9 Eylül 2016 Cuma

38. Hafta

Hamileliğimin başında 38. haftanın sonuna kadar çalışmayı planlamıştım. Sonra çoğunlukla kaşıntılardan dolayı bu işi bırakma tarihini 1 hafta öne çekmiştim. Oh, iyi yapmışım. Ne kadar yorgun olduğumu durunca anladım. Tam zamanlı iş, ev, bebek hazırlıkları ve gittikçe ağırlaşan hamilelik derken meğer hakikaten enerjim tükenmiş. Vücudum sinyaller veriyordu zaten. Ben de en iyisi vücudu dinlemek belki de demiştim. Geçen hafta bu kararımdan dolayı kendimi tebrik ettim.

Şimdilik hiç sıkılmadım evde. Sıkılacak bir vaktim olmuyor zaten. Bebeğin alışverişlerini tamamla, çamaşır, ütü, hastane çantası, ev düzenleme derken nasıl akşam oluyor anlamıyorum bile. Hatta bence günler çok çabuk geçiyor. Ben kafelere gidecektim keyif yapacaktım. Böyle giderse mümkün olmayacak galiba.

Bu zaman yetmemesinde benim hareketlerinin çok yavaşlamış olmasının da etkisi büyük. Resmen bir yerden başka bir yere gitmem eskisine göre iki katı zaman alıyor. Ama yine de yürümekten vazgeçmiyorum. Ayaklar da iyileşti ya tutmayın küçük enişteyi :) tabi ki eskisi kadar yürüyemiyorum ama olsun. Elimden geleni yapıyorum. Eskiden günde 8 saat yürüdüğüm olurdu, şimdi o performansı beklemiyorum tabi :)

Mesela 38. Haftada Ozanla bir Richmond Park'ı gezisi yaptık. Orada baya yürüdüm. Kaçtık şehirden daldık otların arasına. Aman ne iyi geldi o sakinlik. 



Şehir nasıl da yoruyor bizi aslında. Mesela biz baya sakin bir mahallede oturmamıza rağmen, şu an bu satırları yazarken dışarıdan geçen ambulansı duyuyorum. Yola çıkınca arabalar, otobuüsler. Bitmek bilmeyen insan koşturması. Ne yorucu aslında... Arada kaçmak, sakinleşmek bana çok iyi geliyor.


Bir de geçen hafta müzikale gittik. The book of Mormon. Harikaydı. Bayıldım. Bizim Minnak da bayıldı sanırım. Zira bir dakika durmadı müzikal boyunca. Sanırım bir sokak kızı İrma katılıyor aramıza. Ne zaman dışarı çıksak ben de iyiyim, o da. Evde oturunca yok ağrı, yok kaşıntı. Geçenlerde anneme gezmeyi seviyor bence dedim. Inanmam, kime çekmiş acaba dedi :) Hadi insallah sevsin gezmeyi. O zaman benden mutlusu yok. Ama bir dakika, bazen evde oturmayı da sevsin canım :)


Biz de bebek gezdirmeye uygun hazırlıkları tamamladık geçen hafta aslında. Artık bir slingi de var. Sebnem teyzesi de taa türkiyeden bebek taşıyıcısını yolladı. Sağolsun Banu da üşenmedi taşıdı onu :) bunlarla beraber bence ilk zamanlarımızı idame ettireceğimiz her şeyi var gibi. Sling, bebek taşıyıcısı, araba koltuğu, yatağı, ateş ölçeri, emzirme yastığı, kıyafetleri. O, bu, şu. Ben bu alışveriş işine çok takılmamaya çalışıyorum. Sonuçta Londra'da yaşıyoruz eksik bir şey varsa alırız.

İçimde garip bir his var sanki bebek her an gelecekmiş gibi. Ama bir yandan da 41. Haftayı görecekmiş gibi. Bilmiyorum öyle değişik işte.

Bu arada Ozan Richmond parkta sanırım en sevdiğim hamilelik fotoğraflarımdan birini çekti onu da ekleyeyim :)


Yalnız buradaki hali bile küçük kaldı. Inanılmaz bir hızla büyüyorum. Sonumuz hayır olsun! Hayır bir de doğurması var yani :)

Neyse ben kaçayım en iyisi :) 
Öperim :)

3 Eylül 2016 Cumartesi

37. Hafta


Müjde Müjde kaşıntılar geçti! Gerçi onların Geçişi 38. Haftada oldu ama olsun. Bence hemen yazmalıydım bunu :) 

37. Haftanın çilesi el ve ayaklarındaki döküntüler ve kaşıntılardı. Aman be ne fenaymış. Biliyorsunuz hiç hamilelikten şikayet etmedim ben ama 37. Hafta beni gerçekten çok zorladı. Iki kez dayanmadım Ağladım.düşünsenize gözünüzün önünde el ve ayaklarınız şişiyor. An be an! Sonra kıpkırmızı oluyorlar ve Delice kaşınıyorlar. Dokunamıyorsunuz çünkü dokununca daha beter olacağını biliyorsunuz. Öyle çaresizlik ki. Bir yandan iste son haftam toparlamaya çalışıyorum, bir yandan bebeğin hazırlıklarını bitirmeye uğraşıyoruz - hala bitmedi-, bir yandan gece ancak 1-2saat uyuyabiliyorum, gerisi ellerimde buz kalıplarıyla geçiyor. Gerçekten hamilelik zormuş dedim geçen hafta.

Ama sonra çok kızdım kendime. Bu bir ağlama seansı sonrasıydı. Oh be dedim Gülçin, ne ala memleket! Her şey yolundayken aman hamilelik ne güzel. Böyle bir durum olunca Ağla sızla, aman zormuş de. Insanlar neler yaşıyor kendine gel dedim. Yine bu kendime yaptığım müdahale iyi geldi bana. Bir de Ozanın hadi sinemaya gidelim, ben bir Yemeğe çıkarayım seni demesi iyi geldi sanırım. 

Insan kendi başına geleni görüyor da hep, gelmeyeni yok sayıyor. Tamam geçen hafta zordu benim için - çok zordu ama gerçekten- ama benim Başıma da gelmeyen çok şükür ne hamilelik yan etkileri var daha. Mesela bu kaşıntıyı tüm hamileliğinde çekenler varmış. Bir arkadaşım 9 ay yattı yahu. Bir başkası her gün karnından kendine iğne yaptı. Sonra kalça ağrısı çekip yürüyemeyenler, siyatikle uğraşanlar var. Sonuçta bu iş bir piyango. Vücudunuzun ne yapacağını bilemiyorsunuz. Ben de bu genel tabloyu düşünüp yine kendimi şanslı saydım. İzlediğimiz film de güzeldi war dogs ,tavsiye ederim.

Ah bir de tiyatroya gittik biz geçen hafta. National thether da nefis bir oyun izledik. Bir de nasıl oldu bilmiyorum ama ben bize en önden sadece 15pounda bilet buldum. Vallahı en öndeydik. Yerimiz de oyun da muhteşemdi. Checov'un platanov oyunu. Denk gelirseniz tavsiye ederim.

Bunun dışında 37. Haftaya bolca toplantı sığdırdık. Çalışan gebeliğimin son haftasının hakkını verdim. Iş yerinde de herkes ne çabuk geçti diyor. Sonra tabi bir de sana sormalı diyorlar. Bana da sorsanız çok ama çok çabuk geçti. Bir öğrendik 6 haftalık hamileyim bir baktım 37 hafta bitmiş. Ne çabuk! 

Şimdi evdeki ilk haftam. Iyiyim ve çok işim var :) ay annem beni çalışayım diye doğurmuş. Ofis bitti ev koşturması başladı. Neyse işleyen demir Işıldar falan diyeyim öyle düşüneyim de... Biraz dinlenebilsem, hiç bir şey yapmadan durabilsem iyiydi. Bu hayatımın hiç bir döneminde olmadı ki benim :)

Durun ben gideyim de bebenin eşyalarına bir el atayım
Öperim!

26 Ağustos 2016 Cuma

Gulcin ne yiyorsun?

Basima bunun gelecegini hic dusunmemistim ama bu siralar mail atip, hamilelikle ilgili soru soran cok oluyor. Tamam dedim yazayim o zaman. Sunu bastan soyleyeyim Gulcince bir anne blogu degil. Benim hicbir konuda olmadigi gibi hamilelik konusunda da engin bilgilerimi paylasmak gibi bir amacim yok. Zaten engin bir bilgim de yok. Yuvarlaip gidiyorum. Oyle cok arastiran, okuyan, kitaplar arasinda bir hamile de degilim. Basindan beri kendimce kafama yerlestirmeye calistigim seyler var:


- Hasta degilim hamileyim.
- Bu cok ama cok dogal bir surec. Ne kadar az mudahale edersem ve her seyi akisina birakirsam o kadar rahat olurum.
- Yapilmasi gereken her seyi vucudum zaten yapiyor. Ben sadece ona destek olmaliyim.
- Bu isin de yarisi sans. Ne yasayacaksam sansima. ne mide bulantisini, ne baska kucuk rahatsizliklari engelleyemem. Sansima ne cikarsa onu yasayacagim. 
- Ileride pisman olmamak icin, her anin tadini cikarmaliyim.

Yani olabildigince rahat bir hamileyim. Gonca daha hamileligimin basinda demisti ki, o kadar cok anne blogu okudu ki sanirsin 3.yu doguruyor :) Ne gulmustuk. Tabi ki arada cok panikliyorum. Tabi ki cogu zaman basima gelenlere sasirip kaliyorum. Basima da garip seyler geliyor arkadas! Yok bebeginizin gobegi kucuk, yok ellerinizdeki  dokuntuler kolestaz olabilir. Ben rahat kalayim dedikce adini duymadigim seylerle karsilasiyorum. Ama genel olarak elimden geldigince normal hayatima devam etmeye calisiyorum. Bu benim tercihim. Ben boyle rahat ediyorum. Boyle huzurlu bir hamilelik geciriyorum. Bence zaten herkes nasil rahat ediyorsa oyle yasamali bu sureci. Ha ben benim gibi rahat hamilelere kendimi daha yakin hissediyorum tabi :) Gerci 32. haftadan once daha rahattim ben. Bu gelisim geriligi, kolestaaz falan yordu beni artik. 

O yuzden bana soru sordugunuzda panikliyorum bazen. ben oyle incik cincik bilip yasamiyorum ki bu sureci. Ama madem sordunuz arada peki yazayim :)

Bu ara en cok sroulan su oldu: Gulcin ne yiyorsun?

Biliyorsunuz degil mi muhtemelen kucuk bir bebegimiz olacak bizim. O yuzden ben yazayim ama bence siz benim yaptiklarimi yapmayin :) Vallahi elimden geldigince her seyi yiyorum. Bazilarini severek yiyorum, bazilarini sevmeyerek ama yiyorum.


Hamileligim suresince cok oyle aserme olmadi bende. Bazen canimin cok istedigi seyler oldu ama delice, yemezsem mahvolurum kivaminda degildi hic hissettiklerim. Nromalde de yemek diyince gozu donen bir insan oldugumdan huyum cok degisti diyemeyecegim :) Ama su gectigimiz haftalarda canim istedigi seyler cok degisti.

- ilk 12 hafta - deli gibi ispanak yiyordum. Ama oyle boyle degil. Her hafta 2-3 kere ispanak pisiyordu evde. Ozan heralde bir sure ispanak gormek istemeyecek. Ayni donemde yesil mercimek, nohut gibi bakliyatlara da dustum. Baktik, ortak noktalari demirmis. Heralde dedik demir eksikti vucudumda. Bebek de sobiyet istemiyor yani, eksik vitamin mineralde gozu :)

- Ilk 15-16 hafta tatli gozume gorunmesin istedim. Ki beni biliyorsunuz onceden  gunde bir paket cikolata yiyen insandim. Yok icim tatli hic almadi. O ilk 15-16 haftada belki 3 dilim kek yemisimdir, belki yememisimdir. belki 1 paket cikolata, belki o bile yok. O derece tatlidan kactim.

- Amma velakin portakalin en tatlisinin pesindeydim. Ay ne sevdim portakali su hamilelikte ben. Hem de su tatsiz ingiliz portakallari yani. Ne istahla yedim bilemezsiniz :) Eksi olmayacakti ama hep tatli portakalin pesindeydim. Kivi ve elma sevdam da ayni doneme denk gelir. :) Hala da portakal, kivi, elma  gordum mu affetmiyorum.

- Yine hamileleigimin genelinde bir meyveye duskunluk oldu bende. Inan olsun bir bahce yedim! favorim cilek! Bir ara eve cilek yetistiremiyorduk :) Elma, mandalin, nar, kiraz, kayisi. Ne bulursam yedim meyve olarak. Hala da yiyorum. Cocuklugumdan beri meyve sevdalisi oldugumdan buna sasirmadim. Oh nasil severek yiyorum anlamatamam :)

- Bir ara muhallebiyle aklimi bozdum. Ki o da 20-25. haftalar arasi. Istanbulda sariyere tatli yemege gittik o kadar :) Evde bir ara habire muhallebi yapiyordum. O da sanki gecti simdi. Mesela su anda evde muhallebi yok :)
- Bir ara hep karpuz pesindeydim. Sabah, ogle, aksam karpuz verseler bana hayir demezdim. Allahtan gebelik sekeri cikmadi da meyvelerle bu yakinligim devam edebildi. 

- Son duskunlugum de dondurma! Cok guzel bir sey! Hele meyveli olunca nasil da nefis bir sey. Hava da sicak ya nasil severek yiyorum anlatamam :)

Velhasil kelam benim yemegi cok istedigim seyler iste boyleydi.

Istemesem de yedigim cok sey de oldu hamilelikte. Bunlardan beni en zorlayanlari sunlardi:


- Yumurta! Ay ne cektim su yumurtadan. Yiyin diyorlar. hak veriyorum. Cunku protein deposu. Annem de mesela su aralar hastalikla mucadele ederken her gun bir yumurta yiyor. Anladim ben temiz beslenmenin yapi taslarindan biri yumurta. Ben sevmem yumurtayi. 1 ay verme aramam. O yuzden simdi her gun bir yumurta beni zorluyor hem de cok. Yiyorum ama ne oyunlarla. Mesela kahvalti da once yumurtayi yiyip kurtulmak istiyorum. Her sabah Ozanla yumurta pazarligi yapiyoru, Bugun yemesem olmaz mi Ozan? Krep, omlet falan yapip yemege calisiyorum. Ve saklamayacagim, buldugum her firsatta yumurta yemekten kaytarmaya calisiyorum. Her firsatta! Ay bildiginiz Gulcinin yumurtayla savasi :) 

- Sut! ah ne zor alistim. ah hatta yazmistim da :)

- Balik! hamilelikten once bayildigim balik, gozume gorunmesin istiyorum. Oyle sevmiyorum oyle icim almiyor. Sanirim yumurtadan sonra en zor balik benim icin.

- Bunlar disinda aslinda beni cok zorlayan bir sey olmadi. ama hamileligimin basindan beri her gun cig badem, ceviz, kuru kayisi ve incir yemeye caisiyorum. Biraz biktim ne yalan soyleyeyim :)

Bir de yiyemediklerim var tabi.

En basta susi! Ben ersmen susi asericem yakinda. Nasil ozledim anlatamam. Cok ama cok ozledim. Her konuda ayriliga dusen tip dunyasi hamilelerin susi yememesi konusunda mutlak bir birlik icinde. Kac kaynak okudum hani belki bir acik kapi bulurum diye. Yok! Bu hamilelikte susi yok. keske olsa :) Pismis baliktan fersah fersah kacan ben somonlu avakadolu bir kalifornia susi icin neler vermem anlatamam :) Boyle bir kaliforniya susi olacak, yaninda soya sosu, Bandiracaksin bandiracaksin yiyeceksin. Yarabiler yarabbisi cok ozledim yahu!

Neyse konuyu kapatalim hamile delirmesin :) Salam, sosis, suciu gibi islenmis etleri de yemiyorum. Cok zorlamiyor beni. zaten yemiyordum.

Bir de fast food yemeyin diyorlar yemiyorum. Hamburger yiyorum mesela ben. Ama burger king, mc donalds vs degil. etine guvendigimiz, koftesi elde yapilan hamburgeri kacirmiyorum ama :)  Sonucta kofte! Lutfen ama kofte sonucta :)

Olabildigince disarida tavuk yemiyorum. Salata disarida hic yemiyorum. Ama meyve yiyorum dayanamiyorum. hazir meyve sularini zaten icmezdim simdi de icmiyorum. taze sikilmis meyve sularinin pesindeyim, cok guzleller!! 

Aslinda annemle karsislastirdigimda kendimi su aralar birebir ayni beslendigimizi goruyorum. Olabildigince protein agirlikli, sebze agirlikli, sekersiz unsuz bir hayat. Annemin diyeti sekerle de ugrastigi icin daha siki. ben kek, borek falan yiyorum saklayamam. Ama iste sonucta vucdun ihtiyac duyduklari temelde bunlarmis demek ki diyorum.

Onume guzel yemek geldiyse kacirmiyor, iyi pismis olmasina dikkat edip ne bulursam yiyorum desem yeri.


iste bu kadar :) Yemek yemek guzel sey. Hamilelikte de bu degismiyor. O yuzden hele son donemece girmisken kendime ye gari Gulcin diyorum. Zaten bebegim gobusu kucuk kalmis, beslenmesi lazim cocugun ye gari! Yiyorum vallahi :)

Haydi afiyet olsun hepimize :)
Bir de guzel haftasonlari dilerim :)

24 Ağustos 2016 Çarşamba

Ise bir sure ara..

Pazartesi gunu ofise son kez gittim. Ay sonuna kadar ev cevresindeki ofislerde calisacagim, uzaktaki asil kendi ofisime artik gitmeyecegim. Universiteden mezun oldugumdan beri calismadigim bir donem olmadi benim. Hep calistim. Hep ise gidip geldim. Hollandadaki gibi daha az yogun oldugum 1-2 sene disinda hep cok yogun calistim. 

Simdi bir sure calismayacak olmak bana inanilmaz garip geliyor. Ofise gitmeyecegim. Mailler cevaplamayacagim. ve daha da garibi toplantilara girmeyecegim ha? Ben gunde bazen 10 toplanti yapan ben. Cok garip.

Gulcinceyi bir zamandir okuyorsaniz, biliyorsunuz ofis insaniyim ben. Seviyorum ofiste olmayi. Bana zor gelmiyor, eziyet de gelmiyor. Sabah kalkip hazirlanmayi, ofisime gidip ayakalrima topuklu ayakabilarimi gecirmeyi, toplantidan toplantiya kosmayi, insanlarin soru sormak icin gozume bakmasini seviyorum. Bu da bir nevi kisoisel tatmin tabi ki. Ise yaradigimi, bir sey basardigimi hissetmeyi seviyorum aslinda. Bu ofis disinda da olsa mutlu olacagim muhakkak. Ama ofiste de mutluyum.


O yuzden ay sonunda yani 37,5 haftalik hamileyken isi birakiyorken bile hic oyle ay oh kurtuldum, yeter, bikmistim, oh be dunya varmis gibi hislerim yok. Bikmamistim calismaktan. Vucudum bana artik dur demiyor olsa son ana kadar da calisirdim. Ancak evden ofise gitmem 1 saat 15 dakika suruyor. Ve arada tren degistirmem gerekiyor. Gidis donus gunde 2,5 saat yol. Isten degil, yoldan yoruldum ben. Artik vucudumun bana dur dedigini hissediyorum. Isten geldigimde halsiz ve yorgun oluyorum. V ebenim gibi enerji manyagi bir insan icin bu rahatsiz edici birdurum eminim tahmin edersiniz. Vucudumu dinlemeyi tercih ettim. BIraz dinleneyim.

Ama dusundugumun aksine, isteki son gunumde huzunlu de degildim. Meger bizimkiler baya korkmus ben cok uzulecegim diye. Pazartesi aksami Ozanla bulustuk habire nasilsin diye soruyor. Urun yazik mesaj atmis, ay kafamda bir suru senaryo yazdim uzgun degilsin de mi diye. Taniyorlar beni ne diyeyim. Ben de aslinda daha uzgun olurum saniyordum. Ama degilim. Hem de hic. Tam vakti diyorum kendime. Ofiste mmi dogurayim yahu! Neredeyse o olacak yani :)

Kendimi isten biraz uzak kalmaya hazir hissediyorum. Zaten asla bos kalmayacagimi ve hatta eskisinden bile daha yogun olacagimi biliyorum. Ondan yana suphem yok :) Biraz uzak kalmayi, kizimizla doya doya vakit gecirmeyi planliyorum. Onumuzdeki aylar icin baska hicbir planim yok. Endisem de yok. Sadece anin keyfini cikarmayi dusunuyorum. Cok yorgun olacagim belki, belki ofisteki o duzgun giyinmis, hafif makyajini yapmis, topuklu ayakkabili Gulcini ozleyecegim de. Ama bebegimizi buyutecek olmak da heyecanlandiriyor beni. O yuzden tam vakti diyorum. Iyi gelecek bu ayrilik bana :)

Sanirim boyle hissetmemde, is yerinde aklimda olan her seyi yapip gidiyor olmamin da etkisi buyuk. Icimde kalan bir sey yok. Hollandada olsaydi bebegimiz sanki boyle hissetmeyebilirdim. Oyle mutsuzdum ki yaptigim isten. Oyle tatmin etmiyordu ki beni. Kendimi biliyorum, vaktim olsaydi da istediklerimi yapabilseydim derdim. Zamansiz ayriliyorum, kariyerimi bir daha asla toparlayamayacagim derdim. Aslinda gereksiz oldugunu bilirdim bu endiselerin ama yine de derdim. 

Simdi oyle degil. Son 2,5 sene cok mutlu calistim. Basardim, istediklerimi yaptim. O yuzden icim rahat haydi bana biraz musade diyorum.

Instagrama yazdigim gibi. Bir zamanlar bir blog yazısında okumuştum. Diyordu ki eğer doğum iznine ayrılırken işinizi özleyeceğinizi hissediyorsanız çok şanslısınız. Şanslıyım...  Ustelik cok sevdigim bir ise dunyanin en guzel sebeplerinden biri icin ara veriyorum. Kizim.

Kendimi taniyorum. Ben degisimi zor kabullenen, zor alisan ama alisti mi da yeni duzenini birakmak istemeye bir insanim. Simdi eminim hemen evde kizimizla olmaya da alisacagim ve geri donmek dahi istemeyecegim. Belki boyle olacak, belki kosarak donecegim, belki baska bir sey. Umurumda bile degil su an. Onu o zaman dusunuruz diyorum. Ben sadece an itibariyle icimin rahat olmasindan mutluyum. O kadar. 

Iste boyle sevgili blogsever arkadasim icim rahat, kafam rahat hayatimda yeni bir doneme adim atiyorum.
Haydi hayirlisi olsun :)
Ne diyeyim :)


Hoşçakal ofisim. Hoşçakal manzaram. Hoşçakalin ağaçlarım. Bir süre sonra insallah bebisle beraber görüşürüz. :)

22 Ağustos 2016 Pazartesi

35. ve 36. hafta

34. haftayi tatilde gecirip dondukten sonra baya rahatlamistik bebegimizin testleri konusunda. Iyi olduguna, iyi olacagina inancimiz artmisti. Sanirim tatil bize iyi gelmisti. 35. hafta test sonuclarinin da guzel cikmasiyla mutlu basladi. Saglik olsun da gerisi bosmus, net!

Bu arada kizimiz gobusune kucuk denilmesine saniyoruz cok icerledi. Ve benim gobek son zamanlarda hizla buyumeye basladi. Haftadan haftaya degil gunden gune bile degisiyor artik gobegin boyutu.Laf aramizda zor ama cok eglenceli :)


35. haftamiz kelimenin tam anlamiyla kurslarla doluydu. Burada iki cesit kurs var dogum surecinde anne/baba adaylarini desteklemek icin.

Birincisi buradaki devlet saglik sisteminin verdigi ucretsiz kurslar. Bir tam gun dogum ve cocuk bakimi, 2 saat de emzirme ustune yapiliyor bu egitimler. Soylemistim Temmuz'da Ozanla bu ucretsiz bir gunluk egitime katilmistik biz de. 35. haftada o kursun emzirme kismina da gittim. Yine umarim notlari yakinda yazacagim.

Ikincisi ise NCT olarak bilinen ozel bir kurs. 2 tam gun dogum ve cocuk bakimi, haftaici bir aksam da 3 saatlik bir emzirme kursu yapiyorlar. Cok ucuz degil. Ama konustugumuz herkes bize siddetle bu kursa da katilmamizi tavsiye etti. O yuzden peki dedik, gidelim. 

Tatilden doner donmez ayagimizin tozuyla ilk gunun kursuna katildik. Persembe aksami emzirme kismi vardi ve obur Pazar da kursun tam gun olan ikinci kismi. Yani bildiginiz 35. haftayi kurslara adadik :) Ama iyi oldu. Bir suru sey ogrendik. Umarim ogrendiklerimizi uygulayabiliriz de. 

Ozan da ben de, birer tane kitap okumaya calisiyoruz. Su anda benim elimde Ina May'in dogum kitabi var. Ozan da Harvey Karp'in Mahallenin En Mutlu Cocugu kitabini okuyor. Oyle onlarca kitap okumadik biz bu hazirlik surecinde. Bunlardan baska ben arada Bebeginizi Beklerken Sizi Neler Bekler kitabina bakiyorum. Sagolsun Sibel yollamisti. Ozan da Pro Klinigin Healthy Pregnancy, saglikli hamilelik kitabini okudu. Ayni kitaplari da okumuyoruz cok. Boylesi de guzel oluyor, ikimiz arada birbirimize anlatiyoruz okuduklarimizi. Ama Ina May'i bitirince ben de Harvey Karp'i okuyacagim. Vaktim kalirsa :)

Kitaplarla kurs aslinda birbirini tamamladi diyebilirim. Tek basina kurs ya da tek basina kitaplar da olurdu tabi ki ama ikisi birlikte guzel oldu. Nerede okumustum hatirlamiyorum ama benim okuduklarim ve dinlediklerim arasinda en cok sevdigim, aklima yazdigim sey su oldu sanirim:

"Bu kitabi okuyan sevgili anne/baba adayi, bu kitabi okuduysaniz size sunu tavsiye ediyoruz. Bebeginiz dogdugunda okudugunuz her seyi unutun ve sadece icinizden gelenleri dinleyin. Sadece bebeginizi izleyin ve doganin size gosterdiklerini yapmaya calisin. E bunca seyi neden okuduk mu diyorsunuz? Bir aksilik olursa hazirlikli olmak icin okudunuz. Her sey yolunda giderse bebeginizi izlemek, tanimak ve ic gudulerinizi takip etmek size yetecek. Yok bir aksilik olursa bu okuduklarinizi akliniza getirin ve ben simdi ne yapacagim diye panik olmadan yapabilecekleriniz konusunda oneriler icin bu sayfalara donun."

Cok hosuma gitti. Dilerim hic ihtiyac olmaz o sayfalara donmeye ama bana bu tavsiye cok iyi geldi. Egitim notlarini ayrica yazmaya calisacagim. Yazabilmek icin elimden gelni yapacagim diyeyim...

35. haftayi evlenme yildonumumuzle kapattik. nasil guzel bir aksamdi anlatamam. Mis gibi bir Londra aksaminda oldukca plansiz olsak da sahane bir kutlama yaptik Ozanla. Bu beraber gecirdigimiz sakin aksamlarimizi ne cok sevdigimi bir kez daha anladim o aksam. 


Bu oldukca yogun 35. haftanin ardindan 36. hafta da gumbur gumbur geldi! Ve bir de surprizle geldi. Sirketeki arkadaslarim bana surpriz bir baby shower hazirlamislar :) Sen baby shower istemiyorum diyenden kork! Bir degil iki babay showerim oldu iyi mi :) Hep diyorum, is bana bu surecte cok ama cok iyi geldi. Yoksa bu sene yasadiklarimi nasil idare ederdim bilmiyorum. Kafami dagitmamama, olumluya yonelmeme cok yardimci oldu is bu surecte, Iyi ki bu ekip, iyi ki bu proje diyorum.


36. hafta ayni zamanda fiziksel olarak gercekten zorlanmaya basladigim bir hafta oldu. Yoruluyorum. Yurusem yoruluyorum, uzun sure otursam yoruluyorum. Yahu insan yatmaktan yorulur mu? Inan olsun uzun sure yatinca bile yoruluyorum. Yemek de cok fazla yiyemiyorum. Midem oyle kuculdu ki artik gerekli oldugunu dusundugum icin yiyorum desem yeridir. El mecbur yememek olmaz!

Bir de ayaklarimdaki ve ellerimdeki sismeler hayati biraz zorlastirdi benim icin. Genelde sabah uyandigimda ellerimi kapatmakta zorlaniyorum. bildiginiz sismis oluyorlar. Gun icinde aciliyorlar problem yok. Ayaklarimda durum farkli. Sabah gayet iyiler. Ama aksama dogru baya buyumus oluyorlar. Gecen Ozan hobbit ayagi dedi kendilerine. Alindim ama bir de guldum ki sormayin! 

Is sadece sisliklerle kalsaydi iyiydi de. Kalmadi. bir de ayaklarimda kirmizi kucuk dokuntuler olustu ve ciddi bir kasinti basladi. Ben baslarda durumu sadece sislige bagaldim. hatta ayaklarimin sisi insin diye soguk tuzlu sulara yatirdim kendilerini. Hata yapmisim! Meger bu dokuntulerin olabildigince kuru kalmasi lazimmis. Ben ne bileyim! Ben bu islemi iki gun yapinca benim ayaklardaki kizarikliklar artmasin mi? Allahtan cabuk uyandim ve yok dedim bu iste bir is var. 

Hastaneyi aradim. Diyorum ki onemli degil bekleyin gecer diyecekler, bosuna vakit kaybediyorum diye dusunuyorumkendimce. Yok hemen hastaneye gelin lutfen dediler. Hayda! Gittim tansiyon, ates olctuler ve kan alip testler yaptilar. Meger hamilelikte ayak sismesi kasinti ve dokuntuyle birlesirse takip edilmesi gereken bir surum olurmus. Ben ne bileyim. Sizin de aklinizda olsun aman.

Yapilan testlerde karacigerimle ilgili 2 deger olmasi gerekenin biraz ustunde cikti. Cok fazla degil. O yuzden su an endiselenecek de yapilacak da bir sey yok. Persembe testleri tekrarlayacaklar. Doktor bu yukselme onemli degil ama artik 36. hafta biz yine de gozlem altinda tutalim dedi. Iyi guzel. Yalniz kasinti feci! Sudocream surebilirsin dedi doktor. Iyi suruyoruz ama bildiginiz eller ayaklar kasiniyor. Bazen daha az bazen daha cok. Cumartesi gunu o kadar artti ki ellerimdeki kasinti oturdum agladim. Durduramadim kendimi. Kasimamak gerekiyor ve bu cok zor. Sanirim hormonlarin da etkisiyle tutamadim kendimi/ Kasintiyi gecirmedi goz yaslari ama rahatlatti biraz. 

Size bir sey diyeyim mi? Ben ilk 8 ay hamile degilmisim. Benim gibi rahat gecirenler de ilk 8 ay hamilelik zor demesin sakin. Onlari son aya alalim efendim. Eglence burada basliyor :)

Gobek onden gidiyor. Ayaklar sisiyor. Eller aciyor. Oyle boyle soyle derken 36. hafta bitti. Insallah 40. hafta da bitsin ama. Acele etmesin kizimiz.Ve tabi bir de benim vucudum da dayansin da tasiyabilsin sonuna kadar o'nu. Insallah. 

Bu arada hazirliklari da tamamliyoruz yavas yavas. Eve her gun amazondan bir sey geliyor su ara. Neyi ne zaman siparis ettigimi bile unutuyorum arada. 

Hastane cantasi daha bitmedi ama basladik. O da bitecek tabi ki. Neler neler bitmiyor ki. Bakin 36 koca hafta bitti.
BU sabah tren., oturunca iyice buyuk gorunuyor :)

37. haftadan selam eder, hepinizi operim

Gulcin

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails