Biz buralardan tasindiktan sonra Hollanda'ya karsi olan hissiyatim bir degisik oldu. Turkiye'yi ozledigim kadar burayi ozlemiyorum. Ama bir sekilde buraya gelince de, buralari ne kadar cok ozledigimi hissediyorum. Daha farkli olmasini, daha cok ozlemeyi bekliyordum. Bu konuda yanildim. Ama bir zamanlar hicbir zaman buradan ayrildigimdaki kadar guclu olmayacak hislerim ama Hollanda'nin yeri hep ayri olacak demistim. O konuda sanirim hakli ciktim. Yeri ayri. O yuzden buraya her geldigimde kendimi bir seye kavusmus gibi hissediyorum.
Eskiden biz burada yasarken ve ben Londra'ya toplantilar icin gidip donerken, her Hollanda'ya geri geldigimde kendimi inanilmaz rahatlamis hissederdim. Hollanda dinlendirirdi beni. Simdi o hissiyatimda ne kadar hakliymisim cok daha iyi anliyorum. Londra'nin kalabaligi ve kaosundan sonra burasi oyle sessiz ki. Insani dinlendirmemesi mumkun degil.
Bu sabah ucak 7:30daydi. Cok erken. 5'te basladi seruvenim. Yarin aksam 10 gibi eve donmus olurum sanirim. O zamana kadar bir toplanti maratonunda olacagim Hollanda'da. Bakalim bu maratonun icinde de beni dinlendirebilecek mi? :)
Sabah Londrada hava bulutlu ve pusluydu. Burasi da ayni. Bulutlu ve puslu.
Ama ucak bulutlarin ustune cikiverince bir anda gunes girdi kucuk camlardan iceri. O zaman dusundum de her grinin ardinda saklanan bir gunes var. Gunes hep orada. Bulutlari asinca hep icimizi isitmak icin, bizi neselendirmek icin bekliyor. Iyi geldi bunu farketmek sabah bana. Turkiye'nin bu yeni halinde kendimi surekli umutlanacak bir seyler ararken buluyorum galiba.
Gunesi ardimizda birakip yeniden bulutlarin altina inince Hollandayi, Rotterdam'i kusbakisi gorme sansim oldu. O zaman bir seyi daha farkettim. Hollanda'ya gidince sunu yapayim, bunu ozledim diye bir hissiyatim yok benim. Buradaki bir bir bazi seyleri ozlemiyorum demek ki. Ama ulkeyi ozluyorum.
O kus bakisi gorunen duzeni ozluyorum.
Kutu gibi evleri, cizilmis gibi duzgun kanallari ozluyorum.
Ucsuz bucaksiz yesili, her aradan yukselen agaclari ozluyorum.
Yani galiba Hollanda bir sehir, bir deneyim, bir yapilacak seyin evi degil benim icin. Ben butun olarak bu ulkeyi seviyorum.
Ama don deseniz oyle gule oynaya donmem ha. Bir seyi hani tam da tadinda birakmak vardir ya, bu macera oyle oldu bizim icin. Tam da tadinda kaldi Hollanda. tadi ne damagimizda, ne de doymusuz da bir daha yanasasimiz kalmamis yanina.
Velhasil kelam geldik yine Gulcin'in Hollandasina :)
Cok kisa sadece 2 gun. Ama olsun buradayim iste.
Ben buna sevinirim.
Size de cani gonulden iyi gunler dilerim.
Ülkemi düşünüyorum, Türkiye'yi. Giderek karanlığa gömülen, giderek düzensizleşen, içi bir yandan çürürken, dışı da çirkinleşen ülkemi. Londra'da yaşarken en çok her an gözümün önünde olan yeşili ve düzeni huzur verirdi bana, ki siz kalabalık ve düzensizliğinden dem vurmuşsunuz. Hollanda ile karşılaştırınca doğru elbette. İstanbul'un yaşamı boğucu. Giderek sevimsizleşen binaları, sokakları, yolları ve gülümsemeyişlerden kızgın ve sinirli ifadelere yol alan kalabalığı ile İstanbul yaşanılası olmaktan uzaklaşıyor. Evin içinde bile huzuru bulmak zorlaşıyor. İş yaşamının bürokrasisi ve politikası ise bambaşka bir etken. Sabah sabah bir hüzünlendim, içinizi de kararttım, kusura bakmayın. Keyfini çıkarın siz :) sevgiyle...
YanıtlaSilNe kusuru boyle birbirimize icimizi dokuyoruz iste. Ben de surekli neden bu kadar kolayken bunlari Turkiyede yasayamaiyoruz zdiye dusunuyorum hep. neden neden bu cok fena :(
Sil