23 Nisan 2020 Perşembe

Karantina 44.gun - 23 Nisan

Sevgili blog,

Bugun 23 Nisan. Bizim evde calismaya baslamamizin ustunden 44 gun gecti. Artik evde olmak olaganlasti. Evde 23 Nisan kutlamak da bizim icin cok degisik bir durum degil. Son 10 yildir butun bayramlari evde ve yalniz kutladigimizdan bizim icin bu ekstra bir huzun yaratmiyor artik. O yuzden bugun sktra uzgun, sikilmis, bunalmis hissetmedim kendimi. Bilakis bu 23 Nisanda evde Denizle oldugumuz icin bana son 10 yil icindeki en coskulu 23 nisanmis gibi bile geldi. Iste insanin algisi yasadigi kosullarla boyle degisiyor. 

Dun aksam Deniz'e 23 Nisani anlatmistim. Sevindi kuzu. Sanah uyanip bizim yataga geldiginde de 23 Nisan sarkilari soylemeye basladik. Yani bizim evde bayram havasi sabahtan basladi. Sonra tum gun oyunlar, hikayeler, danslar, sohbetler bayram temasi etrafinda dolandi.

Deniz bizden bayram icin bahcede cikolata bulma oyunu istedi. Gecenlerde paskalya icin yapmistik da oradan ogrendi. Biz de kirmadik kuzuyu yaptik cikolata saklama oyunu. aman ne sevindi. Cikolatalri topluyor, kendi dolabina koyuyor sonra her gun 1 tane cikarip yiyor. Ikinciyi genelde istemiyor. Oyle kendince bir sey gelistirdi o yuzden bu oyunu isterse de oynasin diyorum. Cocuk irade ornegi sergiliyor. 

Ben sahsen kendi topladiklarimdan iki tane yedim bugun! O bir tane yedi. Aksam tam uykudan once ama ben bir tane daha yiyecektim bayram oldugu icin dedi ama tam uykudan once sekerli bir sey yesin istemiyoruz. Enerjisi tavan yapiyor bir anda :) Yarin iki tane yerim dedi yatti. Bakalim. Ben karismiyorum. Karismiyorum derken tabi ki fazlasinin zarar oldugunu ben anlattim. Tabi gece yatmadan yiyemezsin de ben dedim. Olay cikarinca da ben ikna ettim. Ama yarin 2 tane yemek isterse yer, istemezse yemez. O kisma karismiyorum :)

Denize bir de bayram hediyesi verdik. Aman ne sevindi. Sticker kitabi hediyesi. Butun gun elinden dusmedi :)

Bu hafta benim islerim cok yogundu. 11-16 arasinda toplantidaydim iki gundur. O yuzden ucumuz icinde yorucu oldu bu hafta. Umarim onumuzdeki hafta biraz daha durum normallesir. 

Bizde 44. gun boyle gecti. deniz bahcede oynadi. Anneannesiyle whatsapptan oynadi. Bizimle oynadi. Yemeklerini yedi, cizgi filmlerini izledi. Aksam 8de hevesle NHSi alkisladi.

Ve bir gun daha bitti.

20 Nisan 2020 Pazartesi

Karantina bilmiyorum kacinci gun...


Evden calismaya 11 Martta baslamistim. Bu carsamba tam 6 hafta olacak. Arada ailece yasadigimiz uzuntuyu bir kenara birakacagim bu yazida, Bu birazcik oyle bir yazi olsun. 

Bu 6 haftada kendimi bir roler coasterda gibi hissettim genelde. Hic bir sey yapmiyoruz ama hayatimizda cok buyuk bir aksiyon var. Bak yine konu ayni yere geliyor. Sanirim benim dayimin kaybina deginmeden yazi yazmam baya zor bu ara. Durun yine de deneyecegim.

Ben genel olarak bu 6 haftada sikilmadim sanirim. Kendimi eve sigamiyor, sikintidan bunaliyor falan hisstmiyorum. Biz cok gezen bir cifttik biliyorsunuz Deniznden sonra da buna olabildigince devam ettik. Ama kucuk cocugu olan ve bir yandan tam zamanli calisan pek cok insan gibi haftasonlari evimizde de cok zaman gecirdik. Bunu da seviyoruz. SImdi o yizden evde olmak bana dayanilmaz gelmiyor. 

Ha kolay mi? Degil. Soyle bir kafeye gitmeyi cok ozluyorum. Bir kahve icmeyi, o sirada kitabimi okumayi, dukkana giren cikan insanlari izleyip haklarinda kafamda gikayeler yazmayi ozluyorum. Denize parka goturmeyi ozluyorum. Onunla yaptigimiz anne kiz kacamaklarini, birlikte sokaklarda gezmeyi ozluyorum. Aile gittigimiz cumartesi yemeklerini, her hafta baska bir restoran denemeyi ozluyorum. Ama tabi en cok Izmir'i ailemi ozluyorum. Neyse buralara girmeyecektik...

Su yukarida saydiklarim icinde en cok sanirim Cumartesi aksamlari gittigimiz yemekleri ozluyorum. Biliyorsunuz 6 gun yemek yapiyorduk, bir gun mutfak kapaliydi. Aman ne iyi geliyormus o bir gun bize. 7 gun yemek yapiyoruz yahu. 7 gun! Bir de bunun oglen yemekleri va. Malum bizim evin mutfagi sadece kahvalti ve aksam yemegi icin acikti daha once. Hakikaten yemek dusunmekten kafamin yandigi bir noktaya gelmek uzereyim. Neyse cok sikayetim yok, idare ediyoruz. 

Haftada bir gun yaptigimiz pizza, pide aksami disinda (ve evet tahmin edeceginiz uzere Cumartesi o aksam!) kendimizi henuz hamur isine vermemistik. Bu haftasonu Deniz pasta istedi yaptik, pizza hamuru cok olmus onu da pogacaya cevirdik derken yoldan biraz saptik. Ama o kadar da olsun! Inallah bu donulmez bir yolun baslangici olmasin. 

Gecen hafta benim islerim cok durgundu. Biraz da mudurlerim bana yasadiklarimdan dolayi alan acmaya calisiyor farkindayim. iyi de geldi acikcasi. Ama insan gunduz is yogunlugu da olmayinca iyice yeege veriyor kendini. Ben yavas yavas islere donsem iyi olacak.

Deniz arada arkadaslarimi zoledim diyor ama genel olarak halinden memnun. Aramizdaki en mutlu insan o. Cok sukur ki o. O mutlu olunca evin havasi da degisiyor. Deniz guluyor, ev senleniyor. Insan icinde ne yasarsa yasasin cocuk huznu dagitiyor. Deniz bize her zaman oldugu gibi cok iyi geliyor.

Netflix aldik sonunda. Ozanla bir iki diziye basladik. Ama pek de izleyemiyoruz. Ben cok erken uyuyorum bu ara. Genelde 9-1- arasinda gunu kapatmis oluyorum. Hatta gectigimiz 2 hafta 8:30da denizle beraber uyudugumda  cok oldu. Olsun. Vucudum ne isterse onu yapiyorum ben bu ara. Bu da evde kalmanin avantajlarindan. Yol yorgunlugu olmuyor ama aksam yemek yapma zorunlulugu da olmayinca, insan isteyince uyuyor. 

Zaten kabul edelim evde olmanin avantaji da cok. Benim icin yolda gecmeyen 2 saat baya buyuk bir avantaj mesela. Ama biz yol gideolim de su bitsin. Insanlar artik hastalanmasin. Biz yol gideoim de su virus bir gitsin.

E artik gitsin...


7 Nisan 2020 Salı

Dayim...

Dayimi kaybettik.
Dayim artik yok.
Dayim, bir tanecik dayim gitti,...

Nasil yazarsam yazayim gercek gelmiyor. Dayimin artik bizimle olmayacagina aklim ermiyor. Kalbim kabul etmiyor. Icim yaniyor.

Bana dayim neredeyse hic Gulcin demedi biliyor musunuz. Agzindan ismimi duydugum sayilidir. hep kizim. Hep kizim dedi dayim bana. Ben onun da kiziydim. Oyle severdi beni. Oyle serverdi abimi.

Gecen yaz bir sabah dayimin yanina ugramistim da uzun uzun sohbet etmistik. Yanindan ayrilirken soyle dusunmus hatta insatagrama da yazmistim. bazi insanlar nasil hafifcecik, nasil bir yerde sizden hizbir sey beklemeden sizi sadece seviyorlar. Benim dayim oyle hafifcecik severdi insani. Hic gonlune yuk olmadan. Bak ama ben de seni seviyorum, sen de benim iicin sunu sunu yapacaksin diye hissettirmeden. Hafifcecik ama kocaman severdi insani. Bir sarilirdi bana sanirsiniz butun dunya ikimizin kucagina sigardi.

Kucuktum, kucucuktm dayim beni ve abimi alir fuara gotururdu. Genc adamsin, kendin gez dolan. Yok. O bizi goturrudu. Oyuncaklara bindiririrdi, pamuk seker alirdi. Balon alirdi.

Sonra Denize aldi o balnlardan. Ben dayimin hadta oldugunu ama yanina gidemeyecegimi anladigimda hep o hayale tutundum. Biz yine Denizle Izmire gidecektik ve dayim yine Denize balon alacakti. Denizin ilk balonunu dayim almisti, elbet yine kizima balon alacakti...

Hayatimin her zorlugunda dayim oradaydi. Ihtiyacim olan her zaman arayabilecegim insandi. Beni lise mezuniyetime goturen. universite sinavlarina rahat gideyim diye sabahin korunde arabayla kapida bekleyen, her Izmire gittigimde biz buradayiz kizim aklin buralarda kalmasin diyen dayim... Dayi sen nasil artik orada olmazsin...

Eski otograflarimiza bakiyorum. Yeni fotograflarimiza da bakiyorum. Dayim hep ayni sanki, yaslanmiyor. Daha dogrusu yaslansa da eskimiyor. Dayim hep ayni, saglam, dayim gibi kaliyor fotograflarda. Simdi de anilarimda oyle kalacak, Benim canim dayim, benim bir tanecik dayim, benim insani sevgisiyle mutlu eden dayim benim anilarimda hep ayni kalacak...

Pazar gunu konustuk dayimla. Deniz ona babamla pizza yapacagiz diye anlatti. Sonra oyun hamuruyla oynuyoruz, dondurma yapiyoruz dedi. Sen neyli istersin diye sordu, Kakaolu dedi dayim. Deniz hemen ona kakaolu dondurmalar yapmaya basladi. Sonra resimlerini cekip yolladik dayima... Ben o gun telefonda Dayi bugun sesin daha iyi geliyor dedim. Iyiyim ben kizim dedi. Zaten ben hayatim boyunca dayimin bir seyden sikayet ettigini duymadim ki. Hic duymadim. O iyiyim derdi. Iyi olucaz ya derdi. Iyilik sacardi benim dayim. Ozunde, kalbinde cok ama cok iyi bir insandi. 

Kimseye zarari dokunmamis, kimseye kotuluk etmemis, kimsenin kotulugunu dahi dusunmemis bir insan. O yuzden bu yasadiklari bana cok agir geliyor. Daha iyisini, daha guzelini haketti benim dayim. Bizim etrafinda olmamizi haketti mesela. Orada hastane odasinda yalniz olmamayi haketti meslea. Ama... ama olmadi.

Annemle konusurken annem dedi ki, yengen gordun mu bak abla, bizden sakindi kendini, hastaligini sakladi bizden oralarda demis. SImdi bakinca oyle hakli ki yengem. dayim beliki de hasta oldugu zamanlar kalmasin aklimizda istedi. Dayim belki de boylesini istedi diye avutmaya calisiyorum kendimi. 

Bir de aci cekmedigine seviniyorum. Cok agirdi kanseri dayiimin. 4. evre akciger kanseri beynine de yayilmisti. Ama dayimi bizden kanser degil korona aldi. Dahasi dayimla birlikte olma sansimizi da elimizden aldigi icin benim bu koronaya olan kinim nefretim sonsuz artik... Ama hep annemi hep yengemi dinliyorum. Cekmedi Gulcin diyorlar. Bak hic agrisi, sizisi olmadi dayinin. Haklilar biliyorum ama kalbim yaniyor engel olamiyorum.

Dayima yolladigim son mesajlar gorundu ile isaretlenmis. dayimla yaptigim son konusma aklimda... Ama en cok dayimla son sarilmamiz aklimda. Balcovada, kirtasiyedeyiz. Bir yaz gunu. Dayi kiz oturup sihbet etmisiz. Ben hadi ben kalkaim artik dayicim diyorum. Tamam kizim diyor dayim. zaten hic daha da bizimle kal demez, o bencil zevmeyi bilmez. Sonra sariliyor bana. Ben de ona sariliyorum. Denize bir suru hediye veriyor kirtasiyeden. Kapidan donup bir daha sariliyorum dayima. Size bir sey diyeyim mi, o sarilmanin dayima son sarilisim olacagini bilsem de ancak o kadar siki sarilirim. Cunku ben dayima hep siki sarilirim. Cikiyorum kapidan... Son sarilmamiz bu...

Sonra dayima mesaj attim o aksam. Dayi bana cok iy geldi seni gormek iyi ki varsin diye. Sen iyi ki varsin kizim yazdi bana. O mesaji sonsuza kadar saklayacagim.

Iyi ki vardin sen dayim. Bensenin iyi ki yegenin iyi ki kizin oldum. Sen iyi ki benim hayatimin, cocuklugumun en guzel parcalarindan biri oldun. Dayicim bir tanem. Gittigin yerde huzurla uyu. Isiklar icinde uyu.

Denize verdigin son resim defteri vardi ya. Simdi o deftere resim yapacagiz Denizle. Senin icin bir resim.
Biz o resimle veda edecegiz sana dayim.
Yaninda olamadigim icin beni affet.
Ben yaninda olamadim ama sen benim hep kalbimdasin canim dayim....

Kizin.


31 Mart 2020 Salı

Korona gunleri ve buz

Uzun zamandir evdeyiz, Sanirim 3 hafta oldu bizim icin. Basta Deniz icin destek aliyorduk. Denizin artik kreste calismayan bir ogretmeni gunde 3 saat Denize bakmaya geliyordu. Ikimiz de evden calisirken o 3 saat cok am cok kiymetli idi. Ancak o kiymetli 3 saatin varligi 1 haftayi gecemedi. gecen hafta Ingilterede farkli evlerden insanlarin yanyana gelmesi yasaklaninca bizim icin de o maceranin sonu geldi.

1 haftayo askin zamandir Deniz, Ozan ve ben basbasayiz. Deniz tahmin ettigimden ve bekledigimden cok daha uyumlu. Keyfi yerinde, Biz 2-3 saatlik dongulerle calisiyoruz. Ama birimizin isi daha yogunsa oburu devraliyor nobeti gibi bir duzenimiz var. Deniz icin bir plan yaptik. O plana bakmayi cok seviyor. Plana gore evet anne simdi gidecek ama surada yine yanima gelecek diye bizi calisma odasina yolluyor.

Bu arada kendisinin de calistigini iddia ediyor. Arada bilgisayarini kucagina aliyor, arada telefonla konusuyor. Hatta bugun 2-3 toplantiya -benim tplantilarima- benim kucagimda katildi. Boylece gercekten is hayatinagiris yapmis oldu. baya ciddiyetle dinledi toplantilai. Sonra bana toplantidakiler hakkinda soru sordu. Seneye verelim projeyi yonetsin.

Evde az cok bir duzen var. Haftada bir kez Ozan alisverise gidiyor. Haftalik yemek listemiz yine var ona gore alisveris yapiyor ama liste dolaptaki malzemeye gore degisebiliyor. Duzenli yemek pisiriyoruz. Henuz disaridan bir sey yemedik. Idare ediyoruz. 

Zamanimiz Deniz ve is arasinda bolunmus durumda. Ikimiz de kendimize pek vakit ayiramiyoruz. Ozan yine arada kosmaya cikiyor ama ben onu da yapmadim daha. Sikilmadim. Oyle bir vaktim olmadi ama bu ne kadar surecegi belli ollmayan surecte spor yapmaya baslsam iyi olacak biliyorum.

Cok yemek yemiyoruz. Denizin kresinin duzenine devam ediyoruz. Kahvalti, 10 gibi meyve -bu kahve sut ve cikolataya evriliyor arada-, 12 gibi ogle yemegi, 3 gibi denize atistirma - badem fistik meyve falan veriyoruz- 6 da da aksam yemegi. Sonra genelde mutfak kapaniyor.

Ben aksamlari yemek yapmiyorum artik. kendime boyle bir izin verdim. daha dogrusu Deniz uyuyunca calismayi tercih ediyorum. Cunku Denizle yemek yapmak, Denizle calismaktan daha kolay. O yuzden yemekleri gunduz yapiyoruz.

Evde hayatimiz sakin. Bir problem yok. Gecen hafta hava cok guzel oldugu icin Deniz baya bahcede vakit gecirdi, enerjisini atti. Bu hafta yagmurla basladi disari cikmak istemedi. Bu da bize aksam 1 saat kayan uyku olarak dondu. Ama boyle ayrintilara takilmiyorum. Gun guzel gecsin yeter.

Gun icinde yoga, buzdan oyncak kurtarma, kitap okuma, resim yapma, lego duplo oynama, shopping list oynama gibi seyler yapiyoruz. Gecen hafta en cok naughty hand ve good hand oyunu ile eglendi. Benim ellerimden biri naughty - yaramaz- oluyor onu yakalamaya calisiyor, diger elim de yaramazi durdurmaya calisiyor. Oyun bu. Ama beni bu oyun icin saatlerce kosturuyor. 

Mutfakta vakit gecirmeyi pek sevmiyor bu ara. Daha cok kosalim, tirmanalim oyle seyler istiyor. 3,5 yasinda ve bugune kadarr oyle hoplamali ziplamali seylere ozensin diye neler yaptik neler. Olmadi. Eve kapaninca ilgisini o yana veresi geldi.

Yani bizim evde durumlar iyi. Sikilmis degiliz. Evde durmak kolay degil hem de hic. Ama idare ediyoruz.

Benim idare edemedigim tek kisim, Turkiyedeki kisim. Dayimin, annemlerin yaninda olamamak bana cok agir geliyor. Ve daha onemlisi bir daha ne zaman yanlarinda olabilecegim bilememek... Beni en cok yipratan bu. Bununla da bir sekilde basa cikiyorum. Bazi sabahlar cok kotu uyanyorum ama bir sekilde enerjimi toparliyorum. Saglik olsun da kavusalim. Mottom da temennim de bu. 

Sanirim bu yuzden en cok saglikla ilgili beklenmedik haberler aldigimda yikiliyorum. gecen cuma mesela dayimin bir de korona poztif oldugunu ogrendim ve yikildim. ama gercekten yikildim.

Simdi dayim hastanede. Ynaina kimse alinmiyor. Zaten bir tarafinda his kaybii oldugundan hareketleri sinirli. Karantina anladigimiz kadariyla normal hastaneden cok farkli. Bakim ve destek cok daha az. Ki saglik gorevlileri de hakli. ya onlar da hastalanirsa. Ama iste dayimin durumunda bu cok cok zor. 

En azindan konusabiliyoruz, sesini duyabiliyoruz. Ilk 2 gun cok sinirli haber alabildik cunku. Ama simdi istedigimizde  konusabiliyoruz. Bu cok iyi geldi hepimize. Cok sikiliyor. Ama bence bu iyi. Demek fizikel olarak sikintisi cok degil ki, ruhu sikilabiliyor. Oksurugu yok ama nefes darligi var. Akciger kanseri oldugunu dusununce bu halimize de dukur demekten baska elimden bir sey gelmiyor.

Geceleri uykularim sikintili. Bu genel hal, ustune dayimin orada yalniz oldugunu dusunmek beni cok yoruyor. Ama dusunmemek de yapabildigim bir dey degil. Dayimin bunu atlatacagina yurekten inaniyorum. Inanmak istiyorum. Carsamba gunu 1 hafta olacak. Umutla bekliyorum.

Kendimi sakin tutmaya calisiyorum. Ama cok zor, Bir an once bu hal bitsin ben de aile kavusayim istiyorum. Ama insanlar durmadikca cok ama cok ofkeleniyorum. Bu icimdeki ofke beni en cok korkutan. Ama en cok yoran he Turkiyeyi dusunmek.

Ote yandan yapabilecegim hicbir sey yok. Yok.
Bekliyorum.

O sirada Denizle iyi vakit gecirmeye calisiyorum. Ailemden birisi icin yapabildigim tek sey bu cunku,

Saklayamam bazi gunler modum cok dusuk oluyor. Toparlanmaya calisiyorum. 

Deniz bir gun bu satirlari okursa sanirim bugunlere dair bilmesini hatirlamasini istedigim tsey bu olacak. Zor zamanlar. Tum dunya icin. Bizim ailemizdeki ozel durumdan dolayi bize daha da zor zamanlar. Ama hepimiz, ben, ozan, annemler, abim ve hatta hasta yataginda dayim bile onun bugunleri kotu degil de iyi hatirlamasi icin elimizden geleni yapiyoruz.

Onunla konusurken icimiz huzunlu olsa da gozlerimiz guluyor. Bu zorlama bir dey degil. Cocuk boyle bir sey etrafina olumlu cok guzel sicacik bir  enerji yaiyor. Biz de o enerjiye bulanmaya calisiyoruz. Bize bu aralar  en iyi glen sey o zira,,,

Bir de umut.
Umudumuz sonsuz. Her sey cok guzel olacak.
Umarim herkes icin...

Uzun oldu ama icimden gelen boyleymis demek ki...

18 Mart 2020 Çarşamba

Tarihi bir donem

Tarihi bir donemden geciyoruz. 
Her sey surreal. Corona gittikce yayiliyor. Dunyanin pek cok yerinde insanlar evlerine kapandi. Ne kadar surecek bu hal bilen yok.

Benim ofisim de kapandi. hepimiz evden calisiyoruz. Ozanin universitesi ayni sekilde. Bu hic kolay degil. Hic hem de. 

Arkadaslarimin hemen hemen hepsi ayni durumda. ise gidebilen cok az insan var. Bunun kapitalist duzen icin yeni bir cigir acacagi savunuluyor. Evden calismanin bundan sonra daha yaygin olacagi ve insanlarin daha da yalnizlasacagi.

Evden calisma benim cok uzun yillardir yaptiim bir sey. Biliyorsunuz yazin turkiyeden de calisiyorum. Ben seviyorum evden calisma konseptini. Ama bu haliyle zor. Cunku ne kadar surecek belli degil. 2 hafta, 1 ay, 2 ay? Hic sirkete gitmeden kendimizi bu kadar uzun sure motive tutmak nasil olacak gorecegiz. Zor bir donem. 

Nasil gececek, neler yasayacagiz, bu donem bittiginde -ki insallah cok cabuk bitsin- ne halde olacagiz hic bilemiyorum. Fiziksel olarak oldugu kadar psikolojik olarak da zorlanacagimiz bbir donemden geciyoruz orasi kesin.

Bunu buyuk bir ekonomik krizin izleyecegi soyleniyor. Buna da sasirmak mumkun degil. Nasil izlemesin. Ama daha fazla can kaybi olmasin, bu bitsin de onu da hallederiz. Orasi bir sekilde hallolacak onemli olan simdi bunu olabildigince az hasarla atlatmak diye dusunuyorum.

Hala bunun dis guclerin bir oyunu (her ulkede olduguna gore uzaylilar falan sanirim bu sefer dis gucler), ya da bbiyolojik bir silah oldugunu savunanlar var. Sussunlar istiyorum. Ama sagolsunlar bilim insanlari verilerle susturmuslar onlari. Inceleyip labaratuar ortaminda olusturulamayacak bir virus demisler. Su ortamda bir de komplo teorilerine hic ama hic tahammulum yok.

Bir ofke var benim icimde. Evet bir olup, bbirlik olup bunu yenecegiz, gececek bitecek diye olumlu kalmaya calisiyorum ama icimde bir ofke var. Bunu ongoremeyenlere ofkeliyim mesela. Taa aralik ayinda o canim doktoru dinlemeyenlere en cok ofkeliyim. Sonra Cinden ucuslari direk kapamayanlara. Bize bir sey olmaz ya diyenlere. hala sokakta dolasanlara. 

Biz de cikiyoruz tabi. Markete gidiyoruz falan. Ama bahsettigim hani hala kafelere gidenler. hala restoranlarda olanlar. hala vvizir vizir dolasanlar.

bir de sokaga cikmak zorunda olan kesim var. Ingilterede her is yeri kapanmadi mesela. E Turkiyede de oyle. Onlar da nasilsa sokakta diyenler. En cok onlara kiziyorum. Disari cikmak zorunda olanlar icin olan riski de arttirdiklari icin. Bir dizlerini kirip oturamadiklari icin.

Tarihi bir donem. Tum dunya salteri indiriyor yavas yavas. Italyadaki gibi sokaga cikma yasaklari kapida diyorlar. sasmiyorum. Olacak. 

ama bitecegine inanmak istiyorum. Bir yerde bitecegine.

Bir iki guzel haber de var. Hollanda antibody bulduk deniyoruz demis,. Amerika ve Cin asiya yaklastik demis. Umarim dogrudur. Cunku sanirim asi ya da ilactan baska care yok :(

Ve bizim ailemizden de benim guzel olduguna inanmak istedigim haberler var. dayimin isin tedavisi basladi. Ve akcigerine biyposi yapildi. Onun sonuclarina gore tedavi baslayacak.

Insallah tedavi baslar guzelce devam eder ve bu hastalik biter gider.

Inanmak istiyorum. Iyi dusunmek istiyorum.

Sonucta her sey cok guzel olacak...



<

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails