7 Ocak 2020 Salı

Ise dondum

Yaklasik 20 gun sonra dun ise dondum. 20 gun izinli degildim ama Deniz hastalandigi icin ise gelemedim, sonra ben hastalandim, sonra tatiller basladi. Ben izin almamis olsam da ofise gelmedim, evden kafeden falan calistim. Derken derken 17 Aralikta en son ofise gelmistim, 19 gun olmus :)

Hepsinde tatilde olmasam da bu ara cok iyi geldi. Oh. 

Her gun Londraya gidip gelmek cok yorucu. Biz de Londrada oturuyoruz ama evimiz 4. zoneda. Ben 1. zoneda calisiyorum su an. Her gun merkez Londraya geliyorum yani. Guzel. Ofis cok guzel. Etraf da guzel. Simdi Londranin gobeginde calisirken cirkin diyemem. Ama yok guzel mi? Degil. belki bir gun guzel iki gun guzel ama her gun gidip gelince cok yorucu. O yuzden bu 20 gunluk ise gidip gelmeme arasi bana pek iyi geldi.

Sonra Denizle koyun koyuna gecen 2 gun de cok iyi geldi. Cok guzel vakit gecirdik beraber. Cok guzel oynadik, gezdik. Ozan'a da onu dedim sanki aramizda baska bir bag olustu bu tatilde. Romantik bir sekilde soylemiyorum bunu. Catir catir kavga ediyoruz. Yani her gunumuz husu icinde gecmiyor. Ama yasi buyudukce birlikte gecirilen zaman bir baska guzellesiyor sanki. 

Evde olmak, calissam da islerin az olmasi, rahat rahat yemegi yapmak, evi toparlamak, kosturmakdan alisveris yapmak, acelesiz herseye yetisebilmek bana, bize iyi geldi. Ha sirayla hepimiz bir hastalanmasaydik iyiydi ama ne yapalim. Ozanla onu konustuk hastalanmak bile bir yandan is olmayinca daha kolay. Ne var iste zor da olsa evde yatiyorsun, ya da toplanti vs ayarlamadan gonul rahatligiyla cocuguna bakiyorsun. Calismak hele hele calisan ebeveyn olmak hic kolay degil. 

Ama dun ofise gelince calsimayi ozlemisim onu da farkettim. 

Zaten benim de olayim bu. Ben evdeyken, Deniz de evdeyken ay acilsin kres ben isime Deniz krese yeter olmuyorum pek. Ha arada deliriyorum tabi ama genel olarak evde onunla olmayi cok seviyorum. Dogum izninde de hic ama hic sikilmamis ve cok sevmistim. Isteyken de Denizi deli gibi ozluyorum ve cok yoruluyorum ama lanet olsun calismasina demiyorum hic. Iki arada kalmak mi dediniz? Buyrun benim :)

Yillardir yaptigim bir sey var. Tatil donusunun toplantilarini tatil oncesinde ayrintili bir ajanda ile hazirliyorum ve yolluyorum. Boylece ilk gunlerin o tatil rehaveti pek olamiyor cunku toplantilar hemen baslamis oluyor. Ekip bundan ne kadar memnun bilemem ama bana ise organize donmek iyi geliyor. E onlar da bana uyacak artik :)

Dolayisiyla ben isime geri dondum. Vucut dinlendi ya ustumde cok guzel bir enerji var. Bu sabah 6da akltim biraz telefonda takildim. Deniz 7 de uyanmadan dusumu aldim, makyajimi ypatim. Boylece o uyaninca rahat rahat yatak keyfi yaptik kitabimizi okuduk, oynastik. Ha biraz abartmisim kahvalti edecek vaktim kalmadi ama babasi ve Deniz kahvalti ederken tostmu aldim ciktim. Ve simdi ofiste kahvemin yaninda blog yaziyorum.

1-2 haftasi var bu enerjinin ama sonra biter Calisma hayati enerjimi ceker. Cekmese keske. Keske hep boyle kararinda dinc calissak. Hepimiz icin daha guzel olmaz mi aslinda...

6 Ocak 2020 Pazartesi

Denizle bir gun...

28 Aralik Cumartesi gunu Denizle cok guzel bir anne kiz gunu yasadik. Buraya yazmak istedim.

Cocuklarla her gun, her sey planladiginiz gibi olmuyor. Bazen birlikte bir gun planliyorsunuz ama bazi seyler ters gidiyor ve o gun burnunuzdan geliyor. Ama bazen de oyle olmuyor. Bazen de her sey yolunda gidiyor ve birlikte harika bir gununuz oluyor. Benim tecrubeme gore hicbir seyin garantisi yok. O yuzden guzel gunlere minettar olup sonuna kadar keyfini cikarmak ve ters giden gunleri bir sekilde kapatip yola devam etmek en iyisi. Ha belki bir de guzel gunleri boyle bir yere kaydetmek. 

Ben de iste onu yapayim istedim. Bu gunu yazayim ki bir gun donup bakabileyim...

Haftalar oncesinden Peppa cok seven kuzular icin, #canimdogumizni ekibimizle Peppa tiyatrosuna bilet almistik. 28 Aralik Cumartesi saat 11e. 

Deniz onceki gunlerde  biraz hasta oldugundan bu sefer son gune kadar nereye gidecegimizi soylemedim ona. Hayal kirikliklarini yonetmek cok zor olabiliyor. Ama Cuma aksami yarin pepaya gidecegiz dedigimde sevinci gorulmeye degerdi. Ona peppali bir kazak da almistim. Ertesi sabah kalktik, kahvalti ettik. Gayet sorunsuz giyindi (ki 2-3 yas bebe anneleri bunun kiymetini bilir) ve yola ciktik. 

Deniz metronun sesinden korkuyor. O yuzden genelde kucagimda olmak istiyor. Sarildi bana. Yolun bir kisminda kucagimda koala gibi oturdu.Oyle zamanlar bana hep kanguru ile Denizi tasidigim gunleri hatirlatiyor. Arada kafasini opuyorum. Nefesi gogsumu gidikliyor. Mis kokusu burnuma geliyor. Ne cok sevdim bebek giymeyi ben, ne severek tasidim kangurusunda Denizi. O da seviyordu biliyorum. O yuzde boyle kucagimda kafasi gogsume yapisik yatarken kafasini opmemi, kulagina canim kizim diye fisildamami da cok seviyor hissediyorum... 

Oyle gittik baya bir sure. Ama bir yandan sese alissin da istiyorum Yavas yavas konusa konusa, etrafi anlata anlata oturttum onu yanimdaki koltuga. Ve sonra metrodaki insanlardan konusmaya basladik. KIyafetleri, cantalari. Sonra metroya asilmis reklamlar. Oyle tatli oyle usul usul bir yolculuktu ki. Eli elimde, bicir bicir sesi kulagimda. Cok sevdim.

Tiyatroya geldigimizde saat cok erkendi. Biz de bir yerde anne-kiz kahve keyfi yapalim dedi. Deniz smoothie aldi ben kahve. Cok guzelmis smoothiesi oyle dedi. Karsimda oturdu, smoothiesini icerken bana tiyatro hakkinda sorular sordu. Heyecanini sevdigim cocuk. 



Amm velakin tiyatroya giitimizde yine bir cekindi, Hep boyle oluyor zaten. Ilk basta cekiniyor. Karanlik, ses, etrafin kalabalikligi. Oyle, alistik. Ama yaninda Arya ve Onur olunca, ben de artik bu konuda baya tecrube kazandigimdan 5 dakikanin sonunda gayet dikkatle izlemeye baslamisti, 

Deniz boyle tiyatrolari falan gozunu kirpmadan izliyor. Yine oyle izledi. Arada Arya ile dans ettiler, arada guduler ve Peppayi gayet guzel izlediler. Ama sanirim Peppa kadar sevdikleri sokakta ucunun el ele yurumesi oldu. Arkadas olmayi ne seviyorlar. Ve ben bu hallerini nasil da seviyorum. 

Sonra anneler ve cocuklar harala gurele bir yemek yedik. 3 cocukla yenilen yemek diyeyim size siz anlayin :) Ha o 3 cocuga sonrasinda cikolatali dondurma verinde baya buyuk bir sessizlik oluyor ama. Sonrasi arkadaslardan ayriligin getirdigi huzun olsa da, bizim Denizle anne kiz zamanimiz basladi.

Hicbir planim yoktu. Acikcasi gunu Denizin moduna gore planlamaya karar vermistim. Eve de donebilirdik, gezmek isterse gezerdik. Ne istersek oyle yapacaktik. Denize eve donelim mi gezelim mi dedim. Gezelim dedi.

Biz de bir muzeye gittik. Ve Deniz o muzeyi gayet dikkatle gezdi. bana resimler hakkinda soular sordu. 3 yasinda, sanat elestirisi yapmiyor tabi ki. Ama heykellere bakiyor, bak bunlarin sakali var bunun yok diyor mesela. Sonra oturuyor kanepelere tek tek resimlere bakiyor. Bak bu abla uzulmus diyor. neden acaba diyorum, kendince sebepler sitaliyor. Arkasinda bir masa var mesela bir resimde uzgun olan kadinin. Pasta vermemisler ona ondan uzulmus diyor :) 

Baska birisi sevinmis diyor. Galiba hava gunesliymis ondan mutlu diyor. O'nun o 3 yasindaki zihninin resimleri heykelleri yorumlayisi oyle mutlu etti ki beni. Anlatamiyorum ama boyle bambaska bir zaman oldu o muze zamani. Ne cok buyumus meger dedigim bir zaman...

Sonra sokaklarda dolastik Denizle. Kucak kucak diye tutturmadi. Bildiginiz atrafi izleye izleye gezdi kuzu, Isiklara bakti. tezgahlari inceledi. Sorular sordu, cavaplari dinledi...


Bir de kitapciya gittik kizimla. Ve tabi kitapciyi bir kutuphane gibikullanip baya kitap okuduk orada. Oyuncaklara baktik. Deniz elbette kitaplari duzenledi. Ve yoruldum anne dedi sonra bana. 

Hani yorulunca, aglarlar arizaya baglarlar ya. Oradan anlarsin yorgun olduklarini. Oyle yapmadi. Yoruldum anne eve donelim dedi. Tamam dedim ben de ona. Aldim kizimi eve donduk beraber. Birlikte gecirilmis mis gibi bir anne kiz gunun ustune donduk evimize. 



Ah o gun ne iyi geldi bana. 


Ve ne cok sey dusundurttu, hissettirdi bana. Aynen instagrama yazdigim gibi....


Deniz buyuyorsun. Bu aralar bunu daha çok hissediyorum. Hele böyle tatillerde. Hele böyle rutinin dışına çıktığımızda. Hele böyle günlük kosusturmanin bir adım gerisine cekilebildigimizde. İşte o anlarda daha da çok hissediyorum ne çok buyuyorsun. Bizimle sohbet ediyorsun, gideceğimiz yeri seçerken fikir belirtiyorsun, görmek istediğin insanları sayiyorsun. Senin gözünden yaptiklarimizi dinlemek bir başka keyif simdi. Deniz sen, kendince bir yorumla anlatıyorsun ya yaşadıklarımızı benim için bambaşka bir pencere açıyorsun. Deniz buyuyorsun, bir müzede resim inceliyorsun mesela benimle, ya da kitapçıda kitap seçip bak şuna benziyor bu kitap diye yorum yapıyorsun. Yollarda kucak kucak demiyor da elimi tutup etrafa bakarak yürüyorsun. Etrafta gördüklerini bana anlatiyorsun. Deniz, buyuyorsun. Ama bir yandan hala ufaciksin. Uyanınca hemen benim kucağımı istiyorsun. Neden diye soruyorum, çok seviyorum kucağını diyip beni çok mutlu ediyorsun. Düştün mü hala yanıma koşup öpücük istiyor, yeni bir şey yapacaksan gözlerinle benden onay bekliyorsun. Deniz buyuyorsun ama hala ufaciksin. Kızım buyuyorsun ama hala benim bebegimsin. 2019 giderken ben en çok seni hatırlıyorum geriye bakınca. Ve yeni yıl için, sen biraz daha büyürken beraber yasayacaklarimiz için çok ama çok heyecanlanıyorum kuzum. Deniz, iyi ki bu hayatı bizimle yaşıyorsun ❤️
Ve iste bu da Denizle boyle bir gundu....

2 Ocak 2020 Perşembe

Hosgeldin 2020

Yilin ilk calisma gunu. Denizi krese biraktim. BIraz mail cevaplayayim dedim ama blog yaziyorum. E ilk gun, yumusak bir gecis yapmak daha iyi. 

Biz 12 yildir yurtdisinda yasiyoruz. Ve sanirim son 8 senedir falan Christmas doneminde Turkiyeye gitmiyoruz. Ve bu cok iyi oluyor cok ama. Kisin Turkiye hele Istanbul cok zorluyor beni, Hadi bu sene hava iyiydi yine Aralikta ama soguk ve yagmur oldu mu hele ne isim var benim burada diyorum. O yuzden bizim icin Chrstmas evimiz civarinda, hadi bilemedin ulke civarinda gecirien bir tatil.

Bu sene de oyle oldu. Daha dogrusu olmak zorunda kaldi. Cunku cok hastalandik. Deniz Kizil oldu Sonra o bana da bulasti. Ikimiz de antibiyotik kullandik. Antibiyotik bakteriyi hemen bitiyoru ve bu harika bir sey! Ama vucudu nasil yoruyor. Ah nasil yoruyor. O yuzden bu tatilin cogunda biz evimizdeydik. Benim vucudum bana resmen dur dedi! Ben de benim vucudum bu hastaliktan dolayi dur diyorsa, Denizin ki de diyor olabilir dedim ve onu da krese yollamadik. Evimizde dinlendik. Bence dogru tercih oldu. Denizin de evde olmasi yani. Cocuk cogu gun elinde kitaplari oyncaklari bir kenarda oturdu oynadi inanin. Bnece onun da bu donlenmeye ihtiyaci vardi. 

Christmas oncesinde hastalandik. Ama Christmas doneminde de iste o nekahat donemi devam etti. Biz de evimizde film izleyerek, Denizle bol bol oyun oynayarak, arada yuryuslere, parka cikarak bu tatili bitirdik. Gerci daha tatil bitmedi ve ne yazik ki bizim evde hastaliklar da bitmedi. Bu sefer de Ozan hasta. Saniyoruz safra kesesinde bir sorun var ya da mide. Doktor takip edecegiz dedi. Evde boylu boyunca yatiyor, takipteyiz.



Yeniyila da o yuzden ben bir basima girdim :) Ozan agridan kivraniyordu bizimle yemek bile yiyemedi yazik. Biz Denizle yedik yeni yil yemegimizi. Kuzu pasta istemisti ve ben ona evde pasta yapmistim! Evde diyorum pasta yaptim diyorum! Ben hala buna inanamiyorum da kusuruma bakmayin :) Kekini kremasini haziraldim sonra Denizle birlikte susledik. Ay ne sevindi. Ah nasil sevindi. Annecim ben istedim sen pasta yaptin deyisi. Ah Deniz bilsen sen isteyince ben neler yaparim diyemedim. 



Deniz kuzusu, yemegini yedi, pastasini yedi, kudurdu danet etti, oynadi ve 8de yatti. Yilbasi diye cocugu uykusuz birakacak halim yok. Ozan da agri kesiciyi icti 9da yatti. Bne de bir basima oturdum :) Niye oturdum bilmiyorum ama iste oturdum. Yilbasi ya erken yapmicam. Illa o havai fisekleri gorucem. Oturdum ama havai fisekleri goremedim. Cunku saat 12 olup da bizim evin etrafinda da havai fisekler atilmaya  baslayinca Deniz aglayarak uyandi,

Hemen yukari kostum. Baktim kuzum elleriyle kulaklarini kapamis koridorda duruyor. Korkmus.... Hemen onu kucagim aldim. Anlattim, sakinelstirdim. Yani yeni yila kucagimda kizimla girdim. E bu da cok guzel :)

Ertesi sabah Deniz tabi ki 7de bizim odaya geldi, uykum bitti sabah oldu diye. O zaman o 12yi bekleyen ve aksam uyumayan Gulcine  "Allah sana akil versin" dedim :)

Aldim kucagima kuzuyu sohbet ediyoruz.
O: Deniz aksam havai fisekler patladi degil mi?
Deniz bir anda heyecanlandi, kucagimdan dogruldu, eller kollar oynaya oynaya buyuk bir heyecanla konusmaya basaldi...
D: E ben onlari ayi sesi sandim! Ayilar bahcede bole bole bole yuruduler sandim.
Boylece sayesinde yeni yilin ilk gunu bizde cok gulmei basaldi :)

BU sene iyice farkettim ki boyle yeni yil falan artik benim icin cok da bir anlam atsimiyor. Oyle yeni yil kararlari alayim, sene baslayinca onlari ugulamaya baslayayim gibi bir heyecan icinde olmuyorum. Ha yazdim yine kenara bir seyler ama donup bakar miyim bilmiyorum.

Yazdiklarim icinde benim icin en onemlisi su: Ayda bir Denizle hafa ici bir gun anne-kiz gunu yapmak

Bu da demek oluyor ki ayda bir gun en zaindan aksamustu calismayacagim ve kuzuyu alip bir seyler yapacagim. Bnece bu ikimie de cok iyi gelir. Bunu yapmayi cok istiyorum. Hatta babasini da bir gun bunun baba-kiz erdiyonunu yapmak icin yureklendiriyorum.

Deniz cok cabuk buyuyor. Cok ama. Ozellikle tatillerde, rutinin disina cikinca bunu daha iyi anliyorum. Ve zamani durdurmak ona dair herseyi doya doya yasamak istiyorum. Olmuyor.

Pek cok arkadasim, yeni yil kararlarina "kendim icin daha cok sey yapmak" minvalinde seyler yazdi. Cok haklilar. Ama ben 3 yil olmasina ragmen bir turlu bu kafaya gelemiyorum. Eger bir vakit varsa ben onu denizle gecirmek istiyorum. Doya doya. Bu tatildeki tatliligininda etkisi sanirim. Cunku bazen oyle huysuz oluyor ki kuzey kutbuna kacasim geliyor saklayamam :) Ama bu tatilde oyle tatliydi ki olsa her gun tatilim her gunumu onunla gecireyim istedim. Kizim, ah canim kizim. 

Ama yok. ve artik ise ve rutinimize donme zamani. Ama bu yildan en buyuk istegim Denize bolca zaman ayirabilmek, birlikte bir suru tatile cikabilmek, gonlumuzce gezebilmek. 

O arada bir de calismam lazim tabi :) Isle ilgili hedefimi soyle yazmisim "bulundugum konumu korumak" 
Ozan bakti ve "baya hirs yapmissin ya tebrik ederim" dedi :) 

Yok hirsim. Gercekten. Varoldugum konumu koruyayim bana yeter bu sene. Daha yukselmek icin bizden vakit calacaksa isim gerek yok bence. Ben bu halimden memnunum. Ha tabi caliscagim, beni biliyorsunuz. Tabi ki elimden geldigince isimi iyi yapacagim. Aksi benim dogama aykiri. Ama o kadar. Daha yukseleyim diye bizden zaman calasim yok. Gecen yil da yoktu. Ondan onceki yil da yoktu. Iyi ki de yoktu. Calistik iste, ama Denizle de olabildigince cok cok cok zaman gecirerek. Terfi de ettim cok sukur. Mottom bu, bu calisma tempomla (ki bence zaten cok calisiyorum ama kendi saatlerimle calisiyorum) olursa olur, olmazsa da olmaz, yapabilecegim bir sey yok.  Bu sene de hedefim bu. Umarim bulundugm konum beni cok zorlamaz ve dengeyi koruyabilirim:)


Velhasil kelam hosgeldin 2020. Biz biraz hastalikla actik seni ama bunlar gecer. Genel sagligimiz iyi olsun yeter.
Senden ricam huzur dolu ol. o kadar iste... 

Ben en iyisi bu yaziyi instagrama yazdiklarimla bitireyim...
E geldik mi sona 2019? Sen de gidiyorsun iste. O zaman hemen dönüp bakayım neymiş bizim en sevilen 9 neymiş diye :) 2019 bizim için çok sıradan bir yıl oldu. Ve bilen bilir ben çok böyle yılları severim. Sıradan derken aslinda en sıradan günü bile cok kosturmaliydi, çok telasliydi. Hep bıçak sırtında bir dengeyle yaşadığımız bir yıl oldu. Ozan için de benim için de, özellikle benim iş değişikliğinden sonra, iş ve ev arasında kurduğumuz denge çok zordu. Ama işte bir şekilde oldu. Ve geriye dönüp bakınca küçük kuzuyla kucak kucağa günler kaldı🧡 Zaten sağlık olsun da her denge kurulur, her iş halledilir, her proje biter, her zorluk geçer. Yeter ki ardımızda güzel anılar kalsın. E bizim de kalmış sanki 🙏 o zaman teşekkürler 2019. Kuzuların sağlıkla büyüdüğü, hepimizin sağlıklı olduğu çok güzel bir yıl gelsin şimdi. Biz hazırız, bekliyoruz :) .
Simdi basladin yeni yilin guzel gunleri....

19 Kasım 2019 Salı

Bu yil da bitiyor

Size de oyle geldi mi? Bu yil sanki cok cabuk gecti. Hala Kasim olduguna inanamiyorum. Ne zaman takvime baksam ne cabuk diyorum. Sanki dun Subat ayiydi daha ne cabuk kasim oldu. 

Son bir iki yildir, sanirim Denizden sonra hayat daha da hizli akmaya basladi. GUnler birbirini kovaliyor, aylar ucuyor, yillar geciyor. 

Gecen gun aynaya baktim ve kendimi cok yaslanmis hissettim. Dudaklarimin kenarindaki cizgiler belirginlesti. Hep cok gulmekten. Zamaninda ortalikta pismis kelle gii dolasmasaydim iyiydi, Saclarimdaki beyazlar artti. Ve gozlerimin yorgunluguiyice belirginlesti.

Eskiden uyumadan ise gelirdik. Denizle alakasi yoktu bu uykusuzluklarin. Denizden coook onceki zmanlardan bahsediyorum. Gezerdik dolanirdik, ertesi gun hic yorulmamiscasina calisirdik. Simdi oyle olmuyor. Diyorum ya yaslandik sanki. Yaslandik demeyelim tabi de yaslanmaya basladik sanki. O eski enerjik haller kalmadi. 

Deniz artik cok sukur geceleri genelde uyuyor. Ey gecede 12-13 kez kalktigim zamanlar! Cok sukur bittiniz. Orada bir yerde bebegi geceleri dealarca uyandigi icin uykusuzluk ceken anneler varsa, tunelin soununda isik var. Umut var bilin.

Ha hic mi uyanmiyor? Bazen evet hic. Ama bazen de uyaniyor. Yatagindan kalkiyor. Pitir pitir bizim yatagin kenarina geliyor. Anne ben geldim diyor. Kucagima gelip uyuyor. Uyumada bana bir seni zoledim diyor bazen, bazen opuyor. Bazen bunlarin hicbirini yapmiyor. Ama her zaman elini gogsume koyuyor :) Dun aksam baktim yanima geldi, ama daha ben yataktan kalkaadan geri dondu odasina gitti. Allah allah ne oldu ki dememe kalmadan baktim uyku arkadasini almis yanima donmus. Boyle de deli bir insan :)

Bak konu Denize gelince yazinin odagi kaydi yine. Diyecegim o ki denizden dolayi cok uykusuz kalmiyoruz artik. Aman masallah diyin, tahtaya falan vurun ne olur :) Ama Deniz gecede 1 degil de 2-3 kez uyanrsa ertesi gun benim saftim kaymis oluyor. Yahu Gulcin 12-13 kez uyaniyordun bu nedir ki diyorum kendime ama gozaltlarim beni dinlemiyor. Diyorum ya yas aliyoruz. Ve artik ben buun etkilerini daha da cok hissediyorum.

Ama dun Gonca ile konusurken farkettim, yas aldigimi en cok ne zaman hissetmeye basaldim biliyor musunuz? Her seye usenmeye basladigim zaman. Tatile gtmeye dahi uzenir oldum. Ben yahu ben. Gezmek diyince pabucu disarida bekleyen ben, gezmeye uzenir oldum.

useniyorum vallahi. Bavul topla. Denizin duzenini boz. Gittigimiz yerde ustumden inmesin, huzursuz olsun. Don camasir yika, valizi ortadan kaldir (ki en sevmedigim kisim bu), genelde Deniz donunce hasta olsun krese gonderme. (cunku geziden sonra dinlenmek istedigini dusunup genelde krese yollamiyorum 1-2 gun, evet deliyim biliyorum). Is guc ayarla, kostur, kostur. Vallahi uzeniyorum. Neden? Cunku yas aliyorum.

Kabullenmek en guzeli. Hayati biraz da ritmine gore yasamak belki de en guzeli. Gun ne getiriyorsa oyle yapmak. Zaten gunler jet hiziyla geciyorken bir de ben kormasam diyorum baze. O his daha cok hosuma gidiyor. O yuzden zaman hizlanirken ben yavasliyorum bu ara. Yavaslamak iyi geliyor.

Ve ben yavaslasam da zaman hizla akiyor. bakin iste Kasimin ikinci yarisina geldik. Bu yil da bitiyor. 
Ne cabuk yahu. ne cabuk yahu!



14 Kasım 2019 Perşembe

Evlilik, bosanma, ve soyadlari gibi gibi seyler uzerine

Kadınların evlenince soyadını değiştirmesi gerekliliğini hiç anlayamadim. 12 senedir evliyim. Sosyal medya hesaplarimda soyadımi hiç değiştirmedim. Hatta sosyal medya hesaplarımi evlendikten sonra açmış olsam da kendi soyadimla açtım. İş yerinde de hala kendi soyadimi kullanıyorum. Değiştirmeyi evlenince ozanın soyadiyla iş yeri maili actirmayi falan düşünmedim. Soyadı düşünsenize. Soyumdan gelen ad. Evlendim diye benim soyum değişmedi ki, soyadım niye degissindi? Ozanın da bu konuda bir yorumu hiç olmadi. Zaten olacak olsa sanırım ozanla evleniyor olmazdım.

Tabi bunlar benim kontrol edebildiğim yerler. Pasaportumda, nüfus cüzdanımda ise tabi ki yeni soyadım yazıyor. Çünkü kanunlar evlenince soyadınızı degistirmenizi bekliyor. Kanunlar kadar etraf da bunu bekliyor. Hatta iş yerinde soyadınızı değiştirmediginizi duyduklarında aman Bill Gates sanki, soyadı değişince tanınmayacak falan diye sizinle dalga da geçiyorlar. Geçsinler. Umurunda olmadı, olmuyor, olmayacak.

Evet Bill Gates degilim. Zaten erkek değilim. İş hayatında adımın, yerimin olmasının kinayesinin bile erkekler üzerinden yapıldığı bir dünyada çalışan bir kadınım. Evlenmeden önce de çalışıyordum. Bir Bill Gates olamasam da kendi adımın arkasını dolduracak, kendimi gelistirmeme yardim edecek işler yaptım. Ad soyad bunlar önemsiz şeyler. O işleri yapan benim her ismin arkasinda da yaparım. Ama neden evlendim diye soyadımı degistireyim? Neden artık GB olmayayım? 

Çocuk olunca anlarsın dediler. Aile bir soyadı alinda birlesmeli dediler. Güldüm geçtim. Çocuğum oldu hala da gülüyorum. Denizi soyadlarindan bağımsız, sadece bir soyadı degil bir sevgi altinfa birleşen bir ailede büyütmeye çalışıyorum. Adını sorarsanız Deniz diyor. Baban Ozan. Annen Gülçin. Soyadının önemi var mı bu çocuk için? 

Neden mi bunlari yaziyorum?

Dün hiç tanimadigim bir kadının hikayesine denk geldim Instagram'da. 4 sene önce kızıyla birlikte eski eşi kapının önüne koymuş bu kadın arkadaşımı. Tanımıyorum kendisini. Hikayesinin ayrıntılarını da bilmiyorum. Ama tam 3,5 sene sonra dün boşanabilmis ve sonunda yeniden kendi soyadına kavusmus. Dusunsenize 3,5 sene istemediginiz, sizi ve cocugunuzu kapinin onune koymus bir insanin soyasini tasimaya mecbur olmak. Gittiginiz yerlerde o adla cagirilmak. O ismi tasimak zorunda olmak...

Evlenmek soyadınızı değiştirmek 5 dakika. Eski soyadınızı alabilmek 3,5 yıl demiş. 3,5 yıl. Allah'ım bu nasıl bir saçmalık. Ve ne yapabilirsin bu saçma düzen karsisinda.

Duzene yapabilecegimiz bir sey yok. Ama yapabilecegimiz hic mi bir sey yok? 
Var galiba. 

Bir gün bir arkadaşımla konuşuyorduk. İşte evlenecegimiz kişiyi nasıl seçiyoruz falan. Bana demişti ki Gülçin ben sevdim, iyi hayat arkadaşı olur dedim, iyi baba olur dedim ve bir de ayrılırsak beni üzmez dedim. Sevgilimi böyle sectim. Çok anlamlı gelmişti bu söylediği. Dönüp ozanı düşünmüştüm üzmez beni demiştim icimden insan gibi ayrılıriz galiba biz. Dün daha da iyi anladım ne kadar önemliymiş bu. Evet bu kadının kimliğini çalan evlilik düzeninde insanca bosanabilecegi biriyle evlenmeli insan. En azindan bunu kendisi icin yapabilmeli. Ne yazık ki en önemli kriterlerden biri bu olmalı. Birlikte güzel bir hayat kurar miyiz? Peki ya birlikte insan gibi ayrılır miyiz? Bunu evlenmeden düşünmeli. 

Ote yandan kim bosanmak icin evlenir ki? Bosandigi adamlar evlendigi adamlar olmuyor ki insanlarin. Bosanmanin bazi insanlari nasil da cirkinlestirdigini gorusuyoruz. Ama iste bir de o gozle bakmali insan evlenecegi insana. Bu beni ayrilirken uzer mi? Gercekten bunu dusunmek cok onemli. Ha o adamin icinden cikacak seytani bilemeyiz kabul ediyorum ama demek istedigim peri masali gibi evlenmemli insan biraz ayaklari yere basmali.

Bir de ne yapmali biliyor musunuz insan. Kendi ayaklari ustunde durmali. Kendisi olmaya devam edebilmeli. Evlilik fedakarlik evet. Hepimiz bir sekilde kendimizden odunler veriyoruz. Ama iste o icimizdeki evlenmeden onceki beni bir sekilde beslemeye devam etmeli galiba. 

Bizi biz yapan soyadınız mi? Bu kadar önemli mı? Ismimiz degisince o eski beni besleyemiyor muyuz? Belki değil. Hatta tabi ki degil. Tabi ki baska soyadlari almis olsak da gelismeye, uretmeye, kendimizi insan olarak beslemeye devam ediyoruz. Ama iste dun bunlari dusunurken buldum kendimi ve 12 senedir LinkedIn hesabımı değiştirmiyorsam galiba içimde bir yerlerde benim için GB olmak önemli. Ne yaparsam yapayim GB olarak yapmak. 20 küsur sene GB olfuktan sonra evlendim diye hop GBX olmamak. Ve GB ile evlenip, GB ile yaşayan ve olur da bir gün ayrılırsak benim yine GB olarak kimliğimle varolmama engel olmayacak biriyle evlenmiş olmak.

Iste ne yaparsan yap yine de bu duzende kendi soyadina donebilmek, kagit ustunde de GB olarak yasamaya devam edebilmek sadece sana bagli degil. Ne yazik ki degil. O noktada donuyoruz yine dogru insanla evlenmis ya da evlenememis olmaya. Olur da bir gün öyle bir şey olursa, ki dilerim hiç olmasin ama hersey insan icin,  yaniltmazsin beni değil mi Ozan?

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails