18 Temmuz 2013 Perşembe

Yolun bizi goturdugu yer: Bruges

Sevgili Bruges,
Bundan yillar yillar once, daha o zaman Ozan Hollandadaydi ben Istanbul'da, bir Aralik ayinda ben Ozan'i ziyarete Hollanda'ya gelmistim. O kis ayinda tavsiyelere uyup bir de seni ziyaret etmek istemistik beraber. 
Biz yola ciktik kar firtinasi baslamasin mi? 
Ha azaldi ha azalacak derken sana dogru yaklastikca kar firtinasi iyice cosmasin mi? O karli Aralik gununde biz sana geldik. Geldik gelmesine de sadece senin istasyonunu gorebildik. O gunun devami da buyuk bir macera ama onu baska bir gun anlatayim ben sana :)


Bu olayin ustunden bilmem kac yil gecti.
Bir gun bir baktik ki hava gunesli.
Hemen Rotterdamdan dustuk yola sana geldik.
Yollarinda yuruduk, cok yuruduk ama, cok yorulduk. O zamanlar cok sevdigimiz bir gun gecirdik sokaklarinda. Velakin o vakitler ben blog yazmadigimdan satirlara kaydolmadi o gun. Resimlerde kaldi sadece. Ne yalan soyleyeyim ogrendiklerimiz, yasadiklarimiz da biraz aklimizdan silindi gitti. 
Iste o yuzden ne zamandir yine sana gelmek aklimizdaydi.
Ozan bana seninle gececek bir haftasonu hediye edince aklimizdaki de ne mutlu ki basimiza geldi.
Gectigimiz haftasonu seninleydik Bruges.
Her ani cok ama cok guzeldi...


Ortacagdan gunumuze ulasmis pek cok kent var Avrupa'da. Ama sen bunlarin en degismemis, en o gunun ozelliklerini koruyarak bugunlere ulasabilmis olanisin anlatilanlara gore.
Hala ortacagdaki sinirlarini koruyorsun, hala ortacagdaki ev yapilarina sadiksin, ve hala ortacagdaki gibi sokaklarinda kosturan at arabalarinin sesleriyle yasiyorsun.
Masal gibi derler ya sevgili Bruges, iste sen gercekten masal gibi bir sehirsin...


Degismeyenlerin sadece bunlarla sinirli degil.
Eski zamanlarda da Ingilizlerin cok sevdigi bir yermissin. Simdi de oyle.
Eskiden de cok fazla ziyaretcin olurmus. Simdi de oyle. 
22.000 nufusuna karsilik 3,5 milyon insan ziyaret ediyormus seni.
Inanilir gibi bir oran degil aslinda.


Bir yandan da turistlere hak vermemek mumkun mu?
Oyle bir sehirsin ki her sokaginda sahitlik edilecek bir hikaye var.
Siradan dedigin evlerin de bile insani sasirtabilecek ayrintilar var.
Bak mesela su kisa kapilar, insanlarin ortacagda bugune kadar ne kadar kisa olduklarinin kaniti.
Sen hala sakliyorsun evlerinde bu kaniti.
Bir de bu kapilarin usundeki kadin heykelleri.
1500un ustunde evinde varmis bu heykeller. hepsi birbirinden farkliymis ustelik.
Bu heykelleri anlatan turlarin da varmis ama biz ona katilamadik.

Su evlerin duvarlarini oren tuglalarin renginden yapildiklari donemi anlayabilen insanlar var Sevgili Bruges. Ben ne yazik ki onlardan biri degilim. Ama rehberimiz karisik renklerden olusan evlerin 1870den once elle yapildigini soyledi mesela. Dusundum de anlayabilene anlatacak ne cok seyin var senin...


Sokaklarinda dolanip duruken bu hastaneye sutu yolumuz.
13. yyda hizmet vermeye baslamis bu hastane ve hemen yanindaki eczane. Su anda ikisi de muze, gezilebiliyor, biz gezdik.
O donemde kilisenin yonetiminde olan hastanede doktorlar calismiyormus aslinda. Rahipler ve rahibeler daha cok ruhlarini tedavi ediyorlarmis hastalarin. Arka bahcede eczanede kullanilmak uzere bitkiler yetistiriyor. Sarap uretip satarak hastanenein masraflarini karsiliyorlarmis. 
Sonra doktorlar eklenmis aralarina ah bir de berberler. Berberlerin de bir zaman operasyonlar yapiyor olmasi ne kadar ilginc degil mi Bruges?
Icine girdik, kocaman bir alan. Hastalar yanyana yatarmis bu alanda zamaninda. Operasyonlar icin ayri odalar falan yokmus. Mudahale yapilmasi gerekiyorsa yine ayni alanda yapiliyormus. Diger hastalarin gozlerinin onunde.
Kisin oyle soguk olurmus ki bu bina, hastalar isinsin diye 2-3 tanesini bir arada yatirirlarmis.
ne diyeyim o zamanlar hasta olmak da zormus be Bruges. 
Senin kollarinda olsan da...


Kanallarin cok guzel Bruges.
Bir de kanallarinin etrafindaki evler.
Bizim burada da kanallar var, evet. Ve cok guzeller, evet.
Ama senin kanallarin her seferinde bir baska guzel geliyor benim gozume.


Bak yine baska bir cok guzel kanalin ve onun kiyisindaki baska bir cok guzel binan.
Bugun 2be denilen bir dukkan aslinda burasi.
Sehrin en guzel manzaralarindan birine sahip cafelerinden biri.
Icinde de envai cesit bira, cikolata ve biskuvi satan bir dukkani var. 
Biz alisversise cok zaman ayirmadik bu kez Bruges, iyi de yapmisiz vaktimizi gezerek ve su manzaraya karsi keyf ederek gecirdik :)

kaynak: google images
Kanallarin ve evlerin gunduz cok guzel.
Geceyse nasil diyeyim muhtesem be Bruges.
Senin geceni gormeden iyi ki donmemisiz, iyi ki bir gecemizi seninle uyuyarak gecirmisiz.
O aksam Cambirinus'ta cok guzel bir yemek yedik once Ozanla. E yani musadenle dogum gunum :)
Sonra biraz fazla yemisiz vurduk kendimizi yollara.
Yuruduk, yuruduk, yuruduk.


Love lake denilen bolgenin en ucuna kadar yuruduk.
Cok guzeldin be Bruges.
Dantel gibiydin. Isiklandirilmis bir dantel.
O aksam yurumeye doyamadim sokaklarinda.
Yorgunluk olmasa ben daha cok yurudum ya...
Ertesi gun seninle bir gun daha bekliyordu bizi ne de olsa...


Muzelerin de var Bruges :)
Guluyorum ama niye diye bir sor.
Cunku hayatimda gittigim en komik muzelerden birinin sahibisin de ondan.
Patates Kizartmasi muzesi :)
Ya Brugges kusura bakma da patates kizartmasinin da muzesini yapmak nereden geldi aklina Allah askina :)
Tamam bir seyler ogrendim.
Mesela patates bitkisinin ciceginin oldugunu. 
Vallahi bilmiyordum! Hem de nasil guzel bir cicek.

Sonra mesela patates kizartmasinin ilk Belcikalilar tarafindan kesfedildigini. 
Belcikalilar genelde balik tutar kizartir yermis, ama bir kis cok soguk olmus onlar da patatesi balik gibi kucuk kesip kizartmis. Boylece patates kizartmasi bulunmus.


Mesela French Fries kelimesinin 2. Dunya savasi sirasinda merikali askerler tarafindan yayildigini. 
Bu amerikali askerlere Belcikalilar patates kizartmasi vermis. Bunu veren belcikalilar da fransizca konustugundan Amerikalilar bunlari bize fransizlar verdi demis. Tam Amerikalilardan beklenecek bir davranis vallaha :)
Perudan, Siliye., Oradan ispanyollar araciligiyla Kanarya adalarina ve oaradan da Avrupaya yayilan patatesin oykusunu anlatmissin bu muzende.
Tamam guzel ama komik Bruges kusuruma bakma :)


Bir de cikolata muzen var bak ona bayildim.
O da cikolatanin tarihini anlatiyor.
Ama takdir edersin ki cikolata kokulariyla gezince muzeyi etkisi baska oluyor, ah bir de muzenin icinde cikolta workshopu var sonra da cikolata ikram ediyorlar.
Ya tamam Bruges ustume gelme bir-iki cikolataya fit olabiliyorum iste ben de ne yapayim ama :)
Cikolatanin onceleri biberli bir icecek olarak tuketildigini, ardindan Hollandalilarin cikolata yagini ayirarak yenilebilen cikolata urettigini de sayende ogrenmis oldum.
Su minnacik Hollandadan daha neler cikmis bilemiyorum, aklim amiyor inan benim.
Cikolata guzel sey be Bruges, onun muzesini yapman iyi olmus bak soyleyeyim :)


Gezdigimiz bir baska muzede sadece 1 seyi gormeye gittik aslinda. 
Michelangelonun Italya disindaki 2-3 eserinden biri olan bu heykelini.
Bruges, oyle bir yapmis ki cocugu kucagina alsan guluverecek yanagini opuverecekmis gibi.
Iyi bak olur mu sen Michelangelonun bu eserine, ben yine gormeye gelirim onu belki...


Cok uzun oldu bu yazi ama sunu da yazmadan edemeyecegim.
Senin bir de 10.yydan kalma cok guzel bir katedralin varmis.
Iste bu meydan da bugun ku belediye binasinin karsisinda dururmus.
Napaolyon Bruges geldiginde, bu belediye binasini cok begenmis.
Aman keske begenmeseymis!
Bu binayii ortaya cikarmak icin karsina bir  meydan lazim, onun icin bu katedrali yikin demis!
Katedral yani aslinda arsasi 1801 de satisa cikarilmis. 
Bak ne diyorum katedral satisa cikarilmis.
Sonra da yikilmis.
Biliyor musun Bruges biz Antwerp'e gitmistik,oradaki katedrali de at ahiri yapmis napolyon sonra yikin demis ama yikimi ustlenen mimar oyalamis da oyalamis yikmamis katedrali.
ne yazik bak senin katedralini korunamamis kurban olmus Napolyonun cilgin fikirlerine.
Bugun o alanin ustunde kocaman bir otel var.
Yani meydan da olamamis iyi mi?
Bosa gitmis katedral!



Daha cok yazarim ben senin hakkinda Bruges.
Love Lake'i yazarim mesela.
Kugularini yazarim.
Sokaklarini yazarim.
Sirin evlerini yazarim.
Yazmaya anlatmaya doyamam, doner doner aynilarini bir daha yazarim.
Ama burada son vereyim ben bu yaziya.
Hep boyle kal sen Bruges.
Ayrupanin icinde inan bana bambaskasin...


14 yorum:

  1. Mutlu yılar nice nic egüzel yaşlara Bruges i sayende bende çok sevdim tşk

    YanıtlaSil
  2. 3 Hafta sonra ordayız! Yazılarından bir sürü notlar alıyorum, daha da yazarsan nasıl mutlu olurum :) Bu arada, hadi Napolyon'daki 1800'lerin kafası, bizim hala bitmeyen çılgın projeler hangi yüzyılın kafası??

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kisa kahve molasi hosgeliyorsunuz! ne guzel :)
      Ozel olarak gitmeyi dusundugunuz bir yer varsa soyle bana. daha once gittiysek yazmaya calisirim hakikaten :)
      Bizimkilerin kafasina diyecek soz yok artik yok!

      Sil
  3. nasıl da koruyorlar yaşatıyorlar tarihlerini geçmişlerini..hayran olmamak elde değil..çok güzel görseller..teşekkürler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. shrin cok tesekkurler. iste kiymet biliyorlar. biraksalar biz de bilecegiz de bizi birakmiyorlar ki :(

      Sil
  4. Çok istiyorum görmeyi...
    Ben de geleyim ne olur beni de çağır masal şehir !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. colette cagirmaz mi hem de cani gonulden cagiriyordur. haydi gelin :)

      Sil
  5. Ben de çok beğenmiştim dantelleri ile ünlü bu şehri. Kendine göre sempatik bir havası var !Faytonla turu mutlaka tavsiye ederim...Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. petek hakikaten cok baska bir havasi var ben de cok seviyorum :)

      Sil
  6. brüj.
    çook sevdiğim şehir ya.
    her yer vafıl kokuyor.
    midye bira.
    ah ah.
    :)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails