29 Ekim 2020 Perşembe

Yeniden merhaba

Canim blogum ne uzun ayri dustuk bu kez. ustelik bunca garip zamanlardan gecerken keske sana daha cok yazabilseydim. Keske animilarimiza bu garip gunleri de ekleyebilseydim ama olmadi.

Ben sana yazamazken biz Turkiyeye gittik ve uzun zaman Turkiye'de kaldik. Aman yarabbim ne zordu o karari vermek. Bir tyandan gitmek istiyoruz bir yandn ya bir sey tasirsak ailemize diye korkuyoruz. Bir yandan gitmek istiyoruz bir yandan buradaki guvenli cemberimizden cikmaya cekiniyoruz. Bir yandan gitmek istiyoruz bir yandan yolda ya kaparsak diye dusunuyoruz. 

Doluya koyduk almadi, bosa koyduk dolmadi derken... Ozanla oturduk ve dedik ki, asi yok, kisin bu sacma sapan hale bir de gribal enfeksiyonlar eklenecek. Biz simdi bu kadar endiseleniyorsak, kisin nasil gidecegiz? E gitmezsek en son gecen yaz gittik Turkiye'ye. 2 yil ailemizi gormeyecek miyiz? Tabi ki gormeyebilirdik de. Sonucta saglik en onemlisi. Ama o zamanin sartlarinda gidebilecegimize karar verdik. Aldik cifter cifter maskelerimizi, gozluklerimizi, yuz korumalarimizi. Yola koyulduk.

Yol bekledigimizden kolay gecti aslinda. Bunlari instagramdan beni takip edenler okudu zaten, ikinci kez anlkatmayayim. Sonra istanbulda 2 hafta olabildigince herkeslerden uzak bir duruduk. ve sonra cesmeye annemlerin yanina gectik. Oh be!

Bu yil yasadiklarimizdan sonra, annemlerin yanina gidebilmek bana cok iyi geldi. 5 hafta ailemle birlikteydik. Biz Ozanla hemen hemen her gun 1-2 saat olsun kacip deniz kenarinda kitap okuduk bir eglendik. Hatta Deniz dohduktan sonra ilk kez onu annemlere birakip. 2 gece birlikte kacti. hepsi cok iyi geldi. 

Sanirim tatilin tek zor kismi Denizin degisen huylari idi. Bunu sadece tatile baglamak mumkun degil. Otursam ustune ayri bir yazi yazarim, hatta yazayim. Ama karanntina ile beraber Denizin huylarinda acikca hissedebildigimiz degisimler oldu. Baslarda her sey ahrika idi. Aylar gectikce, kendi kendine oynamak istemez oldu. Hep birimizden biri bil fiil onunla ilgilensin istemeye basladi. ne yapsak kucuk hanima yetmez oldu. Oynama seklimizi begenmez, sikilir, bagirir. Bunlar bizim cok aliskin olmadigimiz haller. Bu haller Turkiyede de zaman zaman devam edince hatta bazilari iyice artinca tatilde de olsak zorlandigimiz cok oldu. Ama o noktalarda da aile destegi paha bicilmezdi. O da cok ama cok iyi geldi. 

Sonucta 6 Aeylulde evimize donerken ben keske Eylul sonuna kadar kalsaydik diyordum. Ozan evimize gidelim bir kis duzeni kuralim diyordu. deniz ben Londrayi cok ozledim diyordu :)

Dondugumuzden beri 2 aya yakin zaman gecti. 2 hafta yine evdeydik. Aslinda Turkiyeden gelenlere burada karantina yok ama biz kimseye risk olusturmak istemedik. Sonra Deniz 3 gun krese basaladi, onu sonra 4e cikardik cunku evde gercekten artik oyalanmasi cok zordu. Biz islerimize donduk. isler yogunlasti derken iste kis kapiya geldi.

Hazir miyim kisa?

Bilmiyorum.

Ben bu yil kistan biraz korkuyorum.

Ama pilatese basladim, evde kendimi oyalayacak aktiviteler yaratmaya calisiyorum, kizimla doya doya vakit gecirmeye calisiyorum derken gunler geciyor.

Bu kisin evde gececegini kabullenmeye calisiyorum. Saglikliyiz, ailelerimiz saglikli, cok sukur saglikli mutlu bir cocugumuz var. Elimdeki her seyin kiymetini bilip bu kisi da guzel anilarla kapatmaya calismak istiyorum.

#gulcineiyigelenler diye bir hashtag yaptim kendime instagramda. Dusundum de bana en iyi gelen sey yazmak iken bben bu kisi yazmadan gecirirsem buyuk aptallik etmis olurum. 

Simdi bu yaziyi tamamladiktan sonra outlook'a girip haftada 2 gun yazi yazmak icin kendime hatirlatma koyacagim. ha her zaman iki olmayabilir. Olsun 1 olsun bizim olsun.

O zaman yeniden merhaba blogum.

Ben geri geldim.

Hadi bu kisi beraber anilarimiza yazalim.... 

3 Temmuz 2020 Cuma

Planlar planlar

Pazar gunu kampa gidiyoruz, 2 geceligine. Ben ve kamp. Aman yarabbim!

Kaliforniya'da kamp alaninda ama onlarin cadirlarinda kalmistik bir kez, guzeldi. Velakin o cadir degildi. Ben oyle toz toprak seven bir insan degilim. Cadir falan bana gore degil yani. Ama az once de soyledigim gibi biz pazar gunu kampa gidiyoruz. Ey korona sen nelere kadirsin?

Deniz heyecandan yerinde diramiyor. Evde "cok heyecanliyimmmmm" diye dolasiyor. Eve kamp icin ismarladiklarimiz geldikce zipliyor, atliyor, cigliklar atarak evde kosuyor. Bu sevinci umarim kampta da devam eder. Zira ben sadece onun icin gidecegim kampa. O da sevmezse ne anlami kalir degil mi :)

Bugun kucuk hanim kreste. Cuma gunleri gidiyor ya. gecen gun ben niye krese gidiyorum sadece 1 gun gideceksin demistiniz dedi. Ama haftada bir gun dedik Deniz dedim. Bir kere gittim bu iki oluyor, siz bana dogru soylemediniz mi dedi. Henuz hafta kavramini anlamamis onu bu sayede farketmis olduk :)

Neyse anlattik, dinledi, anladi mi emin degilim ama bu sabah sorunsuz kresine gitti.

Bu ara annemi cok ozledi. yan komsumuzun da torunu var ve geliyor anneannesine. O neden anneannesine gidebiliyor ben gidemiyorum diye soruyor. Ah benim kuzum. O kucucuk kalbinde ne ozlemler tasiyor benim kizim. Gidebilirsek Turkiyeye sanirim buna en sevinen deniz olacak.

Gitmeyi dusunuyoruz. Ama bir trlu bilet alamiyoruz. Elimiz varmiyor. Biz alamadikca biletler pahalanmaya devam edeiyor. Tam alalim diyoruz, ama ya... diye baslayan cumleler aklimiza hucum ediyor cok zor.

Gitmek istiyoruz. Cunku covid bitmeyecek. Butun arastirmalar onu soyluyor. Annemleri en son gecen yaz gormustuk. Simdi gitmezsek bir dahaki yaza kadar da gitmemiz zor gibi. Covid tabi ki bitmedi ve biz eksisi gibi leimizii kolumuzu sallayarak annemlerin yanina gidemeyiz. Niyetimiz once 2 hafta Istanbul'da  karantina yapmak. Sonra annemlerin yanina gecmek. O arada bir de test yaptirabilir miyiz diye arastiriyoruz. Kafamizda bin tillki dolasiyor. Cok zor bir karar.

Turkiyede karantina zorunlu degil evet ama biz direk annemlerin yanina gitmeye cesaret edemiyoruz. Ailelerimizi gorekten bunca mahrum kalmamiz. Ah :( Ama saglik olsun tabi ki. Ne onlem gerekiyorsa alacagiz.

Onleimin en guzeli tabi ki gitmemek. Akil gitmeyin diyor. Yurek gidin diyor. Riskin farkindayiz. Riskin bitmeyeceginin ve hatta aratacaginin da farkindayiz. O riski yonetemenin yollarina bakiyoruz. Simdi karantina ile onlem alabilmeyi umuyoruz.

Cesmede de ortalikta dolanmayi dusunmuyoruz. Ailemizi gorecegiz oradan calisacagiz ve donecegiz. DOnunce de 2 hafta burada karantina yapacagiz. Niyetimiz boyle.

Umarim gidebliriz. Ama bilet almaya gelince is elimiz hala varmiyor, varamiyor.

Gorecegiz bakalim onumuzdeki gunler bize neler getirecek...

26 Haziran 2020 Cuma

Deniz krese dondu...

Deniz,
Bugun tam 3,5 ay sonra krese dondun. Ustelik artik Toddler 2'ye degil pre-schoola basliyorsun. Pandemide buyudun...

Sana pazartesi gunu soyledik krese baslayacagini. Cunku her an kararimiz degisebilirdi, rakamlar artabilirdi. Once bir durumdan emin olmak istedik. Yuzundeki gulumseme oyle guzeldi ki, bizim yuregimize oyle bir su serpti ki...Gunlerdir canta hazirliyorsun, ne giyecegini dusunuyor, arkadaslarina neler anlatacagini planliyorsun. Kimlerle oynayacaginin hatta kreste ne yiyeceginin bile hayalini kuruyorsun. Biz sana katiliyoruz sadece. Sevincine ortak oluyoruz. Bir de buyumeni biraz gozumuz yasli izliyoruz. Gecen yillarda biz seni krese gitmeye hazirlarken, bu sefer resmen sen bizi yeni duzene hazirliyorsun gibi hissediyoruz gunlerdir. 

Gecen gun seni aldim piknige goturdum. Sen, ben, kucuk piknik cantamiz. Oturduk peynirlerimizi yerken yine konu krese geldi. Dedin ki Anne siz cok eglencelisiniz, ama biliyor musun kres de cok eglenceli. Ah benim bizim gonlumuzu de yapan kizim. Dilerim hic biz ne dusunuruz , uzulur muyuz diye dusunmeden istedigin yere yuruyebilecek kadar ozgur yetistiririz seni Deniz.

Sanirim ben senden daha heyecanliydim. Ama ben de buyudum gecen 3 senede Denizim. Biliyorum ozellikle kres konusunda ben ne kadar rahatsam sen o kadar rahatsin. O yuzden en buyuk glumsemem vardi bu sabah yuzumde. Hem de gercekti Deniz yapmacik bir gulumseme degildi. Sen de kocaman guldun bize. Cantani taktin, scooterina bindin ve gittin. Benim kocaman olmus kucuk bebegim, sen cantani takip scooterla krese gidecek kadar ne zaman buyudun?

Dun sana dedim ki Denizcim biz ofise gidemiyoruz ya sen kresteyken evde calisacagiz. Yani evdeyiz. Tamam dedin. Yorulursan, eve gelmek istersen ogretmenerine soyleyebilirsin dedim. Aa tamam dedin. Soonra bana donup, anneler babalar zaten hep alirlar cocuklarini, onlarin ynaina donerler annecim ben oynarim dedin. Deniz sen ne zaman boyle seyler soyleyip anneni bile rahatlatacak kadar buyudun bebegim?

Bu sabah sen ben ve baban yuruduk krese. Kapida biraz cekindin ama Janny'i gorunce sevindin. Ve hic aglamadan, bize opucukler vererek gittin krese. Benim bir yandan yuregim hafifledi uzulmedin diye, bir yandan yuregim agirlasti e sen yine krese basladin diye. Bunlar anneligin ince cizgileri, normal Denizim....

Simdi ev bombos geldi bana. 3,5 ay sonra kahvemi yanimda sen olmadan iciyorum. Deniz saklayamam biraz yalniz kalmaya, bir yandan oyun oynamadan calisabilmeye cok ama cok ihtiyacim vardi. Bu iyi geldi. Ama seni simdiden ozledim be kuzu. Cok sacma! Cok cok sacma biliyorum ama iste seni simdi bunlari yazarken bile ozluyorum.

bakalim gunun nasil gececek. Aksam donup anlatacaklarini merakla bekliyorum.
Bir esigi daha boyle su gibi gectigin icin sana ne desem bielmedim denizim.
Seni cok seviyorum...

 

19 Haziran 2020 Cuma

99. gun... Denizime

Canim Denizim, 
Yarin pandemi hayatimiz baslayali tam 100 gun olacak. 2-3 hafta evde oluruz sonra normale doneriz diye basladigimiz bu surecte dalya diyecegiz. 

100 gundur evdeyiz. Kucuk park gezileri disinda evimizin disinda vakit gecirmedik. 
100 gundur ucumuz basbasayiz. Arkdaslarini gordugun 1-2 saat disinda bizden baskasini gormedin. 
Bu bizim de asla yasayacagimizi tahmin etmedigimiz, hayal bile edemeyecegimiz bir seydi ama iste gercek oldu...

Bu sureci olabildigince normal gecirmen, korkmaman icin baban da ben de elimizden geleni yaptik. Sokakta, parklarda vakit gecirmeye alismis, her gun arkadaslariyla saatlerce oyun oynayan, heyecanla tatil planlari yapan bir cocuktun 100 gun once. Alistigin her seyden uzak kaldin, sokaga cikamaz oldun, bizimle basbasa kaldin. Biz bunlarin hep iyi taraflarina odaklanmaya calistik, senin de kotu etkilenmemen, bilakis bu donemden keyif alman icin elimizden geleni yaptik.

Oldu sanki Deniz. Sanki oldu...

Simdi 100 gun geride kalirken benim aklim hala bu olanlari almazken seni izliyorum. Rutine alismani izliyorum. Arkadaslarini ozlemeni izliyorum. Arada yasadigin hayal kirikliklarini yonetmeye calismani izliyorum. Soru soruslarini, bu olanlari aklinda bir yere oturtmaya calismani izliyorum. Buyumeni izliyorum annecim, gun be gun buyumeni izliyorum.

Daha kac gun evde olacagiz bilmiyorum Deniz. Cok istedigin gibi yazin Izmir'e anneannenle oynamaya gidebilecek miyiz bilmiyorum. Cesme'de dondurma yiyebilecek misin bilmiyorum. Ogleden snra gunesi denizde batirabilecek miyiz bilmiyorum. Olur da gidebilirsek diye seni maske fikrine alistirmaya calistigimizda, tamam deyisini gidebilmek icin her seye katlanmaya razi olusunu icim buruk izliyorum.

Senin sevdiklerinden uzak buyumen bizim yillar once verdigimiz yurtdisinda yasama kararimizin bir sonucuydu. Biz bu karari verirken istedigimiz her an onlarin bizim ve senin yanina gelebilecegini ya da bizim bir ucaga atlayip gidebilecegimizi dusunuyorduk. Bunu, boyle bir sebeple uzak kalmayi hesaba katmamistik annecim. Daha 3,5 yasinda bu kisitlanmislikla ve sevdiklerini gorebilmek icin bir seylere (masketakmak zorunda olmak gibi) katlanmak zorunda olmak hissiyle tanistigin icin ozur dilerim. Biz bunu hesaba katmamistik annecim...

Ama hayat boyle Denizim, bir karar aliyorsun ve o kararin sonuclarini yillar sonra gordugun bile oluyor. Onemli olan o anda yillar once verdigin karari sorgulamadan yoluna devam edebilmek. O an elinde olanin artilarina odaklanabilmek. Baska care yok annecim.

Biliyor musun, ben bunu senden once bu kadar yapamiyordum. Hala da tam yapamiyorum ama senin hayatimiza girisinle cok yol katettim. Sana bunun icin ne kadar tesekkur etsem az. Umarim sen, benim gectigim o zorlu yollardan gecmeden bunu gorebilir, verdigin kararlari karsilastigin her zorlukta sorulamaz, hep onune hep ileriye bakabilirsin guzel kizim. Cunku sonucta her sey olacagina variyor Deniz. Ve uzulmek hicbir seyi degistirmiyor. Uzulmek yerine degistirmek lazim annecim. Umarim sen enerjini uzulmek yerine hep seni uzen seyleri degistirmeye harcarsin. Ya da uzulmeyi bir kenara koyar ve yasadigin anin tadina varirsin. 

Cunku benim guzel kizim Cemal Sureya'nin o guzel siirinde dedigi gibi: Hayat kisa, kuslar ucuyor. 

Her durumda yasadigin anin guzelligi yanina kar kalan oluyor. Bak iste aynen simdi yasadigimiz surec gibi. Bunlarin hepsi gececek Deniz, elbet Izmir'e de gidecegiz. Ve donup arkamiza baktigimizda her sabah yatakta yaptigimiz keyifler, anne kiz kahvelerimiz, babanla yaptiginiz resimler, yazdigin ilk kitabin, bahce pikniklerimiz, biz onde baban arkada kovalamaca oynamalarimiz, trampolinde ziplarken attigimiz kahkahalar yanimiza kar kalacak. 

Olur da ileride bir gun verdigin kararlarin sonuclari onune cikarsa ve aklina soru isaretleri duserse bunlari hatirla Denizim. Keske deme de bir bak bakalim anin mutlulugu seni nereye goturecek. Tutun o mutluluga guzel kizim. Birak kendini o mutluluga. Uzulerek mutlu olma firsatini sakin kacirma. Ama baktin icindeki uzuntu mutlulugun onunde.... O zaman bil ki seni uzen ne varsa uzaklasacak, her seye yeniden baslayacak, kosullari degistirecek gucun hep var. Ve biz omrumuz oldukca hep arkandayiz. Korkmadan yeni yola yuru annecim. Her ne yapmak istersen biz yanindayiz.... 


28 Nisan 2020 Salı

48. gun

Sevgili blog,

10 Martta son kez ofise gittigimde bir daha bir sure ofise gidemeyecegimi biliyordum. Ama o surenin bu kadar uzun olacagini tahmin dahi etmiyordum. Zaten o zaman aklimda dolasan tek sey dayimdi. Canim dayim. 

3 hafta oldu dayimi kaybedeli. Bir yandan kabullendim gibi hissediyorum. Kendime surekli artik aci cekmeyecegi bir yerde oldugunu, anneannemle dedemle mutlu oldugunu soyluyorum. Bu iyi geliyor bana. Aci cekmeyecek olmasi cok iyi geliyor. Henuz 14 yasidayken kaybettigi babsina kavusmus olmasi iyi geliyor. Simdi ne konusuyorlardir acaba diye dusunuyorum. Dayim ne anlatiyordur onlara? Bizi anlatiyor mudur? Gercekten oldukten sonra sevdiklerimizle bulusmak diye bir sey var midir? varsa ne guzel olur. Dayim yalniz olmasa ne guzel olur. Topragin altinda oylece yatiyor olmasa da, gokyuzunde sevdiklerimizle gulus ahenk mutlu zamanlar geciriyor olsa ne guzel olur...

Var ya da yok bilmiyorum. Ama bunu dusunmek bana iyi geliyor onu biliyorum. O yuzden bu aralar bunlari dusunuyorum. Dun gece mesela uyuyamadim. dayim geldi hep aklima. Bana ve Denize yolladigi, iyiyim ben merak etmeyi dedigi videoyu izledim defalarca. Yanina gidemeyecgimi ogrendigimizde yollamisti dayim bana o videoyu. Iyi gorunuyordu. Sesi biraz yorgundu ama iyiydi. Simdi sesi de yorgun degildir dyorum kendime. Yorgunluklarin olmadigi bir yerde. Iyidir simdi cok iyidir. 

Bazen de bunlari hic dusunmuyorum. Dayim Izmirdemis gibi geliyor. Kirtasiyedeymis gibi. Yengemle sonra sahile yuruyuse gideceklermis gibi. Dayim hic gitmemis gibi geliyor bazen. O hissi de seviyorum. Gidisini kabullenememeyi de seviyorum. O zaman cani hic acimamis gibi oluyor. O zaman hastane odasinda tek basina sikilmamis gibi oluyor. O zaman sevdiklerine adadigi omrunu, sevdiklerinden uzakta bir basina yapayalniz bir hastane odasinda sonlandirmamis gibi oluyor, Sanki her sey eskisiymis gibi oluyor. Bunlar hic yasanmamis gibi oluyor. Biz bir sure sonra Denizle Izmire bir kacamak yapacakmisiz gibi oluyor. O hayelleri de cok seviyorum.

Bu ara hangisi, o an, bana iyi gelirse onu dusunuyorum. Gokyuzune kaldiriyorum yuzumu. Dayi orada misin diye dusunuyorum. Anneannem de orada mi? Denizi de goruyor mu?

Bir sevdigini kaybediyor insan. Sonra kaybettigi butun sevdikleri bir bir dusuyor aklina. Hepsinin acisi bir yerde nasil taze duruyormus meger sasiriyorum. hepsinin sevgisi acilarindan bile kocaman icimi nasil sarmis sasiriyorum. Sevgilerine siginiyorum.

Veda edememek cok kotu. Bir seyler oldu ama olmamis gibi. Dayim oldu ama olmemis gibi. Veda edememek cok yarim. Cok eksik. Cok zor.

Yengemle konusuyorum sik sik. Hastanedeymis gibi geliyor Gulcin diyor. Bunlar bitince gelecekmis gibi. Hepimiz gelmeyecegini biliyoruz ama bir veda bile edemedik ya bir turlu kabullenemiyoruz. Kabullendik saniyoruz ama her sey yarim ya bir turlu aslinda tam kabullenemiyoruz.

Hep kotu olmuyorum. Guluyorum, egleniyorum, guzel vakit de geciriyorum. Bundan dolayi suclu da hissetmiyorum kendimi. Dayima sevgimi, onu kaybettigim icin yasadigim uzuntuyle kanitlayacak degilim. Onu cok cok seviyorum, birlikte yasadigimiz her seyi cok seviyorum. Acisini da cok derinde yasiyorum. Bazen gorunmeyecek kadar derinde..

Bu karantina sureci de boyle inisli cikisli iste, Baze herseyi silmek istiyorum. Unutmak istiyorum. 2019a geri donmek istiyorum. Butun bunlari yasamamis olalim istiyorum. Izmire istedigim anda gidebileyim istiyorum. Olmuyor.

Bazen de daha iyi oluyorum. Gececek Gulcin diyorum. Gececek. Sen gidip Izmirdekilere kocaman sarilacaksin, bitecek. Ama dayima sarilamayacagim iste. Onu biliyorum. 

Yengem, Gulcin bu kadar uzulme artik yengecim, bak dayin senin bu kadar uzulmeni istermezdi diyor. Hakli. Istemezdi biliyorum. O yuzde iyi olmaya calisiyorum. Ama demistim ya iyiysem de uzgunsem de birakiyorum kendimi o duyguya. Bana bu iyi geliyor.

Bu gunlerde yine uzuntu agur basti. Dayimin Denize hediye aldigi kitaplari cikarip cikarip iynamam da ondan biliyorum.

Iste 48. gunde biraz boyle huzunluyum. Bugun kendimi huzne birakiyorum. Ona ihtiyacim var demek ki. Direnemiyorum....

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails