18 Aralık 2014 Perşembe

Pako'nun ardindan

Gecen sabah Gonca ile yine gtalktan konusurken dedi ki Gulcin sana bir sey soyleyecegim. Soylemesem mi diye cok dusundum ama bilmek istersin dedim. Pako...

Gerisini soylemesine gerek yoktu zaten. Pako bir suredir hasta. Pako bir suredir hem de uzun suredir yataga bile ziplayamiyor. Pako... Ama iste o Pako...

Biz universitedeydik Gonca Pako'yu hayatimiza kattiginda. O zaman daha bebek. Bir dakika bile yerinde durmayan, surekli ama surekli bir seyler yapan, gozunu ustunden ayirdin mi nerede ne yaparken bulacagini tahmin bile edemeyecegin dunya guzeli, yaramaz bir dalmacyali. Geldi hayatmiza dahil oldu. Sonra zaten hep Pako vardi. 

Tam bir arsiz!
Tam bir bir sevgi bocegi!
Tam bir Beyaz Papatya!



Dunyanin en guzel kopeklerinden biriydi O. Bembeyaz tuylerinin ustunde siyah siyah benekleri. Buyudukce artti sayisi o beneklerin. Ufakken Goncayla sayardik aa yeni benek mi gelmis diye. O siyah beyazin ustunde kirmizi tasmasi. Bildigin guzeldi yahu. Guzelliginin de farkinadydi yalniz. Bir magrur dururdu, bir suzulurdu benim diyen yapamaz hani :)

Dunyanin en simarik kopeklerinden biriydi O. Durdan, oturdan, bagirmaktan azarlamaktan falan anlamazdi. Birincisi asla ona bagirmadigimiz icin :) Ama daha onemlisi Gullusah kendisini hep ust perdelerde seslerle sevdiginden. Yavrucak biz kaslarimizi catinca, ya da sesimizi yukseltince cilginca onu seviyoruz sanip, daha da simarirdi. Sagolsun Gullusah :) Tabi Gonca da sagolsun simarmasi icin elinden geleni yapardi. Biz Pakoya dogum gunu bile yaptik o kadar diyeyim. Elimizde ucuna kirmizi kurdela  sarilmis birer oyuncak kemik! Onca insan Goncanin evinde parti yapiyoruz. Gonca elinde bir pasta ile geldi. pako mum ufleyecekmis! Haa ufledi tabi tabi. Pastaya patiyi bir cakti. O partinin misafirleri de pastasiz kaldi :) Simdi nasil simarmasin bu kopek :) Gonca'nin yetistirecegi kiz da tabi oyle simarik olacak :)

Dunyanin en kendini insan sanan kopeklerinden biriydi O. Cok dedik yaw Pako insan olmakta bir sey yok bosver sen diye. Ama yok. O illa yatarken basinin altina yastik isteyecek. ozlelikle o yastik benim basimin altindaysa illa beni kaldiracak o yastiga kendisi yatacak :) Sonra ustune battaniyesi ortulmeden vuf vuf diye bagirmayi kesmeyecek ve bize televizyon falan izlettirmeyecek, sohbet ettirmeyecek. Cook dizi sahnesi kacirdik, cok ne konustugumuzu unuttuk biz onu ortecek battaniye bulamadik diye :) ya da cok ay tamam ya al benim ustumdeki battaniye senin olsun dedik. Zaten en cok bizim ustumuzdeki battaniyeyi alinca sevinirdi kendisi. Goncanin degil ama bizim ustumuzdekileri:) Biliyor tabi Ona asil kim bakiyor :)

Dunyanin en hareketli kopeklerinden biriydi O. Goncanin odasinda yatardi ve tabi ki yataginda! O yataktan atlayip evin diger ucundaki salona bir kosardi ki isik hiziyla yarisir. Tirnaklarinin parkenin ustunde cikardigi sesi duyduk mu Allah geliyor derdik :)  Suursuz :) Bir kere sen oyle kos kos salonda uyuyan Urunun ustune atla. Patisi de urunun gozune gelsin. Allahtan bir sey olmadi/ Ay ne sabahti yarabbim :) Yaptigini anladi ama butun gun bir kosede oturdu. Pakoyu uzun surte otururken gordugumuz ender anlardan biri oydu :)


Dunyanin en gezmeyi seven kopeklerinden biriydi O. Neden Gonca yuzunden. Sabah 5te kalkar 2 saat dolastirir, Aksam yagmur camur demez 2 saat dolastirir. Laf aramizda bakacaksan oyle bakacaksin ama. Gorev olarak degil, severek cikaracaksin onu disariya. Ben Goncayla Pakoyu gordukten sonra bu ne cok sorumluluk isteyen bir ismis anladim. Bir kis aksami, Istanbulda kar var. Biz master yapiyoruz, hepbilrikte Gonca'da ders calisiyoruz. Gonca hasta. Pako 1 satten fazla gezmis aslinda ama illa yine disari cikacak. Dur Goncam dedim ben cikarayim, hallederim. Ay bizimkinde bir sevinc. Sokaga cikacak ya. Ciktik. Cok guzel hallettim :) Ay ben karda nasil yuruyeyim! Bir de Pako yurumuyor ki kosuyor ayol. Bir yandan tasmasini da uzun birakamiyorum araba cikar falan ne derim Gonca'ya. Pako kosuyor ben kosamiyorum tabi cat duruyor. Ay nasil bakiyordu donup donup bana. Kosmayacaksak niye ciktik be gulcin diye :) kuzum!

Ve tabiki dunyanin en sevgi dolu kopeklerinden biriydi O. Hemen kaynasiverirdi insanlarla. Ozellikle bebeklerle ve annelerle. Aybisin bebeklik zamanlariydi ne guzel oynarlardi. Bir kere annem gelmisti Istanbul'a kucagindan inmemisti. Bizim yani cocuklardan buyuk, annelerden kucuk olanlarin daha ziyade  tepesinden inmezdi :) Goncaya geldik mi ben dayardim sirtimi duvara. Biliyorum once Goncanin kucagina atlayacak, sonra Gulsahin, sonra benim. O kucagima ziplayip beni duvara yapistirmasi beni eve kabul etmesiydi biliyorum. Gonca ve Gulsah kadar Pakom da o evde beni hep basinin ustunde tuttu, Ama basimin ustunden de inmedi :) 


Gece yatarim Pakonun patisi kafamda. Tak tak tak. Ne var? Sarilacakmisin kendisine :) 
Uykumun arasinda uyanirim Pakonun patisi kafamda tak tak tak. Neymis? Yastigin cogunu ben kaplamisim :) 
Sabah kalkarim Pakonun patisi kafamda tak tak tak. Ne var? Oynayacakmisim kendisiyle
Anilar anilar anilar.

Benim bile onunla bu kadar cok anim varsa, ve artik o sacma sapan yerlerde sorulan "Ilk ev hayvaninizin adi?" sorusuna verdigim cevap hep Pakoysa, ki bence kesinlikle oyle, Goncanin Mustafa Amcamin Sibel Teyzemin Gullusahin bu kadar uzulmesinden dogal ne olabilir.

Bundan yillar yillar onceydi. O zamanlar Pako daha minnacikti ve ben bir kopegi cok sevebilmeyi ondan ogreniyordum. O zamanlar havhav da O'nun ardindan basligindaki kopek dostlarinin yazdigi yazilari okuyup aglardim. Bir gun Pako'nun ardindan bir yazi yazacagimi hic dusunmemistim. Ama vakti geldi...

Goncamin dedigi gibi omur denen bir sey var. Pakonun omru bizim hayatimiza kattigi neseyle dolu.

Goncanin guzel kizi, Sibel teyzemin, Mustafa Amcamin temsili torunu, Gullusahin temsili yegeni,  cocuklarin resmen kuzeni, bizim beyaz papatyamiz hoscakal. 
Sen iyi ki vardin. Iyi ki bizim omrumuze degdin.
Simdi yine ozgurce kos, zipla, hopla aynen hayatimiza girdigin ilk yillardaki gibi. 
Biz buralarda gordugumuz her dalmacyalida hep seni hatirlayacagiz. 
Sen de bizi unutma...


16 Aralık 2014 Salı

Korkmuyorum cunku...

Universiteden mezun olup calismaya basladigimda bazi cumartesileri yalniz gecirmeyi sevdigimi farketmistim. Kendi kendime geziyordum, dinleniyordum, hosuma gidiyordu. O zamanlar yalnizsam en sevdigim seylerden biri Besiktas'a gitmekti. Once semt pazarina ugrardim. Cogunlukla bir sey almazdim da dolasirdim. Sonra Besiktas'a iner Cicek koftecisinde kofte yer, pasajlardaki dukkanlari dolasirdim bir bir. Oyle butun gunu Besiktasta gecirirdim hic ay,ne yapsam demeden. Hala da Istanbul'a her gidisimde ugrarim Besiktas'a. Cok severim Besiktasi.

Iste oyle bir Cumartesi ben yine Besiktastayim, Balik Pazarinin oralarda yuruyorum. Bir anda etraftan bir sesler gelmeye basladi. Sloganlar. Bir baktim etrafima 4 bir yandan besiktas formali insanlar geliyor. Allahim bende bir telas. Ne yapacagim ben diye. Heykele dogru gitsem kalabalik oradan geliyor. Diger tarafa yurumeye basladim. Besiktasi bilenler, hatirlar balik pazarinin karsisinda kosede bir cerezci bir de tokaci vardir. Tam onlarin onune geldim ki karsidan da bir gurup geliyor. Kaldim ortada.

Attim kendimi cerezciye. Korkmus olmaliyim ki cerezci amca kizim ne oldu? dedi. Insanlar bagirarak geliyorlar, korktum dedim. Ben oyle soyleyince, o gulumsedi elindeki ise dondu ve Korkma, Carsi Onlar dedi. Korkma, Carsi Onlar...

Biliyordum Carsi gurubunu tabi de. Ilk kez o gun ayni yerde bulunmustum onlarla. Korkma carsi Onlar cumlesi sonarsinda cok bir sey ifade etmedi benim icin. Korktum ben Carsidan. Fanatizimden korkardim ben. Futbol fanatizminden daha da cok korkardim.

Sonra kucuk kucuk seyler duymaya basladim haberlerde. Taraftar gurubu dedikleri Carsi Bildigin STKlik yapiyordu. Nerede bir caresizlik varsa onlar tezahuratlarinda o caresizliklere deginiyorlardi. 

Carsi HESlere karsi. 
Carsi aile ici siddete karsi. 
Carsi betonlasmaya karsi.

Her gecen gun daha da cok ilgimi cekiyorlardi. Cok iyi hatirliyorum hakikaten gozlerim dolarak izlemistim Van usuyorsa biz de usuyoruz diye tribunlerde, zemheri sogugunda kazaklarini cikardiklari gunu. O gunlerde bu ulkenin fanatik futbol taraftari olmayan pek cok insani deprem yerini buldu diyordu, onlarsa atkilarini sahaya atiyorlardi. Ne guzellerdi...

Daha bir suru baska oyle kucuk kucuk sey geldi kulagima.
Carsi sokak hayvanlarina mama dagitiyor.
Carsi kimsesiz cocuklara oyuncak aliyor.
Carsi koy okullarina kitap goturuyor.

Tam da yapilsa guzel olur dedigimiz seylerin onlar bilfiil pesinde kosuyorlardi. Ama ne yalan soyleyeyim, yine de Korkma Carsi Onlar'in bir anlami yoktu benim icin. Yine Besiktasta olsam yine dort bir yandan gelseler kosardim cerezciye. Ta ki Geziye kadar...

O zaman anladim ben ne demekmis Korkma Carsi Onlar. Tomalarla universiteli gencler arasinda siper olduklarinda. Arkadaslarimdan gelmesin kimse besiktas'a tehlikeli buralar diye Taksim'e haber gonderdiklerini duydugumda. Yaralilari sirtlarinda bile tasidiklarini gordugumde anladim ben ne demekmis Korkma, Carsi Onlar... 

O yuzden Istanbul'a gittigimizde Besiktas'ta katilacagim yuruyuse dedim. Onlar beni direnmeye cagirdiklari icin degil. Asla cagirmadilar. Napsinlar benim gibi birini baslarina dert bile olurum, Ama Onlarin beni bir terslik olursa korumak icin her ne gerekirse yapacagina inandigim, guvendigim icin. Korkmuyordum artik onlara yakin olmaktan cunku carsiydi onlar. Son Istanbul'a gidisimizde Besiktastaydik Ozanla bir baktim yine mac var, yine dort bir yanda Carsililar. Yine sloganlar. Kacmadim cerezciye bu sefer. Bilakis karistim aralarina. bagirdim onlala berber. Siyah beyaz! En buyuk Besiktas!

Bugun davalari var Istanbul'da. Silahli teror Orgutu kurmaktan yargilaniyorlar. Silahli teror orgutu... Ne desek bos... Ne desek dinlemeyecekler biliyorum. Ama iste yazmadan edemiyorum. Elimden bir bu geliyor, elimden geleni ardima koyamiyorum. Hele dun bir ropartajda okudugum su cumleden sonra yazmamazlik asla edemiyorum ...

Carsi'nin pusulasi her zaman vicdan oldu. Dusmus, dusurulmus, itilmis, kakilmis kim varsa onun yaninda olmaya gayret etti. Ama her zaman onceligimiz Besiktas oldu.

Iste bu. Iste benim hayatim boyunca inanmak istedigim felsefe bu. Pusulasi vicdan olan insandan zarar gelmez bu hayatta...

Hatirlayin depremzedeleri, hatirlayin ozurlu vatandaslara verdikleri destegi ve hatirlayin Gezide yaptiklarini. Bunlarin hepsini bir butun olarak dusununce daha iyi anliyor insan onlari.

Ben kendi adima korkmuyorum artik cunku Carsi onlar. Siz de korkmayin. Bir gun haksiz yere duserseniz, dusurulurseniz yerden kalkmaniz ve yola devam edebilmeniz icin size de el uzatirlar...

15 Aralık 2014 Pazartesi

Bomba gibi fissek gibi bir Pazartesi

Bomba gibi fissek gibi bir Pazartesi sabahi yasiyorum sevgili blogsever arkadasim.
Bak saat daha 12. Ama bizim sirkette ne kavgalar, ne surtusmeler, ne mudurlere giden tartismalar yasandi bir bilsen.

Ay deli midirler nedirler anlamadim.
Sabahin korunde insan ortaligi birbirine neden katar?
Bir de pazartesi sabahi yani.
Naptin gece ruyanda projeyi mi gordun?
Butun haftasonu ay dur ben Pazartesi sabahi daha kimse gozunu bile acamadan ortaligi birbirine katayim mi dedin? 
Allahim akil fikir ver yarabbim :)

Benim Pazartesi sabahlari modum hic boyle enerjik olmuyor.
Daha ziyade kahvemi iceyim, iki haftasonu neler yaptik dusuneyim falan diye bir ruh hali icinde oluyorum.
Ama dusunemedim bu sabah! Neden?
Bir deli kuyuya bir tas atmis, kirk akilli cikaramamis da ondan.
O deli o tasi o kuyuya bir de Pazartesi sabahi 8de atmis!

Dur konuyu anlatmayinca sacama oldu boyle.
Soyle ki bu sevgili calisma arkadasimiz, gecen hafta Persembe bizimle calisan arkadaslara 2 mail atmis. Ama Cuma gunu cevap alamamis. 1 gun yani sadece! Cok icerlemis bu duruma ve kendisi goz ardi ediliyor sanmis. O yuzden bizi de atlayip bu sabah 8de bizim mudurlerimize mesaj atmis. Bana cevap vermiyorlar diye.

Tamam guzel hos da once bir bize deseydin derdini.
Ben telpatiyle mi anlayayim senin kirildigini.
Ha bir de oyle diyor kirildim ben diyor.
Ay yarabbim is yerinde kime niye kiriliyorsun yahu.
Deli mi ne :)

Hah iste sabah sabah bununla ugrastim.
Kahvemi bile yeni icebiiyorum.
An itibariyle asayis berkemal.
O zaman ben de haftasonumu dusunebilirim :)
Dusunebilirim de bak yine birisi bir sey souyor!

Su kadarini soyleyeyim.
Cuma aksami Oxford'ta cok guzel bir yemekteydik biz.
Bu vesileyle ben de hayatimda ilk defa bir uzun siyah elbise giydim.
Laf aramizda persembe aksami 45 dakikada aldim kendisini, indirimden. 
Yasasin indirim!

Haftasonu instagrama o elbisemle bir fotograf ekledim. Sonra kendi kendime dusundum de; bu benim belki de sosyal mecralardaki ilk boyle fotografim. Aslinda bloguma eklenmeliydi once.

Hah iste o yuzden gelsin burada dursun. Blogum, canim hicbir seyden eksik kalmasin :) Gulcin ve Oxford yollari :)


Haydi iyi haftalar dilerim :)


11 Aralık 2014 Perşembe

Brrrrr

Bence yeterince kis oldu. 
Bence artik yavas yavas bahara gecebiliriz. 
Vallhi bence gecebiliriz.

Ben Izmire gitmeden once Londrada hava bir sekerdi. Hala kadife montumla ortalikta dolaniyor, bere-eldiven gibi seylerin yanina ugramiyor, ofise gomleklerle geliyordum. Pek guzeldi.


Ben Izmirdeyken de oralarda hava bir sekerdi. Yine kadife montumla yollada dolanabiliyor, kafelerde disarida oturabiliyor ve hatta gunes gozlugumu alsaymisim diye hayiflanabiliyordum. Pek guzeldi.

Ben Londra'ya dondum ve olan oldu! Havalanindan eve donerken gozumu boyayan gunesin sadece seklen bize eslik ettigini anlamam hic de uzun surmedi. Tren istasyonundan eve donerken enseme gelen soguk beni kendime getirdi. Bunda kuaforun saclarimi cok kisa kesmesinin ve kis gunu ensemin ciz-ciplak kalmasinin ad etkisi buyuk tabi. Kuafore tepkim buyuk olacak!

Pazartesiden beri Londrada donarak yasiyoruz. Kendi adima konusayim. Donarak yasiyoruM. Zira ingilizler hala zemheri zurafasi gibi dolanabiliyor. Ama ben resmen yollarda titreyerek yuruyorum.


Hayir fikren hazirliksiz yakalandim ben bu duruma. Yoksa Aralik'ta soguk olacak tabi de, hava oyle guzeldi ki ben bu kisi boyle atlatiriz sandim.

Kazak bile almama gerek yok diye dusunuyordum. Laf aramizda resmen ve alenen 3 tane kazagim var. Sanirim yer yok diye atma isini biraz fazla abartmisim. Al sana 3 kazakla dondurucu Londra havasinda kaldin mi Gulcin? Haydi sana hayatta basarilar dilerim.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Hayaller gercek olsa

Hani boyle bazi sabahlar olur, yataktan hic kalmak istemezsin. Disarida dunya yikilsa da kimse sana dokunmasa. Uykunu hicbir sey bolmese. O sicacaik yataktan hic cikmak zorunda kalmasan. Arada hafiflese uykun gozlerini aralasan ama sonra yine kapatsan. Duydugun tek ses pencerenin disindaki kuslar olsa... Ve asla ama asla telefonun alarmi calmasa... 

Ne guzel.. Guzel de ... Bunlar calisan bir insan olunca hic gercek olmuyor. Hadi cok tatli bir ruya gordun de bunlarin hepsi o ruyada vardi diyeleim. O telefonun alarmi var ya o telefonun alarmi illa caliyor.


Calma ya! Bir rahat birak! 

Sonunda sirket bana bir telefon verdi. Ay yillar sonra benim de sonunda bir akilli telefonum oldu. Yoktu vallahi benim oyle bir telefonum. Bildiginiz nokianin eski modellerinden birini kullaniyordum. Hani sadece telefonla konusup mesaj atabildigin o gercekten sadece elefon olanlardan biri. Benim icin problem yok(tu) dostum. Sonucta telefon yani. Zaten temelde yapmasi gereken telefon etmek ve mesaj atmak.

Ama sen benimle elimde o eski nokiayayla dolasirken ne dalga gectiler bir bilsen. Ay bir ben kalmisim onu kullanan. Ay cok demodeymisim. Bir whatsupim bile yokmus. Isteyen bana istedigi zaman ulasamiyormus. Bak her seyi anlarim da istediklerinde bana niye ulasamiyuorlardi onu anlamadim. Hayir telefon eski model ama konusulabiliyor.

Bu arkadaslarimin bana serzenisleri yillarca surdu. Zira bu gectigimiz Temmuz ayina kadar benim elimde o eski nokia vardi. Hic umurumda bile olmadi serzenisler de ne zaman birlikte calistigimiz danismanlik firmasindaki gencler Gulcin'e telefon almak icin kampanya baslatalim diye konusmaya basladilar, o zaman iste tamam dedim yeni telefonun zamani geldi. Yoksa yani telefon eden ve mesaj ceken bir alet neden isimi gormesin :)

Simdi bu akilli ama yine nokianin en eskiii modellerinden biri olan sirket telefonum gelince anladim. Telefonla artik insanlar telefon ederek iletismiyormus. Olay whatsupmis. Emojilermis. Fotograflarmis. Peki. Ondan da geri kalmayayim.

Ama bitti mi soylenmeler? Bitmedi. Ay bu telefon cok eskiymis, bilmem ne ozelligi yokmus. Yahu konusuluyor, mesaj atiliyor, e whatsupi da var. Yetiversin bu da bana degil mi :) Yok. Hala o danismanlik firmasindaki gencler kampanya yapmayi dusunuyor bana son model telefon alacaklarmis. Alsinlar ne yapayim :)

Ben nereden geldim bu konuya. Hah diyordum ki o telefonun alarmi illa calisiyor. Caliyor caliyor da telefon yeniyse insan bu calan ne be! ne oluyoruz! diye dusunerek ilginc bir sekilde gune basliyor.  Ya da Gulcin gibi telefonun alarmini degistirip sonradan unutanlar da gune oyle bir saskinlikla baslayabiliyor. Ben oyle basladim bugun yine yani. Tam da guzel bir ruya goruyordum. Alarm calmasaydi iyiydi. Ama ne demistik oyle uyanmak zorunda olmadigimiz sabahlar calisan insan olunca sadece hayal tabiki :)

Ah o hayaller gercek olsaydi iyiydi :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails