8 Ağustos 2013 Perşembe

Kirmizi rugan ayakkabilar....

Kucukken basucumda ayakkabiyla yattim mi; hic hatirlamiyorum.
Bayramda illa kirmizi rugan ayakkabilarimi giyecegim diye tutturdum mu; hic hatirlamiyorum.
Ama kirmizi rugan ayakkabilarim oldugunu hatirliyorum.
Bir de annemin bana her bayram yeni kiyafetler diktigini...
Benim de o yeni kiyafetleri ve kirmizi rugan ayakkabilarimi giydigimde cok mutlu oldugumu...
Daha ne ister bir cocuk bayramdan?
E tabi harclik, seker, tatli.
Onlar zaten olacaklar degil mi ama :)

Bu sabah ise yuruken dusundum de 
Cocuklugumuzda hep kisin olurdu bayramlar sanki.
Kirmizi rugan ayakkabilari aklimda bayramla birlestirdiysem oyledir belki de degil mi?



Bakin iste onu da hatirlamiyorum.
Takvimlere bakip, hesaplar yapip hatirlamak da istemiyorum.
Ben sadece kirmizi rugan ayakkabilarini giyen cocuklarin mutluluguyla gecsin hepimiz icin bu bayram diye diliyorum.
Laf aramizda bugun en sevdigim ayakkabilarimdan birini giyip geldim ise.
Kirmizi rugan ayakkabim yoksa, olanlarla mutlu olurum ben de :)

Iyi bayramlar!
Sevdikleriniz yaninizdaysa onlarla, uzaktalarsa guzel bayram anilariyla...
Sevgiler...

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Beceriksizim


Dun gece evde ufak capli bir felakete sebep oldum.
Isten geldim, bir hamaratlik bir hamaratlik.
Dur su camasirlari ayrayim dedim ayirdim. Daha yeni makinadakileri astigimdan ve evimizde camasir asacak az yer oldugundan yeni makinayi hemen mi yikasam sonra mi yikasam karar veremedim. O sirada yemek telasi girdi araya kaldi camasirlar.
Yemekten sonra ay dedim dur sen, oraya buraya asarim ne olacak, ben atayim su camasirlari yikansin.
Attim. 
Bembeyaz gomlekleri, kapri pantalonlari, krem renkli daha 1 kere giydigim ve dogum gunumde hediye gelen tsortumu, tas rengi bayildigim sortumu bilumum baska acik renklilerle makinaya tiktim.
Tikmaz olaydim.
Bir ara makina ne halde diye bakmaya gittim ki ne goreyim: Benim bembeyaz camasirlar pembe pembe donuyor iceride.
Allahim o nasil bir caresizlik anidir. Camasir yikamaya niyetlenen kadinin basina gelebilecek en fena seylerden biri.
Makinayi acsan acilmaz. Kapatsan kapanmaz.
Mecburen bekleyeceksin bitecek.
O pembe renk canim beyaz camasirlarin ustune an be an daha da sinecek.
Ve sen sadece arada gidip, her gecen dakika daha da pembelesen camasirlarini makinanin kapagindan izleyeceksin.
Ben teknolojiye teknoloji demem camasir makinasini istedigim zaman durduramadikca!
Durduramadim arkadas.
O program uzadikca uzadi. Bitmedi. Bitemedi.

Makina done dursun, ben de dusundum dusundum nasil oldu bu is diye. Buldum.
Meger ben yemek kismina gecmeden makinaya ayirdigim camasirlardan pembe pantalonumu ve pembeli bir sortumu atmisim. Attim yani hatirliyorum.
Sonra da unuttum ve o kadar azlardi ki makinanin icinde, 1 pantalon 1 sort nihayetinde,digerlerini tikistirirken farketmedeim bile onlari.
1 pantalon 1 sort da ikisi de cingene pembesi olmasaydi keske. 
Yikandilar mi benim beyaz camasirlarimla.
Boyadilar mi benim beyaz camasirlarimi pembeye.
Allahtan yikadigim seyler de hassas oldugundan 30 derecede yikiyordum da elde ettigimiz renk seker pembesi oldu.
Bir de diger beyaz camasir gibi yuksek derecelerde yikasam ne hale doneceklerdi bilemedim.

Resmen sinirim bozuldu. Resmen!
Beceriksizim arkadas.
Vallahi.
Ben ev isi beceremiyorum.
Mutfakta hadi durumu kurtariyorum biraz ama onun disinda ben ev isinde bildiginiz beceriksizin onde gideniyim.
Insan makinanin icine bakmaz mi hic?
Bembeyaz gomlekleri pembe, cingene pembesi pantalonla yikar mi hic?
Benim gibi beceriksiz olursa yikar iste.

Sonra basladim bu ise nasil care bulacagim diye dusunmeye.
Hadi bir tsortle, beyaz kapri de gozum yok. En fazla seker pembesi kapri giyerim.
Ama yeni buluzum hediye. Tas rengi sortuma bayiliyorum! 
Ozanin gomlegini soylemiyorum bile. O her ne kadar canim pembe de bir renk napalim bosver dese de cocugun beyaz gomlegini pespembe yaptim.

Aldim onlari bastim kosla leke cikarici sulara.
Aman su soguk olmasin leke sabitlenir diyorlar.
Ama bir yandan en az 2 saat mumkunse sabaha kadar suda beklesin diyorlar.
Nasil olacak bu is.
Haydaa habire sicak su ekle kovalara.

Butun aksam boyle kendi yarattigim felaketi temizlemek icin ugrastim.
Sabah kalktim attim onlari makinaya ve ise geldim.
Aksam da sirket yemegi var.
Yani en iyi ihtimalle aksam 11 civari yeniden camasirlarla bulusacagim.
Umarim beyaz bekliyor olurlar beni!

Yoksa ne yapacagim bilmiyorum.
Ne yapacagim pembemsi giyecegiz artik ya da vedalasacagiz kendileriyle.
Esya nihayetinde muhim degil de.
Yok arkadas kabul ettim:
Ben vallahi beceriksizim.

6 Ağustos 2013 Salı

Bugun de bunu cok sevdim...


An itibariyle mesaji almaya calisiyorum :)

iste sadece karsima cikmasi degil benim de anlamam lazim degil mi?
O kismi zor oluyor ama elimizden geleni yapacagiz artik )


2 Ağustos 2013 Cuma

Biberler buyudu :)

Hani cok onceden yazmistim, biz evde biber yetistirmeye basladik diye.
Iste o biberler emek emek buyuduler de...
Ilk mahsulleri toplayip yedik bile.


Yedik yanlis oldu aslinda, ilk mahsulleri Ozan yedi bile desem daha dogru:)
O kadar aciymis ki biberler ben malesef yeme keyfine ortaklik edemedim. 
Daha ziyade o canim korpecik biberden bir isirik aldiktan sonra evin icinde ziplayarak kutladim bu ilk mahsulleri.
Eh be Sadifecim insan bir tanesini olsun tatlisindan secmez mi :)

Yalniz bir sey kesfettik: 
Biberler dalinda durdukca aciliklari artiyor. 
Yani iyice korpelerini yersem daha az yaniyorum :)
Muhtemelen bu herkesin bildigi ama bizim bilmedigimiz bir sey degil mi?
Olsun ne yapayim bilmemek degil ogrenmemek ayip :)


Hersey bir tarafa biz bu mahsulu olan bitki yetistirme isini cok sevdik!
Minnacik bir fideyle basliyor yolculuk
Boyle yavas yavas bitki buyuyor.


Sonra cicekler aciyor.
O cicekleri izlemek basli basina mutluluk sebebi.
Verdikleri mutluluk yetmiyormus gibi guzelim cicekler bir bir biberlere donusuyor.
O kadar keyifli ki o sureci izlemek.
Bayildik!



 Seneye domates, cilek artik ne olursa bu keyfi arttiralim diyoruz.
Bir de biberleri afiyetle yiyoruz.
Yani Ozan yiyor :)
ben daha cok seyrediyorum kendilerini :)

1 Ağustos 2013 Perşembe

Vicdaniniz varsa tabi...

Vicdan sahibi insanlari seviyorum. Empati kurabilen insanlari seviyorum. 
Bir insanin yerine bir an olsun kendini koyabilen, O'nun hissettiklerini bir an olsun anlamaya calisan insanlari seviyorum.
Hem de cok seviyorum.  
Ama dun aksam bir daha gordum ki boyle olmayan insanlar da cok var dunyada. 

Yoksa nasil 46 gundur yavrusunun basinda bekleyen bir kadinin, cocugu icin aglayan bir babanin, kardesime sarilmak istiyorum diyen bir kardesin ve yanlarindaki insanlarin sesine kulak tikayabilirler? 

Dun aksamdan beri dusunuyorum. Orada o annenin feryatlarina karsilik mudahale edebilen polisler, onlara bu emirleri verebilenler, etrafta olup olana bitene sesini cikarmayanlar, 45 gundur olayla ilgilenmeyen ve hatta bir gecmis olsun demeyen yetkililer... 
Bu insanlar anne degil mi? 
Baba degil mi?
Kardes degil mi?
Es, dost, akraba, komsu degil mi?
Bir an olsun o cocugun annesinin, babasinin, kardesinin, esinin, dostunun, akrabasinin, komsusunun, sira arkadasinin, mahallede takildigi arkadaslarinin ne kadar uzgun olabilecegini dusunmuyorlar mi?

Haydi diyelim kendilerini bu insanlarin yerine koymuyorlar, koymak istemiyorlar.
Yahu buna sessiz kalabilenler insan degil mi? 
Nasil 14 yasinda bir cocugun basina gelenlere uzulemiyorlar? 

Tam anlasilamadi mi durumun ne oldugu? Bakin ben maddelerle yazayim:
          - Berkin 14 yasinda. 14. Cocuk
          - Evinden ekmek almak uzere cikti.
          - Kafasina gaz kapsulu geldi. 
          - Kafatasi kirildi, beynine batti. Beyin kanamasi gecirdi. Ameliyatlar oldu.
          - Ve 46 gundur uyanamiyor.
Yeterince acik oldu mu? 

Kucukken bir ruya gormustum. Abim bizim icin tatli almaya gidiyordu ruyamda. Sonra bir kaza oluyordu. Delirmis gibi agliyordum ruyamda ve uyandigimda. Annemler bana ruyamda gorduklerimin abimin omrune omur katacagini soylemislerdi. Insallah. Inandim onlara ama gunlerce abim evden cikmasin istedim o ruyadan sonra.

46 gundur Berkinin ablasi kac defa kardesinin o sabah evden cikmamis olmasini umuyordur? 
Babasi kac kez o ekmek almaya gidenin kendisi olmasini dilemistir? 
Annesi kac kere ah 10 dakika sonra ciksaydi evden, hatta hic cikmasaydi koynumda dursaydi diye dusunmustur? 

Ben hep bunlari dusunuyorum. Ali Ismail icin dusundugum onlarca baska sey gibi. Abdullah icin dusunduklerim gibi. Mustafa icin dusunduklerim gibi. Ethem icin dusunduklerim gibi. Mehmet icin dusunduklerim gibi. Yillardir politikalar ugruna olen, oldurulen herkes icin dusundugum gibi.

Boyle seyler orada cigliklarla aglayan anneye mudahale edenlerin aklina hic mi gelmiyor? Ses cikarmayanlar hic mi bunlari dusunmuyor?

Galiba dusunmuyor. Yoksa soyle bir twitter fotografi ortalikta dolasmazdi degil mi?


Ozlem'i tanimiyorum ama cok guzel soylemis. Katiliyorum. 

Diyelim ki anlamiyorsunuz o insanlarin halini, acisini, yanlarinda olmak istemiyorsunuz. Ama, Ozlemin de dedigi gibi, bazi anlar vardir; sadece susulur. Susulur ve sadece o insanlarin ne yasadigi anlasilmaya calisilir. Zaten vicdaniniz varsa iciniz yanar boyle sozler ne dilinize ne elinize gelmez olur. Vicdaniniz varsa tabi...

PS: Ozur dilerim sinirli bir yazi oldu. Ama izlediklerimiz, gorduklerimiz, duyduklarimiz gercekten yuregimde artik doldu...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails