28 Kasım 2010 Pazar

Cok guzel bir hafta sonu: Frankfurt - Ekim 2010

Gezilerden sonra kendime cok notlar yazdim, sehirlere de ve Ozan’a da. Haftasonu Fraknfurt’taydik ve ben bu kez bize harika bir 2 gun yasatan arkadaslarima notlar yazmak istedim yani U&U’a. Misafirlerini pardon arkadaslarini ne kadar mutlu ettiklerini bilsinler diye ha bir de yine boyle guzel bir hafta sonu yasamak icin onlar da heves etsinler de bize gelsinler diye…

Iki gunde ne mi yapilir? Harika sohbetlerle gecen iki aksam, tabanlarimiz agriyana kadar yapilan sehir gezileri, gulmekten yorulacak kadar eglenilen bir film ve oyun seansi, kiliseler ve kucuk satolar arasinda cok guzel kocaman bir park icinde yapilan uzun ve guzel yuruyusler bizim yapabildiklerimizden sadece bir kismiydi. Bu guzel haftasonunu unutulmaz yapacak anilari yaratmak hepimizden… Anilarimizi elimden geldigince yazmak benden… Ve fotograflarla bu anilari unutulmaz kilmak sevgili Urun’den… (Gittikce cektigi fotograflar daha mi guzel oluyor ne :))

Sevgili U&U,

Bu harika hafta sonu icin cok tesekkurler. Bizim Urun'le uzun zamandir hayal ettigimiz bir sey, dordumuz birlikte bir haftasonunu gecirmek, bu hafta sonu gercek oldu. Bize gore ne de guzel oldu… Zaten biliyorduk birlikte olmakti onemli olan. Doya doya sohbet etmek, gulmek, eglenmekti. Sayenizde tum bunlar harika bir sehir gezisiyle suslendi. Akillarimizda Frankfurt gezisi cok eglendigimiz, ayni zamanda cok da gezdigimiz harika bir hafta sonu olarak yerini aldi.

Sayenizde Frankfurt gezimizde super bir luks yasadik. Ne de olsa siz rotayi bizim icin ciziyordunuz ya; nereye ne zaman gidecegimizi hic dusunmeden biz sadece gezinin keyfini cikardik. Caddelerden muzelere, kiliselerden parklara, nehir kenarlarindan gol kenarlarina uzanan bir rotada yeni bir sehri tanimanin zevkine sizinle olmanin keyfini de katinca biz en sade haliyle anlatmak istersek; MUTLU olduk…


Ogrendik ki; Frankfurtta gokdelenlerin oldugu kisim Kucuk Newyork olarak adlandiriliyormus. Gokdelenler bulutlarin arasina uzanirken izlemesi guzelmis, keyfini cikardik. Sehrin ortasinda kurabiye evler Muller meydaninda bizi bekliyormus sevindik… Nehir kiyisinda ordekler, kugular ve guvercinler dolanip dururmus biz de keyifle izledik… Sehrin muzeleri bilmediklerimizle doluymus ogrendik…

Frankfurt Tarih muzesinde sehrin 2. dunya savasindan onceki hali ile sonraki halini gosteren resimleri ve maketleri incelerken ne buyuk bir savasin yasandigini, gokyuzunden yagan bombalarin insanlarin hayatini ne kadar dramatik bir sekilde degistirdigini yeniden gorduk… Yine ayni muzede Frankfurt’un gecmisinden bugunune uzun bir yolculuk yaptik kullanilmis esyalarin rehberliginde. Bazen, belki de mutlu bir Alman ailesinin yemeklerinin pistigi bir mutfagin penceresinden 1930larin Frakfurtunu izledik. Bazen, Nazi subaylarinin oldurdugu genc bir subayin dugun fotograflarindan 1940larin Frankfurtunu. 1960larda Almanya’ya gelen ilk Turk iscilerin bavullari vardi bir kisminda muzenin ve kaldiklari yerleri gosteren resimler. Iste orada 1960larda degil de 2000lerde Avrupa’ya gelenler arasinda olarak ne kadar sansli oldugumuzu dusunduk.

Sehir turumuza unlu yazar Gothe’nin evinin ziyaretini de eklediginiz icin ayrica tesekkurler. Gothe’nin hayatina dahil oluverdik bir kac saatligine. Ailesiyle birlikte yasadigi, tahminimce zamaninin en ihtisamli yapilarindan birinin en ust katinda, guzel bir sokaga bakan odasinda yazmis Gothe Faustu. Muhtemelen pencere kenarindaki calisma masasinda soyadlarinin basharfi ile suslenmis ince porselen fincanlardan cay icerken tuylu kalemini batirmis divite. Orjinallerini gorme sansini yakaladigimiz o guzel el yazisiyla duz sayfalari Faustun satirlariyla doldurmus. Buyuk ihtimalle bahcesinde siirlerine bile ilham olan bir Ginkgo Biloba agaci varmis. O guzel evde istedigi zaman yazmis, istedigi zaman cizmis. Edebiyatin buyuk isimleri arasinda yerini almis… Bu geziden sonra sanirim Ozan’in akli 4000den fazla kitabin yeraldigi Gothenin calisma odasinin yanindaki kutuphanede kaldi. Bense o cagda insanlarin hayatlarini kolaylastirmak icin kullandiklari aletleri dusunuyorum hala. Belki de Almanyanin ilk kalorifer sistemini gorduk biz degil mi? Ya da belki de ilk utusunu?

Biz daha once hic duymamistik Bad Homburg sehrinin ismini. Hafif soguk ama gunesli guzel bir Pazar gununun sonunda biliyoruz ki cok guzel bir park ve onu susleyen kucuk satolarin ev sahibi. Hatta hayatimizda gordugumuz en zengin ic dekorasyona sahip; sedef mozaikler ve mermerle kapli bir kilisenin de ev sahibi. Hatta hayatimizda gordugumuz en buyuk agaclardan biri de bu sehirde yasiyor. Parktaki yasli Alman amca bana ne demisti: Bu bitki asla evimizde yetistirmek icin uygun degil. Kibarlik etmek icin guldum ama dusununce hakli adamcagiz :)

Bu yasli amca durup bana saka bile yapabiliyorken parktaki yasli teyzelerin acelesi neydi diye dusunmeden edemiyorum. Pardosuleri, hafif makyajlari, ellerinde cantalari ile oyle tatli gorunuyorlardi ki keske aceleleri olmasaydi da onlari biraz daha izleyebilseydik. Ne dersin Urunum o yasimiza geldigimizde biz herhangi bir ulkenin parkinda yine yanyana olur muyuz? Ellerimizde cantalarimiz Goncam ve Caglamla cay icmek uzere bir kafeye dogru kosturur muyuz? Arkamizda eslerimiz snooker izlemek uzere yavas yavas baska bir cafeye giderken biz donup onlara el sallayip agaclarin arasinda kaybolur muyuz?

Simdiden o zamanlari tahmin etmek zor. O vakit ne olacak kim nerede olacak bilemiyoruz. Ama sohbet ederek, film izleyerek, oyun oynayarak gecirdigimiz guzel Frankfurt aksaminin sonunda artik biliyoruz ki: son “Robin Hood” filimde Andy Garcia kesinlikle oynamiyormus, Kanarya adalarindan gelen sarabin tadina doyum olmuyormus ve araba yarislarinda Gulcin “Farkli” bir bakis acisiyla rakip tanimiyormus. Tamam belki yarisi kabul edilen kurallara gore birinci bitiremedim ama araba yarislarinda ters yone giden ve durmaksizin kaza yaparak en fazla rakip arabayi hasarli duruma getiren kisinin galip sayilmayacagini kim iddia edebilir ki? Ayrica kendi etrafinda en fazla spin atabilen yarismacinin da bence bir teselli odulu almasi faydali olabilir. Ama yine de arkadaslarim bu harika performansimin dordumuzun izledigi bir efsane olarak kalmasini tercih ettigimi belirtmek isterim. Merakli seyirciler inanin bana bir sure daha bundan mahrum yasayabilir :)

Yasadigimiz, yasattiginiz her sey icin cok tesekkurler… Buraya yazamadigim daha pek cok guzel sey var hatirda kalan bu hafasonundan. Bak yazamadan edemeyeceklerimden bazilari da simdi aklima geldi; ne guzeldi o lor tatlisi, harika aksam yemekleri ve illa ki ev yapimi tiramisu… En kisa zamanda yeniden gorusmek uzere bu kez Rotterdamda. Malum planladigimiz yapmamiz gereken onca sey var daha.

Sevgiler….

Not: Ve Ozan’in Frakfurt gezimiz hakkindaki yorumu: Hersey ne guzeldi Gulcin ne cok eglendik ama bir de Bizon kafasi alsaydik :P (la havle :))

2 yorum:

  1. Ne de güzel yazmışsın, yeniden yaşatmışsın tüm o yaptıklarımızı canım arkadaşım, asıl biz geldiğiniz, sıradan geçecek bir haftasonunu bu denli mutlu ve eğlenceli kıldığınız için teşekkür ederiz :) Baharda laleler açtığında, yel değirmenleri gezileri başladığında boyle bir haftasonu daha yaşamak için biz de sizi ziyaret edeceğiz Umut'la kesinlikle. Onun öncesinde ben Amsterdam toplantılarını bahane edip senin yanlızlığını paylaşmaya geleceğim her fırsatta :) Operim...

    YanıtlaSil
  2. Boyle karsilikli tesekkur edip duralim biz guzel oluyor:)
    Sartlar izin verse biz hep bulusacagiz Urunum ama vermiyorlar :( bekliyorum/z her zaman :)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails