11 Ağustos 2013 Pazar

Okuduk: Kankurutan

Bu kez okudugum kitap benim icin cok ozel. Aslinda ben bu kitabi okuyali yedi sekiz aydan fazla zaman oldu. Ama olmadi yazamadim. 
Daha dogrusu nasil en guzel sekilde yazarim bu kitap hakkindaki dusuncelerimi bilemedim. 

Yolda yuruken, trende giderken dusundum zaman zaman cumleleri. Kimisi hosuma gitti tamam olur boyle yazayim dedim, kimisi daha aklima geldigi an yavan geldi. O cumlelerden bir tanesi bile belki de bugun sonunda bu yaziyi yazarken aklima bile gelmedi, ne tuhaf. 
Neden bu kadar onemli bu kitap derseniz cevabi beni cok mutlu eden bir cumle. 
Cunku bu kitabin yazari Hande Ortac, benim universite yillarindan bir arkadasim.... 
Handenin kendi sitesi :
http://www.handeortac.com/
O zamanlar ayri bolumlerde okuyor olsak da benzer ugraslarin pesinde kosardik biz Handeyle. Bazen bir kampusten digerine kosarken karsilasirdik yollarda, bazen bir toplanti masasinin iki ucunda olurduk goz kirpardik birbirimize naber diye, bazen bir sahnenin karsisindaki koltuklarda birbirimizi izlerdik, bazen kuliste karsilasirdik gosteriler sonrasi birbirimizi tebrik ederdik, bazen kantinin onunde elimizde cay bardaklari iki lafin belini kirardik, bazen yurtta sohbet ederdik. Genctik, heyecanliydik, enerjiktik, yogunduk ve mutluyduk. Guzel zamanlardi o zamanlar ve o zanamanlar biz hep kostururduk.

Sonra mezun olduk. Baska basa yonlere gitti yolumuz. Ama Hande birakmadi hayallerinin pesini. Ve biz bir gun Hande'nin bir oyku yarismasinda birinci oldugunu duyduk :) Baska bir gun Hande'nin kitabinin ciktigini: Kankurutan... Aslinda baya oldu kitap cikali ama biz kitabi kendimiz almak istedigimizden elimize ulasmasi biraz uzun zaman aldi. Ne yalan soyleyeyim kitapciya girip arkadasimin ismini soyledigim anki his, bekledigime degdi dedirdi :)


Daha once yazdigim Baris'in kitabi Kopoy'u alirken de ayni seyi hissetmistim. Ne guzel sey bir arkadasinin kitabini elinde tutmak... Ne guzel sey bir kitapciya gidip arkadasinin ismini soyleyerek bir kitabi bulmana yardimci olmalarini istemek. Cok sevindim. Gurur duydum. Biraz da duygulandim. Iste boylece bir Istanbul seyahatinden elmizde Kankurutan'í da tutarak donduk.
Kankurutan, icinde on ayri oyku barindiran bir oyku kitabi. 
Herseyden once oyle guzel bir dille yazilmis ki kitabi okurken sadece kitaba odaklanabiliyor insan.
Imla hatalari yok! Noktalama hatalari yok! Anlatim yanlislari, cumle bozukluklari yok! 
Sizleri bilmem ama benim icin cok kiymetli bu cunku goz tirmalayan hatalar olunca bir sure sonra kitabi bile okuyamaz hale geliyor insan. 
Kankurutan da ise su gibi akiyor yazilar. Insan konuya kapilip gidebiliyor yazilara takilmadan.


Hikayeler birbirinden bagimsiz. O yuzden Kankurutan, insanin ara ara eline alip okuyabilecegi bir kitap da aslinda. Zamanda yolculuk ve o yolculuklarin birbirine zorlamadan baglanislari ise kitabi okumayi heyecanli kilmis bence. Hikayeler kadinlar ustune. Sasirtmadi bu beni. Hande'nin kadin hikayeleri yazmasini beklerdim. Ama beni sasirtan bir dille yazmis kadin hikayelerini Hande. Didaktik olmayan bir dille. Ille bu dogrudur demeyen bir dille. Benim okumayi gormeyi tercih ettigim bir dille.

Bu Handenin ilk kitabi. Ve bence bir ilk kitap icin cok ozenli, cok basarili. 
Ben hikayeleri, hikayelerin surpriz sonlarini, beklenmeyen sasirtici detaylarini sevdim. 
Ben Kankurutanin dilini, anlatimini ve bence gercekten kendine ozgu olan tarzini sevdim. 
Ve hikayeleri okurken bazen Hande'nin sesini kulaklarimda duymayi sevdim :)

Bu on hikayenin icinde en sevdigim hangisi oldu diye sordum kendime, pek cogunun farkli kisimlari geldi aklima. Sonra birinde karar kildim Leylak...        

Okursaniz merakla bekliyorum bakalim siz hangisini seveceksiniz :)                  

2 yorum:

  1. arkadaşınıza tebrikler..
    her ne kadar daha çok kadın öyküleriyse de önerinizi listeye ekledik..:)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails