Sagolsun Gonjamin essiz gayretleri ile bu yil yeni yazarlala tanisma imkanim oldu.
Bu yeni tanistigim yazarlardan biri de Ahmet Umit.
Kar Kokusu, da benim okudugum ilk Ahmet Umit kitabi.
Soyle diyor kitabin arka kapak yazisi:
Yari otobiyografik bir roman. Sovyetler Birligi henuz dagilmamis. Turkiye'de askeri diktatorlugun en karanlik gunleri. Moskova'daki uluslararasi okulda egitim goren Turkiyeli devrimciler. Askeri diktatorlugun istihbaratcilari onlarin pesinde. Ve karlar uzerinde bir cinayet. Cinayet sorgusuyla baslayan ic hesaplasma. Hayatin anlami nedir? Gercegi kim temsil ediyor? Sadece Turkiye Komunist Partisi'nin degil, uluslarasi devrimci hareketin bir donemine farkli bir bakis.
Ben kitabi begendim.
Ise gidip gelirken yolu benim icin heyecanli kildi bu kitap, zamanin nasil gectigini anlamama yardim etti.
Ana hikayesi heyecanli, anlatimi akici idi.
Karakterlerin hikayeleri ise guzel ayrintilar icerseler de sanki biraz daha iyi islenebilirlerdi.
Ote yandan,
Kar Kokusu severek okumus olsam da donup donup bir daha okuyacagim bir kitap oldu diyemem.
Kitabi bir cirpida okumus, sayfalar arasinda neler olacak acaba diye merakla dolanmis olsam da,
heyecanli bir cinayet takibi nasil sonuclanacak diye meraklanmis olsam da
kitabi bitirdikten sonra kendimi soyle dusunurken buldum:
"Tamam guzelmis... Simdi ne okusam"...
Sanki kitabin son sayfasini kapatinca kitap ve kitabin aklima yazdigi hersey bitti.
Sonra ustune dusundugum,
surada neyi anlatmak istemisti
ya da
sunu da ne guzel anlatmisti dedigim cok sey olmadi sanki.
Sonradan bakinca kitabin sayfalari arasinda isaretledigim bir su paragraf vardi...
Sovyetler Birliginde gecirdigi gunler, yurt disina cikmadan ulke sevgisinin ne anlama geldigini tam olarak kavranamayacagini ogretmisti Cemil'e. Ayri dusmus insanlar icin ulke bazen yalnizca bir turku demekti, bazen bugusu ustunde sicak bir yemek, bazen bir sokak goruntusu, bazen de bir isim. Nereye giderse gitsin ulkesini icinde tasirdi insan. Ulke dusuncelere sinerdi, davranis olur, hic beklemediginiz bir anda kendini gosterirdi. Isteseniz de kurtulamazdiniz ondan, bir tat, bir dokunus, bir ses, bir koku, bir goruntu olur, akliniza takilir, cekip gotururdu sizi cocuklugunuzun, gencliginizin gectigi yerlere.
Iste oyle...
Siz de oyle cok buyuk beklentilerim yok; soyle kapilip gidecegim surukleyici bir cinayet romani okuyayim, biraz da Rusya, komunizm ve donemin Turkiye partileri hakkinda bir kac satir okuyayim derseniz, Kar Kokusu'nu tavsiye ederim. Ben de buyuk ihtimalle kitapligimizda beni bekleyen ikinci Ahmet Unit kitabimin sayfalari arasina yakinda dalarim :)
O zaman
hepimize iyi okumalar :)

Ben bir kaç kitabını okumuştum Ahmet Ümit'in, funda ise tamamını okumuştur. Kar Kokusu evde var şimdi kafayı çevirip baktım kitalğığa da oracıkta duruyor. Bu sıralar kitap okumuyorum hiç habire fotoğrafçılıkla ilgili şeyle okuyum duruyorum. Ama sıkıldım da hafif, neden olmasın okuyayım bari şu Kar kokusunu...
YanıtlaSilBir cirpida okursun bence Nohutcum hem kafan dagilir hem de heyecanli baya tavsiye ederim. Gerci senin ev-is arasinda okuma sansin yok ama bilemedim ogle yemeklerini yerken bile okudum ben oyle diyeyim merak ediyor insan :)
SilBenim favorilerim Patasana ve Beyoğlu Rapsodisi Gülçin..ikisini de şiddetle tavsiye ederim. Pek çok kitabını okumuş biri olarak benim şöyle bir tespitim var..Ahmet Ümit'in romanları güzel kurgulanmış, insanı sürükleyen, çaktırmadan pek çok konu hakkında bilgi aktaran kitaplar.. çok da seviyorum...ama sonları hep aceleye gelmiş, sanki yazarıda bir çırpıda kitabı bitirmek istemiş gibi geliyor..yazmadan edemedim,umarım ayıp etmedim...iyi haftalar Gülçin :))
YanıtlaSilZeynep yaziyorum kenara cok tesekkurleroneriler icin.
SilBence cok guzel bir tespit seninki ben de kitabin sonunda biraz daha karmasa beklemistim sanki. Niye ayip edeceksin iyi ki yazmissin. Temelde begenmisiz benim anladigim ama daha fazlasini bekliyoruz o kitaplardan :) Sana da iyi haftalar sevgiler :)