20 Eylül 2012 Perşembe

Eylul

En sevdigim aylardan biridir Eylul.
Hollanda'da da yilin en guzel zamanlarindan biridir Eylul.
Hava cok soguk olmaz.
Yagmurlar hafiften baslar ama oyle goz actirmaz halde olmaz.

Guzeldir Eylul.
Bir mevsimi ugurlarken yenisine merhaba demektir.
Kabuk degistirmek, bence biraz da yenilenmektir.
Benim gibi yaz mevsimini cok sevenler icin huzunlu olsa da, hala yazdan izler tasidigindan biraz da avunmaliktir.
O bitince kisa daha da yaklasilir ya, benim icin hic bitmesin istenendir.

Bir baktim bugun Eylul'un 20si olmus bile.
Aslinda Eylul'un yarisini gectin mi mevsim artik neredeyse kis demektir.
Yazliklar kapanir mesela.
Kis hazirliklari tamamlanir dolaplarda yerini alir.
Uste hirkalar gecirilmeye, hatta bizim buralarda ceketsiz disariya cikmamaya baslanir.
Dolaplardaki ince kiyafetler yerini kisliklara birakir, babetler botlara saygilarini sunup dolaplara kaldirilir.

Yagmurlari da gorunce insan tamam der yaz bitti...
Ama sonra bir gokkusagi belirir gokyuzunde 
Ssst der gunesin renkleri hala burada, yine yaz gelecek, yine isil isil olacak hava...
Iste o gokkusagi anlari bana sorarsaniz Eylulun en guzel anlarindandir.

Dun oyle guzel anlar vardi Hollanda'da.
Ben fotograflayamadim ama iste cok cok cok sevdigim bir gokkusagi fotografi burada...

kaynak nu.nl



19 Eylül 2012 Çarşamba

Oyleyse yine...


Bugun, biraz keyifsizim.
Dun teyzemle ilgili aldigim bir haberden sonra kafamda binbir tilki donerken sabah su yaziya rastladim internette.

Biz küçükken çok büyüktük. Mesela kollarımızı bir açardık, dünyayı kucaklardık. ...Güzeldik biz küçükken.

Kaşlarımızı almayı bilmezdik, makyaj çok büyüklerin işiydi sevmezdik. Arkadaşlarımızla beraber bir gece uyuyabilirsek eğer velinimetti bizim için, lükstü, zenginlikti. 

Ailelerimiz en az beş kez arardı eve beş dakika geç kaldığımızda. Otobüsteyim bile diyemezdik, otobüsle bir yere gidemezdik. Otobüs lükstü, zenginlikti. Koşa koşa eve varana dek nefes almazdık ve nerdesin sen sorusunu duymadan cevabı verirdik.

Biz bir gülerdik küçükken, kalbimiz kahkahalar atardı. Biz küçükken öğretmenimiz en yakın arkadaşımızla sıralarımızı ayırmasın diye, teneffüse kadar konuşmazdık. Not yazardık birbirlerimize. Biz diyorum küçükken bizdik böyle bayağı bir kalabalıktık. Yani biz diyebileceğim kadar çok.

Biz küçükken bir büyüktük ki böyle kollarımızı açsak sığmazdı eni boyu.

Sonra mı? Büyüdük. Kollarımızı açtığımızda bir kişiyi bile sığdıramayacak hale geldik. Küçülene kadar büyüdük, çok büyüdük yani. Biz olamadık bir daha. Sen, ben olduk. Büyüklük lüks değildi, zenginlik değildi. Koşa koşa büyüdük.
Büyürken ne de çok küçüldük...

Nâzım Hikmet Ran*

Okuduktan sonra; yine keske kucuk kalsaydik dedim.
O zaman hayatimizda olan buyukler de daha cok buyumezlerdi degil mi?
Hastalanmazlardi da.
O zaman biz hep kucuk olurduk onlar da hep o zamanki kadar buyuk. 
Bizi kollayan, gozeten, arkamizdan kosan buyukler olarak kalirlardi.
Guzel olurdu, sanki hersey daha guzel olurdu o zaman...

Ama sonra Gonjam dedi ki...
O zaman biz tanismamis olurduk Gulcin, sonra balyanak bizimle olmazdi.
Bak nasil da eksik olurduk.
Hakli...
O zaman da cok eksik olurduk.
Hem ne mutlu ki biz buyurken de bir sekilde bulusup biz olabildik..
Oyleyse yine keskeleri birakmanin, guclu, umutlu olmanin vakti.
Yine beraber olalim herseyi hallederiz demenin vakti.
Yine sifasiz dert olmasin, biz bunu da yeneriz demenin vakti.
Insallah yeneriz de zaten.

Hem durup dusunuyorum da umutsuz olmaya hakki olanlar sadece gencecik evlatlarini topraga verenler.
Onlar icin de gonulden bir ahh'tan baska ne diyeyim artik bilmiyorum ki...

*normalde buraya koydugum herseyin kaynagini aratirmaya calisiyorum ama bu sefer yapamadim. Umarim bu alinti gercekten Nazim Hikmettendir. Oyle degilse hatam icin kusura bakmayin...

18 Eylül 2012 Salı

Bas Agrisi, tamam artik cekilebilirsin canim!

Bir yeni gune daha uyandik.
Kendi adima dunu bitirip bugune uyanabildigim icin cok ama cok mutluyum.
Dun gunlerden bas agrisiydi benim icin.

Gun guzel baslamisti aslinda.
Sabah neseyle uyandim.
Evdeki isitma sisteminin bir parcasi degisecekmis.
Gelecek ustalari bekleyecegimden ise gitmeyecek olmanin mutlulugunu yasiyordum.
Ustalar gelmis calirsirken basladi hafiften bir agri ama acikcasi onemsemedim.
Saat 10:30 civariydi.
Ben elimde kahvemle mutluydum.

Ogleye dogru gitti ustalar.
10:30 gibi baslayan agri da ogleye dogru artmaya basladi.
Bilgisayara bakmak, okumak iskence haline geldi.
Evdeyim nasilsa dedim.
Dur uzanayim azcik.
Uyumusum 10-15 dakika.
Iyi gelir dedim ama yok gelmedi.

Yeterince su icmemisimdir ondandir dedim.
Litrelerce su ictim olmadi.
Yeterince yemek yememisimdir ondandir dedim.
Bir fil gibi evde ne varsa yedim bitirdim olmadi.
Bu sirada saat 6ya geliyordu.
Butun gun evdeydim, yeterince oksijen almamisimdir ondandir dedim.
Vurdum kendimi yollara, biraz hafifledi agri ama gecmedi.
Aksam battaniye altinda izlenen romatik komediye bir de tatli eslik etti.
Filmi de sevmedim, bas agrisi da gecmedi.
Gun boyle gecti gitti.
Sabah 10:30 gibi baslayan agri kesintisiz olarak gece 12ye kadar devam etti. 
Bu sabah o agridan sadece ince bir sizi kaldi geriye.
Onun da gecip gitmesi dilegiyle :)

Yalniz sunu doylemeden edemeyecegim burada limonlu bir tatli var.
Bizim cheesecakeler gibi ayni.
Adi Hollandaca: Citroen Kwark Taart
Mmmm, insan her gun yese bikmaz.
Ben hazirlarini yedim simdiye kadar ama evde de deneyecegim.
Bas agrisina siginip iki tane yedim dun.
Bugun de aman geri gelmesin diye bir tane yesem olur mu acaba diye dusunuyorum :)
Olur bence.
Neden olmasin agri baslamadan onlem almam iyi bile olabilir bana gore :)

Bas agrisi bas agrisi!
Senden bile bir fayda cikariririm ben be.
Beni yildiracagini saniyorsan cok yanildin.
Simdi kizdirmayayim seni de cok, iyiydin hostun ama basimda durdugun yeter.
Tamam artik cekilebilirsin canim!
Haydi yolun acik olsun :)
Gelecegin zaman nazik ol, onceden haber ver de limonlu tatlim yanimda olsun :)



17 Eylül 2012 Pazartesi

Ogullar ve Rencide Ruhlar

Baktim da uzun zamandir okudugum kitaplarla ilgili yazi yazmamisim.
Birikmis kalmis kitaplarim, kitap yazilarim.
Oyleyse bu haftaya bir kitap yazisiyla baslayayim.

Saniyorum 2012'de beni en mutlu eden seylerden biri de Alper Caniguz kitaplari ookumaya baslamak oldu. 
Sagolsun Yucel.  
Tatli Ruyalar'dan sonra Ogullar ve Rencide Ruhlar da severek okudugum kitaplar arasinda yerini aldi. 


Kitabin arka kapak yazisi soyle:
Bes yas insanin en olgun cagidir; sonra curume baslar.
Ben Alper Kamu, birkac ay once bes yasina bastim. Dogum gunum yaklasirken vaktimin buyuk kismini pencerenin onunde disaridaki insanlari izleyerek geciriyordum. 
Hizlanarak, yavaslayarak, turlu sesler cikararak ve bir yerlere bakarak yasayip gidiyorlardi. 
Bir gun onlardan biri haline gelecegimi dusunmek beni hasta ediyordu. 
Ne yazik ki bundan kacis yoktu. Zaman acimasizdi ve ben yaslaniyordum. 
Hayatimdaki tek iyi sey artik anaokuluna gitmek zorunda olmayisimdi. 
Zarardan kar. 
Uzun sure annem ile babama anaokulunun bana gore bir yer olmadigini  anlatmaya calistim aslinda. 
Butun rasyonel dayanaklariyla. 
Hicbir ise yaramamisti maalesef. 
Illa ki uykumda kan ter icinde tepinmek, servis minibusu kapiya geldiginde kucuk capli bir sinir krizi gecirmek gibi yontemlere basvurmam gerekecekti derdimi anlamalari icin. 
Kepazelik. 
Insani kendinden utandiriyorlardi. 
....

Bu paragrafi okumak "Hemen okumaliyim bu kitabi" diye dusunmeme yetti.
Ve kitabi okurken aklimda surekli tanidigim 5 yas civari yavrularin resimleri dolasti durdu.
Itiraf etmeliyim onlari Alper gibi konusurken dusunmek, bu hikayeyi onlari da dahil edip aklimda canlandirmak beni daha da cok guldurdu :)

Aman ha sanmayin Alper Kamu az cok bildigimizi sandigimiz 5 yas civari cocuklardan. (cocuklari da bilmek mumkunse :))
O'nun hayati, dunyasi, arkadaslari, divani, kitaplari bambaska. 
Zaten kitabi ilginc kilan da onun gibi bir 5 yas firlamasinin gozunden bir cinayet hikayesini seyretmek oldu. 
5 yas ve cinayet mi? 
Demeyin!
Kitabi okuyunca nasil bir araya gelirlermis siz de benim gibi sasirin :)

Kisaca...
Cok begendim.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yalniz sunu da soyleeden gecemeyecegim; bizim cocuklar Alper kadar firlama olmasa da olur.
Hatta iyi olur.
Yok basa cikilmaz onunla :)

Okuyacak olanlara simdiden iyi okumalar
ve hepimize kotu haberlerin olmayacagi bir hafta diliyorum...

14 Eylül 2012 Cuma

Bugun de bunu cok sevdim...

Dun yeni bir is kolunda sansimi deneyecegimi
diye belirttikten ve yorumlarinizla yuzum guldukten sonra...
Bugun de bunu cok sevdim.


Ildiri'da cekmistim bu fotografi.
Rakipler cok :)
Ama....
Benim tezgahim daha buyuk olacak
Brandam da renkli olacak.
E sizler de gelip gideceksiniz.
Yani sohbetimiz de cok olacak.
Rakipler korksun bizden :)

Isi buyutunce de soyle bir restoran acayim diyorum.


Onune de tezgahimi koyaim.
Su kosedeki masada da blogumu yazarim.
Ohhh... hayali bile guzel :)
Buyrun gelin.
Beklerim.
Bahcemiz genis.
Bana verdiginiz cesaret ve destekten sonra on masalar hep sizin :)
Hem uzun uzun sohbet de ederiz.

Cay, limonata, ayran... Ne isterdiniz? Size ne ikram edeyim?
:)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails