27 Haziran 2019 Perşembe

Sabah insani olmak ya da olmamak iste butun mesela bu!

Bundan yillar yillar once sirkette bir egitime katilmistim. Kisisel verimi arttirmakla ilgili bir egitimdi. Zaten sirkette egitimler genelde oyle daha cok nasil calisirsiniz! temali oluyor. Ve bne de o yuzden egitimleri ve egitime gitmeyi cok sevmiyorum.  Ama bu egitimi sevmistim. Diyordu ki herkesin calisma tarzi, sekli, verimli oldugu saat baskadir. Biz bu egitimde size, sizin verimli oldugunuz saati bulmaniz icin yardimci olmaya calisacagiz. E peki dedim, dinledim. 

Yarim gun surmustu egitim, bir suru alistirma yapmistik. Ve sonunda herkes en verimli oldugu 2 saatlik araligi secmisti. Benim enverimli oldugum 2 saatlik araliklar ogleden sonra 3-5, 5-7 arasi idi. Ya da gece. Bence nokta atisi olmustu. Ezelden beri benim calisabildigim saatler evet bunlardi! Asla sabah insani olmadim, asla sabah calismayi sevmedim.

Egitimde, benim gibi sabah insani degilseniz, su onerileri yapmislardi:
- Sabaha mail cevaplama gibi hafif isleri koyun. 
- 10 gibi - bir gun onceden bitirmediginiz- bir ise baslayin. Yeni ise baslamaktansa, bitmemis ve bir gun once verimli saaatte basladiginiz bir seyi bitirmek iyi olabilir. (ben bunu zaten hep yapardim!)
- Asla elinizin normalde varmadigi bir isi sabaha planlamayin
- Verimli oldugunuz saate, yapmayi hep ertelediginiz bir seyi koyun ve onu yapip bitirmeyi amaclayin
- Kosullar el veriyorsa ise daha gec gelin, daha gec cikin.


Ben zaten egitimden once de az cok bunlari yapardim. Ama egitimden sonra daha bilincli olarak bunlari uygulamaya basladim. Cok da ise yaradi. Kendimce bir calisma duzenim vardi.

ise 9 gibi geliyordum. Daha eken yok! 
Saat 10:30 a kadar falan toplanti yapmiyordum. Yaparsam da sinirli oluyordum zaten bu herkes icin daha iyiydi :)
9-10:30 arasi mail cevaplama, geyik yapma, blog yazma gibi seyler yapiyordum.
10:30 gibi ekip toplantisi koyuyordum. Ki ekiple konusmak beni hep motive eder, calismama vesile olur.
Gunun sonrasi geliyordu.
Ve en onemlisi ogleden sonra daha iyi calisabildigim saatleri iyi degerlendirmeye calisiyordum. Cocugumun olmadigi zamanlarda mutlaka herkes ciktiktan sonra oiste 1-2 saat daha kaliyor iste o zaman en verimli donemi yasiyordum. Bir sey mi dusunecegim. plan mi yapacagim, yeni bir fikre mi ihtiyacim var. Iste o anlar icin hep ama hep o herkes gittikten sonraki zamani kullaniyordum.

Sonra cocugum oldu...

Ve benim o alistigim ve verimli calistigim duzenim artik yanina bile yanasamayacagim bir hayal oldu. 

Bizim evde gun erken basliyor. Deniz su aralar 7ye kadar uyuyor olsa da genelde 6-6:30 arasinda kalkar hep. Sonrasi kosturma. Kahvalti, oyun, Denizi hazirlama, krese goturme derken (ki her gun ben goturmuyorum, oyle olsa yandik) benim yine ise en erken gelisim 9 hatta 9:30 oluyor. Bu kisimda sorun yok. Velakin artik aksam gec cikamadigim icin gun kosturmayla geciyor.

Denizi aksam ben alacaksam en gec 16:30da cikmis olmam gerekiyor. E zaten 9da geliyorum 16:30 da da cikinca gun biraz kisa oluyor. Ama baska carem yok, Denizi ben alacaksam daha gec cikmam mumkun degil. O yuzden Denizi her gun ben almiyorum zaten. Almadigim gunler de 5:30 a kadar iste kaliyorum. Hatta bu  aralar isler cok yogun oldugu icin 6ya kadar kaldigim da oldu. Ama eskisi gibi herkesin gidip de benim ofiste sessizlikte calistigim duzen tabi ki mumkun degil.

Iste caisan anneligimde beni en zorlayan sey bu. Bir turlu tam verimli calisamiyorum sanki. Evde deniz uyuduktan sonra devam ediyorum calismaya biliyorsunuz. Ama o da ayni olmuyor. Ha sabahlarsam sahane calisiyorum da o da insani bior duzen degil.

Amma velakin, ofisten cikip ara verince, yeniden tempoya girip calismam baya vakit aliyor. Yani ben kendimi anladim, ben calismaya basaldigimda oyle cok motive olmuyorum, calistikca motivasyonum ariyor. O yuzden aksam saatlerinde ofisten cikmadan yaptigim isler baya iyi oluyor. Ama eve gitmek icin ara verince sanki basa donuyorum. E arada Denizle oyna, uyut, ertesi gunun yemegini yap derken kafa iyice sifirlaniyor tabi. Tekrar ayni verime ancak 10da calismaya basladiysam 1 gibi falan ulasiyorum. E her gece nasil yapayim ben bunu? Bir de niye yapayim tabi, deli miyim!

Iste boyle, bu aralar ozellikle yeni bir is ogrendigim icin cok zorlaniyorum. Bir turlu tam konsantre olamama hali var ustumde. Kendi verimimden mutsuzum ama yapacak bir sey yok. Ben calismaya baslayali neredeyse 2 yil oldu, duzelir yeni duzene uyarim diye umuyorum ama daha umut yok :)

Ben de iste yuvalaniyorum, gunu kurtariyorum ve sabah insani olmak icin degismeye calisiyorum. Ama vucut alismis 10 senedir boyle calismaya, olmuyor. 

Varsa bana oneriniz deneyeyim. Yoksa boyle yuvarlanip gidecegim :)    

24 Haziran 2019 Pazartesi

Ehliyet sorunsali

Haftaya Pazartesi ehliyet sinavina girecegim. Daha once defalarca kaldim. Dolasiyisyla oldukca stresli hissediyorum. Bu garip bir dongu oldu zaten. Stres oldukca kaliyorum, kaldikca stres oluyorum. Of ki ne of.

Ben hayatimda hicbir seyde su ehliyet konusaunda basarisiz oldugum kadar basarisiz olmadim. Hicbir seyde. Resmen hayatimin en buyuk basarisizligini yasiyorum son bir senedir. Gecemiyorum sinavi gecemiyorum. 

Aslinda araba kullaniyorum. Hatta su son sinav icin ogretmen degistirdim hani bir degisiklik olsun diye. Iste ogretmen sizi ogrencileri arasina almadan once bir test surusu yapiyor. O test surusunde adam bana senin kalman imkansiz sen baya deneyimli gibi suruyorsun dedi. Imkansiz falan degil dedim, bildigin kaliyorum!

Yani araba kullanamiyor degilim. Kullaniyorum ama sinav gunleri demek ki yeterince iyi kullanamiyorum. Yoksa neden kalayim. 

Bir noktadan sonra fenalik da geliyor insana. Bana geldi yani. Sanki yeniden kalacakmisim gibi geliyor daha sinava hazirlanirken bile. E o da cok iyi bir sey olmuyor tabi. Kafami bosaltmaya calisiyorum, rahatlamaya calisiyorum ama icimdeki o garip sikinti gecmiyor. Resmen sinavi dusununce bile bunaliyorum. Allahim resmen travma oldu!

Ingilteredeehliyet almak mesakatli bir is. Her seyi oldugu gibi, bunu da kazanc kapisina cevirmisler. SInavlara hazirlanmak para, sinav para. Yani her kalisimda bir de bir suru masraf cikiyor. Ona da ayrica sinir oluyorum. Colugun cocugun rizkini ehliyete gomduk :( Para en onemsiz kisim tabi de yine de sinir bozuyor.

Asil onemli olansa, ben bu sinavi neden gecemiyorum? Neden?

Hocalar iyi kullaniyorsun diyor, kalman icin sebep yok diyor, gecersiz sen diyor. Hatta ben kalinca en cok hoca sasiriyor, nasil oldu diyor. E olmus ki kalmisim iste! Kalmisim gelmisim yine boynum bukuk sinav merkezine,


Cok bunaldim. Ama hakikaten cok bunaldim bu ehliyet isinden. Bazen diyorum belki de araba kullanmak bana gore degil. Beceremedim iste kabul edeyim. Ama ote yandan oyle sacma sebeplerden kaliyorum ki (sag seride erken gectin, park etmis arabalara yakin gittin carpabilirsin - e carpmamisim 45 dakika sinavda iste!-) burada birakmak icime sinmiyor. Ama bunaldim. Hakikaten cok bunaldim bu ehliyet isinden.

Gayet pozitif olmaya calisiyorum. Yapacagim ben bu isi diyorum. Zaten kullaniyorum arabayi, niye gecemeyeyim ki diyorum, aslanim kaplanim olacak bu is diyorum. Diyorum da icimdeki heyecani bir turlu  atamiyorum. SInav deyince bile sanki gogsume bir okuz oturuyor, oyle bir sikinti. Bu sikintiyla ya gecemezsem yine diye de korkuyorum.

Aslinda cok da onemi kalmadi. Eski isimde ofise arabayla gitmek yolumu cok kisaltacaktu. O yuzden ehliyet onemliydi. Ama bu yeni is zaten merkez Londrada. Yani ehliyetin gundelk hayatimi kolaylastiracagi yok. Ama iste haftasonlari yine de iyi olur. Boyle hep Ozana bagli oluyor hayatimiz.

Bir de bir sey oldu...

Gecen aksam denizi kresten ben aldim. Evin yakininda parklar var ama bir de arabayla gittigimiz park var. Oada trampolin var. Deniz o trampolini cok seviyor. Oraya gitmek istedi. Ben de araba yok annecim gidemeyiz dedim. Arabayi gosterdi burada diye -sabah ozan birakmisti arabayla, araba hakikaten oradaydi- Evet Denizcim ama ben kullanamiyorum arabayi, baba lazim dedim. Niye dedi? Ben bilmiyorum araba kullanmayi Deniz dedim. Oyle bir bakti ki bana.

Kizima hayatta herseyi yapabilirsin derken, insanin ogrenemeyecegi sey yoktur Deniz derken ben bilmiyorum demek agir geldi. Ogrenirim ama dedim toparlamak icin, insan her seyi ogrenebilir Deniz dedim. Simdi anne araba kullanmayi ogreicek ziplamali parka gidicez diyor.

Onun istedigi bir seyi, ustelik elimizdeimkanlar varken (yani araba orada yatiyorken) yapamamak agir geldi bana. Tabi ki istedigi herseyi yapamam. Arabamiz olmasa mesela, bunu Denize anlatirim, paramiz yetmiyor derim. ANlatmaya calistigim bu degil. Ama su araba isi, benim ogrenemedigim bir sey ya. O agir geldi.

Deniz de her cocuk gibi cok dusuyor. Ona her dustugunde ccuklar dusebilir Deniz, boyle boyle ogrenirler kosmayi, ziplamayi (ne yaparken dusuyorsa iste onu) diyorum. Deniz bezi birakirken bir suru kazalar oldu, hala da oluyor. Ona hep, ogrenmek boyle bir sey Deniz, ogrenirken kazalar olabilir. Bak sen simdi ogreniyorsun dedim/diyorum. Ve kendime gelince su ehliyet isinde dusmekten ote bir yere gidemiyorum :)

Ben ehliyet isinde hep dusuyorum ama bir turlu yurumeyi kosmayi halledemiyorum :)

Kendime haksizlik etmek degil niyetim, sonucta derslere basadigimda arabayi yerinden kaldiramiyordum. SImdi baya araba kullaniyorum ayzdigim gibi ama iste sinavi gecememek ben de baya sikinti oldu anlayacaginiz uzere. Psikolojik bir bariyer var sanki aklimda, kalbimde, icimde. SInav gunu saati gelince disariya cikan bir canavar gibi. Kurtulamiyorum ondan :(

Gecen gun ogretmen bana, Gulcin sinavi gecmek icin senin daha cok araba kullanmaya ihtiyacin yok dedi. Sen iyi araba kullaniyorsun, bu araba kullanma sinavi gecer dedi. Senin bu sinavi gececegine inanmaya ve rahatlamaya ihtiyacin var dedi.

Soylemesi kolay!

Ne yapsam ne etsem de bu bir haftada rahatlasam ben de bilemiyorum Ama dilerim bu sefer olur. Dilerim bu sefer seytanin bacagini kirarim da gecerim bu sinavi. 

Gecersem insallah gecersem, Denizi ziplamali parka goturecegim. Ve bak annecim ben bile araba kullanmayi ogrendim, sen bu hayatta istedigin her seyi ogrenebilirsin diyecegim.

Insallah.
Ah bir gecsem. Ah bir gecsem.
Insallah. 

#herseycokguzeloldu

Secimler iptal edildiginde umutsuzluga kapilmstim. Yine kazanamaz diye degil, niye bir daha secim olmasi gerekiyor ki diye. Demokrasi dedigin, sandiktan cikana saygi degil miydi? Biz secimle bile istedigimiz insanlari secemeyecek miydik? Sectigimizde secim yenilenecek miydi? Bundan onceki secimlerde de biz sonucu begenmemistik ama iptal ettirmemistik. Zaten oyle bir gucumuz mu vardi? Gucu olan isterse secimi iptal bile edebilecek miydi? Demokrasinin sonu gelmis miydi? Iste bu yuzden uzulmustum. Secimlere inancimi kaybetmekten korkmustum. 

Ama sonra o meshur ceket cikarma sahnesi olmustu. Vay be demistim, benim umutsuzluga kapilma hakkim var mi? Asil calisacak olan,  dur bastan baslayalim, ben buradayim, daha cok calismaya da varim derken, oturdugum yerden benim umutsuzluga kapilma hakkim var miydi?

Yoktu. Hicbirimizin yoktu. Ve hepimizin ihtiyaci olan da "umudunuzu kaybetmeyin" diyecek bir insandi. Ve bu kez o insan vardi!

Gectigimiz 2 ay hep onu izledim. Nasil vazgecmiyordu, nasil sinirlenmeden durabiliyordu. Aslinda biz de eskiden boyleydik 2014ten once falan. Ama tukenmistik, bitmistik, sabrimiz kalmamisti. O nasil sanki 2014ten oncesinde kalmis gibiydi? Yoksa onunla birlikte yeniden o zamanlara donmek mumkun muydu?

Belki. Belki de degildi. Yasayip gorecektik.

Dun secimleri heyecanla bekledim. Bir yandan kazanacagina emindim, bir yandan kaybedecekleri secime girerler miydi diye dusunuyordum. Bundan nefret ediyordum iste. Kotu dusunmeyi ogrendik. Resmen kotu dusunmeyi ogrendik biz. Artik icim tamamiyla rahat, her sey her zaman kuralina uygyn gidecek, demokratik bir duzen var ve geregi yasanacak diye dusunemiyordum. Icimde bir yerlerde bir seyler ya bir oyun donerse diyordu. Eskiden bu hissi de bu dusunceleri de bilmezdim. Ogrendim.Ve bunu hic ama hic sevmiyordum.

Ama korktugugum gibi olmadi. Bu sefer korktugum gibi olmadi. Bu sefer hersey sakin ilerledi. 

Secim bitti ve ben kendimi kus gibi hissediyorum. Sinirlerim bozulmamis, ay caldilar yok cirptilar (her parti icin) muhabeti olmamis, sabaha kadar twitter bakmamisiz.... Aliskin olmadigimiz seyler bunlar. Baksaniza halimize,  secim olmus, biri kazanmis digerleri kaybetmis. Kaybeden cikmis kazanani tebrik ederim demis. Kazanan cikmis, tesekkurunuze tesekkur ederim demis. Bir medeniyet bir mutluluk. Duruyorum ve iste bunun tadini cikaryorum.

Inanin mutlulugum sadece Ekrem Baskan kazandigi icin degil. Tabi ki buna cok seviniyorum Cok! Ama sadece bu degil. Ben secimlerin boyle gecmesine bitmesine seviniyorum. 

Mutluyum!

Katiksiz mutluyum.

Bu hissi cok ozlemisim.

Ben bu sabah demokrasi ile yonetilen bir ulkenin vatandasiyim. Ben bu sabah mutluyum.

18 Haziran 2019 Salı

Uyku!

Bundan onceki yasamimda ben buyuk ihtimalle kurt-insan falanddim. Ne zaman dolunay olsa ben uyuyamiyorum. Mumkunu yok uyuyamiyorum.

Pazar gecesi 2-3 saat falan uyudum. Bir sey dusundugum ettigim yok. Sadece uyuyamiyorum.

Pazartesi heralde 4 saat uyumusumdur. Yine bir sey dusundugum yok. 

Bu aksamdan umutluyum yoksa yarin artik nasil calisacagim bilemiyorum!

Bir de sacma bir donguye girdim. O kadar cok uykum oluyor ki calisabilmek icin kahve iciyorum. Sonra sanirim gun icinde beni bir gram bile ayiltmayan o kahve gece benim uyumama engel oluyor. Ya da ben kafada uyumama sebep bulmak icin kahveye yukleniyor da olabilirim.

ama sebep ne olursa olsun sonucta ben uyuyamadigimla kaliyorum.

Ne yapacagim nasil cozecegim bu isi bilemez haldeyim. Su satrilari yazdigim anda gozlerim kapanmak uzere mesela. Dun 3 saatlik cok cok cok onemli bir toplantim vardi ve benim icim uyuyordu. Zaten toplanti da cok kotu gecti. O uykusuzlukla farkli olmasi ilginc olurdu.

Yarin dolunay bitiyormus. Umudum bu. Bitsin de ben de uykuma kavusayim.
Eger dolunay gecer de uykusuzluk gecemzse, iyi haber kurt-insan degilim. Kotu haber ben bu uykusuzlukla gundelik hayatima nasil devam ederim bilemiyorum!

Haydi bana iyi sanslar :)

4 Haziran 2019 Salı

Denizle Oxford

Haftasonu Denizle birlikte Oxford'a gittik. Bazi haftasonlari, bazi yolculuklar oyle kolay oluyor ki insan biz Denizle Marsa bile gideriz yahu diye dusunuyor. Ki ilk sene her yolculuk boyleydi. Bazen de cok zor oluyor aman kiralim dizimizi evimizde oturalim deli miyiz diyoruz :) Ama iste icimizdeki gezgin ruh durmuyor yine yola dusuyoruz :)

Bu seferki gezi cok guzeldi. Deniz cumartesi sabahi bir bal olarak uyandi. Hatta soyle bir sey yasadik. Ozan kalkmis ve bir bakmis Deniz yatagindan inmis (gecen hafta yataginin kenarini actik) ve lazimligina oturmus cisini yapiyormus. Evde bir bayram havasi oldu vallahi! Cis kaka icin bu kadar sevinecegimiz gunler zaten 2016 eylulde dogar dogmaz baslamisti. O yuzden cis-kaka ile alakali seylere sevinince sasirmiyoruz artik :) 

Saka bir yana bagimsizlasmasi, boyle ozbakimi ile ilgili seyleri kendisinin yapabiliyor olmasi acayip bir his. Denize, Deniz bu yaptigin cok guzel bir sey seni tebrik ederim annecim dedim. Buyudum ben dedi. Buyudun ya kuzu...

Sonra evden de rahatlikla ciktik. Giyindi, kusandi. Hava sicak oldugu icin giyinmesi bu aralar cok kolay zaten. Denize kollarin bacaklarin cibil olacak de, gerisini birak. Sort, t-shirt giyiyorsa Denizden mutlusu yok zaten. Ve en guzeli de Denizin yola ciktiktan 15 dakika sonra uyumasi oldu tabi. Boylece bizim 1,5 saatlik Oxford yolculugunun 1 saati de uykusuyla gecti ve oraya vardigimizda Deniz gayet mutlu enerjik bir cocuktu. Oley!




Oxford'a Ozanin daha once calisigi kolejin aile gunu icin gittik. Kolej bahcesinde cocuklara yonelik aktiviteler hazirlamislar. Ogle yemegi ve aksamustu cayi da vardi. Aslinda giderken sikilrsak cikariz falan diye konusmustuk ama aksam 5'e kadar oradaydik. Bir bouncy castle vardi ki o varsa Denizden mutlusu yok zaten biliyorsunuz. Ve Deniz zipladi, zipladi, zipladi.

Oglen yemeginde gayet guzel oturdu bizimle yemegini yedi. Hatta masadakilerle "sohbet" etti. 2,5 yasindasin yahu diyorum bazen ona bakarken. Ama bazen de delirtiyor beni o ayri :) Cumartesi hic delirtmedi ama!



Baktik keyfi yerinde bir daha uyutmadik Denizi. Oyaladik. Gidis yolunda bir saat uyumustu ama sabah 10-11 arasinda uyumus oldu. Olsun dedik dayansin artik. Dayandi!

Bahcedeki aktivitelerden biri de yuz boyama idi. Aman Deniz yuz boyama fikrinden bir korksun! Ama nasil korktiu anlatamam. Sirf korkusunu yensin, kotu bir sey olmadigini gorsun diye ben koluma bir kelebek yaptirdim. Sirf o yuzden yani baska sebebi yok :) Sen de yaptirmak ister misin dedik, hayir dedi. E iyi dedik bak keyfine zipla sen. Ama gun boyu o boyamalari sordu durdu.


Deniz'in bu hallerini kendime cok benzetiyorum. Ben biliyorum aslinda o boyalardan o da bir sey yaptirmak istiyor ama cesaret edemiyor. Cekiniyor. Ote yandan o boyalar ya da iste cesaret edemedigi ne varsa icinde de kaliyor. ben de boyleyimdir biliyorum. O hissi cok iyi biliyorum. O yuzden iste israr etmeden fikre alistirmaya calisiyorum Denizi. Ama israr asla yok. Cunku bir kere inat ederse biliyorum ki yillarca yanasmaz o andaki konu neyse ona. Onu da kendimden biliyorum.

Baktik aksam ustu 4 gibi, yani biz oraya gittikten yaksalik 4 saat sonra Deniz ben koluma kelebek istiyorum dedi. E iyi dedik, yine hic abarti tepkiler vermeden. Gitti oturdu, koluna turuncu bir kelebek yaptirdi. O andaki mutlulugunu ah gorebilseydiniz. Iste biliyorum o hissi ya, o mutlulugu yasayacagini da biliyorum. Bu huyu bana cekmeseydi iyiydi ama cekti :)

Cumartei orada Deniz oynadi, biz insanlarla sohbet ettik. Oyle guzel oyle guzel bir aksamustu oldu ki. Sonra ciktik. Oxford sokaklarinda yuruduk. 2012de baya Oxford'ta kalmistik hatirlarsiniz belki. SOnra zaten buralara Oxford icin tasindik. Benim isimden dolayi orada ev tutamadik ama 2-12-2016 arasinda biz Oxford'ta cok zaman gecirdik. O zaman yurudugumuz yollarda Denizle yuruduk bir de. O zaman gittigimiz yerlere bir de Denizle gittik.

Deniz dogduktan sonra en sevdigim seylerden biri bu benim. O aramiza katilmadan once yasadigimiz, gezdigimiz yerlere bir de onunla gitmek. Oyle sevdik ki o aksamustunu. Oyle guzel oldu ki. 

Donus yoluna gecmeden kizimiza pijamalarini giydirdik ve sanslydik tum gun uyutmayip ziplattigimiz bebemiz saat 7 gibi yolda uyudu ve o uykuyu da sabaha bagladi. E daha ne olsun :) 

Iste bu da boyle guzel bir haftasonu oldu :)
Ha Pazar gunu o melek bebek bir sinirle uyandi ki anlatamam ama zaten anlatmayayim da aklimizda bu hafatasonu Oxford hatiralari ile kalsin :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails