12 Nisan 2017 Çarşamba

Deniz 7 aylik oldu...

5 ve 6yi da en kisa zamanda yazacagim ama simdi  sira bunun olsun...


Deniz dun 7 aylik oldu. Ne cabuk. Sanki daha dun gibi buralara kizimiz geldi yazisim. Hatta bana sorsaniz sanki hamileligim bile daha dun gibi. Ama bir yandan da sanki o bir ruyaydi hic yasanmadi, oyle de uzaklarda gibi. Ama gelin gorun ki bu minnak ayaklar dogdu da 7 aylik oldu :) Iste gercek bu :)


Deniz 7 aylik oldu. Ve 6. ayin bitimiyle ek gida seruvenine basladi. Bugune kadar havuc, brokoli, avakado, bal kabagi, yaban havucu, pirasa, patates, tatli patates, kabak, pancar, elma ve eser miktarda yumurta yedi. Aralarinda pirasa ve avakado acik ara favorisi. Bebek pirasa sever mi yahu diye dusunsek de veriyoruz, seviyor demk ki cocuk, kendi iradesi :)


Ek gidaya baslamamizla birlikte Deniz hayatinin ilk pisikleri ile de tanisti. Ve tabi annesi olarak ben de ilk kez pisikli bir bebek ne cok aci cekermis gormus oldum. Evet, bugune kadar hic oyle ciddi pisik olmamisti Deniz. Arada hafif poposu kizariyordu ama hemen babamin urettigi zeytinyagindan suruyordum geciyordu. Ek gida ile gelen pisik ise oyle hafif bir kizariklik falan degildi. Bildiginiz yandi cocuk. Kiyamadim hic ona. Ama iste vucudu alisiyor yeni gidalara.


Deniz 7 aylik oldu. Pisikten daha ciddi sounlar da yasadi bu ay. Hayatinin ilk virusu ile tanisti; Adeno. Denizin hayatindaki bu ilk, anne baba olarak bizi gercekten bitirdi. Tam 5 gun atesi 38den asagiya dusmedi ve genelde 38,5un ustundeydi. Kusma, ishal, burun akintisi, hapsuruk. Ve hepsinden beteri gozlerindeki akinti. Neyse bu Adeno baska bir yazinin konusu. Ama sagolsun Adeno yuzunden Deniz 7.ayinin 3 haftasini bir gun iyi bir gun kotu hastaliklarla gecirdi. Allah beterinden korusun. Ne olacak sonucta gecici seyler. Bizi bitirse de sonucta bu da gecti bitti. Yani insallah!


Deniz 7 aylik oldu. Arabasini disa bakacak sekilde cevirdik. Etrafa bakarak dolasmaya basladi. Sen ben bir huzunleneyim! Bir arkadasim Gulcin yatili okula gitmiyor yahu cocuk, epi topu artik sana bakmayacak dediginde de bir guleyim :) Evet artik bana bakmiyor Deniz. Kucuk bebegim yuzunu dis dunyaya dondu. Neyse ki kanguruyu seviyor da hala boyle koynumda da tasiyabiliyorum :)


Bu hamlemizle beraber, Denizin arabasinda gecirdigi zaman daha sessiz, daha huzurlu olmaya basladi. Ve etraftaki insanlarin bakislari da daha cok bizim arabaya odaklanmaya. Neden? Cunku Deniz gozlerini insanlara dikiyor da ondan. Sikiysa bakmasinlar Deniz'e. Bir gulucuk, bir seslenme. Bir sekilde baktiriyor kendine :) Sayesinde sokakta hoic tanimadigimiz biriyle konusup hos bes etmeden eve dondugum yok artik :)

Deniz 7 aylik oldu. Desteksiz oturmaya basladi. Hem de bir anda. Bir sabah Ozan ise giderken Deniz ancak yastiga dayanarak oturabiliyordu. Ogleden sonra uykudan uyandi oyun oynadigi alana biraktim ve desteksiz oturmaya baslamisti. Oyle bir anda. Artik uykuda ne yapti da gelistirdi kendini bilmiyorum. Bu ben uyuyor sanirken, egzersiz falan mi yapiyor acaba? :)


Ama gayet rahat desteksiz oturan, etraftaki oyuncaklara uzanip alan ve hatta one tam olarak uzanip yatip sonra geri kalkabilen Deniz (bunu neden yapiyor bilmiyoruz), hala donemiyor. Bebek insanlari once doner sonra oturumus. Bizimki Izmirde oldugumuz donem ha dondu ha donecekti. Baya yana dogru gidiyordu. Sonra enerjisini dogrulmaya harcamaya basladi. Simdi oturunca artik donmek umurunda bile degil. Bence onemi yok. Ebe donse iyi olur diyor. Arada yanina oyuncaklar falan koyup tesvik etmeye calisiyorum. Ama yok bizimkinin umurunda degil. Gorecegiz bakalim gelecek gunler neler gosterecek.


Deniz 7 aylik oldu. Artik bildiginiz oyun oynuyor. Bu aralar en sevdigi oyuncaklari kumastan kupler, morfil, ust uste dizilen plastik ya da tahta oyuncaklar, halkalari ve tabi ki envai cesit dis kasima oyuncaklari :) Evet disleri aylardir kasiniyor ama gorunurde bir sey yok henuz. O da eline ne gecerse agzina sokup disini kasimaya calisiyor. Bizim elimiz, oyuncaklar, kitaplar. Sonra deniz neden hasta oluyor? Aaa neden acaba?


Kitaplar demisken, kitaplari dinleme suresi uzadi. Artik kisa bir hikayeyi okuyup bitirebiliyoruz Denizle. Tabi cani isterse. Cani istemezse 1 sayfa bile okumamiza izin vermiyor. Istedikleri ve istemedikleri konusunda hala dogdugunda oldugu gibi net. Ben bunun 2 yasini falan dusunemiyorum biz yandik! \bu arada kitabi okuyoruz, evet ama Deniz o sirada baska bir kitabi yiyor oluyor. Yedi yuttu kitaplari bizim kiz yani bildiginiz gibi degil :)


Deniz 7 aylik oldu. Hala etraftaki baska bebeklerle ilgilenmiyor. Ama kendisinden buyuk yastaki cocuklar daha cok ilgisini cekiyor. Etrafta oynayan buyukce cocuklar varsa ben yasadim! Deniz gozlerini ayirmadan onlari izliyor. Yok etraftakiler Denizden kucuk bebeklerse, sanki onlar yoklar :) Onlarin oldugu tarafa bakmiyor bile. Baksa da gormezlikten geliyor. Komik bildiginiz :)


Bu sayede parkta gecirdigimiz sure de uzadi. Cunku Deniz cocuklari izliyor. Ve Deniz artik salincaklara bile biniyor :) 


Ve hata ilk pikniklerimizi de yaptik beraber. Aldim battaniyemizi bir de denizin oyun halisini. Serildik cimlere. Babasinin birasina gozunu dikmesi disinda gayet iyi gecti piknik :) 



Ama yine de favori park aktivitesi agaclara bakmak. Simdi bir de yesillendi agaclar, ciceklendi ya degmeyin Deniz'in keyfine! Zaten cicek gordu mu yuzu guluyor kizimizin. Gecen gun cicekli bir elbise giydirdim Deniz'e, 15 dakika falan elbiseye bakti. Vitrinlerde cicekli ne varsa alacagim tutmayin beni :)

Iste boyle. Deniz 7 aylik oldu. Beraber geziyoruz, gördüklerine şaşırıyor. Babası işten gelince gulucuklerle karşılıyor. Kucağıma gelmek için kollarını uzatıyor, bizimle uzun uzun oyunlar oynuyor. Sarki soyledigimizde heyecanla ayaklarini salliyor. Değişen çok şeyi var. Ama değişmeyen de. Hala istemedigi bir şey oldu mu yaygarayı basıyor. Hala emmek en sevdigi seylerden biri. Daha memeyi gorur gormez gülüyor. Canım kızım güle, guldure büyüyor ve her yeni gün onun gülümsemesiyle bizim icin daha güzel oluyor...


23 Mart 2017 Perşembe

Bu sefer de burasi...

Dun Londra'da bir saldiri oldu. Parlamento binasinin orada. Londra'nin en turistik yerlerinden biri. Cunku unlu Big Ben parlamento binasinin yani. Londraya gelip de oraya gitmeyen turist, sanirim, olmaz. Dolayisiyla haftanin hangi gunu, gunun hangi saati giderseniz gidin kalabliktir orasi. 

Terorist bir arabayla koprunun ustundeki yayalari ezdi. O koprunun ustunde sagli sollu hep yayalar vardir. Fotograf cekerler. Bir yanindan Parlamento binasini cekersiniz, diger yaninda London Eye'i. Hani diyecegim o ki, saldirdiklari yer Londranin en kalabalik en turistik yerlerinden biri.

Biz de cok gideriz o tarafa. Misafirlerimiz geldiginde mutlaka gotururuz oraya. Hatta Ozanla ikimiz de gezmeye gideriz arada. Mesela evlilik yildonumuzde oraya yakin bir yerde yemek yemistik. Sonra o kopruden yuruyup gecmis, karsi kiyida (Southbank diyorlar oraya) dere kenerainda muzik dinlemistik. Hamileydim o zaman. Deniz daha karnimdaydi. Arabanin yayalari ezdigi kaldirimlarda durmus, etrafi izlemis, sohbet etmis, fotograf cekmistik. Bu saldiri o aksam da olabilirdi iste...

Sansa yasiyoruz. Dunyanin her yerinde bu ayni artik. O an, orada olmamamiz sans. O an sevdigimiz birisinin orada olmamasi bir sans. Dun bizim orada olmamaiz da sansti. Sadece sans. Turkiyedeki her patlamada da bunu hissediyorum. Haberi alir almaz, ailemi ve arkadaslarimi kontrol ediyorum. Sonra seviniyorum iyiler diye. O sevinci tarifsiz bir utanc izliyor. Bizim kadar sansli olmayanlari, ailelerini diusunup utaniyorum. Sonra o utanc icimdeki aciyi daha da dagliyor. Hep ayni siralama. Hep...

Dunyanin guzel bir yer olacagina dair inancimi kaybetmmmeye basladim. Uzun zamandir bu boyle. Turkiyeye dair umutlarim da dunyaya dair umutlarim da bir bir terk ediyorlar beni. Elimdekilere tutunmaya calisiyorum. En cokda Deniz icin. Ona umutsuzlugu ogretemem. Ona sevgisizligi ogretemem. Toparlanmam lazim biliyorum. Ama ne zaman biraz toparlasam kendimi yeni bir saldiri oluyor. Ya da yeniden bir luzumsuz politikaci cikip konusuyor. Turkiyede, amerikada, burada, her yerde. Her yerdeler cunku. Cunku adim adim dunyayi kotuluk kapliyor.

Nasil buyutecegiz biz bu cocuklari? Nasil, nerede yasayacagiz da koruyacagiz onlari bu igrenc insanlardan? 
Aklimda hep bu sorular var.

Cunku her saldiri ardinda yakinlarini kaybedenlere buyuk acilar ve tum dunyaya an be an buyuyen bir kotuluk bulutu birakiyor. Cunku her saldiriyla fasizim buyuyor. Kutuplasmalar artiyor. Dunyanin tansiyonu yukseliyor.

Dunku saldirida da bu degismedi. Bazi insanlar aciya odaklanirken bazilari yine nefret kustu. Ve tabi ki nefretin odagi muslumanlar oldu. Yani biz. Boyle zamanlarda Avrupada olmak ne kadar zor biliyor musunuz? Cok zor, cok ama. Asla savunmayacagin bir gorusun cezasini sana kesiyor toplumun bir kismi. Neden? Cunku sen de muslumansin. Bu kadar iste. 

Ama sasirmiyorum ben buna. Yillarca aynisini kurtlere hic acimadan yapmis bir cografyadan geldigim icin biliyorum bu gidisati. O yuzden oyle soylediklerinde aa neden boyle diyorlar diyemiyorum. Fasizmin kurali bu cunku. Boyle bu fasist dunya. Birileri birilerini guruplayip etiketleyip saldiriyor iste. Bir gun hepimiz bir sekilde kurbani olacagiz bu duzenin kacis yok.

Ote yandan bu igrenc duzenin parcasi olmak da yok. O yuzden ben hala kafami dik tutuyorum iste. Hala dogru bildigimi savunmak icin elimden geleni yapiyorum. Hala bu sacma sapan saldirilarda vefat eden her kimse, hicbir seye bakmadan tek tek onlara uzuluyorum. Cunku hangi dinden, hangi siyasi gorusten, hangi memeleketten olduklari hic onemli degil. Onlar da bizim gibilerdi. Aileleri, cocuklari, isleri gucleri vardi. Her birimiz gibi. Sadece bizim kadar sansli degillerdi, o kadar... 

Duzenin batsin e mi dunya... Duzenin batsin da kurtulsun insanlar...


13 Mart 2017 Pazartesi

Keske...


Su fotografi gordunuz mu? Bu fotografa ait videoyu izlediniz mi?


Gundem cok sacma ve cok yogun. Ama yasanan butun bu sacmaliklarin icinde en cok bu cocugun hali dokundu bana. Sinava gec kaliyor, isten gelmis cunku. Yalvariyor alsinlar O'nu sinava diye :( Oyle cok agliyor ki. Oyle cok uzuluyor ki. Tahmin edebiliyoruz ne hissettigini degil mi? Eminim o universite sinavi stresini yasayan herkes tahmin ediyor. 

Universite sinavina girecegim gun dudagimda kocaman bir ucukla uyanmistim. O kadar stresliydim ki dokunsalar agliyordum. Oyle iyi anliyorum ki o genci. Oyle zor ki yasadiklari. Biz mesela bin tane saat kurmustuk aman gec kalmayalim diye. Annemler hic uyumamisti zaten. Dayim goturecekti sinava beni. Hava aydinlanmadan bizdeydiler yengem ve ufacik kuzenimle. Resmen aile boyu seferberlik ilan edilmis gibiydi. Stresli olan da sadece ben degildim. hepsinin gozunden ne kadar gergin olduklarini okuyabiliyordum. Ve bu beni daha da buyuk strese sokuyordu. O gencecik yasta yuklendigimiz agirliklara bakin. Ama nasil olmasin bu hal? Ne de olsa bir sene vardi isin ucunda. Deli gibi calistigim,her sabah 6da kalktigim, aksamin bir vakti okuldan ya da dershaneden dondugum koca bir sene. Canim 17 yasim. Oyle mi gecmeliydi? 

Simdi donup bakiyorum da yine bizim zamanimiz daha iyiydi. Bari huzurla universite okuduk, eglendik. Simdi o da yok. Biz bari bir universiteden mezun olduk mu is bulabiliyorduk. Simdi issizlik almis basini gitmis. Onu bir kenara koyalim. Artik universite okuyanin kiymeti de yok ki. Hatta mumkunse okunmasa gibi bir hal var ortalikta. Neyse bu uzun bir konu.

yeniden su gencecik insanin haline donersek. Boyle sistem olur mu? Simdi bu cocuga gunah degil mi? Surekli karsima cikiyor fotografi. Her seferinde bir baska uzuluyorum. O'nun da annesi butun gece uyumamistir belki ertesi gun cocugu sinava girecek diye. Zaten evden gelseydim gec kalmazdim diyor habire. Ama isten gelmis. Cunku bir yandan calismak zorunda. Hayat oyle zor ki. Keske her alanda daha da zorlasmasa. Keske cocuklar bu lanet sisteme kurban olmasa... Keske...




11 Mart 2017 Cumartesi

Deniz'im 6 aylik


Deniz'im, canim kizim, kucuk bebegim, benim gulunce gozlerinin ici gulenim bugun 6 aylik oldu. 
6...
Bu sabah kalktim ve Deniz'e baktim. 6 ay once bu saatlerde evde Ozanla dogum dalgalarini karsiliyorduk diye dusundum. Sonra uzandim Deniz'imi kucagima aldim. O, dogdugunda avuclarimiza bile sigan minacik bebegim bu sabah doldurdu kucagimi. Ne kadar buyudugune bir kez daha sasirdim. 

Bu sabah 6 aydir her sabah oldugu gibi emzirdim Deniz'i. Arada yavasca yanaklarini oksadim. Bazen gozlerini acip bakti bana, bazen bakmadi emmeye devam etti. Dogdugu gun memeye tutunusunu getirdim gozlerimin onune. O minicik elleriyle bana dokunusunu dusundum. Deniz o sirada uzanip eliyle cenemi oksadi.  Ne cabuk buyudugune bir kez daha sasirdim.

Bu sabah 6 aydir her sabah oldugu gibi ellerimi saclarinda dolastirdim Denizimin. Ilk gunden beri sever kizim saclarinin oksanmasini. Bebek saclari dokuldu yerine yenileri bile geldi. Kafasinin arkasindaki yataga degen alan sacsiz kalmisti da orasi bile doldu. Ne de cabuk buyudu benim kizim diye huzunlendim bu sabah.

Bu sabah, 6 aydir her sabah oldugu gibi gazini cikardiktan sonra ensesinden optum kizimi. Mis kokusunu icime cektim. O ilk dogdugu zamanlarda gogsumde saatlerce yatisi geldi aklima. Ve simdi 5 dakika yerinde duramayisi. Buyudu benim kizim diye dusundum, gulumsedim.

Bu sabah, 6 aydir hemen hemen her sabah oldugu gibi Ozanla Deniz'i aramiza yatirdik oynadik onunla. Deniz bir Ozan'a bakti bir bana. Ilk gunlerdeki refleks gulusleri geldi aklima. Sonra Deniz'in bile isteye attigi kahkahalari doldurdu odamizi. Deniz guldu, Ozan guldu, ben guldum.

Bu sabah 6 aydir her sabah oldugu gibi cok sevdim Deniz'i. Hem de cok. Sanki bir onceki gunden bile daha cok. O'na bakarken, bebegimiz olmadan onceki "acaba o gelince nasil bir hayatimiz olacak?" diye dusunmelerim geldi aklima. Gozumden iki damla yas suzuldu yanaklarima. Onlari silerken gulumsedim.Tum kalbimle "cok guzel oldu hayatim seninle Denizim, iyi ki geldin" dedim.

Bu sabah Deniz 6 aylik oldu. Ben de 6 aylik anne oldum. 
Iyi ki dogdu Deniz'im.
Iyi ki geldi benim kizim...

9 Mart 2017 Perşembe

Merhaba!

Bu yazinin basligini merhaba koydum. Niye? Cunku bayadir yazmamisim, unutmus olabilirsiniz bence beni :)

Bu blog isine ara vermeyeceksin arkadas. Bir kere yazmadin mi ara uzuyor da uzuyor. Elin bir sekilde ermez oluyor yazmaya. Hic sevmedigim sey.

Gecen gun kendimi ama simdi Izmiri yazmadan baska bir sey yazmayayim derken yakaladim. Sonra Sacmalama! dedim. Denizle birlikte benim 5 haftayi yazmam 5 ay bile surebilir. E ne yapacagiz? 5 ay blog mu yazmayacagiz? Catlarim heralde 5 ay blog yazmazsam :)

Gerci Izmirde 5 hafta yazmadim, catlamadim da. Hakikaten blog yazacak vaktim olmadi. Denize bakmaktan degil ama gezmekten. Uzerinize afiyet bir gezmisim Izmirde. Oh sefam olsun. Bebegimize yalniz baktigimiz aylardan sonra hakettim bence ben bunu. Kendime odul verdim yani :)

Simdi donduk kurkcu dukanina. Evet bir gidim daha zorlasti her sey. Cunku Deniz tabi ki Izmirdeki surekli ilgiye alisti. Hem de fena halde. Anneanne biraksin, dede alsin, dede biraksin Nilgun aneanne alsin. Dayilar, yengeler, halalar etrafinda pervane olsun. Aman simarsin cocuk ne yapalim, zaten surekli akrabalariyla degil. 

Simdi kaldik mi 3 basimiza. Evimizde oyle genis bir animasyon kadrosu mevcut degil. Suarelerde baba-anne ikilisi paslasiyoruz hadi. Matinelerde Gulcin tek kisilik dev kadro :) E cocuk bunaliyor tabi ayni insana baka baka :)

Insana ac yavrucak. Yolda belde kimi gorurse dikiyor gozunu. Cok fena. Bildiginiz kendine baktirana kadar gozunu ayirmiyor insanlarin ustunden. Izmirde Goncalar vardi, metrodayiz. Gozune universiteli genc bir cocugu kestirdi Deniz. Cocuk da arkadaslariyla konusuyor. Yok anacim cekmedi gozunu cocugun ustunden. E bakti tabi cocuk sonunda. Sen bizimkinde bir gulmeler bir cilveler :) Deli!

Aynisini burada da yapiyor. Gecen gun Denize oyuncak aldim sirada bekliyoruz. Oyalansin diye de cevirdim arabasini etrafa bakiyor. Bir ara bir baktim tum kasiyerler bize bakiyor. Niye? Bizimki gulucukler simarmalar. Allahtan ingiliz halki da cocuk seviyor, yoksa yanmistik. Hayir bakmaktan baska sans tanimiyor insanlara. Sapik gibi ayirmiyor gozunu ustlerinden cunku :)

Iste boyle boyle oyalaniyoruz. Beraber baharin gelisini bekliyoruz. Babasinin derslerinin bitisini bekliyoruz. O zaman iste tutmayin bizi :)

Baska ne yazayim bu uzun zaman sonra yazisina bilemedim. Siz bunu soyle bir merhaba olarak kabul edin. Ben sonra yine buralara gelecegim. Simdi musadenizle 30 dakikalik uykusundan uyanan Denizin yanina gideyim. 31 dakika uyumuyor arkadas. Icinde zaman sayaci mi var anlamadik gitti :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails