7 Ocak 2013 Pazartesi

Hastalik, tamam sen kazandin!

Cok havaliydim!
Cok kendime guveniyordum!
Cok buyuk konustum!

Etrafimdaki herkes bir bir grip, nezle kis virusleriyle tanisirken ben masallahim var diyordum. Bana hic bir sey olmuyor. Cok saglikliyim!
Sabahlari portakal suyu, ogleden sonra meyve...  Boyle saglikli besleerek bu kisi atlatacagim ben diyordum.
Hatta Ocak gelmis ben hala yun bogazli kazaklarima gecmemistim.
Iyice havaya girip dili ogrenemedim ama saglik konusunda dutchlara benzedim galiba diye aklimdan gecirdigim de oluyordu.
Saklayamayacagim oluyordu.

Ilk sinyalleri gecen hafta vermeye baslamisti vucudum.
Etrafimdaki herkes hasta. Zavalli Gulcin ne yapsin.
Ictim portakal sularini. Yesil yaprakli sebzeler, meyveler, onlar bunlar. Ne bulursam yedim durdum.
Atlatirim ben dedim.
Hatta anneme telefonda herkes hasta ama ben demir gibiyim anne de dedim.
Saklamayacagim dedim.

Sonra ne oldu?
Cuma aksami bir konsere gittik.
Rotterdam Filarmoni Orkestrasinin Yeni Yil konseri.
Bizim sirketin Filarmoni Orkestrasiyla her yil birlikte duzenledigi bir konser.
Ilk defa denk geldik, iyi ki de denk gelmisiz..
Sahaneydi! 
Cok sevdim!
Hatta bayildim!


Konser bitince direk eve gelseydik iyi olacakti ama gelmedik iste.
Biraz daha eglenelim dedik. 
Eglendik de hatta harika vakit gecirdik.
Velakin bu da vucut.
Butun hafta calis, etrafindaki hastaliklara gogus ger, bir de ustune aksam disari cik.
Bir yerde yeter be dedi iste.
Evet hastayim.
Hatta zaten hasta olan Ozan daha da hasta.
Yani evcek hastayiz.
Ama onemli bir sey degil, nezle.

Tavuk suyuna yapilabilecek tum corbalari yapmis bile olabilirim.
Sabah ogle aksam tavuk suyu corba ve bol sebze ye.
Ihlamur, karanfil, tarcin kabugu kaynat.
Ilac ic, vitamin takviyesi yap.
Bizim de boyle geciyor gunler iste.

Tamam hastalik.
Sen kazandin!
Ama ne olur Cumaya kadar gec olur mu?
Eger cumaya kadar gecersen bak soz veriyorum bir daha seninle inatlasmayacagim :)
Vallahi soz.

Simdi hastaliklari bosvereyim de gecen aksam konserden aklimda kalan parcalara doneyim...


Haydi hepimize saglikli bir hafta olsun :)

6 Ocak 2013 Pazar

Okuduk: Patasana

Okudugum ilk Ahmet Umit kitabi Kar Kokusu idi. 
Yine Goncamin getirdigi Patasana da ikincisi oldu.
Yine merakla okudum. 
Hatta bilgisayara bakma suremi elimden geldigince kisaltmaya calistigimdan hemen okudum bitirdim. 
Insan bilgisayar ve turevlerine bakmayinca ne kadar da guzel kitap okuyormus.

Yalniz bu sefer kitabi merakla okumamin bir sebebi de katil tahminim dogru olup olmadigina dair duydugum merakti. 
Cinayetin sebebini bilemesem de katili bildim ben bu sefer. 
Yok yok, okumayanlar merak etmeyin katili soylemeyecegim :)

Kitabin arka kapak yazisi diyor ki...
BEN ZALIMLER CAGINDA YASAYAN BIR ALCAKTIM...
Bir cografyanin kanli gelenegi anlatiliyor Patasana'da. Anadolu'nun guneydogusunda bugun yasananlar ile uc bin yil once yasananlar parallel bir bicimde gozler onune seriliyor. ... Patasana trajik oykulerle dolu bir kitap, ama asla karamsar degil. Tum iyi romanlarda oldugu gibi, Patasana'da da bilgelik, belirsizligin ustunde yukseliyor. 


Kurgusunu cok begendim ben kitabin. 
Paralel hikayeler, kesismeler...
Velakin anlatilanlarin hepsini sevdigimi, verilen mesajlarin hepsine katildigimi soyleyemem. 
Bir onceki kitaptan sonra soyle demistim:

Kar Kokusu severek okumus olsam da donup donup bir daha okuyacagim bir kitap oldu diyemem. 
Kitabi bir cirpida okumus, sayfalar arasinda neler olacak acaba diye merakla dolanmis olsam da,
 heyecanli bir cinayet takibi nasil sonuclanacak diye meraklanmis olsam da 
kitabi bitirdikten sonra kendimi soyle dusunurken buldum: 
"Tamam guzelmis... Simdi ne okusam"...
Sanki kitabin son sayfasini kapatinca kitap ve kitabin aklima yazdigi hersey bitti. 

Patasana ise biraz daha farkli oldu sanki. 
En azindan hatirlamak icin isaretledim cumleler daha fazla oldu.
Mesela...
....
bize hep tanrilari kizdirirsak savaslarin, felaketlerin yasanacagi ogretilmisti. 
Peki tanrilarin ne cikari vardi insanlarin bu kadar aci cekmesinden? 
Kullari olurse onlara kim gorkemli tapinaklar yapacak, kim dua edecekti?
Yoksa bu vahsetin nedeni tanrilar degil de insanlar miydi? 
.... Yoksa kraliyla, soylusuyla, halkiyla, kolesiyle vahset biz insanlarin icinde miydi?

Patasanayi okumayi sevdim ben. 
Ama yine yeniden okumak isteyecegim kitaplar arasina da yazmadim kendi adima.  
Ote yandan yine Ahmet Umit okur muyum?
Okurum.

Patasanayi okuyacak olursaniz size de iyi okumalar dilerim...

PS: Okuduklarimi zamaninda yazmadigimdan bir sure 2012'de okudugum kitaplari da yazacagim galiba. En azindan not dusegim de ileride ne zaman okumustum hatirlatsin bana :)

4 Ocak 2013 Cuma

Yolun bizi goturdugu yer (7)... Zeeland

Gectigimiz cumartesi gunu hava biraz gunesli olunca hadi yola duselim dedik Ozanla.
Atladik Rafadan kafadan'a Hollandanin guneyine dogru yola ciktik.
Hollandanin guneyindeki bolgeye Zeeland deniyor.
Cok kabaca bir ceviriyle Deniz Alani.

Bu adin verlmesinin de cok hakli bir sebebi var:
Zeeland denizin icine dogru uzanmis kara parcalarindan olusan bir bolge.
Hollanda topraklarinin neredeyse %50si deniz seviyesinin altinda. 
Internetten buldugum asagidaki  resimdeki mavi alanlar deniz seviyesinin altindaki bolgeleri gosteriyor.



Zeeland Rotterdamin guneyindeki alan yani bir anlamda denizin bir parcasi olan bir bolge.
Ayni zamanda New Zeeland yani Yeni Zellanda'da adini buradan aliyor aslinda.
Koskoca ulkeye bu minnacik yerin adi neden verilmis derseniz orayi da Hollandalilar kesfetmis.
ve kendi ulkelerinden bir yerin adini vermiser.
New York'un ilk adinin New Amsterdam olmasi gibi...



Yollar bizi Zeeland'a gotururken ben buraya geldimizden beri Hollanda'nin suyla mucadelesi hakkinda duyduklarimi aklimdan gecirdim...

Tarih boyunca Hollanda suyla mucadele eden bir ulke olmus.
Bugun ustunde yasadiklari topraklarin neredeyse yarisini deniz/nehir sularindan arindirarak kazanmis Hollandalilar. 
Yani hala aklim tam olarak almiyor olsa da bugun ustunde yurudugumuz topraklarin cogu hatta Hollandanin en unlu sehri Amsterdam bile bir zamanlar denizin ya da nehirlerin parcasiymis.
Kanallar, yel degirmenleri, setler...
Bunlarla Dutchlar suyu kontrol altina almislar.
Kah topragi sudan arindirarak, kah toprak ustune toprak ekleyerek sehirler olusturmuslar.

Mucadelenin en fazla yasandigi yerlerden biri de Zeeland.
Yuzyillar boyunca insanlar bu suyun icinde yasayabilmek icin denizin onune setler kurmuslar.
Hani dalgalar sokaklari evleri yutmasin diye.
Ama...
Deniz seviyesi yukseldiginde, ya da ruzgar nedeniyle buyuk dalgalar olustugunda setler yetmemis.
Asmis setleri sular ve evler, sokaklar sular altinda kalmis Zeeland'da.
Son buyuk su baskini da 1953'te yasanmis.
Dalgalarin boyu 4 metreye yaklasinca varolan setler yetmemis bolgeyi korumaya.
Bir gecede 2000'e yakin insan olmus.
70.000 insan evini isini kaybetmis.
O zamanlar nufusu ancak 10 milyonun ustunde olan bir ulke icin buyuk bir felaket.

Photos: Getty Imageskaynak: http://www.wired.com/science/planetearth/magazine/17-01/ff_dutch_delta?currentPage=all

Bu seli anlatan onlarca film cekilmis elbette.
Biz de bir tanesini izlemistik Ozanla.
Filmin sonunda halk aliyordu eline kum cuvllarini dizmeye basliyordu denizin onune.
Iste oyle baslamis gercekten de su anda Zeeland'i koruyan buyuk setlerin yapim macerasi.

O buyuk sel felaketinden sonra Hollandalilar vergilerinin buyuk cogunlugunu suyla mucadeleye ayirmislar. 
Daha buyuk, daha yuksek, daha guclu setler icin planlar yapmaya baslamislar. 
Iste bu planlar Delta Works adi verilen, dunyanin en buyuk suyla mucadele projelerinden birini dogurmus.

Su anda Hollanda'da delta works kapmasimda yapilmis pek cok set var.
Bunlarin bir kismi bildigim kadariyla hep kapali.
Bir kismi ise asagidaki gibi, suyun seviyesine gore kapatilip aciliyor.
Oyle ya da boyle deniz suyunun onune bir set cekiliyor.
Bir ulke, koskoca denize karsi duruyor.

Photo: Ralph Hargarten

Hollandalilarin suyla mucadelesi beni hep cok etkiliyor beni.
Neredeyse %50si sular altinda kalabilecek bir ulke.
Yapilan arastirmalara gore eger bu setler olmasa ve suyla boylesine mucadele edilmese Rotterdam yani yasadigimiz sehrin sular altinda kalmasi icin gereken sure sadece 24 saat.
Evimize giden yol, alisveris yaptigimiz market, vitinlerine baktigimiz dukkanlar, sokakta merhabalstigimiz insanlarin tamemen sular altinda kalmasi icin gereken sure sadece 24 saat.
1 gun!
O kadar!

Ama mucadele devam ediyor.
Mesela ulkenin simgesi olan yeldegirmenleri de bu mucadelenin bir parcasi. 
Yel degirmenleri pek cok farkli sey icin kullaniliyor.
Bir kismi da bulunduklari topragi sudan arindiriyorlar..


Yel degirmenlerini merdivenin basamaklari arasinda sular tasiyormus gibi dusunun diye anlattilar bize.
Merdivenin en alti ustunde yurudugumuz topraklar.
En ustu ise deniz ya da dere.
Her bir basamakta bir degirmen var.
Gorevi de suyu bir sonraki basamaga tasimak.
Hani bizim eski tulumbalar ceker ya kuyu suyunu bir nevi oyle.
Su en son basamaga ulasinca hoop denize ya da dereye.
Suyla mucadele hikayesinin gerisi de baska bir yaziya :)


Bizim gecen Cumartesi gezimize donecek olursak.
Iste bu Zeelanddaki setlerin bir kismini gormeye gittik biz. 
Yukaridaki haritadaki gibi karalaribirlestiriyor bu setler. 
Ustlerinden arabayla gecebiliyorsunuz. 


Hatta bir kisminin ustunde yuruyebiliyorsunuz da.
Goruntu benim icin gercekten nefes kesici!
Orada olma hissi de.
Zira ruzgar oyle kuvvetli ki... 
Dusecek miyim? 
Ucacak miyim? 
derken korkudan nefesiniz kesiliyor gercekten.
En azindan bizim orada oldugumuz gun durum boyleydi ve 
benim nefesim gercekten kesildi :)


Bugun Zeeland'in en unlu yerlerinden biri kumsallari.
Evet kumsallar.
denizle mucadele ediyorlar ama denizle keyif surmeyi de biliyorlar yani.
Goz alabildigine uzanan incecik kum.
ve nedenini bir gun mutlaka arastiracagim.
Gordugum sayica en fazla deniz kabuklari burada!
Yaz mevsiminde buraya da gitmeli.
Hollanda icin yaz 5 gun falan suruyor zaten insallah biri haftasonuna denk gelir :)


Zeeland bolgesinin en buyuk sehri ve bolgenin bir nevi baskenti Middelburg.
Bizim de yolculuguuzun son noktasi bu sehirdi Cumartesi gunu aslinda.
Sansliydik cunku bizi bir panayir alani karsiladi.
Malum yeni yil ustu olunca...
Her sehrin vazgecilmezi buz pistleri Middelburg'ta da sehrin tam ortasindaydi :)


Beklemedigimiz kadar guzel cikti bu sehir.
Turist olarak gelirseniz gidilecek yerler arasinda sayilmaz belki.
Ama bizim gibi buralarda yasiyorsaniz gitmeye deger.
Hava oyle soguktu ki cumartesi gunu.
Cok da fazla dolanmadik biz sokaklarda.
Ama kisacik gunde sehrin sokaklarinda yuruduk.
Sehrin en unlu muzesi Zeeuws Muzesini de gezdik.
Benim fikrimi sorarsaniz ben muzeyi pek begenmedim.


Middelburg guzel.
Evet.
Ama benim o gunden aklimda kalan yolun kendisi.
Ve elbette setler - dijklar.
Bizi sulardan koruyan kocaman kocaman dijklar.
ve su miniminnacik ulkenin koskoca denize karsi  hic bitmeyecek mucadelesi.
Takdir ediyorum ama...
Dusundukce urperiyorum galiba...

2 Ocak 2013 Çarşamba

Hollanda'da... Yeni yil hazirliklari (5)... Havai fisekler!

Yeni yil yeni yil yeni yil yeni yil
Bizlere kutlu olsun :)
Yeni yil yeni yil yeni yil yeni yil
Sizlere kutlu olsun :)

http://www.wht-rotterdam.nl
Biz evimizdeydik yilbasinda.
Biz ve arkadaslarimiz.
Soframizi kurduk.
Evimizi susledik :)
El birligiyle yemeklerimizi hazirladik.
Buraya Ozanla beraber ilk kez ic pilavli tavuk dolmasi yaptigimizi da yazmazsam olmaz.
Vallahi becerdik yaptik :)


Sonra her evde yasananlar yasandi bizde de.
Yedik, ictik...
Dans ettik, sarkilar soyledik...
Esen'in bize getirdigi surprizlerle oynadik da oynadik :)
Sanirim ozetle biraz kudurduk :)
Guzel bir yilbasiydi benim icin kesinlikle.
Dilerim hepimiz icin boyle bir suru guzel aksamlarimiz olsun 2013'te.

Hazir yilbasi eglencelerinden bahsediyorken, Hollandayla ilgili bir seyler de yazmadan gecmeyeyim :)
Hollanda'da yilbasinin vazgecilmez bir eglencesi var:
Havai fisekler.
"Canim her yerde var onlardan" dediginizi duyar gibiyim ama inanin bana buradaki havai fisek sevgisi bambaska.
Nasil anlatsam bilmiyorum ama hercekten bambaska.

Yilin baska zamanlari oyle her yerde havai fisekler gormuyorsunuz.
Ama yeni yil zamani butun bir yila yetecek kadar havai fisek goruyor ve duyuyorsunuz burada.
Hayir ses cikarmasalar tamam da.
Bazen oyle patlamalar oluyor ki yerimden sicriyorum.


Genellikle 29 Aralik gibi basliyor havai fisekler atilmaya.
Sonraki gunler butun hayat havai fisekler burada.
Gece gunduz, parkta sokakta, havada karada, onunuzde arkanizda havai fisekler.
Fuyyyyy!
Patttt!!!!
Cat cat cat!
Pattttt!!!!
Fuyyyyy!!!
Patttt!!!
Bu seslere tepki veremez hale gelenler de biz havai fisek bombardimanina tutulan insanlar :)


Hicbir seyi abartmayan, dunya artik ters yone donecek deseniz bile "aa oyle mi" diyerek gecip gidebilecek kadar sinir bozucu bir sakinlige sahip Dutchlarin havai fisekler karsisindaki heyecanini biz bunca yildir anlayamadik.
Cocuklugumdan sonra cata patmis, kiz kaciranmis tum bunlari yeni yil ustu Hollanda'da gordum ya ben daha da baska bir sey demiyorum :)

Arada sinir bozucu olabiliyor evet.
Ama saat tam 12yi gosterdiginde oyle bir sov basladi ki bizim buralarda iste o zaman iyi ki seviyorlar havai fisekleri de diyorum.
Bu sefer akil ettim bir video cektim.
Baya uzun bir video cekmisim ama kisacik bir bolumunu buraya ekleyebildim.
Bu belediyenin butcesiyle falan yapilmis hazirlanmis bir sov degil.
Tamamen halk urunu :)
Iste yilbasi aksami bizim evden havai fisek gosterisinden kisa bir kesit :)


Bir yilbasi aksami daha boyle geldi gecti iste :)
Simdi cok ama cok zor olsa da haydi iyi calismalar hepimize :)


31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu mutlu mutlu seneler hepimize :)

2012 nin son gunu...
Bir yil daha su gibi gecip gidiverdi.
Iyisiyle, kotusuyle.
Yasadigim hersey icin binlerce kez sukrediyorum ben yine.

2012nin son gunleri evimize yeni gelen bu minisin karsisinda gecti benim icin.
Yeni yil koseme bizim evin noel babasinin katkisi :)


Dilerim 2013' te hepimizin evinde boyle sicacik isiklar yansin.
Dilerim bacalarimizdan hep huzur tutsun.
Dilerim evimizin icindeki mutluluk camlarimizdan disari tassin.
Hepimiz icin cok guzel bir yil olsun.

Gule gule 2012!
2013 hosgeldin birlikte guzel gunlerimiz olsun :)

Mutlu mutlu mutlu seneler hepimize :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails