30 Haziran 2011 Perşembe

Sut Kardesler

Yine misafirli yani bol eglenceli gunler yasiyoruz. Dun gecenin bir vakti aklimiza nereden geldiyse geldi; saate falan aldirmadan eski ama cok guzel bir film izledik: Sut Kardesler...
Afis IMDB
- Seni hic sevmiyorum sut oglaannnnn. Babani da hic sevmezdim zaten sut oglannnn
- Bir emirerinin yeri kumandaninin yanidir. Aferin emirerim Ramazan
- Gulyabani....
- Fes basima fes basima puskulu ben olayimmmm...
Daha neler neler....

Belki biz normal degiliz (ki bu olasilik yuksek) ama hepimiz ayni filmi daha once defalarca izlemis olsak da cok gulduk :) Film bitti keyfi bitmedi. Soyle bir dolastik internette. Filmden yola cikip nerelere nerelere gittik, karsimiza cikanlarin ustune ne de guzel sohbetler ettik:

à  Sut Kardesler Huseyin Rahmi Gurpinar'in Gulyabani isimli romanindan uyarlanmis.

à  Filim yonetmenligini elbette Ertem Egilmez yapiyor ama senaryosunu Sadik Sendil yazmis.

à  Ben "Sanki Sadik Sendil bir sarkinin soz yazariydi" diye soylenirken bana gulenlere inat evet kendisi benim hep bayildigim Senede Bir Gun sarkisinin soz yazariymis :)
Zeki Muren o parcayi ne de guzel soylemis:


Bu filmlere gulerek buyuyen, boyle parcalari hayatima dair bir seyleri hatirlayarak dinleyebilen bir kusagin icinde oldugum icin cok mutluyum. 

Sadece Sut Kardesleri bile dusunsem:
Sade ve guzel. 
Eglence Adile Nasit'in gozlerini acip kahkahayi patlativermesinde sakli. 
Eglence Sener Sen'in yuzundeki her mimigin ayri bir sey anlatmasinda sakli. 
Eglence Kemal Sunal'in omuzlarini sallaya sallaya oyle naif oyle guzel oynayivermesinde sakli. 
Eglence Aysen Gruda'nin capkin goz suzmelerinde sakli.
Efekt yok, harika cekimler yok, surpriz sonlar yok belki.
Ama keyif hicbir suslemeye gerek kalmadan oyunculuklariyla filmleri alip goturebilenleri izlemekte sakli.
O yuzden hele bugunlerde eski turk filmlerine dalmanin Gulcin icin tam vakti :)

29 Haziran 2011 Çarşamba

Stres yonetimi

Soz konusu sorumlu oldugum projelerle ilgili problemler oldugunda stres yonetimi konusunda engel tanimayan ben isin ucu benim hayatimi direk etkileyen konulara dayandiginda tam bir beceriksiz oluyorum. Kararlarimi sorgulayamiyorum, dogrulari yanlislari  ayirt edemiyorum hatta kendi yarattigim gerceklere (?) saplanip kalip esas kosullari goremez hale geliyorum. Yani hayatimi etkileyecek kararlar alma konusunda basarisiz ve beceriksiz bir insanim. 

Bunu defalarca tecrube ettim ve her seferinde agir darbeler alip ciktim karar verme mucadelemden. Yoruldum, orselendim, yaralandim ve kirildim. O yuzden karar vermek zorunda olmayi HIC ama hic sevmiyorum. 

Teoride saglam olmaya yakinim. Buyuk kararlarin arifesinde yapilacaklari aklimda az cok siralayabiliyorum sanki:
          - Varolan durumda nelerden hosnutsuz oldugunu belirle
          - Yeni durumun sana getirecegi artilari belirle
          - Yeni durumun sana getirecegi eksileri belirle
          - Arti ve eksileri ayri kefelere koy degerlendir
         - Sadece bu yeni duruma odaklan. hayatinda memnun olmadigin baska seylere ait negatif ya da pozitif hic bir etkinin bu karari etkilemesine izin verme
          - Karara dair problemlerin varsa siraya koy ve birer birer coz. Hepsini birden cozmeye kalkisma
bla bla bla

Peki ya pratikte bunlari uygulayabiliyor muyum? Tabi ki hayir! 

Tum bu siraladiklarimi sakin sakin yapacagim ve saglikli bir karar verme sureci yasayacagim diye yola cikan ben, karar verme anlarinda tum mantigimi bir kenara birakip tam bir beceriksize donusuyorum. Hayatimda bugune kadar cozemedigim ne varsa ortaya dokuyor onlarla uzaktan yakindan alakasi olmayan bu kararin onlari da cozmesini bekliyorum.

Cozemiyor elbet. Ben de ama su da var bu da var diye debelenip durup vermem gereken karari veremiyorum. Oyle huysuz bir insan olup kendime de etrafima da hayati zehir ediyorum. Saka degil gerecketen bunu yapiyorum. Iste bu yuzden ben karar vermek zorunda olmayi HIC ama hic sevmiyorum.

Yine geldim bir noktaya. Su anda soyleyemesem de duyuldugunda kulaga cok guzel gelen bir firsat var karsimda. Cok sukur! Bunu kazanabildigim icin elbette cok mutluyum. Ama o firsata giden yol su andaki duzenimizi yine bozmaktan geciyor aslinda. Iste bu yuzden cok mutsuzum. Yenilikler zor biliyorum. Ama bir yandan da guzeller onu da biliyorum. Iste o yuzden elimin tersiyle itemiyorum bu firsati. Ama.. ama.. ama....

Iste yine basliyor. Karar vermeye calisiyorum, beceremiyorum ve bu halden nefret ediyorum... Bu sefer daha once yasadigim seyleri yasamadan karar vermeyi basarmak istiyorum ve hissediyorum yapabilirim aslinda yeter ki yine yarattigim girdaplarda kaybolmayayim.

Sanirim sadece bizim icin en hayirli olan olsun diye dilemek istiyorum...
Siz de aynisini benim icin diler misiniz?

24 Haziran 2011 Cuma

Uykuya dalarken

Anneannem ve babaannem bize geldiklerinde benim odamdaki ek yatakta yanimda yatarlardi. Ikisinin de camasirlarini tasidiklari bir canta olurdu yanlarinda. Ikisinin de camasirlari mis gibi kokardi. Ikisinin de kumas mendilleri olurdu cantalarinda bir de beyaz bas ortuleri ve tesbihleri. Ikisi de sabah erkenden uyanip kahvaltidan once icilecek ilaclarini cikarirlardi cantadaki torbalardan. Ben sabah torba sesine uyanirdim bazen
     
                -  gunaydin anneannecim/babaannecim
                -  uyandirdim mi kizim
                -  yok ben kendim uyandim anneanne/babaanne....
                -  erken daha hadi uyu... uyu...

Ilaclari ictikten sonra ikisi de namaz kilar dua okurlardi bir sure. Fisiltilar gelirdi kulagima. Ben o fisiltilari cok sever ve o fisiltilarla uykuya dalar giderdim. Bazen de uyumaz izlerdim onlari. Ikisi de sabah namazindan sonra uyumazlarsa kahvaltiya kadar tesbih cekerlerdi. Ikinci kez uyandigimda o tesbih cekme miriltilari gelirdi kulagima. Ben o miriltilari da cok severdim. Bazen o miriltilarla da uykuya dalar giderdim.

Sonra uyanirdik; anneanne ile babaanne ile oynasma koklasma baslardi. Evde kikirdamalar duyulurdu cogu zaman; eglenirdik. Anneannemin gormedigi zamanlar oldu. Uzun zamanlar. Zor zamanlar. O zaman bazi sabahlar kalkinca usulca yanasip yanina opuverirdim onu.
     -  gulcinim uyanmis...
Bazen abim de gelirdi odaya usulca. Sariliverirdi anneanneme
     - gulcinim degilmis oglum gelmis....
Gun baslardi. Yemek yapardik. Kahve icerdik. Konusurduk. Hafta ici ise, yalniz kalirlardi evde. Ikisi de sevmezdi evde yalniz kalmayi ikisi de sıkılırdı. Sonra aksam biz gelirdik, hepbirlikte neseli olurduk. Ikisi de cok geçe kalmadan yatarlardi. Eger ben de yattiysam onlarla ayni saatte ikisi de bana bazen uykuya dalarken su tekerlemeyi soyletirlerdi:
Yattim A.l.l.a.him kaldir beni
Rahmetine daldir beni
Yattim sagima dondum soluma
Melekler sahit olsun dinime imanima....
               
               -   sagima yatip soluma donmek zorunda miyim anneanne/babaanne?
               -   hayir kizim
               -  o zaman yattim soluma dondum sagima diyecegim…
               - olur oyle de bakalim... hadi uyu... iyi geceler...

Ben uykuya dalarken kulagima son gelen sesler yine bu tekerlemeyi tekrar ediyor olurdu... Uykum huzurlu, uykum dingin, ruyalarimsa guzel olurdu...
Nedense dun aklima geldi. Farkettim ki artik soluma donup yatiyorum cogu zaman…
Ne kadar zaman gecse de arada hala ozluyor insan…

22 Haziran 2011 Çarşamba

Yurt disinda yasayarak ogren(eme)diklerim (3)

T.u.rkiye'den buralara gelmis vatandaslarimizin yaz aylarinda T.urkiye'ye rahat rahat(!) araba ile gidip donmek,  
T.u.rkiyede rahat rahat araba ile gezmek ve elbette 
memlekette araba sefasi surmek icin 
tatil oncesinde satin aldiklari luks, super luks, ultra luks 
ancak kilometresi cok yuksek 
ikinci, ucuncu el arabalara
I.z.in Arabasi denir.


Yani deniyormus. ve Gulcin yillar sonra "i.z.in arabasi" seklinde arama yapinca 750nin ustunde sonuc cikaran bu unlu g.u.rbetci konseptini yeni ogreniyormus :) Bu arabalar surekli Turkiye'ye gidip gelmek icin kullanilip yiprandiklarindan, kilometreleri cok yuksek oldugundan ve vergileri/masraflari cok yuksek oldugundan alis fiyatlari benzerlerine gore cok uygun olsa da tatil sonrasi onlari kimse elinde tutmak istemiyormus. Dolayisiyla bir tatillik luks arac olarak kullanilip gelecek nesillere devrediliyorlarmis. 


Gulcinler de izin arabasi konseptiyle asagi yukari soyle tanismis :)

          - Nasil bir araba bakiyorsunuz? I.z.in arabasi mi?
          - Araba iste
          - I.z.in arabasi mi?
          - Yani izinlerimizde de kullaniriz, gezicez
          - Hmm anladim siz i.z.in arabasi bakmiyorsunuz oyle dolanmaya araba bakiyorsunuz.
          - Evet dolanicaz da i.z.in arabasi nedir?
          - Turkiyeye gidiyorsun iste....
          - Yani?
          - Luks, genis, konforlu, bir yazlik
          - Anlamadim
          - Aliyorsun, gidiyorsun, dolasiyorsun, donunce satiyorsun. Cok yol yapmis araba elde tutulmaz
          - Sonra ne oluyor?
          - Baskasi aliyor gidiyor dolasiyor donunce satiyor
          - Hmm devre mulk gibi
          - Neyse siz oyle normal araba bakiyorsunuz yani

Biz oyle normal siradan bir araba bakiyoruz da hala bilet almadigimiz dusunulurse yakinda i.z.in arabasi bakmaya baslayabiliriz. I.z.in arabasinin genis ve luks olani makbulmus elbet. Hic durmadan kullanilirsa 2 gun icinde memlekete gitmek mumkunmus. Gidis donus bin euro civarinda masrafi oluyormus. Ucak bilet fiyatlarini dusununce mantikli vallaha :) Alicaz, gidicez, dolasicaz, donunce saticaz. Var mi katilan :)

19 Haziran 2011 Pazar

Babalar gunun kutlu olsun

Kiz cocuklari babasina duskun olur derler. 
Hele bir yasa kadar kesinlikle evet! 
O yuzdendir belki ben cocukken sokakta yere dusunce baba baba diye aglardim. 
Aklimda baba kiz anlarimizin belki de en eskisi; her banyodan sonra saclarimi sabirla yavas yavas tarayan babam.
Sevgisini gostermekten cekinmeyen bizi kucagindan indirmeyen babam.
Koca cocuk oldugunda bile abimle bogusup sakalasmaktan vazgecmeyip kaburgasini catlatsa da ya aslinda soyle oldu diye bahaneler uretip iyilesir iyilesmez bogusmalara devam eden babam.
Iyi ki varsin babam...

Aslinda babalar gununde benim babama hediye vermem gerekirdi ama o bugun telefonda bana hediyelerin en guzellerinden birini verdi. Insallah daha nice yillar saglikla bugunleri beraber yasayabilmemiz icin attigi adimlari soyleyip beni/bizi cok mutlu etti.

Babalar gunun kutlu olsun babacim, iyi ki varsin. 
Seninle birlikte tum babalarin babalar gunu kutlu olsun.
Yuzun hep bu resimdeki gibi bize bakarken gulsun!
Bu resimdeki tukenmez kalem izleri hangimize ait acaba? 
Bence abim bunu yapan abime gore tabi ki kesin ben!
************
Bugunu babasina sarilarak, onun sesini duyarak  yasayamayanlarin sabir yaninda olsun....
Bir tarafin kirik olmasi ne zor biliyoruz ne yazik ki... 
Can Dundar oyle guzel yazmis ki...
http://gundem.milliyet.com.tr/babasizlar-icin-/gundem/gundemyazardetay/19.06.2011/1404037/default.htm

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails