21 Aralık 2015 Pazartesi

Bugun de bunu cok sevdim

Bugun bu yaziyi eklemek istedim buraya.
Bugun de bunu cok sevdim iste...

Onuru olan bir asla yoksul degildir. 

Buydu az once okudugum haberin basligi. Yoksulluk kotu degil ki niye boyle bir baslik atmislar diye dusunerek basladim okumaya. Ama okudukca anladim ki bahsettigi yoksulluk paradan yana bir yoksulluk degil.

Onuru olan bir insan asla gonulden yana yoksun degildir diyor sanki. Ya da ben oyle anladim.

Budapestede bir evsiz, Abraham Sandor'un ardindan son iki yilini gecirdigi banka soyle bir plaka asiyorlar.



Diyor ki...
Hayatinin son iki yilini Abraham Sandor burada gecirdi. Emekli bir madenciydi.Gurulu ve edebiyat asigi bir insandi. Onuru olan bir asla yoksul degildir.

Sonra okumaya devam ettim. Buyrun yazinin tamami burada...

O civarda yasayanlara Abraham ilgili dusunduklerini sormuslar...

"Yakında oturuyorum, gelip geçerken bakardım. Farklıydı. Boş şişeleri topluyor, onları geri götürüp eline geçen parayla karnını doyuruyordu. Boş zamanlarında sürekli kitap okuyordu."


"Tam karşıdaki evde oturuyorum. Çok düzenliydi. Geceleri orada uyuyordu. Ama akşam, üzerine örttüğü battaniyesini sabah hep toplar, katlar, bankın altında eşyalarını tuttuğu valize koyardı. Bir gün elinde bir süpürgeyle gördük onu. Bankın çevresini süpürdü, temizledi. Sonra da bu temizlik işini her gün yapmaya başladı. Yakınlardaki dükkânların önünü, karşıdaki bankanın çevresini de süpürüyordu. Sanırım ona bu nedenle dükkân sahipleri birkaç kuruş veriyorlardı."

"Karşıdaki dükkânda çalışıyorum. Kitap okuduğunu görüyordum sürekli. Önceleri başkalarına kendini kültürlü göstermek için elinde kitap tuttuğunu düşündüm. Ama gelip geçene aldırmadan okuduğunu da ayırt edebiliyordum. Nasıl böyle kaygısızca kitap okuyabilirdi? Başının üzerinde bir çatı bile yokken? Bir gün yanına gittim. Kitabı ben de severim. Elinde bildiğim bir kitap vardı. Selam verip yanına oturdum ve bir buçuk saat kitap üzerine konuştuk."

Boyle devam ediyor...
ve...

"Aşağıdaki manavın orada çalışıyorum. Bir gün ansızın geldiği gibi kayboldu. Kimse nereye gittiğini anlamadı. Varlığıyla olduğu gibi yokluğuyla da bizi etkiledi. Eksikliğini duymaya başladık. Sonra da bir gece işte bu kitabeyi biri bu banka iliştirmiş. Ölmüştü. Nasıl yaşadıysa, öyle yani gururla aramızdan ayrıldı."

diye bitiyor anlatilanlar.
Hepsini birden okuyunca cok duygulandim ben.

Hayatin hangimizi nereye savuracagi hic belli degil.
Bir gun madencisin, baska bir gun sokaktasin.
Ama iste aynisin, o insan sensin.

Bugun de iste bunu cok sevdim...


18 Aralık 2015 Cuma

Oradan buradan...

Dun bizim sirketin yilbasi partisi vardi.
Her sene konseptli bir parti yapiyorlar.
Biz de cogunluk olarak her sene konsepte hic uymuyoruz ama olsun, uyanlar var onlara bakip egleniyoruz :)

Bu senenin konsepti Alice Harikalar Diyarinda idi.
Biz tabi ki yine konsepte uymadik.
Hayir baktim ben soyle bir internete falan.
Ama olmadi denk gelmedi diyelim.
Ya da ben getirmek istemedim :)

Neyse giydim siyah elbisemi katildim partiye :)
Zaten bir kez daha sunu anladim ki partinin konsepti, nerede oldugu falan hic onemli degil.
Insanlarin eglenmeye gonlu varsa egleniyorlar.
Nokta.

Yemekler bildiginiz kotiuydu.
Sarap falan deseniz ilk yudumdan sonra hic icmedim.
Tatli da yoktu.
Ama olsun keyif vardi.

Bu sene is yerinde benim icin cok yogun bir yildi.
Cok calistim.
Is degistirdim.
Is degisikligi dediginiz hep daha cok calismak degil mi zaten?
O yuzden geriye donup bakinca sadece cok calistim bu sene diyorum galiba :)

Bir ben degilim ki cok calisan.
Herkes cok calisti, calisiyor.
O yuzden sanirim boyle partilerde insanlar o gecen yorgunluklarin hepsine birden bir el salliyor.
Biz de el salladik.
Ofis civarinda 2015 kapanmis oldu boylece.
Evet hala calisiyoruz ama o eski yogunluk kalmaz artik.
Son iki hafta sakin gecer biliyoruz.

Velhasil kelam dun aksam mutluydum ben.
Keyifliydim.
Sonra geldim yatmadan bir haberlere bakayim dedim.
Yine ayni sey.
Hep bir kursakta kalan sevinc. Ice sinmeyen huzur. Kalbini titreten bir huzun.

Bizim payimiza dusen bu.
Oralarda olup, o karmasayi yasayanlarin payina duseneyse nasil katlanilir bilmiyorum.

Diyorlar ya sizofren gibiyiz artik diye.
Haklilar
Bir yanimiz normal hayatin akisinda, bir yanimiz hep haberlerin kabusunda.

Turkiyeli olmak cok zor oldu azizim
Cok zor.

Iyi haftasonlari dilerim.

16 Aralık 2015 Çarşamba

Yapmayin bunu ama...

Bu blogu yazmaya baslayali cok sene oldu.
Kendi kendime eglenmek icin actim ben bu blogu.
Ileride yaptiklarimizi hatirlamak icin.
Fazlasiyla amacina ulasti blogum.
Ara ara hala acip Hollanda gunlerini okuyup mutlu oluyorsak iyi ki yazmisim. 

Sonra blogum araciligiyla tanistigim, cok sevdigim arkadaslarim oldu.
Dunyanin cesitli yerlerinde gorusup, bulustugum, ozlem giderdigim arkadaslarim.
Yani cok degerli bu blog benim icin.
Ara verdigim oluyor, arada yazamadigim oluyor.
Ama elimden geldigince hep yazmak istedigim, asla vazgecmek istemedigim bir sey blog yazmak.

Bu sure icinde cok mailler de geldi.
Yurtdisina tasinmak isteyip tavsiye isteyenler, is hayatiyla ilgili soru soranlar, gezdigimiz yerler hakkinda tavsiyeler soranlar.
Elimden geldigince hepsini yanitliyorum. 

Baska mailler de geliyor arada.
Siyasi gorusumle ilgili mailler.
Gundem basliginda yazdiklarimla ilgili yorumlar.
Onlari da elimden geldigince cevapliyorum.

Kimse benimle ayni dusunmek zorunda degil.
Saygili oldugu surece gelen her maile cevap veriyorum.
Bazilari sinirlari asiyor, evet onlari cevaplamiyorum.

Bazen de cok kirici mailler geliyor.
Mesela bir mail vardi Soma zamaninda gelmisti. "Sen otobuste yanina otursa o insanlar kalkar baska yere oturursun" diyordu maili yazan. O zaman ona cevap vermistim.
Cok uzulmustum de ama.
Insan hic tanimadigi birini nasil boyle yargilar.

Sonra geziyoruz diye kirici mailler geliyor bazen.
Buraya, vaktim daha cok olup da daha cok gezi yazisi yazdigim zamanlarda "bu gosteris merakliligi ne?" diyen mailler gelmisti. Hala da geliyor arada bu mailler ya.
Onlari da cevapliyorum.
Cok da uzuluyroum ama.

Simdi diyecegim o ki...
Yapmayin bunu ama.
Insanlari bile bile kirmak uzmek icin mail atmayin.
Yazdiklari bir iki yaziya bakip hukum vermeyin.
Bakin 6-7 yildir yaziyorum ben.
Herseyi yaziyorum.
Dusundugumu yaziyorum, hissettigimi yaziyorum, inandigimi yaziyorum, yasadigimi yaziyorum.
Bu blogta bir tane bile silinmis yazi yok.
Yazdigimin hep arkasinda duruyorum.

Belki bir yazida yazdiklarim sizi rahatsiz ediyordur.
Donun baska yazilara da bakin.
Hala o insanlar otobuste yanina otursa kalkar baska yere oturursun diyorsaniz, buyrun mail atin.
Ki ben bu blogta bir tane bile bunu size hissettirecek yazi oldugunu dsunmuyorum. Hatta eminim. Cunku oyle bir insan degilim.
Hatta twitter, instagram ne varsa yazdigim tek bir yazi ve hatta cumle bulun bunu ima eden, hissettiren sasarim. Bulamazsiniz cunku oyle bir insan degilim. 
Hala gosteris budalasi oldugumu da dusunuyorsaniz buyrun mail atin.
Ki asla gosteris budalasi da oldugumu dusunmuyorum.

Ama bir bakin once.
Ne kadar calistigima bakin, gundemle ilgili neler dusundugume bir bakin, benim hayatimin da zorluklarina bir bakin.

Sonra hala oyle kiriciysa dusunceleriniz peki.
Peki, ne diyeyim.
Ama yapmayin bunu.
Sadece insanlari kirmak icin uzmek icin mail atmayin.

Uzuluyor insan cunku.
Bile bile insanlari uzmeyin.

15 Aralık 2015 Salı

Bugunlerde boyle

Kisin en yogun gundemli zamanlari buralarda. Malum Christmas.
Insanlar Ocaktan sonra kitlik cikacakmiscasina alisveris yapiyor, yiyor, iciyor.
Hepsinde boyle aciklanamaz bir mutluluk, bir gulumseme.
Sokaklarda kafasinda noel baba sapkasiyla dolasan koca koca insanlar gormek mumkun.
O ayni insanlar ofiste ustlerinde yeniyil agaci, christmas pusingi, geyik kafasi falan olan komik kazaklarla toplantilara giriyorlar.

Dusunun baya ciddi bir toplantida tartisiyorsunuz ama karsinizdaki adamin ustunde kocaman bir kardan adam ve yamulmus havuc burnu var.
Bana bir gulme geliyor, elimde degil :)

Biz de elimizden geldigince iste bu coskuya katiliyoruz.
Cuma aksami Ozanlarim kolejde "Kis yemegi" vardi.
Boyle ozanlarin smokin, bizlerin de uzun elbiseler giydigi afilli bir yemek.
Hic kacirmam boyle seyleri, tabi ki gittik, eglendik.


Dun aksam da bizim kucuk ekibimizin yeniyil yemegi vardi. Yedik ictik gulduk.
Yalniz yemegi masa tenisiyle birlestirmisler.
ben hic beceremiyorum ya boyle sporlari.
Vallahi rezil oldum!
Aman napayim ya.
beceriksizligimiz ortaya ciksin elden ne gelir :)

Boyle devam eder iste bir sure.
Christmas coskusuyla cosar ortam biz de kendimizce katiliriz bu coskuya iste.
Ne var su karanlik kis gunleri baska nasil gecsin :)


Bu arada bizim evde benim acimdan baska bir senlik var, annem geldi. :)
Sohbet ediyoruz, geziyoruz birlikte takiliyoruz.
Ben haftaya artik ofise gelmeyecegim iste o zaman daha cok eglenmeye baslayacagiz.

Bizde haberler boyle.
Londrada Christmas coskusu surerken Gulciin kucuk dunyasinda da kendi capinda coskular devam ediyor.
Bu ara boyle uzun uzun gunluk tadinda yazasim var nedense blogumu.
Biliyorum okuyan icin cok keyifli degil bu durum ama idare ediverin beni :)

Baska gunlerde, baska blog yazilarinda gorusmek uzere
Buralardan kocaman sevgiler :)

11 Aralık 2015 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim... Zalimsin zaman

Sanki daha dun cocuktum.
Okulun bahcesinde kosuyordum.
Anneannemden su istiyordum.


Sanki daha dun ergendim :)
Universite sinavina hazirlaniyordum.
Kral TV de klip izleyip hayaller kuruyordum.



Sanki daha dun genctim.
Okulun cimlerinde arkadaslarimla sohbet ediyordum.
Taksimde ilk gece cikmalarinin keyfine variyordum.



Zaman hizla akiyor.
Hizla.
Bu sabah bu bence sahane fotograflari gorunce yeniden hatirladim.
#Zalimsinzaman
Zalimsin
Kaynak: LiteFM


***

***

***

Her anin kiymetini bilmeli...
Orjinal kaynakta daha pek cok bunlar gibi fotograf var bakmanizi tavsiye eder iyi haftasonlari dilerim :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails