19 Kasım 2010 Cuma

Biri beni durdursun

Uzun zamandir aramizdaki iliskiye bir sogukluk girmisti. Mutfaga girip cikarken yuzune bile bakmaz olmustum. Sabahlari bazen masada oldugunu farkediyordum ama ona ilgi gosterdigimi, vakit ayirdigimi soyleyemem. Memnundum da bu halden aslinda. “Seni uzaktan sevmek asklarin en guzeli” misali uzak ama yakin, yanyana ama mesafeli bir iliski surduruyorduk. Acikca soylemek gerekirse cogu zaman evdeki varligi aklima bile gelmiyordu.

Iki gun oncesine kadar suren bu hal bir anda degisti. Aksam yemeginden sonra evde dolanirken gozume takildi. Sanki gunlerdir onu farketmemi bekliyormuscasina isil isildi. Dayanamadim… Sadece 1 kasik yiyecektim ben; sonra o mesafeli iliskimize geri donecektim. Olmadi… O aksam o bir kasigi baska kasiklar izledi. Sabah baska kasiklar… Ve artik kabul etmenin zamani geldi: Ben yeniden N.u.tella bagimlisi oldum

Korkacak bir sey yok; kurtulacagim biliyorum. Evdeki kavanoz kucuk; bugun yarin bitecek. Yenisini insallah almayacagim. Ofise geldigimde karsimdaki masada duran N. kavanozu sabah sabah “Saka mi bu ya” diye dusunmeme sebep oldu ama ellerimin ona uzanmasina izin vermeyecegim. Irademden degil yanlis anlamayin sahibi burada degil! (vicdansiz!) Yine de soyle bir asagidaki semptomlara bakinca sanirim durumum tahminimden de ciddi, kurtulmamsa tahminimden de zor olabilir. Biri beni durdursun

Semptom 1:
Kendisine hayranim. Hatta acilmamis bir kavanozu elime aldigimda kapagin altidaki folyoyu acmadan once, kavanozla muzik yaparak, kucuk bir kutlama yapiyorum. Deneyin oneririm o folyonun ustunde parmaklarinizi gezdirince harika bir muzik olusuyor. (sanat aski baska bir sey degil!)

Semptom 2:
Sabah kahvaltisi, aksamustu cayi, ara ogun, aksam tatlisi… N. yemek icin zaman tanimiyor ustelik harika bahaneler bulabiliyorum. Mesela:
          o Bugun ofis cok yogundu morale ihtiyacim var (tabi canim !)
          o Havalar sogudu ya vucut seker istiyor tabi (pardon ?)
          o Simdi koca bir tiramisu yesem daha mi iyi? (ikisini de yemesen?)

Semptom 3:
Kavanozu her elime aldigimda. Bir kasik diyorum kendime. Bir kasiktan ne olur ya. Ama sonraki kasigi hakedebilmek icin bahaneler/oyunlar yaratiyorum. Mesela:
          o Bir buyuk kasik yerine iki kucuk kasik yiyeyim keyfi uzun sursun. (take your time please!)
          o Ikinci kasik cok az doluydu o yuzden bir kucuk kasik daha alabilirim. (tabi canim tutan mi var!)
          o Yavas yavas keyifle yesem bile reklamlar bitmeden bu kasik biterse bir tane daha alabileyim (zeki seni! hizi ayarlarsin sen!)

Semptom 4:
Bazen baska yiyeceklerden yemeyerek vicdanimi rahatlatiyorum. Pardon daha fazla N. yiyebilmek icin aklimda ve midemde yer aciyorum. Mesela:
          o Ben bu aksam brokolileri yemeyeyim yerine bir kasik N. yiyeyim (zaten ayni sayilirlar icin rahat olsun!)

Semptom 5
Sosyal paylasim sitelerinde onunla ilgili guzel hikayeleri ve yaratici buluslari okuyup cocuk gibi seviniyorum. Mesela:
          o Biten N. kavanozu asla direk cope atilmaz. Icine sicak sut konulup calkalanarak son kalintilar degerlendirilir. (e bari sut icmis olursun!)
          o Hatta bu sicak sutle doldurulan kavanoza azcik yogurt koyularak kaloriferin ustune birakilir ve sonucta cikolatali yogurt elde edilir (bunu yapabilirsen helal olsun afiyetle ye!)

Semptom 6:
Sanirim 3-4 yasina kadar cocuklara cukulata yedirmeyin diyorlar ya. N. seven anneler babalar kavanozu kapliyor, kahvaltida gizli sakli agzina bir kasik N. atiyor. Ya da “Siyah bu bak aa cok kotu” diye bebecikleri kandirmak icin ellerinden geleni yapiyor. Inan olsun, zararli oldugunu bildigim halde, bu tattan mahrumlar diye o cocuklar icin uzuluyorum. Daha kotusu gizli sakli bu tada ulasabiliyorlar diye anne babalarina daha cok uzuluyorum. (Senin durumuna kim uzulsun acaba!)

Benim durumuma kim uzulsun ben de bilmiyorum ama galiba durumum gercekten cok ciddi :) Biri beni durdursun!!!!

17 Kasım 2010 Çarşamba

Mutlu bayramlar...

Bu sabah uyanirken bugun bayram dedim kendime. Uzaklarda huzunlenmek icin sebebim var. Sonra bugun bayram dedim kendime huznu mutluluga cevirmek icin gucum var…

Bu bayramda da sabah erkenden kalkacak ev ahalileri. Sabahin erken saatlerinde evde kosusturma baslayacak. Biz her zamanki saatte kalkip ise gelecegiz.
Dusundum… Ozan ve bizde kalan bir arkadasimiz erken yola cikacaklarindan gun bizim evde de erken baslayabilirdi. “Tamam” dedim kendi kendime “sen de onlari yolcu edebilirsin”. Gozlerim uyku!!! diye yalvarirken oyle bir gucle kalktim ki yataktan. Konustuk biraz, sonra el salladim arkalarindan. (Nese +1!)

Bu bayramda da evlerde sabah harika bir kahvalti sofrasi ile suslenecek, kahkahalarla kahvalti edilecek. Biz her sabahki gibi ya bir tost yiyecegiz ya da bir iki grisiniye cayla eslik edecegiz.
Dusundum… Birincisi bu kadar uykum varken kahvati hazirlamama gerek yoktu! (Nese +1!) Ustelik hepimiz dun evden calistik, sabah yagan maillere aldirmadan, ne guzel neseyle kahvalti ettik. El acmasi borek bile vardi soframizda sonra simitle guzel guzel peynirler. Hazir gozlerim uyku istiyordu ya, e bir de bayram, 1 saat daha izin verdim kendime. Oyle guzel uyumusum ki bayram temali ruyalarla. (Nese +1!)

Bu bayramda da evden cikarken karsilastiklari komsularina siki siki sarilacak insanlar, neseyle bayramlasacaklar. Biz asansorde ya da ofiste birini gorursek siradan bir gunaydin diyecegiz.
Dusundum… Bugun benimle konusacaklar bayram oldugunu bilmiyorlardi ki nasil sevinsinlerdi benimle. Karar verdim onlara bugunun bayram oldugunu bildirmeliydim! Aldim elime kucuk sekerlerden. Asarsorde kimseye rastalamadim iyi mi? Hay bin kunduz! Ama trendeki bilet kontrolu yapan amca, ofisteki guvenlik gorevlileri ve is arkadaslarim biliyorlar: Bugun Bayram. Bir suru tebrik aldim bu sayede :) Hatta bilet kontrolu yapan amca cocuklara verdikleri kucuk oyuncaklardan verdi bana bayram hediyesi niyetine :) (Nese +1!)

Bu bayramda da es-dost ziyaretleri ile keyiflenecek gunler. Biz evde dinlenecegiz.
Dusundum… Haftasonu arkadaslarimiz vardi bir nevi erken bayram kutlamasi yaptik ya biz. (Nese +1!) Bu haftasonunu da bir iki gezintiyle susleyebiliriz pekala. Ustelik telefonlar ve internet ile sevdiklerimizin sesi istedigimiz an yanimizda.(Nese +1!)

Bu bayramda da sofralari sahane yemekler, tatlilar susleyecek. Biz siradan bir aksam yemegi yiyecegiz…
Dusundum… Evet bayram sofralari sahane ama ben de guzel bir sofra hazirlayabilirdim aksama. Hazirlardim da kabul ettim; kavurma yapamam mesela. Beceriksiz miyim bilmem ama gercek su: etler pismiyor burada. Hani boyle pamuk gibi olur kavurma dedigin ben yapinca kayis daha iyi bir sifat oluyor kendileri icin. Almanyada cok guzel pirzola yemistik (Urunum sen git yine ye bayram serefine) o da yok burada. Cikamadim isin icinde bu maddede! Ben de anneme telefon ettim ben donunce butun guzel yemeklerden yapacaklar bana :) (Nese +10!)

Ve bu bayramda da halalar, dayilar, kuzenler bir arada olacak. Belki de son kez babanemin evinde. Biz burada uzakta olacagiz…
Dusundum… Nesesi yok iste bunun. Neresinden bakarsak bakalim bunun her yani huzun. Ama biliyorum bir araya geldiklerinde bizi de konusacaklar. Uzakta da olsan hep kalplerinde olmak olabilmek degil mi isin ozu?

Hepimize nerede, nasil olursak olalim seker tadinda nice bayramlar…
PS: Bu bayramda da Turkiye'de 9 gunluk tatil olacak biz burada calisacagiz. Neyse bu konuya hic girmeyelim!

11 Kasım 2010 Perşembe

Gule gule babaannecim....

Bir kisi daha eksigiz artik. Artik ne kadar cogalirsak cogalalim yeri dolmayacak bir eksigimiz daha olacak.

Ailemizin yasayan en buyuk ferdiydi babaannem. Evlerimize gelen taze tarhana kokusuydu; sabah kalktigimizda odalarimiza dolan yufka ekmek kokusu. Mutfagin hakimiydi O. Cam gibi recellerin, ispanakli kol boreklerinin, kulak corbasinin ve daha aklimiza gelen nice yemegin ustasiydi. Temizlikti babaannem, duzendi. Yillarca saclarimizi yikadigimiz, elleriyle yaptigi, zeytinyagli sabunlarin kokusuydu. Yeri geldiginde hatta bazen gelmediginde bile hottt diyebilendi, otoriterdi, gucluydu, ogut verendi. Ama herseyden ote torunlarini cok her seyden cok sevendi… Ve babaannem de bize veda edip dedelerimin ve anneannemin yanina gitti...

Ben gectigimiz Persembe aksami O’nu gormek uzere yola cikarken babaannem de son yolculuguna cikti... Belki de O’nu yazin birlikte uzun uzun sohbet ettigimiz o son gorustugumuz gun gibi hatirlayayim istedi... Ama bir yandan onu ugurlamak icin orada olabileyim. Biliyordu anneanneme veda edememistim istedigim gibi belki de ikisine birden simdi veda edebileyim istedi.

Paylasmayi severdi babanem; ah bir de yemek yedirmeyi. Omru boyunca cocuklari, torunlari bir arada olsun; kapisinin onunden gecip O’na merhaba diyen herkes sofrasina da otursun istedi. Hatta yeri geldi yemek yiyecek hali kalmayan bizler evden bir seyler daha yemeden cikacagiz diye uzulup agladi. Simdi bize veda ederken eminim gokyuzunden gulumsuyordu. Cunku onu ugurlarken, arkasindan misafirlerimizi agirlarken tam da onun istedigi gibi cocuklari, torunlari, akrabalari, sevenleri bir aradaydi. Her aksam tipki O’nun istedigi gibi ev kalabalik ve isikliydi. Odalardan, koridorlardan konusmalar ayak sesleri eksik olmadi ama Persembe aksami odalari dolasirken ben; ev tum kalabaliga ragmen sadece babaannemle doluydu.

Sanki odasindan mutfaga yuruyordu taburesine tutunarak. Biz masanin etrafinda oturuken “Sundan da yiyin” diyordu ya da “Dolapta karpuz peynir de var hadi cikarin”. Cay tabaginin icine onun icin koydugumuz tuza uzaniyordu eli her yemekte; sevmezdi ya tuzluk karabiberligi. Ve yine her zamanki gibi “Yemiyorsunuz” diyordu. “Zayiflamissiniz hepiniz”. Odasi babaannem kokuyordu sanki yine. Elbiseleri utulu dolabindaydi belki ondan. Birini benim nisanimda giymisti hatirliyorum, birini kuzenimin dugununde sanki. Salonda kosedeki koltukta oturuyordu sanki. “E daha daha nasilsiniz?” diyordu; bir de “Eslerinizle iyi gecinin kizim uzmeyin sakin birbirinizi”. Hatta bir ara dedem ogle namazi sonrasi elinde sicak ekmeklerle donerken eskisi gibi balkonda O’na “Hosgeldin” diyordu...

Sonraki gunler baska sesler, baska goruntuler baskin cikmaya basladi. Anladim ki babaannem gittigi yerde de artik mutluydu…

Gule gule babaannecim, mekanin cennet olsun... Bana son konustugumuzda demistin ki; “A.llah sirali olum versin kizim, zamani gelince beni birakin”. Inaniyorum ki sen zamanin geldigine inandin. Gule gule babaannecim...

Babaannemle Anilar

Inaniyorum ki gidenin ardindan gulumsemek, guzel anilari hatirlamak da onlarin ruhlarini mutlu ediyor. O yuzden babaannemin ardindan da sadece goz yasi dokmek istemiyorum. Aklima guldugumuz anlar geliyor ve yuzume yerlesen gulumsemeyi engellemiyorum. Aslinda ben ve abim disindaki torunlarinin anneannesiydi O. Ama olsun ben hepimiz adina babaanne diye yazdim anilarimizi... Iste babanemle guzel anilardan bazilari, unutmayayim hep hatirlayayim diye...

*****************
Hollandaya geldikten sonraki ilk bayramdi. Babaannemi aradim. Konusmaya basladik.
          GB: Babaanecim nasilsin? Bayramin mubarek olsun.
          B: Iyiyim kizim sen nasilsin?

Konusma surer sonlara dogru...
          B: Saka yapiyorsun bana degil mi? Geldin sen buradasin
          GB: Yok babaanne ne gelmesi Hollanda’dayim
          B: Hadi hadi buradasin sen buradasin
          GB: Vallaha degilim babaanne
          B: Yemin etme. Taa oralardaysan sen bu ses nasil bu kadar net geliyor?
          GB: Babaanne telefon teknoloji....
          B: Hadi oradan beni mi kandiracaksin? Oradan buraya ses boyle mi gelir onca yol.
          GB: Babaanne ama...
          B: Tamam babani veriyorum tamam

Cok gulmustuk... Ses gec gelmiyor diye inanamamisti Hollandadan aradigima. Sonra alisti, yillarca uzaklardan guzel guzel konustuk.

*****************
Tam 10 kuzeniz biz kocaman bir aile. Birer birer evlendik; ailemizi daha da genislettik. Babaannemin en mutlu anlari arasinda heralde bizim dugunlerimiz de vardi. Ama bir yandan en endiseli anlari arasinda da...

Ailemize bir damat katiliyorsa babaannemle diyaloglar
          B: Bak kizim sen zaten zayifsin. Yemiyorsun da
          Biz: Babaanne ben zayif degilim ya valla yiyorum ben ayrica
          B: Yiyormus nerene yiyorsun acaba? Bak bu cocugu ac birakma. Guzelce yemek pisir. Sen yemiyorsun diye o da mi yemeyecek? Olmaz!

Ailemize bir gelin katiliyorsa babaannemle diyaloglar
          B: Oglum masallah gelinimiz de pek guzel.
          Biz: Sagol babane
          B: Ama biraz zayif mi ne?
          Biz:.....
          B: Aman sen yememezlik etme. Hasta olursun bak!
          Biz: Yok babaanne yerim ben merak etme
          B: Ye oglum sen aman diyeyim ye. Aliskinsin sen bol bol yemeye. Yemek pisiriyordur herhalde gelin kizimiz degil mi?
Cenaze dolayisiyla kuzenler bir araya gelince farkettik yeniden cogumuza bunlari soylemis :)

*****************
Elbet her babaanne gibi benim babaannem de cocuk sahibi olalim isterdi. Hatta zaman zaman bu konuda israr da ederdi :)
          B: Artik anne ol kizim
          Biz: Daha erken babaanne
          B: Neyi bekliyorsun acaba?
          Biz: E sen de demiyor muydun calis mutlaka kendi parani kazan diye. Isim, kariyerim...
          B: O zaman onun vaktiydi onu diyordum simdi bunun vakti bunu diyorum. (iyice kizar) Bakacak sana ileride o isin kariyerin bakacak. Ah hastayim dersen kariyerin pisirir bir corba getirir artik ne olacak.

PS: Ama bana 2 sene musade etmisti vallaha yurtdisindan doneyim diye :)

*****************
Keyifliydi babaannemle sohbet. O anlatirdi biz dinlerdik... 
         
          B: Mustafa ugradi gecen gun.
          GB: Mustafa kim?
          B: Koyde Mustafa var ya?
          GB: Bilmiyorum ben tanimiyorum.
          B: Nasil? Xxx yengenin dayisinin oglu. Akarabamiz bizim
          GB: Xxx yengeyi de tanimiyorum ki ben
          B: Nasil? Dedenin amcasinin oglunun esi
          GB: Yakinmis baya :)
          B: Yakin tabi. Uzak kaldiniz tanimiyorsunuz akrabalarimizi. Neyse o ugradi gecen gun.....

Bu mantikla tahmin edersiniz ki tum koy bizim akrabamiz. Uzak kalmasam bile ne kadarini taniyabilirdim bilemiyorum :

Daha ne anilar var kimbilir akillarda. Onemli olana bunca aniyi yaratabilmis olmak degil mi aslinda? Iyi ki bunca guzel aniyi biriktirecek kadar beraber olabildik babaanecim... Gule Gule...

2 Kasım 2010 Salı

Rotterdam'da bomba!

Gectigimiz hafta Persembe gunu Rotterdam merkez istasyonunda 2. Dunya Savasi'ndan kalma patlamamis bir bomba bulundu. Tahminlere gore savas zamani ucaktan atilmis ancak patlamamis ve zamanla! ustu toprakla ortulmustu. 250 kg olan bu bomba Cuma ogleden sonra genis bir alanda patlatildi. O aksam televizyonlarda haber oldu; simdi unutuldu. Ben unutamadim.

Istasyonda bulunan patlamamis
bomba
1939-1945 yillari arasinda dunyanin pek cok ulkesi bombalarin tehditi altinda yasadi. Havadan yagan bombalar sehirleri, binalari ve en onemlisi insanlarin hayatlarini mahvetti. Rotterdam o donemde yerlebir olan sehirlerden yalnizca biri. Ve savastan tam 65 yil sonra Rotterdam'da 2. Dunya Savasi'ndan kalma patlamamis 250 kglik bir bomba bulundu. Aciklamalara gore Avrupa'nin pek cok kentinde buna benzer bombalar var ve disaridan mudahale edilmedikce patlamalari cok mumkun degil. Yani yine aciklamalara gore endiselenecek bir sey yok! Gercekten yok mu? Ya da boyle bir durumda endiselenmemiz gereken tek sey o bombalarin patlayip patlamayacagi mi?

Bir bakima insanlarin akil almaz hirslarini, hep daha fazlasina sahip olma isteklerini temsil etmiyor mu o bombalar? Ve toprak altinda kalmis hirslarin 65 yil sonra bambaska kusaklarin hayatini hala oyle ya da boyle tehdit edebiliyor olmasi endiselenilecek bir sey degil mi?

Bulunan bombanin patlatilisi
Daha kotusu, bugun dunya uzerinde onlarca noktada insanlar topragin altinda mudahale edilmezse patlamayacak bombalarin degil; gokyuzunden patlamak uzere gelen bombalarin tehditi altinda yasamiyor mu? O bombalarin bir kismi da belki patlamayacak. Belki bazi canlar o bombalar patlamadigi icin bugun kurtulacak. Ama hayatlari mahvetmek uzere yola cikan o bombalar bugun ya da yarin insanlarin hayatlarini tehdit etmeye devam etmeyecek mi?.

Savaslar niye cikar? Hakli midir saldiranlar? Magdur mudur hep savunanlar? Insan hayatinin onemi bazi degerler icin goz ardi edilebilir mi? Yoksa insan hayati herseyin ustunde midir? Elbet herkes gibi benim de fikirlerim var bu konularda. Ustune onlarca yazi yazsam acklamaya yetmez tum dusunduklerimi. Ama bugun, yillar boyunca hergun patlamamis bir bombanin ustunden yuruyup gectigimizi dusununce ve dunyada pek cok insanin bombalara bizlerden cok daha yakin oldugunu hatirlayinca sadece bizden sonraki kusaklara altinda ya da ustunde bombalar olmayan topraklar birakalim istedigimi yazmak istedim. Bir de dunya baris dolsun, bombalar hayatimizdan uzak olsun! demek....

Savasa Hayir! Baris hemen simdi!

PS: Resimler nu gaztesinin sitesinden...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails