3 Mart 2011 Perşembe

Yazamiyorum...

Isil isil yine bugun hava. Hani o dereleri de parlatan cinsten bir gunes var tepemizde. Ofisteki yerim degisti dere manzarali bir masam oldu benim de. Gerci kafani bilgisayardan kaldiracak vaktin olmayinca masan dere gormus ya da sokak gormus farketmiyor. Ama hele simdi ilk heves ya; benim kafam 15 dakikada bir pencereden disarilari izlemek uzere havada. Zaten ara ara pencereden tam gozume giren gunes de kafami kaldirmak icin bahane oluyor bana. Asla kalkip perdeyi kapatmiyorum. Biraz  saga biraz sola kayarak gozlerimi gunesten kurtarip o guzel isiltinin keyfini surmeye devam ediyorum. ne de olsa cok yok boyle gunler burada...

Izmir'den gelen guzel haberlerle benim icim de isil isil. Saglik olsun hepimizin hayatinda hep saglik olsun! Dolayisiyla isil isil olsun yazdiklarim da istiyorum. Mesela trende kucuk bir cocukla sohbet ettim, yuzumu guldurdu sabah sabah; onu yazsam. Sonra gecenlerde cok guzel bir filme gittik cok begendim onu yazsam. Dun verilen ani bir kararla Pazar gunu New Yorka ucuyorum. Bir hafta oralarda olacagim. Hem is hem gezmek. Sevincliyim aslinda onu yazsam... Yok olmuyor yazamiyorum...

Ne garip daha kac gun varolacak yazdiklarim bilememek, nereye gidersem okuyabilecegim blogumu, nereye gidersem bloguma ulasamayacagim ve yazdiklarim hos bir ani olup sadece aklimda kalacak emin olamamak. Sonra ne garip hep okudugum bloglar hala alistigim adreslerde mi olacak bilememek. ne garip blogumda guncellenen yazilarin haberini gorememek. Ne garip bloglarda sohbet havasinda gecen yorumlarin yerini uc bes tane genelde son hale kizginlikla suslu  yorumlarin almasi. Ve ne bunaltici, ne ic karartici bir yasagin daha gelip hayatimizin tam ortasina aniden yerlesmis olmasi...

Sanki kocaman bir apartmanda oturuyorduk hep birlikte. Sagimiz solumuz komsularla cevrilmisti hos bes sohbet mutluyduk. Bir anda bosaldi sanki oturdugumuz buyuk apartmandaki daireler. Komsu bir siteye tasindi herkes. Hangi kapiyi calsak bir not suradayim beklerim. Gidiyorum bazen o yeni adrese. Ama hani yeni bir eve tasininca esyalariniz hic tam yerlesmez ya o eve. Ya bir koltuk fazla gelir ya da hali salonun ortasinda ufacik kalir. Iste oyle yeni evlerine yerlesememis sanki bloglar da, yazilar da.  Ustelik gonullu bir tasinma da degil ya bu. Sanki gidilmek zorunda kalinan yer daha da yabanci geliyor o yuzden gozumuze. 

Bu sadece bir ornek. Hayatimizi direk etkiledigi icin daha fazla dikkatimizi ceken bir ornek. Ama etrafimiza baktigimizda tek yasagin bu olmadigini gormek zor degil. Sadece okumamiza izin verilen haberleri okuyabiliyoruz, izlememize izin verilen seyleri izleyebiliyoruz... Simdi de istedigimiz gibi yazamiyoruz. Ya sonra istedigimiz neleri yapamiyor olacagiz acaba?

Yine de bikmadan usanmadan soylemeye devam: Bloguma Dokanma!


4 yorum:

  1. Ne güzel ifade etmişsin Gülçinim.. Yağmalanmış gibi hissediyorum.. Biri bir bomba attı sanki dağıldık.. Geride kalanlar 3-5 gazi.. Dns ayarları bilmem ne istemiyrum.. Yekta Kopan twitter de yazmıştı: hiçbir şey yapmak istemiyorum, blogumu olduğu gibi istiyorum diye.. o misal..

    YanıtlaSil
  2. Of Deli Anne sorma. Sanki bir huzun coktu her yere. Evet cok guzel ifade ertmis hicbir sey yapmak istemiyorum, blogumu oldugu gibi istiyorum. Zaten bir sey yapmadik ki biz niye normal olani elde etmek icin cabalamamiz gerekiyor anlamiyorum.

    YanıtlaSil
  3. new york'a gittiğinde bir kartona bloğuma dokunma yaz ve sarı taksinin önünde lütfen poz ver.
    en güzel protesto şekli.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili baba,
    tam olarak olmasa da benzer bir sey yaptim :) Acaba hissettiler de ondan mi actilar bloglari :)

    YanıtlaSil

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails