16 Mart 2020 Pazartesi

Uzamasin daha fazla...

Dayimin hasta oldugunu ogrenmemin ustunden tam 9 gun gecti bugun. Cumartesi gunu abimin beni arayip Gulcin dayim hastaymis demesinin ustunden tam 9 gun gecti bugun.

O 9 gunde ben defalarca agladim. Izmire gitmek icin defalarca plan yaptim. Ve defalarca o planlardan vazgectim. Defalarca kabuslar gordum. Defalarca kendimi bulutlarin icindeymis gibi hissettim. Defalrca dayimla konustum. Defalarca yengemi aradim. Defalarca ah orada olsam diye dusundum durdum. Ve defalarca orada olamayacagimi yuzume vurdu hayat. 

Orada olamiyorum. Cunku her yer Corona. Ve Corona en cok kanser hastalarini etkiliyor. Hele dayim akciger kanseri iken oraya gitmek hayal bile olamiyor. Insan ruyasinda bile ona bu virusu tasidigini dusundugunde delirecek gibi oluyor.

Su 9 gunde hayat bambaska bir yere akti. Dunyanin her yerini korona sardi. Biz burada Ingilterede evdeyiz, arkadaslarim Almanya'da, Turkiye'de, Ispanya'da Dubai'de, Italya'da... 

Insanlar alisveris yapiyor. Oradan oraya kosuyor. Internette durun yerinizde nidalari yukeslyor. Hayat bir turlu durmuyor. Durmuyor. Corona an be an etrafimizi sariyor.

Denize uygun bir dille her seyi anlattik. Dayimin durumunu anlattik. Coronayi anlattik. Ama ben yetiskin halimle bunlarla basa cikamazken onun cikmasini beklemek de nasil olacak ki? Cok anlatmak istemiyorum. Korksun istemiyorum. Ona surekli anne ve baba her seyi hallediyor Deniz diyorum. Bizim yetiskin hayatlarimiza bile fazlayken bunca sey, benim 3,5 yasindaki kuzum nasil anlayabilsin ki?

Zaten ben bile neyi anlayacagimi bilemiyorum. Dayimin hastanede olmasini anlayamiyorum. Neden ki? Benim dayim cok iyiydi ki. Benim dayim saglikliydi ki. O hep benim dayim. O hep Izmirde varolan. O hep basim sikisinca benim arayacagim. Benim dayim neden hastanede ki...

Bu Corona da ne ki? Biz daha 1 ay once bu bahar her ay bir yere gidelim diye konusuyorduk. Ailemiz saglikliydi, her sey yolundaydi. Ispanyaya gidecektik. Budapestede gezecektik. Deniz tatili mi sehir tatil mi yapalim diye karar vermeye calisiyorsuk Ozanla. Simdi nasil Izmir'e dahi gidemiyor olabiliriz ki...

Aklim almiyor. Ben Martta Izmir'e gidecektim kizimla. Yengemlere kahvaltiya gidecektik. Sonra sahile inecektik. Dayim Deniz'e balon alacakti yine. Kahve icecektik beraber. Deniz'in huysuzluklarina gulecektik. Yengem onunla kuduracakti. Biz dayimla hangisi cocuk bunlarin ya diye sakalasacaktik.

Simdi dayim hastanede. Ben izmir'e ne zaman gidebilecegim bilmiyorum. Annemler eve kapandilar. Onlar da korksun istemiyorum ama evet eve kapanmalari en dogru olan su an.

Ve ben kendimi bir filmin icinde gibi hissediyorum. BItse de ciksak salondan. Ciksak da annemi arasam anne biz haftaya geliyoruz Denizle desem. Sen yengemlerle konus, cumartesi hemen onlara gidelim desem. Hadi bitse de su film biz artik hayatimiza geri donsek. Hani herkesin saglikli oldugu hayatimiza. Kahvaltiyi evde mi sahilde mi yapalim diye konustugumuz hayatimiza. Ve almak zorunda oldugumuz tek kararin bu oldugu gamsiz hayatimiza. Hadi bitsin artik su film. Uzamasin daha fazla...

5 Mart 2020 Perşembe

Mini Deniz

Bugun burada Dunya Kitap Gunu. Cocuklar krese, okula sevdikleri bir kitap kahramani gibi giyinerek, yanlarinda da o kahramanin oldugu kitabi goturerek gidiyorlar. Sonra gun boyunca kitaplarla ilgili aktiviteler yapiyorlar. 

Deniz kreste oldugu ilk sene Elmer olarak gitmisti. Elmerli bir pijama almistim ona. onu giymisti :) Kucuck cocuga nasil o polyester kostumleri giydireyim butun gun icinde olacak?

Gecen yil saniyorum bu zamanlarda Turkiyedeydik ve ozel bir kostum giymeden gitti. Diye hatirliyorum.

Bu sene de aklimda bir sey yapmak yoktu acikcasi. Evde bir iki kostumu var onlardan giyer dedim.

Dun, evden calisiyorudm ve islerimi erken bitirince - daha dogrusu hic ama hic calisamadigimi farkedince - hadi dedim Denizi erken alayim gezelim azcik. Gezmek de parka gidiyruz ama dun cok yagmur vardi kafeye giiti, o kadar :)

Neyse krese gittim, ogretmeni dedi ki Deniz yarin cindrella mi olacakmis? Aa dedim oyle miymis :) Vallahi butun gun ben cindrella olucam dedi dediler. Hayde buyur buradan yak :)

Neyse beraber kafeye gittik, kitapciya ugradik eve donduk. Evdeki kostumleri cikardim. Nereden bulayim son anda sindrella :)

Hic aklimda yokken bir de mini kostumu yarattim ona evdekilerle ve kendisi onu secti!

Sabah bayila bayila gitti krese. Aman girince bir elbisesini gostermeler bir kurulmalar bir nazlar. Bayiliyor ilgi gorsun. Neyini eksik ettik de boyle oldu bilmiyorum ama kendisi hakikaten iltifat edildin, ilgi gorsun bayilan bir cocuk.

Deniz onemli olan snein begenmen giydiklerini desem de gercegimiz bu. Deniz icin su anda etraftan aldigi begeni cok onemli. Umarim hep boyle kalmaz, bu da bir asamadir. Ben boyle seylerin diyasiya yasanmasi gerektigine inaniyorum. Su an buna mi ihtiyaci var ok, istesin ilgi, gorsun ilgi icinde kalmasin. Belki de boyle boyle gelisiyor iste kisilik.

Ya da bizimki ilgi seven bir insan olacak. Bunu da yasayip gorecegiz.

Bu da bizim evin minisi. Kafasinda da kulaklari var ama buraya tumden fotosunu koymuyorum buyrun instagrama bekleriz :)




3 Mart 2020 Salı

Tul perde

Bazi gunler insanin cani hicbir sey yapmak istemiyor ya, benim icin bugun o gunlerden biri.

Ben boyle gunleri gozumde tul perde varmis gibi hissediyorum diye acikliyorum. Sanki etrafa bir tul perdenin arkasindan bakiyormusum gibi geliyor. Bir turlu netlesmiyor goruntu. Bir turu etrafimda olanlari tam olarak algilayamiyorum. tansiyonum yukselmis ya da dusmus de ucuyormusum hissi. Hic guzel bir his de degil.

BU ara oyle cok sey ust uste geldi ki. Virusu zaten yazmistim. Turkiyeye gidemeyip brada kapana sikilmis hissini yasamak bana zaten agir gelirken gecen hafta bir suru baska sey de oldu. Sehitler. 34 sehit. Bu sadece bize soylenen. Dahasi biz onlara uzulurken hala orada olan askerler. Sonra botlarla sinir gecmeye calisan cocuklar. Benim isim bu diye aciklamalar  yapan insan tacirleri. Hangisini sayayim?

Aklim almiyor. En basitinden benim aklim artik bunlari alamiyor. Cok bunalmis hissediyorum. Gozume tul perde inmis hissinden kastim bu.

Ama gayet boyle hissetmeye zerre kadar hakkim olmadiginin da farindayim. Kimim ki ben su durumda bunalmis ya da yorgun hissedecek?

Ben var ya kendi dunyamin en sansli insanlarindan biriyken, ailemde cok sukur saglik sorunlariylaa bogusmuyorken, saglikli normal bir cocuk buyutuyorken, sevdiklerimden kimsenin asker yolunu elim yuregimde beklemiyorken... Kimim ki ben yorgun hissedecek uzgun hissedecek. Hakkim yok biliyorum.

Artik aciya dair bir sey yazmaya da hak goremiyorum kendimde. Sahip oldugum oyumla o aciyi bitiremiyorum ben. O yuzden zerre kadar o aci hakkinda konusma hakkim da yok artik.

Susup sadece yuregi yananlara saygi gostermeye calisiyorum.

Cocuklarini yuceltmek istiyorlarsa basimla bir. Alirim en suslu cumlelerimi agzima. Annesi baabsi sevdigi oyle istiyorsa sehitligi overim, askerligi bile overim ikisine de zerre kadar inanmasam da. Aileleri istiyorsa yaoarim.

Aileleri feryat ediyorsa, sessizce kenarda o feryadi dinlerim. Hicbir sey demeden, hicbir sey yapmadan.

Aileleri isyan ediyorsa, isyanlari basim uzerine.

Aileleri tevekkul ediyorsa tevekkulleri basim ustune.

Onlarin her seyi yapmaya hakki var. 

Ben kimseyi sehit, kahraman, gogsumuzu kabartan diye cagirma hakki goremiyorum kendimde. Ben resimlere bakinca gencecik insanlar goruyorum. Sadece onlara uzuluyorum.

Aileleri ne derse o, benim bir oyum durduramiyorken bu savasi onlar ne derse o sadece...

27 Şubat 2020 Perşembe

Corona

An be an yayiliyor. Kendimi bir korkku filminin icinde gibi hissediyorum.

Kendi adima korkuyorum.

Onemseme diyenlere saskinlikla bakiyorum. Nasil onemsemeyecegiz. Sadece yaslilar oluyor korkma diyorlar. E oldu o zaman mi diyecegiz. Ben diyemiyorum.

Bir kere virusun yayildikca guclenen bir seymis gibi geliyor bana. Ama bilimsel aciklamalar oyle demiyor sanirim. Yayildikca olduruculugu azaliyormus galiba. Bu kismi tam analamadim acikcasi. Bildigim tek sey ben gerceekten korkuyorum.

Ofise giderken metroya biniyorum. Londra metrosu muhtemeldir ki yeryuzunun en pis yerlerinden biri. Orada olan mikrobun, pisligin hicbir havalaninda olmadigi kanisindayim. E hal boyleken ben gercekten korkuyorum elimde degil.

Denizin kreste olmasi da ayri bir sey. Kreste kac tane cocuk va, Hangisininannesi babasi seyahatten dondu, hangisinin abisinin ablasinin okulundaki arkadaslari nerelere gitti? Bunlari bilmek, kontrol etmek mumkun mu? degil.

Bugun UK 2 kisi daha hastaliga yakalandi. Boylece sayi 15 oldu. 
Bugun et balik vs hepsini cok iyi pisirerek yyin, ciftlik vs gibi yerlerdeki hayvanlardan uzak durun diye Dunya saglik orgutu aciklama yapti. Insan dusunuyor yeni bir sey mi oldu?

Zaten Dunya saglik orgutu pandemic olacak diyor. Ama ulkeler yok sayiyor. Sirketler yok sayiyor. Neye guveniyorlar anlamiiyorum. Anlayamiyorum.

Ama dedigim gibi kendi adima ben korkuyorum.

mart ayinda bir Denizi alip Izmire gidesim vardi. Ama ondan da korkuyorum. Kendimden ya da Denizden cok anneme bir sey tasimaktan korkuyorum. Otur oturdugun yerde Gulcin diyorum kendime. Otur.

Boyle zamanlarda yani gitmek isteyip de snein kontrolun disinda olan sebeplerden dolayi Turkiyeye gidemeyince cok kotu hissediyor insan kendini. Bu da gurbetciligin mayasinda var. En azindan istedigin an gidebilmek ya da gidebilecek olmak insani rahatlatan bir sey. Ama ben su an buna cesaret edemiyorum.

Bir iki haftaya cozulecek diyen var. Nisanda cozulecek diyen var. Bu yaz boyle gececek diyen var. Yani bilinmezligin icindeyiz u an.

Daha fazla insan olmeden bitse keske.
keske.

24 Şubat 2020 Pazartesi

Gurbet cocuklugu

Bu haftasonu Cumartesi gunu Denizin arkadaslari ile bir kafede bulustuk. Cocuklar kelimein tam anlami ile kudururken biz de kahve icip sohbet ettik. 

3 yas cok guzel. Cunku kendi kendilerine oynadiklari sure uzuyor. Tehlikenin daha farkindalar (ki Deniz hep sikkatli bir bebek/cocuk oldu) dolayisiyla surekli baslarida durup gozetlemek gerekmiyor. O yizde cocuklar oynarken biz kahve ictik cumlesi gercek anlamiyla kullanilabiliyor. Su ana kadar cocuklar oynadi biz kahveictik daha cok onlarin pesindeyken arada sogumus kahvemizi yudumladik seklinde kullaniliyordu ama artik oyle degil :) Ha bundan gittigimiz kafede kamerali bir sistemin olmasinin etkisi buyuktu. Bir de Denizin bir arkadasinin abisi onlarlaydi. DOlayisiyla gercekten guzel bir denge oldu :)

Deniz kres arkadaslariyla kres disinda zaman gecirmeyi hep cok sevdi, hep cok seviyor. Dolayisiyla Cumartesi onun mutlu oldugu, dolayisiyla bizim de mutlu oldugumuz bir gun oldu :)

Pazar gunu de bizim arkadaslarimizla beraberdik. BUrada, Londrada bizim taa universiteden arkadaslarimiz var. Ne yazik ki hepimiz sehrin ayri bir kosessinde oturdugumuz icin ve onlar cocuksuz ciftler oldugu icin cok sik gorusemiyoruz. Ama boyle arada toplaniyoruz. Ve bize bu toplanmalar cok iyi geliyor.

Bu sefer Guven ve Ezgilerdeydik. Otirduk hepbirlikte leziz yemekler yedik, sohbet ettik. Ve Deniz abla/abi, amca/teyzeleriyle doyasiya oynadi.

Ortamin tek cocugu olmak dezavantaj gibi gorunse de, orada yalniz kalacak  oynayacak kimse olmayacak diye insan bir an dusunse de oyle olmuyor aslinda. Ortamin tek cocugu olmak ilgiyi tamaen Denize yoneltiyor. Bunda bizim cocuk seven arkadaslarimizin etkisi buyuk.

Deniz Hakanla kosturmaca oynamaya, resim yapmaya, Gulbenle oturup sohbet etmeye bayiliyor. Ne zaman bir araya gelsek onunla surekli oynayan en az bir yetiskin olmasina ise daha cok bayiliyor. Dolayisiyla bizim kadar Denize de iyi geliyor bu toplasmalar. Seviliyor, simariyor, simariyor.

Deniz yalniz bir cocuk. Evet surekli arkadaslariyla bir araya getiriyorz falan. Ama nihayetinde bu cocuk neredeyse tum akrabalarimizdan uzakta buyuyor. Sana cok duskun diyorlar. E nasil olmasin? Ben Denizjn annesiyim ve yanimizda olmayan tum akrabalarimizdan bir parcayim. Diger parca da babasi. Denizin bize duskun olmasindan daha dogal bir sey yok benim gozumde. Bir sekilde sevgiyi tamamliyorlar, bize de duskun olmasa kiminle tamamlasin?

O yuzden boyle bizim arkadaslarimizla bir araya gelmesine, simartilacak kadar sevilmesine ayrica seviniyorum ben. Bence her cocugun boyle cok sevilmeye hakki var. Boyle uzaklarda bazen Denizin o hakkini elinden aliyormusuz gibi geliyor bana. 

Turkiyede olsa ne cok sevilecegini biliyorum. Kalabalik bir ailenin icinde olacak. Sevilecek, simartilacak. Ve kalabalik bir arkadas gurubumuz oldugundan bir de oyle bir sevgiyle kusatilacak. Sanki bu hayati secerek onun bu hakkini elinden aliyormusuz gibi geliyor bazen bana. Hayat yaptigimiz tercihlerin sonuclarinin toplami. BU da bizim yaptigimiz bir tercih ve bundan en cok etkilenen artik Deniz.

Ben cok kalabalik bir ortamda buyudum. Bir suru kuzenim vardi, halalar, dayilar, komsular, annemin arkadaslari. Sanirim kafamdaki cocukluk kavrami bu oldugundan simdi Denizin cocuklugunda bu eksik gibi geliyor bana. Ama alidan Deniz kendi cocuklugunun dinamikleri icinde yasiyor. Karsilastirma yapmamali belki...

Ama iste insan cocugu icin en iyisi olsun ister diyorlar ya, belki de dogru. Ben oyle en iyi kiyafet, oyuncak vs pesinde hissetmedim hic kendimi. Ama Deniz dogdugundan beri sevgisi hep eksiksiz olsun istedim. Onu sevmedigim, ona sevdigimi soylemedigim, o mis kokulu yanaklarini ensesini opmedigim gun olmasin istedim. Yaptim da bunlari. iste sanirim ona bagli olarak, bizim disimizdaki sevgisinde olusan mecburi (fiziksel) eksiklikler beni en cok yaralayan.

Ama sunu biliyorum. Sundan eminim. Denizin yaninda olmasa da onu cok seven bir ailesi, secilmis teyzeleri amcalari var. Umarim bunun, bu etrafindaki sevginin hep farkinda olur benim minik gurbet cocugum.
Baska da dilegim yok...

Bunlar da ilginizi cekebilir

Related Posts with Thumbnails