6 Kasım 2015 Cuma

Bebekli gunlerin ardindan...

Ay ben ne buldum!
Urun Gonca kosun bakin ben ne buldum :)
Bizim balyanak simdi 4 yasinda oldu.
Sevgisi de kendisiyle buyudu.
Canim.
Daha 8 aylikken bize gelmisti ben de iste o gezinin ardindan yazmisim bunlari.
Ah bebegim benim!

Gunler su gibi gecti gitti. Hollandadan bir balyanak gecti. Teyzelerini, annesini guldurdu de guldurdu. Ilk kez anne karninda gezdigi sokaklari bu kez arabasinda arsinladi. Ardinda ona cok cok cok alimis bir teyze, teyzesinin evinde de kokusunu birakti ve evine dondu.... Bir dahaki gelisine yuruyor olur muhtemelen, sonraki gelisinde pesinden kosuyor oluruz dereye dogru gitmesin diye, belki bir sonrakinde masalarin ustunde resim cizeriz. O da boyle gule gule, guldure guldure buyur insallah :)

Bu bir hafta ilgincti cok ilgincti. Ben her daim bebekleri seven bir insan oldum ama hayatimdaki bazi bebekler baska ve suphesiz ki misafircik de o cok baskalardan biri. Annesinin ilk bebegimiz olacak dedigi gunu hatirliyorum, sonra ilk ultrason resmini, ilk tekmesinin videosunu, ilk uc boyutlu resmini, ilk testlerini... Daha neler neler... Dokuz aylik uzun bir bekleyise sigan nice guzel paylasimlar. 

Dogdugu gunu hatirliyorum sonra. Nasil bizi o gelen resimleriyle mutlu ettigini, nasil orada olmak istedigimi ve daha kirk gunlukken o kucagimda nasil merakla gozlerini kisarak bana baktigini... Liste uzun. O her daim hayatimizin tam ortasinda, her yaptigiyla, her yasattigiyla :) Bu bir haftada ise hayatimizi doldurdu her aniyla.

1 haftada ne mi anladim? Zaten biliyordum, zaten tahmin ediyordum ama cok zormus bebek bakmak gercekten. Bana degil elbette. Annesine. Biz aldik, oynadik, hoplattik gulduk, sevdik, guldurduk. Ama annesinin herseyi dusunmesi gerekiyor. Mama saati, alti degisecek, kiyafetleri degisecek, meyvesini yiyecek... Liste uzun. Elbette o yaptiklarini cok keyif alarak yapiyor ama zor hakikaten zor. Allah tum annelere kolaylik versin.

Bir de bu annelik vicdan muhasebesi. Acikinca yiyecek diyen bir annesi var bizim bebegimizin ama yemedigi zaman gozlerinde goruyoruz biz nasil da dusunuyor. disleri mi geliyor yoksa baska bir derdi mi var. Suyunu icti mi? bugun dengeli beslendi mi? Aman ne olacak yarin yer su sebzeyi diyor dili ama biz duyuyoruz keske bu kalani da bitirseydi diyor diger yani. Sanirim gercekten annelik bir vicdan muhasebesi.

Sunu da anadim tecrube cok onemli! Bana kalsa sanki hep usuyecek. Halbuki yerinde duramadigindan terliyor bile. neyse ki annesi var yok bize kalsa ya usurdu ya terlerdi kesin :)

Bir de yaziyordunuz ya bir kahkahasi dunyaya bedel. E oyle gercekten. Bir aksam Gonja teyzesi gelecek. E baya da gec gelecek. Hadi yatagini hazirlayalim dedik. Balyanak yatagin ustunde duruyor. Biz de sohbet ediyoruz bir yandan nevresim geciriyoruz. Sen bir gulmeye basla. Ama katilacak. Biz necvresim gecsin diye yorgani salladikca o yerlere yatiyor gulmekten. Hayatta nevresim gecririken bu kadar eglenecegimizi dusunmezdim :)

Ama en guzel gulusleri annesi odaya girince yuzundekiler. Onlarca oyuncak, etrafinda pervane hatta maymuna donmus iki teyze. Yok. Hepsi bir yana annesi baska bir yana. O gelince gozlerinin icine gelen gulucukler bambaska.

Restoranlarda, kafelerde, yollarda en son ne zaman bu kadar ilgi cekmistik onu da hatirlamiyorum. Bizimki de bildigin sebek ama :) Ona mavi boncuk, buna gulucuk, oburune kahkaha derken nereye gitsek bizim masaya bakmayan mekan ziyaretcisi kalmadi. Bu bebekli hayat ilgi cekiciymis anladim :)

Bu yasa gelmis uc kadin trenlerde koro halinde sarki da soyledik ya aman aglamasin diye bu bebekli hayat insana herseyi yaptiriyor onu da anladim. Hem de ne sarki:
Bak bir varmis bir yokmus eski gunlerde...
Guzel bir kiz yasarmis bogazicinde...
niye bu sarki demeyin, bilmiyoruz, o an ona guluyordu vallahi :)

Bir de bebekli hayat insani yaratici yapiyormus onu anladim. ne sarkilar yazdik, ne hikayeler, ne oyunlar. Gonja teyzesi hala
Alize tren gidiyormus
bizim eve gidiyormus 
soyluyorudr eminim. 
Ovunmek gibi olmasin benim bestem :)

Biz bu sacma sarkiyi soyledikce nasil guluyor ama :)

Guzelim benim. hep boyle gulsun! Sadece 8 aydir hayatimizda. Ama sanki hep varmis gibi. Sanki her sabah mailime onun resimleri geliyormus gibi. Dunya sebegi, teyzesinin bir tanesi  sen hep gul e mi :)
ozluyorum.

3 Kasım 2015 Salı

Yilginlik tabi ki yok!

Dunku yazidan sonra gelen yorumlar, mesajlar, whatsup mesajlari genelde yilma Gulcin diyordu.
E sen de boyle yaparsan diyenler oldu.
Ben Gulcin kesin umutlu bir seyler yazmistir, moralim duzelsin diye geldim sen de mi Gulcin diyen arkadasim da vardi.
Hakilardi.

Hepinize katiliyorum.
Yilginlik zamani degil.
Calismaya devam etme zamani.

Sadece biraz - ama biraz- dinlenmeye ihtiyacimiz var belki.
Biraz soluklanmaya.
Biraz sakinlesmeye.

Dun bir suru yazi okudum.
Sunu yazanlara katiliyorum.
Bu sonuc Haziranda ciksaydi seviniyor oluyorduk, simdi bu uzuntu niye?

Evet kendi adima Haziranda bu sonuca sevinirdim.
Cunku amacim hep soylemistim muhalefeti guclendirmekti.
Ve bu sonuc, bir onceki meclise gore cok daha iyi bir tablo kabul ediyorum.
Ama bu sonuc Haziranda olmadi.

Haizranda cok daha guzel bir sonuc oldu.
Hepimizi umutla dolduran bir sonuc.
Ve biz elimize gecen firsati kullanamadik.
Iste uzuntumun sebeplerinden biri bu.
O firsati kullanamayan muhalefet, kullandirtmayan iktidar da tabi ki ofkemin odagi.

Haziran'dan sonra cok sey oldu.
Yuzlerce insan oldu.
Asker, sivil, coluk cocuk yuzlerce insan.
Iste uzuntumun en buyuk sebebi de bu.
Bu olumlerde parmagi oldugunu dusundugum herkese de ofkeliyim tabi ki.
Madem sonuc bu olacakti; keske...

Ben acikcasi oylarini degistiren kesime cok kizamiyorum.
Anlamaya calisiyorum.
Bir sabit taban var. Ne olursa olsun fikri degismeyen. Onlari da anliyordum eskiden.
Ama ortaya cikan onca kasetten, delilden olaydan sonra. Bunlar hic olmamiscasina koru korune bir partiyi desteklemek benim anlayabilecegim bir dey degil.
Onlar bir kenara.
Ama dedim ya 7 hazirandan sonra oylarini degistirenleri biraz anliyorum.
Halk muhalefete bir sans verdi. Onlar bunu kullanamadi. Halk da sansi geri aldi diyenlere yakinim.
Ha politik durusum nedeniyle benim bu guruh icinde olmam mumkun degil ama anliyorum.
Korku siyaseti ise yaradi diyenleri de anliyorum.
Anlamak care olsa.

Nihayetinde yanarim yanarim gidenlere yanarim.
Ama tam da onlara yandigim icin tabii ki kendi kucuk dunyama donecek, benden sonrasi tufan diyecek degilim.
Bakmayin oyle yildigima, toparlanrim. Toparlaniriz. Eminim.

Aslinda soyle.
Biz beyaz yaka ozel sektor calisanlari, proje odakli calismaya cok alismisiz.
Projeye baslariz, her seyi duzgun yapariz ve sonuclari aliriz.
Duzenimiz bu.
Simdi alamadik ya sonucu.
Aliskin degiliz buna.
Bundandir saskinligimiz.
Ama gecer biliyorum.
Cunku biz ozel sektor calisani, degisen sartlara uymayi da biliriz.
Projemiz basarisiz olursa, onu kurtarmayi da iyi biliriz.
Isimiz bu bizim.

Hep diyorum, bu memlekette vatandaslik bildigin meslek.
E o zaman tabi ki yilmak yok.
Aynen islerimizde oldugu gibi, vatandasligimizda da vazgecip gidecek degiliz.
Iste hesaba katmadiklari bu bence.
Beyaz yaka inatcidir, beyaz yaka yeni yollar denemeye aciktir, beyaz yaka kolay kolay pes etmez!
Ne bu yardan geceriz, ne bu diyardan gideriz.
Simdi ben ingilteredeyken bu soylemem komik oldu da, siz anladiniz beni :)

Ama biraz soluklanalim.
Izin verelim kendimize soluklanmak icin.
Sonra tabi ki devam edecegiz yola.
Yilmak yok, umitsizlige kapilmak da yok.
Eger ki dun sizi uzduysem kusura bakmayin.
Anlik bir serzenisti.
Gececek, biz yine umutvar olacagiz.

Umarim koru korune umuda tutunmayacagiz da, gercekle yuzlesip, sadece yaptiklarimizi tekrarlayarak degil, yeni seyler deneyerek yola devam edecegiz.
Yani...
Polyanna Gulcin cok yakinda ama ayaklari daha yere basarak geri gelecek efendim.

Iyi gunler diler.
Umududa, yilginligi da paylastigimiz hepinizi sevgiyle kucaklarim :)

2 Kasım 2015 Pazartesi

Ozur dilerim

Aylardir suren heyecan, umut, merak... sona erdi.
Bitti.
Secim bitti.
Secimle beraber sanirim benim umutlarim da bitti.

Bilen biliyor.
Iflah olmaz bir iyimserim.
Polyanna diyor arkadaslarim bana, haklilar, cogu zaman oyleyim.
Ama bugun bu blogda umut yok.
Kusuruma bakmayin.
Bugun boyle.
Beni mazur gorun.

Elimizden geleni yaptik diye dusunuyorum.
Calistik.
Umutlu kaldik.
Inandik.
Ama demek ki bizim naif duygu ve inanclarimizla yenemeyecegimiz seyler var hayatta,
Onlara karsi elimiz kolumuz bagli kaldi ne diyeyim.

Icim rahat.
Cok inandigim bir oy verdim.
O oyun da baska oylarin da pesinden kostum.
Pirlanta gibi insanlar var hayatimda hepsinin o oylarin pesinde kosusunu izledim.
Kimisi sandik basindaydi, kimisi onlara yemek tasidi.
Biz halk olarak elimizden geleni yaptik diye dusunuyorum.

Icim rahat degil.
Yetemedik cunku.
Cunku bilinmez bir yolda ilerleyecegimiz kesin artik.
Kendimi dogdugum, buyudugum, orada yetismekten hep gurur duydugum ulkeme ne yalan soyleyeyim cok uzak hissediyorum.

Ama gercek bu artik.
Ve belki de inandiklarimizi, inanmak istediklerimizi degil gercekleri yasamanin, onlarla yuzlesmenin vakti...

Dun yeter be, uzmeyecegim artik kendimi fazini yasarken bu sokun, ki 5 dakikada falan gecti o halim, soyle bir tweet gordum.
553 haftadır çocuklarının katillerinden hesap sormayı bekleyen Cumartesi Anneleri yılgınlığa düşmediyse, bizim de düşecek yüzümüz olmamalı.
Ne diyeyim, dogru.
Ama an itibariyle yilginim.

Sonra bir de bazi oy vermek zorunda kalanlari okudum. 
Ofkelenmeyin hemen.
Iste bu da bir gercek.
Basiniza, daha da onemlisi torurnlarinizin cocuklarinizin basina silah dayanmasi diye de bir gercek var bu dunyada.
Cizrede yasananlari yasamak zorunda kalmak diye bir gercek var bu dunyada.
O yuzden ay bu ulkenin yarisi aptal, ay soyle ay boyle fazi yok benim sokumun.
Uzgunum, evet bazi insanlara cok ofkeliyim de ama...
Ama iste yetemiyoruz bazi seylere.
Kahretsin ki yetemiyoruz!

Daha da konsumak istemiyorum bugun.
Sadece ozur diliyorum Ali Ismail. Ozur diliyorum Berkin. Ozur diliyorum Ceylan. Ozur diliyorum Suructaki gulen gozler. Ozur diliyorum Ankaradaki baris gonulluleri. Ozur diliyorum zorunlu askerlik gorevinde yitip giden gencler,. Ozur diliyorum eli yureinde bekleyen anneler. Ozur diliyorum duzenin kurbani olan hepimiz. Size karsi yuzum egik. Keske daha iyisini yapabilseydik. Keske boyle olmasaydi. Keske elimizden daha iyisi gelebilseydi. Ozur dilerim. Ozur dilerim.  

30 Ekim 2015 Cuma

Guzel bir veda...

Sevgili blogum,
Dun ileride hatirlamak isteyecegim bir gundu.
Eger bugun telefonumu evde unutmamis olsaydim, fotograflar da ekleyecektim dunden sana.
Ama unutmusum iste.

Malum Pazartesi itibariyle yeni bir donem basliyor benim icin.
Eski rolumle vedalasip, yenisine merhaba diyecegim.
Bizim sirkette boyle biraz uzun suruyor gecis donemleri.

Ben veda yapmayin bana demistim. 
Duygusal bir insanim agir gelir bana demistim.
Ama olmaz dediler.

Ya zaten epi topu 2 kat asagiya tasiniyorum, ayni binadayiz bosverin demistim.
Ama olmaz, zaten kucuk bir sey aramizda toplanip birer kadeh icip dagilacagiz dediler.
Peki dedim.

Dun aksamdi o veda.
Dun aksam soyledikleri yere gittigimde beni balonlarla suslenmis bir masa bekliyordu.
Bir suru arkadasim oradaydi.
Hatta cocuklari, bebekleri olanlar bile bakici ayarlayip gelmisti ki Londrada bakici ayarlamak ne zor ben bile biliyorum.

Yedik, ictik, sohbet ettik.
Bana kartlar verdiler. Hatta hediyeler bile verdiler.
Direktorum de benimle ilgili soyledikleriyle bana en guzel hediyelerden birini verdi.

Ve dediler ki...
Buradayiz, unutma bizi, Biz seni cok ozleyecegiz, sen de ozle bizi.

Ozleyecegim.

Dun aksam bu son 2 yildaki emegimin, cabamin hic de bosa gitmedigini hissettim,
Iyi ki de oyle calismisim dedim.
Iyi ki de boyle yasamisim bu iki yili.
BU his, gercekten cok guzel.

Boyle projelerden ayrilirken hep sunu soylerim.
Umarim arkamda kotu bir hatira birakmamisimdir.
Cunku en onemlisi bu.
Basarilar da, basarisizliklar da unutulur.
Ama kalp kirdiysan o fena.
Sanirim kirmamisim.
Ya da umarim.

Guzel, tadinda, beni cok mutlu eden bir veda oldu bu.
Simdi yeni maceraya basliyorum.
Ve bu kadar guzel insanlarla yolum kesistigi icin sukrediyorum.
Boyle olsun da calisma hayati, seve seve calisalim.

Iyi haftasonlari efendim...


28 Ekim 2015 Çarşamba

Sikayetciyim blogger arkadasim!

Gun icinde ofisteyken Gonca ve Urunle surekli haberlesiriz biz.
Mail, gtalk artik ne oliursa. 
Birimizden biri mesgulse daha az konusuyoruz ama sonucta gun icinde mutlaka birbirimizden haberimiz oluyor.

Bu konusmalar sirasinda dinledigimiz muzikleri falan da paylasiyoruz. 
Hani bak sunu dinliyorum cok guzel, sen de dinle falan diye konusuyoruz.
Hah iste bir gun boyle konusurken bu Gonca insani bana bu sarkiyi yolladi,
GB super sarki, takildim dinliyorum, sen de dinle.

Iyi dinledim.
Ezginin gunlugu - Zerdali. 
Sarki cok guzel. Cok cok guzel. 
Takildim ben de bir sure.
Donuyorum dolasiyorum dinliyorum.



Sessizlik sensiz gecelerim
Fincana kahve koydum gel.
Bugun seytana uydum gel.
Ay dogdu dagin ustunden aman aman.
Dallarda beyaz cicekler.

Dinliyorum da dinliyorum. 
Ama bir sure sonra farkettim ki ustumde bir gariplik var. 
Boyle canim sikkin.
Gozlerim dolu dolu.
Anlamsiz bir ic bunalmasi.
Ya ne oluyor bana, bu sebepsiz melankoli de nereden cikti derken...
Farkettim ki bu haller hep sarkidan!
Ne zaman donup donup bu sarkiyi dinlesem iste o garip ruh hali gelip ustume yapiysiyor. 
Biraktim dinlemeyi.
Hemen bir iyilesme gozlemlendi ruhumda.

Ama bu Gonca birakmiyor ki uzak kalayim sarkidan.
Toplantilardan geliyorum bir link. Aciyorum bu sarki.
Arada ay GB cok guzel bir sarki diye bir sey yollamis. Bakiyorum bu sarki. 
Ya surekli yolluyor bu sarkiyi bana.
Sikayetciyim blogger arkadasim bunalima sokuyor beni yahu :)
Olmaz ki efendim.
Olmaz ama!

Huzurlarinizda beni bunalimlardan bunalimlara sokan bu sarkiyi, Goncanin surekli bana gondermesinin yasaklanmasini rica ediyorum.
Evet sikayetciyim blogger arkadasim!

Ama bir saniye!
Yasaga karsiyiz biz ya.
Olmadi simdi.
O zaman ben kaderime razi mi olsam?
Sarki da cok guzel alsinda.
Bir daha mi dinlesem?

E hadi o zaman.
Fincana kahve koydum gel.
La la la la...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails