23 Kasım 2015 Pazartesi

Biraz da Prag

Bazi sehirlere defalarca gidebilirim gibi geliyor bana. Ayni sokaklari defalarca gezebilirim, ayni manzaraya saatlerce yeniden yeniden bakabilirim. Hic bunalmadan, hic aman yine mi demeden. Prag bu sehirlerden biri. 


Gecen haftasonu uzun ama kisacik bir haftasonu icin Pragtaydik. Ozan, ben ve 6 arkadasimiz daha. Yani 4 cift Prag'ta bir araya geldik. Ciftlerin erkek tarafi universiteden arkadaslarimiz. Ozanla ayni yurt odasinda ve hatta ayni evde kalmislliklari var. Ben de tabi hepsini o yillardan beri taniyorum. Gurubun benim disimdaki kadinlari evlilik yoluyla aramiza yeni katildilar :) Hatta 2 tanesi henuz gectigimiz sene evlendiklerinden bu gezi hem gezip dolanma, hem bir araya gelme ama en onemlisi bir kaynasma gezisiydi bizim icin.

Amaclarin hepsine ulasti gezimiz. Delice gezdik. Doya doya sohbet ettik. Ve bence gayet de guzel kaynastik. Geriye donup bakinca yuzumde gulumsemeyle hatirladigim dolu dolu bir 4 gun gecirdik. Tam da o yuzden, bu kisacik Prag gezisini cok sevdigimiz gezilerimiz arasina kattim bile. 


Bu benim Prag'a ikinci gidisimdi. Ozaninsa sanirim 10 falan oldu :) Cok yakin arkadaslarindan biri orada oldugundan ve Prag Avrupada habire ziyaret etmek icin en uygun fiyatlara sahip sehirlerden biri oldugundan bulusmak istediler mi akillarina ilk gelen yer Prag oluyor. 

Zaten akla gelmeyecek gibi mi! 

Yine cok sevdim ben Prag'i. 
Yine ayririlirken, biz yine gelelim diye dusunurken buldum kendimi.


Bir kere sehir gercekten bir masal! 
Sokaklar, binalar, nehrin kiyisinda yukselen kale... 
Hakikaten bir masalin icinde yuruyormus gibi hissediyor insan sokaklarda kendini. 


Ben ne zaman Prag sokaklarinda yurusek, kendimi burada yazar olunur diye dusunurken buluyorum. 
Burada sair olunur. 
Bu sokaklarda insanin aklina yazacak bir suru sey gelir.
Bu sehir insana ilham verir.
Bu sehir insanin ruhunu besler, buyutur.


Gizemli geliyor Prag bana
En cok Prag'ta o sokaklarda daha once ne yasanmistir merak ediyorum. 
Hangi asiklar bulusmustur kosebaslarinda? Hangi gozyaslari akmistir o arnavut kaldirimlarina? Kac kisi takip ediliyor muyum diye arkasini kollayarak yurumustur? Kac sevgili kacamak opucuklerle heyecanlanmistir? Neleri gormustur o eski evlerin duvarlari? Neleri anlatirlar kulak verebilsek onlara?

Hep bunlari dusunuyorum Prag sokaklarinda. 


Biz, arkadasimizin rehberliginde gezdigimizden, turistik yerlere cok ugramiyoruz Prag'ta. Ya da soyle soyleyeyim turistik yerlerlde az vakit geciriyoruz. 

Elbette astronomik saati illa bir gormeye gidiyoruz. Tarihi meydanda illa bir yuruyoruz. Charles koprusunu yavas adimlarla gecip kalenin etrafinda dolasiyoruz. Nazim Hikmetin de bir zamanlar cok gittigi Kavarna Slavia kafesinde bir yemek yiyoruz ya da biramizi yudumluyoruz. Ama sonra cikiyoruz merkezin disina.


Merkezin disindaki parklarda dolasiyoruz. Praglilarin yasadigi sokaklara daliyoruz. 

Benim Prag'ta en sevdigim sey kafeler. Oyle guzel kucuk kafeler var ki Prag'ta. Hani bir gunu insan kafe kesfine ayirsa harika bir gun gecirebilir. Iste oyle kucuk kafeler buluyoruz kendimize. Bazen kahveyi, bazen birayi bazen sicak sarabi sohbetimize es ediyoruz.

Ben cok sansliydim bu gezimizde, taa liseden bir arkadasimla yillar sonra ilk defa bulusma sansim oldu Prag'ta. Yani eski cok eski dostluklari es ettim bir de Prag kafelerindeki sohbete...


Iste oyle geciyor, ya da gecti Prag gunleri bizim icin.

Aklinda baska ne kaldi Gulcin derseniz enfes kokteyller derim. Ben ne zaman Prag'a gitsem kendimi kokteyl menulerinde kaybediyorum. Oyle ucuz, oyle enfes ki kokteyller mumkun olsa hepsini hepsini denemek istiyorum :)


Prag'a yine gidilir. Prag'ta yine yine dolasilir. Prag'ta yine yine harika sohbetler edilir. 
Prag iste oyle bir sehir benim icin.
Aklina geldikce insanin hep gidesi gelir...



Hani nasil anlatmis Nazim Hikmet orayi...
Prag sehri yaldizli bir dumandir.
ve kizil kocaman bir elma gibi...

Iste, tam da oyleydi...

20 Kasım 2015 Cuma

Iste yine Cuma geldi

Dun gun boyu, o erkenden gelip masalari alan kizin ekibinden sadece 2 kisiyi gorduk. 20 masayi 3 kisi icin tutmamis oldugunu dusundugumden gunun sonunda kendimi ona acirken buldum. Belki de iste kendince bir yaranma cabasiydi. Kendini gostermeye calisiyordu. Aman ne bileyim. Yaptigi evet ayip. Hem de cok ayip. Ama sonucta gulduk gectik. O da baya mahcup olmustu zaten. Bize gecerken gulumsemeler falan. Insan iste boyle kraldan cok kralcilikla sadece kendini zor duruma dusuruyor. Ama yine de gordun deli don geri. Yansmam ben kendisine :)

Aksam Kingstonda Christmas Market acilisi vardi. Kisin en renkli kismi basliyor iste. Oraya gittik bir arkadasla. Baktik. Gezdik. Gulduk. Bu Christmas marketleri seviyorum ben. Kis zor geciyor buralarda. Karanlik kasvetli. Christmas marketler isitiyor havayi iyi oluyor.




Bu sabah tatsiz sayilabilecek bir mail aldik. Cuma sabahi boyle tatsiz haberler verenlere ayrica gicikoluyorum. Pazartesiyi bekle de insanlarin haftasonunu etkileme degil mi? Yok. Sanki Cuma yazmazsa o haberi bir seyler eksilecek. Itiraf etmeliyim ki sabah 8de gozumuzu o maille acmak cok da eglenceli olmadi :) Neyse, o mailden sonra farkettim ki benim bu aralar etrafimda boyle canliliklara cok ihtiyacim olacak. O yuzden sagolsun christmas marketler!

Zaten hayat dedigin boyle calkantili bir sey iste. Bir bakiyorsun her sey yolunda. Bir duzenin olmus, rutinin kurulmus. Bir bakiyorsun ki hop her sey havalanmis.

Bu durumlarda bir sevdigim der ki, bir gun bir ruzgar cikip hayatindaki butun yapraklari havalandirabilir. O zaman telasa kapilip yapraklari toplamaya calisma. Cunku hepsi kirilir. Bakarsin sonunda elinde sadece kirik yapraklar kalmis. Sakince bekle. Ruzgar yapraklarin bir kismini alip goturecek ama mutlaka yere inen yapraklar da olacak. Hem de tek parca halinde. Iste sen onlarla yola devam edeceksin.

Simdi bizim yapraklarin havalanma donemi geliyor sanirim. Su an daha yerdeler ama hissiyat oyle ki havalanabililirler :) 

Yere geri donen yapraklar bizim olacaktir ey blogsever arkadasim :)
Haydi hayirlisi :)



Oyle boyle iste yine cuma geldi.
Oyleyse umudumuzun bol olacagi, mis gibi, guzel bir haftasonu olsun!

19 Kasım 2015 Perşembe

Bunu da yasamis oldum!

Sevgili blogum,

Sinirim tepemdeyken sana yaziyorum. Ne de olsa bir tek sana yazinca rahatlayabiliyorum ben.

Bu sabah ofise geldik, her sabah oldugu gibi. Bizim ofiste "hot desk" diye bir uygulama var. Yani herkes istedigi masaya oturabiliyor bossa. Ama tabi nihayetinde herkesin belli bir masasi var. Hani her gun gelip oturdugu, esyalarini biraktigi falan. Yani kendi kendine isleyen bir duzen var ofiste. 

Bizim ekipten cok insan var su anda ofiste. Bir toplanti nedeniyle geldiler. Dun aksam da yemek vardi yani normalden daha kalabaligiz ekipce.

Neyse lafi uzatmayalim.

Sabah ofise geldik. Bir hanimefendi, bilgisayarlarin ustune yazi yazmis. "Bilmem ne ekibinin masalari" diye. Ama ekip falan yok ortada. Bir tek o var. Masalarin da bazilari normalde bizim bile oturdugumuz masalar. Hani misafirlere ekstra olsun dedigimiz masalar da degil hepsi.

Tabi insanlar bir bakiyor etrafa, kimse yok masada, oturuyorlar oraya. Bombos masa sonucta. Sadece ustunde garip bir yazi. Ay kadin kimseyi yaklastirmiyor masalara. Bir asabiyet! Bir insanlari tersleme! Bir efendim o masalara bosuna mi yazi yazmis! O masalar onlarinmis!

Dedim hanimefendi, sakin olun. Tamam gelecek insanlar varsa, baska yere de oturulabilir. Ama bakin surada 20 tane bos masa var. Siz oraya gecseniz de bizim misafirlerimizle yakin oturma sansimiz olsa?

Ay ben miyim bunu diyen.

Biz gecseymisiz o masalara oyleyse. O sabah gelmis bu masalari almis. Biz de erken gelseymisiz alsaymisiz masalari. Vallahi sonrasini dinlemedim. Bu ilkokul muhabbetine daha fazla katlanamayacaktim. Saskinlikla baktim kaldim suratina. 

Hayir guzellikle, benim bekledigim arkadaslar var, kusura bakmayin buraya oturmasaniz dese kimse oturmaz yani. Her seyi soylemenin bir adabi var. 

Bizim arkadaslar da bir iki laf ettiler ama yok. Kadin an itibariyle hala bagiriyor. Sanirim stresli bir gununde.

Hayatimda bizim sirkette karsilasmadigim bir sey. 

Masa onunmus :) Ay al eve gotur :) 
Hatta al butun masalar senin olsun biz bir kafeye gider muhabbet ederiz :)
Ayrica sabah gelip niye masa alalim ya konserde onden koltuk mu kapicaz :) 
Bu ne calisma hirsidir arkadas. Sirket madalya versin :)

Bu arada hala ekiplerinden kimse gelmedi. Hala yalniz basina bilmem kac tane ustunde bilmem ne ekibinin masalari yazan bilgisayarin ortasinda oturuyor. Kimsecikler yok. Tobe yarabbim.


Anneannem derdi ki gordun deli don geri!

Hah tam oyle. 
Acaba oyle bir ekip hic yok mu? Kadincagiz ekibi var mi saniyor? 

Gun boyu ben bir bakayim :) 
Yalniz hakikaten bu masalara da bilmem ne ekibinin yazsa da biz de kafeye falan gitsek ya. 
Zaten ayilamadim bu sabah, Hic calisasim da yok.
Yapsa bir guzellik ne iyi olur :)

Iste bizim ofiste bu sabah boyle garip seyler yasaniyor sevgili blogum.
Kac senedir su ofislerdeyim, bunu da hayatimda ilk defa yasamis oldum. 
Allah sonumuzu hayir etsin.

Gulcin Kingston ofislerinden bildirdi.
Gelismeler cok yakinda karsinizda efendim:)

18 Kasım 2015 Çarşamba

Londrayi sevme sebepleri 1 ve baska seyler...

Dun aksam makul bir saatte ofisten ciktim.
Yurudum vardim tren istasyonuna. Sansliydim. 15 dakika tren bekleyecegim derken bir onceki tren gec kalmis, tam ben platforma ayak bastigimda geldi atliyiverdim ona.

Aldim elime kitabimi, daldim kendi dunyama.

Tren yavas yavas gider, ben de kendi kendime okurken bir ses geldi kulagima. Gitar sesi. Kafami kaldirmamla yan koltuklardan birinde oturan genclerden biriyle gozgoze gelmem bir oldu. Almis kucagina gitarini sakin sakin caliyordu. Odasindaymis, ya da okulun koridorlarindaymis gibi.

Bu Londra'yi neden seviyorum biliyor musunuz? 
Cunku insanlar istedikleri gibi yasiyorlar burada.
Trende gitar caliyorlar.
Canlari nasil isterse oyle giyiniyorlar. Ve hatta bazen kacik gibi gorunmelerine vesile olan seyler giyiyorlar.
Saclari baslari, konusmalari, dinledikleri muzikler hepsi keyiflerine hizmet ediyor.
Ve en guzeli kimse onlara parmagini sallayip aaa oyle olmaz! Edepsizlik bu canim! Hic utanmiyor musun! gibi seyler demiyor.

Bu ulkede de deli gibi calisiliyor.
Bu ulke de cok pahali.
Bu ulkede de hayat hic kolay degil ve hatta cok cok zor.
Ama en azindan bir de insanlar birbirlerinin her hareketini tenkit edip hayati birbirine zehir etmiyor.

Bir sehri sevmek icin en guzel sebeplerden biri bu galiba.


Sonra ben bunu instagramda paylasinca Ayda ile dertlestik yorumlarda.
Ah be Ayda dedim bizim ulkemizde de ne guzeldir muzik. Hani vapurlarda calarlar gencler mesela. Ne guzeldir.
Aklima Istanbulda dinledigim muzikler geldi...
Vapurlardan sonra favorim hep Taksim Tunel. Defalarca bir iki finikuleri bilerek kacirip sirf muzik dinlemek icin orada durdugum olmustur.
Istiklal Caddesinde en cok cingeneleri severim.
Kadikoyde bir gitarli cocuk vardir onu dinlemek guzeldir.

Oyle dusunurken aklima gezi zamanlarindan bir ani geldi.

Vapurdaydik.
Gencler geldiler calmaya basladilar vapurda.
Belli universite ogrencileri. Baya da iyi caliyorlar. 
Bir baktik ki vapurdaki herkes, biz de eslik ediyoruz onlara.
Hur dogdum hur yasarim kime ne kime ne... derken vapur gorevlileri geldi.
Calamazsiniz dediler.
Neden diye sordu cocuklar Yasak! dediler.
Biz Neden yasak? dedik.
Oyle dediler.

Onlarin yetkisi yokmus.
Ama polis cagirmislar. Kadikoyde polise verirlermis muzisyen gencler bu yaptiklarinin hesabini.

O gun o vapurdan gencler annemiz babamiz yasindaki teyze ve amcalarin arasinda cikti.
O teyze ve amcalar bize siz geri durun yavrum, kolaysa bizden alsinlar dediler.
Alamadi polisler o gun o genc muzisyenleri.
Yuruyp gittiler teyze ve amcalarin arasinda.
Biz de arkalarindan alkisladik.

Boyle seyleri hatirlayinca umutlu oluyorum ben.
Kraldan cok kralcilar var, evet.
Ama bir de biz variz!

Belki anilarda kalacak sadece bunlar ama biz yasadik bunlari iste.
Biz yasadik.
Kalbimizden, zihnimizden de silinmeyecek ya.
Her ani bir tohum.
Gun gelecek, dunya cok guzel olacak
Ve sevgiyle kurtulacak her sey.


11 Kasım 2015 Çarşamba

Gecmisler olsun efendim

Kisa nasil baslarsan kis oyle devam edermis.
Derler...
Ama oyle olmasin.
Zaten kis baslamis da sayilmaz daha degil mi?
Sonbaharin icindeyiz.

Evet o zaman o basta yazdigim cumle gibi olmasin.

Benim hastaliklarim da sonbaharla bitsin.
Bitsin ki ben de butun kisi nezle, soguk alginligi falan filanla gecirmeyeyim.

Gecen sene ne guzeldi.
Neredeyse hic hastalanmamistim.
Bu sene daha Kasim bitmeden 2. kez bogaz agrisi, oksurme, tiksirma falan filan ugrasiyorum.

Allahtan isler cok yogun degil su ara. 
Yeni ise gectigim icin ogrenme sureci.
O yuzden sakin ortalik.
Ben de ne yalan soyleyeyim bu sakinlikten faydalaniyorum ve dinleniyorum.

Mesela bugun ise gitmedim.
Calismiyor degilim, evden katiliyorum yine toplantilara ama maksat yollarda surunmeyeyim.
Boyle ise gitmeyince, hele de yatak dosek hasta degilken ise gitmeyince biraz suclu hissediyorum  kendimi. Biraz uzuluyorum.
Ama sonra hatirlatiyorum kendime.
Is dunyasinda beni sadece ben kollayabilirim.
Beni yalnizca ben dusunebilirim.
Ve dusunmeliyim.
Ne gunler gorduk, hastaneye gitsen yatirirlar ama biz bilgisayar basindaydik.
Iste o yuzden evet kendime iyi davraniyorum.
Hem zaten elbet o yogun gunler de gelecek.
Hem de hissediyorum, cok yakinda...

Yatak dosek olmasa da hastayim ha.
Gozlerde yanma, bogazda kizariklik, basta bitmez bir agri.

Niye bilmem ilac icmeyecegim diye diretmekteyim.
Hayir niye acaba?
Ic bir an once iyiles.
Yok.
Inadim tuttu mu cok fena benim ya.
Icimde mandalin, portakal agaci cikacak inan olsun!

Kendimi ilaclar yerine filmlere verdim.
Aciyorum imdbde 6 bile almamis, vasat romantik komedileri.
Karsilarinda uyuyorum, uyaniyorum aksamlari.

Zaten bence romantik komediler soguk alginligi tedavisine dahil edilmeli.
Sicak ihlamur, limonlu tavuk suyu corba, bir de romantik komedi.
Gecmisler olsun efendim!
Receteye uyarsaniz 2 gune bir seyiniz kalmaz, ayaklanirsiniz merak etmeyin :)

Haydi ben kactim.
Zaten oyle bir ses vereyim diye hizlica ugramistim.
Gideyim de bir ihlamur hazirlayayim.
Hepinize saglikli gunler, esenlikler dilerim :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails