4 Haziran 2019 Salı

Denizle Oxford

Haftasonu Denizle birlikte Oxford'a gittik. Bazi haftasonlari, bazi yolculuklar oyle kolay oluyor ki insan biz Denizle Marsa bile gideriz yahu diye dusunuyor. Ki ilk sene her yolculuk boyleydi. Bazen de cok zor oluyor aman kiralim dizimizi evimizde oturalim deli miyiz diyoruz :) Ama iste icimizdeki gezgin ruh durmuyor yine yola dusuyoruz :)

Bu seferki gezi cok guzeldi. Deniz cumartesi sabahi bir bal olarak uyandi. Hatta soyle bir sey yasadik. Ozan kalkmis ve bir bakmis Deniz yatagindan inmis (gecen hafta yataginin kenarini actik) ve lazimligina oturmus cisini yapiyormus. Evde bir bayram havasi oldu vallahi! Cis kaka icin bu kadar sevinecegimiz gunler zaten 2016 eylulde dogar dogmaz baslamisti. O yuzden cis-kaka ile alakali seylere sevinince sasirmiyoruz artik :) 

Saka bir yana bagimsizlasmasi, boyle ozbakimi ile ilgili seyleri kendisinin yapabiliyor olmasi acayip bir his. Denize, Deniz bu yaptigin cok guzel bir sey seni tebrik ederim annecim dedim. Buyudum ben dedi. Buyudun ya kuzu...

Sonra evden de rahatlikla ciktik. Giyindi, kusandi. Hava sicak oldugu icin giyinmesi bu aralar cok kolay zaten. Denize kollarin bacaklarin cibil olacak de, gerisini birak. Sort, t-shirt giyiyorsa Denizden mutlusu yok zaten. Ve en guzeli de Denizin yola ciktiktan 15 dakika sonra uyumasi oldu tabi. Boylece bizim 1,5 saatlik Oxford yolculugunun 1 saati de uykusuyla gecti ve oraya vardigimizda Deniz gayet mutlu enerjik bir cocuktu. Oley!




Oxford'a Ozanin daha once calisigi kolejin aile gunu icin gittik. Kolej bahcesinde cocuklara yonelik aktiviteler hazirlamislar. Ogle yemegi ve aksamustu cayi da vardi. Aslinda giderken sikilrsak cikariz falan diye konusmustuk ama aksam 5'e kadar oradaydik. Bir bouncy castle vardi ki o varsa Denizden mutlusu yok zaten biliyorsunuz. Ve Deniz zipladi, zipladi, zipladi.

Oglen yemeginde gayet guzel oturdu bizimle yemegini yedi. Hatta masadakilerle "sohbet" etti. 2,5 yasindasin yahu diyorum bazen ona bakarken. Ama bazen de delirtiyor beni o ayri :) Cumartesi hic delirtmedi ama!



Baktik keyfi yerinde bir daha uyutmadik Denizi. Oyaladik. Gidis yolunda bir saat uyumustu ama sabah 10-11 arasinda uyumus oldu. Olsun dedik dayansin artik. Dayandi!

Bahcedeki aktivitelerden biri de yuz boyama idi. Aman Deniz yuz boyama fikrinden bir korksun! Ama nasil korktiu anlatamam. Sirf korkusunu yensin, kotu bir sey olmadigini gorsun diye ben koluma bir kelebek yaptirdim. Sirf o yuzden yani baska sebebi yok :) Sen de yaptirmak ister misin dedik, hayir dedi. E iyi dedik bak keyfine zipla sen. Ama gun boyu o boyamalari sordu durdu.


Deniz'in bu hallerini kendime cok benzetiyorum. Ben biliyorum aslinda o boyalardan o da bir sey yaptirmak istiyor ama cesaret edemiyor. Cekiniyor. Ote yandan o boyalar ya da iste cesaret edemedigi ne varsa icinde de kaliyor. ben de boyleyimdir biliyorum. O hissi cok iyi biliyorum. O yuzden iste israr etmeden fikre alistirmaya calisiyorum Denizi. Ama israr asla yok. Cunku bir kere inat ederse biliyorum ki yillarca yanasmaz o andaki konu neyse ona. Onu da kendimden biliyorum.

Baktik aksam ustu 4 gibi, yani biz oraya gittikten yaksalik 4 saat sonra Deniz ben koluma kelebek istiyorum dedi. E iyi dedik, yine hic abarti tepkiler vermeden. Gitti oturdu, koluna turuncu bir kelebek yaptirdi. O andaki mutlulugunu ah gorebilseydiniz. Iste biliyorum o hissi ya, o mutlulugu yasayacagini da biliyorum. Bu huyu bana cekmeseydi iyiydi ama cekti :)

Cumartei orada Deniz oynadi, biz insanlarla sohbet ettik. Oyle guzel oyle guzel bir aksamustu oldu ki. Sonra ciktik. Oxford sokaklarinda yuruduk. 2012de baya Oxford'ta kalmistik hatirlarsiniz belki. SOnra zaten buralara Oxford icin tasindik. Benim isimden dolayi orada ev tutamadik ama 2-12-2016 arasinda biz Oxford'ta cok zaman gecirdik. O zaman yurudugumuz yollarda Denizle yuruduk bir de. O zaman gittigimiz yerlere bir de Denizle gittik.

Deniz dogduktan sonra en sevdigim seylerden biri bu benim. O aramiza katilmadan once yasadigimiz, gezdigimiz yerlere bir de onunla gitmek. Oyle sevdik ki o aksamustunu. Oyle guzel oldu ki. 

Donus yoluna gecmeden kizimiza pijamalarini giydirdik ve sanslydik tum gun uyutmayip ziplattigimiz bebemiz saat 7 gibi yolda uyudu ve o uykuyu da sabaha bagladi. E daha ne olsun :) 

Iste bu da boyle guzel bir haftasonu oldu :)
Ha Pazar gunu o melek bebek bir sinirle uyandi ki anlatamam ama zaten anlatmayayim da aklimizda bu hafatasonu Oxford hatiralari ile kalsin :)

23 Mayıs 2019 Perşembe

Ah canim babetler!

Ne zamandir ama yani size diyeyim baya uzun bir zamandir yeni bir babete ihtiyacim var. Bir tane cok sevdigim babetim vardi o eskiyip atmak zorunda kaldigimdan beri onun gibi bir babet ariyorum ama bulamadim. Ona benzer bakarken dikkatimi ceken baska bir sey de olmadi. SOnucta eski babetlerimle idare ediyorum ama hakikaten bir babete ihtiyacim vardi. Bir de spro ayakkabiya ihtiyacim var bak o da ari hikaye!

Neyse, babete donelim. Izmirdeyken arakadasimla yemek yemek icin bulusmustuk. Ve benim ayakkabilarini begendigim bir magazanin onunden geciyorduk. AY dedim Selmin bir bakalim mi. Girdik, 15 dakika icinde ben bir babet aldim ciktim. Cuku cok sevdim.

Valize bile koyamadim babetimi aman bozulur diye. Aldik geldik babeti de hava bozuk giyemedim kaldi kenarda. Ama elbet o havalarin duzelecegi bir gun vardi ve o gun de bu haftadaydi. Hemen dun babetlerim geldi aklima. Dedim ben bugun bunlari giyeyim. 

Kiyafetimi babetlerime gore sectim. Giyindim, suslendim, makyajimi yaparke bile gecirdim babetleri ayagima. Arada hep aynadan bakiyorum aman ne guzel olmus diye! Ne mutluyum bir gorseniz. Dedim ben instagrama bile koyayim babetlerimi cok sevdim yazayim. Fotografini cektim.

O sirada Deniz uyandi. E tabi telefonu biraktim, gittim kizimi aldim kokladim, onunla oynadim, ilgilendim. Soyundu, giyindi, kahvaltisini etti, kitap okuduk, ben gideyim diye anlattim, e hazir huysuzlanmiyor bana el salliyorken oylanamadan cikayim derken ben apar topar evden ciktim.

Otobus duragina geldim, otobuse bindim. Dur simdi instagrama babetlerimi koyayim diye telefonu elime aldim ve ayaklarima baktim hemen. E ben babatleri giymemisim ki! 

O telasede ayagima spor ayakkabilari gecirip cikmisim iyi mi! Canim babetler evde kalmis iyi mi!

Yapacak bir sey yok. Ben de instagrama sunlari yazdim



SU fotografain altina yazdiklarim oyle gercek ki anlatamam. Bazen gercekten omurilikten  yasiyorum. Yaptiklarim kararlarim otomatik pilottaymis gibi. Dusunmuyorum sadece art arda hareketlerimi siraliyorum. Ama bu baska uzun bir yazinin konusu. SImdi yazmayayim.

Neyse otobuse binmisim, yola cikmisim geri donecek halim yok. Gune spor ayakkabilarimla devam ettim. Ki yazinin basina bakarsak yeni bir spor ayakkaniya da ihtiyacim var hem de cok. Yani oyle ofiste giymesem daha iyi onlari. Neyse yapacak bir sey yoktu artik!

Ben gune devam ederken instagramdan bir arkadasim bana bir fotograf yollamis. Gulcin bak senin ayakkabilar diye. 2. sayfa programinin sunucusu giymis!

Ya sen niye illa gidio benim ayakkabimi giyiyorsun. Ben yillarca babet alamamisim hepsi birbirinin ayi dye, degisik degil diye. Yillar sonra bir babet almisim giymisim. Arkadas sen bula bula benim babetlerimi buldun giyecek yahu!

Kendimi tutmasam babetlerden soguyacagim! O kadar gicik bir durum!

Ama tabi kendimi tutacagim. Neden? Babetim yok cunku!

Giymeselerdi iyiydi ama ne yapayim. Ben ay u cok degisik diye babetimi buldum yasasin diye sevinirken sen git benim babetlerimi giy. Hay allahim yarabbim! AH canim babetler! YIne de sevecegim sizi ne yapayim aldim bir kere :)

Iste bu da boyle bir anim oldu :)

21 Mayıs 2019 Salı

Pırlanta Tektaş Yüzük Sezonu Açıldı!


Hangi sezondan söz ediyoruz, biliyor musunuz? Evlenme tekliflerinin adeta havada uçuştuğu yaz sezonundan… Eğer siz de yakın zamanda “evet” cevabını almak umuduyla evlenme teklifinde bulunacaksanız pırlanta tektaş yüzükler sizin de yakın markajınızda demektir. Sadece modelleriyle değil, fiyatlarıyla da incelediğiniz bu tasarımlar arasından hangisini seçeceğinize karar veremediyseniz, şanslı gününüzdesiniz. Çünkü size birkaç ipucu aktararak seçim yapmanızı kolaylaştıracağız! 

İnce ve zarif tasarımlar her daim doğru seçimdir. Eğer evlenme teklifinde bulunacağınız kişinin takı seçimleri konusunda bir fikriniz yoksa rotanızı gönül rahatlığıyla zarif ve ince tasarımlara çevirebilirsiniz. Çünkü bu modeller istisnasız tüm kadınların beğenisini kazanıyor. Aynı zamanda farklı takı modelleri ile birlikte kullanılabildiği için kombin yapmakta da sıkıntı yaşatmıyor. Bu durum kadınlar için sandığınızdan çok daha fazla önemlidir. Risk almak istemiyorsanız ince ve zarif bir dizayn ile hazırlanmış olan tektaş yüzükleri seçin.

Pırlanta Tektaş Yüzüklerde Beyaz ve Sarı Altın Seçeneği Var!
Pırlanta tektaş yüzüklerde genellikle beyaz altın kullanılıyor. Ancak evlenme teklifinde bulunacağınız kişi sarı altından hoşlanıyorsa siz de pırlanta tek taş yüzüğün sarı altın kullanılarak dizayn edilmiş olan modellerine yönelin. Yenilenen koleksiyonlar içerisinde bu tasarımları da  kolaylıkla bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Çünkü tasarımcılar bu beklenti ile karşılamak amacıyla yeni kreasyonları içerisine mutlaka sarı altınla hazırlanmış olan pırlanta yüzükleri de ekliyor.

Eğer biraz da gösterişli olsun diyorsanız çeşitli işlemelerle etkileyici bir duruş kazandıran  pırlanta yüzükleri tercih edebilirsiniz. Ustalıkla dizayn edilen bu yüzük modellerinde işlemeler tasarımların çok daha gösterişli ve karizmatik bir duruş kazanmasını sağlıyor. Alternatif olarak pırlantanın yanı sıra swarovski taşlar da kullanılarak çok daha parlak bir görünüm kazandırmış olan yüzük modelleri ne de yönelebilirsiniz. Bu modellerin tamamını internette kolaylıkla inceleyebilirsiniz.

Altınbaş internet sitesinde pırlanta tektaş yüzük modelleri son derece geniş bir model seçeneği yelpazesi eşliğinde beğeniye sunuluyor. Aynı zamanda bu sitede  gayet makul  fiyatlar uygulandığında her bütçeye hitap eden bir tasarım bulmak kolaylaşıyor. Minimum bütçeyle harika görünen bir tek taş yüzük modelini satın alabilir, evlenme teklifine de pırlantanın ışıltısıyla taçlandırabilirsiniz. Ancak acele edin, sezon açıldı ve model seçenekleri de hızla azalıyor!

20 Mayıs 2019 Pazartesi

Bu sabah...

Hava degisimi beni ve Denizi carpti. Beni daha fena.  tabi turkiyede 28lerdeydi hava. Buraya geldik usuttuk ikimiz de. Denizin burnu akiyor ve hafif oksuruyor, onun disinda keyfi yerinde. Benim burnum akiyor, surekli hapsuruyorum ve hic halim yok. Yani zaten psikolojik olarak halim yoktu bir de fiziksel olarak gercekten halimin olmamasi eklendi buna. Neyse gececek.

Bu haftasonu bu sebepten oturu evdeydik. halbuki gezelim demistik Ozanla. Arabaya atlaalim gunubilrik bir yere gidelim. Gidemedik. Evdeydik. Dinlendik. Arada bu da lazim tabi. Deniz uzun uykular uyudu gunduzleri, o ad yorgun. Cocuk 2 haftaya neler sigdirdi o arada bir de bezi birakti. Yine iyi idare ediyor.

Ama kendisi bu ara gercekten benim sinirlarimi zorluyor. Resmen cata cat bizimle tartisiyor. Bu hali gittikce artiyor bu ara. Illa istedigi olacak, istedigi zaman olacak, istedigi sekilde olacak. E olmayabiliyor. 

Beni biliyorsunuz, olabildigince Denizin ihtoyaclarini aninda karsilamaya calisan bir insanim. Ama ihtiyac ve iste arasinda bir fark var. Ihtiyaclarini tabi ki zaman kaybetmeden karsilarim her zaman. Ama isteklerini aninda karsilamayabilirim. Karsilamak istemeyebilirim de. Sonucta istekleri keyfi olabiliyor.

Hissediyorum resmen sinirlarimi zorluyor. Dun mesela ben fasulye ayiklayacaktim. O da oyun oynamak istedi. Sen biraz yalniz oyna annecim bunu halledeyim dedim, hayir. Israr israr. E gel beraber yapalim dedim, sen de yardim et. Tamam dedi. Aferin dedim kendime bak hallettim :)

Biraz zaman gecti sikildi tabi. E ben de bayilarak ayiklamiyorum fasulyeleri ama yani yapilmasi gerekiyor. Annecim bunu bitirmem lazim benim dedim. KItap oku dedi. Simdi okuyamama, sen oku. Hayir. Baban okusun hayir. Bitirelim sonra beraber okuyalim, hayir. Ve daha bir suru oneri ama cevap hep hayir. Ben ise devam ediyorum.

Sinirlendi ve onundeki fasulyeleri atmaya basladi. SImdi ben bu durumda aman uzulmesin diye fasulyeyi birakabilirim evet. Ama o an acil bir ihtiyaci yok. Annesiyle beraber vakit gecirmekse yanimda, konusuyorum guluyoruz. Yani illa kitap okuyacagiz diye tutturmasi biraz tutturma. 

Ben de Deniz buna devam edersen fasulyeleri alacagim senden dendim. Gozume baka baka atti fasulyeleri yere. Ben de hic sesimi cikarmadan egildim topladim fasulyeleri ve masada ondan uzaklastim. Aman gormeliydiniz ne delirdi! Delirsin.

BIr sure gecince, Deniz fasulyeleri atman yanlisti, ben istemedigim bir sey olunca elimdekileri yere mi atiyorum dedim. Dinliyor. Kizip bagiriyor muyum dedim. Bakiyor. Yanlis bir sey yaptin. Ozur dilemen lazim. Dilersen yine fasulyeleri birlikte yapabiliriz dedim. Hayir dedi. Ben isime devam ettim. Arada agliyor bagiriyor.  Arada ozur dileyecek misin annecim diyorum. Hayir diyor. Resmen hayir diyor! Hakikaten istifimi bile bozmadim. Belki 15 dakika gecti  boyle. Ben fasulyeleri bitirdim. Kaldirdim. Tekrar yanina gittim, ozur dilersen beraber kaldiralim dedim sonunda ozur diledi! Sonunda.

Sonra sarildik, opustuk. Annecim bak isimiz bitince kitap okurduk diye anlattim falan.

Boyle durumlarda bazen hata mi yapiyorum diyorum. Kucucuk cocukla inatlasiyorum. Ama o an isimi birakip onun istedigini yapinca da sonu gelmiyor ki. Deniz de artik 2,5 yasinda. Beklemesi gerektigini, her istediginin istedigi anda olamayacagini bilmesi gerekiyor. Ama bir yandan diyorum bu cocuk zaten 5 gun kreste sabirla bekliyor. Arkadaslarini bekliyor, ogretmenlerini bekliyor. Evde de beklemeyiversin. Ama iste ben de br basimayim, ozan var ama cogu zaman Deniz ozani kabul etmiyor ki. O yuzden malesef beklemeyi ogrenmesi gerekiyor.

Ve iste Denizi krese biraktigimdan beri bu sabah bu karmasa icimde aklimda devam ediyor. Bir yandan dogru yaptim biliyorum. Ki bu senaryo pek cok sey icin yasandi evde bu haftasonu. Ama bir yandan da kiyamiyorum. Bir yandan kiyamiyorum, bir yandan orta yolu bulmaya alismazsa bunun devam edemeyecegini ve onu daha cok kiracagimi da biliyorum.

Iste bunlar da benim annelik ikilemlerim. Iste ben de boyle bunlarla kafamda icimde bogusup duruyorum.
Haydi yeni hafta, durmadan akan burnum, ard arda gelen hapsuruklarim, bitmek bilmez islerim ve icimdeki ozlem, pismanlik, kocaman sevgi, yorgunluk karisimi ile sana hazirim.
Sen gec, haftasonu gelsin ben kizimla kavgasiz gurultusuz bir haftasonu gecireyim...

15 Mayıs 2019 Çarşamba

Haydi basla

Iki gundur kendimi eski blog yazilarima bakarken buluyorum. Ve iyi ki yazmisim diyorum. Iyi ki. Su bloga verdigim her emek feda olsun, harcadigim her zaman, dusundugum her sey oyle guzelliklerle donuyor ki bu blogda bana. DOnup eski yazilari okumak baska guzel, donup eski yorumlari okumak baska.

O yuzden, kendime ayiracagim zamanin bir kismini yine bloguma ayirmaya karar verdim ben. Hollandada bana bir kosmak bir yazmak iyi gelmisti. Simdi de ikisine donecegim once. Kosmak ve yazmak. Bir de Deniz. Bir de evimiz ve siradan hayatimiz.

Bundan sonra basarabilirsem, is guc izin verirse daha cok yazacagim bloguma. Her gun yazamam belki ama yazacagim. Eski yazilari donup okurken en cok siradan gunleri yazdigim yazilari seviyorum. Oyle evde gecirdigimiz bir haftasonunu yazmisim mesela. Gozumde canlaniyor o haftasonu. Hollandadaki evimiz. O kocaman camlardan disarida yagan kari izleyisim. Ben o evi hep cok sevdim.

SImdi daha cok Denize hatira olsun diye yaziyorum. Uzun yazilar yaziyorum ama siradan gunleri de yazabilmek istiyorum. Cunku asil hatiralar o siradan gunlerde eski yazilari okudkca onu goruyorum. Bakalim basarabilirsem ne ala. 

Bu aralar bir de gezmek istiyorum. Cok istiyorum ama cok. Sanirim blog yazilarinin etkisi. Su fasulye serisini okudum bu sabah. Ve neden duruyoruz biz dedim. Neden? Atsak denizi arabaya ciksak yollara. Sonucta ingilterenin de gezilecek cok yeri var. Rafadan Kafadanimiz bizimle degil ama kirmizi var. E o da goturur bizi bir yerlere. Iste bu sabah eski blog ayzilarimin bana verdigi gazla kucuk haftasonu gezileri planlaaya karar verdim. Ozanin daha haberi yok ama olmaz demez heralde :)

Atariz Denizin park yatagini da arkaya. Ayarlariz bi airbnb. Cuma sabah ciksak yolsa. Pazar ogleden sonra donsek. Ayda bir tane bile yapsak yeter. Inanilamz gaza geldim su an. Benden gezi yazilari bekleyin :)

Boyle boyle iyi hissedecegiz iste degil mi? Gecen gun bir arkadasimin instagram fotografinin altinda bir yorum okudum. Tam olarak hatirlamiyorum ama diyordu ki "beyin mis gibi yapabilen bir organ. Ona mutlu oldugu sinyalini verirsek mutlu olur." Mutlu oldugum sinyalini verecegim sana beyin. Mutlu oldugum seyleri yaparak. 

Haydi basla!
yazmaya, kosmaya, gezmeye, mutlu olmaya. 
Var misiniz? deneyelim mi?

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails