10 Kasım 2016 Perşembe

Bbebekler aglar

Deniz Doğduğu ilk haftalarda baya sakin bir bebekti. Zaten öyle küçüktü ki sesi çıkmıyordu kuzunun. Yiyor, uyuyordu. Evet çok sık uyanıyordu, az az uyuyordu, ne zaman ne kadar emecegi belli olmuyordu ama döngümüz az cok belliydi. Deniz dogmadan once de biliyorduk ilk haftalarin muhtemelen öyle olacağını. Herkes diyordu, ilk haftalar aman ne abartmışlar bebek bakmayı diyeceksiniz. Ne var ki diyeceksiniz. Sonra tokadı yiyeceksiniz diye :) E bizim bebek de çok şükür standarttan şaşmadı. Aman şaşmasın. Standart gibisi yok :)

Zamanla güçlendi, sesi çıkar oldu. Ve Denizimiz biraz aglak bir bebek oldu. Oyle asiri da aglamiyor. Ama baska bebeklerden cok agliyor. Biraz sesli bir bebek. Eh annesine çekmiş içinde ne varsa söylüyor. Sadece ağlayabildiğinden her şeyi ağlayarak anlatıyor. O da ne yapsın.

Bu ağlamalar bazen bizi zorluyor. Özellikle dışarıdaysak ben baya zorlanıyorum. Zaten Deniz disariya cikmayi cok sevmiyor. Daha sokaga adimimizi attigimiz anda basliyor aglamaya. Vay arkadaş bizim gibi iki gezginin kızı sokağa çıkmayı sevmesin. Hala buna inanamıyorum. Ama iste Deniz sevmiyor dışarı çıkmayı. Slingi sevmiyor, arabasını sevmiyor, sokakta yüzüne gelen güneşi sevmiyor. Ve sevmediklerini gayet net bir şekilde belirtiyor. Basıyor yaygarayı. Yaygaracıların Şahı :)

Şaşkınız. Hani Sling annelerin kurtarıcısıydı. Deniz uyumuyorsa asla slinge girmek istemiyor. Hani bebeler arabada uyurdu. Deniz cok ama çok nadir arabada uyuyor ve uyandı mı basıyor yaygarayı.

Heralde bütün bebekler böyle dedim basta ama değilmiş aslında. Burada gittiğimiz doğum kursundan insanlarla bulusuluyor arada. Bütün bebeklerin doğum tarihleri 3 aşağı 5 yukarı aynı. O buluşmalarda bir tek Deniz kucakta. Arkadaş herkesin bebeği arabasında uyuyor ya da öyle sessiz sedasiz yatıyor. Bizimki uyanik olacak da arabasinda sessizce yatacak. Hey hayt! Hatta Ozanla demek bizim oralarin bebelerinde aglamak genetik diye dalga geciyoruz. Gavurun sessiz bebelerine karsi bizim cigirgan Deniz :) Kabul ettim; demek ki Deniz ortalamanın üsnde ağlıyor.

Farkettim ki özellikle dışarıda Deniz ağladığında çok geriliyorum. Ve hatta bu yüzden çok da dışarı çıkmak istemiyorum. Hata biliyorum. Büyük hata. Geçen akşam bir yere yemeğe oturduk Ozanla. Denizi yürüyüşe çıkarmıştık. Evde de yemek yok. Hızlıca yiyip kalkalım dedik. Deniz uyandı ve ağlamaya başladı. Emzirdim olmadı, kucakladık olmadı. Çok gerildim. Aldım Deniz'i, biraktim yemegimi eve geldim. Ozan yapma dedi ama dayanamadım ağlamasına. Sanki kendi konforum için onu aglatıyormuşum gibi hissettim. Ben disarida yemek yiyecegim diye Deniz rahatsiz olmus gibi hissettim. Kendimi sorumsuz hissettim. Ozan o akşam dedi ki bana "senin konforun = Deniz'in konforu" aynı zamanda. Eve kapanamayız, alışacak...

O günden beri düşünüyorum. Neden denizin ağlamasından bu kadar çok etkileniyorum?

Öncelikle kıyamıyorum. O hiç ağlamasın istiyorum. Onun gozyaslari hic akmasin istiyorum. Ama mümkün mü? Değil. Deniz elbet ağlayacak. Çünkü Deniz sadece ağlamayı biliyor şu anda. Açsa ağlıyor, üşüdüyse ağlıyor, sıcakladiysa ağlıyor. Hatta sıkıldıysa ağlıyor. Ben sanki her ağladığında canı acıyormuş gibi üzülüyorum. Yapmamalıyım böyle. Üstelik bazen gerçekten canı da acıyacak ve ben sakin olmazsam ona ne iyi gelecek değil mi? Kendimi bu konuda eğilmeliyim. Bebek bu Ağlar. Deniz de ağlayacak.

Aslında evde ağladığında çok daha sakinim. Gayet iyi idare ediyorum. Hiç paniklemiyorum. Denizi kucakliyorum, tamam annecim agla hadi rahatla diyorum. O aglarken ben ona sarki soyluyorum. Gayet iyi idare ediyoruz evde. Biliyorum cunku bazen hicbir sikintisi olmasa da sadece aglamak istedigi icin bile aglayacak Deniz. Demek ki tek sebep Deniz'in aglamasini istememem değil. 

Farkettim ki ben etraftakilerin Deniz'in aglamasindan rahatsız olması ihtimalini de çok düşünüyorum. Içimde bir yerde insanlar yemeğe gelmiş rahatları kaçacak diyen biri var. Ya da parkta huzurla oturmak istiyorlar bebek ağlaması çekmesinler diyen biri. Baskalarini rahatsiz etmemek icin de Deniz'i bir an önce olay yerinden uzaklaştırmaya çalışıyorum. Evet böyle...

Hayatımda hiç bebek ağlamasından, çocuk sesinden rahatsız olmadım ben. Hiç ama.  Restoranda, parkta, yolda belde hic rahatsiz olmadim. Hatta bir keresinde uçakta bir bebek çok ağlıyordu. Çok ama. Benim yanımda koridorun diğer tarafındalar. Yanımdaki koltuktaki adam da sürekli söyleniyor sussun bu bebek diye. Anne zaten bitmiş yazık. Ben de o dönem haftasonluğuna Türkiye'ye gidiyorum uçakta da hep çalışıyorum. Adam söylendi söylendi. Bana sen rahatsız olmuyor musun dedi. Anne de dinliyor yazık bitmiş zaten. Oluyorum ama sizden dedim. Sürekli söylemenizden rahatsızım. Ve devam ederseniz sizi şikayet edeceğim çünkü o bebek siz bilmem kaç yaşındasınız. Bu yaşta davranışlarınızı kontrol edememenizden çok rahatsızım susun dedim. Sustu. Annenin bakışını hiç unutmayacağım. Ah kadın. Tesekkur etti bana. Ben de bebek o aglayacak tabi dedim. 

E peki ben şimdi neden kızımın ağlamasından rahatsız olacaklar diye bu kadar strese giriyorum? Deniz de bebek, aglayacak. Galiba çocuğum her şeyi yapar, herkesi de rahatsız eder, dünya da çocuğumun etrafında dönüyor, herkes de cocugum icin her seye katlanacak ebeveyni olmaktan da korkuyorum. Evet gerçekten bundan da korkuyorum. Çünkü o tiplerden de en az masum bebek ağlamasına burun kıvıranlar kadar rahatsız oluyorum. Farkettıim ki Deniz'den önce aklıma kodlanmış her şeyi bir arada kafamda yoğuruyorum ve sonucta bebegini kapip ortamdan uzaklasan bir Gulcin oluyirum.

Tabi ki o ebeveynlerden olmamak için ne gerekirse yapacağım! Ama bir şey daha farkettim. Bunu yaparken Deniz'e haksızlık ediyorum. Ağlamasın istiyorum. Ağlamaktan başka kendini ifade etme şansı olmayan, 8 haftalık bir bebek aglamasin istiyorum. Agladiginda hemen alıyorum O'nu haldur huldur eve götürüyorum. Halbuki belki sadece 1-2 dakikalik bir sakinleşmeye ihtiyacı var. Cok küçük daha. Velhasıl kelam farkettim ki başkalarının özgürlüğünün sınırlarına dokunmamak için Denizin sınırlarını zorluyorum. Farkettim ki sakinleşmeliyim.

Nasıl mı farkettim Geçen gün bebek masajına götürmüştüm denizi. Orada bir görevliye konuşuyordum. Dedim ki Deniz çok ağlarsa çıkabilirim. Şaşkın baktı yüzüme "babies cry" "bebekler ağlar" dedi. O an ucaktaki kadin geldi aklima, ya da yolda belde yasadiklarim. Sanki bir ışık çaktı kafamda. Ve Deniz'e bakip onun ne kadar kucuk bir bebek oldugunu gordum. Sakinlestim. Daha da sakinlesmeliyim. Artik agladiginda sakince elimden geleni yapacagim. Cunku asla o bahsettigim annelerden olmak istemiyorum. Ama haldur huldur Deniz'i kacirmayacagim. Cunku bebekler aglar ve Deniz ufacik bir bebek... O kadar...

5 yorum:

  1. Bunlar hep tecrubesizligimizden Gulcin. Bizde onlarla ogrenip buyuyoruz. Ilk aylar ozellikle en zor zamanlar bence. Herkesin aksine ben geriye donup bakinca en cok ilk 3 ayda zorlandigimi dusunuyorum. Alia'da arabada delirircesine aglardi. Araba koltuguna poposu degdigi anda baslardi :) Ama alisiyorlar inan bana. baslarda bende cok geriliyordum, kalkip eve gidiyorduk hemen yemeklerimizi bitirmeden. Bana da esimin annesi gelip "aglayacak ama alisacak, bu kadar stres olma" demisti hatirliyorum. Bende alisacak alismali bizde cok gezen biz ciftiz cunku diye dusunerek biraz daha rahatlamaya calistim. Simdi (touch the wood :) ) kafede, restaurantta yada ucakta heryerde cok uyumlu, kendine oyuncak bulur oynar, yada bizimle sohbet eder. Deniz henuz cok kucuk, hala yepyeni bir dunya onun icin, hersey farkli. Eminim o da alisacak ve sevecek sosyal olmayi. Alia simdi arada bana gelip anne kafeye gidelim mi birlikte bugun diyor :)

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel bir farkındalık olmuş, sizin adınıza çok sevindim.
    İnsan anneliğe zamanla alışıyor.
    Elif şimdi 2.5 yaşında ve dışarıda kendini yere atıp ağladığı ve saçlarıyla yeri süpürdüğü çok oluyor. Bebekken çok ağlayan bir çocuk olmasaydı şimdiki haline zor alışırdık herhalde ama şu an çok tepkisizim. Yurtdışında olmanın avantajını kullanın derim, Türkiyede insanların bakışları zaten "kaldır o çocuğu yerden" şeklinde olduğundan rahat bile olsanız zorla geriliyorsunuz :)
    Uçaktaki adama ne güzel cevap vermişsiniz, oh içim rahatladı.

    Ben bu yazdıklarınızı "anneliğin keşfi" olarak yorumladım, ne güzel satırlar olmuş.
    sağlıkla ve keyifle büyütün derim.
    sevgilerimle, Esra

    YanıtlaSil
  3. Benim kızım artık bebek değil, ama bir yere gittiğimizde ağlıyorsa ben de geriliyorum. Ama dediğin gibi onun huzurunu bozduğum için. Sanki evde ağlamıyor. Oysa yanlış, biliyorum. Ya da gittiğimiz yerde bişey dökecek kıracak insanları rahatsız edecek diye kendime işkence ediyorum. O yüzden çok fazla dışarı çıkmak yerine davet ediyorum.
    Bir de benim küçük kızım çok ağladığı zaman kulağına kısık sesle sevdiği bişeyleri mırıldanmam onu sakinleştiriyor.
    Benim yeğenim çok ağlardı bebekken ama o kolikti. Bildiğin fön ve elektrikli süpürge ile susturuyorlardı.
    Deniz de büyüyecek ve bütün bunlar geçecek.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Ah ne guzel dile getirmissin! Ben de en cok Arya bir an once buyusun ve bu zorlu donem gecsin diye dusunurken, bunu dilemenin bebekligini kacirmak oldugunu farkettigimde kendimi durdurdum! Alisiyor, daha az agliyor artik :) Ayrica evet, bebekler aglar ve bizimkiler birazcik daha seslerini duyurmayi seviyorlarsa kime ne ♥️

    YanıtlaSil
  5. Yorumum yazılanlara zıt olacak ama lütfen kızma gülçin :) bebekler ağlar ancak ağlama derdini anlatmanın son yoludur, ondan önce farklı şekillerde tepkisini dile getirir. Eğer ağlamaya başladıysa bu sinyalleri kaçırmışız demektir. Şu kitabı okuyabilirsen (yada benzerleri) bebeklerin sinyallerini anlayacaksın. Çocuk Beden Dili- samy molcho

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails