Oluyormus… İnsanın hiç aklında olmayan şeyler başına geliveriyormuş. Sabah evimizden ayrılırken herşey o kadar normaldi ki… Mutfak, salon, koridor, odalar… herşey her zamanki gibiydi, bizim evimiz gibi yani… Akşam ikimiz de isten geç çıktığımızdan hadi dışarıda yiyelim yemeği diye düşünmüş keyiflenmiştik de. Ben sadece elimdekileri eve bırakmak istemiştim o keyifli yemekten önce. Yemek yiyecek, evimize gelecek, tatil hazırlıklarımıza devam edecektik…
Eve girip mutfağa doğru yürüyene kadar her şey planlandığı gibi ilerliyordu aslında. Mutfağa giden yoldaki parkelerin altından ben bastıkça çıkan sular ayaklarımı ıslatmasa, mutfağa yaklaştıkça küçük bir şelaleyi andıran ses kulaklarımı tırmalamasa, ve mutfağımız küçük bir gölet haline gelmiş bizi bekliyor olmasa biz aslında yemeğe gidecektik sonra tatil hazırlıklarına devam edecektik…
O dakikadan sonra evimizde olması gereken bazı şeyler artık yoktu… çeşmeden akan su ve elektrik gibi… Onların yerine olmaması gereken pek çok şey bize eşlik etti gece boyunca; kovalar, faraşlar, yerlerdeki bitmek bilmeyen su… İlk başta sadece ağlamak istedim. Sevdiğim evimizi geri istiyorum diye düşündüm… Niye böyle oldu ki tam da tatilden önce diye aklımdan geçirdim. Hani biz yemeğe gidecektik sonra tatil hazırlıklarına devam edecektik?
Yemeğimizi elektriğimiz olmadığından mum ışığında masamızda “Ama olsun iyi ki bunlar biz buradayken oldu. Yoksa sonuçları çok daha fena olabilirdi” diye konuşarak yedik. Dün gece daha önce hiç tanımadığımız ama bize yardım etmek için ya da durum onların evini de etkilediği için gelen komşularımızla tanıştık. Anlayışlı ve yardımsever insanlarla stresimizden arındık… Gelen tamircinin Türk olmasıyla gülümsedik… “Şu anda bir şey yapamayız yarın geleceğiz” dediklerinde durumu kabullendik… ve Rotterdamdaki ‘superman’imiz Burhan abi elinde bir su çekme makinasıyla evimize gelip onca suyu bir anda yok edince sevindik…
Şimdi evimiz yavaş yavaş kendine gelmeye çalışıyor. Problemin kaynağı bulunacak, mutfak zemini değişecek, belki parkeler değişecek… üstelik bunlar biz evimizden çok uzaktayken yani tatildeyken yapılacak… Olsun o da güzel. Bizi yenilenmiş bir ev karşılayacak dönüşte, tatilin rehavetine bunun heyecanı eklenecek…
Biz dün akşam yemek yiyecektik sonra tatil hazırlıklarına devam edecektik… Olmadı başka şeyler yaptık… Biraz canımız sıkıldı biraz üzüldük ama adım adım sorunları halletmeye başladık… Ozan diyordu ki dün akşam: “Nasıl oldu anlamadım sabah her şey yolundaydı. Bir anda değişti.” Burhan abi gülümsedi. “Hayat Ozan… İnsan da yaşarken bir anda ölüveriyor”… Onca yorgunluğun üstüne hepbirlikte güldük… Hayat böyle bir şey galiba…
Aslında şimdi bakınca duruma: mum ışığında yemek, yeni insanlarla tanışmak, Burhan abiyle kısa da olsa neşeli bir sohbet. Çok da kötü bir akşam değilmiş… Ne yapalım bazı güzellikler için zorluklara katlanmak gerekiyor. Hayat böyle bir şey galiba…
Cok gecmis olsun Gulcin (Polyanna the 2nd mi demeliydim :) Ben aglardim herhalde, ne guzel bitirmissin geceyi.
YanıtlaSilBu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilCok tesekkurler Evren. Aglama derecesine gelmedim mi geldim Evrencim ama dedim olan olmus ne yapalim :) Normalde cok cabuk moralim bozulur ama heralde tatil oncesine geldiginden, ben de sasirdim ama, olumlu baktim olaya. Ya da belki de buyuyorum sonunda :)
YanıtlaSil:ok geçmiş olsun hakkaten Gulcinim, bi de şuna polyannalık yapabilirsin, ya ev halı döşeli olsaydı, ki bende oyle olmuştu, o zaman evi direk değiştirmen gerekiyor cunku o nem kokusundan asla kurtulamıyorsun :)
YanıtlaSilBu da cok guzel bir nokta Urunum buna da sevineyim ben :) Ancak yarattigi yorgunluk o kadar cok oldu ki sevinecek halim kalmadi :)
YanıtlaSil