Ben izmire gitmeyince sanki hiç yaz olmamış gibi geliyor bana. Illa o sıcak beni kavuracak. Illa sokakta dolaşırken ay yeter dedirtecek kadar güneş beni yakacak. Fırsat olursa illa bir çeşmeye gidilecek.
Annemin hep mis gibi tuttuğu evimizde o yaz keyfi yapılacak. Salıncakta sallanılacak, çimlere uzanılacak, komşu balkonlarında dolaşılacak. Öyle işte. Bunlar biraz biraz olsun olacak ki mevsim bana da yaz olacak.
Siz de okumuşsunuzdur kesin, diyorlar ki insan en çok doğduğu mevsimi severmiş. Yaz çocuğuyum ben. Dogdugum ay Temmuz. Benim için bu soylenen doğru. En sevdiğim mevsim yaz. Şimdi tabi yazın ortalama 25 dereceyi zor gören memleketlerde yaşıyorken ay yazı çok seviyorum demek kolay. Farkındayım. Ama eskiden de severim ben yazı. Çocukken bütün boynum isilik olurdu sıcaktan. Olsun. Yine de severim ben yazı.
Deniz çocuğuyum ben. Hani böyle sabah yüzünü gözünü denizde yıkayıp. Gün içinde mümkünse bulduğu her fırsatta kendini denize atanlardanım. Hadi artık yeter demeden birileri denizden çıkmayanlardanım. Öyle balık gibi yüzmem, yüzemem. Öyle derinlere dalaman ya da yükseklerden cup diye atlayamam. Ama yüzmeye bayılırım. Ellerim buruşana kadar kalırım su da. Kafamı habire ıslatıp yüzümü hep güneşe dönerim. Deniz'in üstüne dümdüz yatıp, işte belki de sadece o anlarda hayatın bütün derdini unutabilirim.
Deniz'in üstüne yatmak demişken. Hani böyle durursunuz ya suyun üstünde. Deniz ne güzel konuşur o zaman sizinle değil mi? Sanki kulağına fısıldar sözlerini. Hoşgeldiniz der. Iyi ki geldin der. Ve bana sorarsanız bunları en güzel Eylül'de söyler. Durgunlasir çünkü Eylül'de deniz. Derler ki tatilciler gidince deniz de bir oh der ve uyur. Sakinler cunku Eylul'de deniz. Sakinler, durgunlaşır sanki insanı hep onunla kalmaya teşvik eder. Mümkün olsa...
Bu sene de mümkün olmadı benim için. Yeni izin kullandığımdan izmire gidebilmem bile mucizeydi. Tatil gitmedim ki zaten. Çalıştım orada da. Ama olsun. Annem yanımdaydı. Sabahları deniz keyfimiz, üstüne kahve sohbetimiz vardı. Akşamlarımız bizimdi bazen bira bazen şarapla şenlendi.
Izmire gitmek terapi gibi bir şey. Sanki sadece izmirde dinleniyorum ben. Bir tek orada deliksiz uyuyabiliyorum. Bir tek orada sabah dinlenmiş uyanıyorum. Bir tek orada telaşsiz oluyorum biraz ruhumu dinlendirebiliyorum. Ve her seferinde ben neden dönüyorum diye düşünüyorum.
Hiç değişmiyor bu. Hiç azalmıyor bu his. Ben her seferinde oradan zor dönüyorum. Ama dönüyorum. Sonra alışıyorum oradan uzak olmaya. Uzakta da cok guzel gunler yasiyorum. Egleniyorum, mutlu oluyorum. Ama gidince yine aynı his. Hep aynı his. Belki de gidip gidip donebildigim icin boyle yogun olabilen bir his. Niyeyse ama o hissi bile seviyorum. Izmirim. İzmirlilerim. Hepsini çok seviyorum...
Bu yaz da bitti.
Bu yaz da vedalastik guzel evim...
Seneye gorusuruz. Yanaklarindan opuyorum :)
PS: Insan tabi ne zaman fotograf cekiyor? Keyif yaparken. Toplantilardayken, calisirken degil. O yuzden bu yazi cok tatil gibi gorunse de calistim ben :) Farkindaysaniz fotograflar hep ayni yerler. Sabah deniz keyfinde cekilenler o kadar :) Olsun be! Az olsun bizim olsun degil mi ama :)








Yeniden doğuşa gel de inanma!
YanıtlaSilBen haziran doğumluyum ama yazı hiç sevmem. Kuyruğunun ucundan yakalamış olsan da deniz-güneş-kahve keyfi yapabilmiş olmana sevindim.
Gelecek yazı gönlünce geçirmeni dilerim...
Öpüyorum kocaman ♥
Ne güzel içten bir yazı olmuş.. Seneye tam istediğin gibi bir yaz geçirmen dileğiyle, sevgiler :)
YanıtlaSil