduk. Anilarimizi tazeledik. Surada sunlarla oturmustuk, burada sun konusmustuk. Insan beyni ne garip. Bazi yerleri gorunce orada konustugu seyler bile aklina geliyor insanin :) 



Bu kadar yuruyebilmemiz tabiDenizin arabasini yanimiza aldigimiz icin mumkun oldu. Iyi ki almisiz arabasini. Deniz kucukken pek kullanamdik biz arabayi. Deniz sevmezdi arabasinda turmayi. hep asidik kucuk hanimi. 3 yasina geldiginde daha hafif bir arabasi olsun diye bu arabasini almistik. O zaman hakli olarak pek cok insan e araba yasi bitiyor demisti ama annem mesela yok bundan sonra oturur arabaya asil demisti. Tabi annem hakli cikti :) 



Yasi ilerledikce daha cok kosuyor zipliyor e tabi daha cok yoruluyor. E artik kucakta tasimak da gittikce zorlasiyor. Arabasi yanimizda olunca, istedgide oturdu dinlendi, hatta aksamlari uyudu ve biz de rahat rahat yuruduk dolastik. Havanin surup gibi olmasinin da bu rahatligimza katkisi cok oldu. Yagmurda araba islandi, sogukta uyurken usudu derdi de olmadi. Ve Deniz yorgunluktan hakli olarak sizlanmadi, anne baba planlari degistirmek zorunda kalmadi ve istedigi kadar yurudu :) Yani arabayi goturdugumuze degdi :)



Denizle bu 5 gunluk ollanda tatili hepimize cok iyi geldi. 

Aylar sonra degisik bir sey yapabilmek, ailece ruinimiz disina cikmak bana kendimi cok iyi hissettirdi. 

Deniz arada tabi ki) bizi zorlasa da genelde uyumluydu ve tatilde eglendi.

Ve yillar sonra evliligimizin, yurtdisi maceramizin basladigi yere bu kez kizimizla donmek bizi gercekten mutlu etti.

Iste boylece kizimizla ilk Hollanda seyahatimiz cok tadinda, cok guzel, harika bir deneyim oldu.

Ve bitti...



Biraz da instahgram hikayeleri...

Cumartesi...






Pazar







Pazartesi







Sali








Carsamba





2 Aralık 2015 Çarşamba

Gulcin yine Hollanda'dan bildiriyor

Biz buralardan tasindiktan sonra Hollanda'ya karsi olan hissiyatim bir degisik oldu. Turkiye'yi ozledigim kadar burayi ozlemiyorum. Ama bir sekilde buraya gelince de, buralari ne kadar cok ozledigimi hissediyorum. Daha farkli olmasini, daha cok ozlemeyi bekliyordum. Bu konuda yanildim. Ama bir zamanlar hicbir zaman buradan ayrildigimdaki kadar guclu olmayacak hislerim ama Hollanda'nin yeri hep ayri olacak demistim. O konuda sanirim hakli ciktim. Yeri ayri. O yuzden buraya her geldigimde kendimi bir seye kavusmus gibi hissediyorum.


Eskiden biz burada yasarken ve ben Londra'ya toplantilar icin gidip donerken, her Hollanda'ya geri geldigimde kendimi inanilmaz rahatlamis hissederdim. Hollanda dinlendirirdi beni. Simdi o hissiyatimda ne kadar hakliymisim cok daha iyi anliyorum. Londra'nin kalabaligi ve kaosundan sonra burasi oyle sessiz ki. Insani dinlendirmemesi mumkun degil.

Bu sabah ucak 7:30daydi. Cok erken. 5'te basladi seruvenim. Yarin aksam 10 gibi eve donmus olurum sanirim. O zamana kadar bir toplanti maratonunda olacagim Hollanda'da. Bakalim bu maratonun icinde de beni dinlendirebilecek mi? :)


Sabah Londrada hava bulutlu ve pusluydu. Burasi da ayni. Bulutlu ve puslu.

Ama ucak bulutlarin ustune cikiverince bir anda gunes girdi kucuk camlardan iceri. O zaman dusundum de her grinin ardinda saklanan bir gunes var. Gunes hep orada. Bulutlari asinca hep icimizi isitmak icin, bizi neselendirmek icin bekliyor. Iyi geldi bunu farketmek sabah bana. Turkiye'nin bu yeni halinde kendimi surekli umutlanacak bir seyler ararken buluyorum galiba. 

Gunesi ardimizda birakip yeniden bulutlarin altina inince Hollandayi, Rotterdam'i kusbakisi gorme sansim oldu. O zaman bir seyi daha farkettim. Hollanda'ya gidince sunu yapayim, bunu ozledim diye bir hissiyatim yok benim. Buradaki bir bir bazi seyleri ozlemiyorum demek ki. Ama ulkeyi ozluyorum.

O kus bakisi gorunen duzeni ozluyorum.
Kutu gibi evleri, cizilmis gibi duzgun kanallari ozluyorum.
Ucsuz bucaksiz yesili, her aradan yukselen agaclari ozluyorum.

Yani galiba Hollanda bir sehir, bir deneyim, bir yapilacak seyin evi degil benim icin. Ben butun olarak bu ulkeyi seviyorum.

Ama don deseniz oyle gule oynaya donmem ha. Bir seyi hani tam da tadinda birakmak vardir ya, bu macera oyle oldu bizim icin. Tam da tadinda kaldi Hollanda. tadi ne damagimizda, ne de doymusuz da bir daha yanasasimiz kalmamis yanina.

Velhasil kelam geldik yine Gulcin'in Hollandasina :)
Cok kisa sadece 2 gun. Ama olsun buradayim iste.
Ben buna sevinirim.

Size de cani gonulden iyi gunler dilerim.

9 Temmuz 2015 Perşembe

Gulcin Hollanda'dan bildiriyor :)

Evet Hollanda'dayim.
Ve hatta Holladadayiz.
Neredeyse iki yil sonra yine yeniden ikimiz buradayiz.


Ozan is icin Hollandaya gidecegim dediginde hic dusunmeden ben de gelecegim dedim. Ikimiz de calisiriz, sonra haftasonunu da beraber orada gecirip doneriz dedik, aldik biletlerimizi.

Hani resmen gun saydim diyebilirim gelmek icin. Tasindiktan sonra bir kez haftasonu icin beraber gelmistik Ozanla. Ondan sonra bir daha hic beraber gelmekdenk gelmedi. Zaten tasinali da ancak iki yil oldu, normal yani :) 

Dun yola cikarken bir garip hissettim kendimi. Icim icime sigmadi. Oyle tatli bir sevinc.
Belki o sevincin etkisiyle yol su gibi gecti. Bu arada ilk kez trenle geldim Londara'dan buraya. Bir daha ucagi tercih etmeyebilirim diye dusunuyorum. Oyle rahat ki anlatamam. Kesinlikle ucak yerine treni tavsiye ederim bu mesafe icin.

Sonra geldim buraya...
Her yer ayni. BIraktigimiz gibi. Sanki donmesek, iki yil once biraktigimiz yerden devam edecek hayat. 
Yollar ayni.
Trenlerin kalktigi platformlar ayni.
Binalar ayni.
Ve tabi hava ayni. Yagmurlu :)



Dun Rotterdam'a vardigimda yagmuru gorunce bana bir gulme geldi ki sormayin. Hani degil kuresel isinma, kainatsal isinma da olsa o yagmur burada yaz gunu yagacak arkadas! Baska yolu yok! :)

Cok fazla vaktim yoktu aksma Rotterdam'da. Ozanin isi dolayisiyla Utrechtte kaliyoruz bu sefer. Ama yine de istasyondan disari bir kosu ciktim. Tam istasyonun karsisinda bu otel vardir Rotterdamda. Eskiden adi Westin idi. Simdi Manhattan otel.

Biz bundan yillar once iki cocuk, evlenip eimizde bir suru bavulla Rotterdama geldigimizde ilk bu otelde kalmistik. 
Su yanindaki binada da ofisim vardi. 
Yani Rotterdamdaki ilk gunleri suralarda gecmisti...
Hey gidi gunler...

Tam 1,5 ay kaldik bu otelde Ozanla. O zamanlar Rotterdam'da ev bulmak kolay degildi, Ne cektik bu biz ev aramalardan yahu! Sonra hep burayi Westin evimiz diye andik. Cunku beraber yasadigimiz ilk yer iste bu oteldi. :) Dun de ilk bu otele baktim. Ben yine geldim dedim. Ama bu sefer kalici degilim...

Bu gezi biraz nostalji, biraz geriye donup bakma ama cokca gulumseme birakacak bize biliyorum.

Simdi onumuzde cok kisa ama uzun uzun gecmesini diledigim 2-3 gunumuz var...

Bakalim Hollanda bu sefer bize neler yasatacak :) Gercekten merakla bekliyorum :)

25 Mart 2014 Salı

Rotterdam'dan fotograflar

Dun sabah Rotterdam'a geldim. 
Toplanti, is-guc. 
Oyle seyler iste. Gun bunlarla gecerken aksamlari arkadaslarimla gecirmeye calisiyorum. 
Bir nevi is seyahati bahane eski dostlar sahane.


Evsen beni dun aksam oyle guzel agirladi ki sormayin.
Soyle kadin kadina guzel bir sarap esliginde konustuk, dertlestik, ayol dedikodu bile yaptik :)
Pek iyi geldi...
Sabah da bir uyandim ki Kralingen golu bizi boyle selamliyor.
Daha ne olsun efendim :)


Rotterdamdan sevgilerimi sunar, takinda gorusmek uzere derim :)

14 Kasım 2013 Perşembe

Bugun yine gunlerden Rotterdam

Dun sabah 4:30 da kalktim. Bu is seyahatlerinin en kotu yani iste bu sabah erken uyanmalar. Insan oyle erken kalkacak olunca gece de soyle rahat rahat uyuyamiyor. En azindan ben uyuyamiyorum. Gecen gece de bu durum degismedi. 11 civariydi yattigimda. Neredeyse saat basi, ah uyuyakalmamam lazim, ucagi kaciririm, uyanmam lazim diye dusunerek uykumdan oldum. 

Tamam uyanmam gerek diye dusunup uyandiktan sonra saatin daha erken oldugunu gormek guzel bir sey. Ben de seviyorum o hissi. Ama haftasonunda ya da ne bileyim 8 de uyanman lazimsa da sen 6da uyanivermissen guzel. 11 de yatip, 12de, 1de, 2de vs. uyaninca bu aa-daha-uyanmama-vakit-varmis-hali hic de guzel olmuyor. Ama ben guzelmis gibi davrandim. Sabahin korunde uyanmam gerekmiyormus gibi davran panpa :) 

Sabahin korunde uyaninca dun hakikaten leyla gibi gezdim ortalarda. E ama ben de hakliyim degil mi? Yok ev arama, yok temizlik, yok tasinma, o sirada habire is gezisi. Eh bu Gulcin de bildigin bir canli. Yoruluyor yani. Yoruluyorum. Ama ben dun enerjik bir insanmis gibi davrandim. Toplantilara girdim, konustum tartistim. Klasik is halleri iste. Itiraf etmeliyim ki havaninn gunesli olmasi baya detsekledi enerjik olma halimi. Arkadaslarima gore son bir haftadir yagmurluymus Rotterdamda hava. Ben gelince gunes acmis. Bilmiyorum artik :) Yalniz gunes bugun bizi terketti :)


Bu is gezilerinin bir baska fena tarafi da aksam yemekleri. Yemek yemeyi seven bir insanim; tamam. Ama sabah 4:30 da kalkip, tum gun toplanti yaptiktan sonra uzun uzadiya aksam yemegi yemesek de olur bence. Velkain is gezisindeysen olmuyor iste. Illa sohbetler esliginden o yemek yenilecek. Aslina bakarsaniz seviyorum o aksam yemeklerini. Ofis disinda is arkadaslarinla vakit gecirmek, sohbet etmek oldukca eglenceli aslinda. O yuzden dun aksam da elimden geldigince eglenmeye calistim. Hele su bardaklarla karsilasinca restoranda gezinin aksam kismini cok ama cok eglenerek gecirdim diyebilirim.

Bu bardaklara resmen bayildim! Resmen! 


Ama tasinirken kendime bir sure alisveris yapmayacagim diye soz verdim. Esyalardan oyle bunaldim ki igne bile almayacagim diye buyuk konustum. Hatta daha da ileri gittim evdekilerden de kurtulacagim dedim. Kurtulacagim da. Yani en azindan deneyecegim. Ama bardaklar da sahane aklimi celmediler degil :)

An itibariyle Rotterdam yagmurlu. Yani alistigimiz gibi. 
Ben yine ofisteyim. Yani her zaman calistigim gibi. 
Bu aksamdan itibaren arkadaslarimla beraberim. Yani hayat ayni eski gunlerdeki gibi :)

28 Ekim 2013 Pazartesi

Dondum geldim

Gecen haftaki kisa Rotterdam gezisi bir nevi Istanbula gelmek gibi oldu benim icin. Her aksam bir aktivite, her aksam sohbet, her aksam muhabbet. Gunduzleri de tam zamanli calisarak gecirince donme vaktti geldiginde yorgunluktan bitmis durumdaydim. Persembe aksami saat dokuzda kalkmasi beklenen ucagim da surekli ertelenip 10a dogru kalktigindan ve sonrasinda Heathrowdan cikip eve gelmem 2 saati buldugundan bu gezi munasebetiyle hakikaten yoruldum. Aman olsun! Bu yorgunlugun umurumda bile olmadigini da soylemeden gecemeyecegim:)

Rotterdam benim orada oldugum tam 3 gun boyunca gunesliydi. Su ulkede onca yil kaldim. Su ulkede kac tane Ekim ayi gecirdim. Ama herhangi bir Ekim ayinda havanin ust uste 3 gun bu kadar guzel oldugunu hic hatirlamiyorum. Artik Rotterdam bana sevgisini mi gosteriyordu, yoksa bak gittin neleri arkanda biraktin diye nispet mi yapiyordu emin olamadim. Zira sevgisinden desek, gidince mi kiymete bindik arkadas! Onca yil kaldim Hollanda’da. Bak donup bakalim, su blogun yazilarinda kac tane ah yagmur, ah soguk serzenisi var. Onlar yalan miydi? O zaman sevmiyor muydun beni Rotterdam :)
Neyse simdi ustune gitmeyeyim Rotterdamimin :)

Daha gideli 3 hafta oldu. Sadece 3 hafta. Dolayisiyla oyle uzun zamandir Rotterdam’dan uzak falan degilim. Ama ozlemisim. En cok da kanallari ve Maas nehrini ozlemisim. Hele hava da gunesli olunca etraf oyle guzeldi ki, gozume hersey oyle guzel geldi ki anlatamam...


Sehrin guzelligi bir yana elbette su uc gunu en guzel yapan arkadaslarimi gormekti. Sali aksami hemen ne yemege gittik bilin bakalim desem Gulcinceyi bir suredir takip eden herkes bilecektir degil mi? 
Eveett! Susi! 
Sanirsin Hollandadan degil de Japonyadan tasindik. Memelkete geri donup susi yiyoruz iyi mi :) Napsinlar ya yazik mutfaklari yok iste her ulkeye mecburen kucak aciyorlar. Sen de ozleye ozleye baska ulkelerin yemeklerini ozluyorsun. Yoksa ne yiyecegim Hollandaya donup. Peynir ekmek mi? Aman onu da yedim zira ogle yemeginde genelde o oluyor :) Iste o kismi ozlemiyorum :)


Rotterdamdaki bu gezinin son aksaminda cok ama cok guzel bir tesaduf oldu. Buraya ilk geldigimiz zaman Ozanin universiteden bir arkadasiyla cok yakin arkadas olmustum. Ismini. Zaten boyle uzaklarda en yakin Yunanlilar gelir insana. Hani bizim gibiler ya. Iste biz de Isminiyle cok yakin arkadas olduk. Cok guzel zaman gecirdik beraber. Ama Ismini 3 yil once Yunanistana geri dondu. Hakikaten uzulmustum o gidince. Bir yanim kirilmisti sanki. Ismini ve Kasia benim buradaki ilk yakin arkadaslarimdi. Ve tam 3 yil sonra dun Ismini bir ziyaret icin Rotterdama geldi. Tam da benim de burada oldugum gun :) Kasia da bize katilinca aksam coka ma cok guzel oldu. Onlarla gorumsek. Eski gunleri yadetmek. Arada yasadiklarimizi konusmak nasil iyi geldi anlatamam. Bu da bu gezinin coka ma cok guzel bir hediyesi oldu.


Baska hediyeler de verdi bana bu gezide Rotterdam. Sanki tam da ihtiyacim olan insanlari cikardi karsima. Sanki bazi seylerin farkina varmam, geride kalan yillarda burada neler yaptigimi gormem, gelecek yillar icin guc toplamam icin elinden geleni yapti yine. 

Biliyor musunuz Hollandali iki is arkadasim dertlerini actilar bana. Bunda ne var diyorsunuz belki de. Ama oyle degil inanin. Hollandalilar anlatmaz ki dertlerini. Paylasmaz ki icindekileri hele de is arkadaslariyla hele de yabanci ulkeden bir insanla. Paylastilar ama. Keske ben de onlara yardim edebilecek olsaydim. Keske elimden dertlerine derman olmak gelseydi. Onlar bana dertlerini anlatirken aslinda bana buyuk bir iyilik yapiyorlardi. Ben iste o an kabullenildigimi hissettim Hollandada. Beni Hollandali benden en az 15-20 yasar buyuk iki insan derdini paylasacak kadar yakin buldu ya. Ben iste bunu basarmisim oradayken. Bu bile yeter bana.

Cok sey aldim yanima geldim Roterdamdan. Bu paylasimin verdigi kabullenilmislik hissi, her aksam benim yanimda olmak icin 2 saat yol gelen birisiyle olmanin onemini kavrama, arkadaslarimin gizli detsek sozleriyle kendimi daha guclu hissetme. Olacak hersey guzel olacak Ingilterede de adim adim sabirla. Bu gezide en cok sunu anladim saglik olsun da gerisi hikaye aslinda….


Velhasil kelam Rotterdam bana iyi geldi…. Ah bir de bir taksici cikti ki karsima ama onu da sonra yazayim hadi. Iste bu da Rotterdam'da son aksamda cektigim bir fotograf. Bayildigim manzara yine oyle guzeldi ki...



29 Eylül 2013 Pazar

Icimden geldigi gibi...

Saka gibi geliyor bazen buralardan gidiyor olmamiz. Esyalari topladik, valzileri hazirladik, evimizin bizden sonraki kiracilarina anahtarlari teslim ettik, arkadaslarimizla vedalastik, annemi Izmire yolladim, ben de yarin yola cikiyorum. Hani hakikaten 'bu gece son' benim canim guzel evimde. Ama hala sanki hersey bir saka gibi... 

Sanki yarin sabah uyanip Ingiltereye degil de ofise gidecegim. Sanki Meliha ve Evsen beni havalanina birakmayacak da beraber cay icip gulecegiz. Sanki Esen vedalasmaya degil de sohbet etmeye ugrayacak. Sanki yarindan itibaren Ingilterede yeni bir hayat baslamayacak da ozanla beraber yine bu guzel evde olacagiz. Oyle saka gibi...


Esyalar toparlanip gidene yani Cuma gunune kadar cok ama cok telasli ve karisikti hersey. Akintiya kapilip gidiverdi zaman. Sonra esyalar gitti... Telas bitti... Kosturma gecti... Ne sansliyim ki o telaslardan bosalan zamanin tamamini arkadaslarim doldurdu.  Iyi ki de oyle oldu...


Cuma aksami Evsenlerle yemek ustu sahane bir cay keyfi yaptik. Kralingen, Rotterdamin huzur duragi ve bana hep hatirlatacagi Evsen'in evi. Cumartesi erkenden dustuk annemle yola... Hotel New York, bizim guzel sinemamiz Lantaren venster, fotograf muzesi, Erasmus koprusu, carsi, istasyon derken bastan basa yuruduk Rotterdam'i. Bir nevi elveda dedik Rotterdam'a. Aksam Esen ve Barislaydik. Cok guzel bir yemek yedik harika sohbet ettik. Esen ve barisla gecen her aksam gibi sahaneydi cumartesi aksami. 


Sonra... Bugun... Bugun buradaki arkadaslarim benimleydi.  Gelebilen herkesle, gulus ahenk cok guzel bir pazar keyfi yaptik. Anilari hatirladik, planlara daldik. Gulduk gulduk gulduk.  Tahmin edebileceginiz gibi cok duygusal ve cok guzel bir gundu bu gunesli pazar gunu. Daha guzel bir pazar vedasi olamazdi sanirim Rotterdam'a. Bugun en guzel haliyle veda ettim ben buraya. Gunes, guzel sehrim ve guzel arkadaslarimla... 


Bir an etrafima baktim bugun. Yeniden gordum; bir suru arkadasim var benim artik burada. Gecenlerde Ismini ve Kasia ile konursurken de boyle hissetmistim iste. Ozanin mezuniyet partisinde de aynen boyle hissetmistim iste. Sonra gecen hafta Cuma aksami Demet ve Duygu beni ziyarate daha dogrusu benimle vedalasmaya geldiklerinde de aynen boyle hissetmistim iste. O zaman yazip da buraya ekleyemedigim satirlardan bir kismi aslinda tam da hissettiklerimi anlatiyordu iste. O satirlari hatirladim... Onlari bu aksam Gulcinceye yazayim dedim. Soyleydi o satirlar:


Buradaki hayatimi bir puzzle gibi dusunuyorum bazen. Sanki yillar once, Ozan ve ben birer parca alip geldik elimize. Ve ben sandim ki hep iki parca kalacak o puzzle cunku geri kalan parcalarin hepsi Turkiye'de. Yok oyle olmadi sevgili blogum. Yepyeni parcalar katildi bizim puzzleimiza. An be an buyudu buradaki hayatim. Yeni desenler, sekiller eklendi puzzlea, renkler cogaldi hayal edebilecegimden cok daha guzel bir resim cikti ortaya. Benim buradaki hayatim. 

Iste ben o ortaya cikan rengarenk resim icin hayata binlerce kez tesekkur ediyorum. Bana bu yillari verdigi icin, beni nereye gidersem gideyim yalniz birakmadigi, cok guzel insanlarla kusattigi icin hayata tesekkur ediyorum... Bir de musadenizle o resmi olusturan herkese tesekkur etmek istiyorum. Bugun boyle iste icimden geldigi gibi... 

Canim Ailem, gitme ya da don artik demek en kolayiydi. Ama siz hic kolayi secmediniz. Size dusen zorluk neyse seve seve benim icin goguslediniz ve bana yeni deneyimler yasamak icin ozgurluk verdiniz. Iyi ki varsiniz. Cok sagolun...

Canim burada tanistigim arkadaslarim, sizi dusununce iyi ki buraya gelmisim diyorum. Iyi ki sizi tanimisim, iyi ki sizinle kesismis yollarimiz, iyi ki... Hayatima kattiginiz hersey icin, birlikte guldugumuz, dertlendigmiz, neselendigimiz, costugumuz, agladigmiz, gezdigimiz, hayatin tadina vardigimiz her an icin binlerce kez tesekkurler. Sizsiz Rotterdam, sizsiz Hollanda yillari asla boyle guzel, unutulmaz olmazdi. Sagolun bir de dilerim hep hayatimda olun.

Canim Turkiyedeki ya da an itibariyle dunyanin dort bir yanindaki arkadaslarim, buralara gelirken en buyuk korkum aramiza mesafe girince sizi kaybetmekti. Ama hicbir yere gitmedeniz. Hep benimle oldunuz. Hep ben kendimi uzaklarda hissetmeyeyim diye beni kolladiniz. An geldi bebeklerinizin haberini arkadaslarinizla paylasmak icin bile benim turkiyeye tatile gelmemi beklediniz. An geldi bir burada bunaldim cumlemle yuzlerce binlerce km yolu asip yanima geldiniz. Uzaklari her daim sesinizle, vardigimizda, sevginizle yakin ettiniz. Siz olmasaniz asla boyle guzel gecmezdi bu yillar. Sagolun.  Hep boyle kalalim baska bir sey demiyorum...

Canim blog dostlarim, siz benim icin oyle buyuk bir sey yaptiniz ki anlatamam, hakkinizi odeyemem. Cunku ben sizin sayenizde farkina varmayi ogrendim. Yasadigimiz her anin, baktigimiz herseyin farkina varmayi. Ben boyle doya doya yasadiysam Hollandayi, boyle doya doya sevdiysem burayi ve buradaki yillari inanin bunda sizin payiniz buyuk. Paylastikca cogalirmis ya sevgi. Sizinle paylastikca buyudu benim de buraya olan sevgim. Cok cok sagolun. Iyi ki buradaki yillarda blog yazmisim, iyi ki sizleri tanimisim.

Canim blogum, sen benim hafizamsin. Bunca guzel gunu, aniyi sen olmasan asla boyle ayrintili aklimda tutamazdim. Sen olmasan, sana yazmak olmasa belki de yasadiklarimin boylesine keyfine varamazdim. Gecen gun dusundum de burada ortaya cikardigim en guzel sey belki de sensin. Iyi ki seni yazmisim, yaziyorum. Verdigim her emege degiyor geriye donup bakinca her bir satirin. 

Canim Hollandam, sana soylemistim ya zaten. Beni iyilestirdigin icin, beni bu Gulcin yaptigin icin, hayatima kattigin harika insanlar icin, anilar.  gulumsemeler ve kalbime ektigin huzur icin sana defalarca tesekkur ediyorum. Ama sana tesekkur ederken bir de Canim Turkiyem'e tesekkur etmek istiyorum. Beni her dondugumde boyle guzel sarip sarmaladigi icin...

Ve sevgilim... Cok sevdigimiz evimizdeyim. Benimbaslarda  hic sevmedigim ama yine de sevdigimiz koltugumuza oturdum. Elimde bir kadeh beyaz sarap. Cok sevdigimiz manzaraya bakiyorum. Bizim icin. Hayatimizin cok guzel bir donemi kapaniyor ve yeni bir donemi aciliyor. Su gecen yillar icin sana ne yazsam ne desem bilmiyorum. Ama su iki dizeyle senin beni anlayacagini biliyorum.

Sen olmasan buralara gelemezdim ben
Sevemezdim bu sehri anlamazdim dilinden

Ne mutlu bana, bu evdeki son aksamimda en sevdigim seyi yapiyor blogumu yaziyorum :) Bu yazi da iste boyle, biraz uzun ama iste oyle icimden geldigi gibi... 

PS: Fotograflar googledan. Bir de bu yazi her an kendi kendini imha edebilir :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails