23 Mayıs 2011 Pazartesi

Kacak...

laf aramizda, ben kisa bir sureligine de olsa Izmir'e kactim :)
ozlemtisim, cok mutlu oldum :)
cok yemek yedim cok; kesin iki uc kilo aldim.
Ilk defa M.u.htesem Y.u.z.yil izledim S.u.l.uman ve H.u.r.rem ile muserref oldum.
alisveris yaptim yeni ciciler aldim :)
cok tatli yedim cok; kesin 2-3 kilo aldim.
akrabalarimizi gordum mutlu oldum.
s.u.r.vivor'a da ilisti gozum ne cok agliyorlar sasirdim.
izmirimin bir ucundan bir ucuna kostum durdum cok gezdim cok eglendim:)
cok dondurma yedim cok; kesin 2-3 kilo aldim.
minik bir guzellikle tanistim gormeden sevdigimi simdi daha da cok sever oldum.
arkadaslarimi gordum tadina doyamadigim sohbetler yaptim :)
cesmemin guzel havasinda kumrumu yerken denize dalip gecen yaza gittim geldim.
zaman yetmedi elbet ama bu kisa arada olabildigince sevdiklerimle ozlemimi giderdim.
veee 10 yil sonra yeniden kisa sayilabilecek sacli oldum :)
iyi ki kacmisim :)

17 Mayıs 2011 Salı

Blogum bir yasinda(ymis)!

Tam bir yil oldu ben yeniden Gulcince yazmaya baslayali, baska bloglarla tanisali ve benden uzak benim gibi dusunen arkadaslar edinmeye baslayali.(*)

Hani gecen gun anlatmistim ya blog hikayemi, iste bu yuzden seviyorum ben blogumu, blogum benim canim demistim ya. Iste bu yaziyi yazarken de aklimdan gecenler hep ayni.

Gecen bir yila bakiyorum ilk yazilar nasil urkek, nasil dikkatle secilmis her kelime. Ozellikle uc yil basi bos birakilmis bloguma karsi nasil da boynu bukuk nasil da mahzun kelimeler cumleler. Asil sebep baska tabi o zamanlar ben yilginim, ben bikkinim, ben enerjisizim. Hayatta is disinda tutunacak bir sey ariyorum. Gunleri neseli kilmak daha dogrusu gunlerin neseli oldugunu gorebilmek icin bir sebep bakiyorum umarsizca. Iste bu yuzden o gune kadar ertelediklerimden birini yapmanin saskinligini bir yandan da mutlulugunu yasiyorum ilk yazilarimda. 

Baktikca gormeye basliyorum yasadiklarimin yuzumu gulduren yonlerini. Hatta oyle seviyorum ki yazmayi gozlerimi nemlendirenleri de yazmadan edemiyorum bir sure sonra buralara. Blogum olmasa belki de sadece evet guzel gunlerdi diyerek ozetleyiverecegim bir yilda uzerine yazi yazabilecegim seksenin ustunde ayri sey yasamisim.Yillar sonra o yillarda neler olmustu dedigimde acip okuyabilecegim(iz) seksenin ustunde ani var artik bu blogta. 

Anilarin yaninda bu bir yilda bloglar araciligiyla onlarca yeni arkadas edinmisim. Hayatta parayla satin alamayacagimiz en onemli seylerden biri deneyimdir der cok sevdigim bir buyugum. Ben de boyle dusunurum hep, bloglar sayesinde karsilik beklemeden deneyimlerini benimle paylasan onlarca arkadasim var simdi buralarda. Yazdiklarimda sevincimi huznumu benimle paylasan, yorumlar yaparak beni mutlu eden, ne yapiyorlar acaba diye meraklanip sayfalarina baktigim onlarca yeni arkadas vermis blogum bana. 

Iste bu yuzden blogumla mutluyum
ve iste bu yuzden blogum benim canim 
ve iste bu yuzden iyi ki bir yildir benimlesin sevgili blogum :) 
Bugun blogumun birinci yili doldu.(*) 
Bana boyle guzellikler hediye eden bloguma bir pastayla tesekkur etmesem olmazdi J


Iyi ki varsin blogum! 
Unutmadan yazacagimiz, yazdikca mutlu olacagimiz nice yillara!

(*) Yaziyi eklerken baktim da megerse ben Gulcinceye yazmaya 2 Mayis 2010'da baslamisim yani resmen ve alenen gecen yil bugun degil! gecen yil  bugunden 15 gun once:) 
Misafirdi seyahatti derken aklim karismis gitmis. E ne yapalim gec olsun guc olmasin diyorum bir de kendime de gulmeden edemiyorum :)
Imza: Suursuz blogger Gulcin :)

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Icimdeki ses


Gectigimiz Cuma hava guzel olunca ofisten eve yuruyerek geldim. Ozan bir yemek icin disarida olunca ben de kendimi aksam yemegi hazirlama isinden azad ettim. Eve gelirken aldigim zararli yiyecekleri bir tepsiyle kendime servis edip, evin tum pencerelerini actim ve sevdigim bir programin karsisinda aksam keyfimi yapmaya basladim. Keyifliydim. Hafta sonu gelmisti. Gunesin cekildigi zamanlarda soguk kendini hissettiriyor olsa da pencereden gelen temiz havayla aksam serinliginin tadini cikariyordum. Yemegimi yedim, elimde kumanda aksam keyfine devam ettim. Ta ki kafamin icindeki bahar geldiginden beri beni rahat birakmayan o ses yine yeniden konusmaya ve bana kucuk dertciklerimi hatirlatmaya baslayana kadar.

 “Vaktin var heralde?”

Onunla muhatap olacak degilim keyfime baktim.

“Dolaplari da duzenlesen ne iyi olur.”

Program da guzelmis diye dusundum kendi kendime onemsemedim dediklerini.

Dolaplar… Dolaplar…. Dolaplar….

Yok saydim onu. Yok susmadi.

Dolaplar… Dolaplar…. Dolaplar….

Biraz azalsin sesi diye televizyonun sesini actim. Yok o da bagirdi

Dolaplar… Dolaplar…. Dolaplar….

Dayanamadim kalktim yerimden. Dolaplarin basina gectim. Dolaplarin oldugu odanin da camlari acikti. Soyle bir keyifle dolap duzenlerim degil mi ama diye dusunuverdim. Icimdeki ses mutluydu. Ben mutluydum. Sakin sakin dolaplari duzenledim. Tam isimi bitirmenin huzuruyla dinlenme keyfime devam edecektim ki yeniden konusmaya basladi. Arsizca doyumsuzca taleplerini siralamaya devam etti:

Aferin. Bak ne guzel oldu. Simdi de bir evi supur. Sonra camlar hep acik bir toz al. Sonra aslinda bahar gecti gitti sen bir bahar temizligi bile yapmadin degil mi Gulcin?

Nefret ettim o sesten de bana yaptirmaya calistiklarindan da. Biliyordum hakliydi, biliyordum o islerin de yapilmasi gerekiyordu. Ama ya guzel hava ama ya bahar ama ya keyif? O sirada disaridan keyifle sokakta dolsan insanlarin sesi geldi. Ve ben anneanneme gittigimiz, annemin yine yerinde duramayip soyle bir evi toparlamaya kalkistigi, beni de anneannemi oyalamam icin odada biraktigi bir gun beni atlatip anneme seslenen anneannemin ses geldi kulaklarima. Anneannem diyordu ki:

Talihim kizim yeter temizledigin. Aksama kiz istemeye mi gelecekler bizim eve. Oldugu kadar olsun!

Anneannemin sesinden aldigim gucle icimde arsizca konusan sesin vurdum kafasina susuturdum onu! Ciktim sokaga. Hava cok guzeldi. Disarisi kalabalikti. Karistim kalabaliga oh be keyif yaptim J

Haketti ama. Bu kadar ustume gelmeseydi, yaptigimla yetinseydi aramiz hic bozulmayacakti.Yapacagim yapacagim derin temizlik de yapacagim ama simdilik oldugu kadar olsun aksama kiz istemeye mi gelecekler bize ya. Bizim evde istenilecek kiz bile yok ki daha! 
:)

Bugun de buna cok guldum :) Yamyamlar...

Bu sabah cay-kahve odasinda departman sekreterimiz tarafindan duvara asilmis bir yazi gordum. Yazinin basligi “Yamyamlar„.

Yazinin asil icerigi olan fikra baslamadan once de ufak bir not var: Belki bir fikir verir...

Sonra fikra (?) basliyor:

Yakin zamanda, buyuk bir sirket eleman cesitliligini arttirmak icin bir gurup yamyami ise almis. Insan Kaynaklari muduru ise alinan yamyamlarin karisina gecmis ve demis ki:

“Artik bu takimin bir parcasisiniz. Sizinle iyi bir calisma ortami kuracagimiza inaniyorum. Burada calisan diger calisanlarin sahip oldugu haklarin hepsine sahip olacaksiniz. Kantine giderek istediginiz yemegi yiyebilirsiniz ama tek bir kural var: calisanlarimizi yemeyeceksiniz.”

Yamyamlar hicbir calisana dokunmayacaklarina dair soz vermisler. Aradan dort hafta gecmis. Mudurleri yamyamlari yanina cagirmis ve konusmaya baslamis:

“Hepiniz harika calisiyorsunuz, performansinizdan cok memnunum. Ayrica sirketin genel performansinda da ciddi bir yukselme oldugunu gorduk. Ancak sekreterlerimizden biri aniden ortadan kayboldu. Aranizda  O’na ne oldugu hakkinda bir bilgisi olan var mi?”

Yamyamlarin hepsi kafalarini sllarayarak cevap vermisler: “Hayir”

Mudur supheyle onlari suzdukten sonra yanlarindan ayrilmis.  Mudurleri ayrildiktan sonra yamyamlarin lideri sinirle gurubuna donmus ve sormus: “Siz a.kilsizlarin hangisi o sekreteri yedi?”

Cekingen bir el yukselirken yamyamlarin liderleri sinirle bagirmaya devam etmis: “Seni akilsiz! Tam dort haftadir mudurleri yiyoruz ve kimse bir sey farketmedi. Tam duzenimizi oturttuk diyorduk ama hayirrrrr, sen gidip gercekten is yapan birini yiyerek herseyi berbat etmek zorundaydin degil mi?”

Fikra(?) boyle bitiyor J

Ben cok guldum. Ama fikraya da degil sekreterimizi kizdiranlarin bu fikrayi hemen hemen herkesin gun boyu defalarca ugradigi kahve odasinin duvarinda gorunce yuzlerinin alacagi hale J

Ben masumum gercekten bir sey yapmadim J Ama yapanlara az bile yapmis bence. Kendisini bu sessiz ama etkili eyleminden dolayi kutluyorum. Tam anlamiyla cok sevdigimiz Dilber halamizin deyimiyle lafini ortaya koymus. Begenen alir gider, begenmeyen birakir kacar J

Yuru be sekreterimiz J

PS: Sabah blogger calismadigindan yazi yazamiyordum. An itibari ile yazi kalkmis durumda. Ya sekreterimiz sakinlesti ya da artik birileri daha kizgin. Eyvah :)

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Yurt disinda yasayarak ogren(eme)diklerim (2)

Bu hafta sonu dusundum de...
Bir insanin (mesela Gulcin
normal sartlarda sahip oldugu seylerin (mesela Izmirde guzel hava ve gunes
degerini bilmesini istiyorsan; 
O’nu bir sure (mesela 2-3 yil
bundan nahrum birakacaksin (mesela kuzey avrupaya yasamaya gondereceksin). 


Bak o zaman o sahip olduklari nasil kiymetli oluyor (mesela biraz ruzgar olsa bugun deniz havasi yok diyerek evde oturan Gulcin, su celik gibiyken deniz kenarinda nasil da keyif yapiyor J )


E derler ya A.llahin sopasi yok boyle burnun surter iste oh olsun sana Gulcin J

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails