10 Aralık 2020 Perşembe

Izolasyonumuz bitti

Deniz'in kresinin kapandigini soylemistim. takip eden 10 gundur evimizdeydik. 

Cok sukur ne Deniz ne de biz, hicbir belirti gostermedik. Burada cocuklara test yapmiyorlar. Dolayisiyla kapti mi kapmadi mi bilmiyoruz. Ama cok sukur iyi.

10 gundur evimizde birlikkte vakit gecirdik. Ucumuz dipdibe yasadik. gecenlerde instagrama bir ugrayip yazdigim gibi gecti gunler...


Biz iyiyiz :) Soranlar merak edenler sağolsun. Genelde aynen şu fotoğraftaki gibiyiz :) İşler çok yoğun, günler cok kisa, kuzunun kreşi bir süreliğine kapandı böyle yanibasimizda derken koyun koyuna bir kış geçiriyoruz.💛 Çok yorgun olsak da, artan sayılarla çok endişeli olsak da, bilinmezlikten cok bunalmış olsak da sağlıklı olduğumuz sürece şikayet yok. 🙏 Çalışıyoruz, okuyoruz, dinliyoruz, izliyoruz, Denizle bol bol oyun oynuyoruz, sarılıyoruz derken günler geçiyor. Bu aralar çok bir şey paylasmadim. Biraz böylesi de iyi geldi. Ama buralardayım. Simdi de bir biz iyiyiz demeye geldim. Öyle işte :) #gulcininkoronagunlugu


Iyiydik, cok sukur hala iyiyiz. ha iligimize kemigimize kadar yorulduk o ayri :) Bir yandan kuzuya bakip bir yandan calismak cok ama cok zordu. Aralik zaten benim icin hep cok yogun bir ay. O yuzden genelde Aralik civari annem gelirdi her sene. Bu sene tabi gelemedi. Annemi riske atmam mumkun degil. Herkes evinde bu kis. 

Isler cok yogun olunca, kuzunun kres de kapaninca bizim evde halimiz tam bir senlikti. Hemen hemen her gece calistim. Bazen 2-3 saat uyudugum bile oldu su 10 gunde. Gunduz calisamayinca isler yigiliyor tabi.

Ama olsun saglikla atlattik ya hic onemli degil tabi ki. 

Bugun deniz kresine dondu. Icim bir garip. Ona bir sey olmasindan oyle cok korkuyorum ki. Gitmeyiversin diyorum ama cok da secenegimiz yok. 10 gunde bile telef olduk :(

Saglik olsun telef olalim tabi onemi yok ama Denizin surekli evde olmasi ve bizim boyle yogun calismaya devam etmemiz de cok gercekci degil. Zor bir yil... Ama elimizden geleni yapiyoruz iste . Dilerim hepimiz hep saglikli kaliriz bu surecte...

1 Aralık 2020 Salı

Deniz'in kresi kapandi - Karantina

Denizin kresi 10 Araliga kadar kapandi. Gecen hafta size yazdigim gibi cember iyice daraldi. 

Kres dun kapandi ama Deniz en son Persembe gunu krese gitmisti. Yani bugun 5. gun. Simdilik o da iyi, biz de iyiyiz. Umarim boyle kaliriz. 

Ayni zamanda evimizde karantina gunleri basladi. 

Burada her sey o kadar karisik ki. Kurallara gore, simdi Deniz temasli oldugu icin evde kalmasi gerekiyor ama herhangi bir semptomu olmadigi icin biz hayatimiza devam edebiliyoruz. Hani evden calismiyor olsak trene, otobuse biniyor olsak Deniz semptom gostermedigi icin bu serbest. Bir bana mi sacma geliyor bu bilemiyorum ama sizce de sacma degil mi?

deniz 4 yasinda. Ve o yastaki pek cok cocuk gibi agzimizin icinde yasiyor. Yani buyuk temasli olsa, hani bir odada karantinada olsa, evin geri kalani hayatina devam edebilir anlarim da. Her daim bizimle olan, olmasi gereken cocuklar soz konusuyken anne baba hayatina evam edebilir denilince bilemiyorum. Sanirim boyle boyle yayiliyor.

Biz cikmayacagiz. Ama cikmama luksumuz var. Isimizi evimizden yapabiliyoruz. Dolayisiyla Denizin karantina suresi bitene kadar biz de karantinadayiz.

zaten karantinada degilken de ne yapiyorduk ki? Hic. Inanin insana karismiyoruz zaten. Ama arada Denizi arkadasiyla pakta bulusturuyorduk. Onu da yapmayacagiz tabi karantina bitene kadar.

Burada semptom gostermeyenlere test yapilmiyor. Tabi semptom var diyerek test yaptirabiliriz ama su anda buna gerek yok diye dusunuyorum. Semptomsuz oldugumuz surece, zaten evde olacagimizdan Denizi de test sikintisina sokmak istemiyorum. Ama henuz iyice dusunmedim bunu. Bakalim. Fikrim degisebilir. 

Simdi evimizde 2 hafta kizimiza bakarken tam zamanli calisma haline geri donduk. Bu hal cok zor. Biliyoruz. Ama aylarca yaptik, yine yapariz elbette. Iyi olalim da hic sorun degil. Bundan sikayet edecek degilim.

Basimiza gelecekleri biliyoruz. Gunduz ck az calisabilecegiz, Deniz uyuduktan sonra calismaya devam edecegiz. Daha az uyuyacagiz, isler biraz cigrindan cikacak. Deniz bir sure sonra sikilip huysuzlasmaya baslayacak. Arada evde sesler yukselecek. Arada sarilmalar artacak. Arada aglmalar, arada gulmeler artacak. Artik bunlari biliyoruz.

Covid olursak basimiza gelecekleri bilmedigimizden tek dilegim covid olmamak su onumuzdeki donemde. Varsin basimiza gelecegini bildigimiz seyleri yasayalim. 

Sirkete soyledim, herkes eskisi kadar her isin basinda olamayacagimi biliyor. Elimden geleni yapacagim, gerisi de bir sekilde hallolacak elbette.

Geldik mi ayni noktaya, saglik olsun da...

Iyiyiz, saglikliyiz, her sey yolunda. Bunlar bu kis yasanacak. Sonunda umarim her sey cok guzel olacak.

25 Kasım 2020 Çarşamba

Cember daraliyor

Bugun sabah Deniz'i krese ben goturdum. Biraz yurumek istedim, hem O da scootera binmek istiyordu. 

Kreste artik kapidan ogretmenleri aliyor cocuklari, anneler babalar iceriye giremiyor ve bu benim cok ama cok hosuma gidiyor! 

Deniz'i birakirken sabah ogretmeni "Gulcin dun aksam kresteki ilk pozitif vaka onaylandi" dedi. Ah. cember daraliyor...

Kres Mart ayindan beri hic kapanmadi. Denizler gitmiyordu ama key personel denilen, doktor, polis gibi kisilerin cocuklari hep krese devam etti. Temuuzdan beri de diger ailelerin cocuklari da krese dondu. mart ayindan beri kreste bir tane bile pozitif vaka olmadi. Ilk vaka dun onaylanmis. Cember daraliyor...

Denizlerin kresi oda oda. Hicbir odadaki cocuklar, ogretmenler diger odalar ile karismiyor. Odalarin icinde de cocuklar guruplar halinde oynuyor. Bu kucuk guruplara burada bubble deniliyor. Butun kresler, okullar ayni mantikla calisiyor. Bir bubbleda pozitif vaka olursa, tum bubble ve icinde oldugu oda 14 gun karantinada kalmak zorunda. 

Simdi Denizlerin krestede toddler odasinda imis vaka. O oda tamamen kapatilmis 5 Aralik'a kadar. Hatta Toddler gurup 2 odada ve odalarin arasinda bir kapi var. Iki odayi birden kapatmislar 14 gun boyunca.

"Bugunden itibaren zaten o odadakiler kreste degil, cocuklar kapti ise dun kapti". "Zaten Denizlerin odayla bir alakasi yok". "Olsa da artik yapacak bir sey yok."

Gibi gibi aklimdan bir suru sey geciyor olsa da su anda kendimi gayet huzursuz hissediyorum. Cember daraliyor.

Tahminimce yakinda kres tamamen kapanabilir. Kapansin hic onemli degil. Cocuklar iyi olsun, herkes iyi olsun da. Kapansin hic onemli degil... Zaten gorunuse gore asdece kres degil pek cok yer yakinda tamamen kapanacak. Cunku cember daraliyor...

Bu kis boyle zor gececek. Garip zamanlar. Zor zamanlar. Cok zor zamanlar...

Bu arada kresteki hicbir cocukta problem yokmus ama hepsi test edilecekmis. Umarim hepsi sagliklidir. Ogretmenin durumu da iyiymis. Umarim iyi kalir.

Ve umarim bu kis olabildigince kolay  gecer.

Garip zamanlar. Zor zamanlar. Cok zor zamanlar iste... 

Gun be gun, adim adim cember daraliyor :(

20 Kasım 2020 Cuma

Bunlar olacak, normal

Dun cok yogun bir gundu. Bu hafta her gun yogundu gerci. Sabah 9da basliyorum toplantilara. Sonra neredeyse hic ara vermeden saat 5te anca cikyorum. Ofiste de olsa bu tempo yorar ama. Onca saat toplantilari donlemek, konsantre olmak da bir baska yoruyor. Zoom flu diyorlar ya, cok uzun sure online toplanti yapmanin verdigi yorgunluk. Hah iste tam o.

Dun o kadar uzun sure toplantida kaldim, o kadar uzun sure is icin bir seyler dinledim ki, aksam bilgisayari kapatip yemek yaparken dinlemek icin muzik actigimda beynim onu bile istemedi. Resmen kafamin sol tarafi yaniyor gibiydi. Muzik beni bildiginiz rahatsiz ediyordu. Kapattim muzigi.

Ozan Deniz'i almaya gitmisti. Evde yemek yaparken cikan sesler disinda hic ses yoktu. Etraftaki uyaranlar kesilince, elimde kafami mesgul edecek bir ugras, kulagimda bir prodcast, dizi vs olmayinca icimi daha cok duydum sanki. 

Bir gece once ruyamda -yine- dayimi gormustum. Bir hastane odasindaydi. ama iyiydi. Boyle duvar kenarinda bir yatak. temiz tertemiz. Hemen arkasinda kocaman bir cam var dayimin. Kafasini cevirse disariyi izleyebiliyor. Iyi de. Hasta gibi degil. Ben girince her zamanki guzel sesiyle hosgeldin kizim diyor. Yine her zamanki gibi cok guzel guluyor.

Ruya bu kadar.

Ama bu kadarcik ruyanin her ani benim icimde bir yere dokunuyor. 

Dayim korona olduktan sonra kaldigi odada yalnizdi. Ve yatagi anlattigina gore odanin ortasindaydi cama uzak. Beynindeki tumorlerden dolayi cok rahat hareket edemiyordu. Bir gun telefonda konusurken camin yanina gidip disariya bakabilsem o bile iyi gelecek demisti. Icime islemisti bu sozu. Sonra hemen iyiyim ama merak etme demisti. Uzmek istemezdi cunku, sikayet etmezdi. Canim. Iste sanirim o yuzden ruyamda yatagi hemen camin orada. Kafasini cevirse izler disariyi sikilmaz...

Ben dayim hastayken gidemedim. O yuzden dayimi ne zaman ruyamda gorsem -ki cok goruyorum- dayimin yanina gidiyorum. Ama sarilamiyorum. Halbuki o kadar cok sarilirdik ki biz dayimla. Hayatta en cok sarildigim insanlardan biri dayim olabilir. Ama aylardir bir kere bile ruyamda sarilmadim daha ona. O aksamki ruyamda da sarilmadim yine dayima...

Dedim ya cok goruyorum dayimi ruyamda. Ilk kaybettigim yakinim dayim degil. Hepsi de cok acitti ama anneannemi, babanemi, nerminimi 1-2 kere anca gormusumdur ruyamda. Ama dayim cok geliyor ruyalarima. Seviniyorum gelmesine ama acisi daha cok yeni ya, dayimi her ruyamda gordugumde yaniyor da icim hala.

Dun bunlari dusunurken bir baktim yine aglamaya baslamisim. Agladim. Agladim. Evin sessizligine benim hickiriklarim karisti...

Sonra sakinledim. Derin bir nefes aldim. Dayicim seni cok seviyorum dedim defalarca. Ve olumlu yonleri yeniden gormeye basladim. 

Dayimin olumune cok uzuluyorum ama hep diyorum ya cekmedigi icin, acisi agrisi olmadigi icin mutluyum. Hep daha kotu olabilird diyorum. Cok agirdi kanseri, cok. Cekmedi sukur diyorum. Bunu hep diyorum.

Ama iste ne dersen de insan uzuluyor. Kalp bu, sizliyor.

Benim de kalbim yine sizladi dun. Annemleri de cok ozledigimi hissettim. Abimi... Halamlari. kuzenlerimi. Izmiri, istanbulu...

Oyle agladim dun aksam. Dayima, gurbete hepsine agladim.

Bunlar normal, arada aglayacagiz ki icimiz bosalsin. Neresinden baksaniz icin zor bir donem hepimiz icin.

Ama saglikliyiz ya, aradigimda hala seslerini duydugum saglikli sevdiklerim var ya. Gececek biliyorum. Ne isyanim, ne sikayetim var. Elimde ne varsa sukredip, yoluma devam ediyorum.

Ama arada oluyor boyle. Olacak. Normal. 

Bir de dayicim seni cok seviyorum....

18 Kasım 2020 Çarşamba

Deniz 4 yas + 2 ay

Nasil hizli buyuyor. 

Deniz dogmadan once bile hemen buyuyecek diye huzunleniyordum. Dogdu bu his iyice artti. Her anini doya doya yasamak icin elimden geleni hep yaptim. Evde bebek olmasi oyle guzel bir sey ki. 

Artik bizim evimizde bir bebek yok. O donemler gecti. 4 yasini bitirmis 5. yasindan 2 ay almis bir cocugumuz var evde. Ama bu da o kadar guzel ki...

Her anini kaydedebilsem. Ah keske yapabilsem. Sadece bazilarini kaydedebiliyorum ama olsun. Hic yoktan iyidir. Iste bu ay aklimda kalanlar. 

****
Bu aralar harflere takti. En sevdigi oyun bir harf secip, o harfle baslayan kelimeler bulmak. "De" diyor bir anda sonra saymaya basliyor. Deniz, Delik, Denge... Aman biz onun aklindaki bir keilmeyi soylersek evde cikan olayi sormayin :) 

Harfleri taniyor. Kreste ogretiyorlar zaten. Seneye okula baslayacak. Bana oyle erken geliyor ki bunlar. 4-5 yasinda ne gerek var hissini icimden atamiyorum ama sonucta nerede yasiyorsan oranin sistemine adapte olmak zorundasin iste.

Ben erken diyorum ama Deniz de harfleri ogrenmek icin can atiyor. Gecen gun soyle bir konusma gecti aramizda:

            G: Ben cocuk olmayi cok istedim Deniz. O zaman istedigim kadar oyun oynardim!

            D: Ben de buyuk olmak isterdim anne.

            G: Neden?

            D: O zaman okuyabilirdim

Gecen gun de ilk kelimesini okudu. Yeni bir kitap aldirmis babasina. Yanardag var icinde patliyor. BOMMM yaziyor orada. B, O yanyana. Bom mu yaziyor burada dedi. Yanardag patlamasindan tahmin etmis de olabilir. Ama demek istedigim su ki 4+2 nin bizim evdeki en buyuk gundemi harflr ve okuma istegi oldu :)

*****

Bebekliginden beri yeni bir sey anlatilirken buyuk bir dikkatle dinler Deniz. Normal zamanlardaki dinleyisinden farklidir o. Boyle gozleri koyulasir sanki dikkati arttikca. Boyle derin derin bakar dikkatle dinlerken. 

Bugunlerde de -her zaman oldugu gibi- cok soru soruyor ve verdigimiz cevaplari dikkatle dinliyor. Ama cevaplarimiz onu daha az tatmin ediyor artik. detay bilmek istiyor. detaylari israrla soruyor.

Mesela bu kitap nerede baasilmis derse, matbaada diye cevap vermeniz Deniz icin asla yeterli degil. Matbaa bnedir, icinde nasil makinalar vardir, murekkep nasil bir seydir, o makina murekkebi nasil kullanip harfleri basar, o murekkep nasil kuru gibi bastan sona sureci anlatmanizi istiyor. 

Ve surecin sonu hep ayni.

Biraz gozlerini kisip dusunuyor. Sonra Demek ki... Oyleyse.. ile baslayan cumlelerle kafasinda bir ozet yaratiyor. bazen ozetler sasirtici olabiliyor :) Demek ki o matbaada siyah murekkep varmis renkli yokmus gibi :)

*****

Olaylari kendince anlatmasina cok guluyorum. Ben babayla giderken bir kaplumbaga gordum diyor mesela. Gormemisler tabi. Ama bunu yalan soylemek icin soylemiyor. Hayal gucu iste. Kaplumbaganin ustunde renkli desenler vardi diyor mesela.

Oyle anlarda kafasindan gecenleri dinlemeye bayiliyorum. En sonunda siz babayla bunu yolda mi gordunuz, yoksa yolda giderken gorsek mi diye dusundun acaba diyorum. Cogu zaman ben hayal ettim diyor ama gorduk yolda gorduk dedigi de oluyor. Ne derse. Snucta hayal gucu. Boyle anlarda yok gormemissindir falan demiyorum.

*****
Ilk hikaye kitabini lock downda babasoiyla yazmislardi. "Kalem ve balon". 
Seriye dondurdu Kalem ve Balonun yeni macerasini ad gecen gun ayzmislar :)

Ciddiyetle babasina hikayeyi anlatiyor ve babsi yaziyor. Sonra birlikte resimliyorlar. Sonra zimba ile onu kitap haline getiriyorlar. Tabi hepsini sakliyorum :)

Ama gecen aksam uykudan once kendi kitaplarini okumak istedigi icin cikardi. bak onlari bulup yine saklayayim da kaybolmasin :)

****
bir de her seyi sarki ile anlatma var. O da cok komik.

denizin cani elma istiyooorrrr, var mi elma, var mi elma diye dolaniyor ortada.

Aklindan gecenler, yazdigi hikayeler hepsini sarki sekline getirmaya bayiliyor :)

*******
Denizin resimle cok ilgisi alakasi yoktu baslarda. Lockdown ile birlikte biraz ilgisi artmaya basladi. Bu gunlere kadar yaptiklarina zaten resimden cok karalama diyebiliriz :) Ama su aralar hakikaten bizim de anladigimiz seyler cizmeye basladi.

cocuk gelisimciler su satirlari okusa beni linc eder de siz anladiniz ne demek istedigimi diye dusunuyorum. sonunda "aaa ne guzel olmus, ne var burada denizcimm" demeden de ne cizdigini anlayabilmek guzel oldu. Hayir anlamayalim hic onemli degil de anlamayinca kiziyor. Cok sukur yedigimiz azar sayisi oradan azlsin bari :)

*****

Kendince yaptigi esprileri arttikca artti bu ara. Kafiyelere takti bir de.

beyler bayanlar, seker  yalayanlar.
beyler bayanlar, kafasi karisanlar 

diye, diye dolaniyor evde. Bir de her soyledigine gulmemizi bekliyor. Gulecegimiz espriyi de secemiyoruz iyi mi :)

*****

hayatimin hic bir doneminde su son bir yilda konustugum kadar cis, kak uzerine konusmamisimdir sanirim. cocuk cis kaka muhabbeti yapmaya bayiliyor. 4+2 de de bu durum degismedi. Bizim evde en cok gulunen yine cis kaka oldu!

Bir de bu yetmezmis gibi babasiyla igrenclik saatleri yapiyorlar. Karsilikli oturup akillarina gelen en igrenc seyleri soyluyyorlar. mesela sumuk koftesi yapip yiyelim falan!

Bir de benim bunlari dinlemem ve gulmem bekleniyor.

Herkesin kizi elsa, prenses pesinde bizimki cis, kaka, sumuk iyi mi :)

****

ha is giyinmeye suslenmeye gelince kendisi bir prensesten farksiz ama. Babasi kucuk diva ne giydin diye karsiliyor her sabah kendisini :)

Uzun zamandir oldugu gibi 4+2de de kiyafetlerinin cogunu kendisi secti. Kombin yapmayi pek seviyor. hayir bir de beceriyor. En azindan benden daha iyi becerdigi kesin :)

Giyinsin, suslensin, sacina tokalar taksin, kolyesini bilezigini secip aynada kendisine baksin bayiliyor.

suslu yapacak bir sey yok :)

*****
Elif hala en sevdigi bebegi. Puzlle yapmayi da seviyor. Mutfagiyla eskisi kadar oynamasa da raflarini yerlestirsin, arada bize yemek yasin seviyor.

Bu ara daha cok role play denilen oyunlar ilgisini cekiyor. Sen doktor olan ben hasta, hadi trenci olalim gibi. bebek oynatmaktan daha zevkli oldugu kesin :)

*****
Yemeklerle arasi biraz duzelmeye basladi. hala minnak. 25 persentilin degismez fedaisi o cizgide buyumesine devam ediyor :)

Evde islere dahil olsun, ama mumkunse ortaligi toplamasin. 
O ne soylerse dinlensin ama biz bir sey soyleyince ben istedigimi yapamiyorum diye aglasin. 
Evden cikmak icin bin dereden su getirsin ama ciktik mi eve donmesin...

Bunlar da kucuk hanimin bu aralar degismez ozellikleri.

Guluyor, oynuyor, opuyor, seviyor, arada aglayip bagirip sabrimizi zorluyor, sakalar yapip yuzumuzu gulduruyor serken hayat Denizle cok hizli ama cok guzel akip gidiyor....

11 Kasım 2020 Çarşamba

Pilates

Bilmiyorum tam olarak kac hafta onceydi ama bir sure once ben Pilatese basladim. Gizem, yani ogretmenim Istanbul'da. Online yapiyoruz dersleri.

Ozlem bir fizyoterapist aslinda. O yuzden internette gordugumuz pilates derslerinden daha farkli geciyor bizim dersler. Benim boynumu biliyorsunuz. Biraz hassas, o yuzden bu teke tek benim vucudumun zayif ve guclu yonlerine dogru ayarlanan dersler bana cok iyi geldi.

Gonca 4 yildir Gizemle calisiyor. Hepsen de 2 yil oldu sanirim. Yani benimki arkadas tavsiyesi uzerine baslanmis bir seruven.

Su anda cok iyi gidiyor. tavsiye edilen olabildigince cok ama en az haftada 2 yapmak. ben 1 ile 2 arasinda gidip gelliyorum. Islerin, denize ayirdigim vaktin ve saglik kosullarinin el verdigi olcuden olabildigince fazla pilates yapmaya calisiyorum. Su anda Carsamba Cuma. keske arttirabislem baya iyi geliyor.

Aslinda cok garip. Insan baslayana kadar, ya deli mi durttu benim, manyak miyim, o bir saatte film de izleyebilirdim gibi bir suru sey dusunuyor :) Ama basladiktan sonra bir sekilde yapiyorsun ve o bir saatin sonunda vay be iyi ki yapmisim diyorsun. her hafta, her derste ayni his :)

Sirtima oldukca iyi geldi, baya acildim. Bacaklarimin ve karnimin guclenigini hissediyorum. Ama cok emek isteyen bir sey. Oyle 3-4 derssle kaslara kavusmak gibi bir amacim yok. Aslinda kas falan degil de boyun agrilariyla basa cikmak icin ciktim yola. O acidan baya iyi gidiyor. Ha yaninda kaslar da gelecek gibi. Ona da hayir diyecek degilim tabi sonucta :)

Bu kis icin boyle modumu yukseltecek, bana enerji verecek seyler ariyordum ya bu pilates iyi oldu, iyi geldi bana. Umarim devam edebilirim tabi. Bana belli olmaz biliyorsunuz sonucta :)


10 Kasım 2020 Salı

Kaydetmek istedigim bir gun

Bugun kendi  universitemin, kendi bolumunde bir derse konusmaci olarak konuk oldum. Genclere kariyerimi anlattim.

Figen bana Gulcin konusmaci olarak gelir misin dediginde, tabi dedim. Deneyim paylasmayi severim biliyorsunuz. Deneyimimi paylasacagimi dusunmustum de, geriye donup bakmanin bana da iyi gelecegini dusunmemistim. 

Konusmami hazirlarken de, bugun sunumu yaparken de bu deneyimin, paylasimin bana cok iyi geldigini hissettim. 

15 yildir calisiyorum. Bu 15 yilda 3 ayri ulkede yasadim, 3 ayri sirkette calistim. Onlarca proje gordum, defalarca basarili da basarisiz da oldum. Insan tek tek olaylari hatirliyor da, onlarin hepsi bir araya gelip kariyerini ve daha onemlisi hayatini nasil etkiledi cok da goremiyor. 

Bugun anlatirken bu 15 yil gozlerimin onunden gecti. Bir adim geriye cekilince yaptiklarimi fazla azimsadigimi farkettim. Ve kendime aferin dedim. Aferin Gulcin sen de az seyler yapmamissin. Soyle kendi omuzumu bir sivazladim. Bu size ukalalik gibi gelebilir ama beni taniyanlar ya da uzun zamandir blogdan takip edenler kendime karsi ne kadar acimasiz olabildigimi iyi biliyorlar. O yuzden bu ukalaliktan cok uzak emin olun :)

Ben Turkiye'de calismaya basladim. Calismaya basladigimda bir yandan maser yapiyordum. Turkiyedeki calisma kosullari zor ama calismanin verdigi tatmin ve eglence duzeyi cok yuksekti. Arkadaslik vardi bir kere. BU eglence Madrid'te de devam etti. Ama Hollandaya geldigimizde isler degisti.

Biz Hollandaya 2007 yilinda geldik. Yani biliyorum o gunden bugune cok seler degisti ama biz yurtdisinda yasamaya basladigimizda bu kolay degildi. Hollandadaki ilk yillar benim icin sanciliydi. Bunda benim olaya bakisim, esnek olmayisim, basari kriterlerimin Turkiyedeki sistemle sekillenmis olmasi ve benim onlari degistirememem, isteki basari ya da basarisizligi cok fazla onemsememin etkisi buyuktu. Yani suclu biraz da bendim.

Simdi o ilk 2-3 yila donsem cok farkli davranirim. Isi hayatimin merkeziden cikarir eglenmeye bakarim. Elimdeki is disindaki seylerin (2 haftada bir bilet, odenen ev kirasi, farkli ulkelerde calisma imkanlari) gibi seylerin keyfini olabildigince cikarmaya calisirim. yapmadim. Her firsatta Turkiyedeydim, ki bu yanlis degil, ama Turkiyede ne elde etmek icin yola ciktiysan yurtdisinda da onu elde etmek icin ugrastim durdum. Hnai bedenimi yurtdisina cikardim da kafami cikaramadim.

Ve o yuzden danismanligi birakip Unilevere gectim. Bu yanlis miydi? Hayir. Dogru muydu? O da hayir. Cok dusunulmesine ragmen acele verilmis cunku tarafsiz dusunulememis bir karardi. Sansimdan bana donusu sadece iste gecirilen 3-4 mutuz yil oldu. Ama daha kotusu olabilirdi.

Ben Hollandadaki o 3-4 yili kariyerimin duraklama donemi olarak goruyorum. Ilerleyemiyordum. Girdigim cukurdan cikamiyordum. Mutsuzdum. Ama ote yandan bunu degistirmek icin soylenmek disinda bir sey de yapmiyordum. O yillara kariyerimin duralamasi diyorum ama cok onemli seyler ogrendim o yillarda:

- Is hayatimin merkezi degildi, hayatta is disinda beni mutlu edecek seyler de vardi. Kariyerimde duraklarken hayatimda cok guzel bir 3 yil gecirdim,

- Is benim icin sadece para kazanilan bir sey de degildi. Isimdeki mutlulugum ya da mutsuzlugum beni bir sekilde etkiliyordu. Mutlu olacagim bir seyi yapmam lazimdi ve bunun icin caba gostermeliydim

- her ne kadar mutsuz olursam olayim. ne yapiyorsam iyi yapmaliydim. Kendimi tatmin edecek kadar iyi. Beni mutlu eden seylerden biri de buydu. 

Gercekten elimdiei isleri iyi yaptim ve bunun mukafatini da Hollandandan Ingiltereye tasindigimizda aldim. Organize ettigim bir evente katilmis onun disinda beni hic tanimayan bir arkadasim bana o eventin basarisina guvenip bir is verdi. Bu da iste benim kariyerimin donum noktasi oldu.

Sonrasi mutlu calisan bir Gulcin, alinan terfiler, degisen is yasami. Zaten biliyorsunuz.

Bugun genclere dedim ki. Kariyeriniz durabilir, tikanabilir. Sorun yok. gerekirse br durun, kenara cekilin ama kendinizden, kendinize inanamaktan vazgecmeyin. Eger calismayi seviyorsaniz gerisini halledersiniz, korkmayin.

Bir de dedim ki benim size tavsiyelerim su:

- her ne yapiyorsaniz iyi yapin. 

- her ne yapiyorsaniz keyif alarak yapmaya calisin Ha ben size her gun gule oynaya calisin demiyorum. Cikolata bile her gun yesen insani sikar ama genel olarak mutsuzsaniz aksiyon alin.

- Networke onem verdin. Insanlain ustune basarak kariyerinizde yukselemezsiniz. Bilginizi paylasin. Rakip degil, ekip yetistirirsiniz unutmayin

- Aceleci davranmayin. bir terfiyi 2 yil once almakla sonra almak arasinda cok buyuk bir fark yok. isinizde mutlu olduktan sonra gerisi onemli degil

- Ve cok calisin ama cok da kutlayin. Kimse olmasa kendi basiniza olsaniz bile basarilarinizi ve hatta basarisizliklarinizi kutlayin. Hayat kutlayinca guzel :)

Bir suru soru sordular. Dersleri sordular mesela. Temel seyleri ogrenin dedim. Bir database nedir, nasil kurulur, kup nedir, dimension nedir ogrenin. Sonucta toollar degisir, projeler degisir ama temel hep aynidir. Ve temeli bilirseniz gerisini ogrenmek kolaydir. Istatistik ogrenin dedim. Her gun kullanacaksiniz istatistige onem verin.

Yurtdisinda ayrimcilik gordunuz mu dediler anlattim. Basarisizliklarda ne yaptiniz dediler anlattim. 

Sonucta bana bu konusma cok ama cok iyi geldi.

Daha cok paylasmali insan deneyimlerini bu arsisindakiler kadar kendisine de faydali.

E o zaman dedim ben bunu bloguma neden yazmayayim mi?

Yazayim blogum cunku bu sana kaydetmek istedigim bir gun...








6 Kasım 2020 Cuma

Uzakta olmanin agirligi

Gectigimiz hafta Cuma gunu izmirde buyuk bir deprem oldu. 6,6 ile 7 arasinda bir deprem. Her kaynak baska bir sey soyluyor.

Yuzlerce ev oturulamaz hale geldi, binlerce insan evsiz barksiz kaldi.

Koskoca Izmir'de aslinda sadece 12 bina yikildi. Ama 114 insan hayatini kaybetti. ve 114 aile mahvoldu. Ve 12 binanin arama kurtarma calismasi 6 gun surdu. Yuzlerce harika insan gece gunduz demedi kurtarma calismasi yapti. Ya daha cok bina yikilsaydi diye insan dusunmeden edemiyor :( Insan cani cok ucuz, hepimizin cani kiymetsiz onu bir kez daha anladik bu depremle. Cunku bu her birimizin basina gelebilirdi...

Izmir ya Izmir. benim canim  memeleketim. Hep ozledigim, gidince sokaklarina kavusunca hep mutlu oldugum yer. Dogdugum yer. Buyudugum yer. Annemin, babamin, abimin, ailemin, arkadaslarimin yasadigi yer. denizinin kokusunu, gevreginin citirligini aklimdan bir an cikaramadigim yer. Her gittigimde daha cok bina, daha cok insan, daha cok arabayla beni karsilasa da sevmekten vazgecemedim yer. Izmir ya izmir. benim yuvam. Benim siginagim. benim guzel memleketim...

Cok korktum. Cok uzuldum. Cok ama cok uzuldum.

Cok sansliydim cunku ailemin iyi oldugunu depremin boyutnu ogrenmeden once ogrendim. En azindan o goruntuleri gordukten sonra onlara ulasma korkusunu yasamadim.

Cok sansliydim cunku ailemden de arkadaslarimdan da yaralanan, evi zarar goren kimse olmadi. Buna hep sukrettim.

Ama tam dedikleri gibi ben iyiydim de, biz iyi degildik. izmir iyi degildi. haberleri izlerken, goruntuleri takip ederken icim yandi... 

Gectigimiz bir hafta uzuntu dolu. Bir yandan sukur dolu. Ve cokca utanc dolu. Cunku kendimi sansli hissettigim icin utaniyorum. Onca insan olmusken ben nasil boyle hissederim diyorum. Ama saklayamam gercekten sansli hissediyorum ve sukrediyorum. Keske o 114 insanin ailesi de bizler gibi sansli olsaydi. keske tek bir bina bile yikilmasaydi. Bu mumkundu. Bunlar onlenebilirdi. En cok da onleyemedigimiz icin utaniyorum. 

Bu olayla birlikte yine uzakta olmanin agirligi geldi oturdu omuzlarima. Ama alistim biliyor musunuz. Uzakta olmaya degil, sadece icimde yarattigi agirliga alistim. Orada o agirlik hep var, orada o agirlik hep benimle yasiyor.

Bundan yillar once bu bloga ozlemek ile ilgili bir yazi yazmistim. Demistim ki ozlemek benim hayatimin bir parcasi. Uzakta yasadigim yillar gectikce ozlemim azalmiyor. Ama o ozlemle yasamaya alistim.

Simdi gecen 5 senede bir de bu agirlik hissi geldi yuregime. Annemin rahatsizligi, Denizin dogumundaki yalnizlik, onu yapayalniz buyutmemiz, dayimin hasataligini duyup da gidememek, dayimi kaybedisimiz, pandemide ailemden mecburen uzak cok uzak olmak... Liste uzayip gidiyor. Bunlarin verdigi his ozlemenin otesinde. Daha agir, daha zor. Nasil anlatsam bilmiyorum ama. Sanki icimde kocaman bir bosluk var ve ici buyuk bir agirlikla dolu. Bu daha cok yoksunluk gibi. O yoksunluk hissi de agir geliyor insana.

Yazin gittigimde gecer sandim bu his. Cunku ozlemek gidince kavusunca gecen bir sey. Ama gecmedi. Hafiflemedi bile. Orada oldugumuz surece hep yine birakip gidecegiz ki diye dusundum. Yine uzak olacagiz ki. Yine istedigimiz zaman gelemiyor olacagiz ki. Simdiye kadar istersem her hafta atlayip gidebilirdim. Her sey benim kararima bagliydi. O artik yok. Gurbet dedikleri buymus galiba.

Sehrin yikilirken bile uzaktan izlemek zorunda kalmak da dahilmis gurbette olmaya. 

Gunun sonunda insan hep ayni yere geliyor. Saglik olsun da... Evet oyle saglik olsun da kavusuruz. saglik olsun da yine sariliriz. Oyle...

Ama herkese saglik olmuyor iste. Bazi insanlara hic beklemedikleri anda ayrilik geliyor,. darmaduman oluyorlar. Saki onlarin hayatlarina acilan bosluk gurbettekinin icine de isliyor.

Zordu bu hafta.

En fenasi da ne biliyor musunuz. Soranlara iyiyim dedim. Bir seyim yok. Cunku beynim kendini korumak istiyor. Iyisin diyor. Dusunme diyor. Dusuneceklerinden oyle korkuyor ki dusunmeme izin vermiyor.

Ama size bir sir vereyim mi? Iyi degilim. Uzgunum. Icimdeki agirlik bu hafta cok ama cok agir gelliyor... 


29 Ekim 2020 Perşembe

Yeniden merhaba

Canim blogum ne uzun ayri dustuk bu kez. ustelik bunca garip zamanlardan gecerken keske sana daha cok yazabilseydim. Keske animilarimiza bu garip gunleri de ekleyebilseydim ama olmadi.

Ben sana yazamazken biz Turkiyeye gittik ve uzun zaman Turkiye'de kaldik. Aman yarabbim ne zordu o karari vermek. Bir tyandan gitmek istiyoruz bir yandn ya bir sey tasirsak ailemize diye korkuyoruz. Bir yandan gitmek istiyoruz bir yandan buradaki guvenli cemberimizden cikmaya cekiniyoruz. Bir yandan gitmek istiyoruz bir yandan yolda ya kaparsak diye dusunuyoruz. 

Doluya koyduk almadi, bosa koyduk dolmadi derken... Ozanla oturduk ve dedik ki, asi yok, kisin bu sacma sapan hale bir de gribal enfeksiyonlar eklenecek. Biz simdi bu kadar endiseleniyorsak, kisin nasil gidecegiz? E gitmezsek en son gecen yaz gittik Turkiye'ye. 2 yil ailemizi gormeyecek miyiz? Tabi ki gormeyebilirdik de. Sonucta saglik en onemlisi. Ama o zamanin sartlarinda gidebilecegimize karar verdik. Aldik cifter cifter maskelerimizi, gozluklerimizi, yuz korumalarimizi. Yola koyulduk.

Yol bekledigimizden kolay gecti aslinda. Bunlari instagramdan beni takip edenler okudu zaten, ikinci kez anlkatmayayim. Sonra istanbulda 2 hafta olabildigince herkeslerden uzak bir duruduk. ve sonra cesmeye annemlerin yanina gectik. Oh be!

Bu yil yasadiklarimizdan sonra, annemlerin yanina gidebilmek bana cok iyi geldi. 5 hafta ailemle birlikteydik. Biz Ozanla hemen hemen her gun 1-2 saat olsun kacip deniz kenarinda kitap okuduk bir eglendik. Hatta Deniz dohduktan sonra ilk kez onu annemlere birakip. 2 gece birlikte kacti. hepsi cok iyi geldi. 

Sanirim tatilin tek zor kismi Denizin degisen huylari idi. Bunu sadece tatile baglamak mumkun degil. Otursam ustune ayri bir yazi yazarim, hatta yazayim. Ama karanntina ile beraber Denizin huylarinda acikca hissedebildigimiz degisimler oldu. Baslarda her sey ahrika idi. Aylar gectikce, kendi kendine oynamak istemez oldu. Hep birimizden biri bil fiil onunla ilgilensin istemeye basladi. ne yapsak kucuk hanima yetmez oldu. Oynama seklimizi begenmez, sikilir, bagirir. Bunlar bizim cok aliskin olmadigimiz haller. Bu haller Turkiyede de zaman zaman devam edince hatta bazilari iyice artinca tatilde de olsak zorlandigimiz cok oldu. Ama o noktalarda da aile destegi paha bicilmezdi. O da cok ama cok iyi geldi. 

Sonucta 6 Aeylulde evimize donerken ben keske Eylul sonuna kadar kalsaydik diyordum. Ozan evimize gidelim bir kis duzeni kuralim diyordu. deniz ben Londrayi cok ozledim diyordu :)

Dondugumuzden beri 2 aya yakin zaman gecti. 2 hafta yine evdeydik. Aslinda Turkiyeden gelenlere burada karantina yok ama biz kimseye risk olusturmak istemedik. Sonra Deniz 3 gun krese basaladi, onu sonra 4e cikardik cunku evde gercekten artik oyalanmasi cok zordu. Biz islerimize donduk. isler yogunlasti derken iste kis kapiya geldi.

Hazir miyim kisa?

Bilmiyorum.

Ben bu yil kistan biraz korkuyorum.

Ama pilatese basladim, evde kendimi oyalayacak aktiviteler yaratmaya calisiyorum, kizimla doya doya vakit gecirmeye calisiyorum derken gunler geciyor.

Bu kisin evde gececegini kabullenmeye calisiyorum. Saglikliyiz, ailelerimiz saglikli, cok sukur saglikli mutlu bir cocugumuz var. Elimdeki her seyin kiymetini bilip bu kisi da guzel anilarla kapatmaya calismak istiyorum.

#gulcineiyigelenler diye bir hashtag yaptim kendime instagramda. Dusundum de bana en iyi gelen sey yazmak iken bben bu kisi yazmadan gecirirsem buyuk aptallik etmis olurum. 

Simdi bu yaziyi tamamladiktan sonra outlook'a girip haftada 2 gun yazi yazmak icin kendime hatirlatma koyacagim. ha her zaman iki olmayabilir. Olsun 1 olsun bizim olsun.

O zaman yeniden merhaba blogum.

Ben geri geldim.

Hadi bu kisi beraber anilarimiza yazalim.... 

3 Temmuz 2020 Cuma

Planlar planlar

Pazar gunu kampa gidiyoruz, 2 geceligine. Ben ve kamp. Aman yarabbim!

Kaliforniya'da kamp alaninda ama onlarin cadirlarinda kalmistik bir kez, guzeldi. Velakin o cadir degildi. Ben oyle toz toprak seven bir insan degilim. Cadir falan bana gore degil yani. Ama az once de soyledigim gibi biz pazar gunu kampa gidiyoruz. Ey korona sen nelere kadirsin?

Deniz heyecandan yerinde diramiyor. Evde "cok heyecanliyimmmmm" diye dolasiyor. Eve kamp icin ismarladiklarimiz geldikce zipliyor, atliyor, cigliklar atarak evde kosuyor. Bu sevinci umarim kampta da devam eder. Zira ben sadece onun icin gidecegim kampa. O da sevmezse ne anlami kalir degil mi :)

Bugun kucuk hanim kreste. Cuma gunleri gidiyor ya. gecen gun ben niye krese gidiyorum sadece 1 gun gideceksin demistiniz dedi. Ama haftada bir gun dedik Deniz dedim. Bir kere gittim bu iki oluyor, siz bana dogru soylemediniz mi dedi. Henuz hafta kavramini anlamamis onu bu sayede farketmis olduk :)

Neyse anlattik, dinledi, anladi mi emin degilim ama bu sabah sorunsuz kresine gitti.

Bu ara annemi cok ozledi. yan komsumuzun da torunu var ve geliyor anneannesine. O neden anneannesine gidebiliyor ben gidemiyorum diye soruyor. Ah benim kuzum. O kucucuk kalbinde ne ozlemler tasiyor benim kizim. Gidebilirsek Turkiyeye sanirim buna en sevinen deniz olacak.

Gitmeyi dusunuyoruz. Ama bir trlu bilet alamiyoruz. Elimiz varmiyor. Biz alamadikca biletler pahalanmaya devam edeiyor. Tam alalim diyoruz, ama ya... diye baslayan cumleler aklimiza hucum ediyor cok zor.

Gitmek istiyoruz. Cunku covid bitmeyecek. Butun arastirmalar onu soyluyor. Annemleri en son gecen yaz gormustuk. Simdi gitmezsek bir dahaki yaza kadar da gitmemiz zor gibi. Covid tabi ki bitmedi ve biz eksisi gibi leimizii kolumuzu sallayarak annemlerin yanina gidemeyiz. Niyetimiz once 2 hafta Istanbul'da  karantina yapmak. Sonra annemlerin yanina gecmek. O arada bir de test yaptirabilir miyiz diye arastiriyoruz. Kafamizda bin tillki dolasiyor. Cok zor bir karar.

Turkiyede karantina zorunlu degil evet ama biz direk annemlerin yanina gitmeye cesaret edemiyoruz. Ailelerimizi gorekten bunca mahrum kalmamiz. Ah :( Ama saglik olsun tabi ki. Ne onlem gerekiyorsa alacagiz.

Onleimin en guzeli tabi ki gitmemek. Akil gitmeyin diyor. Yurek gidin diyor. Riskin farkindayiz. Riskin bitmeyeceginin ve hatta aratacaginin da farkindayiz. O riski yonetemenin yollarina bakiyoruz. Simdi karantina ile onlem alabilmeyi umuyoruz.

Cesmede de ortalikta dolanmayi dusunmuyoruz. Ailemizi gorecegiz oradan calisacagiz ve donecegiz. DOnunce de 2 hafta burada karantina yapacagiz. Niyetimiz boyle.

Umarim gidebliriz. Ama bilet almaya gelince is elimiz hala varmiyor, varamiyor.

Gorecegiz bakalim onumuzdeki gunler bize neler getirecek...

26 Haziran 2020 Cuma

Deniz krese dondu...

Deniz,
Bugun tam 3,5 ay sonra krese dondun. Ustelik artik Toddler 2'ye degil pre-schoola basliyorsun. Pandemide buyudun...

Sana pazartesi gunu soyledik krese baslayacagini. Cunku her an kararimiz degisebilirdi, rakamlar artabilirdi. Once bir durumdan emin olmak istedik. Yuzundeki gulumseme oyle guzeldi ki, bizim yuregimize oyle bir su serpti ki...Gunlerdir canta hazirliyorsun, ne giyecegini dusunuyor, arkadaslarina neler anlatacagini planliyorsun. Kimlerle oynayacaginin hatta kreste ne yiyeceginin bile hayalini kuruyorsun. Biz sana katiliyoruz sadece. Sevincine ortak oluyoruz. Bir de buyumeni biraz gozumuz yasli izliyoruz. Gecen yillarda biz seni krese gitmeye hazirlarken, bu sefer resmen sen bizi yeni duzene hazirliyorsun gibi hissediyoruz gunlerdir. 

Gecen gun seni aldim piknige goturdum. Sen, ben, kucuk piknik cantamiz. Oturduk peynirlerimizi yerken yine konu krese geldi. Dedin ki Anne siz cok eglencelisiniz, ama biliyor musun kres de cok eglenceli. Ah benim bizim gonlumuzu de yapan kizim. Dilerim hic biz ne dusunuruz , uzulur muyuz diye dusunmeden istedigin yere yuruyebilecek kadar ozgur yetistiririz seni Deniz.

Sanirim ben senden daha heyecanliydim. Ama ben de buyudum gecen 3 senede Denizim. Biliyorum ozellikle kres konusunda ben ne kadar rahatsam sen o kadar rahatsin. O yuzden en buyuk glumsemem vardi bu sabah yuzumde. Hem de gercekti Deniz yapmacik bir gulumseme degildi. Sen de kocaman guldun bize. Cantani taktin, scooterina bindin ve gittin. Benim kocaman olmus kucuk bebegim, sen cantani takip scooterla krese gidecek kadar ne zaman buyudun?

Dun sana dedim ki Denizcim biz ofise gidemiyoruz ya sen kresteyken evde calisacagiz. Yani evdeyiz. Tamam dedin. Yorulursan, eve gelmek istersen ogretmenerine soyleyebilirsin dedim. Aa tamam dedin. Soonra bana donup, anneler babalar zaten hep alirlar cocuklarini, onlarin ynaina donerler annecim ben oynarim dedin. Deniz sen ne zaman boyle seyler soyleyip anneni bile rahatlatacak kadar buyudun bebegim?

Bu sabah sen ben ve baban yuruduk krese. Kapida biraz cekindin ama Janny'i gorunce sevindin. Ve hic aglamadan, bize opucukler vererek gittin krese. Benim bir yandan yuregim hafifledi uzulmedin diye, bir yandan yuregim agirlasti e sen yine krese basladin diye. Bunlar anneligin ince cizgileri, normal Denizim....

Simdi ev bombos geldi bana. 3,5 ay sonra kahvemi yanimda sen olmadan iciyorum. Deniz saklayamam biraz yalniz kalmaya, bir yandan oyun oynamadan calisabilmeye cok ama cok ihtiyacim vardi. Bu iyi geldi. Ama seni simdiden ozledim be kuzu. Cok sacma! Cok cok sacma biliyorum ama iste seni simdi bunlari yazarken bile ozluyorum.

bakalim gunun nasil gececek. Aksam donup anlatacaklarini merakla bekliyorum.
Bir esigi daha boyle su gibi gectigin icin sana ne desem bielmedim denizim.
Seni cok seviyorum...

 

19 Haziran 2020 Cuma

99. gun... Denizime

Canim Denizim, 
Yarin pandemi hayatimiz baslayali tam 100 gun olacak. 2-3 hafta evde oluruz sonra normale doneriz diye basladigimiz bu surecte dalya diyecegiz. 

100 gundur evdeyiz. Kucuk park gezileri disinda evimizin disinda vakit gecirmedik. 
100 gundur ucumuz basbasayiz. Arkdaslarini gordugun 1-2 saat disinda bizden baskasini gormedin. 
Bu bizim de asla yasayacagimizi tahmin etmedigimiz, hayal bile edemeyecegimiz bir seydi ama iste gercek oldu...

Bu sureci olabildigince normal gecirmen, korkmaman icin baban da ben de elimizden geleni yaptik. Sokakta, parklarda vakit gecirmeye alismis, her gun arkadaslariyla saatlerce oyun oynayan, heyecanla tatil planlari yapan bir cocuktun 100 gun once. Alistigin her seyden uzak kaldin, sokaga cikamaz oldun, bizimle basbasa kaldin. Biz bunlarin hep iyi taraflarina odaklanmaya calistik, senin de kotu etkilenmemen, bilakis bu donemden keyif alman icin elimizden geleni yaptik.

Oldu sanki Deniz. Sanki oldu...

Simdi 100 gun geride kalirken benim aklim hala bu olanlari almazken seni izliyorum. Rutine alismani izliyorum. Arkadaslarini ozlemeni izliyorum. Arada yasadigin hayal kirikliklarini yonetmeye calismani izliyorum. Soru soruslarini, bu olanlari aklinda bir yere oturtmaya calismani izliyorum. Buyumeni izliyorum annecim, gun be gun buyumeni izliyorum.

Daha kac gun evde olacagiz bilmiyorum Deniz. Cok istedigin gibi yazin Izmir'e anneannenle oynamaya gidebilecek miyiz bilmiyorum. Cesme'de dondurma yiyebilecek misin bilmiyorum. Ogleden snra gunesi denizde batirabilecek miyiz bilmiyorum. Olur da gidebilirsek diye seni maske fikrine alistirmaya calistigimizda, tamam deyisini gidebilmek icin her seye katlanmaya razi olusunu icim buruk izliyorum.

Senin sevdiklerinden uzak buyumen bizim yillar once verdigimiz yurtdisinda yasama kararimizin bir sonucuydu. Biz bu karari verirken istedigimiz her an onlarin bizim ve senin yanina gelebilecegini ya da bizim bir ucaga atlayip gidebilecegimizi dusunuyorduk. Bunu, boyle bir sebeple uzak kalmayi hesaba katmamistik annecim. Daha 3,5 yasinda bu kisitlanmislikla ve sevdiklerini gorebilmek icin bir seylere (masketakmak zorunda olmak gibi) katlanmak zorunda olmak hissiyle tanistigin icin ozur dilerim. Biz bunu hesaba katmamistik annecim...

Ama hayat boyle Denizim, bir karar aliyorsun ve o kararin sonuclarini yillar sonra gordugun bile oluyor. Onemli olan o anda yillar once verdigin karari sorgulamadan yoluna devam edebilmek. O an elinde olanin artilarina odaklanabilmek. Baska care yok annecim.

Biliyor musun, ben bunu senden once bu kadar yapamiyordum. Hala da tam yapamiyorum ama senin hayatimiza girisinle cok yol katettim. Sana bunun icin ne kadar tesekkur etsem az. Umarim sen, benim gectigim o zorlu yollardan gecmeden bunu gorebilir, verdigin kararlari karsilastigin her zorlukta sorulamaz, hep onune hep ileriye bakabilirsin guzel kizim. Cunku sonucta her sey olacagina variyor Deniz. Ve uzulmek hicbir seyi degistirmiyor. Uzulmek yerine degistirmek lazim annecim. Umarim sen enerjini uzulmek yerine hep seni uzen seyleri degistirmeye harcarsin. Ya da uzulmeyi bir kenara koyar ve yasadigin anin tadina varirsin. 

Cunku benim guzel kizim Cemal Sureya'nin o guzel siirinde dedigi gibi: Hayat kisa, kuslar ucuyor. 

Her durumda yasadigin anin guzelligi yanina kar kalan oluyor. Bak iste aynen simdi yasadigimiz surec gibi. Bunlarin hepsi gececek Deniz, elbet Izmir'e de gidecegiz. Ve donup arkamiza baktigimizda her sabah yatakta yaptigimiz keyifler, anne kiz kahvelerimiz, babanla yaptiginiz resimler, yazdigin ilk kitabin, bahce pikniklerimiz, biz onde baban arkada kovalamaca oynamalarimiz, trampolinde ziplarken attigimiz kahkahalar yanimiza kar kalacak. 

Olur da ileride bir gun verdigin kararlarin sonuclari onune cikarsa ve aklina soru isaretleri duserse bunlari hatirla Denizim. Keske deme de bir bak bakalim anin mutlulugu seni nereye goturecek. Tutun o mutluluga guzel kizim. Birak kendini o mutluluga. Uzulerek mutlu olma firsatini sakin kacirma. Ama baktin icindeki uzuntu mutlulugun onunde.... O zaman bil ki seni uzen ne varsa uzaklasacak, her seye yeniden baslayacak, kosullari degistirecek gucun hep var. Ve biz omrumuz oldukca hep arkandayiz. Korkmadan yeni yola yuru annecim. Her ne yapmak istersen biz yanindayiz.... 


28 Nisan 2020 Salı

48. gun

Sevgili blog,

10 Martta son kez ofise gittigimde bir daha bir sure ofise gidemeyecegimi biliyordum. Ama o surenin bu kadar uzun olacagini tahmin dahi etmiyordum. Zaten o zaman aklimda dolasan tek sey dayimdi. Canim dayim. 

3 hafta oldu dayimi kaybedeli. Bir yandan kabullendim gibi hissediyorum. Kendime surekli artik aci cekmeyecegi bir yerde oldugunu, anneannemle dedemle mutlu oldugunu soyluyorum. Bu iyi geliyor bana. Aci cekmeyecek olmasi cok iyi geliyor. Henuz 14 yasidayken kaybettigi babsina kavusmus olmasi iyi geliyor. Simdi ne konusuyorlardir acaba diye dusunuyorum. Dayim ne anlatiyordur onlara? Bizi anlatiyor mudur? Gercekten oldukten sonra sevdiklerimizle bulusmak diye bir sey var midir? varsa ne guzel olur. Dayim yalniz olmasa ne guzel olur. Topragin altinda oylece yatiyor olmasa da, gokyuzunde sevdiklerimizle gulus ahenk mutlu zamanlar geciriyor olsa ne guzel olur...

Var ya da yok bilmiyorum. Ama bunu dusunmek bana iyi geliyor onu biliyorum. O yuzden bu aralar bunlari dusunuyorum. Dun gece mesela uyuyamadim. dayim geldi hep aklima. Bana ve Denize yolladigi, iyiyim ben merak etmeyi dedigi videoyu izledim defalarca. Yanina gidemeyecgimi ogrendigimizde yollamisti dayim bana o videoyu. Iyi gorunuyordu. Sesi biraz yorgundu ama iyiydi. Simdi sesi de yorgun degildir dyorum kendime. Yorgunluklarin olmadigi bir yerde. Iyidir simdi cok iyidir. 

Bazen de bunlari hic dusunmuyorum. Dayim Izmirdemis gibi geliyor. Kirtasiyedeymis gibi. Yengemle sonra sahile yuruyuse gideceklermis gibi. Dayim hic gitmemis gibi geliyor bazen. O hissi de seviyorum. Gidisini kabullenememeyi de seviyorum. O zaman cani hic acimamis gibi oluyor. O zaman hastane odasinda tek basina sikilmamis gibi oluyor. O zaman sevdiklerine adadigi omrunu, sevdiklerinden uzakta bir basina yapayalniz bir hastane odasinda sonlandirmamis gibi oluyor, Sanki her sey eskisiymis gibi oluyor. Bunlar hic yasanmamis gibi oluyor. Biz bir sure sonra Denizle Izmire bir kacamak yapacakmisiz gibi oluyor. O hayelleri de cok seviyorum.

Bu ara hangisi, o an, bana iyi gelirse onu dusunuyorum. Gokyuzune kaldiriyorum yuzumu. Dayi orada misin diye dusunuyorum. Anneannem de orada mi? Denizi de goruyor mu?

Bir sevdigini kaybediyor insan. Sonra kaybettigi butun sevdikleri bir bir dusuyor aklina. Hepsinin acisi bir yerde nasil taze duruyormus meger sasiriyorum. hepsinin sevgisi acilarindan bile kocaman icimi nasil sarmis sasiriyorum. Sevgilerine siginiyorum.

Veda edememek cok kotu. Bir seyler oldu ama olmamis gibi. Dayim oldu ama olmemis gibi. Veda edememek cok yarim. Cok eksik. Cok zor.

Yengemle konusuyorum sik sik. Hastanedeymis gibi geliyor Gulcin diyor. Bunlar bitince gelecekmis gibi. Hepimiz gelmeyecegini biliyoruz ama bir veda bile edemedik ya bir turlu kabullenemiyoruz. Kabullendik saniyoruz ama her sey yarim ya bir turlu aslinda tam kabullenemiyoruz.

Hep kotu olmuyorum. Guluyorum, egleniyorum, guzel vakit de geciriyorum. Bundan dolayi suclu da hissetmiyorum kendimi. Dayima sevgimi, onu kaybettigim icin yasadigim uzuntuyle kanitlayacak degilim. Onu cok cok seviyorum, birlikte yasadigimiz her seyi cok seviyorum. Acisini da cok derinde yasiyorum. Bazen gorunmeyecek kadar derinde..

Bu karantina sureci de boyle inisli cikisli iste, Baze herseyi silmek istiyorum. Unutmak istiyorum. 2019a geri donmek istiyorum. Butun bunlari yasamamis olalim istiyorum. Izmire istedigim anda gidebileyim istiyorum. Olmuyor.

Bazen de daha iyi oluyorum. Gececek Gulcin diyorum. Gececek. Sen gidip Izmirdekilere kocaman sarilacaksin, bitecek. Ama dayima sarilamayacagim iste. Onu biliyorum. 

Yengem, Gulcin bu kadar uzulme artik yengecim, bak dayin senin bu kadar uzulmeni istermezdi diyor. Hakli. Istemezdi biliyorum. O yuzde iyi olmaya calisiyorum. Ama demistim ya iyiysem de uzgunsem de birakiyorum kendimi o duyguya. Bana bu iyi geliyor.

Bu gunlerde yine uzuntu agur basti. Dayimin Denize hediye aldigi kitaplari cikarip cikarip iynamam da ondan biliyorum.

Iste 48. gunde biraz boyle huzunluyum. Bugun kendimi huzne birakiyorum. Ona ihtiyacim var demek ki. Direnemiyorum....

23 Nisan 2020 Perşembe

Karantina 44.gun - 23 Nisan

Sevgili blog,

Bugun 23 Nisan. Bizim evde calismaya baslamamizin ustunden 44 gun gecti. Artik evde olmak olaganlasti. Evde 23 Nisan kutlamak da bizim icin cok degisik bir durum degil. Son 10 yildir butun bayramlari evde ve yalniz kutladigimizdan bizim icin bu ekstra bir huzun yaratmiyor artik. O yuzden bugun sktra uzgun, sikilmis, bunalmis hissetmedim kendimi. Bilakis bu 23 Nisanda evde Denizle oldugumuz icin bana son 10 yil icindeki en coskulu 23 nisanmis gibi bile geldi. Iste insanin algisi yasadigi kosullarla boyle degisiyor. 

Dun aksam Deniz'e 23 Nisani anlatmistim. Sevindi kuzu. Sanah uyanip bizim yataga geldiginde de 23 Nisan sarkilari soylemeye basladik. Yani bizim evde bayram havasi sabahtan basladi. Sonra tum gun oyunlar, hikayeler, danslar, sohbetler bayram temasi etrafinda dolandi.

Deniz bizden bayram icin bahcede cikolata bulma oyunu istedi. Gecenlerde paskalya icin yapmistik da oradan ogrendi. Biz de kirmadik kuzuyu yaptik cikolata saklama oyunu. aman ne sevindi. Cikolatalri topluyor, kendi dolabina koyuyor sonra her gun 1 tane cikarip yiyor. Ikinciyi genelde istemiyor. Oyle kendince bir sey gelistirdi o yuzden bu oyunu isterse de oynasin diyorum. Cocuk irade ornegi sergiliyor. 

Ben sahsen kendi topladiklarimdan iki tane yedim bugun! O bir tane yedi. Aksam tam uykudan once ama ben bir tane daha yiyecektim bayram oldugu icin dedi ama tam uykudan once sekerli bir sey yesin istemiyoruz. Enerjisi tavan yapiyor bir anda :) Yarin iki tane yerim dedi yatti. Bakalim. Ben karismiyorum. Karismiyorum derken tabi ki fazlasinin zarar oldugunu ben anlattim. Tabi gece yatmadan yiyemezsin de ben dedim. Olay cikarinca da ben ikna ettim. Ama yarin 2 tane yemek isterse yer, istemezse yemez. O kisma karismiyorum :)

Denize bir de bayram hediyesi verdik. Aman ne sevindi. Sticker kitabi hediyesi. Butun gun elinden dusmedi :)

Bu hafta benim islerim cok yogundu. 11-16 arasinda toplantidaydim iki gundur. O yuzden ucumuz icinde yorucu oldu bu hafta. Umarim onumuzdeki hafta biraz daha durum normallesir. 

Bizde 44. gun boyle gecti. deniz bahcede oynadi. Anneannesiyle whatsapptan oynadi. Bizimle oynadi. Yemeklerini yedi, cizgi filmlerini izledi. Aksam 8de hevesle NHSi alkisladi.

Ve bir gun daha bitti.

20 Nisan 2020 Pazartesi

Karantina bilmiyorum kacinci gun...


Evden calismaya 11 Martta baslamistim. Bu carsamba tam 6 hafta olacak. Arada ailece yasadigimiz uzuntuyu bir kenara birakacagim bu yazida, Bu birazcik oyle bir yazi olsun. 

Bu 6 haftada kendimi bir roler coasterda gibi hissettim genelde. Hic bir sey yapmiyoruz ama hayatimizda cok buyuk bir aksiyon var. Bak yine konu ayni yere geliyor. Sanirim benim dayimin kaybina deginmeden yazi yazmam baya zor bu ara. Durun yine de deneyecegim.

Ben genel olarak bu 6 haftada sikilmadim sanirim. Kendimi eve sigamiyor, sikintidan bunaliyor falan hisstmiyorum. Biz cok gezen bir cifttik biliyorsunuz Deniznden sonra da buna olabildigince devam ettik. Ama kucuk cocugu olan ve bir yandan tam zamanli calisan pek cok insan gibi haftasonlari evimizde de cok zaman gecirdik. Bunu da seviyoruz. SImdi o yizden evde olmak bana dayanilmaz gelmiyor. 

Ha kolay mi? Degil. Soyle bir kafeye gitmeyi cok ozluyorum. Bir kahve icmeyi, o sirada kitabimi okumayi, dukkana giren cikan insanlari izleyip haklarinda kafamda gikayeler yazmayi ozluyorum. Denize parka goturmeyi ozluyorum. Onunla yaptigimiz anne kiz kacamaklarini, birlikte sokaklarda gezmeyi ozluyorum. Aile gittigimiz cumartesi yemeklerini, her hafta baska bir restoran denemeyi ozluyorum. Ama tabi en cok Izmir'i ailemi ozluyorum. Neyse buralara girmeyecektik...

Su yukarida saydiklarim icinde en cok sanirim Cumartesi aksamlari gittigimiz yemekleri ozluyorum. Biliyorsunuz 6 gun yemek yapiyorduk, bir gun mutfak kapaliydi. Aman ne iyi geliyormus o bir gun bize. 7 gun yemek yapiyoruz yahu. 7 gun! Bir de bunun oglen yemekleri va. Malum bizim evin mutfagi sadece kahvalti ve aksam yemegi icin acikti daha once. Hakikaten yemek dusunmekten kafamin yandigi bir noktaya gelmek uzereyim. Neyse cok sikayetim yok, idare ediyoruz. 

Haftada bir gun yaptigimiz pizza, pide aksami disinda (ve evet tahmin edeceginiz uzere Cumartesi o aksam!) kendimizi henuz hamur isine vermemistik. Bu haftasonu Deniz pasta istedi yaptik, pizza hamuru cok olmus onu da pogacaya cevirdik derken yoldan biraz saptik. Ama o kadar da olsun! Inallah bu donulmez bir yolun baslangici olmasin. 

Gecen hafta benim islerim cok durgundu. Biraz da mudurlerim bana yasadiklarimdan dolayi alan acmaya calisiyor farkindayim. iyi de geldi acikcasi. Ama insan gunduz is yogunlugu da olmayinca iyice yeege veriyor kendini. Ben yavas yavas islere donsem iyi olacak.

Deniz arada arkadaslarimi zoledim diyor ama genel olarak halinden memnun. Aramizdaki en mutlu insan o. Cok sukur ki o. O mutlu olunca evin havasi da degisiyor. Deniz guluyor, ev senleniyor. Insan icinde ne yasarsa yasasin cocuk huznu dagitiyor. Deniz bize her zaman oldugu gibi cok iyi geliyor.

Netflix aldik sonunda. Ozanla bir iki diziye basladik. Ama pek de izleyemiyoruz. Ben cok erken uyuyorum bu ara. Genelde 9-1- arasinda gunu kapatmis oluyorum. Hatta gectigimiz 2 hafta 8:30da denizle beraber uyudugumda  cok oldu. Olsun. Vucudum ne isterse onu yapiyorum ben bu ara. Bu da evde kalmanin avantajlarindan. Yol yorgunlugu olmuyor ama aksam yemek yapma zorunlulugu da olmayinca, insan isteyince uyuyor. 

Zaten kabul edelim evde olmanin avantaji da cok. Benim icin yolda gecmeyen 2 saat baya buyuk bir avantaj mesela. Ama biz yol gideolim de su bitsin. Insanlar artik hastalanmasin. Biz yol gideoim de su virus bir gitsin.

E artik gitsin...


7 Nisan 2020 Salı

Dayim...

Dayimi kaybettik.
Dayim artik yok.
Dayim, bir tanecik dayim gitti,...

Nasil yazarsam yazayim gercek gelmiyor. Dayimin artik bizimle olmayacagina aklim ermiyor. Kalbim kabul etmiyor. Icim yaniyor.

Bana dayim neredeyse hic Gulcin demedi biliyor musunuz. Agzindan ismimi duydugum sayilidir. hep kizim. Hep kizim dedi dayim bana. Ben onun da kiziydim. Oyle severdi beni. Oyle serverdi abimi.

Gecen yaz bir sabah dayimin yanina ugramistim da uzun uzun sohbet etmistik. Yanindan ayrilirken soyle dusunmus hatta insatagrama da yazmistim. bazi insanlar nasil hafifcecik, nasil bir yerde sizden hizbir sey beklemeden sizi sadece seviyorlar. Benim dayim oyle hafifcecik severdi insani. Hic gonlune yuk olmadan. Bak ama ben de seni seviyorum, sen de benim iicin sunu sunu yapacaksin diye hissettirmeden. Hafifcecik ama kocaman severdi insani. Bir sarilirdi bana sanirsiniz butun dunya ikimizin kucagina sigardi.

Kucuktum, kucucuktm dayim beni ve abimi alir fuara gotururdu. Genc adamsin, kendin gez dolan. Yok. O bizi goturrudu. Oyuncaklara bindiririrdi, pamuk seker alirdi. Balon alirdi.

Sonra Denize aldi o balnlardan. Ben dayimin hadta oldugunu ama yanina gidemeyecegimi anladigimda hep o hayale tutundum. Biz yine Denizle Izmire gidecektik ve dayim yine Denize balon alacakti. Denizin ilk balonunu dayim almisti, elbet yine kizima balon alacakti...

Hayatimin her zorlugunda dayim oradaydi. Ihtiyacim olan her zaman arayabilecegim insandi. Beni lise mezuniyetime goturen. universite sinavlarina rahat gideyim diye sabahin korunde arabayla kapida bekleyen, her Izmire gittigimde biz buradayiz kizim aklin buralarda kalmasin diyen dayim... Dayi sen nasil artik orada olmazsin...

Eski otograflarimiza bakiyorum. Yeni fotograflarimiza da bakiyorum. Dayim hep ayni sanki, yaslanmiyor. Daha dogrusu yaslansa da eskimiyor. Dayim hep ayni, saglam, dayim gibi kaliyor fotograflarda. Simdi de anilarimda oyle kalacak, Benim canim dayim, benim bir tanecik dayim, benim insani sevgisiyle mutlu eden dayim benim anilarimda hep ayni kalacak...

Pazar gunu konustuk dayimla. Deniz ona babamla pizza yapacagiz diye anlatti. Sonra oyun hamuruyla oynuyoruz, dondurma yapiyoruz dedi. Sen neyli istersin diye sordu, Kakaolu dedi dayim. Deniz hemen ona kakaolu dondurmalar yapmaya basladi. Sonra resimlerini cekip yolladik dayima... Ben o gun telefonda Dayi bugun sesin daha iyi geliyor dedim. Iyiyim ben kizim dedi. Zaten ben hayatim boyunca dayimin bir seyden sikayet ettigini duymadim ki. Hic duymadim. O iyiyim derdi. Iyi olucaz ya derdi. Iyilik sacardi benim dayim. Ozunde, kalbinde cok ama cok iyi bir insandi. 

Kimseye zarari dokunmamis, kimseye kotuluk etmemis, kimsenin kotulugunu dahi dusunmemis bir insan. O yuzden bu yasadiklari bana cok agir geliyor. Daha iyisini, daha guzelini haketti benim dayim. Bizim etrafinda olmamizi haketti mesela. Orada hastane odasinda yalniz olmamayi haketti meslea. Ama... ama olmadi.

Annemle konusurken annem dedi ki, yengen gordun mu bak abla, bizden sakindi kendini, hastaligini sakladi bizden oralarda demis. SImdi bakinca oyle hakli ki yengem. dayim beliki de hasta oldugu zamanlar kalmasin aklimizda istedi. Dayim belki de boylesini istedi diye avutmaya calisiyorum kendimi. 

Bir de aci cekmedigine seviniyorum. Cok agirdi kanseri dayiimin. 4. evre akciger kanseri beynine de yayilmisti. Ama dayimi bizden kanser degil korona aldi. Dahasi dayimla birlikte olma sansimizi da elimizden aldigi icin benim bu koronaya olan kinim nefretim sonsuz artik... Ama hep annemi hep yengemi dinliyorum. Cekmedi Gulcin diyorlar. Bak hic agrisi, sizisi olmadi dayinin. Haklilar biliyorum ama kalbim yaniyor engel olamiyorum.

Dayima yolladigim son mesajlar gorundu ile isaretlenmis. dayimla yaptigim son konusma aklimda... Ama en cok dayimla son sarilmamiz aklimda. Balcovada, kirtasiyedeyiz. Bir yaz gunu. Dayi kiz oturup sihbet etmisiz. Ben hadi ben kalkaim artik dayicim diyorum. Tamam kizim diyor dayim. zaten hic daha da bizimle kal demez, o bencil zevmeyi bilmez. Sonra sariliyor bana. Ben de ona sariliyorum. Denize bir suru hediye veriyor kirtasiyeden. Kapidan donup bir daha sariliyorum dayima. Size bir sey diyeyim mi, o sarilmanin dayima son sarilisim olacagini bilsem de ancak o kadar siki sarilirim. Cunku ben dayima hep siki sarilirim. Cikiyorum kapidan... Son sarilmamiz bu...

Sonra dayima mesaj attim o aksam. Dayi bana cok iy geldi seni gormek iyi ki varsin diye. Sen iyi ki varsin kizim yazdi bana. O mesaji sonsuza kadar saklayacagim.

Iyi ki vardin sen dayim. Bensenin iyi ki yegenin iyi ki kizin oldum. Sen iyi ki benim hayatimin, cocuklugumun en guzel parcalarindan biri oldun. Dayicim bir tanem. Gittigin yerde huzurla uyu. Isiklar icinde uyu.

Denize verdigin son resim defteri vardi ya. Simdi o deftere resim yapacagiz Denizle. Senin icin bir resim.
Biz o resimle veda edecegiz sana dayim.
Yaninda olamadigim icin beni affet.
Ben yaninda olamadim ama sen benim hep kalbimdasin canim dayim....

Kizin.


Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails