Bu yaz, tatil icin Turkiye civarinda olmamiz gerekiyordu.
Bir arkadasimizin dugunu icin. Biz de degisiklik olsun Yunan adalarina gidelim
bari dedik.
Bodrum’dan feribotla Kos’a gectigimizde bizi hic
beklemedigimiz bir manzara karsiliyordu. LImandaki her agac alti, gordugumuz
her park multecilerle doluydu. Bazilari cadirlar kurmustu, bazilari oyle
cimenlerin ustunde yatiyordu. Hava iyi ki sicak dedik Ozanla. Ya kis olsaydi…
Takip eden gunlerde durumun vehametinin buyuklugunu gozlerimizle gorduk. Kadin, erkek, cocuk, yasli… Her yerdeydi
multeciler. Ellerinden geldigince bir duzen kurmaya calisiyorlardi. Kadinlar o
imkansizliklar icinde bile camasir yikiyor, asiyor, cocuklarini temiz
giydirmeye ugrasiyordu. Muhtemelen gecen sene bu zamanlar, onlar da evlerindeki
tam otomatik makinanin dugmesine bile basmaya useniyorlardi cogu zaman. Ama
simdi… Ama simdi eller parcalanincaya kadar camasir yikiyorlardi. Zordu…
Ozanla hep o insanlari
konustuk Kostayken. Kim bilir nasil hayatlari vardi onceden? Kim bilir ne
kosullarda yasiyorlardi ama simdi bu haldelerdi? Kim bilir nasil zordu su yasadiklari kosullar? KIm bilir ne kosullarda geliyorlardi buraya?
Oradayken ogrendik, okuduklarimizdan ve dinlediklerimizden, Turkiye'den botlara biniyorlardi. Her gece 100 kadar bot kalkiyordu Turkiye kiyilarindan. Sahil guvenlik 10 tanesini ancak yakalayabiliyordu. Gerisi devam ediyordu yola. Bir 'aksilik' olmazsa variyorlardi kiyiya. Hayatlariyla kumar oynuyorlardi. Baska careleri yoktu...
Cocuklar, en cok da cocuklarin hali insanin canini acitiyordu bunlari ogrenirken ve izlerken. Ne zaman multecilerle karsilassak cocuklari izliyordum. Gururlu ama mahcup, tedirgin ve uzgun bir bakis vardi gozlerinde. Bebekler gulup oynuyorlardi da yasi birazca buyuk olanlar kimseyle goz goze gelmemeye calisiyorlardi. Ah, ah…
Oradayken ogrendik, okuduklarimizdan ve dinlediklerimizden, Turkiye'den botlara biniyorlardi. Her gece 100 kadar bot kalkiyordu Turkiye kiyilarindan. Sahil guvenlik 10 tanesini ancak yakalayabiliyordu. Gerisi devam ediyordu yola. Bir 'aksilik' olmazsa variyorlardi kiyiya. Hayatlariyla kumar oynuyorlardi. Baska careleri yoktu...
Cocuklar, en cok da cocuklarin hali insanin canini acitiyordu bunlari ogrenirken ve izlerken. Ne zaman multecilerle karsilassak cocuklari izliyordum. Gururlu ama mahcup, tedirgin ve uzgun bir bakis vardi gozlerinde. Bebekler gulup oynuyorlardi da yasi birazca buyuk olanlar kimseyle goz goze gelmemeye calisiyorlardi. Ah, ah…
Bir aksamustu biz limanda yuruken bir gurup cocuk vardi yine
parkta. En buyukleri 8-9 yaslarinda. Digerleri daha kucuk. Bazilari bebek. Bir
turist gecerken durdu ve fotograflarini cekti. O en buyuk olan ama hala kucucuk
olan 8-9 yasindaki oglan cekmeyin dedi. Elleriyle kollariyla durdurmaya calisti
fotograflarini ceken o turisti. Durmadi adam. Cocuk yerinden kalkti yanina
gitti dur demek icin. Adam cebinden biraz bozukluk cikardi verdi cocuga.
Almam dedi cocuk isaretlerle . Adam atti parayii gitti. Saniyeler icinde yasanan bir
olay. Biz yanlarina varana kadar cocuk da adam da ortadan yok olmustu bile. Ama
o saniyeler, gordum bir cocugun ruhunda yillarca tamir edilemeyece bir cokuntu
yaratti…
Iste o yuzden bu halin en uzuleni cocuklardi…
Kos’da turkce konusan oldukca buyuk bir kesim var hala. Bir
sabah kahvalti ederken biz, meger mekanin sahipleri de turkce konusuyorlarmis,
bir konusmaya sahit olduk. Bir tek biz vardik mekanda bir de sahibi amca.
Kosede oturuyor. Arkadasi geldi. Bizim orada olmamiza aldirmadan. Yahu sen
nasil izin verirsin buna dedi. Nasil atarlar onlari otelden. Adam dur bir
sakinles dediyse de durulmuyordu amca. Hic mi insanlik kalmadi diyordu.
Ya bizim burada da savas ciksa. Ya bizi de surseler buradan. Ya biz de
baska topraklara gitsek boyle. Empatiniz yok mu?
Icimden gecenleri soyluyordu… Tam da icimden gecenleri…
Meger belediye, Suriyeli gocmenlerin otellerden cikarilmasini
istemis. Otel ucretini odeyemiyorlarmis, ustelik 2 kisilik odalarda 20 kisi
kaliyorlarmis. Otel sahipleri durumu kontrol edemiyormus.
Amca durulmuyordu. Olmaz diyordu. Olmaz boyle sey. Tam da
icimden gelenleri soyluyordu…
Obur amca dedi ki… peki otel sahipleri ne yapsin? Bir bir
rezervasyonlar iptal oluyor. Kimse otellerde kalmak istemiyor cunku kimse
koridorlarda yatan suriyelilerin ustunden atlayarak odasina girmek istemiyor.
Ben de uzuluyorum ama bu sezon para kazanamazsa bu otelcilerin de colugu cocugu
sefil olacak. Otelciler napsin?
Bu tarafi dusunmemistim ben.
Gelen turistlere kizabilirdim. Insanliga kufredebilirdim ama gercek olan suydu anladim.
Gelen turistlere kizabilirdim. Insanliga kufredebilirdim ama gercek olan suydu anladim.
Konu multeciler ve onlarin ulastiklari topraklardaki insanlar olunca, haklilar ya da suclular diye kesin cizgiler yoktu.
Insanlik ayibi yasaniyordu ve herkes bu ayibin bir yerindeydi. Ama hicbirimiz
bu ayibin sahibi degildik. O fotograf ceken turist evet kendi ayibinin
sahibiydi. Ya da otel reervasyonu iptal eden turist kendi ayibinin sahibiydi.
Ama onlar da bu insanlarin yollara dokulmesinin sebebi degildi ki…
Ya ada halki? Onlar miydi bu ayibin sahibi? Kendimiz gorduk, parklardaki multecilere yardim ediyorlardi. Ama olayin capi oyle buyuktu ki, her gun yuzlerce binlerce yeni multeci geliyordu adaya. Bir yerden sonra idare edemeyecekleri bir hale geliyordu olay. Hayir, onlar da degildi bu ayibin sahibi. Cunku
evet ulkeleri krizdeydi ve onlar da zaten zor durumdalardi.
Babamin taa gecen kis, koylerdeki durumla ilgili anlattigi sey geldi aklima. Koyluler gittikce suriyeylilere dusman oluyordu cunku zaten cok dusuk olan isci ucreti onlarin gelisiyle iyice dusmustu. Artik karin toklugu bile degildi gunluk isci ucreti. Yok pahasina hespi calisiyordu ve koylu issiz kaliyordu. Uzun vadede nasil devam edecek bu hal bilmiyorum demisti babam.
Babamin taa gecen kis, koylerdeki durumla ilgili anlattigi sey geldi aklima. Koyluler gittikce suriyeylilere dusman oluyordu cunku zaten cok dusuk olan isci ucreti onlarin gelisiyle iyice dusmustu. Artik karin toklugu bile degildi gunluk isci ucreti. Yok pahasina hespi calisiyordu ve koylu issiz kaliyordu. Uzun vadede nasil devam edecek bu hal bilmiyorum demisti babam.
Karin toklugundan az paraya calismak zorunda kalan Suriyeli mi sucluydu?
Hayir.
Zaten kit kanaat gecinen ama artik is bulamayan koylu mu sucluydu?
Hayir.
Gun be gun kosullari zorlasan kar etmesi mumkun olmayan ve ucuz isciye yonelen ciftci mi sucluydu?
Malefef tamamen degil.
Herkes hakli. Herkes suclu. Herkes uzgun.
Boyle berbat bir hikayeydi bu.
Suclu evet bu durumu bu hale getirenlerdi.
HUkumetlerdi.
Oradaki savasi korukleyenlerdi.
Bu insanlari yersiz yurtsuz birakanlardi.
Dunya duzeniydi.
ve daha bir suru sey...
Iste o zaman bizim hukumetimize olan kizginligim bin kart
daha artti. Bunun da mi suclusu hukumet diyenler, biliyorum sizzler de
okuyorsunuz burayi. Evet hukumet.
Herseyi bir yana koyuyorum... Evet bizim hukumetimiz suclu cunku sinirlari boylesine kontrolsuzce acti.
Nokta.
Nokta.
Tabi ki sinir acilmasaydi demiyorum. Der miyim?
Ama savastan kacanlara yardim etmek onlari acliga mahkum
etmek, kendi halkinla ve baska halklarla karsi karsiya getirmek degildir.
Olamaz.
Bir tampon bolge kurulur, BM destegi alinir, elbette savasin
ortasinda birakilmaz insanlar. Ama boyle olmaz bu is.
Boyle kontrolsuz yapilmaz.
Yaparsaniz da iste boyle olur.
Boyle herkes magdur olur.
Sizin gibi insanlar ezer onlari, o cocuklarin fotograflarini
cekerler parklarda. Sonra o cocuklar yarali buyur. Ve hatta bazilari buyuyemez bile. Olur.
Siz olduruyorsunuz o cocuklari.
Butun dunya devletleri.
Siz.
Dilerim Allahtan, ettiginizin cezasini bulun. Dilerim o
cocuk kalplerin ezikligi sizin basinizda patlasin.
Kapiyi actiniz, insanlari kurtardiniz ha!
Simdi kis kapida, o insanlar yollarda.
Firtinalar, derme catma botlarla gecmeye calistiklari denizlerde.
Cocuklarin minnacik bedenleri kiyilarda.
Ve malesef biliyoruz ki bitmeyecek.
Firtinalar, derme catma botlarla gecmeye calistiklari denizlerde.
Cocuklarin minnacik bedenleri kiyilarda.
Ve malesef biliyoruz ki bitmeyecek.
Sefalet yeni basliyor.
Biz goruyoruz, siz gozunuzu kapiyorsunuz.
Iste bu kadar kotusunuz, berbatsiniz…
gülçin..ah gülçin..durmuyor gözümün yaşı..günah ne demek bilmeden müslümanız diyorlar başımızdakiler..imkanım olsa o çocukların hepsini, dünyadaki bütün çocukları alırım koynuma vermem insanlara..hep olan onlara oluyor hep.....
YanıtlaSilAhh Gülçin öyle zor konular ki bunlar ve öyle güzel anlatmışsın ki. Ne onlar suçlu ülkelerinden kaçmak zorunda kaldıkları için, ne burada yaşayan halk suçlu düşündükleri için. İlk günden beri anlayamıyorum. Hiçbir politikan olmadan, hiçbir hazırlık yapmadan açtığın kapılar hem gelenlere hem orada yaşayanlara haksızlık değil mi? O insanları ülkene alıp yersiz, yurtsuz, işsiz, güçsüz, eğitimsiz bırakmak en büyük suç değil mi? Burada yaşayan halkın içindeki nefret hali insanlara mı devletlere mi? Kötü olan insanlar değil ki, devletler. Savaşı insanlar çıkarmıyor ki, devletler çıkarıyor. Kurallarını devletlerin belirlediği kötü oyunlar bunlar.
YanıtlaSilYok ama ya insanlar da kötü. İnsan olmadan oyun olmaz ki. Devleti iliklerine kadar sahiplenip “öteki”lere eziyeti borç bilen de insanlar değil mi? Öldürenler / o öldürenlere alkış tutanlar da insan. O çocuğun önüne o parayı atan da insan. Büyük liderin (!) gazına gelip ölen bir çocuğun annesini yuhlayanlar da insan. Oteli yakanlar da insandı. Kendine bir şey olmadığı sürece dünyayı umursamayan da insan. Her Allah’ın günü gördüğümüz / okuduğumuz onca kötülüğü yapanlar hep insan. Ve ben nefret ediyorum artık tüm bu insanlardan, gördüklerimden. Bu kadar kötülüğü içim kaldırmıyor. Yerin dibine batsın bunları yaşatanlar ve bu yaşananlara alkış tutanlar.
Artık yazamıyorum u yaşananlara öylece bakan hükümete işlerin çığrından çıkacağını bile bile oy kaygısıyla göz yuman iktidara diyorum ki "inşallah bin beterini siz yaşarsınız bu ülkeden sizi kovduğumuzda !"
YanıtlaSil