31 Aralık 2010 Cuma

Nice guzel yillara!

Sevgili 2011, 
Oyle cok sey degil senden istedigimiz. 
En basta saglik olsun... 
Sonra huzur olsun... 
Gonlumuzden gecen dileklerimiz yasadiklarimiz olsun... 
Ah bir de icimiz hep umut dolu olsun... 
Ne cok sey istedin demezsen seninle yasayacaklarimiz gecmis yillari aratmiyor olsun... 
Barisi bol savasi, dusmanligi az olsun...
Hos geliyorsun 2011 umarim seninle birlikte guzel gunlerimiz olsun!

Ve Sevgili 2010
Baslangicin zordu, sonun biraz bulutlu ama sagol giderayak bulutlari dagittin ya simdi dusununce zorluklar geride yasattigin guzellikler aklimizda kalsin istiyorum ben. 
Ne de guzel ilkleri yasattin sen bana, her sey icin sagol yolun acik olsun :)

Ve 2010 da Gulcince ile benimle olan tum arkadaslarim, 
Hersey icin sagolun varolun :) 
Yeni yilda hepbirlikte okuyacaklarimiz, yazacaklarimiz, resimleyeceklerimiz samimi, icten, umutlu en onemlisi bizi mutlu eden seyler olsun...
Dilerim ki hepimiz icin nice guzel yillar olsun!


2010 yilina boyle girmisti Rotterdam bakalim 2011e nasil merhaba diyecegiz :)

26 Aralık 2010 Pazar

Gulcin Isvicre'den bildiriyor.... Selale...

Gunes bugun yuzunu gosterdi. Karlarin icine sanki milyonlarca sim yerlestirilmis gibi isil isildi her yer bugun. Yine kitabimizin onerilerinden birini dinledik biz. 45 dakikalik bir tren yolculugunun sonunda varilabilen Schaffhausen'a gittik ve kucuk sehir ile cok yakinindaki Avrupa'nin en buyuk selalesi olan "Neuhasen Rhine falls'i" gezdik. Gunubirlik bir gezi yapmak isteyenler icin "Cok guzel", daha once Turkiye'deki buyuk selaleri gezmis olanlar icin "E bu mu Avrupa'nin en buyuk selalesi" dedirtebilecek; bizim icinse "Soguga ragmen cok keyifli" diye tanimladigimiz bir gun gecirdik.

Hava soguk. Hayir hava cok soguk. Bugun dereceler gunduz bile -6'yi gosteriyordu. Dolayisiyla soguktan korunmak icin kat kat giyinen bizler Hollanda'nin dumduz yollarindan sonra Isvicre'nin inisli cikisli yollarinda gezince bu gezimizde eglenmenin disinda bacak kaslarimiza da gercekten buyuk bir yatirim yapiyoruz. Neyse ki yarindan itibaren havanin isinmasi bekleniyor. En cok daha az kat giyinebilecegim icin seviniyorum :) Ama herseye ragmen karla kaplanmis daglari agaclari izlemeye hala doyamiyorum.

Ogrendiklerimize gore Rhine Falls, Rhine nehrinin 23 metre yukseklikten dokulmesi ile olusuyor ve aslinda yaz aylarinda su kapasitesi bizim gordugumuz halinin 3 kati fazla oluyor. Muhtemelen yaz aylarinda ziyaret edildiginde biraktigi etki cok daha buyuk olacaktir. Bizim icin selaleye karsi icilen bir kadeh sarap, koprunun ustunden yapilan kisa yuruyus, gunesin akan suyun ustunde yarattigi renkler hatirlanir olacak...

Ah bir de elbet selalenin bittigi noktadaki suyun sakinligi de hatirimizda kalacak... Sadece bu resmi gorup kim der ki ayni nehir sadece 10 metre oncesinde tas tas ustunde birakmiyor?


Selaleden ayrilmak, sagolsunlar her bir acidan suya bakmak icin ayri bir oturma alani, kafe, kale gibi turist cezbeden merkezler koyduklarindan cok da kolay olmadi bizim icin. Gezimiz boyunca ben Ozan'in gulusleri esliginde neden ama neden bizim ulkemizde bu kadar cok turistik mekan yapmiyorlar diye soylenirken Ozan sagolsun ileride bakip gulumsememiz icin cep telefonuyla da olsa guzel fotograflar cekiyordu. Yani her zamanki gibi ben soyleniyordum o ise ise yarar seyler yapiyordu :)
Bugunden son olarak Schaffhausen'dan bir iki kare. Aslinda bu sehir benim sevgili sirketimin ofislerinin bulundugu merkezlerden biri. Kimbilir belki de o yuzden gezerken ben hic tam olarak turistik bir gezi yapiyormusuz gibi hissedemedim. Aklimda o ofisten insanlarla yaptigimiz toplantilar ve haftaya kullanacaklari raporlar dolasip duruyordu. Ama simdi tarafsiz bir gozle bakinca guzelmis demekten kendimi alamiyorum :)
Yarindan itibaren sadece tatilde degiliz ayni zamanda "calisiyoruz". Dolayisiyla gezme hizimizi azaltiyoruz ama calissak da hep calismak boyle olsa demekten kendimizi alamiyoruz.
** Her su damlasini bizim icin guzel bir dilek olmaktan kim alikoyabilirdi ki bugun...

25 Aralık 2010 Cumartesi

Gulcin Isvicre'den bildiriyor.... Kar daha cok kar

Butun gece yagan kar sehri bembeyaz kapladi. Artik buraya gelen ucaklar sanirim calismiyor sehrin ici de oyle cok kalabalik degil zira herkes ailesiyle birlikte Christmas kutlamalarinda. Biz mi? Biz de sehir bu kadar sessizken biraz uzaklara gidelim dedik.

Uetliberg, Zurih gezisini gunubirlik turlarla suslemek isteyenler icin gidilebilecek guzel yerlerden biri olarak oneriliyor kitabimizda. Sehirden sadece 25 dakika uzaklikta, trenle gidilebilen, yazin piknik kisin ise doga sporlari icin ideal bir merkez olarak anlatiliyor. "Above Zurich" yani "Zurih'in ustunde/tepesinde" diye bir baslik da atmis bolgeyi anlatirken kitabimiz. Bu betimlemeyi de havanin acik oldugu zamanlarda Zurih'i tepeden izlemek icin ideal bir alan oldugu icin aldigini soyluyor. Hatta bulutsuz bir gunde tepeden Avusturya'ya kadar bir manzarayi izlemek mumkun olabiliyormus. 

Biz ne yazik ki o bulutsuz gunlerden birine denk gelemedik. Arada kar hizina ara verdiginde ya da bulutlar birazcik kenara cekildiginde Zurih golunu ve sehri biraz gorme sansimiz oldu ya onunla avunuyoruz. Ama uzaklari gorememeyi bir kenara birakirsak... 

Kar her yer kardi...

Hatta oyle cok kar vardi ki arada tadina bakmadan gecmek olmazdi :)

Agaclarin her biri beyazin icinde ayri guzeldi...


Hatta oyle guzellerdi ki onlara sarilip fotograf cektirmeden olmazdi..


Kar biraz acilinca manzara sahaneydi. Bir de hava gunesli olsa kimbilir nasil olacakti..


Hele isiklar da yaninca karin keyfi bir baska oldu...


Ve yemek yedigimiz restorandaki Christmas hazirliklari bence sahaneydi..


Ve bugun de etrafimizi kaplayan herbir kar tanesi bize umut oldu...
Bakalim gelen gun bize neler gosterecek

24 Aralık 2010 Cuma

Gulcin Isvicre'den bildiriyor....

                                                 *Zurich resmi sitesinden
Sayili gun gercekten her kosulda cabuk geciyor mu bilmem ama bizim icin bu sefer cabuk bitti diyebiliriz; buna seviniyorum. Bu karda kista Kuzey Avrupa'da trafik boylesine felc olmusken sadece yarim saat rotarla Zurich'e ulasmayi basardigim icin daha cok seviniyorum. O yarim saatte havada cizdigimiz daireler midemi tam anlamiyla mahvetti ama ne gam ucak geri donmedi ya buna daha da cok seviniyorum.

Bizde havalar hala biraz bulutlu. Aylar oncesinden ayarlamis olmasak bu geziyi gelirmiydik bilmiyorum. Hatta gelmeyecegimizi hissediyorum ama buradayiz. Yasadigimiz anin tadini elimizden geldigince cikarmaya calisiyoruz. Gittigimiz her yerde aklimizda ayni seyler, konusmalarimiz vardigi nokta hep ayni yer. O yuzden ben de Christmas hazirliklariyla isil isil olmus sehre bakiyorum ve her bir isigin bizim icin bir umit daha, bir iyi dilek daha olmasini dileyerek sokaklarda yuruyorum.

Hava soguk degil ama karli, puslu. Zurichi daha once gormedim ama bu halini sanirim sevdim. O pasparlak dunyaca unlu onlarca markanin ev sahibi vitrinlere bakan iyi giyimli gencler, dukkanlarin icinden cikip isil isil yollarda yuruyen modanin yakindan takipcisi guzel kadinlar erkekler, fiyatlarini gorunce bile sasirdigim saatlerin mucevherlerin karsisinda dakikalar geciren orta yasin ustundeki hanimlar beyler karlar icinde soguktan korunmaya calisarak yuruyunce daha gercekci daha insan geliyorlar bana. Onlari oyle gorunce bir hayal aleminde degil de gercekten bizimle ayni dunyayi paylasan bir ulkede oldugumuzu hissediyorum.  

Biz bir hafta buralardayiz, hava izin verdigince, Gulcin calismaktan firsat buldukca gezip gorecegiz ve umariz bulutlari dagitacak haberler gelirse daha da eglenecegiz. 

Bu yaziyi yazmak ve bloguma koymak icin sevgili esim tarafindan bana taninan sure sadece yarim saat oldugundan musadenizle ben kaciyorum ve size karli Zuric'ten bir iki kare yolluyorum...

17 Aralık 2010 Cuma

Bulutlu


Oyle cok guzel gecmiyor iste bazen gunler. Hep umut dolu olmuyor iste bazen icim. Her seyden nese cikaracak enerjide olmuyor iste bazen Gulcin. Arada uzucu haberler geliyor icim golgeleniveriyor. Varligindan hic de hosnut olmadigim bir sikinti gelip icime yerlesiyor.

Aslinda bu sikinti dedigin sey ne de guclu ne de baskin... Geldi mi senin emek emek buyuttugun neseyi ezip geciyor. Ayrica ne de bencil.. Neseliyken bile seni rahat birakmayabiliyor, yuzunu bir anda dusurebiliyor. Ya sikintiliyken oyle mi? Ne yapsan ne kadar neseli anlara gitmeye calissan yuzune hele hele gozlerine o gulumseme gelemiyor. Sikinti oyle bencil ki neseye azicik bile rol kaptirmaktan olesiye korkuyor. Bir de bu sikinti dedigin sey kendine yer acmakta nasil da basarili... Sen tamam iste mutluyum; icimde sikintiya yer olamaz ki derken bakiyorsun o icindeki neseyi itekleyip kocaman bir alani kendine ayiriveriyor. Azcik disaridan bakmaya calissan kendine sanki o alanin ortasinda sisler icinde, ellerin kucaginda oylece oturuyorsun. Hele derde sifa elinde degilse yapacak bir seyin yok, orada sadece oyle bekliyorsun. 

Iste boyle zamanlarda yeniden anliyorum sifasiz dert olmasin gerisi muhim degil diye dusunenleri. Ne kadar da haklilar. Caresi bende olan dertlere harcadigim zamana enerjiye nasil da uzuluyorum boyle zamanlarda. Halbuki hakikaten sifasiz dert olmasin gerisi yalan degil mi?

Biraz bulutluyum yani bugunlerde. Beklemede belki biraz da endiseli. Dun aksam ofis dar gelince, calismak gozumde buyuyunce hatta calismak yerine sadece orada oturdugumu farkedince gitmek vaktidir dedim kendime. Arada diyorum ya bazen gercekten sansliyim. Tam da ben boyle bunalmisken bir christmas etkinligi vardi ofiste. Uzaklastim masamdan once bir sirt masajina teslim ettim kendimi. Keyiften degil yanlis anlamayin sadece bu aralar sirtim cok agridigi ve bir anda sagliktan otesinin yalan oldugunu anladigim icin. Sarap tatma etkinligi varmis ona katildim 5 dakika, biraz daha kendimden uzaklasabilmek icin. Sonra elimde kucucuk bardak sicak sarap ofisin bahcesinde yagan karin altinda durdum oylece. Yok sadece durmadim aslinda; yuzumu gokyuzune yagan kara cevirip o bir anlik huzur icin tesekkur ettim hayata. Bir de iyiyi diledim. Sadece kendim icin degil bu ara etrafimda buna gercekten ihtiyaci olanlar icin.

Dedim ya biraz bulutluyum bugunlerde. Beklemede belki biraz da endiseli. Ama Deli Anne demis ki “…bir an aydinlik umidime duser bir golge. Lakin gene de umitvar olmali!..."   Cok sevdim ne de guzel demis bence. Icimden defalarca tekrarliyorum simdi umitvar olmali, icimde umide yer acmali. Sadece kendim icin degil bu ara etrafimda buna gercekten ihtiyaci olanlar icin...

PS: Benim buralardaki kucuk hayatimda hersey yolunda da insanin hayati sadece kendi kucuk dunyasina ait sevinc ve sikintilardan olusmuyor. Iyi ki de olusmuyor. Paylasilmayan sikintiyi da neseyi de ben neyleyeyim. O yuzden sikayetim yok biraz bunalmis olmaktan sadece beklemek zor derde sifa bizde degilken. Ama yok gercekten umitliyim inaniyorum her sey guzel olacak!

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails