ic dokme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ic dokme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mart 2023 Pazartesi

Bu aralar

 Haftada bir blog yazisi yazayim diye niyet etmistim, olmadi.

Ayda bire razi idim. Ama deprem gelince, ne yazacak, ne paylasaca, ne okuyacak hal kalmdi.

Alt ust olduk.

Daha once de felaketler yasadik, evet. Ama bu kadar buyuk bir felaket olmus muydu? Yoksa insan icinden gectigi seyi, o an yasadigi seyi mi en buyuk saniyor? Bilmiyorum. Ama buyuktu, zordu, zorladi.

Simdi secim telasi sardi etrafi. Insanlar tutunacak bir dal ariyor iste. Secim istedikleri gibi olursa, duzelecek saniyorlar. Umut etmek guzel sey. Ben de umut etmek istiyoru, secim istedigimiz gibi olsun istiyorum. Ote yandan sonuc istedigimiz gibi olsa da onumuzde uzun, cok uzun bir yol var goruyorm.

Baslamadan bitmiyor. Bir yerden baslamak gerekiyor. Baslayalim istiyorum. 

Kafam surekli bunlarla mesgulken. Bir yandan deniz buyuyor.

Artik 6,5 yasinda.

6 yas cok guzel ama zorlanmalarimiz bitmiyor. Deniz buyuyor ama inadi da buyuyor. Bu ara bizim evde gercekten beni de Ozani da zorlayan, cok zorlayan zamanlar yasaniyor. Deniz illa istedikleri olsun istiyor, olmayinca sesi yukseliyor, koydugumuz sinirlari test ediyor, daha da cok test ediyor. Ve bu anne ile baba bazen gerceten cok yoruluyor.

Dunyada en sevdigim sey Deniz. Dunyada en keyif aldigim sey Denizin annesi olmak. Dunyada en zorlandigim seylerden biri de Denizle iliskimizde bunlari yasamak...

Zorlaniyorum, ama iyi taraflarina odaklaniyorum. Canim kizim iste buyume sancilari yasiyor.

Is de kolay degil bu aralar. terfi guzel, yeni rol zorlayici. Kendi kendime bu yeni rolde, yeni seviyede ilk yilim, hata yapma luksumu kullanmaliyim diyorum ama iste hata yapmak hakikaten luks. Insan yine de hata yapmamak icin ugrasip duruyor. 

Ekibin motivasyonu dusmesin, islerin temposu bozulmasin derken haftalar nasil geciyor anlamiyorum. Bir bakiyorum Pazartesi bir bakiyorum Cuma. Haftalar ucuyor. Isler bitmiyor...

Ote yandan calismak bana hep iyi geliyor ve bir yandan bahar geliyor. Ingilterede uzun haftasonlari baslayacak. Saatler bu haftasonu ileri alindi. Bugun - sanirim saat degisiminden dolayi- dagilmis hissetsem de gunlerin uzayacak olmasi , isten cikinca hala aydinlik olacak olmasi, enizi okuldan aldiktan sonra parklara gidecegimiz, hadi aksam yemegi piknik olsun diyebilecegimiz gunlerin baslamis olmasi bana iyi geliyor.

Taa eylul ayindan alinmis biletlerimiz, yapilmis planlarimiz bizi bekliyor. Bahar iyi gelsin bu sene herkese.

Bahar cicekleri sarsin etrafi, birazcik umut versin icimize.

Hepimizin oyle cok ihtiyaci var ki buan.

Iste bu aralar benim hayatimda boyle seyler yasaniyor...

3 Mayıs 2022 Salı

Gulcin zamani

Dun burada tatildi. Bayramin da ilk gunune denk geldi bu tatil. Ben oyle buyuk bayram coskulari yasamiyorum artik. Sanirim pndemiyle birlikte bu his iyice kayboldu bende. Ne yazik ki. Kaybolmasaydi iyiydi. Deniz'e bayram coskusu yasatabilseydim iyiydi ama hele bu sene hic icimden gelmedi. 

Sabah her zamanki gibi kahvaltimizi yaptik. Aileleri aradik. deniz zaten bu aralar telefonde konusmayi da pek sevmiyor ondan da buyuk bir cosku duymadi yani. 

Boyle anlarda kendimi cok suclu hissediyorum. Onna bu rituelleri akataramamak kendimi suclu hissetmeme sebep oluyor ama bu ara gercekten o kadar boyle seylere enerjim yok ki...

Sonra Ozan ve Deniz Hobbledown'a gittiler. Denizin en sevdigi yer olabilir. Yani kendisi oyle soyluyor. Hobbledown dedik mi cocugun gozleri parliyor. Bu geziyi "bayram gezmesi" olarak adlandirarak kendisine biraz bayram coskusu vermeye calistik. Oldugu kadar.

Ah nerede o benim aksamdan kiyafetlerini asmalarim, evi balonlarla suslemelerim, evde sarkilar calip bayram diye kizimla dans etmelerim. Nereye gitti o enerjim?

Ozanla bugunu Deniz-Ozan gunu olarak planlamistik ki ben de biraz yalniz vakit gecirebileyim. Bu ara -gerci her zaman- Deniz bana cok duskun. Her sey anne. Anne, anne gelsin, anne soylesin, anne yatirsin, anne anlatsin. Surekli bir anne. Bir yadan yaptigim hicbirseyden de memnun olmuyor. Anne oyle soyle,me, anne oyle yapma, anne oyle bakma. E her seyi anne yapsin diyorsun, yapinca da begenmiyorsun? Biraz zor bir donem hepimiz icin.

O yuzden benim de gercekten biraz yalniz kalmaya ihtiyacim vardi bu ara. Bana kalsa gunun cogunu evde pinekleyerek gecirirdim ama Ozan birakmadi. Biz giderken seni de yol ustunde bir yere birakalim cik evden dedi. Iyi ki de demis. Sabahi yepyeni bir bolgede kitabimi dinleyip yuruyus yaparak gecirdim. Bu aralar Kizim olmadan asla dinliyorum. Canimin istedigi yerde oturdum kitabimi okudum. Ayfer Tunc- Osman okuyorum.

Eskiden iki kitabi ayni anda okuyamazdim. Simdi de okuyamiyorum ama bir kitabi okuyup digerini dinleyebiliyorum ve ikisinden de kopmuyorum. Okuma aliskanliklarim son yillarda gercekten cok degisti.

Sonra gogledan buldugum bir kafede guzel bir ogle yemegi yedim. Sahipleri de Turkmus. Sohbet ettik guzel oldu. yemekler de nefisti.

Sonra da tek basima sinemaya gittim. The Lost City diye bir film. Acikcasi filmi degil seansi secmistimama film de fena degildi. Bir de sinemanin koltuklari yatak gibi oluyordu oh iki saat cok guzel keyif yaptim.

Sonrasinda kahve-kitap keyfi. Sonra biraz alisversi ve donus yolunda Ozan ve Deniz beni aldilar.

Aksam denizin banyosunu yaptiriken de onu yatiriken de cok daha sailriydim. Ikimiz de birbirimizi ozlemistik. Bol bol sarildik, kucaklastik, mis gibi bir aksam yasadik.

oyle zamanlarda yalniz cocuk buyutmenin ne kadar zor oldugu bir kez daha carpiyor yuzume. Gercekten non-stop bri tempomuz var. Ozanin da benim de. Sabahtan gece yatana kadar kendimize ayirabildigimiz sure o kadar az ki. O da isten cal, aklin iste kalsin vs seklinde.

Birbirimize boyle detsek de olmazsak hakikaten cok ama cok zor her sey. Birbirimize destek olmak icin elimizden geleni yapiyoruz. Biz Turkiyede iken ozan arkadasinin yanina gitti mesela. 1 hafta cocuksuz bir tatil yaptui. Ben de dun iste gunduzu yalniz gecirdim kendime geldim.

Ebeveynlik dunyanin en zor ama ayni zamanda en guzl seylerinden biri.

Dneizin annesi olmayi hicbir seye degismem. Asla. Ama biraz daha destekle cocuk buyutebilme, kendimizi bu kadar yipratmama sansimiz olsaydi da hayir demezdim.

hayat. payimiza dusen neyse onu yasiyoruz. Her gunumuze sukrediyorum.

Hayatimi seviyorum. kizimi herseyden cok seviyorum.

23 Şubat 2022 Çarşamba

Izmirdeydik...

Biliyorum annemin durumu merak ediliyor. Denizle yeni izmirden donduk. Oyle fena bir zamana denk geldi ki her sey. Kovid bir yandan.. Neyse...


Annem cok iyi diyebilmeyi cok isterdim. Geçti gitti diyebilmeyi cok isterdim. Ama durum o kadar toz pembe değil. sanirim bu sefer niye farkli oldugunu anlatabilmem icin gecmisi de biraz anlatmam gerekiyor. 


Annemin bu kanserle ilk tanismasi degil. Annem 2007 yilinda ilk kez kanserle tanıştı. O zaman bobreginde bir kitle tespit edildi ve ameliyatini Cumhur abi yapti. Cumhur abi, izmirde cok basarili bir cerrah ve bizim aile dostumuz. Ameliyattan ciktiklarinda, "Sadece kitleyi alabilirdik ama büyüktü ve risk almak istemedim böbreğin tamamini aldik" dedi. Cok şanslıydik. Hic yayilma yoktu. Cumhur abi kitleyle birlikte böbreği de alinca kanser tamamen temizlenmiş oldu. Kemoterapiye falan ihtiyac olmadan bu atlatildi ama kanser hayatimiza iste boyle girdi.


Bundan sonraki 9 yil annem icin yillik kontrollerle gecti. 2016 yilina kadar da hiçbir şikayeti olmadi.


2016 ocak ayinda annemin sikayetleri, karin agrilari basladi. Aralik ayında bizim yanimiza gelmişti ve Ozan'ın annen halsiz gorunuyor dedigini hatırlıyorum... Ocak ayinda yine yillik kontroller vardi ve orada annemin karin bolgesinde kitkeler tespit edildi. Bir oncekinden daha ciddi idi durum. Pankreasin kuyruk bölgesinde ve kolonda kanser geri gelmişti. O donemi bilenler bilir. Biz tatil icin Floransada idik. Annemin kanser oldugunu ve Denizin aramiza katilmaya karar verdigini ayni gun ogrenmistik... Hayatimin en degisik ve en unutamayacagim günlerinden biri...


Annem subat ayinda buyuk bir ameliyat geçirdi. Pankreasinin kuyruk bölümü, dalagi, lenflerinden bir kısmı ve kalin bagirsaginin bir bölümü alindi. Whipple ameliyati deniyor buna. Ameliyat cok agirdi ama sonuçlar bizi hafifletti. Annemin pankreasindaki kanser pankreas kanseri değildi. 9 sene once alinan böbrekten matestaz olmustu. O zaman doktorlari bu durum saskina cevirse de bize "Sevinin." dediler "pankreas kanseri cok daha zor." Sevindik. Kalinbagirsak ne imis derseniz. O yeni ve bagimsiz bir kanserdi. Ama yine cok sanlsiydik cunku bu ameliyattan sonra pek cok hasta torba ile yasamak zorunda kaliyordu ama annem icin bu gerekmedi. Yani tablo zordu ama zorun kolayi idi. Aldik basimiza koyduk. 

O donemi blogdan takip edenler bilir. Annem benim hamileligime paralel uzun bir kemoterapi sureci yasadi. Zordu. Ama biz cok umutluyduk. Kanserli kitleler temizlenmisti. Kemoterapi aliyordu, iyi de idare ediyordu ve bebek geliyordu. Biz o zor zamani elimizden geldigince pozitif kalarak geçirdik. Sonra Eylul geldi. Deniz geldi. Annemin pet sonuclari temiz cikti ve kanser yeniden gitti. Bizim ailemiz icin en guzel zamanlar basladi. Hepimiz kus gibi hafiflemistik.


Belki de o yuzden Denizin dogumunun sonrasinda 3 basimiza olsak da, lohusaligimi yalniz gecirmek zorunda kalsam da bir kere of demedim. Bebegime sarildim. Her günümüze sukrettim, keyfine vardım. Sonrasini da biliyorsunuz ailemle ayri ulkelerde olsak da kizimi beraber büyüttük. Biz gittik onlar geldi annem hep yanimizda oldu. Belki de o yuzden denizin anneme bu ayri bambaska düşkünlüğü...

Her sey iyi gidiyordu. Annemin aylik kontrolleri 3 aya sonra 6 aya cekildi. Gectigimiz 5 yil boyunca 6 ayda bir kontrolleri yapildi. Annem geldi biz gittik, hayatın tadina varmaya calistik. Annemin en buyuk nesesi hep Deniz oldu. Ve kanserin bu roundundan geriye kalan annem icin seker hastalığı oldu. Pankreasinin bir bolumu alindigi icin annemin artik insulin kullanmasi gerekiyordu. Annem tabi bunu hic sorun etmedi. Igneler haplar cogalsa da nesesi enerjisi yerindeydi. 

Sonra pandemi geldi. Aramiza listeler, sinirlar girdi. Ve en onemlisi biliyorsunuz pandeminin basinda kanser + korona yuzunden dayimi kaybetmemiz oldu. Bana sorarsaniz annemi en cok uzen, hirplalayan ve cokerten o oldu. Annem dayima cok duskundu, dayim da anneme... Yine de onu da cok iyi idare etti annem. Hep umutlu kaldi. 2020 yazinda Izmire gittigimizde gayet iyiydi. uzgundu elbette ama iyiydi.


Ve 2021 yilina geldik. Yani annemin bobrek kanseri ile tanismasinin ve bobreginin alinmasinin ustunden 14 yil, buyuk ameliyatin ustunden de 5 yil, dayimin vefatinin ustunden 9 ay gecmisti. 6 ayda bir olan kontrolleri devam ediyordu. Ve ocak ayındaki kontrolunde tiroidlerinde bir sislik hissedildi. Kontroller hemen 3 aya indirildi. O sirada biz de korona geciriyorduk hatirlarsiniz, geçen Ocak ayi.


Ocak sonunda bir gun biz evde karantinada iken annemi aradim Denizle konussun diye ama acilmadi telefon. Tekrar aradim, acan yok. Tekrar, yok... O gun evde annemin sekeri düşmüş. Ama baya ağırmış. Eve ambulans gelmis. Oncesindeki yazda biz çeşmede iken de olmustu bu. Annem bu seker dususlerinden aonra o kadar sarsiliyordu ki 3-4 gun kendine gelemiyordu. Yine aynisi oldu. Biz Londra'da korona, annem Turkiye'de testler icinde. 2021 zor başlamıştı...


Bu seker dususunun ustune annem buyuk testlere girdi ve tiroidlerindeki siskinlige de bu arada biyopsi yapilsin dendi. Biyopsi sonucu okdi ama Cumhur abi "Talih gel biz bunlari alalim bosver durmasin" dedi. Biz Cumhur Abi'ye cok guveniriz, o alalim derse alınır. Iyi ki de alinmis. Ya bir sey yok ama alinsin diye yapilan ameliyatin sinunda tiroidkerde kanserin geri geldigi anlasildi. Hem de yine 14 yil önce alinan bobrekteki kanserin matestaziydi. Cumhur abi bana "Gulcin tıp literaturune gececek bir sey akil almiyor bobrek yok ama aktif matestaz yapıyor ustelik bobrek kanserinin en son matestaz yapacagi yerlerdendir tiroid" dedi. Yine sansliydik. Yine yakaladik. Sonrasi baska yerde de var mi diye yapilan petler, scanler. Zaten bilen bilir en zoru o test sonuclarini beklemek... Ama temiz geldi. Baska yerde tutulum yoktu. Yine derin bir nefes aldik. Kontroller 3 ayda bir devam edecekti...


Bir sonraki 3 aylik kontrolde anevrizamada genisleme goruldu. Kanserle alakasi yoktu ama bir de bunun ameliyatini oldu annem gecen haizran ayinda yani tiroid ameliyatindan 3 ay sonra. Bu da agir bir amilyatti ya da anneme agir geldi. Sonra agustos basinda retinasi yirtildi ve bir de goz ameliyatı oldu. Yani cok sukur kanserle alaksi yoktu bunlarin ama 69 yasinda ust uste bu kadar ameliyat hem vucudunu hem ruhunu yordu...


Ama bizim cesmede olmamiz, Denizle uzun oyun saatkeri anneme iyi geldi. Biz geldigimizde enerjisi baya dustuktu ama biz gidetken baya toparlanmisti. Yine bir oh dedik. Derin bir nefes aldik. O nefes anca 2 ay huzur dolu oldu. Kasim ayindkai kontrollerde yine supheli degerler görüldü. Yine petler yine scanler. Bu test donemlerinin yasattigi stresi ancak yasayanlar anlar. Nasil diyeyim sanki bogaziniza bir yumru oturuyor da orada kalıyor. Nefes cigerinize inmiyor, su, yemek kursaktan geçmiyor.


Testler kasim sonunda bitti ve sonuclar iyi değildi. Kanser geri gelmişti. Yine bobrek kanserinin matestazi. Yine... Ve bu sefer bilmedigimiz bir sekilde geri geldi kanser. Ameliyat edilemez yerlerdeydi... Yıkıldık..


Cunku o zamana kadar doktorlar bize hep sevinin ameliyatla cikacak bir sey demişlerdi. Mutlu olun alıp cikaracagiz. E şimdi...


Annem ameliyat olmak asla istemiyordu cunku cok yorgundu. Ama istese de ameliyat olamiyordu zaten. Bu sefer 2 yerde kitle tespit edildi. Biri - kanserli olduğundan hala emin olunmasa da- bobrek. Ki biliyorsunuz annemin tek bobregi var... Biri de - kanserli oldugu kesin olan ve bobrek kanserinin matestazi oldugu kesin olan- pankreasin uc bolgeisne cok yakin bir yer. Tam pankreasin, organin ucu degil ama oradaki ana damarlara ve organa cok yakin bir lenf. (anladığım kadari ile)


O doktor konusmalari cok zordu. Ben orada değildim ama abim bana her konusmagi kaydedip yolluyordu. Ameliyat edemeyiz. Edersek ameliyat sonrasi hayat kalitesi cok dusecek ve zaten temizleyebilecegimiz kesin degil. Diyalize baglanmak zorunda kalabilir. Bobrege dokunmasak birini alip birini birakmanin analami yok. Yeni bir whipple icin vucut güçsüz. Pankreasin bas bolgesi ameliyati en zor bölge....


Bir doktor gorusmesinden sonra abim bayıldı. Dinlemesi oyle zor seyler ki... Bu sefer baya kotu kapaklandik yere. Bu sefer fena sardildik. Zordu...


Sonra Cagatay bey - annemin medikal parktaki onkologu- iyi haberler de var dedi. 
Birincisi bunlar cok yeni olusumlardi. Cunku annemin daha bir ay once batin ultrasonu cekilmisti ve bir sey yoktu. Ayrica Tumorun yapisi da annemin gen yapisi da akilli ilaca uygundu. Akilli ilaca baslanacakti. Ve boylece kasim sonunda akilli ilac macerasi başladı.


Kanserin bu seferki ziyaretinde bilmedigimiz bir yerdeydik. Benim aklimda bir turlu bazi seyler oturmuyordu. Annemin morali iyiydi, umutluydu ama ilac cok agirdi. Ben yemek yiyemiyordum, uyuyamiyordum. Keza abim ve babam da. Ben Deniz'e belli etmemek icin, onlar annemi uzmemek icin disariya güçlüyü oynuyorduk ama hepimiz kotuyduk. Hani kelimenin tam anlamiyla dibe coktuk cunku bilmedigimiz anlamadigimiz bir yerdeydik ve ilac anneme agir geliyordu. Nasıl gelmesin organlarin yarisi zaten yok...


Kasım ve Aralik aylarinda - lanet korona yuzunden Turkiyeye gidemedigimizde- ben hayatimin en buyuk bunalimlarindan birini yasadim. Iste beni ne instagramda ne bir yerde goremediginiz zamanlar. Calisiyordum, Denizle ilgileniyordum, spor yapiyordum, yuruyus yapiyordum, kitap okuyordum, cok daha cok calisiyordum. Kafami dagitmak icin herseyi yapıyordum ama olmuyordu. Hani disaridan bakan vay be nasil da guzel idare ediyor bu zor durumu, hala bunca seyi yapabiliyor der ama ben aslinda hicbir seyi idare edemiyordum. En huzurlu oldugumuz anlarda bile kafamda senaryolar dolanıyordu. Sanki kafamda bir ses hic susmuyirdu. Onu duymamak icin daha cok calisiyordum. Denizi yatirip yeniden calisiyordum. Mudurum gulcin dur diyordu. Durdurmayin beni diyordum. Birakin çalışayım. Ofistekilere bana durumu sormayin dedim. Cunku konusmaya baslayinca ağlıyordum. Bana sadece is sorun. O kaddar uzun zamandir bu sirketteyim ki beni hepsi taniyor. Sessizce kenara cekildiler. Kimse bana bir şey demiyordu. Ben calisiyordum onlar izliyordu.


Christmas geldi. O aile ile olma laflari bana nasil agir geliyordu anlatamam. Ailemle olamiyordum işte. Annem ilacin etkilerini cok kotu yaşıyordu. Korona çıldırmış gidiyordu. Bir gece Ozan'a deli gibi ağladım. Cocuk sok oldu. Bu kadarini ben bile tahmin edememistim gulcin kotusun goruyorum ama bu kadarini dusunmemistim dedi. Icten ice curuyordum. Kimseye anlatmiyordum cunku bir seyi kac defa anlatabilirsin. Biz bunu 4. defa yasiyorduk. Hatta dayimi kaybedisimizle 5... Her defasinda anlat anlat. Kimseyi uzmek de istemiyordum zaten. Instagrama vs yazmama sebebim de buydu. Elimden geldigince kendi kendime halletmeye calisiyordum ama olmuyordu. Ne icin ugrasiyorduk? Ilac tumoru bitirecek miydi? Gecip gidecek miydi bu? Hani ameliyat zamani onu bekliyorsun ve sonrasinda gelen buyuk bir rahatlama oluyor. Simdi de oyle bekledigimiz bir sey var miydi? Hani hemen yakalamistik ya bu hemen bitiverecekti belki de. belki de o kadar kotu durumda deildik? Ama oyleyse neden doktorlar o kadar agir konusmustu? Bu ilac ne kadar devam edevekti. Annemi o kadar hirpaliyordu ki ne kadar bunu icecekti? Daha onemlisi ne kadar bu ilaci icebilecekti? ve icemezse ne olacakti? Kafamda binlerce soru vardi. Ve bir tane cevap bile yoktu. Cevaplari bilemeyince benim beynim en kotu senaryolari kuruyordu. Sürekli . Surekli... Yalniz halledemiyirdum iste. Terapiye başladım... Ve annemin doktorunu arayip Cagatay bey bu belirsizlik beni mahvediyor ne olur bana acik acik her seyi anlatin dedim. Anlatti...


Bu hemen yakaladigimiz bir tumordu evet ama eski kanserin matestazi oldugu icin oyle ah yakaladik halledeceğiz diyecek bir durum degildi. Annem artik 4. evre bobrek kanseri idi yani son asamaya gelmiştik ve kanser her seferinde daha kisa bir sure sonra atak yapıyordu. Agresif bir durum vardi. Yani tablo cok tozpembe değildi. Elimizdeki silahlarla tumorun buyumesini ve yayilmasini engellemeye calisacaktik. Yani kanser atak yaparken biz savunmayi guclendirecektik. Ama ilacla bitecek bir sey degildi bu. Ve annem maalesef bundna sonra hep tedavide olacakti. Ya akilli ilac ya immunoterapi. Ellerindeki silahlarla savunabildikleri kadar vucudu savunacaklardi. O en zor soruyu sordum peki onumuzde kisitli bir zaman mi var? Evet dedi. Ama oyle aylar degil. Cunku savunmaya cabuk basladik. Yillar var onumuzde. Ama kac yil olacagini mucadele suresinde gorecegiz. Cunku biz savunma yapabiliyoruz. Kanser atak yapmazsa daha uzun yillar. Yaparsa .... Ona gore baska bir savunma. Yasayip gorecegiz. Bunlar on goremeyecegimiz, kontrol edemeyecegimiz şeyler...


Bu hayatimin en zor konusmalarindna biriydi. Cok üzüldüm. Ama guzel üzüldüm. O uzuntu beni dustugum kuyudan çıkardı. Hersey zordu. Benim gibi kontrol hastasi biri icin daha zordu. Ama en azindna kafamda bazi seyler aydinlandi. Hadi simdi disimizi sikalim bitsin, sonra yeniden mutlu olmaya devam ederiz diyecek bir halde degildik. Ilac bitsin annem toparlanacak, gececek eski gunlere donecegiz diyecek bir halde degildik. Bekledigimiz bir sey yoktu. Ama kotu sonuclara hemen varmak da sacmaydi. Sureci yasayip gorecek, kansere karsi elimizden gelen savunmayi yapacaktik. Ilaclar kendi isini yapacakti. Bize düşen de hayati guzel yasamakti.


Ne kolay yazdim degil mi? Am hiç kolay yasamadim bunlari biliyor musunuz...


Ama iste bu konusma benim icin bir donum noktasi oldu. Zaten o sirada o hic bitmeyecek gibi gelen christmas tatili de bitti. Ise donmek iyi geldi. Annem de biraz daha iyiydi. Boyle giderse doktoru subatta izmire gitmemize izin verecekti, tabi bir aksilik cikmazsa.


Ocak başında abim de biz de korona olduk. Buna ailece sevindik biliyor musunuz cunku boylece subatta antikorlar yuksek olacakti. Ve iste gecen hafta yine delice dikkat ederek annemin yanina gittik. Anneme de bize de bu ziyaret cok iyi geldi...


Gelelim bugune... 

Annem cok sukur cok kotu degil. Ama tabi ki cok hirpalandi. Cok sukur ilaci icebiliyor ama ilac agir geliyor. Tiroid degerleri, sekeri, tansiyonu hepsi oynamis durumda. Ote yandan tiroidleri yok, pankreasinin bir kismi yok, dalagi yok, kalin bagirsaklari yok yani vucut eksik bir sekilde bu savasa devam ediyor. Eksikler baska ilaclarla kapatilmaya calisiyor ve bir suru ilac iciyor. Tabi bunca ilac da onu yoruyor ve eskisine gore daha halsiz ve bitkin. Daha cok yatmak istiyor. O kadar agir bir tedavi ki bunlar normal. Ama zor. 


Ilacin calisip calismadigi (tumor buyumezse calismis sayilacak) ve kanserin baska bir yere atak yapip yapmadigi (maalesef olasiliklardan biri beyin-ne olur olmasin...) onumuzdeki gunlerde yapilan tomografi ve mr cekimleri ile belli olacak. Yani yine bizim icin stres dolu gunler var. Ah bir temiz gelse...


Annemin morali iyi. Onun morali hep iyidir zaten biliyorsunuz. Cok sukur bu da gececek diyor. Ilaci iciyor, olabildigince vucudunu dinliyor. Bir yandan korona olmasa bence cok daha kolaylasacak aslinda surec ama koronadan dolayi ekstra bir  ice kapanma var tabi. Bu da onu baska turlu yoruyor. Ama yine de iyi. Eskisi gibi kipir kipir degil, nasil olsun.. Dalip gidiyor arada. Denizle oynarken bile bazen kenara cekilip uyuyuveriyor. Ilacin verdigi bir yorgunluk bu normal. Vucudu ne isterse onu yapsin dinlensin tek isteidgimiz bu... Zaten ona sorsaniz hep iyiyim diyor. Bu kadar olacak canim ben iyiyim. Canim.


Babam hep annmein yaninda. Kriz doneminin insanidir babam. Anneme yine nasil guzel bakiyor. Butun aile korona izin verdikçe moral vermeye calisiyoruz ama annem hic evden cikmak istemiyor. Korona etkisi ve tabi vucudunun yorgun olmasi bunun sebebi. E hakli... 
Baharla birlikte bunu yenecegiz insallah cunku ne demistik bu sureci guzel yasamaliyiz. Tabi vucudu izin verdiğince... 

Deniz yine anneme cok iyi geldi. Bir de nasil anlayisli nasil tatlıydı. Deniz anneannesinin hasta oldugunu biliyor ama tum ciddiyeti anlatmadim tabi. Daha 5 yasinda. Bir ilac kullandigini, yorgun olabilecegini, eskisi kadar uzun oynayamayabilecegini biliyor. Biliyorsunuz Deniz ve annem butun gun birlikte oynarlar. Bunun bazen mumkun olamayacagini ona gitmeden anlattim. Nasil anlayisli. Anneme sen yat ben simdi yalniz oynarim diyen, gidip anneanneiani uyurken open kucuk bir kuzu o...


Hayat ne gosterecek bilmiyoruz. Sonuca varmamaya, kendimi simdiden kahretmemeye, merakta kalip olacaklari beklemeye calisiyorum.. Cok zor. Keske boyle olmasaydi ama iste oldu. Dilerim bundan sonrasi daha kolay olsun. Dilerim su onumuzdeki testlerden yuzumuzu guldurecek sonuclar ciksin.  


Bizden haberler boyle iste. Bize dua ederseniz cok sevinirim... Su testlerin temiz cikmasi icin bizi de iyi dileklerinize alirsaniz cok mutlu olurum. 

Canim annem, canik babam. Ikisini de cok seviyorum...

10 Ocak 2022 Pazartesi

Nerden baslasam nasil anlatsam

Bu aralar halim inisli cikisli. Annemin artik blogumu okumadigini umarak buaraya daha rahat yaziyorum ama uumarim okumuyordur.

Tabiki yasadigimiz son olaylar beni sarsti. Bu sefer tahminimden daha cok sarsti. Ama toparlanmam lazim biliyorum. Toparlanacagim, onu da biliyorum. Zaman. 

Benim beynim biraz boyle calisiyor. En kotusunu dusunuyor ilk basta. Bir terslikle karsilastigimizda beni alip bir yere vuruyor. En kotusunu gozume sokuyor falan. Yikiliyorum. Hem de cok.

Sonra sakinlesmeye basliyorum. Yavas yavas. Kabullenme sureci sanirim bu. Sonra biraz daha onumu gormeye baslayabiliyorum iste. Ama karsilasilan sorun bizimki gibi buyuk olunca tabi bunlar da daha fazla zaman aliyor. Normal belki de.

Terapiye basladim. Gecen hafta. 

Pandeminin basinda, dayimla ilgili durum basladiginda da terapi almistim. Simdi de basladim. O da iyi gelecek umuyorum.

Bu sakladigim bir sey degil. Hic olmadi. Olmayacak. Ben terapi almayi seviyorum. Iyi geliyor bana. Umarim bu sefer de gelir. 

Elimden geleni yapiyorum. Iyi olmak, daha iyi hissetmek icin elimden geleni yapiyorum. 

Yuruyorum her gun. Bazen kitap okuyarak yuruyorum. Bazen muzik dinliyorum hayaller kuruyorum. Kimsenin hasta olmadigi hayaller. O hayaller ne guzel hayaller.

Kitap okuyorum. Ama boyle hafif kitaplar Debbie Mccomber falan. Kutuphanede hepsi var. Gidip gidip aliyorum. Ergen gibi onlari okuyorum kafam dagiliyor.

Spora geri dondum. 2 aydir falan hic spor yapamiyordum. O da iyi gelecek biliyorum.

Olabildigince arkadaslarimizla zaman gecirelim diye ugrasiyorum.

Ve en onemlisi iyi olmak icin kendimi zorlamamaya calisiyorum. En zoru bu biliyor musunuz? O kadar alismisiz ki guclu olmaya, anneme destek olmaliyim yikilamam, kizim var yikilamam, babama destek olmaliyim iyi olayim. Ama iste bazen de iyi olmak istemiyor ki insan, ya da istese de iyi olacak halin olmuyor ki. O zorlama hali en zoru. Cunku o zaman disin iyi olsa da icin iyi olmuyor ya icten cururyorsun sanki. O hal iste en fenasi bence. Ona dusmemeye calisiyorum da pek de basarili oldugumu soyleyemeyecegim.

Bazen kimseyle konusmak istemiyorum. Kemseye anlatmak istemiyorum. Drama queen gibi olmak istemiyorum. Ama iste anlatmayinca da icinde birikiyor. O daha fena. Onu da biliyorum.

O yuzden buraya yazmaliyim belki. Belki daha cok yazmaliyim.

Okuyup da ici kararanladan ozur dilerim ama beni en cok dinleyen sanirim blogum. Hic sikayet etmeden hem de.

Nerden baslasam nasil anlatsam bilmiyorum.

Iyi degilim. Ama iyi olacagim biliyorum.




15 Mart 2021 Pazartesi

Bu aralar...

Bu aralar aksamlari cok calisiyorum. Projenin sonu geliyor da. El ayak cekilince geciyorum masanin basina. Planlar, sunumlar...

Ve ne zaman boyle gece calissam dayim geliyor aklima. Normalde de geliyor aklima da bu ara daha cok. Ama ben biliyorum neden boyle. 

Gecen yil 7 Martta dayimin hastaligini ogrenmistik. 7 Nisanda da dayimi kaybetmistik. 1 ay icinde. Ben simdi o bir ayda yasadiklarimizi sanki bastan yeniden yeniden yasiyorum. Nasil kazinmis aklima. Nasil kazinmis yuregime. 

Mart basindan beri su kadar gun sonra dayimin hasta oldugunu ogrenmistim, bugun Turkiye'ye gidemeyecegimi anlamistim, bugun su, bugun bu diye sayiyorum. Yapmak istemiyorum cunku canimi acitiyor bu. Ama engel olamiyorum. Ozellikle boyle bir basima isimin basina oturunca.

Acip fotograflara bakiyorum bazen, bazen aklima konusmalarimiz geliyor.

Dayimla vedalasamadik ya ondan bir seyler hep yarim kaldi sanki. Yazin Turkiyeye gittigimizde dayimi ziyarete gittik Ozanla. Iyi gelir sandim. Ama hic iyi gelmedi. O veda degildi ki benim dayimin hakettigi. Sevdikleriyle bir araya gelip layigiyla ugurlanmayi haketti benim dayim. Onu da yapacagiz insallah ama iste sanki hala bir seyler kapanmadi...

Dayimin gidisi benim icin annemin hastalandigi  donem iyice ete kemige burundu sanki. Annem hastalandiginda dayimla konusamadim ya, o bana "gececek kizim bu da gececek", "biz buradayiz bak sakin aklin kalmasin" diyemedi ya, bir baska agir geldi annemin hastalandigi donem bana. ve bir baska hisettim dayimin yoklugunu o siralarda. 

Kendime diyorum ki Gulcin normal. Bu hissettiklerin normal. Dayin hayatinin ilk gununden beri ne zaman arkana baksan oradaydi, ne zaman elini uzatsan mutlaka eline uzandi, ne zaman sarilsan sana sarildi. Normal boyle hissetmen diyorum kendime. Hafifleyecek. Bitmeyecek ama azalacak diyorum. Aklim yatiyor buna. Iyi geliyor bu bana.

Ama galiba bu ilk bir senede daha cok azalmadi acim. Elbette o ilk zamanin icimi kavuran acisi yok. Ama daha sonmedi icimdeki aci. O da normal.

Simdi onu kaybedisimizin ilk yili yaklasirken bu yasadigim da normal. O yuzden izin veriyorum kendime.

Bakin iste simdi de izin verdim. Biraktim isi bunlari yazmak istedim, kendime izin verdim. Biraz aglamak istedim, kendime izin verdim. Dayimi dusunmek istedim kendime izin verdim.

Oyle sevdim ki dayimi ve dayim beni oyle sevdi ki elbette olacak bu. Elbette anacagim onu. Kalbim elbette sizlayacak. Ama bu kadar cok sevmenin sevilmenin bir guzelligi de var. Biliyorum dayimi her andigimda yuzum de gulecek.

Simdi de guldu iste.

Guzel dayim benim. Biliyorum acilarin dindi. Biliyoru m daha iyisin orada. 
Sen bana bakma.

20 Kasım 2020 Cuma

Bunlar olacak, normal

Dun cok yogun bir gundu. Bu hafta her gun yogundu gerci. Sabah 9da basliyorum toplantilara. Sonra neredeyse hic ara vermeden saat 5te anca cikyorum. Ofiste de olsa bu tempo yorar ama. Onca saat toplantilari donlemek, konsantre olmak da bir baska yoruyor. Zoom flu diyorlar ya, cok uzun sure online toplanti yapmanin verdigi yorgunluk. Hah iste tam o.

Dun o kadar uzun sure toplantida kaldim, o kadar uzun sure is icin bir seyler dinledim ki, aksam bilgisayari kapatip yemek yaparken dinlemek icin muzik actigimda beynim onu bile istemedi. Resmen kafamin sol tarafi yaniyor gibiydi. Muzik beni bildiginiz rahatsiz ediyordu. Kapattim muzigi.

Ozan Deniz'i almaya gitmisti. Evde yemek yaparken cikan sesler disinda hic ses yoktu. Etraftaki uyaranlar kesilince, elimde kafami mesgul edecek bir ugras, kulagimda bir prodcast, dizi vs olmayinca icimi daha cok duydum sanki. 

Bir gece once ruyamda -yine- dayimi gormustum. Bir hastane odasindaydi. ama iyiydi. Boyle duvar kenarinda bir yatak. temiz tertemiz. Hemen arkasinda kocaman bir cam var dayimin. Kafasini cevirse disariyi izleyebiliyor. Iyi de. Hasta gibi degil. Ben girince her zamanki guzel sesiyle hosgeldin kizim diyor. Yine her zamanki gibi cok guzel guluyor.

Ruya bu kadar.

Ama bu kadarcik ruyanin her ani benim icimde bir yere dokunuyor. 

Dayim korona olduktan sonra kaldigi odada yalnizdi. Ve yatagi anlattigina gore odanin ortasindaydi cama uzak. Beynindeki tumorlerden dolayi cok rahat hareket edemiyordu. Bir gun telefonda konusurken camin yanina gidip disariya bakabilsem o bile iyi gelecek demisti. Icime islemisti bu sozu. Sonra hemen iyiyim ama merak etme demisti. Uzmek istemezdi cunku, sikayet etmezdi. Canim. Iste sanirim o yuzden ruyamda yatagi hemen camin orada. Kafasini cevirse izler disariyi sikilmaz...

Ben dayim hastayken gidemedim. O yuzden dayimi ne zaman ruyamda gorsem -ki cok goruyorum- dayimin yanina gidiyorum. Ama sarilamiyorum. Halbuki o kadar cok sarilirdik ki biz dayimla. Hayatta en cok sarildigim insanlardan biri dayim olabilir. Ama aylardir bir kere bile ruyamda sarilmadim daha ona. O aksamki ruyamda da sarilmadim yine dayima...

Dedim ya cok goruyorum dayimi ruyamda. Ilk kaybettigim yakinim dayim degil. Hepsi de cok acitti ama anneannemi, babanemi, nerminimi 1-2 kere anca gormusumdur ruyamda. Ama dayim cok geliyor ruyalarima. Seviniyorum gelmesine ama acisi daha cok yeni ya, dayimi her ruyamda gordugumde yaniyor da icim hala.

Dun bunlari dusunurken bir baktim yine aglamaya baslamisim. Agladim. Agladim. Evin sessizligine benim hickiriklarim karisti...

Sonra sakinledim. Derin bir nefes aldim. Dayicim seni cok seviyorum dedim defalarca. Ve olumlu yonleri yeniden gormeye basladim. 

Dayimin olumune cok uzuluyorum ama hep diyorum ya cekmedigi icin, acisi agrisi olmadigi icin mutluyum. Hep daha kotu olabilird diyorum. Cok agirdi kanseri, cok. Cekmedi sukur diyorum. Bunu hep diyorum.

Ama iste ne dersen de insan uzuluyor. Kalp bu, sizliyor.

Benim de kalbim yine sizladi dun. Annemleri de cok ozledigimi hissettim. Abimi... Halamlari. kuzenlerimi. Izmiri, istanbulu...

Oyle agladim dun aksam. Dayima, gurbete hepsine agladim.

Bunlar normal, arada aglayacagiz ki icimiz bosalsin. Neresinden baksaniz icin zor bir donem hepimiz icin.

Ama saglikliyiz ya, aradigimda hala seslerini duydugum saglikli sevdiklerim var ya. Gececek biliyorum. Ne isyanim, ne sikayetim var. Elimde ne varsa sukredip, yoluma devam ediyorum.

Ama arada oluyor boyle. Olacak. Normal. 

Bir de dayicim seni cok seviyorum....

6 Kasım 2020 Cuma

Uzakta olmanin agirligi

Gectigimiz hafta Cuma gunu izmirde buyuk bir deprem oldu. 6,6 ile 7 arasinda bir deprem. Her kaynak baska bir sey soyluyor.

Yuzlerce ev oturulamaz hale geldi, binlerce insan evsiz barksiz kaldi.

Koskoca Izmir'de aslinda sadece 12 bina yikildi. Ama 114 insan hayatini kaybetti. ve 114 aile mahvoldu. Ve 12 binanin arama kurtarma calismasi 6 gun surdu. Yuzlerce harika insan gece gunduz demedi kurtarma calismasi yapti. Ya daha cok bina yikilsaydi diye insan dusunmeden edemiyor :( Insan cani cok ucuz, hepimizin cani kiymetsiz onu bir kez daha anladik bu depremle. Cunku bu her birimizin basina gelebilirdi...

Izmir ya Izmir. benim canim  memeleketim. Hep ozledigim, gidince sokaklarina kavusunca hep mutlu oldugum yer. Dogdugum yer. Buyudugum yer. Annemin, babamin, abimin, ailemin, arkadaslarimin yasadigi yer. denizinin kokusunu, gevreginin citirligini aklimdan bir an cikaramadigim yer. Her gittigimde daha cok bina, daha cok insan, daha cok arabayla beni karsilasa da sevmekten vazgecemedim yer. Izmir ya izmir. benim yuvam. Benim siginagim. benim guzel memleketim...

Cok korktum. Cok uzuldum. Cok ama cok uzuldum.

Cok sansliydim cunku ailemin iyi oldugunu depremin boyutnu ogrenmeden once ogrendim. En azindan o goruntuleri gordukten sonra onlara ulasma korkusunu yasamadim.

Cok sansliydim cunku ailemden de arkadaslarimdan da yaralanan, evi zarar goren kimse olmadi. Buna hep sukrettim.

Ama tam dedikleri gibi ben iyiydim de, biz iyi degildik. izmir iyi degildi. haberleri izlerken, goruntuleri takip ederken icim yandi... 

Gectigimiz bir hafta uzuntu dolu. Bir yandan sukur dolu. Ve cokca utanc dolu. Cunku kendimi sansli hissettigim icin utaniyorum. Onca insan olmusken ben nasil boyle hissederim diyorum. Ama saklayamam gercekten sansli hissediyorum ve sukrediyorum. Keske o 114 insanin ailesi de bizler gibi sansli olsaydi. keske tek bir bina bile yikilmasaydi. Bu mumkundu. Bunlar onlenebilirdi. En cok da onleyemedigimiz icin utaniyorum. 

Bu olayla birlikte yine uzakta olmanin agirligi geldi oturdu omuzlarima. Ama alistim biliyor musunuz. Uzakta olmaya degil, sadece icimde yarattigi agirliga alistim. Orada o agirlik hep var, orada o agirlik hep benimle yasiyor.

Bundan yillar once bu bloga ozlemek ile ilgili bir yazi yazmistim. Demistim ki ozlemek benim hayatimin bir parcasi. Uzakta yasadigim yillar gectikce ozlemim azalmiyor. Ama o ozlemle yasamaya alistim.

Simdi gecen 5 senede bir de bu agirlik hissi geldi yuregime. Annemin rahatsizligi, Denizin dogumundaki yalnizlik, onu yapayalniz buyutmemiz, dayimin hasataligini duyup da gidememek, dayimi kaybedisimiz, pandemide ailemden mecburen uzak cok uzak olmak... Liste uzayip gidiyor. Bunlarin verdigi his ozlemenin otesinde. Daha agir, daha zor. Nasil anlatsam bilmiyorum ama. Sanki icimde kocaman bir bosluk var ve ici buyuk bir agirlikla dolu. Bu daha cok yoksunluk gibi. O yoksunluk hissi de agir geliyor insana.

Yazin gittigimde gecer sandim bu his. Cunku ozlemek gidince kavusunca gecen bir sey. Ama gecmedi. Hafiflemedi bile. Orada oldugumuz surece hep yine birakip gidecegiz ki diye dusundum. Yine uzak olacagiz ki. Yine istedigimiz zaman gelemiyor olacagiz ki. Simdiye kadar istersem her hafta atlayip gidebilirdim. Her sey benim kararima bagliydi. O artik yok. Gurbet dedikleri buymus galiba.

Sehrin yikilirken bile uzaktan izlemek zorunda kalmak da dahilmis gurbette olmaya. 

Gunun sonunda insan hep ayni yere geliyor. Saglik olsun da... Evet oyle saglik olsun da kavusuruz. saglik olsun da yine sariliriz. Oyle...

Ama herkese saglik olmuyor iste. Bazi insanlara hic beklemedikleri anda ayrilik geliyor,. darmaduman oluyorlar. Saki onlarin hayatlarina acilan bosluk gurbettekinin icine de isliyor.

Zordu bu hafta.

En fenasi da ne biliyor musunuz. Soranlara iyiyim dedim. Bir seyim yok. Cunku beynim kendini korumak istiyor. Iyisin diyor. Dusunme diyor. Dusuneceklerinden oyle korkuyor ki dusunmeme izin vermiyor.

Ama size bir sir vereyim mi? Iyi degilim. Uzgunum. Icimdeki agirlik bu hafta cok ama cok agir gelliyor... 


16 Mart 2020 Pazartesi

Uzamasin daha fazla...

Dayimin hasta oldugunu ogrenmemin ustunden tam 9 gun gecti bugun. Cumartesi gunu abimin beni arayip Gulcin dayim hastaymis demesinin ustunden tam 9 gun gecti bugun.

O 9 gunde ben defalarca agladim. Izmire gitmek icin defalarca plan yaptim. Ve defalarca o planlardan vazgectim. Defalarca kabuslar gordum. Defalarca kendimi bulutlarin icindeymis gibi hissettim. Defalrca dayimla konustum. Defalarca yengemi aradim. Defalarca ah orada olsam diye dusundum durdum. Ve defalarca orada olamayacagimi yuzume vurdu hayat. 

Orada olamiyorum. Cunku her yer Corona. Ve Corona en cok kanser hastalarini etkiliyor. Hele dayim akciger kanseri iken oraya gitmek hayal bile olamiyor. Insan ruyasinda bile ona bu virusu tasidigini dusundugunde delirecek gibi oluyor.

Su 9 gunde hayat bambaska bir yere akti. Dunyanin her yerini korona sardi. Biz burada Ingilterede evdeyiz, arkadaslarim Almanya'da, Turkiye'de, Ispanya'da Dubai'de, Italya'da... 

Insanlar alisveris yapiyor. Oradan oraya kosuyor. Internette durun yerinizde nidalari yukeslyor. Hayat bir turlu durmuyor. Durmuyor. Corona an be an etrafimizi sariyor.

Denize uygun bir dille her seyi anlattik. Dayimin durumunu anlattik. Coronayi anlattik. Ama ben yetiskin halimle bunlarla basa cikamazken onun cikmasini beklemek de nasil olacak ki? Cok anlatmak istemiyorum. Korksun istemiyorum. Ona surekli anne ve baba her seyi hallediyor Deniz diyorum. Bizim yetiskin hayatlarimiza bile fazlayken bunca sey, benim 3,5 yasindaki kuzum nasil anlayabilsin ki?

Zaten ben bile neyi anlayacagimi bilemiyorum. Dayimin hastanede olmasini anlayamiyorum. Neden ki? Benim dayim cok iyiydi ki. Benim dayim saglikliydi ki. O hep benim dayim. O hep Izmirde varolan. O hep basim sikisinca benim arayacagim. Benim dayim neden hastanede ki...

Bu Corona da ne ki? Biz daha 1 ay once bu bahar her ay bir yere gidelim diye konusuyorduk. Ailemiz saglikliydi, her sey yolundaydi. Ispanyaya gidecektik. Budapestede gezecektik. Deniz tatili mi sehir tatil mi yapalim diye karar vermeye calisiyorsuk Ozanla. Simdi nasil Izmir'e dahi gidemiyor olabiliriz ki...

Aklim almiyor. Ben Martta Izmir'e gidecektim kizimla. Yengemlere kahvaltiya gidecektik. Sonra sahile inecektik. Dayim Deniz'e balon alacakti yine. Kahve icecektik beraber. Deniz'in huysuzluklarina gulecektik. Yengem onunla kuduracakti. Biz dayimla hangisi cocuk bunlarin ya diye sakalasacaktik.

Simdi dayim hastanede. Ben izmir'e ne zaman gidebilecegim bilmiyorum. Annemler eve kapandilar. Onlar da korksun istemiyorum ama evet eve kapanmalari en dogru olan su an.

Ve ben kendimi bir filmin icinde gibi hissediyorum. BItse de ciksak salondan. Ciksak da annemi arasam anne biz haftaya geliyoruz Denizle desem. Sen yengemlerle konus, cumartesi hemen onlara gidelim desem. Hadi bitse de su film biz artik hayatimiza geri donsek. Hani herkesin saglikli oldugu hayatimiza. Kahvaltiyi evde mi sahilde mi yapalim diye konustugumuz hayatimiza. Ve almak zorunda oldugumuz tek kararin bu oldugu gamsiz hayatimiza. Hadi bitsin artik su film. Uzamasin daha fazla...

16 Ocak 2020 Perşembe

Zor bir 2 hafta basliyor

Benim icin sikintili olabilecek bir 2 hafta yarin baslayacak. Biraz gerginim. Mecburen, icinde olmak istemedigim bir durumda olacagim ve bu beni rahatsiz ediyor. Ama ote yandan bunu engellemek icin yapabilecegim cok bir sey yok. Yani bu donem yasanacak, maalesef, ne kadar yasanmasini istemesem de. 

Saglikla ilgili bir problem degil. O yuzden gecer. Ha fiziksel olarak sagligimi etkilemeyen bu sey duygusal sagligimi etkileyecek, hatta simdiden etkiliyor. Ama iste dedigim gibi yapacak bir sey ne yazik ki yok. Yasayip gorecegiz. 

Kendimdeki hasari kontrol altinda tutabilmek icin bu olayi kafamda cok fazla buyutmemeye calisiyorum sadece, yapabildigim tek sey bu. Kendi gunluk, haftalik rutinimizi olabildigice bozmadan bu sureci atlatmak tek istedigim. Umarim yapabilirim.

Boyle yurtdisinda yasarken bu duzen isleri cok kritik oluyor. Siraze  bir sasarsa bir daha toparlamak en zoru. O yuzden onumuzdeki iki hafta sadece ona odaklanmayi dusunuyorum. Bir de kendime. 

Kendimi biraz simartacagim. Masaja gidecegim mesela. Sonra arkadaslarimla bulusacagim. Bir aksam da Kingstona gidip aksam orada kendim takilmak istiyorum. Alisveris yaparim, kendi kendime yemek yerim. Bu da bana hep iyi geliyor cunku. 

Ama bu kendimi simartma kismi da evden cok uzak kalmak anlamina gelirse yanabiliriz. Cunku o zaman da Denizin ayarlari sasiyor. Onun da hayatinin dengesi biraz benimle ne kadar vakit gecirdigine bagli. Benimle yeterince vakit gecirmezse Deniz huzursuz oluyor. Ve bu huzursuzluk bize yol su elektrik olarak olmasa da gece uykusunda bozulma, hircinlik, buluttan nem kapma gibi hallerle geri donuyor.

Yani anlayacaginiz onumuzdeki iki hafta benim icin biraz dengeler acisindan kritik. 
Kendimi, kizimi ve duzenimizi koruyabilmeyi umuyorum ve kendime kocaman bir sans diliyorum.
Haydi insallah.

19 Kasım 2019 Salı

Bu yil da bitiyor

Size de oyle geldi mi? Bu yil sanki cok cabuk gecti. Hala Kasim olduguna inanamiyorum. Ne zaman takvime baksam ne cabuk diyorum. Sanki dun Subat ayiydi daha ne cabuk kasim oldu. 

Son bir iki yildir, sanirim Denizden sonra hayat daha da hizli akmaya basladi. GUnler birbirini kovaliyor, aylar ucuyor, yillar geciyor. 

Gecen gun aynaya baktim ve kendimi cok yaslanmis hissettim. Dudaklarimin kenarindaki cizgiler belirginlesti. Hep cok gulmekten. Zamaninda ortalikta pismis kelle gii dolasmasaydim iyiydi, Saclarimdaki beyazlar artti. Ve gozlerimin yorgunluguiyice belirginlesti.

Eskiden uyumadan ise gelirdik. Denizle alakasi yoktu bu uykusuzluklarin. Denizden coook onceki zmanlardan bahsediyorum. Gezerdik dolanirdik, ertesi gun hic yorulmamiscasina calisirdik. Simdi oyle olmuyor. Diyorum ya yaslandik sanki. Yaslandik demeyelim tabi de yaslanmaya basladik sanki. O eski enerjik haller kalmadi. 

Deniz artik cok sukur geceleri genelde uyuyor. Ey gecede 12-13 kez kalktigim zamanlar! Cok sukur bittiniz. Orada bir yerde bebegi geceleri dealarca uyandigi icin uykusuzluk ceken anneler varsa, tunelin soununda isik var. Umut var bilin.

Ha hic mi uyanmiyor? Bazen evet hic. Ama bazen de uyaniyor. Yatagindan kalkiyor. Pitir pitir bizim yatagin kenarina geliyor. Anne ben geldim diyor. Kucagima gelip uyuyor. Uyumada bana bir seni zoledim diyor bazen, bazen opuyor. Bazen bunlarin hicbirini yapmiyor. Ama her zaman elini gogsume koyuyor :) Dun aksam baktim yanima geldi, ama daha ben yataktan kalkaadan geri dondu odasina gitti. Allah allah ne oldu ki dememe kalmadan baktim uyku arkadasini almis yanima donmus. Boyle de deli bir insan :)

Bak konu Denize gelince yazinin odagi kaydi yine. Diyecegim o ki denizden dolayi cok uykusuz kalmiyoruz artik. Aman masallah diyin, tahtaya falan vurun ne olur :) Ama Deniz gecede 1 degil de 2-3 kez uyanrsa ertesi gun benim saftim kaymis oluyor. Yahu Gulcin 12-13 kez uyaniyordun bu nedir ki diyorum kendime ama gozaltlarim beni dinlemiyor. Diyorum ya yas aliyoruz. Ve artik ben buun etkilerini daha da cok hissediyorum.

Ama dun Gonca ile konusurken farkettim, yas aldigimi en cok ne zaman hissetmeye basaldim biliyor musunuz? Her seye usenmeye basladigim zaman. Tatile gtmeye dahi uzenir oldum. Ben yahu ben. Gezmek diyince pabucu disarida bekleyen ben, gezmeye uzenir oldum.

useniyorum vallahi. Bavul topla. Denizin duzenini boz. Gittigimiz yerde ustumden inmesin, huzursuz olsun. Don camasir yika, valizi ortadan kaldir (ki en sevmedigim kisim bu), genelde Deniz donunce hasta olsun krese gonderme. (cunku geziden sonra dinlenmek istedigini dusunup genelde krese yollamiyorum 1-2 gun, evet deliyim biliyorum). Is guc ayarla, kostur, kostur. Vallahi uzeniyorum. Neden? Cunku yas aliyorum.

Kabullenmek en guzeli. Hayati biraz da ritmine gore yasamak belki de en guzeli. Gun ne getiriyorsa oyle yapmak. Zaten gunler jet hiziyla geciyorken bir de ben kormasam diyorum baze. O his daha cok hosuma gidiyor. O yuzden zaman hizlanirken ben yavasliyorum bu ara. Yavaslamak iyi geliyor.

Ve ben yavaslasam da zaman hizla akiyor. bakin iste Kasimin ikinci yarisina geldik. Bu yil da bitiyor. 
Ne cabuk yahu. ne cabuk yahu!



14 Kasım 2019 Perşembe

Evlilik, bosanma, ve soyadlari gibi gibi seyler uzerine

Kadınların evlenince soyadını değiştirmesi gerekliliğini hiç anlayamadim. 12 senedir evliyim. Sosyal medya hesaplarimda soyadımi hiç değiştirmedim. Hatta sosyal medya hesaplarımi evlendikten sonra açmış olsam da kendi soyadimla açtım. İş yerinde de hala kendi soyadimi kullanıyorum. Değiştirmeyi evlenince ozanın soyadiyla iş yeri maili actirmayi falan düşünmedim. Soyadı düşünsenize. Soyumdan gelen ad. Evlendim diye benim soyum değişmedi ki, soyadım niye degissindi? Ozanın da bu konuda bir yorumu hiç olmadi. Zaten olacak olsa sanırım ozanla evleniyor olmazdım.

Tabi bunlar benim kontrol edebildiğim yerler. Pasaportumda, nüfus cüzdanımda ise tabi ki yeni soyadım yazıyor. Çünkü kanunlar evlenince soyadınızı degistirmenizi bekliyor. Kanunlar kadar etraf da bunu bekliyor. Hatta iş yerinde soyadınızı değiştirmediginizi duyduklarında aman Bill Gates sanki, soyadı değişince tanınmayacak falan diye sizinle dalga da geçiyorlar. Geçsinler. Umurunda olmadı, olmuyor, olmayacak.

Evet Bill Gates degilim. Zaten erkek değilim. İş hayatında adımın, yerimin olmasının kinayesinin bile erkekler üzerinden yapıldığı bir dünyada çalışan bir kadınım. Evlenmeden önce de çalışıyordum. Bir Bill Gates olamasam da kendi adımın arkasını dolduracak, kendimi gelistirmeme yardim edecek işler yaptım. Ad soyad bunlar önemsiz şeyler. O işleri yapan benim her ismin arkasinda da yaparım. Ama neden evlendim diye soyadımı degistireyim? Neden artık GB olmayayım? 

Çocuk olunca anlarsın dediler. Aile bir soyadı alinda birlesmeli dediler. Güldüm geçtim. Çocuğum oldu hala da gülüyorum. Denizi soyadlarindan bağımsız, sadece bir soyadı degil bir sevgi altinfa birleşen bir ailede büyütmeye çalışıyorum. Adını sorarsanız Deniz diyor. Baban Ozan. Annen Gülçin. Soyadının önemi var mı bu çocuk için? 

Neden mi bunlari yaziyorum?

Dün hiç tanimadigim bir kadının hikayesine denk geldim Instagram'da. 4 sene önce kızıyla birlikte eski eşi kapının önüne koymuş bu kadın arkadaşımı. Tanımıyorum kendisini. Hikayesinin ayrıntılarını da bilmiyorum. Ama tam 3,5 sene sonra dün boşanabilmis ve sonunda yeniden kendi soyadına kavusmus. Dusunsenize 3,5 sene istemediginiz, sizi ve cocugunuzu kapinin onune koymus bir insanin soyasini tasimaya mecbur olmak. Gittiginiz yerlerde o adla cagirilmak. O ismi tasimak zorunda olmak...

Evlenmek soyadınızı değiştirmek 5 dakika. Eski soyadınızı alabilmek 3,5 yıl demiş. 3,5 yıl. Allah'ım bu nasıl bir saçmalık. Ve ne yapabilirsin bu saçma düzen karsisinda.

Duzene yapabilecegimiz bir sey yok. Ama yapabilecegimiz hic mi bir sey yok? 
Var galiba. 

Bir gün bir arkadaşımla konuşuyorduk. İşte evlenecegimiz kişiyi nasıl seçiyoruz falan. Bana demişti ki Gülçin ben sevdim, iyi hayat arkadaşı olur dedim, iyi baba olur dedim ve bir de ayrılırsak beni üzmez dedim. Sevgilimi böyle sectim. Çok anlamlı gelmişti bu söylediği. Dönüp ozanı düşünmüştüm üzmez beni demiştim icimden insan gibi ayrılıriz galiba biz. Dün daha da iyi anladım ne kadar önemliymiş bu. Evet bu kadının kimliğini çalan evlilik düzeninde insanca bosanabilecegi biriyle evlenmeli insan. En azindan bunu kendisi icin yapabilmeli. Ne yazık ki en önemli kriterlerden biri bu olmalı. Birlikte güzel bir hayat kurar miyiz? Peki ya birlikte insan gibi ayrılır miyiz? Bunu evlenmeden düşünmeli. 

Ote yandan kim bosanmak icin evlenir ki? Bosandigi adamlar evlendigi adamlar olmuyor ki insanlarin. Bosanmanin bazi insanlari nasil da cirkinlestirdigini gorusuyoruz. Ama iste bir de o gozle bakmali insan evlenecegi insana. Bu beni ayrilirken uzer mi? Gercekten bunu dusunmek cok onemli. Ha o adamin icinden cikacak seytani bilemeyiz kabul ediyorum ama demek istedigim peri masali gibi evlenmemli insan biraz ayaklari yere basmali.

Bir de ne yapmali biliyor musunuz insan. Kendi ayaklari ustunde durmali. Kendisi olmaya devam edebilmeli. Evlilik fedakarlik evet. Hepimiz bir sekilde kendimizden odunler veriyoruz. Ama iste o icimizdeki evlenmeden onceki beni bir sekilde beslemeye devam etmeli galiba. 

Bizi biz yapan soyadınız mi? Bu kadar önemli mı? Ismimiz degisince o eski beni besleyemiyor muyuz? Belki değil. Hatta tabi ki degil. Tabi ki baska soyadlari almis olsak da gelismeye, uretmeye, kendimizi insan olarak beslemeye devam ediyoruz. Ama iste dun bunlari dusunurken buldum kendimi ve 12 senedir LinkedIn hesabımı değiştirmiyorsam galiba içimde bir yerlerde benim için GB olmak önemli. Ne yaparsam yapayim GB olarak yapmak. 20 küsur sene GB olfuktan sonra evlendim diye hop GBX olmamak. Ve GB ile evlenip, GB ile yaşayan ve olur da bir gün ayrılırsak benim yine GB olarak kimliğimle varolmama engel olmayacak biriyle evlenmiş olmak.

Iste ne yaparsan yap yine de bu duzende kendi soyadina donebilmek, kagit ustunde de GB olarak yasamaya devam edebilmek sadece sana bagli degil. Ne yazik ki degil. O noktada donuyoruz yine dogru insanla evlenmis ya da evlenememis olmaya. Olur da bir gün öyle bir şey olursa, ki dilerim hiç olmasin ama hersey insan icin,  yaniltmazsin beni değil mi Ozan?

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Neden sosyal medyadan uzaklastim?

Baya bir uzaklastim sosyal medyada. Ama yeterli degil. Daha da uzaklasmam lazim. Yapabilir miyim bilmiyorum. Paylasmayi seviyorum. Baglantida kalmayi, iletisim icinde olmayi seviyorum. Ama iyi gelmiyor sanki bana sosyal medya. Ya da ben de kullanmayi beceremiyorum. 

Son zamanlarda siddetle bunu hissetmeye basladim. Kotu etkiliyor beni artik sosyal medya. Ama oradaki kusursuz hayatlar vs degil beni etkileyen. Ben gayet oyle hayatlar olmadiginin, pek cogunun yapay oldugunun farkindayim. Guzel hayati olanlardan da niye rahatsiz olayim. Herkes mutlu olsun ne guzel. Beni yoran sosyal medyadaki uzuntuler.

Kendimi surekli bir uzuntuye bakarken buluyorum. Hasta cocuklar, yoksullugun yiktigi aileler, hasta anneler, yalnzi kalmis bebekler... Cok yoruluyorum.

Bakma diyeceksiniz biliyorum. Ama yapamiyorum bakiyorum.

Sonra uzuluyorum, o uzuntuler birikiyor, ust uste ust uste biniyor. Ben daha cok uzuluyorum.

Sonra hayatima devam ediyorum. Insanim sonucta devam etmem gereken bir hayatim var. Ama bir anda birkac gun once gorup beni uzen bir fotografin devami cikiyor karsima. O fotografi unutup, hayatima devam edebildigime uzuluyorum bir de. Boyle sacma bir ruh hali sariyor beni. Yoruluyorum.

Cok yoruluyorum.

Goncalar arada dalga gecerler benim bu olana bitene hep uzulme halimle. Bak dunya savaslarini da sen cikarmadin, ustune alinma uzulme falan derler arada.   Bu benim icin yeni bir sey degil yani. Sadece su aralar bu beni cok yoruyor. O yuzden uzaklasmaya calisiyorum.

Ama basarabiliyor muyum, istedigim kadar uzak kalabiliyor muyum emin degilim. 

Iste deniyorum. 

Becerebilirsem ne ala.

Beceremezsem de yapacak bir sey yok, benim de karakterim boyle.

Ama becerebilirsem, belki duzngunce kullanabilirim sosyal medyayi ben d eyine.

Bakalim, gorecegiz iste


16 Ağustos 2019 Cuma

Bu sefer...

Bu sefer bir baska agir geldi, bu sefer bir baska uzdu bu kayip beni. Tahmin etmedigim kadar fazla...

Insan ne cok sevgiyi tasiyor kabinde farkinda olmadan. Ne cok aniyi biriktiriyor zihninde gonlunde. Sonra gunluk telaseler arasinda onlarin orada oldugunu bile unutup yasiyor. Guluyor, oynuyor, yeni maceralara atiliyor, yeni anilar birikltiriyor. Ama o eskiler aslinda hep orada. Bekliyorlar, orada oylece duruyorlar.

Sonra bir sey oluyor. Bazen birisi oluyor :( Ve o anilar hepbirden su yuzune cikiyorlar. Yasadigim bu.

Yillardir gor(e)medeigim Sukru abimin kaybinin bende yarattigi bu. Yuzlerce ani dolaniyor aklimda. Yahu ben bunlari nasil unutmuusum diyorum, yahu ben bunlari yillarca aklimin kalbimin neresinde tasimisim? Yahu ben onu nasil sevmisin. Ne kadar cok sevmisim. Ve ben onu nasil ozlemisim. Ya ben onu ne kadar cok ozlemisim. Ve nasil da bunun farkinda degilmisim....

Acip fotograflarina bakiyorum. Oyle guzel guluyor ki. Ve gulusu oyle tanidik ki. Sesi, yillardir duymadigim sesi kulagima geliyor. Gel kiz buraya deyisini duyuyorum. ya ben onun bana seslenmesini ne cok ozlemisim de farkinda degilmisim. 

Cocukken yasadiklarini insan unuturmus, ama hissettiklerini unutmazmis. Cok dogruymus bu. Oyle dogruymus ki, 

Dogdugum gunu bilen bir insan. Hayatimin ilk 12 senesinde hemen hemen her gun gordugum, her gun kucagina atildigim abim. Belki onunla yasadigimiz herseyi hatirlamiyorum. Ama beni ne cok sevdigini oyle iyi hatirliyorum ki. Mahallede baska cocuklarin yaninda beni nasil korudugunu, o kucuk halimle abim ve Sukru abinin yanimda olusunun bana verdigi guveni oyle iyi hatirliyorum ki. Onu dusununce, fotograflarina bakinca bana olan sevgisini oyle hissediyorum ki. Ve onu oyle cok sevmisim ki.

Ve onunla bu sevgiyi daha uzun sure yasayamadigimiza oyle uzuluyorum ki... Bencilce bir sey degil hissettigim. Yine biz gorusmeseydik, yine uzakta olsaydik ama o da hayatta olsaydi. 47 yas gitmek icin oyle erken ki...

Her insan yasi farkli yasiyor. Her insan, her kabinda dahi yasi farkli yasiyor. 

Ben bu sefer icim yanarak aysiyorum bu yasi. Hem de bir kor gibi icten ice yanarak. Denizin varligiyla gunu olagan yasiyorum. Guluyorum, kosuyorum, calisiyorum, kizimla oyunlar oynuyorum. Ama icimde bir sey yaniyor. Buldugum her firsatta acip ona bakiyorum. Abi seni cok seviyorum diyorum. Bu sefer boyle yalniz kalinca gozlermden yaslar akarak yasiyorum yasi. 

Izmirden donerken bir daha heralde mayista geliriz demistim. Yoruyor yolculuklar. SImdi bu kayipla neden her firsatta yola dustugumu yeniden hatirladim. Neden 2-3 gunlugune bile usenmeden yillardir yola dustugumu yeniden hatirladim. Uzakta olmak zor. Cok zor boyle zamanlarda. 3-5 gunluk tatillere sogdirirken sevdiklerimi gormeyi nasil Mayisa kadar bekleyeyim ki ben yine...

Bu sefer gidip neneme sarilacagim once. Ve icimdeki anilara bakacagim. Oralarda sessizce beni bekleyen kimler var acaba baska diye.

Bu sefer iste Gulcin boyle...

12 Ağustos 2019 Pazartesi

Denize mektup

Deniz,

Guzel kizim. Icimin isigi, nesem, gulusum, bebegim. 

Bugun neredeyse 6 hafta sonra yeniden krese basladin. 6 haftadir neredeyse hergunu beraber gecirdik. Ayriliklarimiz 4-5 saati gecmedi, ki o ayriliklarin oldugu gunler de 4-5i gecmemistir zaten. Hep kucagimizdaydin, hep yanimizdaydin. Bazen kavga bile ettk, ama cogu zaman birbirimizi optuk, optuk optuk. Ve ben deli gibi korkarken bu krese yeniden baslama nasil olacak diye, sen neseyle gittin, gulerek gittin. Gunumu gulusunle aydinlatarak gittin. Canim kizim, bebegim, tesekkur ederim...

Deniz, sana seni ne cok sevdigimi yeterince gosteriryor muyum diye dusunuyorum bazen. Yeterince hissettirebiliyor muyum icimdeki kocaman sevgiyi. Mesela biliyor musun bugun seni ne cok ozledigimi. Habire fotograflarina baktgimi, o bicir bicir sesini neredeyse her dakika kulaklarimda duydugumu?

Deniz, bazen sana yeterince iyi bir anne olabiliyor muyum diye dusunuyorum? Yeter ne bilmiyorum ama yeter yok biliyorum. Elimden gelenin en iyisini yapmak icin cabaliyorum. Ama yetiyor mu sana? Bana yetmiyor inan annecim. Ama dilerim senin icinde bir yerlere dokunuyor anneligim.

Sen bugun yeniden krese basladin ya, ben bin kez daha senin ilk krese baslamani dusundum. O gunlere dair uzuntum hic bitmeyecek mi benim Deniz? Sen de benim gibi hala uzuluyor musun diye dusumeden edemiyorum guzel kizim. Belki de sen hic uzulmedin? belki de ben hep abartiyorum o zaman yasadiklarimizi. Sana haksizlik ettik gibi geliyor. Keske o kadar kucuk krese gitmek zorunda kalmasaydin diye dusunmeden edemiyorum.

Senin dogdugun ilk sene Deniz, oyle guzel bir his vardi ki icimde. Pismanliklarim yoktu. Elimden gelenin en iyisini yapiyorum, tamam yeter diyen bir ses vardi icimde. Diyordu ki mutlu, guluyor, saglikli  bundan otesi yok. O ses hala var ama eskisi kadar duymaiyorum onu Deniz. Kaygilarim, keskelerim bazen o sesi o kadar cok bastiriyor ki ben onu duyamaz oluyorum. Halbuki gercekten elimden geleni yaptim ben Deniz ve yapiyorum. Sagliklisin, mutlusun bunu goruyorum. Inan onceligim hep sensin. Dunyada senden daha onemli hicbir sey, hicbir is, hicbir mevki, hicbir basari yok benim icin. Isimde, gucumde, eglencemde, tatilimde hep seni dusunuyorum bir seyi planlarken. Ve yanlis anlama bunu bir gorev gibi, sorumluluk gibi, bir yapilmasi gereken sey gibi dusunup yapmiyorum annem. Oyle hiseetigim icin oncelik hep senin. Icim hep seninle dolu oldugu icin pncelik hep senin. Ama daha fazlasini yapabilirdim belki deniz.

Daha az gun calismaliydim belki, belki sen once evde bakilmaliydin, ben bu gecisleri planlayamamis hissediyorum kenimi annem. Ben bu gecislere seni ve kendimi yeterince hazirlayamamis hissediyorum kendimi. Butun huzursuzlugum, butun uzuntum, butun kaygim bundan belki de. Sana yeterince zaman veriyor muyum bir seye hazirlanman icin, yoksa bir suyun icine atiyor myuz seni? debelenip yolunu kendin mi buluyorsun, yoksa bizim hep yaninda oldugumuzu, sana destek oldugumuzu hissediyor musun? Bilmiyorum annecim ama inan he bunlari dusunuyorum.

O ilk yil Deniz, geriye dnsem Deniz yeniden dogsa benim yaptigimdan farkli yapmayi isteyecegim hicbir sey yok diye dusunuyordum. Cunku elimden gelenin en iyisini yaptim diyordum. Ve bu harika bir histi annecim. Ama sonrasi icin bunu hissedemiyorum iste. Simdi o zamana geri donebilsem sanirim en az 2 yasina kadar evde bakilmani isterdim. Ben ve baban da evden calisirken yaninda olabilirdik boylece. Sonra krese 3-4 gunle basla isterdim. Geri kalan gunlerde bizimle ol yine. Yapabilirdik bunu belki Deniz. Daha iyi planlayabilseydik, daha tecrubeli olsaydik yapabilirdik bunu. Ama yapamadik iste. Affet bizi annecim.

Dilerim sen o gunleri hic kotu hatirlama. Dilerim sen hayatin boyunca benim gibi keskelerle yasama. Dilerim sen hep mutlu ol Deniz.

Senin annen boyle iste. Kendini sorgulamayi hic birakamaz. Hele konu sen olunca. Ama sunu bil sadece, ben neyin dogru oldugunu dusunduyesem onu yaptim Denizim. Umarim dogru yaptim. Yapmadiysam da ozur dilerim annecim.

Dogru oldugundan emin oldugum tek sey var, seni cok seviyorum Deniz. Seni dunyalar kadar cok seviyorum.

Benim guzel bebegim...


2 Temmuz 2019 Salı

Yine kaldim

Dun ehliyet sinavim vardi ya kaldim. Yine kaldim. Bir kez daha kaldim.

Evet burada sinav cok zor. Ama sonucta gecen de var. Yani benim hatam. Beceremedim. Olmadi.

Dun cok agladim. Gozlerim boyle balon gibi oldu.

Sinavdan kaldigim icin agliyorum ama sadece sinavdan kaldigim icin aglamiyorum. Sanirim o biraz da bahane oldu ve patladim.


Sinava bir daha girersin ne olacak ki diyor herkes bana. Cok haklilar, ne olacak bir daha girerim. 

Ama "her sinava bir daha girmek" oyle cok is ki. O kadar cok ayarlama yapmam gerekiyor ki. Siz de goruyorsunuz, biliyorsunuz vakitle yarisiyorum. Annelik ve tam zamanli calismak bir arada cok zormus. Surekli ev ve is arasinda kosusuyorum. Cok sukur, binlerce sukur anlayisli bir sirkete calisiyorum, yoksa ne yapardim hic bilmiyorum zaten. Ama buna ragmen surekli bir kosturma icindeyim.

Sinava bir daha girmek demek, oncesinde en az iki hafta  daha ders almak demek. Bu da en az iki hafta -en az haftanin bir kac gunu icin- is yerinde toplantilari ayarlamak, izin almak, isleri duzenlemek demek. Oyle yogun bir isim var ki, sirket ne kadar anlayisli olursa olsun bu zor cok zor.

E is yerinden her gun izin almak mumkun olmayinca haftasonu da ders almak gerekiyor. Sinava bir daha girmek demek, hafytasonunu derslere ayirmak demek. Denizi daha az gormek demek. Ozanin denize bakmasi icin ayarlamalar yapmak demek. Ben tam zamanli calisirken, kizimla gecirilen zaman bunca kiymetliyken bu o kadar zor ki.

Bununla da bitmiyor bu sefer. Ben teori sinavini geceli 2 sene oldugu icin simdi bir de teori sinavini tekrarlamam gerekiyor. Ona calismasi, gidip sinava girmesi. Bunlar hep ayrica zaman.

Masrafini saymiyorum bile. Bir de o var tabi.

Ama en onemlisi ne biliyor musunuz? Artik oyle bir stres ki bu sinav ustumde, oncesinde resmen dunya zindan oluyor bana. Midem agriyor, kalbim carpiyor. Ha normal mi degil. Ama iste sorun  sinav degil. Sinav icin bunca ayarlamayi yapmak kolay olmuyor ve bu beni cok geriyor. 

Dolayisiyla benim agladigim bu sinavdan kalmis olmak degil. Bu sinava girmek bunca ayarlama ve zaman istiyorken bu sinavdan kalmis olmam. Zamanim gercekten yokken. Olmayan zamanimla her seye yetismeye calisiyorken bu sinavdan kalmis olmak. Yoksa sinavdir kalirsin gecersin ne olacak. Tabi kalinca uzulursun ama aglamazsin. Zaten ben de sinavdan kalmis olmama aglamiyorum iste. Basaramamaktan degil aglamam. Bir daha denemek icin yapmam gerekenlerin agirligindan. Yani sanirim bu sinav birikimi bosaltan bir kivilcim olsu iste. 

Yildim derken bundan yildim iste.

Yildim ama yapacak bir sey yok.

Dun instagramdan oyle guzel mesajlar ki geldi ki. Bu vesile ile hepinize cok cok tesekkur ederim. gercekten moralimi duzeltmek icin yazdiginiz her kelimeye minnettarim. Bir arkadasim demis ki. Tamam agladin. Sular duruldu. SImdi Almanlarin dedigi gibi tacimizi duzeltiyoruz ve yola devam ediyoruz. Iyi ki varsiniz...

Bir de kizim. Iyi ki varsin. Dun uzgun ve kirgin oldugum icin sana guzel yemek de yapamadim, sonra gerildik de ozur dilerim Deniz. Senden caldigim zamana uzulurken yine senden zaman ve sabir calmak. Ite bunlar hic bitmeyen gonul yuk;eri annecim. Ama buna hakkim yok. Hele sen boyle neseliyken senin neseni calmaya hakkim yok. Ama yaptim dun. Uzdum seni. Ozur dilerim annecim.

Aslinda sen en guzelini soyledin...

D: neden uzuldun?
G: Sinavimi gecemedim Deniz ona uzuldum.
...
...
...
D: Uzulme gecersin yaa...

gecerim annecim. Uzulmem gecerim

Ben sadece senden caldigim bunca zaman ve sabir icin senden ozur dilerim.

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails