Pazartesi sabahlari Deniz baya hevesli oluyor krese gitmeye. Sanirim ozluyor arkadaslarini. Mesela bu sabah Ozanla Denizi birakmaya gittik krese, ardina bile bakmadan yurudu gitti. Ben oyle kalakaldim. Pazartesi huzunlu oluyorum. Her pazartesi boyle.
Bu pazartesi biraz daha huzunluyum ama. 1 aydan sonra annem yarin Izmir'e donuyor. Zaman iste yine isik hiziyla gecti gitti... 3 mart'ta biz denizle izmire gitmistik. Yani bir ayndan fazla zamandir annemle beraberiz. Cok iyi geldi annem yine bize. Bizi toparladi. Ozan da ben de annem buradayken dinlendik biraz. Deniz'e nasil iyi geldigini soylememe bile gerek yok sanirim. Ne oyunlar ne kelimeler ogrendi annemden. beraber o kadar guzel oynuyorlar ki.
Ama iste uctu gitti zaman, yine ayrilik vakti geldi catti... Ve ayriliklar hic kolay olmuyor. Hic...
Bana yurt disinda yasamakla ilgili cok soru geliyor. Hepsini cevaplamak istiyorum ama bir turlu vakit bulamiyorum. Bu vesileyle bir tanesini cevaplayayim: hayir ozleme hissi azalmiyor. Hem de hic. Insan sadece o hisle yasamaya alisiyor.
Biliyorum gececek. Biliyorum.
Mesela biliyorum, yarin sabah annem aglayacak. Ama havalanina gidince gececek. Carsamba gunu biz telefonda konusurken yine neseli olacak. Ha bir yandan biliyorum icindeki o sizi hep ayni kalacak ama gozlerine yansimayacak o huzun.
Biliyorum, ben annem giderken cok kotu olacagim. Ama ilk toplantiya girdikten sonra toparlanacagim. Daha iyi olacagim, Ha bir yandan hep ah keske burada olsalar diye dusunecegim ama biliyorum toparlanacagim.
Oyle garip bir sey bu gurbet. Oyle garip.
Bu sabah Deniz'e "annecim yarin sabah anneannen ucaga binip Izmir'e dedenin yanina gidecek" dedim. "Dayi?" diye sordu. "Evet" dedim "dayinin da yanina gidecek". "Anneanne vuu" dedi. Yani anneannesi ucaga binecekmis. "Anneanne dede" dedi. Yani anneaannesi dedesine gidecekmis. Sonra "anneanne alo" dedi. Anneannesini arayacakmisiz. Oyle iyi anliyor ki durumu. O yuzden biliyorum o da uzulecek ama o da alisacak. O zaten dogdugundan beri bunlari yasamiyor mu?
Ama yine de bu sabah biraz aksiydi bizim kuzu. Anneme bakip gozlerini yere egdi hep. Anliyor artik her seyi. Kendi kafasinda kimbilir neler dusunuyor. Gecen seneki gibi, hop aldim Izmir'e gittim, hop kaptim buraya getirdim olmuyor. Anlatmak gerekiyor her seyi. Ya da ben boyle tercih ediyorum.
Deniz yarin kalksa ve anneannesi bir anda gitse daha kotu olur gibi geliyor. Bir yandan ya cocuk, bosuna akli takilmasin diye dusundugum de oluyor. Ama kizimi taniyorum. Deniz, kendisine anlattigimiz seyleri daha kolay kabul ediyor. Boyle. O yuzden ben hep anlatmayi tercih ediyorum ona.
1,5 yasinda ve bir yandan onunla dertlesiyormusum gibi geliyor. Eskiden sadece bloguma bir seyleri yazinca rahatlardim. Simdi Deniz var. Onunla konusunca rahatliyorum. Onunla bir seyleri paylasinca sanki gercek oluyor her sey. Hayallerimi anlatiyorum bazen Deniz'e. tatil planlarimi, onunla yapmak istediklerimi. Onunla bir seyleri paylasmak bana cok iyi geliyor.
Burnumun sizisi, canimin yarisi. Varligiyla en zor anlari bile kolaylastiriyor. Yarini da kolaylasiracak biliyorum. Hem de hic farkinda bile olmadan.
Kendimi hep "ah izmirde yasasak iste" diye dusunurken yakaliyorum. Sonra bugunlere nerelerden geldigimizi dusunuyorum. 2 yil once bu zamalar, ben Deniz'e hamile iken Allahim ne olur annem ve kizimi bir arada gorebileyim diye dua ederdim. Hem de cok. O yuzden simdi evet huzunleniyorum ama hic uzulmuyorum. Annem iyi, babam iyi, kizim iyi. Bir araya geliyorlar ve doyasiya oynuyorlar. Bundan buyuk bir sukur sebebi yok bana.
O yuzden cok sukur.
Saglikli olalim da yine kavusuruz.
Insallah en yakin zamanda....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder