11 Kasım 2010 Perşembe

Gule gule babaannecim....

Bir kisi daha eksigiz artik. Artik ne kadar cogalirsak cogalalim yeri dolmayacak bir eksigimiz daha olacak.

Ailemizin yasayan en buyuk ferdiydi babaannem. Evlerimize gelen taze tarhana kokusuydu; sabah kalktigimizda odalarimiza dolan yufka ekmek kokusu. Mutfagin hakimiydi O. Cam gibi recellerin, ispanakli kol boreklerinin, kulak corbasinin ve daha aklimiza gelen nice yemegin ustasiydi. Temizlikti babaannem, duzendi. Yillarca saclarimizi yikadigimiz, elleriyle yaptigi, zeytinyagli sabunlarin kokusuydu. Yeri geldiginde hatta bazen gelmediginde bile hottt diyebilendi, otoriterdi, gucluydu, ogut verendi. Ama herseyden ote torunlarini cok her seyden cok sevendi… Ve babaannem de bize veda edip dedelerimin ve anneannemin yanina gitti...

Ben gectigimiz Persembe aksami O’nu gormek uzere yola cikarken babaannem de son yolculuguna cikti... Belki de O’nu yazin birlikte uzun uzun sohbet ettigimiz o son gorustugumuz gun gibi hatirlayayim istedi... Ama bir yandan onu ugurlamak icin orada olabileyim. Biliyordu anneanneme veda edememistim istedigim gibi belki de ikisine birden simdi veda edebileyim istedi.

Paylasmayi severdi babanem; ah bir de yemek yedirmeyi. Omru boyunca cocuklari, torunlari bir arada olsun; kapisinin onunden gecip O’na merhaba diyen herkes sofrasina da otursun istedi. Hatta yeri geldi yemek yiyecek hali kalmayan bizler evden bir seyler daha yemeden cikacagiz diye uzulup agladi. Simdi bize veda ederken eminim gokyuzunden gulumsuyordu. Cunku onu ugurlarken, arkasindan misafirlerimizi agirlarken tam da onun istedigi gibi cocuklari, torunlari, akrabalari, sevenleri bir aradaydi. Her aksam tipki O’nun istedigi gibi ev kalabalik ve isikliydi. Odalardan, koridorlardan konusmalar ayak sesleri eksik olmadi ama Persembe aksami odalari dolasirken ben; ev tum kalabaliga ragmen sadece babaannemle doluydu.

Sanki odasindan mutfaga yuruyordu taburesine tutunarak. Biz masanin etrafinda oturuken “Sundan da yiyin” diyordu ya da “Dolapta karpuz peynir de var hadi cikarin”. Cay tabaginin icine onun icin koydugumuz tuza uzaniyordu eli her yemekte; sevmezdi ya tuzluk karabiberligi. Ve yine her zamanki gibi “Yemiyorsunuz” diyordu. “Zayiflamissiniz hepiniz”. Odasi babaannem kokuyordu sanki yine. Elbiseleri utulu dolabindaydi belki ondan. Birini benim nisanimda giymisti hatirliyorum, birini kuzenimin dugununde sanki. Salonda kosedeki koltukta oturuyordu sanki. “E daha daha nasilsiniz?” diyordu; bir de “Eslerinizle iyi gecinin kizim uzmeyin sakin birbirinizi”. Hatta bir ara dedem ogle namazi sonrasi elinde sicak ekmeklerle donerken eskisi gibi balkonda O’na “Hosgeldin” diyordu...

Sonraki gunler baska sesler, baska goruntuler baskin cikmaya basladi. Anladim ki babaannem gittigi yerde de artik mutluydu…

Gule gule babaannecim, mekanin cennet olsun... Bana son konustugumuzda demistin ki; “A.llah sirali olum versin kizim, zamani gelince beni birakin”. Inaniyorum ki sen zamanin geldigine inandin. Gule gule babaannecim...

5 yorum:

  1. Gülcinim, çok şanslısın ki boyle bahsettiğin bir babaanneye sahip olmuşsun, toprağı bol, mekanı cennet olsun, eşine kavuştuğu için çok mutlu olsun...

    YanıtlaSil
  2. Topragi bol olsun...Ne kadar sansli ki arkasindan bu kadar guzel yazilar yaziliyor. Ne kadar sanslisin ki boyle gururla, sevgiyle bahsedebilecegin bir babaanneye sahip olmusun Gulcinim...

    YanıtlaSil
  3. Tesekkurler arkadaslarim.
    Sansliydim ben hem anneanne hem babaanne acisindan.
    Hepimizin anneannelerinin, babaannelerinin, dedelerinin mekani c.ennet olsun.

    YanıtlaSil
  4. Ne içli, ne samimi ve ne de hüzünlü... Mekanı cennet, toprağı bol, sevdikleriyle olsun inşaallah..

    YanıtlaSil
  5. Deli Anne, insallah. Hepimizin kaybettigimiz sevdiklerimizin mekani cennet olsun.

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails