8 Ekim 2015 Perşembe

Is gezisi bahane diyecegim de...

2 gun icin Liverpool'a gittim.
Bir sey degil aslinda evden cikip oradaki ofise varmam 3-4 saat.
Hani taaa kuzeye gittigimi dusunursek yapilabilir bir mesafe.
Gunubilrlik gidip donenler bile var bizim sirkette. 
Aman iyi ki biz en azindan bir gece kaldik :)


Yeni isimin ilk gezisiydi bu.
Yeni ekip arkadaslarimla tanistim.
Iyi insanlar.
hani gercekten beni bagirlarina bastilar desem yeri.
gayet iyi anlastik, sevindim :)

O kadar cok genc var ki yeni ekipte.
Bir suru universiteden yeni mezun olmus, ya da maksimum 3-4 senedir calisan insan.
Heyecanlari yuzumu gulduruyor.
Ogrenme istekleri beni de motive ediyor. Cok guzel.

Artik orta yas sinifina dahil oldugumu daha bir farkettim bu gezide.
Olsun.
Deneyim guzel sey :)
(Blogger burada kendini teselli ediyor :)))


Su durumda kendimi alkole verebilirdim tabi.
Ama prensip olarak is yemeklerinde 1-2 kadeh saraptan oteye gecmeyen bir insanim.
Neden?
Vallahi ben de bilmiyorum.
Halbuki bedava sirke baldan tatli degil mi?
Sirket oduyorken ye is her seyi!
Ama yok, bu bende bir huy oldu artik.

Aslinda nedenini biliyorum.
Bundan yillar once bir is yemeginde, icip icip cilgin danslariyla bizi cok gulduren bir abimiz vardi.
Normalde tersliginden yanina yanisilmayan bir insani o halde gorunce bende bu takinti olustu sanirim :)
Adamcagazin arkasindan gunlerce konusmuslardi.
Bu ofis ortaminda kimsenin diline dusmeyeceksin arkadas :)
O yuzden ben yine prensiplerimden odun vermedim; cilek-nane karisimlarimla mutlu mesut oturdum.
Fazla alkol zaten vucuda zarar!
(Blogger iste kendi kendine egleniyor :)))


Bu sefer otelle ofis arasindaki cemberden disari adimimi dahi atamadim. 
Daha once de is icin gitmistim.
Ama sabahin 6sinda kalkip kendimi yollara vurmaktan geri kalmamistim.
Bu sefer hic oyle bir firsatim da enerjim de olmadi.
Yaptim toplantimi dondum.


Iste o yuzdendir eski LIverpool fotograflarina bakip ic gecirisim!
Halbuki ben Ben Beatles muzesine gidecek, barda canli muzik dinleyecektim.
Sonra buraya gelecek "is gezisi bahane gezmek sahane!" diye yazi yazacaktim. 

Ne oldu Gulcincim?
"Is gezisi bahane sabahin korunde kalkip yollara dusmek sahane" nasil?
Ya da ya da
"Is gezisi bahane 2gun 8er saatlik toplantilar sahane" olur mu?
Ay dur dur bu da var
"Is gezisi bahane bavul toplayip acmak sahane"!

Sec begen al canim.
Simdi bu is gezisi yorgunlugunun ustune sana 2 gun daha iyi calismalar dilerim :)

5 Ekim 2015 Pazartesi

Ozan iyi ki dogmus! Biz de iyi ki yuruyuse gitmisiz :)

Dun Ozan'in dogum gunuydu.
Seneler ne de cabuk geciyor.
Bu sene degisik bir kutlama olsun istedim.
Ozanla, Ingilterenin guneyinde bir yuruyus rotasina gittik.
Seaford kasabasindan Eastbourne sehrine yuruduk.
25 km.
Ustelik habire tepe cik, tepe in.
Allahim bize akil versin :)


Bu rota Ingiltere'deki en guzel yuruyus rotalarindan biri olarak kabul ediliyormus.
Dogrudur bence.
Hakikaten enfes bir manzara esliginde yuruyorsun.
Insan denize, yesile, dogaya doyuyor bu yuruyuste.
Gitmeyi dusunenlere kesinlikle tavsiye ederim.


Oyle cok zor bir rota degil.
Ama surekli tepe inip ciktiginizdan cok kolay da degil.
Su yukaridaki fotografta gordugunuz bence harika yer yuzu sekilleri "Seven Sisters" yani "Yedi Kiz kardes" olarak adlandirilmis.
Yuruyusunuzun bir kisminda bu Seven Sisters'i asiyorsunuz.
Dolayisiyla surekli bir inis cikis mevcut rotada.

Siz de benim gibi bu Seven Sisters'i asinca Heidi gibi lay laylom yuruyeceksiniz sanmayin diye soyluyorum, sonrasinda da baya bir tepeler asmaniz gerekiyor.
Yani gun boyunca iniyorsunuz, cikiyorsunuz velakin cok zor sarp inisler ve cikislar degil. 
Ortalama diyelim :)
Giderseniz yaniniza su ve biraz meyve alsaniz yeter, yol ustunde baya yiyecek icecek var. Yeterli oluyor.


Ha zaten Ozan gibi bogurtlen duskunu bir insansaniz, oralarda yeterince bogurtlen de var.
Acikirsaniz onlari da yiyebilirsiniz.
Tabi bu sene hemen bu yazidan sonra gidecek olanlar varsa uyarmak istiyorum; 
Ozan'in bolgeyi ziyaretinden sonra size yiyecek bogurtlen kalmamis olabilir :)


Hepsini yedi :)
Buyukler tatliymis, kirmizlar eksiymis.
Hic ayirt etmeden hepsini yedi.
Ne zaman kafami cevirsem, ya bir caliligin basinda bogurtlen topluyor, ya da toplamis elinde biriktirmis onlari yiyor :)
Neyse ki alerji falan olmadan bugunu de atlatti :)

Iste bir yaninizda bu essiz deniz manzarasi, bir yaninizda bogurtlerler...
Yol boyle boyle gecip gidiyor...


Bu yuruyuz icin tam bir gununuzu ayirmaniz lazim.
Biz sabah cok da erken baslamadik aslinda gune.
10 gibi bindik trene, 12 gibi oradaydik.
Yuruyuse de tam 12 de basladik diyebilirim.
.Aksam Eastbourne'da yemek yiyecegimiz restorana vardigimizda saat 7ydi.
7 saat yollardaymisiz.
Iste bogurtlenler icin bir 1 saat durmus olsak :))) Saka saka ama ogle yemegi ve arada ictigimiz kahveleri de dusunursek toplamda 1,5 saat falan durmusuzdur.
Gerisi yurume.


Gunun sonunda yorgun ama hakikaten zihnen dinlenmistik.
Bu doga faaileyetlerinin en sevdigim(iz) yani bu.
Insanin kafasi hakikaten bir sifirlaniyor.
Dunyevi dertler bir kenara gidiyor.
Orada sadece yuruyusu bitirmek istiyorsunuz.
Kafaniz sadece buna odaklaniyor. 
Sahane.


Ben de Ozan dogum gununde dunyevi dertlerden biraz uzaklassin istemistim zaten.
Sakinlessin.
Sehrin karmasasindan uzaklassin istemistim.
Ikimiz olalim bir de doga olsun oyle guzel bir gun gecirsin istemistim. 
Sanirim oldu :)

Aksam Eastbourne'da arkadaslarimizin tavsiyesiyle gittigimiz "Anema A core" italyan restoraninda ellerimizde saraplarimiz otururken gercekten mutlu gorunuyordu.
Umarim oyledir :)
Bu arada restorani kesinlikle tavsiye ederiz, hem hesapli hem de cok leziz.


Dun de arkadaslarimizla beraberdik.
Yedik, ictik, gulduk eglendik.
Ah bir de Ozanin telefonu dusup kirilmasaydi :(
Tam da dogum gununde. Gitti telefonu.
Kosesinden ekrani kirildi ama kullanilmaz hale geldi. Cunku dokunmatik ekran artik calismiyor.

Bu sene kari-koca telefon katlediyoruz hayir olsun :)
Kismet... Cana gelecegine... Nazar....
Iste oyle.
Ya da biri bizi lutfen durdursun :)
Ama sonucta tabi ki canimiz sagolsun.
Degil mi ama?


Ayrica bosverelim telefonu falan ben ne diyordum...
Ozan'in dogum gunu kutlu olsun.
Doya doya yasayacagi, huzurla, mutlulukla gecirecegi nice nice yaslari olsun. 
Iyi ki dogmus Ozan :)
Iyi ki dogmus...

Bu sene boyle yillar sonra ilk kez, dogum gunlerimizde fotograflarimiz olsun istedim Gulcince'de.
O zaman bu Ozan'in Gulcincedeki ilk fotografi olsun :)

1 Ekim 2015 Perşembe

Iki yil olmus bile

Dun itibariyle ben Londraya geleli tam 2 sene oldu.
Geriye bakinca sanki daha uzun gibi ama iki yil.
Iki kocaman yil.
Guzel gecti bence.
Enerjikti.

Bu iki yilda ben evimizi cok sevdim.
Ama cok.
Insanin evini sevmesi cok guzel bence.
Hani evini sevince, bazi seyler daha kolaylasiyor. 
En azindan benim icin oyle.


Aksam eve gidecegim diye seviniyorsun mesela, koltuguna gomulmeyi, mutfaginda yemek yapmayi, pencere kenarinda oturmayi seviyorsun.


Yagmurda ustune battaniye cekmeyi, guzel havalarda butun pencereleri acip sarki soylemeyi seviyorsun.
En azindan benim icin oyle.


Bu iki yilda ben ofisimi sevdim.
Kingstoda bizim ofisimiz.
Her gun en az 70 dakika suruyor ofise gelmem.
Ama buraya gelince seviniyorum.


Cunku Kingston boyle kucucuk tatli bir kasaba.
Hava guzelse dere kenarinda bir yuruyuse cik.

Ofiste bunaldin mi, ativer kendini sokaga her yer civil civil vitrinler.
Sevdim ben bu Kingston'i cok sevdim.


Bu iki yilda ben Ozan'in ofisini de sevdim.
Onun ofisi Oxford'ta.

 

Baska bir sehir. Her gun az az 90 dakika suruyor ise gitmesi.
O her gun ay iyi ki geldim diyor mudur bilmiyorum :)
Ama ben Oxford'a O'nun yanina gitmeyi seviyorum.


Aksamustu kolejde ictigimiz caylar, aksam yemekleri, gezmelerimiz.
Iyi ki Ozan orada calisiyor diyorum her gittigimde.
Ne guzel.


Ben bu iki senede Londra sokaklarinda yurumeyi sevdim.
Londrada gorecek cok sey var.


Hepsini gormedim ben daha. 
Cunku sokak aralarinda kaybolmaktan asil gorulmesi gereken yerlere ulasamiyorum bile.


Evler, kapilar, sokaklar...
Sonra her mevsim bir baska guzel olan agaclar.


Ben bu Londra sokaklarinda yurumeyi cok sevdim.


Ha her sey mi guzel?
Degil.

Mesela hala odedigimiz ev kirasini unutmaya calisiyorum. 
Ama hesaplarimizdaki buyukkk boslugu gorunce unutamiyorum :)


Hala turkiyeye gitmenin bu kadar pahali olmasina icerliyorum.
Hala bazen etraf bana cok kalabalik geliyor.
Hala kislar bence! cok uzun.
Liste uzar...


Evet ama guzel yanlari da var ki.
Hem de beni mutlu eden guzel yanlari.
Oyleyse guzeldi be bu iki yil blogum.


Guzeldi.
Cok sukur!
Burayi okuyan bana bu iki yilda, alismamda, sevmemde destek olan herkese de cok ama cok tesekur ederim.


Oh ne guzel bir suru fotografli oldu bu yazi bak iste sevindim :)

30 Eylül 2015 Çarşamba

#eylulayindaneogrendim

Gecen gun soyle bir hashtag gordum instagramda; #eylulayindaneogrendim.
Insanlar altina iste eylul ayi boyunca neler yaptiklarini falan yaziyorlar. Guzel bir tag. Ben de durdum dusundum ve farkettim ki ben Eylul ayinda kendime deger vermeyi ogrendim. Ben Eylul ayinda yillar sonra ilk kez sevdigim seylere daha fazla onem vermeyi ogrendim. Ya da soyle diyeyim ogrenmeye basladim...

Ingiltere'ye geldikten sonra siddetle bir sey hissetmeye basladim; sevdigim, keyif aldigim pek cok seyi cok derinlere gommusum gecmis yillarda. Kendimi tamamen birakmisim bir kenara. Bazi seyleri yurutebilmek icin, sevdigim seyleri ozlesem de yerlerini baska seylerle doldurmaya calismisim. Kimse istememis bunu benden ama ben boyle yapmisim.  Hayattan keyif almadim o halde demiyorum, aldim elbette. Ama simdi daha iyi anliyorum ki beni ben yapan bazi seyleri yok saymisim o zamanlarda.

Bu 30 lu yaslar cok garip. Insan 20lerdeki gibi onumde uzun yillar var diye dusunemiyor artik. Daha bir yoluna girsin hersey istiyor. Duzeni otursun aklindaki soru isaretleri azalsin istiyor. Gerci ben hep boyle hissederdim ama 20lerin verdigi heyecanla bunlari gozardi edebiliyordum galiba. Simdi edemiyorum.

Eylul ayinda bunlari gozardi edemedigimi daha cok farkettim. Hayatta beni uzen seyler daha bir netlestiler gozumde. Onlarin beni ne kadar uzdugunu, ne kadar cok strese soktugunu daha net gorur oldum. Garip bir his. Aydinlanma gibi ama bir yandan da etrafi karartan bir sey aslinda. Sustuklarimi daha net ifade edebilir oldum Eylul ayinda.

Ve yillar sonra ilk kez, sanirim is yerindeki degisimlerin ve etrafimizda yasadigimiz hastaliklarin ve kayiplarin da etkisiyle, kendime, sevdigim seylere yeniden deger vermeye basladim. Yapmak istediklerimin cok da abarti seyler olmadigini ve bunlari yapmak istememin beni kotu bir insan yapmadigini kabul ettim. Oyle kuantumcular gibi ay zaten ben de soyleyim boyleyim tibinde degilim elbette. Allah korusun! Ama ilk defa Gulcin'in de istediklerini yasama hakki oldugunu siddetle hissetmeye basaldim. Garip.

Kotu bir hayatim yok benim. Cok sukur guzel bir hayatim var. Ama herkes gibi yasadigim zorluklar da var. Kimine gore cok gereksiz buyutulmus seyler gibi gorunebilir ama onlar benim zorluklarim. Gecenlerde Blogcu Anne, Elif bir yazi yazmisti. Aslinda cocuklarla ilgili bir yaziydi ama bugun bunlari yazarken aklima bir kismi geldi. Diyordu ki...

Çocukken beni en inciten sözlerden biriydi: Kedi poposunu görmüş, yara zannetmiş.

Teyzem söylerdi çok. Ne zaman canımız acısa, örneğin düşsek, dizimizi sıyırsak, ağlamaya başlasak böyle derdi: ”Aman canım sen de! Ağlanacak şey mi bu? Kedi poposunu görmüş, yara zannetmiş!”
Çok incinirdim, ama o zamanlar incindiğimi dile getiremezdim. Şimdiki aklım olsa şöyle derdim:
Bir kere o benim yaram! Küçük de olsa yara! Canım acıdı, ama az, ama çok… BENİM canım acıdı… Seninki acıdı mı? Hayır! Sen mi düştün? Hayır! Ben düştüm ve canım acıdı… Ağlıyorsam bir sebebi var!
Tam da boyle iste. O zorluklar benim zorluklarim. Benim canimi acitiyorlar ya da vaktinde cok acittilar. Uzuluyorsam bir sebebi var. 

Siz de biliyorsunuz hayata hep olumlu tarafindan bakmaya calisiyorum. Herseyde olumlu bir yan gormeye calisiyorum. Hep boyle yaptim. Ama ozellikle bazi durumlarda, olumsuzluklari ortbas etmenin iyi bir sey olmadigini ben Eylul ayinda daha iyi anladim. Zira gozardi ettiginiz seyler kendi kendilerine cozulmuyorlar. Caninizi acitan sorunlarsa o gozardi ettikleriniz, siz onlari yok saydiginizi dusunurken bilakis onlar daha da yerlesiyorlar yureginize ve hatta takinti haline geliyorlar. Ama iste onlar da benim takintilarim cunku onlara sebep olan seyler zamaninda benim canimi acittilar.

Eylul ayinda  bunlari anladim. Ama bunlari anlamak garip bir sey. Rahatlatmiyor insani. Cunku yok sayamaz hale geliyorsun bazi seyleri.  O gune kadar yok saydigin hersey bir anda gozunun onune seriliveriyor. Hani evi supururken bazen yataklari cekersin ve altinda les gibi bir manzarayla karsilasirsin ya. Onun gibi. Halbuki gorunen yerleri tertemizdir senin evinin. O yatagin altiysa bildigin les gibi...

Bunlari anlamak garip bir sey. Hakikaten rahatlatmiyor insani. Cunku yok sayamadigin sorunlarini cozmek istiyorsun artik. O canini acitan seyler her neyse cozulsun bitsin istiyorsun.. Ve size bir sey soyleyeyim mi bu hic de kolay degil.

Oyle bir hale geldim ben bu eylulde iste. Bir yandan kendimi cok guclu hissettigim bir yandan ben bunlarla nasil basa cikacagim dedigim bir hal. Ikircikli bir durum. Karmakarisik bir dugum... Ama deneyecegim. Madem ciktim bir yola bu yolda ilerleyecegim. Madem cektim o yatagi ve gordum altindaki tozlari yavas yavas temizleyecegim. Iste ben bu eylul ayinda bunu ogrendim. 

28 Eylül 2015 Pazartesi

Uzerine hep...

Bugun Izmir'den cok guzel gulen, cok ama cok iyi bir insan son yolculuguna ugulanacak. 

Abimin konservatuardan hocasi, abisi; annemin mesai arkadasi, manevi ogullarindan biri; benim taa ilkokul yillarindan tanidigim dansa, muzige sevdalanmama vesile olan abilerimden biri. Bortan abim.

Onlarca yuzlerce insanin hocasi, arkadasi, sirdasi, abisi... Eren'in biricik babasi. Ve Merih ablamin gozunden sakindigi biricik aski... Benim hayatim boyunca gozlerimle sahit oldugum en guzel asklardan birinin yarisi... Iyi insan tanimlamasinin ete kemige burunmus hali...


Dun, Bortan abi uzun zamandir verdigi savasa bir son verdi.
O buraya kadar dediyse vardir bir bildigi.

Dunden beri oyle cok sey yaziliyor ki onun hakkinda. Oyle gozleri dolduran, oyle yurekleri titreten seyler. Okudugum her satirda hem agliyorum, hem yeniden gurur duyuyorum onunla.  Hic sasirmiyorum bunca sevilmesine. Hic sasirmiyorum ardindinda bunca derin bir iz birakmasina.

Bir insani onlarca yildir taniyorsaniz ve O'nu istisnasiz her gordugunuzde etrafindakilere o sicacik bakislariyla bakiyorsa...
Iste baska ne soylenir ki...

Ah Bortan abicim.
Isiklar icinde yat.
Uzerine hep yildizlar yagsin...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails