10 Kasım 2020 Salı

Kaydetmek istedigim bir gun

Bugun kendi  universitemin, kendi bolumunde bir derse konusmaci olarak konuk oldum. Genclere kariyerimi anlattim.

Figen bana Gulcin konusmaci olarak gelir misin dediginde, tabi dedim. Deneyim paylasmayi severim biliyorsunuz. Deneyimimi paylasacagimi dusunmustum de, geriye donup bakmanin bana da iyi gelecegini dusunmemistim. 

Konusmami hazirlarken de, bugun sunumu yaparken de bu deneyimin, paylasimin bana cok iyi geldigini hissettim. 

15 yildir calisiyorum. Bu 15 yilda 3 ayri ulkede yasadim, 3 ayri sirkette calistim. Onlarca proje gordum, defalarca basarili da basarisiz da oldum. Insan tek tek olaylari hatirliyor da, onlarin hepsi bir araya gelip kariyerini ve daha onemlisi hayatini nasil etkiledi cok da goremiyor. 

Bugun anlatirken bu 15 yil gozlerimin onunden gecti. Bir adim geriye cekilince yaptiklarimi fazla azimsadigimi farkettim. Ve kendime aferin dedim. Aferin Gulcin sen de az seyler yapmamissin. Soyle kendi omuzumu bir sivazladim. Bu size ukalalik gibi gelebilir ama beni taniyanlar ya da uzun zamandir blogdan takip edenler kendime karsi ne kadar acimasiz olabildigimi iyi biliyorlar. O yuzden bu ukalaliktan cok uzak emin olun :)

Ben Turkiye'de calismaya basladim. Calismaya basladigimda bir yandan maser yapiyordum. Turkiyedeki calisma kosullari zor ama calismanin verdigi tatmin ve eglence duzeyi cok yuksekti. Arkadaslik vardi bir kere. BU eglence Madrid'te de devam etti. Ama Hollandaya geldigimizde isler degisti.

Biz Hollandaya 2007 yilinda geldik. Yani biliyorum o gunden bugune cok seler degisti ama biz yurtdisinda yasamaya basladigimizda bu kolay degildi. Hollandadaki ilk yillar benim icin sanciliydi. Bunda benim olaya bakisim, esnek olmayisim, basari kriterlerimin Turkiyedeki sistemle sekillenmis olmasi ve benim onlari degistirememem, isteki basari ya da basarisizligi cok fazla onemsememin etkisi buyuktu. Yani suclu biraz da bendim.

Simdi o ilk 2-3 yila donsem cok farkli davranirim. Isi hayatimin merkeziden cikarir eglenmeye bakarim. Elimdeki is disindaki seylerin (2 haftada bir bilet, odenen ev kirasi, farkli ulkelerde calisma imkanlari) gibi seylerin keyfini olabildigince cikarmaya calisirim. yapmadim. Her firsatta Turkiyedeydim, ki bu yanlis degil, ama Turkiyede ne elde etmek icin yola ciktiysan yurtdisinda da onu elde etmek icin ugrastim durdum. Hnai bedenimi yurtdisina cikardim da kafami cikaramadim.

Ve o yuzden danismanligi birakip Unilevere gectim. Bu yanlis miydi? Hayir. Dogru muydu? O da hayir. Cok dusunulmesine ragmen acele verilmis cunku tarafsiz dusunulememis bir karardi. Sansimdan bana donusu sadece iste gecirilen 3-4 mutuz yil oldu. Ama daha kotusu olabilirdi.

Ben Hollandadaki o 3-4 yili kariyerimin duraklama donemi olarak goruyorum. Ilerleyemiyordum. Girdigim cukurdan cikamiyordum. Mutsuzdum. Ama ote yandan bunu degistirmek icin soylenmek disinda bir sey de yapmiyordum. O yillara kariyerimin duralamasi diyorum ama cok onemli seyler ogrendim o yillarda:

- Is hayatimin merkezi degildi, hayatta is disinda beni mutlu edecek seyler de vardi. Kariyerimde duraklarken hayatimda cok guzel bir 3 yil gecirdim,

- Is benim icin sadece para kazanilan bir sey de degildi. Isimdeki mutlulugum ya da mutsuzlugum beni bir sekilde etkiliyordu. Mutlu olacagim bir seyi yapmam lazimdi ve bunun icin caba gostermeliydim

- her ne kadar mutsuz olursam olayim. ne yapiyorsam iyi yapmaliydim. Kendimi tatmin edecek kadar iyi. Beni mutlu eden seylerden biri de buydu. 

Gercekten elimdiei isleri iyi yaptim ve bunun mukafatini da Hollandandan Ingiltereye tasindigimizda aldim. Organize ettigim bir evente katilmis onun disinda beni hic tanimayan bir arkadasim bana o eventin basarisina guvenip bir is verdi. Bu da iste benim kariyerimin donum noktasi oldu.

Sonrasi mutlu calisan bir Gulcin, alinan terfiler, degisen is yasami. Zaten biliyorsunuz.

Bugun genclere dedim ki. Kariyeriniz durabilir, tikanabilir. Sorun yok. gerekirse br durun, kenara cekilin ama kendinizden, kendinize inanamaktan vazgecmeyin. Eger calismayi seviyorsaniz gerisini halledersiniz, korkmayin.

Bir de dedim ki benim size tavsiyelerim su:

- her ne yapiyorsaniz iyi yapin. 

- her ne yapiyorsaniz keyif alarak yapmaya calisin Ha ben size her gun gule oynaya calisin demiyorum. Cikolata bile her gun yesen insani sikar ama genel olarak mutsuzsaniz aksiyon alin.

- Networke onem verdin. Insanlain ustune basarak kariyerinizde yukselemezsiniz. Bilginizi paylasin. Rakip degil, ekip yetistirirsiniz unutmayin

- Aceleci davranmayin. bir terfiyi 2 yil once almakla sonra almak arasinda cok buyuk bir fark yok. isinizde mutlu olduktan sonra gerisi onemli degil

- Ve cok calisin ama cok da kutlayin. Kimse olmasa kendi basiniza olsaniz bile basarilarinizi ve hatta basarisizliklarinizi kutlayin. Hayat kutlayinca guzel :)

Bir suru soru sordular. Dersleri sordular mesela. Temel seyleri ogrenin dedim. Bir database nedir, nasil kurulur, kup nedir, dimension nedir ogrenin. Sonucta toollar degisir, projeler degisir ama temel hep aynidir. Ve temeli bilirseniz gerisini ogrenmek kolaydir. Istatistik ogrenin dedim. Her gun kullanacaksiniz istatistige onem verin.

Yurtdisinda ayrimcilik gordunuz mu dediler anlattim. Basarisizliklarda ne yaptiniz dediler anlattim. 

Sonucta bana bu konusma cok ama cok iyi geldi.

Daha cok paylasmali insan deneyimlerini bu arsisindakiler kadar kendisine de faydali.

E o zaman dedim ben bunu bloguma neden yazmayayim mi?

Yazayim blogum cunku bu sana kaydetmek istedigim bir gun...








6 Kasım 2020 Cuma

Uzakta olmanin agirligi

Gectigimiz hafta Cuma gunu izmirde buyuk bir deprem oldu. 6,6 ile 7 arasinda bir deprem. Her kaynak baska bir sey soyluyor.

Yuzlerce ev oturulamaz hale geldi, binlerce insan evsiz barksiz kaldi.

Koskoca Izmir'de aslinda sadece 12 bina yikildi. Ama 114 insan hayatini kaybetti. ve 114 aile mahvoldu. Ve 12 binanin arama kurtarma calismasi 6 gun surdu. Yuzlerce harika insan gece gunduz demedi kurtarma calismasi yapti. Ya daha cok bina yikilsaydi diye insan dusunmeden edemiyor :( Insan cani cok ucuz, hepimizin cani kiymetsiz onu bir kez daha anladik bu depremle. Cunku bu her birimizin basina gelebilirdi...

Izmir ya Izmir. benim canim  memeleketim. Hep ozledigim, gidince sokaklarina kavusunca hep mutlu oldugum yer. Dogdugum yer. Buyudugum yer. Annemin, babamin, abimin, ailemin, arkadaslarimin yasadigi yer. denizinin kokusunu, gevreginin citirligini aklimdan bir an cikaramadigim yer. Her gittigimde daha cok bina, daha cok insan, daha cok arabayla beni karsilasa da sevmekten vazgecemedim yer. Izmir ya izmir. benim yuvam. Benim siginagim. benim guzel memleketim...

Cok korktum. Cok uzuldum. Cok ama cok uzuldum.

Cok sansliydim cunku ailemin iyi oldugunu depremin boyutnu ogrenmeden once ogrendim. En azindan o goruntuleri gordukten sonra onlara ulasma korkusunu yasamadim.

Cok sansliydim cunku ailemden de arkadaslarimdan da yaralanan, evi zarar goren kimse olmadi. Buna hep sukrettim.

Ama tam dedikleri gibi ben iyiydim de, biz iyi degildik. izmir iyi degildi. haberleri izlerken, goruntuleri takip ederken icim yandi... 

Gectigimiz bir hafta uzuntu dolu. Bir yandan sukur dolu. Ve cokca utanc dolu. Cunku kendimi sansli hissettigim icin utaniyorum. Onca insan olmusken ben nasil boyle hissederim diyorum. Ama saklayamam gercekten sansli hissediyorum ve sukrediyorum. Keske o 114 insanin ailesi de bizler gibi sansli olsaydi. keske tek bir bina bile yikilmasaydi. Bu mumkundu. Bunlar onlenebilirdi. En cok da onleyemedigimiz icin utaniyorum. 

Bu olayla birlikte yine uzakta olmanin agirligi geldi oturdu omuzlarima. Ama alistim biliyor musunuz. Uzakta olmaya degil, sadece icimde yarattigi agirliga alistim. Orada o agirlik hep var, orada o agirlik hep benimle yasiyor.

Bundan yillar once bu bloga ozlemek ile ilgili bir yazi yazmistim. Demistim ki ozlemek benim hayatimin bir parcasi. Uzakta yasadigim yillar gectikce ozlemim azalmiyor. Ama o ozlemle yasamaya alistim.

Simdi gecen 5 senede bir de bu agirlik hissi geldi yuregime. Annemin rahatsizligi, Denizin dogumundaki yalnizlik, onu yapayalniz buyutmemiz, dayimin hasataligini duyup da gidememek, dayimi kaybedisimiz, pandemide ailemden mecburen uzak cok uzak olmak... Liste uzayip gidiyor. Bunlarin verdigi his ozlemenin otesinde. Daha agir, daha zor. Nasil anlatsam bilmiyorum ama. Sanki icimde kocaman bir bosluk var ve ici buyuk bir agirlikla dolu. Bu daha cok yoksunluk gibi. O yoksunluk hissi de agir geliyor insana.

Yazin gittigimde gecer sandim bu his. Cunku ozlemek gidince kavusunca gecen bir sey. Ama gecmedi. Hafiflemedi bile. Orada oldugumuz surece hep yine birakip gidecegiz ki diye dusundum. Yine uzak olacagiz ki. Yine istedigimiz zaman gelemiyor olacagiz ki. Simdiye kadar istersem her hafta atlayip gidebilirdim. Her sey benim kararima bagliydi. O artik yok. Gurbet dedikleri buymus galiba.

Sehrin yikilirken bile uzaktan izlemek zorunda kalmak da dahilmis gurbette olmaya. 

Gunun sonunda insan hep ayni yere geliyor. Saglik olsun da... Evet oyle saglik olsun da kavusuruz. saglik olsun da yine sariliriz. Oyle...

Ama herkese saglik olmuyor iste. Bazi insanlara hic beklemedikleri anda ayrilik geliyor,. darmaduman oluyorlar. Saki onlarin hayatlarina acilan bosluk gurbettekinin icine de isliyor.

Zordu bu hafta.

En fenasi da ne biliyor musunuz. Soranlara iyiyim dedim. Bir seyim yok. Cunku beynim kendini korumak istiyor. Iyisin diyor. Dusunme diyor. Dusuneceklerinden oyle korkuyor ki dusunmeme izin vermiyor.

Ama size bir sir vereyim mi? Iyi degilim. Uzgunum. Icimdeki agirlik bu hafta cok ama cok agir gelliyor... 


29 Ekim 2020 Perşembe

Yeniden merhaba

Canim blogum ne uzun ayri dustuk bu kez. ustelik bunca garip zamanlardan gecerken keske sana daha cok yazabilseydim. Keske animilarimiza bu garip gunleri de ekleyebilseydim ama olmadi.

Ben sana yazamazken biz Turkiyeye gittik ve uzun zaman Turkiye'de kaldik. Aman yarabbim ne zordu o karari vermek. Bir tyandan gitmek istiyoruz bir yandn ya bir sey tasirsak ailemize diye korkuyoruz. Bir yandan gitmek istiyoruz bir yandan buradaki guvenli cemberimizden cikmaya cekiniyoruz. Bir yandan gitmek istiyoruz bir yandan yolda ya kaparsak diye dusunuyoruz. 

Doluya koyduk almadi, bosa koyduk dolmadi derken... Ozanla oturduk ve dedik ki, asi yok, kisin bu sacma sapan hale bir de gribal enfeksiyonlar eklenecek. Biz simdi bu kadar endiseleniyorsak, kisin nasil gidecegiz? E gitmezsek en son gecen yaz gittik Turkiye'ye. 2 yil ailemizi gormeyecek miyiz? Tabi ki gormeyebilirdik de. Sonucta saglik en onemlisi. Ama o zamanin sartlarinda gidebilecegimize karar verdik. Aldik cifter cifter maskelerimizi, gozluklerimizi, yuz korumalarimizi. Yola koyulduk.

Yol bekledigimizden kolay gecti aslinda. Bunlari instagramdan beni takip edenler okudu zaten, ikinci kez anlkatmayayim. Sonra istanbulda 2 hafta olabildigince herkeslerden uzak bir duruduk. ve sonra cesmeye annemlerin yanina gectik. Oh be!

Bu yil yasadiklarimizdan sonra, annemlerin yanina gidebilmek bana cok iyi geldi. 5 hafta ailemle birlikteydik. Biz Ozanla hemen hemen her gun 1-2 saat olsun kacip deniz kenarinda kitap okuduk bir eglendik. Hatta Deniz dohduktan sonra ilk kez onu annemlere birakip. 2 gece birlikte kacti. hepsi cok iyi geldi. 

Sanirim tatilin tek zor kismi Denizin degisen huylari idi. Bunu sadece tatile baglamak mumkun degil. Otursam ustune ayri bir yazi yazarim, hatta yazayim. Ama karanntina ile beraber Denizin huylarinda acikca hissedebildigimiz degisimler oldu. Baslarda her sey ahrika idi. Aylar gectikce, kendi kendine oynamak istemez oldu. Hep birimizden biri bil fiil onunla ilgilensin istemeye basladi. ne yapsak kucuk hanima yetmez oldu. Oynama seklimizi begenmez, sikilir, bagirir. Bunlar bizim cok aliskin olmadigimiz haller. Bu haller Turkiyede de zaman zaman devam edince hatta bazilari iyice artinca tatilde de olsak zorlandigimiz cok oldu. Ama o noktalarda da aile destegi paha bicilmezdi. O da cok ama cok iyi geldi. 

Sonucta 6 Aeylulde evimize donerken ben keske Eylul sonuna kadar kalsaydik diyordum. Ozan evimize gidelim bir kis duzeni kuralim diyordu. deniz ben Londrayi cok ozledim diyordu :)

Dondugumuzden beri 2 aya yakin zaman gecti. 2 hafta yine evdeydik. Aslinda Turkiyeden gelenlere burada karantina yok ama biz kimseye risk olusturmak istemedik. Sonra Deniz 3 gun krese basaladi, onu sonra 4e cikardik cunku evde gercekten artik oyalanmasi cok zordu. Biz islerimize donduk. isler yogunlasti derken iste kis kapiya geldi.

Hazir miyim kisa?

Bilmiyorum.

Ben bu yil kistan biraz korkuyorum.

Ama pilatese basladim, evde kendimi oyalayacak aktiviteler yaratmaya calisiyorum, kizimla doya doya vakit gecirmeye calisiyorum derken gunler geciyor.

Bu kisin evde gececegini kabullenmeye calisiyorum. Saglikliyiz, ailelerimiz saglikli, cok sukur saglikli mutlu bir cocugumuz var. Elimdeki her seyin kiymetini bilip bu kisi da guzel anilarla kapatmaya calismak istiyorum.

#gulcineiyigelenler diye bir hashtag yaptim kendime instagramda. Dusundum de bana en iyi gelen sey yazmak iken bben bu kisi yazmadan gecirirsem buyuk aptallik etmis olurum. 

Simdi bu yaziyi tamamladiktan sonra outlook'a girip haftada 2 gun yazi yazmak icin kendime hatirlatma koyacagim. ha her zaman iki olmayabilir. Olsun 1 olsun bizim olsun.

O zaman yeniden merhaba blogum.

Ben geri geldim.

Hadi bu kisi beraber anilarimiza yazalim.... 

3 Temmuz 2020 Cuma

Planlar planlar

Pazar gunu kampa gidiyoruz, 2 geceligine. Ben ve kamp. Aman yarabbim!

Kaliforniya'da kamp alaninda ama onlarin cadirlarinda kalmistik bir kez, guzeldi. Velakin o cadir degildi. Ben oyle toz toprak seven bir insan degilim. Cadir falan bana gore degil yani. Ama az once de soyledigim gibi biz pazar gunu kampa gidiyoruz. Ey korona sen nelere kadirsin?

Deniz heyecandan yerinde diramiyor. Evde "cok heyecanliyimmmmm" diye dolasiyor. Eve kamp icin ismarladiklarimiz geldikce zipliyor, atliyor, cigliklar atarak evde kosuyor. Bu sevinci umarim kampta da devam eder. Zira ben sadece onun icin gidecegim kampa. O da sevmezse ne anlami kalir degil mi :)

Bugun kucuk hanim kreste. Cuma gunleri gidiyor ya. gecen gun ben niye krese gidiyorum sadece 1 gun gideceksin demistiniz dedi. Ama haftada bir gun dedik Deniz dedim. Bir kere gittim bu iki oluyor, siz bana dogru soylemediniz mi dedi. Henuz hafta kavramini anlamamis onu bu sayede farketmis olduk :)

Neyse anlattik, dinledi, anladi mi emin degilim ama bu sabah sorunsuz kresine gitti.

Bu ara annemi cok ozledi. yan komsumuzun da torunu var ve geliyor anneannesine. O neden anneannesine gidebiliyor ben gidemiyorum diye soruyor. Ah benim kuzum. O kucucuk kalbinde ne ozlemler tasiyor benim kizim. Gidebilirsek Turkiyeye sanirim buna en sevinen deniz olacak.

Gitmeyi dusunuyoruz. Ama bir trlu bilet alamiyoruz. Elimiz varmiyor. Biz alamadikca biletler pahalanmaya devam edeiyor. Tam alalim diyoruz, ama ya... diye baslayan cumleler aklimiza hucum ediyor cok zor.

Gitmek istiyoruz. Cunku covid bitmeyecek. Butun arastirmalar onu soyluyor. Annemleri en son gecen yaz gormustuk. Simdi gitmezsek bir dahaki yaza kadar da gitmemiz zor gibi. Covid tabi ki bitmedi ve biz eksisi gibi leimizii kolumuzu sallayarak annemlerin yanina gidemeyiz. Niyetimiz once 2 hafta Istanbul'da  karantina yapmak. Sonra annemlerin yanina gecmek. O arada bir de test yaptirabilir miyiz diye arastiriyoruz. Kafamizda bin tillki dolasiyor. Cok zor bir karar.

Turkiyede karantina zorunlu degil evet ama biz direk annemlerin yanina gitmeye cesaret edemiyoruz. Ailelerimizi gorekten bunca mahrum kalmamiz. Ah :( Ama saglik olsun tabi ki. Ne onlem gerekiyorsa alacagiz.

Onleimin en guzeli tabi ki gitmemek. Akil gitmeyin diyor. Yurek gidin diyor. Riskin farkindayiz. Riskin bitmeyeceginin ve hatta aratacaginin da farkindayiz. O riski yonetemenin yollarina bakiyoruz. Simdi karantina ile onlem alabilmeyi umuyoruz.

Cesmede de ortalikta dolanmayi dusunmuyoruz. Ailemizi gorecegiz oradan calisacagiz ve donecegiz. DOnunce de 2 hafta burada karantina yapacagiz. Niyetimiz boyle.

Umarim gidebliriz. Ama bilet almaya gelince is elimiz hala varmiyor, varamiyor.

Gorecegiz bakalim onumuzdeki gunler bize neler getirecek...

26 Haziran 2020 Cuma

Deniz krese dondu...

Deniz,
Bugun tam 3,5 ay sonra krese dondun. Ustelik artik Toddler 2'ye degil pre-schoola basliyorsun. Pandemide buyudun...

Sana pazartesi gunu soyledik krese baslayacagini. Cunku her an kararimiz degisebilirdi, rakamlar artabilirdi. Once bir durumdan emin olmak istedik. Yuzundeki gulumseme oyle guzeldi ki, bizim yuregimize oyle bir su serpti ki...Gunlerdir canta hazirliyorsun, ne giyecegini dusunuyor, arkadaslarina neler anlatacagini planliyorsun. Kimlerle oynayacaginin hatta kreste ne yiyeceginin bile hayalini kuruyorsun. Biz sana katiliyoruz sadece. Sevincine ortak oluyoruz. Bir de buyumeni biraz gozumuz yasli izliyoruz. Gecen yillarda biz seni krese gitmeye hazirlarken, bu sefer resmen sen bizi yeni duzene hazirliyorsun gibi hissediyoruz gunlerdir. 

Gecen gun seni aldim piknige goturdum. Sen, ben, kucuk piknik cantamiz. Oturduk peynirlerimizi yerken yine konu krese geldi. Dedin ki Anne siz cok eglencelisiniz, ama biliyor musun kres de cok eglenceli. Ah benim bizim gonlumuzu de yapan kizim. Dilerim hic biz ne dusunuruz , uzulur muyuz diye dusunmeden istedigin yere yuruyebilecek kadar ozgur yetistiririz seni Deniz.

Sanirim ben senden daha heyecanliydim. Ama ben de buyudum gecen 3 senede Denizim. Biliyorum ozellikle kres konusunda ben ne kadar rahatsam sen o kadar rahatsin. O yuzden en buyuk glumsemem vardi bu sabah yuzumde. Hem de gercekti Deniz yapmacik bir gulumseme degildi. Sen de kocaman guldun bize. Cantani taktin, scooterina bindin ve gittin. Benim kocaman olmus kucuk bebegim, sen cantani takip scooterla krese gidecek kadar ne zaman buyudun?

Dun sana dedim ki Denizcim biz ofise gidemiyoruz ya sen kresteyken evde calisacagiz. Yani evdeyiz. Tamam dedin. Yorulursan, eve gelmek istersen ogretmenerine soyleyebilirsin dedim. Aa tamam dedin. Soonra bana donup, anneler babalar zaten hep alirlar cocuklarini, onlarin ynaina donerler annecim ben oynarim dedin. Deniz sen ne zaman boyle seyler soyleyip anneni bile rahatlatacak kadar buyudun bebegim?

Bu sabah sen ben ve baban yuruduk krese. Kapida biraz cekindin ama Janny'i gorunce sevindin. Ve hic aglamadan, bize opucukler vererek gittin krese. Benim bir yandan yuregim hafifledi uzulmedin diye, bir yandan yuregim agirlasti e sen yine krese basladin diye. Bunlar anneligin ince cizgileri, normal Denizim....

Simdi ev bombos geldi bana. 3,5 ay sonra kahvemi yanimda sen olmadan iciyorum. Deniz saklayamam biraz yalniz kalmaya, bir yandan oyun oynamadan calisabilmeye cok ama cok ihtiyacim vardi. Bu iyi geldi. Ama seni simdiden ozledim be kuzu. Cok sacma! Cok cok sacma biliyorum ama iste seni simdi bunlari yazarken bile ozluyorum.

bakalim gunun nasil gececek. Aksam donup anlatacaklarini merakla bekliyorum.
Bir esigi daha boyle su gibi gectigin icin sana ne desem bielmedim denizim.
Seni cok seviyorum...

 

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails