7 Haziran 2018 Perşembe

Denizle sohbetler :)

Evet dun de yazdigim gibi Deniz gece yeniden uyanmaya basladi. Zaten ne demisler cocugumun hastyalandigina degil, duzeninin degistigine yanarim miydi o? Hah iste ondan! Gerci hastalandigina da yandim. Simdi hastalik gecince boyle konusmak kolay.

Cok sukur gee uyku saati normale dondu. Saat 8, 8:30 gibi uyuyor. Hastalik sirasinda bu uyku saati inanilmaz sapitmisti. Bazen 7de uyuyordu bazen 10-11 e kadar uyumuyordu. Saniriz agrisi, kasintisi da vardi. Kitap oku, oyun oyna, oyala. Ama yani tum gunun sonuna o 8-10 arasi gercekten cok zor oluyordu. Bebeklerin erken uyumasi cok buyuk nimet bu hastalikta bundan emin oldum. Burayi okuyan anne adayi/ yeni anne arkadaslarim elinizden gelen ne varsa yapin, deneyin ama mumkunse bebeginizi erken uyumaya alistirin. Bizimki gibiyse uykuya cok zor daliyorsa, gece bin kere uyaniyorsa bile o erken uyumasi buyuk nimet oluyor inanin. Ne diyordum cok sukur simdilik bu kisim eski duzene dondu gibi.

Duzene donmeyen kisim gece uyanmalari. Biliyorsunuz Ocakta Deniz 16 aylikken gece beslenmesini kesmistik. Anlata anlata oksaya oksaya. tabi ki agladi. Ama asla birakmadik gitmedik, yaninda olduk falan. Bu yontem bizde calisti ve Deniz cok sukur kesintisiz uyur oldu. Aksam 7 sabah 7 degil. Ama aksam 8:30 sabah 05:30-6 arasinda kesintisiz uyuyordu. Arada uyansa da kendini geri uyutuyordu. Cok ender beni istese de emmeden uykuya geri daliyordu. Son zamanlarda yarim saatte hatta 15 dakikada bir uyandigini dusunursek bu bana yetti!


Sucicegi sirasinda kasintidan uyandi, agridan uyandi. Ve gece 1:30 da antibiyotik icmesi icin anne babasi tarafindan uyandirildi. Ve malesef Deniz gece yeniden uyanmaya basladi. Buraya kafasini duvara vuran anne emojisi koymak istiyorum!

Bu da gececek elbette ama iste hakikaten uykusuzluk zor be blogsever arkadasim.

Dun gece 12:30 da uyandi Deniz. "ye kadar kac kere uyuttum hatirlamiyorum. Ama hep uyandi. 2de en son Ozan gel delirecegim dedim Ozan uyuttu. 4'te, 5:30 da yeniden uyandi. Ben tabi ne kadar uyudum hesaplamaya bile degmez. 

Sabah uyandik. Tabi yine sanki gece uyanan emmeeeeee diye ortaligi birbirine katan bebek Deniz degil. Pur nese, agiz dolusu gulmeler. Parcalicam severken :) Neyse konusuyoruz.

D: Deniz agladi
G: Evet annecim neden agladin? Sen artik gece uyanmiyorsun ki.
D: Deniz agladi. Dondurma istedi (ilaci soguk diye icirirken babasi aa bak dondurma gibi diyordu)
G: Hmm dondurma mi istedin?
D: Deniz dondurma istedi
G: E ama emme diyordun Deniz
D: iiii emme yok. Ay dede var emme yok!

Cocuk teoride iyi pratik eksik demek ki :)




6 Haziran 2018 Çarşamba

2. sucicegi

Gecen hafta pazartesi gunu burada tatildi. Italyadan yenide geldigimiz icin bir yere gitmek istemedik. Bu uzun haftasonunu evimizde gecirmeye karar verdik. Arada gunubirlik geziler yapariz dedik. Iyi ki de oyle demisiz. 

Cumartesi gunu sabahtan Deniz'in gymboreesi vardi. Bayiliyor oraya! Bayiliyor. Bence yurmesine, tirmanmasina falan da cok faydasi oldu. deniz temkinli bir bebek. Atacagi adimi hesaplayan cinsten. Ayni ben. Bir sey yapmadan once bir etrafini izliyor. Ayni seyi yapanlarin basina gelenleri olcuyor tartiyor. O yuzden bu gymboree cok iyi oldu. Etrafta bir suru cocuk var ve oyuncaklar guvenli E her hafta gittigimizden Denizin de mekana guveni artti. Seviyor orayi cok. ne zaman gitsek cok egleniyor. Ben ne diyordum? Hah iste Cumartesi gymboree, ev alisverisi derken gecti gitti. Deniz o gun 2,5 saatlik bir ogle uykusu yati ki bu tarihinde bir elin parmagini gecmez. Biz de Ozanla dizi izledik. Guzel bir gundu.

Pazar gunu harika bir yere gittik. GodStone farm. Bir ciftlik. Ama sadece ciftlik degil de biraz da eglence merkezi gibi. GIrisi ucretli ve acikcasi bence biraz pahali. Sadece ciftlik icin giderseniz bence o paraya degmez. Ama gercekten tum gunu gecirebileceginiz sayida aktivite var iceride. Ozellikle cocugunuz biraz buyukse tum gunu rahatlikla orada gecirebilirsiniz. Biz de cocugumuz buyuk olmasa da tu gun oradaydik :) Aksam eve dondugumuzde ayaklarimiza kara sular inmisti :)

Pazartesi evde olalim istedik. Tatil donusu camasirlar utuler yigilmis, bir toparlansak iyi olacak dedik. O gun de hava bir guzel. Ilk kez bahceli evin faydasini anladim. Deniz bahcede oynarken biz de evdeki isleri hallettik. Herkes halinden memnundu, mutluyduk. E biraz da dinlendik. O aksam saat 7de Deniz uyumustu. Evet erken uyuyor ama artik 7 uyku saati degil. genelde 8, 8:30 gibi uyuyor. Heralde bahcede cok oynadi yoruldu dedik. Bana halinden tavrindan biraz da ateslenecekmis gibi geldi. Memeye duskunlugu artmisti cunku. Bak gordun mu usuttuk cocugu diye hayiflandim.

Saat 11 gibi Deniz bir uyandi ve atesi 39 idi. Tahmin ettigim gibi usuttu hastalandi diye hayiflandim. Cok uyanmadi gece ama ne zaman atesini kontrol etsem 38 uzerindeydi. Uzeri ince, ustunu ortmeden uyudu. Uyudugu, huzursuz olmadigi icin ates dusurucu vermedik.

Ertesi gun Ozanla ise gitmemeye karar verdik. Denizi de krese yollamamaya. Aslinda atesi dusmustu ama olsun dedik. Benim de bilgisayarimi degistirmislerdi bir onceki hafta. Sen bilgisayarin sarji calismasin. E tamam evden calisayim da nasil? Illa bir igrayacagim ofise. Ozan sen git dedi ben hallederim denizi. Oglen olmustu zaten ben de gidip bir toplanti yapacagim. sarj aletini alip donecegim. Gitmeden denizle oynarken ensesinde ilk dokuntuyu farkettim. Minnacik bir sivilce. Ozana gosterdim yok ikimiz de eminiz, onceki gun bu yoktu.

Ne olur ne olmaz doktordan bir randevu aldim aksam icin ve evden ciktim. Deniz ben giderken huysuzlandigi icin hasta oldugundan emin oldum. Hasta falan degilse ben ya da babasi evden cikarken el salliyor bizi opuyor. Asla aglamiyor. Ama hastaysa gitmemizi istemiyor. 

Jet hiziyla islerimi halledip Ozanla ve denizle doktorda bulusmak uzere yola ciktim. Nasil bir yagmur var Londrada anlatamam. Sel olmus ortalik. zar zor doktora ulastim. O vakitte Denizin dokuntu sayisi 3'e cikmisti bile. Ve bir tanesinin ici su ile dolmustu. Doktor yine de erken oldugunu biraz beklememiz gerektigini soyledi. Biraz bogazlari kirmiziymis onun disinda bir sorun yokmus. Deniz 6 ay once de su cicegi gecirdiginden emin olamadi o da. Ender de olsa su cicegi iki kez gorulebilir ama bir gun daha bekleyelim bu dokuntulerin ne oldugunu anlamak icin dedi ve bizi yolladi.  

Ozan da ben de neredeyse emindik Denizin su cicegi gecirdiginden. O yuzden ikimiz de islerimize haber verdik. Bu hafta bizden hayir beklemeyin kizimiz su cicegi olabilir dedik. Ama tabi hayir beklemeyin diyemedik cunku bunlar da isveren. KIbarca durumu acikladik evden calisacagiz deidk. Herkes bilir ki evden calisma bebeginiz evdeyken hele de hastayken cok zor. Bizim isverenlerimiz de biliyor bunu tabi. Ama ne desinler. Ki bence zaten bir sey demesinler cocuk hasta!

Carsamba sabahi dokuntuler artti. ve biz artik Denizin su cicegi oldugundan emindik.

Ben bu sefer basta cok husursuzdum cunku gecen seferki gibi olmasindan cok kortum. Ama bir sure sonra kendimizi olayin akisina biraktik. Ozanla 2-3 saatlik donguler halined calistik. 2 saat ben calistim O denize bakti, sonraki 2 saat o calisti. Deniz uyudugunda ikimiz de calistik. Ha tabi bu sirada yemek yaptik evi toparladik derken kendimizi ciddi bir maratonun icinde bulduk.

Deniz genelde iyi oldugundan, keyifle oynadigindan soru etmedik bunlari. Hatta Carsamba ogleden sonra krizi firsata cevirmis aman iste bhaneyle kizimizla doya doya vakit geciriyoruz kivamina gelmistik :)


Carsamba iyi gecti ama Persembe ve CUma zor gunlerdi cunku dokuntuler artti ve kasintilar basladi. Kopuk kullandik rahatlasin diye. ve olabildigince dikkatini dagittik. Ise yaradi. Bazen de yaramadi ama o zaman  caresiz hissettik.

Derken derken 1 hafta geride kaldi ve Denizin dokuntuleri iyilesmeye yuz tuttu. Cuma gunu bezinin altinda kalan bir dokuntu enfekte oluyormus gibi hiseetigimizden doktora yeniden gittik. Evet su cicegi dedi. Enfeksiyon da hafif de olsa var dedi ve az dozda bir antibiyotik verdi.

Normalde ben antibiyotigi cok dikkatli kullanirim biliyorsunuz. Ama enfeksiyon riskini goze alamadim. Antibiyotige de basladi. Ve muzlu bir karisim oldugundan bayildi. Dondurma dondurma diye icti. yavrum dondurmayi bir bilsen sen onu dondurma diye yer misin :) Antibiyotigin ikinci gununde enfekte gibi olan yer de normale dondu. Sukur.

Deniz bu sali yeniden krese basladi. Bu hafta cok daha az kaliyor kreste ama ardina bakmadan gidiyor cunku bizden bikti :) Saka yapiyorum tabi. Ama sucicegi bulasici oldugundan Denizi disari pek cikarmadik. Nereye gitsek cocuk var e ya onlar gecirmediyse. Evde bol bol oyun oynadik, kitap okuduk, sakalastik. Ama tabi cocuk bizden bikti! :)

Bu bir hafta evet zordu, deniz hastaydi. Ama ayni zamanda ucumuz basbasa doya doya zaman gecirmis olduk. Denizin konusmasi inanilmaz ilerledi bu bir haftada. Pek cok yeni oyun ogrendi ve iyie yaramaz bir sey oldu :) Genelde keyfi yerinde oldugundan su ciceginin bu roundu bizim evde daha kolay atlatildi.

Cocuklar keske hic hasta olmasa ama oluyorlar iste. Olurlarsa da hep bu kadarcikla kalsin ama.

Simdi hayat normale donuyor. Deniz bugun daha uzun kaldi kreste. Aksam vakitlice uyumaya basladi. Hastaligin tek olumsuz yani gece antibiyotik icin uyandirdigimiz Denizin gece yeniden uyanmaya baslamasi oldu. Meme istiyor tabi ki. neyse duzeltecegiz bunu da. Gecti ya, iyi ya hepsi hallolur nailsa.

Iste bir su cicegi macerasi da boylece gecti gitti...

22 Mayıs 2018 Salı

Bir tatile hazirlik hikayesi...

Ozan, buradaki isine paralel Italyada iki hocasiyla da makeleler uzerine calisiyor. O yuzden arada Italya'ya gitmesi gerekiyor. Deniz dogdugundan beri gitmedi. Ama artik gitme vakti gelmisti. Benim de onumde iki secenek vardi. Burada 2 hafta Denizle kalip bir yandan calismak ya da Ozan'a katilmak. Acikcasi ilki gozumde buyudu, biz de gidelim dedim. Boylece basta 3 gece, sonda 4 gece 1 hafta yalniz kaldik, 1 hafta da Ozanin yanindaydik. O biraz tatil yapti, biraz calisti boylece biz de kizimizla 2. Italya gezimizi yapmis olduk.

Tatile gitmeden onceki 3-4 gun kabus gibiydi. Guzel bir haftasonu gecirdik ama Sali aksami Denizi kresten aldigimda bir seylerin ters gittigi belliydi. Oncesindeki 2-3 gun ben de grip oldugumdan eyvah dedim Deniz'e bulasti! Evet bulasti ve Deniz cok daha agir gecirdi :( Sali aksami atesi 40 derece idi. 

Carsamba gunu Ozan ise gitmedi, Deniz'i de krese yollamadik ve ikisi evdelerdi. Gunduz atesi cikmamis ama hep yatmak istemis. Guzelce dinlendi. Persembe sabahi Ozan Italyaya gitti. Ben yine Denizi krese gondermedim ikimiz evde guzel bir gun gecirdik. Parka gittik, kitap okuduk. Enerjisi yerine gelmeye basladi. O aksam iyiydi guzelce uyudu. Ertesi sabah son 36 saattir atesi de olmadigindan Deniz'i krese goturdum. Ben de kosa kosa islerimi halletmeye basladim. Ertesi hafta iste yokum, kim ne calisacak belirlemem lazim. Ah bu calisma halleri...

Bir yandan da ertesi gun ucaga binecegimiz icin illa bir doktor Deniz'i gorsun istedim. Bilenler bilir burada doktora gitmek inanilmaz zor! Neyse seyahate gidecegiz falan diye zar zor bir randevu aldim, aksam 5'e. Hayatimda en hizli calistigim gunlerden biri o Cuma gunu olabilir! Bir yandan toplantilar, bir yandan is guc, bir yandan saat basi kresi ariyorum Deniz nasil diye... Cok sukur iyi, oynuyor, Onun iyi oldugunu duydukca daha da sevkle calisiyorum, isim bitsin de alayim kizimi diye. Saat 15:30'da kresten aradilar. Gulcin, Deniz cok iyiydi; oynuyordu ama bir anda atesi cikti 39 oldu, ilac verelim mi? dediler.

Kizimi taniyorum, yuksek atesi kaldirabiliyor. Biz genelde nesei yerindeyse, aglamiyorsa hemen ates dusurucu vermiyoruz Deniz'e. Ama bu Deniz atesi kaldirabildigi icin. Krestekilere sordum iyi dediler.O zaman geliyorum vermeyin ilac dedim. Kostum gittim Denizi aldim, zaten 5te doktor randevusu vardi. Doktora gittigimizde atesi dusmustu bile. Zaten bu hastalik boyle sacma sapan bir ates yapti bir inen bir cikan. 

Doktor kulaklarina, bogazina bakti. Gogsunu dinledi. Vucudunu kontrol etti bir dokuntu var mi diye. Genel olarak viral gibi gorundugunu soyledi. Kulaklari, bogazi ve gogsu temizmis. Sukur! Yine de antibiyotik yazdi seyahat edecegmiz icin. Ates Sali basladiysa Pazara kadar bekleyin. Eger inatci ates pazardan sonra da devam ederse antibiyotige baslayin dedi. 

Bazen hastaliklar viral baslarmis. Ve biliyorsunuz viral hastaliklarda antibiyotik kullanmanin hicbir anlami yok. Viral hastaliklarda ates aslinda vucudun savunma araci. Ates yukseliyor ve yuksek ates virusleri olduruyor. Dolayisiyla viral hastaliklarda antibiyotik vermiyorlar, hatta atesi de kontrollu dusurmeyin diyorlar. Herkes kendi cocugunu en iyi tanir! Ancak bazi durumlarda viral hastalikla savasirken vucut gucsuz dusup bakterilere acik hale gelebiliyormus. Iste bu yuzden bazi durumlarda semptomlar viral olsa bile ates 5 gunden fazla surerse artik antibiyotik verin diyormus doktorlar. Zira virus en gec 5 gun icinde halledilirmis. Bakteriler ise daha zor. Bu sefer tatli bri doktora denk geldik bana bunlari anlatti. Biliyordum ama doktordan duymak iyi geliyor.

Hazir tatli bir doktor bulmusken sorayim dedim. 
- Biz yarin ucaga biniyoruz ya bir zarari olur mu? 
- Hayir.
- Peki iptal edelim mi? Cocuk hasta?
- Neyi?
- Tatili.
- Yok be deli misin? Onumuzdeki 10 sene bu couk boyle ara ara hasta olacak. Ates olcerini ve sabrini yanina al git!

Ne yalan soyleyeyim icimi rahatlati doktor. Onunla konusana kadar ben tatili iptal etmeye baya yakindim aslinda!

Aldim, pur nese gulup duran kizimi eve geldim. Bu arada Deniz'e doktorun ona nasil bakacagini anlatmistim ve bu cok isimize yaradi. Bak Deniz sana anlattigim gibi kulagina bakacak. Bak simdi gogsunu dinleyecek. Aglamadan atalattigimiz bir doktor kontrolu oldu sukur :)

Deniz aksam iyiydi, biraz yemek yedi, biraz oynadik. Yatirmaya hazirlarken farkettim atesi yukseliyor. Atesi her yukseldiginde oldugu gibi kucagimdan inmek istemedi. Tucakkk dedi durdu. Aldim kizimi kucagima oturdum. Hazirlanmasi gereken valiz, bitirilmesi gereken isler, utulenmesi gereken camasirlar beni bekliyordu. Ama tabi oncelik Denizindi. Oturduk kizimla. O sakinlesti. Atesi 39 oldu, dustu, 40 oldu, dustu. Evde yalnizdim ve yalan degil biraz huzursuzdum. Paylasmak iyi gelir bana. Instagrama yazdim, viralmis ama atesi var diye... Paylasmak icin sadece...

Iste o sirada intagramdan bir mesaj geldi.

"Artik bu durumlarda calistigina uzuluyorsundur heralde" gibi bir sey diyordu. Normalde kapatir gecerim. Ama o ruh haliyle fazla geldi o mesaj bana. INstagramda yine icimi doktum. Hayir uzulmuyorumcunku Deniz ben calistigim icin hasta olmuyor bebek oldugu icin hasta oluyor dedim. 

Ama aslinda icimden cok uzuldum. Cunku hasta bebegim kucagimda, bir basima bir ulkede oturuken zaten uzgundum. Zaten kirgindim. Zaten kendimi biraz caresiz hissediyordum. 

Bir suru mesaj geldi sonra, uzulme diyen. Cocuklar boyle buyur Gulcin diyen. Sen elinden gelenin en iyisini yapiyorsun diyen. Bir kez daha kotu insanlara degil, iyi insanlara odaklanmam gerektigini hatirladim. Cunku kotuler hep vardi ve hep olacakti. Ve yok saymak mutluluktu. Farkettim ki kotulukleri en cok biz biraz gucsuz olunca bizi vuruyordu.

Deniz'e sarildim. Cok sarildim. Kitap okuduk, Su icti. Biraz meyve yedi. Kitap okuduk. Emdi emdi emdi. Saat 11 gibi atesi 36,5tuu ve Deniz uyudu...Bir daha tesi yukselmedi. Ben de ates nobetindeyken valiz topladim, evi toparladim, utuleri yaptim. Bir ecza dolabini valizime yerlestirdim.

Ertesi sabah atesi yoktu Denizin. Ucagimiz aksam 7deydi. Alahtan! Zira benim hala yapmam gereken bir suru sey vardi. Mesela yol icin keke hazirlamak gibi! Onu da yaptim iyi mi onu da yaptim!

Ve saat 5'e yaklasirken son 3-4 gundur harap olmus kendime bir kiyak yaptim ve havaalanina gitmek icin bir Uber cagirdim. Bence gunlerdir hasta bebegimle basbasa bunlari halletmisken bu kadar luksu haketmistim. Havalanina vardik. Denizin atesi yoktu, yuzu guluyordu. Ve iste boylece bizim Italya tatilimiz basladi....



26 Nisan 2018 Perşembe

Bu sefer ingilizce bir yazi...

Bu yaziyi ingilizce yaziyorum. Bir ara turkceye çevireceğim. Ama icimden bu sefer boyle geldi...

I think it was 2005 when I started to work. Means I am working for more than 10 years. 
I worked in different countries; Turkey, Spain, Italy, Netherlands and finally UK. Different projects, different subjects and luckily generally different but very nice teams. I had really great managers. Some of them were really special. They had their magic touch in my career. And we said good bye to one of them yesterday evening. He is leaving our company after 27 years.

Yesterday evening, there was a farewell drink for him. Lots of colleagues were there to have a proper goodbye moment with him. I was watching people and in their eyes I was clearly seeing how sad they are because Wouter is leaving but at the same time how happy the are because they were there with him...

When Wouter was talking about his 27 years in company, I thought about the last 4 years I know him. And the change he created in just 4 years in my life...

It was 2014 when I joined Wouter's team. You may recall it was after we moved to UK. I was trying to get used to our new life. And I was desperately trying to save my working life. You all know, how happy I was in the Netherlands. But you also all know how unhappy I was with my work in the Netherlands. I saw moving to UK as a chance to change this. I was really missing to be happy when working, I was missing to be motivated, I was missing to be useful...

It was Ale, who is definitely another very important person in my working life, asking me "Gulcin are you happy with what you are doing?". When he asked this I was surprised. I really could not believe he is asking me this. People were asking me how I am doing with job, how I am doing with projects. But he was asking me "if I am happy"...  I said him "No. I am not Ale. I am really not happy". And he said me "Let me help you!"

That day was a turning point for me. I will never forget that day. It was not only that he was opening a door for me. But he was also paying attention to me as an individual, and he was thinking I may be better at another role. That, even before things started to change, made me happy...

Than with Ale's help, I met with Wouter. He offered me the role in his team, which I happily accepted. It was April 2014. A new era in my career started.

You all know the rest of the story. How happily I was working, how I was enjoying the life in the office, how I was tired but at the same time how I was crazy energic. 

I worked hard. I worked very hard after April 2014. but with a great joy.
Being in Wouter's team changed me as an employee, it also changed me as a person. 

He was so different than all the other managers I worked together after I moved abroad. He was listening to the people. He was paying attention to what they said. He was having a clear vision and he was trying to see where the things you are offering may fit in that vision. Slowly I started to raise my voice. Because I realized it is being heard again.

Day by day I feel that I am getting my self confidence back. I was offering new solutions. He was listening. Not always he was accepting but he was explaining me why they may not work. He was giving me the space to make a mistake. And when I have mistakes -and for sure I was not doing all the things right- he was there to support me. I was working hard because I really did not want to disappoint him. But I also worked hard because with his support working was really a pleasure for me.

I learned a lot from Wouter. Those small talks we had together. He was saying something. And I was always being surprised with his sentences because they were clearly showing that he knows me, he understands me. And he was giving me feedbacks that I can really use to improve myself.

At that time, I was -kind of still I am- a perfectionist. And he made me realize that it makes me slow, very slow. We were having a small talk again. Wouter said me, Gulcin we are cooking a great meal here together. And I am asking you to give me some onion to put in the dish. You are looking for the perfect onion and you are trying to go to the middle of the onion because you think it will be the best part to give me. But I need onions urgently to start cooking. So give me some onion that you have, let me start cooking and then you can reach to the center of the onion and give me the best part in parallel. I will happily use it...

I thought about this for days. How true it was. Not only for my work but also for my life. That small talk changed me. I started to deliver much more quickly. I was delivering small things but I was delivering continuously. And that was giving me great chance to see what I can improve on the small parts that I have already delivered.

Another day, we were talking with Wouter again when he said me; Gulcin "your good is enough for me. What you are working on sometimes  does not have to be perfect in your standards. But I need your  good in several areas not only in one area" Another thing that changed my career. I was generally focusing on one thing and working on it till it is perfect. After this, I started to work on several things and let them go with maybe lower standards -according to me- but deliver more things. With this, I was able to support my team in several areas. And actually working on several areas was giving me space to think about what I can improve for each. 

Another day, Wouter assigned me a task. Team was working on something big and what he gave me was really irrelevant. I never mind and started to work on it. Later when we were talking, he said me "Gulcin I needed to distract the client with what you are doing and give the rest of the team some space to finish what they are working on. Thanks for helping me for this." Another great moment for me. You may not be working on the most important thing all the times but you may help people to deliver the the important things. This is called as being a team...

I can list lots of other things I learned from him, how to delegate, when to delegate, allow people to deliver things, not try to control every single thing, but always know what your team is working on, accept lower standards (sometimes) but always push for better. And give people the chance to shine because anybody can... 

What was better, it was not only Wouter from whom you can learn things when you are working. He was creating such an environment when people really work together and learn from each other. I learned from every single people in our team something. Small or big does not better. Being in that team help me to improve myself a lot. That is why leaving that team - although I was going for another thing great- was not easy for me at all. You know this as well. 

The things I learned when I was working in Wouter's team not only make me a better employee, but they make me a happier employee. And now, I know that this is one of the most important things in the working life. If you are happy with working, no matter what is you are working on, for sure you will be successful on it. And believe me when Deniz arrived they made me a better and happier mom. Because I learned that I cant control everything and sometimes good is enough. - Not always and, I can still  control some :) -

Now Wouter is leaving the company as well as UK. It feels quite strange because although we are not working together anymore, it was great to know he is somewhere in the company and I can always get his support. Now things are changing but as we always talked with him, it is time to stay calm and see what the change will bring to us. As I wrote on instagram yesterday: I am really sad he is going but I am really happy that I had chance to work with him in my career. And I hope one day I can be a leader like him. This is really one of the things I wish for my career...

Goodbye Wouter and thank you very much...


18 Nisan 2018 Çarşamba

Gulcin ve Gulcince

Gecen gun instagramdan bir mesaj gedi bana: 
Gulcin artik hep ayni seyleri paylasiyorsun, eskisi gibi degilsin. Kusura bakma seni takipten cikiyorum. Bir bay bay demden gitmek istemedim. Yolunuz acik olsun. Sevgiler...

Guzel mesaj. Bence cok da incelikli bir sey gitmeden bir hoscakal demek. Ben de bu mesaj icin tesekkur ettim. Oyle iste.

Hakli bir mesaj bakarsaniz. Ben de bakiyorum instagramima, bloguma ve hep ayni seyler donup dolasiyor gercekten. Is, ev, Deniz'in buyume seruveni. Yani bence tabi Deniz her gun baska bir sey yapiyor, sonucta ayni degil :), ama karsidan bakinca da ayni geliyordur herkese hak veriyorum. Gulcince Denizin buyume seruveni olsa sadece hani o baska. Ama degil ki. O yuzden bence bu mesaj hakli bir mesajdi. Zaten dedim, haklisiniz, cok tesekkur ederim nazik mesajiniza. Sevgiler... 

Gulcinceyi ilk yazmaya basladigimda her haftasonu ayri bir yere gidiyorduk. Evdeysek de yok kanavice, yok film, yok kitap mutlaka degisik bir seylerle ugrasiyor oluyordum. Simdi haftasonlarimiz az cok ayni program cercevesinde ilerliyor.Denizle oynuyoruz, yemege falan gidiyoruz, parka gidiyoruz oyle. Sonucta cok atraksiyonlu aktiviteler olmuyor pek. Ha olabilir de ama havalar sagolsun disari cikmamiza pek izin vermiyor. Vallahi ben de bundan cok memnun degilim!

Kitap cok okuyamaz oldum. Vaktim olmuyor demeye utaniyorum ama gercekten vaktim ve halim olmuyor. Elime kitap alinca uykuya daliyorum genelde. Uykusuzluk pek yaman bir sey.

Filmlerin de akibeti genelde ayni. Niyet ediyoruz, izlemeye basliyoruz ama genelde 2-3 gecede anca bitiriyoruz bir filmi. Uykusuzluk yaman bir sey demistim degil mi? dediysem yine demeyeyim.

Haftaici ofis hayati ayni. Eskiden daha cok sey paylasirdim ofisle ilgili. Simdi gercekten yogunluktan etrafimi izleyecek vaktim de cok olmuyor. Hani beriki yemekte soyle dedi, muhabbet soyle devam etti yazamiyorum cunku genelde hizlica yemegimizi yiyip toplantilara kosmamiz gerekiyor. malum 5te isimi bitirmis olmam lazim ofiste ki eve yetisebileyim. Deniz uyuduktan sonra evde devam ediyorum calismaya ama zaten yalniz oluyorum o arada.

Eskisinden farkli oarak en cok vakit gecirdigim yer mutfak. Aksamlari Deniz yattiktan sonra aciyorum bir muzik, dizi ne varsa iste. Basliyorum yemek yapmaya. Bakin onlari yazabilirim ama kimsenin bilmedigi bir yemek yaptigim da yok. Sebze corbasi, kofte, falan filan.

Tabi eksiden en cok yaptigimiz sey gezmek tatile gitmekti. Yine gidiyoruz. Yine cok cok egleniyoruz tatillerde ama yazacak cok da vakit oollmuyor.

Ve sanirim yazmaya vaktimin ve enerjimin oldugu her an Denizle ilgili bir seyler yazmak istiyorum. Buldumcuk oldugumdan degil. Ona bir seyler birakmak istedigimden. Ileride bebekken bunlari yapiyormusum diyebilecegi bir iki satir olsun geride diye.

Ne zaman bir bosluk bulsam, elim hep Denizle ilgili yazilara gidiyor. Belki de gonlum de hep onunla dolu oldugu icin kimbilir...

Artik eskisi gibi degil Gulcince diye dusunenleri anliyorum. Haklisiniz, haklilar. Gulcin de eskisi gibi degil ki, gulcince oyle olsun... Yani tabiki eskisi gibiyim ama hayatimdaki buyuk degisimi gormezden gelemem ki. Bir kizim var, onceliklerim ona gore sekilleniyor artik. Ha ne bileyim yemek blogu olsaydim, ya da ne bileyim moda blogu falan bu degisim buraya yansimizdai belki. O zaman daha kolay ayrimi koymek. Ama iste Gulcince hep ben ne isem o oldu. Hep ben ne hissediyorsam yasiyorsam Gulcincede o yer buldu. Hal boyleyken, ben hayatimi bu rutin icinde geciriyorken baska nasil yazayim? Ne hissediyorsam onu yaziyorum iste. Bir de geriye ne kalsin istiyorsam onu yaziyorum. Sanirim bu aralar en cok Deniz'in anilari geride kalsin istiyorum.

Bir sure boyle olacak buralar. Eger eski tadi vermiyorsa kusuruma bakmayin. Ama benim aldigim en buyuk tat Denizle yasadigim anlar iste :)

Bu vesileyle yazayim dedim.
Gidenlere bugune kadar beraber paylastiklarimiz icin cok cok tesekkur ederim, Kalanlarin da gozlerinden operim
Sevgiler :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails