2 Mart 2022 Çarşamba

baristik :)

 Dun eve geldiginde Deniz cok mutluydu.

Okuldan gelen fotograf ve videolarda da mutlu gorunuyordu ama ben butun gun o kadar kendimi kahrettim ki, Denizin eve gelince kirgin olacagini hatta dudagini bukup bana bugulu gozlerle bakacagini falan dusunmustum.

Deniz eve ziplayarak girdi. Anne biz bugun kulaklikla kitap dinledik, o kitapta anlatilanlari yaptik, anne yagmur yagdigi icin beden dersi yapamdik, anne bak bugunun sebzesi havuctu havuc stickerim var diye dur durak bilmeden anlatmaya basladi. 

Ben de katildim coskusuna. Toplantim da yoktu. Aksamustu birlikte cay saati yaptik - o sut iciyor. Sonra baleye gitmek icin hazirlanmaya basladi.

O sirada Deniz dedim bu sabah biraz tartistik bzi degil mi? Evet anne ama ikimiz de sinirlendik ya ondan oldu, ben yagmurlugumu giymeden disari cikmadim o kadar da sicak degilmis hava dedi. Ben de oyle davranmamliydim Deniz dedim. Daha sakin kalabilirdim ben de. Bir dahakine kalirsin anne dedi.

Baristik, opustuk, sarildik.

Bu da boyle bir animiz oldu iste. 

1 Mart 2022 Salı

Kizimin kalbini kirdim bu sabah...

 Burasi da dert kupu oldu. Habire icimi dokmek icin bloguma geldigimden, Gulcince'nin bu aralar, pek de ic acici bir blog sayfasi olmadiginin farkindayim, Ama eskiden boyle degildi biliyorsunuz. Gezdigimiz, guldugumuz gunleri yazdigim da coktu. Yine gelecek o gunler umarim. BU ara  boyle, beni idare edin.

Bu sabah denizle tartistik. Ve benim sucumdu.

Deniz, biliyorsunuz bir yandan dunyanin en kola cocugu. Hani temel seylere bakinca biz oyle klasik cocuk buyutme zorluklarini cok yasamadik Denizle. Ama detaylarda zorlandik, zorlaniyoruz. Herseye ikna edilmesi gerekiyor Deniz'in. Aklinda hep kendince inandigi seyler var ve onun disindakilere Denizi ikna etmek cok zor. En azindan ben zorlaniyorum arada. Buyuk sabir istiyor. Her seyi anlatmak gerekiyor, tane tane, kafasinda oturmasini beklemek gerekiyor. Oyle.

Bu en basit seeyler icin bile gecerli. SOyle bir animiz var Denizle. Kucuktu 2,5 yasinda falan. Eline bir oyuncak almis yanima geldi.

D: Annesi bu ne renk?

G: Siyah Denizcim.

D: ii beyaz.

G: Denizcim bak bu beyaz, bu siyah bence ne dersin?

D: ii beyaz.

G: oyle mi neden oyle dusundun?

D:....

G:...

D: Annesi, bu kirli beyaz.

Evet, bu kadar. Bu detayda kaasindakilere tutunan bir cocuk. 

Bu kotu mu? Asla. 

Ama kolay mi? Degil.

Cunku aliniza gelebilecek herseyde bunu yasiyoruz. Ve en basit konuda bile bu konusmalar dakikalar surebiliyor. Ha ikna etme cocugu diyeceksiniz, ki zaten oyle bir derdim yok ama bazen bazi seylerin yapilmasi da gerekiyor.

Mesela bu sabah mont yuzunden tartistik. Hava 9 derece ama okula mot giymeden - daha dogrusu yagmurlukla- gitmek istiyor. Usuyecek diye dusunuyoruz ve bir tik kalin montunu giymesini istiyoruz ama yok.

Ha mont da giymesin inanin bu da umurumda olmuyor bir sure sonra ama Deniz bunu artik bize bagirarak anlatmaya calisiyor. Hemen bir ihhh, giymicem, you cant say this, I decide myself vs vs havalarda ucusuyor. Ve sanirim su aralar icinden gectigim durumunda etkisiyle benim buna hic ama hic tahammulum yok. Deniz bagirinca bende bir sey tetikleniyor.

Bu dogru mu? Asla.

Kontrol edebiliyor muyum? Hayir.

Ve iste o yuzden bu sabah yasanan benim sucum. Cunku 5 yasindaki cocuk kendini kontrol etsin bagirmasin isterken asil kendini kontrol etemsei, edebilmesi gereken benim. Biliyorum. O yuzden ben hataliyim.

Ama iste o an gercekten kontrol edemedim kendimi ve bu sabah okula giderken onu ugurlamadim. Koca insan yaptigimdan utaniyorum. 

Sabah okula birakirken Ozan aglamis. Kizim.

Gelince ozur dileyecegim vs vs. Ama iste olan oldu.

Bazen yasadiklarim Denizden cikiyormus gibi hissediyorum, halbuki onun ne sucu var? Hic. Gercekten hic. Ama ben de isnsanim iste oluyor.

Oldu. Artik bunu degistiremem.

Ozur dilerim, sariliriz ama kalbi kirildi biliyorum.

Kizimin kalbini kirdim bu sabah. Keske boyle olmasaydi.

28 Şubat 2022 Pazartesi

Iyi haberler

 Kisacak yazmaya  geldim.

Test sonuclari geldi.Tumor buyumemis ki bu ilacin calistigini gosteriyor ve iyi haber.

Ve herhangi bir sicrama yok. Bu harika haber.

Yani evet kanser hayatimizda ve ilac agir bir ilac, annemi zorluyor ama olabilecegimiz en iyi hallerden birindeyiz.

Cok sukur!

Tabi ceken annem. Onun hisleri en onemlisi ama o da cok sukur diyor ve mutlu.

Bizim icin gonedrdiginiz iyi dileklere, dualara cok ama cok tesekkur ederim.

Hele bir insan var ve o kendini biliyor, ona tesekurum sonsuz. Bu blogu actigim 2010 yilindan beri taniyorum kendisini. Buradan tanistik ama birbirimize yoldas olduk. Ne zaman darda kalsak yetisir, yine yetisti yanimda oldu. Her zamanki gibi.

Blog garip bir sey. Iyi ki yazmisim diyorum hep. Iyi ki yazmisim da burayi okuyan herkesle yolumuz kesismiz.

Simdi bir sonraki testler Mart sonunda. Hep iyi gelsin sonuclar insallah...

Hepinize iyi haftalar.

23 Şubat 2022 Çarşamba

Izmirdeydik...

Biliyorum annemin durumu merak ediliyor. Denizle yeni izmirden donduk. Oyle fena bir zamana denk geldi ki her sey. Kovid bir yandan.. Neyse...


Annem cok iyi diyebilmeyi cok isterdim. Geçti gitti diyebilmeyi cok isterdim. Ama durum o kadar toz pembe değil. sanirim bu sefer niye farkli oldugunu anlatabilmem icin gecmisi de biraz anlatmam gerekiyor. 


Annemin bu kanserle ilk tanismasi degil. Annem 2007 yilinda ilk kez kanserle tanıştı. O zaman bobreginde bir kitle tespit edildi ve ameliyatini Cumhur abi yapti. Cumhur abi, izmirde cok basarili bir cerrah ve bizim aile dostumuz. Ameliyattan ciktiklarinda, "Sadece kitleyi alabilirdik ama büyüktü ve risk almak istemedim böbreğin tamamini aldik" dedi. Cok şanslıydik. Hic yayilma yoktu. Cumhur abi kitleyle birlikte böbreği de alinca kanser tamamen temizlenmiş oldu. Kemoterapiye falan ihtiyac olmadan bu atlatildi ama kanser hayatimiza iste boyle girdi.


Bundan sonraki 9 yil annem icin yillik kontrollerle gecti. 2016 yilina kadar da hiçbir şikayeti olmadi.


2016 ocak ayinda annemin sikayetleri, karin agrilari basladi. Aralik ayında bizim yanimiza gelmişti ve Ozan'ın annen halsiz gorunuyor dedigini hatırlıyorum... Ocak ayinda yine yillik kontroller vardi ve orada annemin karin bolgesinde kitkeler tespit edildi. Bir oncekinden daha ciddi idi durum. Pankreasin kuyruk bölgesinde ve kolonda kanser geri gelmişti. O donemi bilenler bilir. Biz tatil icin Floransada idik. Annemin kanser oldugunu ve Denizin aramiza katilmaya karar verdigini ayni gun ogrenmistik... Hayatimin en degisik ve en unutamayacagim günlerinden biri...


Annem subat ayinda buyuk bir ameliyat geçirdi. Pankreasinin kuyruk bölümü, dalagi, lenflerinden bir kısmı ve kalin bagirsaginin bir bölümü alindi. Whipple ameliyati deniyor buna. Ameliyat cok agirdi ama sonuçlar bizi hafifletti. Annemin pankreasindaki kanser pankreas kanseri değildi. 9 sene once alinan böbrekten matestaz olmustu. O zaman doktorlari bu durum saskina cevirse de bize "Sevinin." dediler "pankreas kanseri cok daha zor." Sevindik. Kalinbagirsak ne imis derseniz. O yeni ve bagimsiz bir kanserdi. Ama yine cok sanlsiydik cunku bu ameliyattan sonra pek cok hasta torba ile yasamak zorunda kaliyordu ama annem icin bu gerekmedi. Yani tablo zordu ama zorun kolayi idi. Aldik basimiza koyduk. 

O donemi blogdan takip edenler bilir. Annem benim hamileligime paralel uzun bir kemoterapi sureci yasadi. Zordu. Ama biz cok umutluyduk. Kanserli kitleler temizlenmisti. Kemoterapi aliyordu, iyi de idare ediyordu ve bebek geliyordu. Biz o zor zamani elimizden geldigince pozitif kalarak geçirdik. Sonra Eylul geldi. Deniz geldi. Annemin pet sonuclari temiz cikti ve kanser yeniden gitti. Bizim ailemiz icin en guzel zamanlar basladi. Hepimiz kus gibi hafiflemistik.


Belki de o yuzden Denizin dogumunun sonrasinda 3 basimiza olsak da, lohusaligimi yalniz gecirmek zorunda kalsam da bir kere of demedim. Bebegime sarildim. Her günümüze sukrettim, keyfine vardım. Sonrasini da biliyorsunuz ailemle ayri ulkelerde olsak da kizimi beraber büyüttük. Biz gittik onlar geldi annem hep yanimizda oldu. Belki de o yuzden denizin anneme bu ayri bambaska düşkünlüğü...

Her sey iyi gidiyordu. Annemin aylik kontrolleri 3 aya sonra 6 aya cekildi. Gectigimiz 5 yil boyunca 6 ayda bir kontrolleri yapildi. Annem geldi biz gittik, hayatın tadina varmaya calistik. Annemin en buyuk nesesi hep Deniz oldu. Ve kanserin bu roundundan geriye kalan annem icin seker hastalığı oldu. Pankreasinin bir bolumu alindigi icin annemin artik insulin kullanmasi gerekiyordu. Annem tabi bunu hic sorun etmedi. Igneler haplar cogalsa da nesesi enerjisi yerindeydi. 

Sonra pandemi geldi. Aramiza listeler, sinirlar girdi. Ve en onemlisi biliyorsunuz pandeminin basinda kanser + korona yuzunden dayimi kaybetmemiz oldu. Bana sorarsaniz annemi en cok uzen, hirplalayan ve cokerten o oldu. Annem dayima cok duskundu, dayim da anneme... Yine de onu da cok iyi idare etti annem. Hep umutlu kaldi. 2020 yazinda Izmire gittigimizde gayet iyiydi. uzgundu elbette ama iyiydi.


Ve 2021 yilina geldik. Yani annemin bobrek kanseri ile tanismasinin ve bobreginin alinmasinin ustunden 14 yil, buyuk ameliyatin ustunden de 5 yil, dayimin vefatinin ustunden 9 ay gecmisti. 6 ayda bir olan kontrolleri devam ediyordu. Ve ocak ayındaki kontrolunde tiroidlerinde bir sislik hissedildi. Kontroller hemen 3 aya indirildi. O sirada biz de korona geciriyorduk hatirlarsiniz, geçen Ocak ayi.


Ocak sonunda bir gun biz evde karantinada iken annemi aradim Denizle konussun diye ama acilmadi telefon. Tekrar aradim, acan yok. Tekrar, yok... O gun evde annemin sekeri düşmüş. Ama baya ağırmış. Eve ambulans gelmis. Oncesindeki yazda biz çeşmede iken de olmustu bu. Annem bu seker dususlerinden aonra o kadar sarsiliyordu ki 3-4 gun kendine gelemiyordu. Yine aynisi oldu. Biz Londra'da korona, annem Turkiye'de testler icinde. 2021 zor başlamıştı...


Bu seker dususunun ustune annem buyuk testlere girdi ve tiroidlerindeki siskinlige de bu arada biyopsi yapilsin dendi. Biyopsi sonucu okdi ama Cumhur abi "Talih gel biz bunlari alalim bosver durmasin" dedi. Biz Cumhur Abi'ye cok guveniriz, o alalim derse alınır. Iyi ki de alinmis. Ya bir sey yok ama alinsin diye yapilan ameliyatin sinunda tiroidkerde kanserin geri geldigi anlasildi. Hem de yine 14 yil önce alinan bobrekteki kanserin matestaziydi. Cumhur abi bana "Gulcin tıp literaturune gececek bir sey akil almiyor bobrek yok ama aktif matestaz yapıyor ustelik bobrek kanserinin en son matestaz yapacagi yerlerdendir tiroid" dedi. Yine sansliydik. Yine yakaladik. Sonrasi baska yerde de var mi diye yapilan petler, scanler. Zaten bilen bilir en zoru o test sonuclarini beklemek... Ama temiz geldi. Baska yerde tutulum yoktu. Yine derin bir nefes aldik. Kontroller 3 ayda bir devam edecekti...


Bir sonraki 3 aylik kontrolde anevrizamada genisleme goruldu. Kanserle alakasi yoktu ama bir de bunun ameliyatini oldu annem gecen haizran ayinda yani tiroid ameliyatindan 3 ay sonra. Bu da agir bir amilyatti ya da anneme agir geldi. Sonra agustos basinda retinasi yirtildi ve bir de goz ameliyatı oldu. Yani cok sukur kanserle alaksi yoktu bunlarin ama 69 yasinda ust uste bu kadar ameliyat hem vucudunu hem ruhunu yordu...


Ama bizim cesmede olmamiz, Denizle uzun oyun saatkeri anneme iyi geldi. Biz geldigimizde enerjisi baya dustuktu ama biz gidetken baya toparlanmisti. Yine bir oh dedik. Derin bir nefes aldik. O nefes anca 2 ay huzur dolu oldu. Kasim ayindkai kontrollerde yine supheli degerler görüldü. Yine petler yine scanler. Bu test donemlerinin yasattigi stresi ancak yasayanlar anlar. Nasil diyeyim sanki bogaziniza bir yumru oturuyor da orada kalıyor. Nefes cigerinize inmiyor, su, yemek kursaktan geçmiyor.


Testler kasim sonunda bitti ve sonuclar iyi değildi. Kanser geri gelmişti. Yine bobrek kanserinin matestazi. Yine... Ve bu sefer bilmedigimiz bir sekilde geri geldi kanser. Ameliyat edilemez yerlerdeydi... Yıkıldık..


Cunku o zamana kadar doktorlar bize hep sevinin ameliyatla cikacak bir sey demişlerdi. Mutlu olun alıp cikaracagiz. E şimdi...


Annem ameliyat olmak asla istemiyordu cunku cok yorgundu. Ama istese de ameliyat olamiyordu zaten. Bu sefer 2 yerde kitle tespit edildi. Biri - kanserli olduğundan hala emin olunmasa da- bobrek. Ki biliyorsunuz annemin tek bobregi var... Biri de - kanserli oldugu kesin olan ve bobrek kanserinin matestazi oldugu kesin olan- pankreasin uc bolgeisne cok yakin bir yer. Tam pankreasin, organin ucu degil ama oradaki ana damarlara ve organa cok yakin bir lenf. (anladığım kadari ile)


O doktor konusmalari cok zordu. Ben orada değildim ama abim bana her konusmagi kaydedip yolluyordu. Ameliyat edemeyiz. Edersek ameliyat sonrasi hayat kalitesi cok dusecek ve zaten temizleyebilecegimiz kesin degil. Diyalize baglanmak zorunda kalabilir. Bobrege dokunmasak birini alip birini birakmanin analami yok. Yeni bir whipple icin vucut güçsüz. Pankreasin bas bolgesi ameliyati en zor bölge....


Bir doktor gorusmesinden sonra abim bayıldı. Dinlemesi oyle zor seyler ki... Bu sefer baya kotu kapaklandik yere. Bu sefer fena sardildik. Zordu...


Sonra Cagatay bey - annemin medikal parktaki onkologu- iyi haberler de var dedi. 
Birincisi bunlar cok yeni olusumlardi. Cunku annemin daha bir ay once batin ultrasonu cekilmisti ve bir sey yoktu. Ayrica Tumorun yapisi da annemin gen yapisi da akilli ilaca uygundu. Akilli ilaca baslanacakti. Ve boylece kasim sonunda akilli ilac macerasi başladı.


Kanserin bu seferki ziyaretinde bilmedigimiz bir yerdeydik. Benim aklimda bir turlu bazi seyler oturmuyordu. Annemin morali iyiydi, umutluydu ama ilac cok agirdi. Ben yemek yiyemiyordum, uyuyamiyordum. Keza abim ve babam da. Ben Deniz'e belli etmemek icin, onlar annemi uzmemek icin disariya güçlüyü oynuyorduk ama hepimiz kotuyduk. Hani kelimenin tam anlamiyla dibe coktuk cunku bilmedigimiz anlamadigimiz bir yerdeydik ve ilac anneme agir geliyordu. Nasıl gelmesin organlarin yarisi zaten yok...


Kasım ve Aralik aylarinda - lanet korona yuzunden Turkiyeye gidemedigimizde- ben hayatimin en buyuk bunalimlarindan birini yasadim. Iste beni ne instagramda ne bir yerde goremediginiz zamanlar. Calisiyordum, Denizle ilgileniyordum, spor yapiyordum, yuruyus yapiyordum, kitap okuyordum, cok daha cok calisiyordum. Kafami dagitmak icin herseyi yapıyordum ama olmuyordu. Hani disaridan bakan vay be nasil da guzel idare ediyor bu zor durumu, hala bunca seyi yapabiliyor der ama ben aslinda hicbir seyi idare edemiyordum. En huzurlu oldugumuz anlarda bile kafamda senaryolar dolanıyordu. Sanki kafamda bir ses hic susmuyirdu. Onu duymamak icin daha cok calisiyordum. Denizi yatirip yeniden calisiyordum. Mudurum gulcin dur diyordu. Durdurmayin beni diyordum. Birakin çalışayım. Ofistekilere bana durumu sormayin dedim. Cunku konusmaya baslayinca ağlıyordum. Bana sadece is sorun. O kaddar uzun zamandir bu sirketteyim ki beni hepsi taniyor. Sessizce kenara cekildiler. Kimse bana bir şey demiyordu. Ben calisiyordum onlar izliyordu.


Christmas geldi. O aile ile olma laflari bana nasil agir geliyordu anlatamam. Ailemle olamiyordum işte. Annem ilacin etkilerini cok kotu yaşıyordu. Korona çıldırmış gidiyordu. Bir gece Ozan'a deli gibi ağladım. Cocuk sok oldu. Bu kadarini ben bile tahmin edememistim gulcin kotusun goruyorum ama bu kadarini dusunmemistim dedi. Icten ice curuyordum. Kimseye anlatmiyordum cunku bir seyi kac defa anlatabilirsin. Biz bunu 4. defa yasiyorduk. Hatta dayimi kaybedisimizle 5... Her defasinda anlat anlat. Kimseyi uzmek de istemiyordum zaten. Instagrama vs yazmama sebebim de buydu. Elimden geldigince kendi kendime halletmeye calisiyordum ama olmuyordu. Ne icin ugrasiyorduk? Ilac tumoru bitirecek miydi? Gecip gidecek miydi bu? Hani ameliyat zamani onu bekliyorsun ve sonrasinda gelen buyuk bir rahatlama oluyor. Simdi de oyle bekledigimiz bir sey var miydi? Hani hemen yakalamistik ya bu hemen bitiverecekti belki de. belki de o kadar kotu durumda deildik? Ama oyleyse neden doktorlar o kadar agir konusmustu? Bu ilac ne kadar devam edevekti. Annemi o kadar hirpaliyordu ki ne kadar bunu icecekti? Daha onemlisi ne kadar bu ilaci icebilecekti? ve icemezse ne olacakti? Kafamda binlerce soru vardi. Ve bir tane cevap bile yoktu. Cevaplari bilemeyince benim beynim en kotu senaryolari kuruyordu. Sürekli . Surekli... Yalniz halledemiyirdum iste. Terapiye başladım... Ve annemin doktorunu arayip Cagatay bey bu belirsizlik beni mahvediyor ne olur bana acik acik her seyi anlatin dedim. Anlatti...


Bu hemen yakaladigimiz bir tumordu evet ama eski kanserin matestazi oldugu icin oyle ah yakaladik halledeceğiz diyecek bir durum degildi. Annem artik 4. evre bobrek kanseri idi yani son asamaya gelmiştik ve kanser her seferinde daha kisa bir sure sonra atak yapıyordu. Agresif bir durum vardi. Yani tablo cok tozpembe değildi. Elimizdeki silahlarla tumorun buyumesini ve yayilmasini engellemeye calisacaktik. Yani kanser atak yaparken biz savunmayi guclendirecektik. Ama ilacla bitecek bir sey degildi bu. Ve annem maalesef bundna sonra hep tedavide olacakti. Ya akilli ilac ya immunoterapi. Ellerindeki silahlarla savunabildikleri kadar vucudu savunacaklardi. O en zor soruyu sordum peki onumuzde kisitli bir zaman mi var? Evet dedi. Ama oyle aylar degil. Cunku savunmaya cabuk basladik. Yillar var onumuzde. Ama kac yil olacagini mucadele suresinde gorecegiz. Cunku biz savunma yapabiliyoruz. Kanser atak yapmazsa daha uzun yillar. Yaparsa .... Ona gore baska bir savunma. Yasayip gorecegiz. Bunlar on goremeyecegimiz, kontrol edemeyecegimiz şeyler...


Bu hayatimin en zor konusmalarindna biriydi. Cok üzüldüm. Ama guzel üzüldüm. O uzuntu beni dustugum kuyudan çıkardı. Hersey zordu. Benim gibi kontrol hastasi biri icin daha zordu. Ama en azindna kafamda bazi seyler aydinlandi. Hadi simdi disimizi sikalim bitsin, sonra yeniden mutlu olmaya devam ederiz diyecek bir halde degildik. Ilac bitsin annem toparlanacak, gececek eski gunlere donecegiz diyecek bir halde degildik. Bekledigimiz bir sey yoktu. Ama kotu sonuclara hemen varmak da sacmaydi. Sureci yasayip gorecek, kansere karsi elimizden gelen savunmayi yapacaktik. Ilaclar kendi isini yapacakti. Bize düşen de hayati guzel yasamakti.


Ne kolay yazdim degil mi? Am hiç kolay yasamadim bunlari biliyor musunuz...


Ama iste bu konusma benim icin bir donum noktasi oldu. Zaten o sirada o hic bitmeyecek gibi gelen christmas tatili de bitti. Ise donmek iyi geldi. Annem de biraz daha iyiydi. Boyle giderse doktoru subatta izmire gitmemize izin verecekti, tabi bir aksilik cikmazsa.


Ocak başında abim de biz de korona olduk. Buna ailece sevindik biliyor musunuz cunku boylece subatta antikorlar yuksek olacakti. Ve iste gecen hafta yine delice dikkat ederek annemin yanina gittik. Anneme de bize de bu ziyaret cok iyi geldi...


Gelelim bugune... 

Annem cok sukur cok kotu degil. Ama tabi ki cok hirpalandi. Cok sukur ilaci icebiliyor ama ilac agir geliyor. Tiroid degerleri, sekeri, tansiyonu hepsi oynamis durumda. Ote yandan tiroidleri yok, pankreasinin bir kismi yok, dalagi yok, kalin bagirsaklari yok yani vucut eksik bir sekilde bu savasa devam ediyor. Eksikler baska ilaclarla kapatilmaya calisiyor ve bir suru ilac iciyor. Tabi bunca ilac da onu yoruyor ve eskisine gore daha halsiz ve bitkin. Daha cok yatmak istiyor. O kadar agir bir tedavi ki bunlar normal. Ama zor. 


Ilacin calisip calismadigi (tumor buyumezse calismis sayilacak) ve kanserin baska bir yere atak yapip yapmadigi (maalesef olasiliklardan biri beyin-ne olur olmasin...) onumuzdeki gunlerde yapilan tomografi ve mr cekimleri ile belli olacak. Yani yine bizim icin stres dolu gunler var. Ah bir temiz gelse...


Annemin morali iyi. Onun morali hep iyidir zaten biliyorsunuz. Cok sukur bu da gececek diyor. Ilaci iciyor, olabildigince vucudunu dinliyor. Bir yandan korona olmasa bence cok daha kolaylasacak aslinda surec ama koronadan dolayi ekstra bir  ice kapanma var tabi. Bu da onu baska turlu yoruyor. Ama yine de iyi. Eskisi gibi kipir kipir degil, nasil olsun.. Dalip gidiyor arada. Denizle oynarken bile bazen kenara cekilip uyuyuveriyor. Ilacin verdigi bir yorgunluk bu normal. Vucudu ne isterse onu yapsin dinlensin tek isteidgimiz bu... Zaten ona sorsaniz hep iyiyim diyor. Bu kadar olacak canim ben iyiyim. Canim.


Babam hep annmein yaninda. Kriz doneminin insanidir babam. Anneme yine nasil guzel bakiyor. Butun aile korona izin verdikçe moral vermeye calisiyoruz ama annem hic evden cikmak istemiyor. Korona etkisi ve tabi vucudunun yorgun olmasi bunun sebebi. E hakli... 
Baharla birlikte bunu yenecegiz insallah cunku ne demistik bu sureci guzel yasamaliyiz. Tabi vucudu izin verdiğince... 

Deniz yine anneme cok iyi geldi. Bir de nasil anlayisli nasil tatlıydı. Deniz anneannesinin hasta oldugunu biliyor ama tum ciddiyeti anlatmadim tabi. Daha 5 yasinda. Bir ilac kullandigini, yorgun olabilecegini, eskisi kadar uzun oynayamayabilecegini biliyor. Biliyorsunuz Deniz ve annem butun gun birlikte oynarlar. Bunun bazen mumkun olamayacagini ona gitmeden anlattim. Nasil anlayisli. Anneme sen yat ben simdi yalniz oynarim diyen, gidip anneanneiani uyurken open kucuk bir kuzu o...


Hayat ne gosterecek bilmiyoruz. Sonuca varmamaya, kendimi simdiden kahretmemeye, merakta kalip olacaklari beklemeye calisiyorum.. Cok zor. Keske boyle olmasaydi ama iste oldu. Dilerim bundan sonrasi daha kolay olsun. Dilerim su onumuzdeki testlerden yuzumuzu guldurecek sonuclar ciksin.  


Bizden haberler boyle iste. Bize dua ederseniz cok sevinirim... Su testlerin temiz cikmasi icin bizi de iyi dileklerinize alirsaniz cok mutlu olurum. 

Canim annem, canik babam. Ikisini de cok seviyorum...

10 Ocak 2022 Pazartesi

Nerden baslasam nasil anlatsam

Bu aralar halim inisli cikisli. Annemin artik blogumu okumadigini umarak buaraya daha rahat yaziyorum ama uumarim okumuyordur.

Tabiki yasadigimiz son olaylar beni sarsti. Bu sefer tahminimden daha cok sarsti. Ama toparlanmam lazim biliyorum. Toparlanacagim, onu da biliyorum. Zaman. 

Benim beynim biraz boyle calisiyor. En kotusunu dusunuyor ilk basta. Bir terslikle karsilastigimizda beni alip bir yere vuruyor. En kotusunu gozume sokuyor falan. Yikiliyorum. Hem de cok.

Sonra sakinlesmeye basliyorum. Yavas yavas. Kabullenme sureci sanirim bu. Sonra biraz daha onumu gormeye baslayabiliyorum iste. Ama karsilasilan sorun bizimki gibi buyuk olunca tabi bunlar da daha fazla zaman aliyor. Normal belki de.

Terapiye basladim. Gecen hafta. 

Pandeminin basinda, dayimla ilgili durum basladiginda da terapi almistim. Simdi de basladim. O da iyi gelecek umuyorum.

Bu sakladigim bir sey degil. Hic olmadi. Olmayacak. Ben terapi almayi seviyorum. Iyi geliyor bana. Umarim bu sefer de gelir. 

Elimden geleni yapiyorum. Iyi olmak, daha iyi hissetmek icin elimden geleni yapiyorum. 

Yuruyorum her gun. Bazen kitap okuyarak yuruyorum. Bazen muzik dinliyorum hayaller kuruyorum. Kimsenin hasta olmadigi hayaller. O hayaller ne guzel hayaller.

Kitap okuyorum. Ama boyle hafif kitaplar Debbie Mccomber falan. Kutuphanede hepsi var. Gidip gidip aliyorum. Ergen gibi onlari okuyorum kafam dagiliyor.

Spora geri dondum. 2 aydir falan hic spor yapamiyordum. O da iyi gelecek biliyorum.

Olabildigince arkadaslarimizla zaman gecirelim diye ugrasiyorum.

Ve en onemlisi iyi olmak icin kendimi zorlamamaya calisiyorum. En zoru bu biliyor musunuz? O kadar alismisiz ki guclu olmaya, anneme destek olmaliyim yikilamam, kizim var yikilamam, babama destek olmaliyim iyi olayim. Ama iste bazen de iyi olmak istemiyor ki insan, ya da istese de iyi olacak halin olmuyor ki. O zorlama hali en zoru. Cunku o zaman disin iyi olsa da icin iyi olmuyor ya icten cururyorsun sanki. O hal iste en fenasi bence. Ona dusmemeye calisiyorum da pek de basarili oldugumu soyleyemeyecegim.

Bazen kimseyle konusmak istemiyorum. Kemseye anlatmak istemiyorum. Drama queen gibi olmak istemiyorum. Ama iste anlatmayinca da icinde birikiyor. O daha fena. Onu da biliyorum.

O yuzden buraya yazmaliyim belki. Belki daha cok yazmaliyim.

Okuyup da ici kararanladan ozur dilerim ama beni en cok dinleyen sanirim blogum. Hic sikayet etmeden hem de.

Nerden baslasam nasil anlatsam bilmiyorum.

Iyi degilim. Ama iyi olacagim biliyorum.




Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails