20 Mayıs 2019 Pazartesi

Bu sabah...

Hava degisimi beni ve Denizi carpti. Beni daha fena.  tabi turkiyede 28lerdeydi hava. Buraya geldik usuttuk ikimiz de. Denizin burnu akiyor ve hafif oksuruyor, onun disinda keyfi yerinde. Benim burnum akiyor, surekli hapsuruyorum ve hic halim yok. Yani zaten psikolojik olarak halim yoktu bir de fiziksel olarak gercekten halimin olmamasi eklendi buna. Neyse gececek.

Bu haftasonu bu sebepten oturu evdeydik. halbuki gezelim demistik Ozanla. Arabaya atlaalim gunubilrik bir yere gidelim. Gidemedik. Evdeydik. Dinlendik. Arada bu da lazim tabi. Deniz uzun uykular uyudu gunduzleri, o ad yorgun. Cocuk 2 haftaya neler sigdirdi o arada bir de bezi birakti. Yine iyi idare ediyor.

Ama kendisi bu ara gercekten benim sinirlarimi zorluyor. Resmen cata cat bizimle tartisiyor. Bu hali gittikce artiyor bu ara. Illa istedigi olacak, istedigi zaman olacak, istedigi sekilde olacak. E olmayabiliyor. 

Beni biliyorsunuz, olabildigince Denizin ihtoyaclarini aninda karsilamaya calisan bir insanim. Ama ihtiyac ve iste arasinda bir fark var. Ihtiyaclarini tabi ki zaman kaybetmeden karsilarim her zaman. Ama isteklerini aninda karsilamayabilirim. Karsilamak istemeyebilirim de. Sonucta istekleri keyfi olabiliyor.

Hissediyorum resmen sinirlarimi zorluyor. Dun mesela ben fasulye ayiklayacaktim. O da oyun oynamak istedi. Sen biraz yalniz oyna annecim bunu halledeyim dedim, hayir. Israr israr. E gel beraber yapalim dedim, sen de yardim et. Tamam dedi. Aferin dedim kendime bak hallettim :)

Biraz zaman gecti sikildi tabi. E ben de bayilarak ayiklamiyorum fasulyeleri ama yani yapilmasi gerekiyor. Annecim bunu bitirmem lazim benim dedim. KItap oku dedi. Simdi okuyamama, sen oku. Hayir. Baban okusun hayir. Bitirelim sonra beraber okuyalim, hayir. Ve daha bir suru oneri ama cevap hep hayir. Ben ise devam ediyorum.

Sinirlendi ve onundeki fasulyeleri atmaya basladi. SImdi ben bu durumda aman uzulmesin diye fasulyeyi birakabilirim evet. Ama o an acil bir ihtiyaci yok. Annesiyle beraber vakit gecirmekse yanimda, konusuyorum guluyoruz. Yani illa kitap okuyacagiz diye tutturmasi biraz tutturma. 

Ben de Deniz buna devam edersen fasulyeleri alacagim senden dendim. Gozume baka baka atti fasulyeleri yere. Ben de hic sesimi cikarmadan egildim topladim fasulyeleri ve masada ondan uzaklastim. Aman gormeliydiniz ne delirdi! Delirsin.

BIr sure gecince, Deniz fasulyeleri atman yanlisti, ben istemedigim bir sey olunca elimdekileri yere mi atiyorum dedim. Dinliyor. Kizip bagiriyor muyum dedim. Bakiyor. Yanlis bir sey yaptin. Ozur dilemen lazim. Dilersen yine fasulyeleri birlikte yapabiliriz dedim. Hayir dedi. Ben isime devam ettim. Arada agliyor bagiriyor.  Arada ozur dileyecek misin annecim diyorum. Hayir diyor. Resmen hayir diyor! Hakikaten istifimi bile bozmadim. Belki 15 dakika gecti  boyle. Ben fasulyeleri bitirdim. Kaldirdim. Tekrar yanina gittim, ozur dilersen beraber kaldiralim dedim sonunda ozur diledi! Sonunda.

Sonra sarildik, opustuk. Annecim bak isimiz bitince kitap okurduk diye anlattim falan.

Boyle durumlarda bazen hata mi yapiyorum diyorum. Kucucuk cocukla inatlasiyorum. Ama o an isimi birakip onun istedigini yapinca da sonu gelmiyor ki. Deniz de artik 2,5 yasinda. Beklemesi gerektigini, her istediginin istedigi anda olamayacagini bilmesi gerekiyor. Ama bir yandan diyorum bu cocuk zaten 5 gun kreste sabirla bekliyor. Arkadaslarini bekliyor, ogretmenlerini bekliyor. Evde de beklemeyiversin. Ama iste ben de br basimayim, ozan var ama cogu zaman Deniz ozani kabul etmiyor ki. O yuzden malesef beklemeyi ogrenmesi gerekiyor.

Ve iste Denizi krese biraktigimdan beri bu sabah bu karmasa icimde aklimda devam ediyor. Bir yandan dogru yaptim biliyorum. Ki bu senaryo pek cok sey icin yasandi evde bu haftasonu. Ama bir yandan da kiyamiyorum. Bir yandan kiyamiyorum, bir yandan orta yolu bulmaya alismazsa bunun devam edemeyecegini ve onu daha cok kiracagimi da biliyorum.

Iste bunlar da benim annelik ikilemlerim. Iste ben de boyle bunlarla kafamda icimde bogusup duruyorum.
Haydi yeni hafta, durmadan akan burnum, ard arda gelen hapsuruklarim, bitmek bilmez islerim ve icimdeki ozlem, pismanlik, kocaman sevgi, yorgunluk karisimi ile sana hazirim.
Sen gec, haftasonu gelsin ben kizimla kavgasiz gurultusuz bir haftasonu gecireyim...

3 yorum:

  1. gülçin ben bu tutturma meselelerinde 5.5 yaşındaki çocuğa laf anlatamıyorum, deniz biraz küçük mü acaba anlamak için?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. iste bilmiyorum Pelin. Herseyi anliyor ama buna gelince anlamiyor. belki de hislerini kontrol edemiyor bilmiyorum. Uyumuyor mesela. Bu ara gece 10dan once yatmiyor. ne yapacagiz birakacak miyiz gercekten bilmiyorum Pelin. Sasirip kaliyorum bu ara inan. Soyle bana ne yapayim.

      Sil
  2. benim de çok başedebildiğim bir durum değil. ama inatlaşmıyorum ben gülçin. uyku konusunda arin de büyüdükçe daha geç uyumak istedi mesela, tırmalıyor 15-20 dk her akşam. uyku saati 21.30 ve ben her akşam o saatte yatağına götürüyorum, uyusum uyumasın. bazen 1 saat dönüyo yatakta ama kalkmıyor da artık, alıştı. bir de senin gibi inat ettiği zamanlarda ben de dediğimi yapıp (fasulyede yaptığın gibi) uzaklaşıyorum, e bizde de feryat figan ama bi süredir "sen bilirsin arincim" dedikten sonra topluyorum ve uzaklaşıyorum o zaman feryat etmiyor pek, kendi tercihi olduğunu anlıyor sanırım :) büyüyecek yavrum ya, büyüdükçe de kolaylaşacak gülçincim, sıkma kendini :)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails