Oxfordtayiz bugun. Aksam bir yemege katilacagimiz icin sabahtan geldik. Yoksa ben isten cikip yemege yetisemiyorum.
Ozan bir konferansta su anda. Ondan cikacak baskasina girecek. Aksama kadar yanima gelemez muhtemelen.
Hava cok sicak. O yuzden ben de kolejin serin odalarini bir bir dolasip ofisimi oraya kuruyorum.
Simdi bulundugum bu odada benden baska kimse yok. Ben, bilgisayarim, bu guzel manzara ve tatli bir sessizlik basbasayiz. Oyle guzel bir an ki. Bir an durup o sessizligin tadina varinca, bunu gulcinceye yazmaliyim dedim. Bu sayede keyfime bir de blog yazmak eklendi. Tahmin edebileceginiz uzere blog yazmak, calismaktan cogu zaman daha keyifli.
Iyi ki bugun buraya gelmisim. Iyi ki. Bazen rutinin disina cikmak cok iyi geliyor insana. Baska bir mekan, baska bir ortam. Iyi geliyor. Bana da iyi geldi. Su penceremden gorunen tatli manzara iyi geldi. Ogle yemeginde yaptigimiz yuruyus iyi geldi. Ozanla sohbet etmek iyi geldi.
Hayat, calismak, yasamak her zaman cok kolay degil. Ama kucuk anlarda bile bir suru keyif sakli.
Ben mesela su anda sacma sapan bir suru insanla konusuyorum, proje icin calisiyorum, bazi seyler olmuyor duzenlensin diye ugrasiyorum. Zor yani. Ama izin vermeyecegim 'su an'i bozmalarina.
Cunku simdi bulundugum bu odada benden baska kimse yok. Ben, bilgisayarim, bu guzel manzara ve tatli bir sessizlik basbasayiz. Iste o yuzden 'su an' cok keyifli...
8 Haziran 2016 Çarşamba
6 Haziran 2016 Pazartesi
25. hafta
Ben de inanamiyorum ama 25 haftalik hamileyim. Ve artik disaridan bakinca da hamileyim. O kadar yani :) Surpriz yazinin sonunda :)
Gecen hafta yasadigim soguk alginliginin ustune, gectigimiz hafta kendimi cok zorlamak istemedim. Hava da oyle kotoydu ki burada, Mayis demezsin. 12-13 dereceler, ruzgar, soguk, yagmur. Bildigin kis. O yuzden ben de biraz yavastan aldim her seyi. Isi, evi, kosturmalarimi. Bir nevi vites kuculttum. Iyi oldu.
Kendimi sunu kabul ettirdim gecen hafta. Evet hasta degilim, hamileyim. Ama hamileyim. Yani hicbir sey yokmus gibi ayni tempoyla devam etmeye calismak da biarz abes oluyor bazen. Tabi ki evde oturacagim demiyorum. desem de siz de inanmazsiniz sanirim :) Ama biraz yavaslattim kendimi. Iyi oldu. Iyilestim. Artik sesim kendi sesim. Burnum hala biraz tikanik olsa da idare edilebilir seviyede ve kendimi daha iyi hissediyorum. Oh be!
Bunun disinda 25. haftanin hayatimiza ekledigi bir yenilik de artik karsilardan bile belli olan gobegim oldu. Nereden bakarsaniz bakin artik hamileyim :) Bir anda firayiverdi gobek. Turkiyede almistik biz bu sinyalleri. Orada da buyumustu ama sanki bu son hafta iyice buyudu. Gorduklerimiz goreceklerimizin teminati farkindayim :)
Gobegin buyumesiyle birlikte, bel ve sirt agrilarina da merhaba demeye basladim. Sanirim soguk alginliginin da etkisi bu. Gorecegiz gececek mi kalacak mi. Onun disinda fiziksel bir sikayetim yok, cok sukur. Minnakla yuvarlanip gidiyoruz. Ha tabi bu sekilde genislemeye devam edersem bir sure sonra hakikaten yuvarlanarak bir yerlere gitmemiz de gerekebilir :)
Fiziksel degisimlerin yaninda, hissi degisimler de kapimizi daha cok caliyor artik. Bazen kendimi taniyamayacak kadar sinirli oluyorum. Yok yere. Saman alevi gibi bir sey. 5-10 dakikaya geciyor. Ama o 5-10 dakika da bildiginiz ates topu olabiliyorum. Is yerinde daha kontrolluyum de evde bu patlamalar daha cok olabiliyor. Incir cekirdegini doldurmayacak seyler denir ya, hah tam oyle! Bazen sacmalik bildiginiz. Mesela Istanbuldayken Ozan'a sen beni artik sevmiyor musun dedim. Tobe bismillah! Ya ben bunu soyleyecek insan miyim? Ne alakasiz, ne sacma bir soru. Ama iste diyorum ya bana ne oluyor bazen ben de anlamiyorum.
Bu dibi gormelerin disinda bir de asiri mutlu olma halleri var. Dengesiz mi dediniz? Buyrun benim! Bazen bir gulme geliyor, kendimi durduramiyorum. Gozumden yas geliyor o kadar guluyorum. Bunlar ilk haftalardan beri var aslinda. Iste hamile kafasi :)
Farkettim ki o sinirlilik hali, cok yorgun oldugumda yasadigimiz bir sey. bakiniz Istanbulda gercekten yorulmustum. Vitesi dusurmemin sebeplerinden biri de bu aslinda. Bedenim yorgun oluyor ama ruhum bunu kabul etmek istemiyor. Sonra oyle patliyorum gibi geldi bana. Belki oyle. Belki de hamilelikten normal. Ama iste sanki dinlenince daha bir kontrol edebilir hale geldim durumu :) Hadi insallah!
Eger hamile olmasaydim an itibariyle, is icin, Brezilyada olacaktim. Oradan New York'a gececektim. Ve donup 1 hafta sonra Guney Afrika'ya gidecektim. Icimde kalmadi dersem yalan olur. Seyahati ne kadar sevdigimi biliyorsunuz. Saklayacak degilim. Icimde kaldi. Zika virusu olmasa giderdim diye dusunuyorum. Ama o riski goze alamadim. E tabi 17 saat suren yolculuk da gozumde buyudu, yalan degil. Kismet. Bizim de payimiza dusen bu bu sene :)
Ama olsun hamile kafasi var ya idare ediyoruz. Zaten buyudu de bu minnak! Ne zaman ah be gidebilseydim desem, icimden bir tekme geliyor. O zaman seyaht falan gozumde olmuyor. Elimi karnima koyup tekmelerini dinliyorum :) Delilik mi? Evet. Ama napayim. Delilikse de, iste bunu da yasiyorum :)
Bir de bakin ben kocaman oluyorum :)
Gecen hafta yasadigim soguk alginliginin ustune, gectigimiz hafta kendimi cok zorlamak istemedim. Hava da oyle kotoydu ki burada, Mayis demezsin. 12-13 dereceler, ruzgar, soguk, yagmur. Bildigin kis. O yuzden ben de biraz yavastan aldim her seyi. Isi, evi, kosturmalarimi. Bir nevi vites kuculttum. Iyi oldu.
Kendimi sunu kabul ettirdim gecen hafta. Evet hasta degilim, hamileyim. Ama hamileyim. Yani hicbir sey yokmus gibi ayni tempoyla devam etmeye calismak da biarz abes oluyor bazen. Tabi ki evde oturacagim demiyorum. desem de siz de inanmazsiniz sanirim :) Ama biraz yavaslattim kendimi. Iyi oldu. Iyilestim. Artik sesim kendi sesim. Burnum hala biraz tikanik olsa da idare edilebilir seviyede ve kendimi daha iyi hissediyorum. Oh be!
Bunun disinda 25. haftanin hayatimiza ekledigi bir yenilik de artik karsilardan bile belli olan gobegim oldu. Nereden bakarsaniz bakin artik hamileyim :) Bir anda firayiverdi gobek. Turkiyede almistik biz bu sinyalleri. Orada da buyumustu ama sanki bu son hafta iyice buyudu. Gorduklerimiz goreceklerimizin teminati farkindayim :)
Gobegin buyumesiyle birlikte, bel ve sirt agrilarina da merhaba demeye basladim. Sanirim soguk alginliginin da etkisi bu. Gorecegiz gececek mi kalacak mi. Onun disinda fiziksel bir sikayetim yok, cok sukur. Minnakla yuvarlanip gidiyoruz. Ha tabi bu sekilde genislemeye devam edersem bir sure sonra hakikaten yuvarlanarak bir yerlere gitmemiz de gerekebilir :)
Fiziksel degisimlerin yaninda, hissi degisimler de kapimizi daha cok caliyor artik. Bazen kendimi taniyamayacak kadar sinirli oluyorum. Yok yere. Saman alevi gibi bir sey. 5-10 dakikaya geciyor. Ama o 5-10 dakika da bildiginiz ates topu olabiliyorum. Is yerinde daha kontrolluyum de evde bu patlamalar daha cok olabiliyor. Incir cekirdegini doldurmayacak seyler denir ya, hah tam oyle! Bazen sacmalik bildiginiz. Mesela Istanbuldayken Ozan'a sen beni artik sevmiyor musun dedim. Tobe bismillah! Ya ben bunu soyleyecek insan miyim? Ne alakasiz, ne sacma bir soru. Ama iste diyorum ya bana ne oluyor bazen ben de anlamiyorum.
Bu dibi gormelerin disinda bir de asiri mutlu olma halleri var. Dengesiz mi dediniz? Buyrun benim! Bazen bir gulme geliyor, kendimi durduramiyorum. Gozumden yas geliyor o kadar guluyorum. Bunlar ilk haftalardan beri var aslinda. Iste hamile kafasi :)
Farkettim ki o sinirlilik hali, cok yorgun oldugumda yasadigimiz bir sey. bakiniz Istanbulda gercekten yorulmustum. Vitesi dusurmemin sebeplerinden biri de bu aslinda. Bedenim yorgun oluyor ama ruhum bunu kabul etmek istemiyor. Sonra oyle patliyorum gibi geldi bana. Belki oyle. Belki de hamilelikten normal. Ama iste sanki dinlenince daha bir kontrol edebilir hale geldim durumu :) Hadi insallah!
Eger hamile olmasaydim an itibariyle, is icin, Brezilyada olacaktim. Oradan New York'a gececektim. Ve donup 1 hafta sonra Guney Afrika'ya gidecektim. Icimde kalmadi dersem yalan olur. Seyahati ne kadar sevdigimi biliyorsunuz. Saklayacak degilim. Icimde kaldi. Zika virusu olmasa giderdim diye dusunuyorum. Ama o riski goze alamadim. E tabi 17 saat suren yolculuk da gozumde buyudu, yalan degil. Kismet. Bizim de payimiza dusen bu bu sene :)
Ama olsun hamile kafasi var ya idare ediyoruz. Zaten buyudu de bu minnak! Ne zaman ah be gidebilseydim desem, icimden bir tekme geliyor. O zaman seyaht falan gozumde olmuyor. Elimi karnima koyup tekmelerini dinliyorum :) Delilik mi? Evet. Ama napayim. Delilikse de, iste bunu da yasiyorum :)
Bir de bakin ben kocaman oluyorum :)
3 Haziran 2016 Cuma
Okuduk: Korkma Ben Varim
Ben Murat Mentes'in kitaplarini seviyorum. Bu kitabini da cok sevdim. Ama nedense cok uzun surdu okumam. Bu ara yine oyle bir donemdeyim, biraz uzun suruyor kitaplari bitirmem. Donemsel ama biliyorum daha once de olmustu. Gecer.
Korkma Ben Varim, Murat Mentes'in Ruhi Mucerret'ten onceki kitabi. Ben Ruhi Mucerreti gecen kis, Christmas zamani okumus ve bayilmistim. Ozan da cok sevmisti. O yuzden Mart ayindan Turkiyeden donerken bu kitabi da aldik yanimiza. Yine sevdim. Ama Ruhi Mucerret mi, Korkma Ben Varim mi derseniz; tercihim Ruhi Mucerret olur.
Korkma Ben Varim'in arka kapak yazisi soyle:
Oldurdugum insanlarla iyi arkadas olacagimizi dusunmusumdur hep.
Dublorun Dilemmasi'nin yazarindan komik, hizli, soke edici bir roman daha.
Gonul Isleri Bakanligi'nda basin musaviri dovus ustasi Fu.
Baskalarinin intikamini alaraka hayatini kazanan Gicirbey.
Tarih ogretmeni dilber Sebnem Sibumi.
Padisah yorganlari satici Enver Pasa.
Dul Gangster Hayati Tehlike.
Mr. Spock, Abdulcabbar, Ruhiye Hanim, papagan Huduni, cin Jajha, Atom Bombaciyan, Ucan Kiz, Abidin Dandini, Leyla Kalahari ve digerleri...
Korkma Ben Varim'in her sayfasi surprizlerle dolu. Ask, dostluk, intikam, yalnizlik ve siddetin ustaca harmanlandigi roman, olaganustu bir enerji saciyor.
Ben kitabin en cok, son kismini begendim diyebilirim. Belki de bu aralar yasadigim ruh haline en cok o kismi iyi geldi. Hele su paragrafi buraya da yazayim istedim.
Baba olmak, insanin hayat hakkindaki fikirlerinin degismesirdir. Kizlar, henuz uc yasindayken ellerine bir oyuncak bebek alarak annelige hazirlaniyorlar. Erkekler oyle degil. Bir adam, cocugu dogduktan sonra sersemlesir, aptala doner. Bu kacinilmazdir. Cocuk, babanin dunyasini yonetmeye baslar ve onun hareket kabiliyetini kisitlar. Hayatin bebeginin minik ellerindedir. Ben birini oldururken ya da Nadiyeyi ozlerken Gercek (oglum) araya giriyor. O'nu nasil yetistirecegimi bilemiyorum. Bizim kusagin ebeveynleri cocuklarinin okuyup buyuk adam olmasini isterlerdi. Biz ise cocuklarimizin super kahraman olmasini istiyoruz. Ote yandan onlarin uzerine titriyoruz. Sokaga cikmalarina izin vermiyoruz. Prizlere otomatik kapak, dolaplara, otomobil kapilarina kilit uyduruyoruz. Emniyet kemerleri evreninde yetisen cocuk sahiden guclu olabilir mi?
Sanirim annelik de babalik da asla hakkiyla yerine getirilemeyecek gorevler: Mission Impossible...
Sanirim annelik de babalik da asla hakkiyla yerine getirilemeyecek gorevler: Mission Impossible...
O yuzden belki de akisina birakmali :)
Bu yaziyi iki noktayla kapatayim:
- Benim buraya ayzdigim paragrafin kitabin butunuyle alakasi yok. Gayet fantastik, suruleyici, guzel bir kitap. Tavsiye ederim. Ama yine de favorm Ruhi Mucrerret, soylemedne gecemeyecegim.
- Evet, bu aralar ben de algida secicilik artti farkindayim :) Hormonlar idare ediverin :)
2 Haziran 2016 Perşembe
Kendime Not
Neredeyse tam bir ay sonra bugun ofisteki ilk gunum. 2 hafta Turkiye, ustune gecen hafta baska bir ofiste calistigim 1,5 gun ve ustune hastalik nedeniyle evden cikamadigim 1 hafta. Neredeyse 1 ay.
Bu sabah tabiri caizse gule oynaya ciktim evden. Sabah kalkip ise gelmek icin hazirlanmak bana dunyanin en eglenceli seylerinden biriymis gibi geldi. Artik nasil bunalmissam evde. Kesinlikle ofis insaniyim ben bir kez daha analdim.
Aslinda mesela sadece ofise de gelmek degil. Mesele disari cikmak belki de. Bu basit seyler var ya, mesela yuzunuze bir allik surmek ya da ne bileyim sabah pijamalari cikarip bir elbise giymek, insana iyi geliyor bunlar. Ama ben eger evdeysem ve ozellikle halsizsem, hastaysam pek bunlari yapan bir insan degilim. Genelde pijamalariyla evde dolasan, sacini taramaktan ote kendine bakmayan ve sonucta tabi ki "bohuuu su halime bak" diye aglayan bir insan oluyorum. Hic hos degil.
Bu sabah hazirlanirken dedim ki kendi kendime "aslinda evdeyken de bir elbise giyebilirsin Gulcin. Ya da sabah yuzune krem surdukten sonra bir de allik surmene engel olan ne var ki. Yapiver iste." Gercekten yapiversem ya keske. Ama yapmiyorum. Neden bilmem yapmiyorum ve bu yuzden cogu zaman kendime sinir oluyorum.
Simdi onumuzde mecburen evde olacagim, ve eminim birakin yuzume allik surmeyi, sacima tarak bile vuramayacak kadar mesgul olacagim bir donem var onumuzde. Cok kalmadi. Sunun surasinda 3,5 ay. Anne bloglarindan biliyorum cok yogun gececek. Ve biliyorum bir yandan da cok heyecanli ve eglenceli gececek.
Bu sabah dedim ki kendime, bu ani hatirla Gulcin. Sadece iyilestigin, ofise gittigin icin mutlu degilsin. Kendine 10 dakika ayirip pijamalarini cikardigin, birazcik kendine baktigin icin de mutlusun.
Biliyorum diyeceksiniz ki o 10 dakikan bile olmayacak Gulcin. Haklisiniz. Ama iste sadece kendi kendime dedim ki... Kendime Not: bunu yapmaya calisayim. Madem bana iyi geliyor, elimden geldigince her gun olmasa bile yapmaya calisayim. Kim bilir iyi gelir belki. Degil mi :)
1 Haziran 2016 Çarşamba
Annem de yolu yariladi...
30 mayis yani gectigimiz Pazartesi gunu bizim icin onemli bir gundu. Annemin pet scan taramasi vardi. Malum annemin tedavisinde de yolu yariladik. Yolun ikinci yarisina baslamadan once doktorlar bir duruma bakmak istedi. Her sey yolunda mi? Kemoterapiye ayni sekilde mi devam edilmeli? Ve tabi ki en onemlisi herhangi bir sicrama var mi?
Hicbirimiz birbirimize belli etmemeye calissak da tabi ki ayri ayri her birimiz cok heyecanliydik. Annem ve babam tam bir takim oldular bu surecte. Herseyi birlikte asiyorlar. Evlilik ne demekmis ve ne zaman en kiymetliymis en cok su aralar onlara bakinca anliyorum. Ve annem bu durumla cok guzel basa cikiyor. Tam annem iste. Bu kadar zor bir sureci bile gulumseyerek asiyor ve hepimizi gulumseterek. Canim.
Bundan bir zaman once bir yazi okumustum. Nerede bilmiyorum. Ama diyordu ki, zamanla icinizdeki annenizi kesfedeceksiniz, goreceksiniz ki pek cok alanda annenize benziyorsunuz. yemek yapisiniz, evinizi toplayisiniz... Ya da boyle bir sey iste. O zaman soyle dusunmustum. Yahu benim annem becerikliligin kitabini yazmis insan ben nasil anneme benzeyeyim? benzeyemem ki... Turkiyedeyken dusundum de benim anneme benzemek istedigim yonlerim zaten ev duzeni, yemek falan degil. Varsin becerikli olmayayim ama dilerim zamanla ben de annem gibi pozitif ve etrafina iyi gelen bir insan olayim. Umarim.
Yine, bu buyuk taramadan once de annem gelenegini bozmadi. Telefonla konustugumuzda gayet pozitifti. Iyiyim annecim dedi. Moralim de gayet iyi. yapsinlar bunu da gorelim bakalim ne cikacak.
Bu pet scan zor is(mis). Bir radyasyon hapi iciyormussunuz, sonra buz gibi bir odada 1 saat hic konusmadan yalniz basiniza oturuyormussunuz, sonra da iste tarama yapiliyormus. Tabi ki o buz gibi odada bir basina bekleme kismi da kolay degil. Olumlu seyler dusun annecim beklerken dedim, sakin kafanda bir seyler kurma, her sey guzel olacak. Tabi ki olumlu dusunecegim, torunumu dusunecegim, ondan guzel dusunecek sey mi var dedi annem. ve ben bir kez daha o an, kizimiza bu zamani sectigi icin tesekkur ettim, Annem ve kizim aslinda daha simdiden nasil da iyi bir takim oldular.
Beklenen gun geldi catti ve pazartesi gunu tarama yapildi. Cok sukur iyi yoldaymisiz. Lenflerde bir seyler gorulmus ama doktorlar endiseye mahal yok demis. Aynen yola devam edecegiz. Yani annem bir 6 seans daha kemoterapi lacak ve yine seanslarin arasi 15 gun olacak. Biraz aralari az oluyor evet ama boyle uygun goruyorlar. Aslinda yolun ikinci yarisi dun baslayacakti ve annem dun yeniden kemoterapiye baslayacakti ama kan degerleri izin vermedi ilaci almasina. Dusunursek, onca radyasyon ve yorgunlugun ustune normal bu durum. zaten aman gec olsun da guc olmasin. Simdi biraz dinlenecek ve 9 haziranda yolculugumuzun 2. yarisi baslayacak. Her sey umarim ve inaniyorum cok guzel olacak.
Hicbirimiz birbirimize belli etmemeye calissak da tabi ki ayri ayri her birimiz cok heyecanliydik. Annem ve babam tam bir takim oldular bu surecte. Herseyi birlikte asiyorlar. Evlilik ne demekmis ve ne zaman en kiymetliymis en cok su aralar onlara bakinca anliyorum. Ve annem bu durumla cok guzel basa cikiyor. Tam annem iste. Bu kadar zor bir sureci bile gulumseyerek asiyor ve hepimizi gulumseterek. Canim.
Bundan bir zaman once bir yazi okumustum. Nerede bilmiyorum. Ama diyordu ki, zamanla icinizdeki annenizi kesfedeceksiniz, goreceksiniz ki pek cok alanda annenize benziyorsunuz. yemek yapisiniz, evinizi toplayisiniz... Ya da boyle bir sey iste. O zaman soyle dusunmustum. Yahu benim annem becerikliligin kitabini yazmis insan ben nasil anneme benzeyeyim? benzeyemem ki... Turkiyedeyken dusundum de benim anneme benzemek istedigim yonlerim zaten ev duzeni, yemek falan degil. Varsin becerikli olmayayim ama dilerim zamanla ben de annem gibi pozitif ve etrafina iyi gelen bir insan olayim. Umarim.
Yine, bu buyuk taramadan once de annem gelenegini bozmadi. Telefonla konustugumuzda gayet pozitifti. Iyiyim annecim dedi. Moralim de gayet iyi. yapsinlar bunu da gorelim bakalim ne cikacak.
Bu pet scan zor is(mis). Bir radyasyon hapi iciyormussunuz, sonra buz gibi bir odada 1 saat hic konusmadan yalniz basiniza oturuyormussunuz, sonra da iste tarama yapiliyormus. Tabi ki o buz gibi odada bir basina bekleme kismi da kolay degil. Olumlu seyler dusun annecim beklerken dedim, sakin kafanda bir seyler kurma, her sey guzel olacak. Tabi ki olumlu dusunecegim, torunumu dusunecegim, ondan guzel dusunecek sey mi var dedi annem. ve ben bir kez daha o an, kizimiza bu zamani sectigi icin tesekkur ettim, Annem ve kizim aslinda daha simdiden nasil da iyi bir takim oldular.
Beklenen gun geldi catti ve pazartesi gunu tarama yapildi. Cok sukur iyi yoldaymisiz. Lenflerde bir seyler gorulmus ama doktorlar endiseye mahal yok demis. Aynen yola devam edecegiz. Yani annem bir 6 seans daha kemoterapi lacak ve yine seanslarin arasi 15 gun olacak. Biraz aralari az oluyor evet ama boyle uygun goruyorlar. Aslinda yolun ikinci yarisi dun baslayacakti ve annem dun yeniden kemoterapiye baslayacakti ama kan degerleri izin vermedi ilaci almasina. Dusunursek, onca radyasyon ve yorgunlugun ustune normal bu durum. zaten aman gec olsun da guc olmasin. Simdi biraz dinlenecek ve 9 haziranda yolculugumuzun 2. yarisi baslayacak. Her sey umarim ve inaniyorum cok guzel olacak.
Simdi yazlik zamani da geldi zaten. Bence bu yolculugun ikinci yarisi daha ferah gececek annem ve babam icin. Yazlikta acik hava, komsular, aksam sohbetleri. Ben inaniyorum daha bile cabuk gecek onumuzdeki gunler. Ve umarim daha bile guzel gececekler. Ustelik annemler bebek hazirliklarina da basladi. Annemin elinde hep orecegi bir seyler var. E oyalaniyor tabi, iyi oluyor. Oyle bir neseyle model secip oruyorlar ki, onca esya nereye sigacak bilemesem de hic sesimi cikarmiyorum. Eglensinler iste :) Ve tabi ki yolun ikinci yarisini heyecanlandiracak bir baska sey de var, artik bebegimiz icin geri sayim bir nevi baslamis durumda.
| Anneanne ile ilk sohbetler... |
Iste tum bunlar isiginda insallah ikinci yari su gibi akacak. Ve takvimler Eylulu gosterdiginde, insallah kemoterapiyle vedalasmis ve insallah saglikla bebegimizle kucaklasmis olacagiz.
Guzel olacak, her sey cok guzel olacak...
Ben inaniyorum hem de yuregimin taa en derinlerinden.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

