16 Temmuz 2013 Salı

Bugun de bunu cok sevdim...merdiven...

su yasadigimiz gunlerden sonra ailelerimizden ogrendiklerimizin, etrafimizdakilerden ogrendiklerimizin nasil bir insan oldugumuz konusunda cok ama cok onemli oldugunu anladim.
buyurken ama hani essek kadar olmusken bile buyurken ogrendiklerimiz herseyi sekillendiriyor.
dusuncemizi, olaylara verdigimiz tepkiyi, siddet egilimli olmamizi ya da olmamamizi...
o yuzden bu merdivene bayildim.
diyor ki...

bu evde..
variz
hatalar yapiyoruz
ozur dilerim diyoruz
karsimizdakine ikinci bir sans veriyoruz
egleniyoruz
birbirimize sariliyoruz
affediyoruz
dusunduklerimizi soyluyoruz
birlikte bir aileyiz
seviyoruz...

evinde bunu ogrenen, sokakta da bunu yapmaz mi?
bunlarin hepsini yasadigimiz her yerde yapabiliyor olsak hayat cok guzel olmaz mi?

bir gun merdivenli bir evim olursa aklimda olsun...
merdivenli ya da merdivensiz evlerde...
iyi ki bunlari ogrenerek buyuyen cocuklar var bu dunyada....

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Okuduk: Cehennem Cicegi

Yine ne uzun zaman oldu okuduklarimi yazamadim. 
Okumadim degil bu donemde ama iste olmadi yazamadim. 
Neyse ip kacti demeyeyim de bir ucundan tutayim...

Son istanbul gezisinden yine elimizde kitaplarla donduk. Ustelik yola cikmadan once evde, havalaninda ve yolculuk boyunca da ucakta Ozanla birbirimize ayni seyleri soyleyip durmustuk. Bu sefer kitap almayalim... O bu sefer kitap alyalim tatil boyunca once Bu sefer cok fazla kitap almayalim'a, ilerleyen gunlerde Tamam alalim ama aldiklarimizi burada okuyup birakalim, tasimayalim'a donusedursun.... Eve dondugumuzde donus yolunda havalaninda birbirimizden gizli aldigimiz son kitaplari cantalardan cikariyorduk :) Aman ya ne yapalim bizim de yukumuz kitap olsun :)

Bu yolculugun ganimetlerden biri de Alper Caniguz. 
Cehennem Cicegi. 

Bir bucuk yil kadar once Yucel Elinde Tatli Ruyalarla bize geldiginden beri Alper Caniguz benim her ne yazarsa yazsin okuyacagim dedigim yazarlardan biri oldu. Tatli Ruyalarin ardindan Ogullar ve Rencide Ruhlari okudum. Sonra da Gizli Ajans'i. Bakin onu da yazmamisim iste. Yayinlanmis tum kitaplarini bitirdik simdi ne yapacagiz derken Alper Caniguz bizi cok bekletmedi ve Cehennem Cicegi raflardaki yerini aldi.


Ben rafta yeni kitabi gormenin sevincini yasayadurayim Cehennem Cicegi raflara gelmekle kalmamis bir de beni cok sevindirecek bir surprizi beraberinde getirmisti. Ben ne yazarsa yazsin okurum derken Alper Caniguz, benim en sevdigim karakteri yani Alper Kamu'yu yepyeni bir hikayede yazmisti. Hani tam anlamiyla korun istedigi bir goz Allah verdi iki goz durumu. 

Kitabin arka kapak yazisi soyle:

"Bilirsiniz, insanlar doğar, ölür ve sonra büyür."

Dünyanın en küçük dedektifi geri döndü.

Alper Kamu 9 yıl sonra, hâlâ 5 yaşında.

Alper Canıgüz'ün eşsiz kahramanı Alper Kamu'yla birlikte
her türlü şiddetin hüküm sürdüğü bir atmosferde, kırık hayatların, küllenmiş aşkların ve daha nice esrarın peşinde kara mizahla yüklü yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.

Kahramanımız, bu kez bir çocuğun ölümü ve eski bir aşk hikayesinin ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmak için uğraşırken, "İnsanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?"
diyen bir dedektife yakışacak şekilde, adalet kavramımızı sorguluyor. 



Alper Kamu Cehennem Çiçeği; ilk üç romanıyla edebiyatımızda kendine özgü ayrıcalıklı bir yer edinen Alper Canıgüz'den kahkaha ve gözyaşının iç içe geçtiği büyülü bir serüven. 


Hem de ne seruven...

Benim nacizane goruslerim:
- Alper Kamu eskisini asla aratmayacak bir performansla karsimizda
- Alper Kamu karakteri iyice oturmus, iyice demlenmis, iyice guzellesmis.
- Anne ve babanin karakterleri de aynen Alper Kamu gibi bir kac adim oteye gitmis, buyuk resimdeki yerini tam anlamiyla bulmus.
- Yan karakterler harika anlatilmis. Birbirinden bagimsiz gorunen hikayeler cok guzel birlestirilmis.
- Alper Kamu her macerasini merakla okuyacagim, 9 degil 39 yil sonra bile hala 5 yasinda kalmasini isteyecegim enfes bir karakter olmus.

Uzun lafin kisasi...

Cehennem Cicegini ben kendi adima cok ama cok severek okudum. Sanirim bir sure sonra donup yeniden bile okurum... Bir de bitirmeden soylemeden gecemeyecegim Alper Kamu harikasin cocugum :)

12 Temmuz 2013 Cuma

Gordum ki...

Musadenizle bugun biraz yuzumuzu guldurecek bir seyler yazmak istiyorum. Bir an olsun gulmeye gulebilmeye ihtiyacim var. 

Insan zaman zaman baskalariyla karsi karsiya gelir. Hani soyle caktirmadan laf sokmalar, bozup atmalar, yerin dibine sokmalar. Olur yani. Sahsen bana oldu. Laf sokanlar da, cat cat yuzuime soyleyenler de rezil edenler de oldu. Ama yok arkadas kimse bugune kadar beni 4,5 yasindaki YavruSu'nun bozdugu kadar bozmadi :)

Evrenler de cesmedeydi biz oradayken. Biz dordumuz taa universite zamanlarindan arkadasiz. Hepimiz cesme sinirlari icinde bulusunca da bir araya gelmek cok guzel oldu :) Oturduk sohbet ettik, yedik ictik, denize girdik. velhasil kelam beraber gecirdigimiz gun cok ama cok guzel oldu :)

Bir ara biz oturuken baktim YavruSu bahcenin diger kosesine gitmis yalniz basina oynuyor. Kalktim yanina gittim...

               - Ne haber YavruSu?
               - Iyi.
               - Ne yapiyorsun burada?
               - Dogum gunu partime hazirlaniyorum.
               - Aa dogum gunun mu senin ne kadar guzel! (PS tabi ki dogum gunu degil :))
               - Evet!
               - Ne giyeceksin dogum gununde?

Sorusuyla beraber hemen hemen her kiz cocugu gibi YavruSu da bana giyecegi prenses elbisesini anlatmaya basladi. Etekleri, taci, etraftaki cicekler... neler neler...
Yaklasik yarim saat suren bu konusmadan ben yuzum gulerek ayrilacagimi sanirken o bomba soru geldi!

               - Bir sey soracagim. 
               - Tabi sor.
               - Sen de kucukken prenses olmak istedin mi?
               - Tabi bir zaman ben de istedim prenses olmak.

Soyle bir bana bakti, bastan asagiya suzdu. Bir daha suzdu ve dedi ki....

               - Hmmm istemissin ama goruyorum ki olamamissin!
:)))) 
Ben bu cocuklara hakikaten soyleyecek soz bulamiyorum.
Yalniz dogru soyluyor! hakli cocuk!
Evet ya ben resmen prenses olamadim. Sanirim bu yastan sonra bunalima girecegim haberiniz olsun :)

Emek emek buyuyorlar, mutlulukla, doya doya yasasinlar. Hepsi!

11 Temmuz 2013 Perşembe

Bak bir yil daha gecmis...

Bu da benim kendimce bir gelenegim oldu.
Dogumgunlerimde eski yasima tesekkur etmek.
Soyle bir donup bakiyorum da en sevdigim, en mutlu oldugum yaslarimdan biriydi benim bu yasim.
30 lari seviyorum. 20lerden daha cok.
Daha telassiz, daha sakin, daha dingin geliyorlar bana. 
Dingindi bu yasim da.
Cok okudum, cok izledim, cok dinledim, cok gezdim, cok yazdim...
Daha ne olsun iste...
O yuzden gonulden bir tesekkur ediyorum eski yasima. 
Bana yasattigi, bana kattigi, bana dusundurdugu her sey icin.

Ve hosgeliyor yeni yasim.
Dilerim saglik, umut, sans, huzur ne varsa katsin gelsin yanina.
Agiz tadiyla gececek, mutlu anacagimiz bir yilimiz olsun onunla...

Ben coskulu olurum dogumgunlerimde aslinda.
Agzim kulaklarimda dolasirim.
Ama bugun cok oyle degilim.
Sebepler hepimizce malum detaylara musadenizle hic girmeyeyim. 

Bu sene de boyle...
Hani diyeyim ki...
Yaprak doker bir yanim.
Bir yanim bahar bahce.

Haydi bakalaim baslasin yeni Gulcin icin yeni bir sene...


9 Temmuz 2013 Salı

Ic dokme...

Canim blogum,

Geri geldik. Hollandaya donduk. Baya oldu aslinda ama ben yeni yazabiliyorum. Ruzgar gibi gecti Turkiye gunleri. Istanbuldaydik, baska yerlerdeydik arkdaslarimizi gorduk, ailelerimizi gorduk ve ismdi geri donduk. Insan oglu kus misali iste bir orada bir burada.

Oyle ozlemisim ki Turkiye'yi. Oyle ozlemisim ki Istanbul'u nasil iyi geldi bu ziyaret bana anlatamam. Orada olmak, insanlarla konusmak, oraya dahil olmak. Hic dinlenemedim ama civi gibiyim diyeyim sana; sen gerisini anla.

Biz Turkiyedeyken cok sey oldu. Hani suraya alt alta yazsam, olaylari bilmeyen biri gelse okusa inanamaz hepsinin sadece bir iki haftada yasandigina. Biz inanamakla kalmiyoruz birebir yasiyoruz iste bunlarin hepsini desek ne derler bize acaba?

Biz Turkiyedeyken bize soylenen de cok sey oldu. Soyleler, boyleler, bunu istiyorlar sunu soyluyorlar. Bir suru sey. Ama iclerinden bir tanesi vardi ki o iste beni kalbimden vurdu. Kirildim be blogum. Vallahi bak incindim. Dediler ki bunlar Turkiye'yi sevmiyorlar. Iste bunu duyunca ben bildigin burkuldum.

Sevmiyormusuz Turkieye'yi. Iyiligini istemiyormusuz. Nasil seviyorum ben Turkieyeyi bir bilseler blogum. Burnumun diregi sizlayarak seviyorum ben Turkiyeyi. Gozlerimi kapattigimda sokaklarini gorecek kadar ozleyerek. Gittigim envai cesit memleketin her kosesinde ondan bir parca, ona benzeyen minnacik olsun bir yer bulmaya calisarak seviyorum ben Turkiyeyi. Onlarca insan yahu bakin rahatiniza donmeyin sakin buralara derken, o rahati falan gormeyip donmeyi dusunecek kadar seviyorum ben Turkiyeyi. Burada herkese onume cikan herkese ulkemi anlatarak, bikmadan usanmadan sorduklarina cevap vererek, onlar da oraya gitsinler bir de mutlu ayrilsinlar diye cabalayarak seviyorum ben Turkiyeyi. Ozleyerek seviyorum, icimde ta icimde ozleyerek, her firsatta yola duserek, sokaklarinda yuruyup, havasini icime cekmek icin bikmadan usanmadan imkanlar yaratmaya calisarak seviyorum ben Turkiyeyi.

Ama sevmiyor dediler. Onlar bu ulkeyi sevmiyorlar. Cok kirildim be blogum, cok uzuldum inan. Ama oyle dendi diye sevmiyor olacak degilim ya. Her gunumu Turkiye ile ozlem gidererek gecirdim ben tatilde. Habire fisildadim memleketimin kulagina sen soylenenlere inanma olur mu ben seni cok ama cok seviyorum diye... 
Bugunluk bu kadar ama Turkiyedeki gunlerimiz yakinda Gulcince'de...

Bir de vicdanlarin dinlenecegi, herkesin elindeki yetki ve gucu dogru kullanmayi dusunecegi hayirli Ramazanlar herkese...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails