31 Ocak 2014 Cuma

Kestirdim gitti

Dunku yazidan sonra merak edenler varsa iste boyle oldu sacim.


Aslinda dun aksam eve gelirken yarin su kuafor macerasini yazayim diye geciyordu aklimdan.
Stefanolu, sutsuz cayli, kafa masajli, sohbetli, 2 saat suren bir sac kesim macerasi.
Bildiginiz eglendim.
Yazsaydim yazarken de eglenecektim.
Ama bugun cok da eglenceli seyler yazacak halde degilim.
Is guc iste.
Elbet gececek ama kotu bir gun geciyor.
O yuzden kusuruma bakmayin.
Ama saclar fena olmamis sanki degil mi?
Fonsuz nasil olacak bir de ona bakmak lazim tabi :)

Sizin gununuz benimkinden guzel olsun.
Hepimizin haftasonu da huzurlu olsun...

30 Ocak 2014 Perşembe

Niyet ettim Ingilterede saclarimi kesitirmeye!

Etmezdim de vallahi mecbur kaldim. Yoksa bu avrupa ulkelerinde sacima, kasima dokundurmamak konusunda cok ciddi prensiplerim vardi benim. Boyle de prensip sahibi bir insanim :) Yok be degilim. Daha cok sutten agzim yandigindan yogurdu ufleyerek yiyorum. Bakiniz 2 yil once Hollanda'da kaslarimi aldirma gafletinde bulunup Adile Nasit'e donusum.

Bir sure sorun benden mi kaynaklaniyor diye cok sundum. Zira saclarim konusunda huysuzluklarim olur benim.Ama yok; kac tane arkadasimdan ayni seyleri duydum. 
     Sacimi kestirdim tas gibi oldu.
     Bir fon cektireyim dedim cektirmez olaydim.
     Bir sac kesmeleri 2 saat aldi.
     vs. vs.

Hani bunca sikayete ucuz bir sey olsa kuafore gitmek, haydi pisman olursun ama icine oturmaz bari. Yok nerede. Bir de deli gibi pahallilar. Hollanda da fon cektirmek 35-40 eurodan basliyordu diyeyim gerisini siz dusunun. Yok ben tabi ki hic o parayi vermedim :)

Bir kere o da Ozanin mezuniyetinde dedim tamam ya, kirk yilin basi olan bir sey sonucta, vereyim gitsin. Arkadaslarim dort koldan onume set kurdu.

     Sakin yapma. 
     Kendin cekiver.
     Hele boyle bir gunde alinir mi o risk?
Yahu hele boyle bir gunde gitmeyecegiz de ne zaman gidecegiz kuafore?

Ama yok, sakin yapma dediler. Ben soz dinlerim. Gitmedim o gun kuafore. Bir de haspalarima oyle kapidan gecerken girivermek de yok ha. Gunler onceden randevu alacaksin. Almistim da randevuyu ama ektim kuaforu. Pisman degilim. Ugrastim kendim bir fon cekiverdim. herkes de pek begendi, sevindim :)

E bunca seyden sonra bu yazinin basligi ne diyeceksiniz degil mi? Haklisiniz tabi. Yanlis okumadiniz.
Niyet ettim Ingiltere'de saclarimi kestirmeye.
Daha dogrusu vallahi mecbur kaldim.

Zira saclarima kuafor eli en son Haziran ayinda degdi. O zaman da kuaforume bak Agustos sonunda Ozanin mezuniyeti var o gun guzel olacak sekilde kes saclarimi dedim. Sanirsin yarin aksam yemege gidiyorum diyorum. 2 ay sonrayi nasil hesaplasin adam? Ama sagolsun hesapladi oldu gitti :)

E ama Hazirandan bu yana 7 ay gecti. 7 ay sonrayi hesaplayamadik tabi. Kisa sacin da sorunu bu. Uzadi mi hemen sekilsizlesiyor. Saclarim uzunken 1 yil dokundurtmadigim bile olurdu benim. Uzuyorlardi iste. Ama yok kisa olunca sac, oyle birakayim gitsin malesef denilmiyor.

Benim saclar su an bildiginiz Kezban! Boyle bir sekilsizlik. Boyle bir cirkinlik yok. Bir sure yikadiktan sonra bol kopukle kuruttum mu gunu kurtariyordum. O donem de gecti. Kopuk, fisfis, jole, limon...Ne suresem sureyim artik degil gunu ani bile kurtaramiyor. Daha kurttuktan sonra boyle bir sunepe, boyle bir cirkin. 

Gecenlerde Ozan bile birazcik kestirsen fena olmaz sanki dediginde, tamam dedim, buraya kadarmis. Cunku biliyorum, hakikaten cok kotu durumda olmasalar Ozan bana kuafore git demez. Neden? Sevmezsem cenemi o cekecek de ondan. Sevmemeyi gectim, sevsem bile kesin onumuzdeki 3 gun nasil olmus, oldu mu ki, surasi yamuk mu ki, surasi kotu mu ki diye sorularimi da cekecek de ondan. Yani durum fena olmasa Ozan akilli adamdir bu cileye katlanmaz. Degil mi ki Ozan da kuafor zamani geldi dedi, bu isten kacarim kalmadi benim. 

O yuzden niyet ettim Ingiltere'de saclarimi kestirmeye. Ama var ya deli gibi de korkuyorum!

Planim su:
Kuafore saclarimi cok kisalttirmayacagim. Boylece begenmezsem Turkiyeye gittigimde yeniden kestirebilirim diye umuyorum. Nihayetinde aslinda 2 kesinlik sac uzadi gibi sanki :)
Ay annem de eskiden elbise etek kisaltalim dedigimizde, hepsini birden kesmezdi de icine pay birakirdi. Hani sonradan begenmezsek bir daha mudahale edebilelim diye.
Hah iste ben de oyle yapacagim :) Sacimi payli kestirecegim :) Yani insallah!

Dinlerse bunlar beni. Kafasina gore dalarsa kafaya iste o zaman yandik! 

Haydi ne olur bana sans dileyin :)
Niyet ettim Ingilterede saclarimi kestirmeye.
Allah sonumu hayir eyleye.
Supaneke dinimiz amin :)

29 Ocak 2014 Çarşamba

Birkac yil once yil bu zamanlar.. Tavsiye...

Yine yillar once yazdigim bir yazi cikti karsima...
Sartlar oyle cabuk degisiyor ki...
Benim de bazi dusuncelerim degisti elbette.
Sonra bu yaziyi niye buraya eklemedigimi hatirladim.
Hani tam icime sinmemisti, sanki ben yaptim bitirdim is dunyasini cozdum gibi duyuluyordu.
Ama benim hislerim asla oyle degildi.
Asla degil!
Su calisma hayatinda ogrendigim bir sey varsa asla oldum diyemeyecegim :)
Hergun yeni birsey ogreniyor insan, guzel olan da bu aslinda.
O yuzden boyle demedigimi soyledigime gore artik bu yazi da buraya gelebilir :)

Dun aksam is hayatina adim atan genc bir arkadasimiza iyi sanslar dilemek icin Rotterdamdaki birkac kadin bir araya geldik; keyifli bir yemek yedik. Yemegi organize eden arkadasim sabahtan yeni ise baslayan arkadasimiz icin onerin ne olur dediginde dusundum. Aklima ilk su cumleler geldi...
Ozel hayatina ayirdigin zamanin olduk olmadik sebeplerle is icin harcanmasina izin vermemeye calis. Birak isle ilgili sorunlar ise ait zamanlarda cozulsun cozulemeyenler de isle ilgili yeni zamanlarin gelmesini beklesin. Ozel hayatindaki insanlarin da sabri cabucak tukenmesin. Is hayati 2-3 yillik kisa bir kosu degil aksine upuzun bir maraton. O yuzden enerjini hesapli kullanmakta fayda var :)
Sonra ekledim.  
Iki yil once yaziyor olsaydim bunlari cok farkli seyler yazacagima oyle eminim ki :) 
Bu aksam dusundum; iki yil once yani yeni isime baslamadan once bunlari yaziyor olsaydim neler soylerdim. Muhtemelen o zaman yasadiklarimin tek calisma bicimi oldugunu ya da soyle diyeyim tek dogru calisma bicimi oldugunu dusundugum icin cok calis derdim, Cunku cok calisiyordum. Hirslarini asla kaybetme derdim cunku hirsliydim. Is hayatinda keske demene sebep olmayacak sekilde emek ver derdim. Cunku cok emek veriyordum.

Pisman miyim? belki evet. Belki hayir. Ama bunca yillik is tecrubesinden sonra ki aslinda cok da uzun degil tecrubem sunlari dusunuyorum sanirim.

  • Is hayatinda sadece cok calismak degil onemli olan. Onemli olan uzun yillar ayni tempoda calisabilmek
  • Is hayatinda sedece hirsli olmak degil onemli olan. Onemli olan hirslarinin gercek hedeflerinin onune gecmesine izin vermemek
  • Is hayatinda surekli hedefler belirlemek ve o hedeflere odaklanip calismak degil onemli olan. Onemli olan degisen sartlara gore hedefleri degistirmen gerekecegini bilmek.
  • Is hayatinda sadece cok emek vermek degil onemli olan. Onemli olan emek vermen gereken seyleri secebilmek.
Ve emek verilmesi gereken en onemli seylerden birinin insan iliskileri oldugunu unutmamak. Ki kendimi basarili gordugum tek nokta varsa o da bu benim. Cok calistigim zamanlarda bile insan iliskilerini herseyin onunde tutmak. Bunu bilincli mi yaptim? Asla. Belki de icimden gelen sadece icimden gelen sesi dinledigim tek nokta oldu bu ama iyiki de oldu diyorum simdi. Cunku gecmise baktigimda ne basarilmis projeleri, ne kazandigimiz odulleri ne de yaptigimiz hatalari hatirliyorum aslinda. Gecmise baktigimda aklima gelenler birlikte nasil guldugumuz bazen birlikte nasil uzuldugumuz, her durumda birbirimize destek olmak icin neler yaptigimiz.

Iste o yuzden ise yeni baslayan arkadasima tek soyledigim de bu olmali belki. Insanlarla iliskinin herseyden onemli oldugunu unutma. Cunku projeler bitecek, basarilar basarisizliklar gecip gidecek, yaninda kalirsa kalanlar insanlar olacak.

Ama bir yandan da bunu demek istemiyorum cunku bu iyi niyetle yedigimiz kaziklari yolun basindakiler yemesin istiyorum. Ama yine de yok yok insan olmayi her durumda insanca davranmayi herseye ragmen gozle alacak cesareti kaybetmemyi diliyorum. Ben boyle mutluyum...

ve bugun...
hala yeri geliyor cok calisiyorum.
hala cogu zaman denngeyi tam olarak kurmakta zorlaniyorum.
hala hatalar yapiyorum.
ama insan iliskilerine hala onem veriyorum.
projedir gecer arkamizda kotu anilar kalmasin...
geriye baktigimizda bize kuskun kirilmis kalpler olmasin...

28 Ocak 2014 Salı

Ozel sektorde de somestr tatili talep ediyorum!



Mini mini birler
Çalışkan ikiler
Tembel üçler
Dayak yiyen dörtler
Misafirdir beşler
Altılar altınımı çaldılar
Yediler yemeğimi yediler
Sekizler seksek olup gittiler
Dokuzlar doktor olup çıktılar
Onlar kırmızı donlar


Cok severdim bu tekerlemeyi ogrenciyken. Kendi kafamda dusunurdum simdi hangisiyim ben, seneye hangisi olacagim diye. Dayak yiyen dortler de gozumu korkutmamis degildi hani :) Neyse ki kazasiz belasiz atlattik o seneyi :)

Duydum ki mini mini birler caliskan ikiler gecen Cuma karnelerini almislar, somestr tatillerine baslamislar. Iyi tatiller onlara! Doya doya dinlensinler, eglensinler. 

Karne gunlerini ve ardindan gelen tatili hangimiz sevmedik ki? Ben sevdim. Hala da pek cok insan gibi tatili seviyorum :) Bunu soylememe luzum yoktu sanirim. Su sayfalari okuyan herkes Gulcin'in tatil duskunlugunu farketmistir sanirim :) Tatil gibisi var mi yahu :) 

Hah iste tam da bu sebepten oturu, an itibariyle minik ogrencilere cok ozeniyorum ve ben de ozel sektorde somestr tatili talep ediyorum! 

Dusunsenize... 
Hayatta en hakiki musrit ilim degil mi? 
Egitim herseyden once gelmiyor mu? 

Son yillarda bu sorularin cevaplarinda buyuk degisiklikler olsa da en azindan bize ogretilen oyle :) Ben kendi bildigime bakarim arkadas. Iste bunlara ragmen egitimde bile somestr tatili oluyorsa, ozel sektorde niye somestr tatili olamiyor? Degil mi ama? Cevabi hepimiz biliyor olsak da gelin bilmiyormus gibi davranalim.

Amannn isteyenin bir yuzu kara. Isterim gitsin.

Ozel sektorde de somestr tatili talep ediyorum! Istiyorum da istiyorum :)

Ah ne guzel olur dusunsenize :) Oh la la. Hayali bile guzel ya :)

27 Ocak 2014 Pazartesi

Bugun de buna cok guldum: telekonferans

Ofisteki gunlerimin cogu toplantilarla geciyor.
Ama keske toplanti her daim bir odaya girip insanlarla yuzyuze konusmak olsa.
Yok degil, malesef.
Gunumuzde toplantilarin cogu telekonferansla yapiliyor.
Sadece bizim sirkette degil, bir suru sirkette ayni bu durum.
Dunyanin binbir kosesinden insan toplantida bulusuyor.
Kimisi masasinin basinda, kimisi ofiste, kimisi evinde, hatta kimisi havuz basinsa. 
Oh hayat ne ala!

Yok ama aslinda degil.
Yani tamam istedigin yerden calisma ozgurlugu guzel.
Surekli ofiste olmak zorunda olmamak da guzel.
Ama gelgelelim o telefonun basinda gecirilen zaman arttikca durum biraz anormal olmuyor da degil
Yapacak bir sey yok.
Yeni dunya duzeni, calisma duzeni bu.
Ama durumu kabullenmemiz dalga gecmeyecegimiz anlamina gelmiyor degil mi?
Hah iste su video da bizim o telekonferanslarla dalga geciyor ya beni cok guldurdui.

Buraya altyazisiz bir sey koymuyorum genelde ama bu seferlik kusuruma bakmayin ne olur.
Yine onumde toplantilarla gececek koca bir gun varken bu da benim bugunku nesem oldu, izleyip izleyip guluyorum :)


Haydi iyi haftalar olsun hepimize :)

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails