28 Ekim 2013 Pazartesi

Dondum geldim

Gecen haftaki kisa Rotterdam gezisi bir nevi Istanbula gelmek gibi oldu benim icin. Her aksam bir aktivite, her aksam sohbet, her aksam muhabbet. Gunduzleri de tam zamanli calisarak gecirince donme vaktti geldiginde yorgunluktan bitmis durumdaydim. Persembe aksami saat dokuzda kalkmasi beklenen ucagim da surekli ertelenip 10a dogru kalktigindan ve sonrasinda Heathrowdan cikip eve gelmem 2 saati buldugundan bu gezi munasebetiyle hakikaten yoruldum. Aman olsun! Bu yorgunlugun umurumda bile olmadigini da soylemeden gecemeyecegim:)

Rotterdam benim orada oldugum tam 3 gun boyunca gunesliydi. Su ulkede onca yil kaldim. Su ulkede kac tane Ekim ayi gecirdim. Ama herhangi bir Ekim ayinda havanin ust uste 3 gun bu kadar guzel oldugunu hic hatirlamiyorum. Artik Rotterdam bana sevgisini mi gosteriyordu, yoksa bak gittin neleri arkanda biraktin diye nispet mi yapiyordu emin olamadim. Zira sevgisinden desek, gidince mi kiymete bindik arkadas! Onca yil kaldim Hollanda’da. Bak donup bakalim, su blogun yazilarinda kac tane ah yagmur, ah soguk serzenisi var. Onlar yalan miydi? O zaman sevmiyor muydun beni Rotterdam :)
Neyse simdi ustune gitmeyeyim Rotterdamimin :)

Daha gideli 3 hafta oldu. Sadece 3 hafta. Dolayisiyla oyle uzun zamandir Rotterdam’dan uzak falan degilim. Ama ozlemisim. En cok da kanallari ve Maas nehrini ozlemisim. Hele hava da gunesli olunca etraf oyle guzeldi ki, gozume hersey oyle guzel geldi ki anlatamam...


Sehrin guzelligi bir yana elbette su uc gunu en guzel yapan arkadaslarimi gormekti. Sali aksami hemen ne yemege gittik bilin bakalim desem Gulcinceyi bir suredir takip eden herkes bilecektir degil mi? 
Eveett! Susi! 
Sanirsin Hollandadan degil de Japonyadan tasindik. Memelkete geri donup susi yiyoruz iyi mi :) Napsinlar ya yazik mutfaklari yok iste her ulkeye mecburen kucak aciyorlar. Sen de ozleye ozleye baska ulkelerin yemeklerini ozluyorsun. Yoksa ne yiyecegim Hollandaya donup. Peynir ekmek mi? Aman onu da yedim zira ogle yemeginde genelde o oluyor :) Iste o kismi ozlemiyorum :)


Rotterdamdaki bu gezinin son aksaminda cok ama cok guzel bir tesaduf oldu. Buraya ilk geldigimiz zaman Ozanin universiteden bir arkadasiyla cok yakin arkadas olmustum. Ismini. Zaten boyle uzaklarda en yakin Yunanlilar gelir insana. Hani bizim gibiler ya. Iste biz de Isminiyle cok yakin arkadas olduk. Cok guzel zaman gecirdik beraber. Ama Ismini 3 yil once Yunanistana geri dondu. Hakikaten uzulmustum o gidince. Bir yanim kirilmisti sanki. Ismini ve Kasia benim buradaki ilk yakin arkadaslarimdi. Ve tam 3 yil sonra dun Ismini bir ziyaret icin Rotterdama geldi. Tam da benim de burada oldugum gun :) Kasia da bize katilinca aksam coka ma cok guzel oldu. Onlarla gorumsek. Eski gunleri yadetmek. Arada yasadiklarimizi konusmak nasil iyi geldi anlatamam. Bu da bu gezinin coka ma cok guzel bir hediyesi oldu.


Baska hediyeler de verdi bana bu gezide Rotterdam. Sanki tam da ihtiyacim olan insanlari cikardi karsima. Sanki bazi seylerin farkina varmam, geride kalan yillarda burada neler yaptigimi gormem, gelecek yillar icin guc toplamam icin elinden geleni yapti yine. 

Biliyor musunuz Hollandali iki is arkadasim dertlerini actilar bana. Bunda ne var diyorsunuz belki de. Ama oyle degil inanin. Hollandalilar anlatmaz ki dertlerini. Paylasmaz ki icindekileri hele de is arkadaslariyla hele de yabanci ulkeden bir insanla. Paylastilar ama. Keske ben de onlara yardim edebilecek olsaydim. Keske elimden dertlerine derman olmak gelseydi. Onlar bana dertlerini anlatirken aslinda bana buyuk bir iyilik yapiyorlardi. Ben iste o an kabullenildigimi hissettim Hollandada. Beni Hollandali benden en az 15-20 yasar buyuk iki insan derdini paylasacak kadar yakin buldu ya. Ben iste bunu basarmisim oradayken. Bu bile yeter bana.

Cok sey aldim yanima geldim Roterdamdan. Bu paylasimin verdigi kabullenilmislik hissi, her aksam benim yanimda olmak icin 2 saat yol gelen birisiyle olmanin onemini kavrama, arkadaslarimin gizli detsek sozleriyle kendimi daha guclu hissetme. Olacak hersey guzel olacak Ingilterede de adim adim sabirla. Bu gezide en cok sunu anladim saglik olsun da gerisi hikaye aslinda….


Velhasil kelam Rotterdam bana iyi geldi…. Ah bir de bir taksici cikti ki karsima ama onu da sonra yazayim hadi. Iste bu da Rotterdam'da son aksamda cektigim bir fotograf. Bayildigim manzara yine oyle guzeldi ki...



25 Ekim 2013 Cuma

Utancimdan yerin dibine geciyorum.

24 aralikta yazmisim bu yaziyi.
Bugun dusundum de simdi de tam olarak bunun izini suruyorlar galiba.
Ne kin yarabbim.

Anlayamiyorum agactan ne ister insan?
Agac kadar guzel sey var mi su dunyada?
Yaz olur serinligine siginirsin...
Kis olur dallarinin altinda yagmurdan korunursun...
Ruzgar eser yapraklarinin sesiyle huzur bulursun...
Her mevsim ayri bir tablo izlersin degisen renkleriyle. 
Meyvesiyle beslenirsin, kokusuyla mest olursun. 
Insana birazcik bile zarari olmaz agaclarin. Hep faydasi vardir. Hep iyiligi dokunur.
E ne istersin agactan o zaman?
Bir turlu bu sorunun cevabini bulamiyorum.

Bu kez ODTU'de devam ediyor mucadele.
Aynen Aralikta oldugu gibi.
Sizi bilmem ama ODTU gundeme yeniden gelince benim aklimada Araliktaki olaylar geldi. 
Hepimizin tek tek pesinden gelseler de sasirmayacagim artik galiba :(

24 Aralikta...
Siz nasil dusnuyorsunuz bilmiyorum.
Ama ben ODTU konusunda yasananlara cok uzuluyorum.
Hani boyle icten, boyle cok derinden bir yerden cok uzuluyorum.

ODTUlu degilim ben.
O yuzden ODTU mezunu hassasiyetiyle yazmiyorum bunlari ya da o yuzden uzulmuyorum.
Ulkemizde okumus, ulkemizin hocalarindan egitim almis bir insanin hassasiyetiyle yaziyorum bunlari, o yuzden uzuluyorum. 
Zaten en cok da galiba hocalar adina uzuluyorum.

Pek cok acidan dinledik hikayeyi, okuduk.
Ben bambaska bir acidan dusunmeye calisiyorum kendi aklimda. 
Yillarca calismissiniz.
Mezun olmussunuz.
Yuksek lisans yapmissiniz.
Yetmemis ulkenizden uzaklara savrulmus, Amerika, Avrupa artik neredeyse oralarda yasamissiniz yillarca.
Yabancilarla calismissiniz.
Bambaska bir dunyada yepyeni firsatlarla karsilasmissiniz.
Sonra demis ki icinizden bir ses; donmeliyim ben.
Kendi okulumda calismayliyim.
Donmussunuz Turkiyeye.
Orada calismaya baslamissiniz.
Ogrencileriniz olmus.
Yuzlerce binlerce ogrenciniz.
Ne biliyorsaniz ogretmeye calismissiniz.
Mezun olmuslar.
Bir suru alanda calismaya baslamislar.
Ulkene oyle ya da boyle hizmet etmis senin yetistirdigin cocuklar.

Sonra bazilari roket gelistirmis.
Roket, Turkiyenin ilk roketini gelistirmis senin ogrencilerin.
Toren duzenlenmis sen de gururla gitmissin.
Olaylar cikmis torenler duzenlendiginde.
20 yasinda bile olmayan cocuklarinin karsisina 5000 kadar polis cikmis bir anda.
Okulun tarumar edilmis.
Ogrencilerin yaralanmis.
Okulunun kresindeki bebekler yaralanmis.

Sen bunlarla ugrasirken, genclerle bir duzlemde bulusmaya calisirken bir de cikip denmis ki:
"Yaziklar olsun o hocalara! Onlara ihtiyacimiz yok bizim!"
iste bunu duyunca gozlerim doldu benim...

Politik oyunlari anliyorum bir yere kadar.
Devlet otoritesinin universite gencligiyle bu surtusmeye girmesini asla kabul edemesem de, gunumuz kosullarinda bir yere bunu bile koyabiliyorum.
Hak veriyor muyum?
Asla!
Universite ogrencisi onlar!
Ogrenci!

Ama hocalara soylenenleri asla aklimin, mantigimin ya da mantiksizligimin hicbir yerinde bir yere koyamiyorum.
Sana bir harf ogretenin bin yil kolesi ol diye ogretilen bir kulturden gelmiyor muyuz biz?
Bu mu bizlere binlerce harf ogretmis insanlara verdiginiz deger?
Bu mu saygi?
Bu mu hurmet?

Hepsini gectim.
Bu mu o cok ovundugumuz kulturumuzden ogrendigimiz?

Ben o cumnleleri dinlerken dusunuyorum her bir hocayi.
Ve utancimdan yerin dibine geciyorum.
ODTUlu olmasa da kendi hicalarimi dusunuyorum, ustumdeki emeklerini yerin dibine geciyorum.

Ve etrafimizi saran sessizligi dusunup daha da yerin dibine geciyorum.
Nerede bu ulkenin universite hocalari?
Niye seslerini cikarmiyorlar?
Bu kadar mi umutsuzuz artik biz?
Bu kadar mi karanlik etrafimiz acaba?

ve bugun
Oyleydik belki...
Hazira'na kadar.
Haziran'a kadar sesler cikmiyordu belki...
Ama artik oyle degil.
Bugun pek cok universitede hocalar ogrenciler bu zulme karsi ses cikariyor yine.
Umutsuz asla degilim.
Ama niye boyle yapiyorlar diye cok uzuluyorum.
Hala...

22 Ekim 2013 Salı

Bugun gunlerden Rotterdam

Bir toplanti icin geldim. Daha once Londra'ya gelip gitmelerim gibi kisacik bir ziyeret. 2 aksam burada kalacagim sonra yine Londra'ya donecegim. Ne de olsa ben burada artik bir misafirim… 

Oyle garip bir his ki bu. Yani burada misafir olmak. Artik burada bir evimiz yok bizim. Hani Izmir'e gitmek gibi degil. Orada hala evim var, ailem var. Istanbul'a gitmek gibi de degil. Cunku biliyorum bizim daha Istanbul'da yasanacak yillarimiz var. Ama Rotterdam. Artik burali degilim, bir daha muhtemelen burali olmayacagim. Iste burada tam bir misafirim. Bunu burada oldugum her an hissediyorum. 

Bir yandan da oyle tanidik ki her sey. Ofise giden guzelim, nehirin kenarindan giden yol. Ofisin penceresinden gorunen nefis manzara. Ucak Rotterdama inerken gordugum seyler bile tanidik, tanidik iste. Bir sure sonra bu duygusal hal bitecek biliyorum. Hani Rotterdama gelmek hicbir zaman ne bileyim Madrid'e toplantiya gitmek gibi olmayacak elbette ama biliyorum ileride boyle de olmayacak. Daha normal olacak hersey. 

Ama simdi daha normal degil. Simdi hala biraz zor burada olmak. Mesela evin o tarafa gitmek istemedigimi farkettim. Istemiyorum. Hele daha Londrada yasayacagimiz evi tam olarak bulamamisken ve ben hala buradaki evimizi deli gibi ozlerken evin oraya gitmek istemiyorum. Arkadaslarimla yemek yiyecegiz ben hep bizim evden uzak yerleri secmeye calisiyorum. Sehrin gobeginde, restoranlarin ortasinda bir yerde yasiyor oldugumuzdan bu oyle zor ki. Ama farkediyorum resmen bunu yapmaya calisiyorum. Simdilik. Biliyorum sonra bu da gececek. Biz Londrada guzel bir ev bulacagiz insallah, yerlesecegiz, alisacagiz oralara da. O zaman her sey daha guzel olacak. 

Size bir sey soyleyeyim mi? Bence Rotterdam da beni, en az benim onu sevdigim kadar seviyor olabilir. Cunku bugun hava yine piril piril gunesli. Hani benim onu gormeyi en sevdigim haliyle hazirlanmis sanki beni karsilamaya. Ha ne dersiniz o da beni seviyor olabilir mi?


Iste boyle an itibariyle Rotterdamla hasret gideriyorum. Tabi calismaktan firsat kalirsa. calismak demisken haydi ben simdi toplantiya. Guzel gunler olsun size de bana da...

21 Ekim 2013 Pazartesi

Londra Gozlemleri 4...

Bu ilk gunlerde daha cok yazabilmeyi oyle cok isterdim ki. Cunku her gun etrafimdaki seyler bana daha normal gelmeye basliyor. O ilk gunlerin saskinligi, herseyin farkli gelmesi hali yavas yavas bitiyor.Iste ben o hal bitmeden yazmak istemistim. 

Hollanda'da da boyle olmustu. Mesela trene binerken bilet kontrolunun yapilmamasi, hatta cogu zaman yapilmamsi ama insanlarin yine de duzenli olarak bilet almasi onceleri cok degisikti benim icin. Sonra normallesti. Ogle yemeklerinde hemen hemen herkesin ictigi bir bardak sut onceleri cok degisikti benim icin sonra normallesti. Ve daha bir suru sey...

Bu sefer iste oyle normallesmeden hayat yazabileyim istiyorum. Istedigim kadar yazamiyorum ama en azindan sunlari da unutmadan yazayim...

Gozlem 8: Insanlar kosuyor :) 
Buraya kadar degisik bir sey yok. Hollanda'da da cok kosardi insanlar. Hatta biz de kosuyorduk. Insallah bir yerleselim burada da kosacagiz. Peki degisik olan ne? Degisik olan su: burada insanlar sirtlarinda bavulla kosuyor :) Hayir bana mi hep boylesi denk geldi dedim. Ama yok. Ozan da ayni seyi gozlemlemis. Insanlar resmen sirtlarinda bavul gibi sirt cantalariyla sokaklarda oradan oraya kosuyorlar. 

Ben merak ettim, sizi merakta birakacak degilim sevgili blogdaslarim. Arastirdim, sorusturdum, bunun sebebini buldum: Meger insanciklar ya ev-is arasindaki yolu kostuklarindan sirtlarinda is kiyafetleri oluyormus. Trafige bulunan cozume gel! 


Yalniz bir sey soyleyeyim mi: Haklilar! Bu ulkenin trafigine ne toplu tasima cozum olur ne bir sey. En iyisi tabana kuvvet kosmak. Biz de Ozanla bunu degerlendirdik ama ikimiz de 1,5 saatten fazla yol gittigimizden kosamayacagimiza karar verdik. Ya da kosariz da her biri bir maratona sayilirsa artik :) Bir de sirtinda cantayla kosunca insanin sirti agrimaz mi? Benim sahsen agrir. Saglikli olayim diye kosup bir de sirttan olmasin insan . Aman yok ben almayayim :)

Gozlem 9: Ise bisikletle gelen var.
Sadece kosarak degil bisikletle de ise geliyorlar. Zaten Londara'ya hosgeldiniz kitaplarinin hepsinde ulasimin en ucuz yontemi bisiklettir yaziyor. Ulasim pahali da demis miydim? Evet her yere metroyla gidiliyor. Ama metro kesinlikle ucuz degil. Bir ara aylik/yillik biletleri de arastirmam gerekiyor bak. Of cok is var cok!

Neyse benim dertlerimi bir yana birakirsak ise bisiklete gelen de cok var. Ne var ki bunda? Hollanda'da ise bisikletle gitmeyen cok az vardi: mesela ben! Velakin adamlarin ayri bisiklet yollari vardi, bisiklet isiklari vardi. Bisikletliler icin her sey dusunulmustu. Bunlarin yolu falan yok. Oyle kenarda ince bir cizgi. Ve deli gibi hizla kullaniyorlar bisikletleri. Bildiginiz tehlikeli. 


Tabi hizli kullanmalarinin da bir sebebi varmis. Meger insanlar uzun yoldan geliyormus. Benim ofisteki arkadasim 1 saat 45 dakika bisiklet suruyormus sabahlari. Bildigin 1 saat 45 dakika. Allahim sana geliyorum! Hadi surdun diyelim o kadar - ki ben suremem- sonra nasil calisiyorsun? Nasil gun boyu ayakta duruyorsun? 

Bilemedim :) Bildigim tek sey var ben bunu da yapamam. Oyuzden bana tren yollari, kosanlara bisikletle gelenlere de saglikli gunler efendim.

Bugun gozlemler ulasima dair oldu, gelecek gunlerde baska gozlemlerde gorusmek uzere :)

18 Ekim 2013 Cuma

Bu bayram da boyle gecti


Gecti de...
Benim tam olarak hissiyatim 
Ben bu bayramdan hicbir sey anlamadim.

Bu sene bayram gelmis gelmemis farkinda degildim gercekten.
Bayramin ilk gunu butun gun ev aradigimizdan oyle pek de bayram gibi gecmedi bize.
Aksamustu eve gelip soyle bir ayaklarimizi uzatinca "ah bugun bayramdi" diyebildik.
Iste o dinlenebildigimiz bir an bizim icin bayramdi.
Zaten bir birimizi optuk, bir annemleri aradik, gelen bayram da oyle bitti...


Bayramin geri kalani da gunduz is mesaisi, aksam ev arama mesaisi seklinde gecti.
Yani bizim icin bayrammis, degilmis pek de degisen bir sey olmadi.
Sanirim ozetleyecek olursak;
bizim evde bayramin adi da kendi de pek yoktu bu sene.
Ne yapalim darisi gelecek bayramlarin basina :)
Bir yandan da ne soyleyeyim, gecen yaz yasadigimiz bunca seyden sonra bana bu seneki bayramlar bir garip geliyor.
Onca sey...
Ama sonra diyorum bayram sevincimiz de bizde kalsin, onu da kimse elimizden alamasin.
O yuzden gecmis bayraminiz kutlu olsun...
Dilerim sizin bayraminiz bizimkinden cok daha guzel olmustur.
Dilerim sizin bayraminiz bayram gibi olmustur.
Dilerim hepinizin bayrami da tatili de cok guzel gecmistir.
Iyi bayramlar hepimize :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails