14 Mart 2016 Pazartesi

Hayali makam

Bua aralar kendimi surekli ayni seyi hayal ederken buluyorum.
Boyle herseyin ustunde bir makam varmis, ama isleyen bir makam ve biz o makama gidip sikayetlerimizi dile getirebiliyormusuz.
Evet, normal sartlarda bu makan hukumet olmali, o olmadi mi meclis, o da olmadi mi cumhurbaskanligi.
Ben bizim sartlarimizda bunlarin hicbir sekilde islemedigini bildigimden iste kendimi surekli bunu hayal ederken huluyorum. 

O makamdaki insanlarin akli basindaymis.
Vicdanlilarmis.
Dediklerimizi dinliyorlarmis.
Ve hatta dediklerimizi anliyorlarmis.
Cevap veriyorlarmis bize.
Ilgiyle bakiyorlarmis...

Hayalimde onlara sadece diyorum ki...
Biz sadece insanlar olmesin istiyoruz.
Bunun geregi neyse lutfen yapin.

Bu kadar.
Iki cumle.
Sadece insanlar olmesin.
Kim olduklarinin hicbir onemi yok.
Hangi soydan sopdan geldiklerini, neye inandiklarini, hangi partiyi destelediklerinin hicbir onemi yok.
Sadece insanlar olmesin.

Caresizlik neymis biliyor musunuz?
Bunu soyleyecek hicbir makamin olmamasi ve bunu hayal etmek zorunda kalmakmis.
Caresizlik,  dogrulari soyledigini bildigin halde kimsenin bunu duymamasiymis.
Caresizlik, bogazin yirtilana kadar yeter diye bagiriyorken, birilerinin hala hala hala temcid pilavi gibi ayni hikayeleri tekrarliyor olmasiymis.

Kabul ettim: Bulundugumuz kosullar altinda caresisiz.
Cunku yazilmis senaryolarin zavalli figuranlariyiz sadece.
Yaziklari hangi pislik senaryonun kurbani olacagimizi bilmeden bu hayata tutunmaya calisiyoruz.

Ben de istiyorum umutlu kalayim, ama bazen olmuyor.
Televizyona cikan her donuk suratli kravatli adami gordugumde biraz daha uzaklasiyorum umutlarimdan.
Artik duymuyorum soylediklerini.
Duysam ne olacak ki.
Kesin, "bu milletimize karsi..." diye baslayan ayni cumlelerini bas bas bagiriyorlardir.
Kesin "ulkemizin bolunmez butunlugu..." diye baslayan ayni ayni cumleleri bir milyonuncu kez kuruyorlardir.
Duysam ne olacak ki onlari.

Onlari duymuyorum ben.
Bu aralar hic durmadan o aklimdaki hayali makamla konusuyorum.
Sanki anliyor onlar beni.

"Biz sadece insanlar olmesin istiyoruz. Bunun geregi neyse lutfen yapin." diyorum onlara.
Gozleri o kravatli adamlar gibi donuk degil.
Onlarin da icindeki aciyi goruyorum.
Bana yapacaklarini anlatiyorlar. 
Gercekten ise yarayacak bir sey yapacaklar diye umutlaniyorum.

Keske yapsalar.
Biz sadece insanlar olmesin istiyoruz.
Bunun geregi neyse lutfen yapin.
Sadece bunu istiyorum... 

11 Mart 2016 Cuma

Bugun yine Oxfordtayiz...

Bugun yine Oxfordtayiz. Ozanlarin kolejde bir yemek var ona katilacagiz. Boyle durumlarda ben gunduz Ozan'in ofisinden calisiyorum. Cunku yemekler biraz resmi. Tam 7de basliyor. Gec kalmak yok.
Gelip buradan calisinca rahat oluyor. Iste yemege gelince aklima geldi.
Bundan tam 4 sene once biz Oxford'a ilk geldigimizde ilk kez katilmistim boyle bir yemege ve oturup bu ilginc deneyimi yazmistim. Yazmisim da kendime yazmisim buraya eklememisim :)

O zaman gec olsun guc olmasin simdi ekleyeyim :)


Aylardan Mayisti ve biz Oxfordtaydik...

bu sicakta ceket mi giyeceksin?
ceket giymek zorunlu.
bir de kravat mi takacaksin?
o da zorunlu.
baska bilmem gereken bir sey var mi?
var da ben de hepsini bilmiyorum. sen en iyisi herkes ne yaparsa onu yap, en kolayi bu :)

demisti Ozan ve surada cok kisaca bahsettigim o yuksek masa yemeklerinden birine katilmak icin cikmistik yola... 
ne diyeyim oyle degisik seyler var ki burada...

Kolej bahcesine bir geldik ki, iki dirhem bir cekirdek giyinmis onlarca insan...
Bir kismi, ki onlar kolej mensuplariymis, cuppelerini de giymisler.
Megerse kolej mensuplari icin yemeklerde cuppe giymek zorunluymus, bu bir kural.
zaten oxford'ta yollarda da boyle cuppelerle dolasn insanlara rastlamak mumkun.

kaynak: dailymail.uk

Normalde kurallar dahilinde sadece seniorlarin yani kidemlilerin girebildigi odalar da bu yemege katilacaklara ozel olarak bize de acik.
Bildigin oda iste ama yok illa bir hiyerarsi olacak, kurallar koyulacak ya normalde oraya girmek yasak :)
Daha once birbirini taniyan, tanimayan pek cok insan yemek oncesinde sohbet ediyor. 
Genelde erkeklerin elinde viski, kadinlarin elinde sarap bardaklari var.
Ortam neseli.
Ben de etrafimdakilerle guzel bir sohbetin icindeyken tum o sesler bir anda kesiliyor
GONG!!!!

Birbirine karismis insan toplulugu bu gelen gong sesi ile bir duzene geciveriyor kendisiliginden.
Bardaklar birakiliyor.
Erkekler kiravatlarini, kadinlar ustlerini baslarini duzeltiyor. 
Merdivenlerden yavas yavas inmeye basliyoruz.
Soylememe gerek yok heralde, ben sadece herkes ne yaparsa onu yapiyorum :)

En kidemli cuppelinin onderliginde yavasca suzuluyoruz salona.
Herkesin nereye oturacagini gosteren isim kartlari yerlestirilmis masalara.
Yerini bulan sandalyesinin basinda ayakta bekliyor.
Ve en kidemli cuppeli kisi masanin ortasinda ayakta bizlere bakiyor.
Ben neyi bekliyoruz acaba diye dusunurken yine bir ses duyuluyor salonda

BENEDICTUS
BENEDICTAT 
elindeki tokmagi masaya vuruyor
TOK!!!
Latince bir duaymis.
Verilen nimetler icin sukrediyorlar yemege baslamadan once. 

Tokmak sesinden sonra oturuyor herkes yerine.
Yanina denk dusen kisi konuskan degilse yandin!
Cunku oyle yer degistirmek falan tabi ki yok
Kurallar demis miydim?


Neyse ki biz sansliyiz.
Etrafimizdaki Alman, Polonyali, Ingiliz ve Italyanlarla gercekten eglenceli bir sohbetin icindeyiz.
Bu sirada onumuzdeki sarap kadehleri bosaldikca teklifsizce doluyor
Bazen ne oldugunu anlamadigim ama lezzetli yemekler gidip geliyor. 
Tam o kadar da cok kural yokmus canim iste guzel guzel yiyoruz yemegimizi diye dusunurken ben yine tokmagin sesi yankilaniyor salonda.
TOK!!
ve ardindan yine anlamadigim ama soyle sozler soyleniyor
BENEDICTO
BENEDICATUR
Bu kez de yedikleri icin sukreiyorlarmis

Haydi yeniden herkes ayaga :)
Yemegin bitmediyse senin problemin.
En kidemli cuppeli amcanin yemegi bittiyse ve tokmak vurulduysa yemek bitiyor.
Zaten tokmak da tatlilarin ustune uzun bir sohbetten sonra caliyor simdi haksizlik etmeyeyim.
Ama ben yine de gulmemek icin zor duruyorum
Harry Potter fimleri gibi demis miydim :)

En kidemli cuppeli amca tum heybetiyle cuppesini savurarak ayriliyor yemekhaneden. 
Biz de onu takip ediyoruz.
O en kidemli amca yemek salonundan cikmadan, yuruyup gidemiyormussun da.
Evet cok fazla kural varmis gibi geliyor boyle anlatinca ama bu seramonik hal benim hosuma gidiyor :)
Bir de yemekler gercekten guzel :)

Ama benim aklim baska bir seyde.
E Ozan diyorum hani peynir de yiyecektik?
Sen bana guzel peynirler var dememis miydin?
Simdi oraya gidiyoruz diyor Ozan.
Meger daha bitmemis :)



Hep birlikte bir ust kata cikiyoruz.
Burada bizim icin yeni bir masa hazirlamislar.
Bu odada yemek sonrasinda peynir yenilip, sarap iciliyormus.
Bana zaten peynir demeyin, bayiliyorum!

Buradaki kural ne diye usulca soruyorum Ozan'a
Daha once yemekte yaninda oturdugun insanlarin bir daha yanina oturamiyormussun.
Bu peynir kisminda yeni insanlarla kaynasman, yeni insanlarla sohbet etmen bekleniyor.
Ben zaten sohbet etmeyi severim :)

Bir de...
Sagindan gelen sarap ve peyniri, yiyecegin kadarini aldiktan sonra mutlaka solundaki kisiye vermen gerekiyor ki herkes sarap ve peynire ulasabilsin.
Guzel!
Ama daha guzel olan bir sey var ki peynirler.
Beni biraksalar kimseyle sohbet etmeden oeynir yiyecegim ama olmuyor tabi.
Biraz sohbet, cokca peynir bu kismi da bitiriyoruz.
Ve yine en kidemli amca masadan kalkinca biz de arkasina takiliyoruz.
Peynirim bitmeseydi kalkmazdim diyordum Ozan'a.
zaten kalkmayabilirmisim artik :)
Iyi bari sonraki yemeklerde de doya doya peynirimi yiyebilirim :)

Gecenin sonrasi yine o kidemliler odasinda yapilan sohbetler.
Ellerde kadehler, ortalarda dolasan cikolatalar.
Seviyorum ben bu yemegi.
Zaten ben seramoni severim demistim degil mi :)

***********

O yemegin ustunden 4 seneye yakin zaman gecti.
O zamanlar buraya tasinacagimizi dusunmuyorduk ama hayat bizi buraya getirdi. hatta Ozan'i da o cuppelilerden biri yapti :)
Ne yalan soyleyeyim benim Ingiltere gunlerindeki en buyuk eglencelerimden biri yine bu yemekler oldu.
Dedigim gibi bu aksam yine bir yemek var.
Degisiklik olacak, iyi olacak.
Bir yandan da yine eminim komik olacak :)
Yok ne yapsam hala bu seramonik hale gulmeden edemiyorum.
Ama bir yandan da hala bu seramonik hali cok seviyorum. 

Ne diyeyim.
Hep gulecegimiz, sevecegimiz seyler ciksin karsimiza :)
Iyi haftasonlari efendim :)


PS: Yemekler sirasinda fotograf cekmek yasak, o yuzden bu yazi az fotografli ve bir kismi fotograflarin benim degil :)

9 Mart 2016 Çarşamba

Yuzlesme

Biliyorum merak ediyorsunuz.
Tahmin ediyorsunuz bir seyler ama biliyorum beni uzmemek, kirmamak icin sormuyorsunuz da.
Yorum yaziyorsunuz, mesaj atiyorsunuz bana, gececek diyorsunuz.
Benim yuzum guluyor her mesajinizla, yorumunuzla.
Gercekten icten gelen iyi dilekleri, guzel sozleri duymak cok ama cok iyi geliyor. 
Yeri  gelmisken, hepinize tum mesajlariniz, yorumlariniz ve desteginiz icin cok ama cok tesekkur ederim. 

Saklamak icin yazmiyor degilim.
Ama buraya bazi seyleri yazmak benim icin hep bir milad oluyor.
Buraya yazinca bazi seyleri sanki o zaman gercek oluyorlar, sanki o zaman kabulleniyorum icinden gectigim sureci.
O yuzden bazi seyleri buraya yazabilmem zaman aliyor benim.
Sizden sakladigim icin, samimiyetsiz oldugum icin ya da paylasmak istemedigim icin degil.
Ama hazir olmuyorum bazen.
Ya da kabullenmek istemiyorum icinden gectigim yolu.
Bazen boyle iste, hayat hep kolay degil. 

Simdi Izmirden donunce hazir oldugumu hissettim yazmaya.
Ve bazi seylerle yuzlesmem, bazi seyleri kabullenmem icin bunu yapmam gerektigini de hissettim.
Belki de annemi gozlerimle gorunce, artik yasadiklarimizi yazacak gucumun oldugunu hissettim.
Hangisi bilmiyorum. Belki hicbiri, belki de hepsi.
Ama iste bugun yazabiliyorum.

Annemin rahatsizligi kanser.
Bundan neredeyse 9 yil once, bizim ilk evlendigimiz sene annemin bobreginde bir kitle bulundu ve 2-3 gun icinde acil bir ameliyatla annemin bir bobregi alindi. 
Hastalikla tanismamiz ilk o zaman oldu. Ama adini bile anamadim ben bu seneye kadar o hastaligin. 
Hep 'o hastalik' dedim. 
Adini anmazsak bize yeniden yaklasmaz sanidm belki. 
Belki de kabullenemedim durumu.

Simdi yeniden hayatimiza girdi kanser.
Bu sefer pankreasinda bir kitle goruldu annemin.
Ama ameliyat edilebilecek durumdaydi,
Ustelik annem, bebegin de etkisiyle cok yuksek bir morale sahipti.
Ve etrafimizdaki herkes olumlu dusunuyordu.

Ilk gunler zordu.
Cok zor ama.
Belki de  yuzden yazamadim.
Cunku bir yandan ne yapabilirizi dusunup, planlara dahil olmaya calisirken bir yandan sadece dusunmemek istiyordum.
Istatistikleri gormemek, hicbir sey duymamak, yasadigimiz bu kabustan uyanmak, eski siradan hayatimiza devam etmek istiyordum.

Bana bu durumlarda boyle bir hal geliyor.
Bir yandan gercekten cok guclu oluyorum.
Beynimde bir yer gercekten mantikli dusunuyor, planlar yapiyor, atacagimiz adimlari hesapliyor.
Ama bir yandan da cok gucsuz oluyorum. 
Icimde bir yer duygusal oluyor, gucsuz demeyeyim ama kirilgan oluyor, her seyi yok saymak, bazi seyler yokmus gibi davranmak istiyor.
Belki de herkes boyle bilmiyorum. Ben sadece kendimi biliyorum.

Bu gectigimiz 6 haftada da bir yanim gucluydu.
Bir de bebegin etkisiyle, tabi ki bir yanim kendindeydi ve bana sakin ol diyordu.Her sey duzelecek diyordu. Hayata zaman ver diyordu.
Ama bir yanim da cok kirilgandi.
Olumsuz hicbirseyi duymaya tahammulum yoktu.
Hatta belki de o yanim yasadigim herseyi, itirfaf ediyorum bebegimizi bile yoksaymak, eski siradan hayatimiza donmus gibi davranmak istiyordu. Bakiniz o donemde yazdigim blog yazilari. 
Iste o iki yanin bazen biri cikti ortaya bazen digeri.
Bazen cok gucluydum, bazen gozum yasli.

Simdi annemin ameliyati gecti bitti.
Yazabiliyorum artik.
Hastaligin adini bile yazabiliyorum.
Bu ameliyatta annemin pankresinin kuyruk bolumu, dalagi ve kalin bagirsaginin bir kismi alindi. Evet buyuk bir ameliyatti. Gercekten cok buyuk bir ameliyat gecirdi. 
Ardindan kemoterapi plani yapildi ve hatta biz oradayken ilk kemoterapi de verildi.
Su an icin her sey yolunda. Masallah anneme. Hem de kocaman bir masallah!

Dedigim gibi masallah, durumu idare ediyoruz.
Hepbirlikte, tum ailemiz, sevdiklerimiz herseyin cok guzel olacagina inaniyoruz.
Evet bunu yasiyoruz ama birlikte gectigimiz icin bu yoldan sansliyiz diyoruz.
Herkes annemin etrafinda birlikte bu yolda yuruyoruz. 

Benim durumum da bir hava degisikligi yaratti tabi.
Gundem hastaliktan cok bebek :)
Telefonla arayanlara 5 dakika hastaliktan bahsediliyorsa 10 dakika bebekten bahsediliyor bizim evde :)
Oyalaniyoruz, sabirla ve sabirsizlikla bu gunleri beraber asmaya calisiyoruz.

Bir yandan benim durumum da biraz daha hassas tabi.
Her ne kadar hamileligi cok dogal bir surec olarak gorsem de, hasta degilim yahu hamileyim desem de icimde bir bebek buyuyor.
Ve bu durum, vucudumdan duygularima benimle ilgili herseyi etkiliyor.

Ne zaman biraz moralim bozulur gibi olsa, onumde iki secenek var diye dusunuyorum.
Niye boyle oldu, niye bunu biz yasiyoruz, niye ikisi ayni ana denk geldi diye bunalabilir, depresyonun dibine vurabilirim.
Size bir sey soyleyeyim mi bu cok kolay.
Yani kendini birakmak.Isyan etmek. Karalar baglamak.
Su durumda gercekten cok kolay.

Ama bir secenek daha var. 
Her zaman yaptigim gibi durumdaki iyilikleri gorebilirim. O iyiliklere odaklanip kendime ve dolayisiyla bebegime iyi bakabilirim.
Ben iyi olursam, bebegim de iyi olur. Biz iyi olursak anneme bundan buyuk moral yok. KI zaten morali iyi ama olsun daha iyi olmasi her zaman iyidir :)
Bu cok mu zor?
Hayir.
Ama yazmasi yapmasindan daha kolay diyeyim.

Ben tabiki ikinci secenegi seciyorum.Bir kere ben hayatimda hic kolayi secmedim.
Cunku ben annemin kiziyim.
Cunku annem harika idare ediyor durumu ben de ondan ogrendiklerimi yapiyorum.

Sonra bir Gulcin, ne kadar bazen gucsuz oldugunu hissetse de her durumdan iyiye odaklanmali. 
Yoksa Gulcin olmam degil mi? 
Evet, bence oyle. 
O yuzden birinci secenek yok bile benim icin. 
Sadece her seyin cok guzel olacagini dusunuyorum.
Tam da oyle.
Her sey cok guzel olacak ve hatta su anda da hersey cok guzel bile. 
Buna cani gonulden inaniyorum.

Ohh be yazdim rahatladim :)

7 Mart 2016 Pazartesi

Baslasin yeni hafta

Gecen hafta izmirdeydik.
Pazar gunu Ozanla gittik,
O carsamba aksami dondu.
Ben dun dondum.
Gerci Ozan da Carsamba aksami donmeye basladi Persembe sabahi ancak Londraya varabildi.
Neden derseniz.
THY sagolsun!

Carsamba Izmirden 17:10da kalkmasi gereken ucak 18:30 da kalkti.
Ustelik ucagin icinde beklemisler.
Tabi ki bir aciklama falan yok.
Sonra Istanbuldaki aktarma ucagina yetismeleri riskli oldugu halde, hic yardimci olmamislar.
Ve bom! 
Kacirdilar aktarmayi.
Ne bir ozur, ne bir yardim.
Diyorum ya THY sagolsun.
Gittikce hizmet kalitesi dusuyor :(

Izmire gitmek iyi geldi bana.
Annemi gordum.
Surekli konusuyoruz ama gormek konusmaktan baska. 
Kendim nasil oldugunu gordum ya iyi oldu,
Ameliyat disikleri alindi.
Gun be gun toparliyor.
Cok sukur.

Kemoterapinin ilki de ben oradayken olsun cok istiyordum.
Cunku bir kere nasil olacak gozumle gormek istiyordum.
Ben oradayken yapildi ilk seans.
Insallah iyi olacak.
Her sey cok guzel olacak. 

Dun aksam itibariyle ben de Londraya dondum. 
Simdi yine bir rutin olusacak burada.
Insan nasil da aylardir Izmirdeymis gibi hissediyor gidince, ne garip. 
Biz burada bir duzen olustururken, Izmirde de bir duzen olusacak,
Bu aylar da boyle yavas yavas gececek.

O zaman baslasin yeni duzenler.
O zaman baslasin yeni hafta,

Hep ne diyorum;
Her sey cok guzel olacak :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails